GENEL - 21 Mart 2012 Çarşamba 10:28

21. YÜZYILIN EN ÖNEMLİ HASTALIОI TÜBERKÜLOZ OLARAK AÇIKLANDI

A
A
A
21. YÜZYILIN EN ÖNEMLİ HASTALIОI TÜBERKÜLOZ OLARAK AÇIKLANDI

Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği Tüberküloz Çalışma Grubu Başkanı ve Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayşe Yüce, "24 Mart Dünya Tüberküloz Günü" nedeniyle yaptığı açıklamada, hastalığın 21. yüzyılın en önemli sağlık sorunlarından biri olduğuna dikkat çekti.
Profesör Yüce, dünyanın en eski hastalığı olan tüberkülozdan yılda 1.7 milyon kişinin hayatını kaybettiğini ve bunun 0.4 milyonunu HIV pozitif kişilerin oluşturduğunu belirtti. Profesör Yüce, Dünya Sağlık Örgütü`nün (WHO) 2010 yılı verilerine göre, yılda 9.4 milyon yeni olgunun bildirildiğini, bunun yüzde 35`ini de kadınların oluşturduğunu ifade etti. Prof.Dr. Yüce, dünyada tüberkülozun en yaygın olduğu bölgenin yüzde 55 ile Asya Kıtası olduğunu, en yaygın görüldüğü ilk beş ülke sıralamasında Hindistan,
Çin, Güney Afrika, Endonezya ve Nijerya`nın yer aldığını belirterek şöyle konuştu: "Türkiye`de Dünya Sağlık Örgütü`nün 2010 verilerine göre yılda 15.183 yeni olgu bildirilmekte, bunların 879`u 15 yaş altı çocuklar, 581`i ise HIV ile enfekte kişilerdir. Tüberküloz hastalarının büyük çoğu genç yaşta (15-59 yaş grubu) olduğu görülmektedir."
Tüberküloz tedavisinde kullanılan az sayıda etkili ilaç olduğunu anlatan Yüce, sözlerine şöyle devam etti: "Yeni olgularda tedavi başarısı oldukça yüksek olup hastalığın eradike edilmesinde erken tanı ve düzenli tedavi çok önemlidir. Ancak düzenli tedavi yapılamazsa direnç kazanmış bakterilerle oluşan çoğul ilaca dirençli tüberküloz (ÇİD-TB) olguları ortaya çıkar ki bu kişiler toplum için büyük bir sorun oluşturmaktadır. Ülkemizdeki ÇİD-TB oranının yüksek olması, uygulanmakta olan tüberküloz kontrol
programlarının Dünya Sağlık Örğütü hedeflerine ulaşılmasında yetersiz kaldığını düşündürmektedir. Son yıllarda dünyada az sayıda yaygın ilaç dirençli (YİD-TB) olguları da bildirilmeye başlanmıştır. Mart 2010 itibariyle tüm dünyada 58 ülkeden en az bir yaygın ilaç dirençli olgu bildirilmiş olup, önümüzdeki yıllarda yaygın ilaç dirençli vakaların sayısının yıllık 25 binlere varacağı düşünülmektedir. Ülkemizde de az sayıda YİD-TB olguları bildirilmeye başlanmıştır."
Tüberkülozdan korunma ve kontrolünde aşı çalışmalarının devam ettiğini anlatan Profesör Yüce, sözlerini şöyle sürdürdü: "Halen kullanılmakta olan BCG aşısına alternatif olarak 200`den fazla yeni aşı adayı geliştirilmiş, 11 yeni aşı adayında klinik çalışmalara başlanmıştır. Ayrıca, Sağlık Bakanlığı Verem Savaş Daire Başkanlığı (VSDB) koordinasyonu ile sürdürülen Ulusal Tüberküloz Kontrol Programı (UTP) kapsamında Tüberküloz olgularının tanımlanması, takibi ve ülke düzeyinde ilaç direncinin
belirlenebilmesi için `İlaç direnci sürveyans sisteminin kurulması planlanmış ve 2012 yılı itibarı ile `Ulusal Antitüberküloz İlaç Direnci Laboratuvar Sürveyans Ağı` pilot çalışmaları kapsamında öncelikli olarak Ankara ve İstanbul illerinde laboratuvarlar arası standardizasyonun sağlanmasına yönelik çalışmalar başlatılmıştır."
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gümüşhane Torul’da kar altında ayı nöbeti Gümüşhane’nin Torul ilçesine bağlı Kızılüzüm Yaylası’nda, Mart ayında aç kalan bir ayının evine verdiği büyük hasarın ardından pes etmeyen Hüseyin Çolakoğlu, yeni bir saldırıyı önlemek için kar esaretine rağmen "ayı nöbeti" tutuyor. Elektriğin olmadığı, ulaşımın kapandığı yaylada kar suyunu eriterek hayatta kalan Çolakoğlu, doğaya karşı verdiği bu amansız mücadeleyle dikkat çekiyor. ilçeye bağlı Yücebelen köyü sınırları içerisinde yer alan ve denizden yaklaşık 2 bin 200 metre yükseklikteki Kızılüzüm Yaylası, bugünlerde sıra dışı bir bekleyişe sahne oluyor. Kış uykusundan uyanan ayıların yayladaki evlere zarar vermesi, yaylacıları zorlu kış şartlarında nöbet tutmaya mecbur bıraktı. Trabzon’un Şalpazarı ilçesinde ikamet eden ve yaz aylarını Gümüşhane’nin serin yaylalarında geçiren Hüseyin Çolakoğlu, geçtiğimiz Mart ayında yayla evinin bir ayı tarafından talan edildiğini fark etti. Ayının pencere çerçevelerini kırarak içeri girdiği, mutfak dolaplarından televizyon sehpasına kadar tüm eşyaları parçaladığı evde büyük maddi hasar meydana geldi. Hasarı kendi imkanlarıyla onaran Çolakoğlu, ayının bölgeden uzaklaşmadığını fark edince, ikinci bir saldırıyı önlemek adına yaylada kalma kararı aldı. Kar suyu içerek su ihtiyacını karşılıyor Nisan ayının başında yeniden etkili olan yoğun kar yağışı ile birlikte yayla yolları ulaşıma kapandı. Kızılüzüm Yaylası’ndaki evinde mahsur kalan Çolakoğlu, elektriğin olmadığı yaylada, ısınma ihtiyaçlarını soba ile karşılarken su ihtiyacını ise kapı önündeki karları eriterek gideriyor. Yolların kapalı olması nedeniyle yaylada mahsur kaldıklarını belirten Çolakoğlu, "Ayı evimi berbat etti. İkinci kattaki çerçeveyi kırıp içeri girmiş, alt kata inip dolapları yıkmış. Onca emeğimizi ziyan etti. Şimdi tamir ettik ama tekrar gelmesinden korkuyoruz. Mecburiyetten buradayız" ifadelerini kullandı.