SAĞLIK - 17 Aralık 2025 Çarşamba 12:53

Albert Einstein’ın mezun olduğu Zürih Üniversitesi’nden Dr. Humayun Kakar’a büyük onur

A
A
A
Albert Einstein’ın mezun olduğu Zürih Üniversitesi’nden Dr. Humayun Kakar’a büyük onur

İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Uzm. Dr. Humayun Kakar, İsviçre Zürih Üniversitesi’nde yürütülen ve dünyanın en saygın kalp yetersizliği programları arasında yer alan ileri uzmanlık eğitimini 60 hekim arasında 2’ncilikle tamamlayarak, Avrupa Kardiyoloji Derneği tarafından "Kalp Yetersizliği Uzmanı" unvanına layık görüldü.


İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi Kardiyoloji Bölümü hekimlerinden Uzm. Dr. Humayun Kakar, Albert Einstein’ın doktora eğitimini aldığı üniversite olan İsviçre’de Zürih Üniversitesi / University Hospital Zurich (USZ) bünyesinde yürütülen ve uluslararası alanda yüksek saygınlığa sahip 2 yıllık Kalp Yetersizliği İleri Uzmanlık Eğitim Programı’nı (PCHF - Advanced Studies in Heart Failure) üstün bir başarıyla tamamladı. Dünyanın farklı ülkelerinden katılan 60 hekim arasından 2’ncilik derecesi elde eden Dr. Kakar, gösterdiği akademik ve klinik performansla ödüle layık görüldü. Programın başarıyla tamamlanmasının ardından Uzm. Dr. Humayun Kakar,Avrupa Kardiyoloji Derneği (ESC) ve Avrupa Kalp Yetersizliği Derneği (HFA) tarafından resmi olarak "Kalp Yetersizliği Uzmanı (Heart Failure Specialist)" unvanı almaya hak kazandı.



"Bu başarıyı ülkeme ve hastalarıma hizmet etmek için taşıyorum"


Elde ettiği başarıya ilişkin değerlendirmede bulunan İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Humayun Kakar, şu ifadeleri kullandı: "Bilim tarihine yön vermiş, Albert Einstein’ın doktora yaptığı ve kardiyoloji alanında ilklerin yaşandığı Zürih Üniversitesi’nde bu eğitimi almak benim için büyük bir onurdu. Programı 2’ncilik derecesi ve ödülle tamamlamak ise ayrı bir gurur kaynağı oldu. Avrupa Kardiyoloji Derneği ve Avrupa Kalp Yetersizliği Derneği tarafından ‘Kalp Yetersizliği Uzmanı’ olarak onaylanmak, mesleki yolculuğumda çok kıymetli bir aşama. Burada edindiğim bilgi ve deneyimi, ülkemizde ve görev yaptığım hastanemde hastalarımın yaşam kalitesini artırmak için kullanacak olmaktan büyük mutluluk duyuyorum."



‘Bilim tarihine yön veren bir merkezde ileri uzmanlık’


Zürih Üniversitesi, yalnızca tıp alanında değil, bilim tarihinde de önemli bir yere sahip köklü bir kurum olarak öne çıkıyor. Albert Einstein’ın doktora eğitimini aldığı üniversite olan Zürih Üniversitesi, aynı zamanda modern kardiyolojinin dönüm noktalarından birine de ev sahipliği yaptı. 16 Eylül 1977’de, Zürih Üniversitesi Hastanesi’nde görev yapan Andreas Grüntzig, dünyada ilk kez kalp damarına balon anjiyoplasti (PCI) işlemini gerçekleştirerek girişimsel kardiyolojinin temellerini attı. Dr. Kakar’ın eğitim aldığı bu merkez, bugün de kardiyoloji alanında öncü çalışmalarını sürdürmeye devam ediyor.



Albert Einstein’ın mezun olduğu Zürih Üniversitesi’nden Dr. Humayun Kakar’a büyük onur

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Aydın Geleceğin doğa gönüllüleri EKODOSD’u inceledi Aydın’ın Kuşadası ilçesinde ilkokul öğrencileri, kurdukları doğa araştırma grubuyla EKODOSD’u ziyaret ederek nesli tehlike altındaki canlıları ve doğayı koruma yollarını öğrendi. Aydın’ın Kuşadası ilçesinde 4. sınıf öğrencileri, doğaya olan ilgileriyle örnek bir çalışmaya imza atarak kendi aralarında Doğa Unsurlarını Koruyan Patiler (DUK Patiler) adını verdikleri bir doğa araştırma grubu kurdu. Doğa ve çevre bilinci kazanmak adına etkinlik gerçekleştiren minikler, bu kapsamda Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği’ni (EKODOSD) ziyaret etti. Öğretmenleri eşliğinde dernek binasına gelen minik öğrenciler, bölgede nesli tehlike altında bulunan canlılar ve bu canlıların korunması için yapılabilecek çalışmalar hakkında bilgi aldı. Ziyaret sırasında öğrenciler, merak ettikleri sorularla dernek yetkililerini adeta soru yağmuruna tuttu. Çocukların doğaya olan ilgisi, öğrenme isteği ve heyecanının dikkat çektiğini ifade eden EKODOSD Başkanı Bahattin Sürücü, genç nesil kendilerine umut verdiğini belirterek "İlkokul 4. sınıf öğrencileri, öğretmenleri Esra Mantar ile birlikte derneğimizi ziyaret ettiler. Kendi aralarında Duk Patiler adını verdikleri bir doğa araştırma grubu kurmuşlar. Gözlerindeki merak, doğaya olan sevgileri ve içten heyecanları görülmeye değerdi. Doğayı seven, araştıran ve sorgulayan bu güzel çocuklarla, hayallerini gerçeğe dönüştürebilmeleri için neler yapabileceklerini birlikte konuştuk. Her birinin içinde büyüyen doğa sevgisini görmek, geleceğe dair umutlarımızı güçlendirdi. Dernek binamızı gezen öğrencilere EKODOSD’un çalışmalarını anlattık. Çevre kirliliğinin kara ve deniz canlıları üzerindeki etkilerini paylaştık. Önümüzdeki ay okullarında bir araya gelerek bu konuları daha geniş bir sunumla anlatmak üzere sözleştik. EKODOSD’u ziyaret eden bir diğer okul ise İzmir Kiraz Ortaokulu öğrencileri oldu. Dernek üyemiz Profesyonel Tur Rehberi Mustafa Aktaşoğlu ve öğretmenleri eşliğinde derneğimizi ziyaret eden öğrencilere, doğa koruma çalışmaları panolar üzerinden aktarıldı. Bu yaş grubundaki çocukların doğaya olan ilgilerinin, bilgi düzeylerinin ve öğrenme isteklerinin ne kadar yüksek olduğunu görmek umut vericiydi. Umarız bu heyecanları hiç sönmez ve kendi gelecekleri olan doğaya sahip çıkarlar" dedi.
Samsun Avrupa ödüllü dev kütüphane eylülde kapılarını açıyor Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, "Avrupa’nın en iyi kamu binası mimarisi" ödülüne layık görülen ve Türkiye’nin en büyük kütüphanelerinden biri olma özelliği taşıyan dev projenin "Mustafa Demir Şehir Kütüphanesi" adıyla eylül ayında kapılarını açacağını söyledi. Samsun Büyükşehir Belediyesi, Türkiye’nin en büyük kütüphanelerinden birini Samsun’a kazandırıyor. Atakum ilçesi Mimarsinan Mahallesi Türkiş mevkisinde bulunan kütüphane tamamlandığında bin 98 oturma alanı ve 525 bin kitap kapasitesi ile hizmet verecek. 5 bin 200 metrekare arsa içinde 27 bin 570 metrekare inşaat alanına sahip proje, 3 bodrum kat, 1 zemin kat, 5 normal kat ve teknik kat olmak üzere 10 kattan oluşuyor. Her detayın özel olarak tasarlandığı projede kitaplıklar, serbest çalışma alanları, toplantı ve seminer salonları, çocuk kütüphanesi, sergi salonları, etkinlik atölyeleri, bireysel ve grup çalışma alanları, medya gösteri alanları, hobi alanları, araştırma merkezi, kafe, restoran ve bahçe etkinlik alanları yer alacak. Kütüphane, 7’den 70’e herkese hitap edecek şekilde planlandı. ’Engelsiz Samsun’ mottosuna uygun olarak projede görme engellilere yönelik okuma salonu da bulunacak. İngiltere’de düzenlenen 2023 International Property Awards (Avrupa Gayrimenkul Ödülleri) yarışmasında "Avrupa’nın en iyi kamu binası mimarisi" ödülüne layık görülen projenin bitiş tarihi ve ismi, Başkan Halit Doğan tarafından açıklandı. "Kütüphaneyi eylül ayına kadar açmayı planlıyoruz" İHA’ya yaptığı açıklamada inşaatın uzun sürdüğünü belirten Başkan Doğan, "Kütüphane inşaatı biraz uzun sürdü. Biz de bunun farkındayız. Müteahhitten kaynaklı yavaşlamalar oldu. Proje çok büyük ve teferruatlı bir iş. İçerisindeki çalışmalar, dış cephesinden daha uzun sürdü. Çok güzel, Samsun’a yakışır önemli bir eser ortaya çıkıyor. Kütüphane projesi ödüllü bir proje. Ödüllü olması da kütüphaneye ayrı bir değer katıyor. Haziran ayı sonu müteahhit ile anlaşma sürecimiz tamamlanacak ama iç tefrişat eksikliklerimizle birlikte okulların açıldığı dönemde, yani eylül ayı gibi açmış oluruz diye planlıyoruz" dedi. "Adı Mustafa Demir Şehir Kütüphanesi olacak" Kütüphaneye merhum eski Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Demir’in adının verileceğini açıklayan Başkan Doğan, "Kütüphanenin adını ‘Mustafa Demir Şehir Kütüphanesi’ koymayı arzu ettik. Mustafa başkanımızın şehir kütüphanesine emeği çoktu. Ailesiyle de görüştük. Onlar da isminin verilmesinden mutlu olacaklarını ifade ettiler. Kütüphane, eylülde ’Mustafa Demir Şehir Kütüphanesi’ olarak hizmete açılacak" diye konuştu.
Konya Evini ilaçlatan ailenin 2 yaşındaki kızları ölümden döndü Konya’da tahta kurusundan dolayı evini ilaçlatan vatandaşın 2 yaşındaki çocuğu zehirlenerek hastanelik oldu. İlaçlama işleminde alüminyum fosfit kullanıldığını öğrenen baba, firma hakkında şikayette bulundu. Olay, 7 Nisan Salı günü merkez Selçuklu ilçesi Buhara Mahallesi Tevazu Sokak’ta 3 katlı binanın birinci katındaki dairede meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, dairede yaşayan Ertuğrul Öksüz tahta kurularının çocuğunu, eşini ve kendisini ısırmasının ardından evini ilaçlatmak için internet üzerinden bir firma ile anlaştı. Evde ilaçlama için alüminyum fosfit kullanan firma çalışanları, 16 saat sonra eve girilebileceğini belirterek ayrıldı. Ertuğrul Öksüz ve ailesi ilaçlamadan yaklaşık 32 saat sonra eve girdi ve temizlik işlemlerinin ardından yattı. Sabah saatlerinde çocuk ve annesinin kusması üzerine aile hastaneye giderken, 2 yaşındaki çocuk yoğun bakıma alındı. Ertuğrul Öksüz savcılığa giderek şikayetçi oldu. Tahta kuruları için evini ilaçlatan Ertuğrul Öksüz, "Leyla’yı tahta kuruları ısırdı, sonra eşimi ısırdı, sonra beni ısırdı. Ben de internetten araştırarak bu şirketi buldum. Bayağı işte ünlü olduğunu falan okudum internette. Kesin çözüm sunduklarını söylediler tahta kuruları hakkında. Bizler de onlara inanarak, önce iş yerlerini giderek, görerek bu işlemi gerçekleştirdim. Ücret konusunda 5 bin liraya anlaştık kendileriyle ve ücretin ödemesini sağladık. Daha sonrasında tahta kurularını komple bitirdiler, aileyi de komple bitirme yolunda bir adım atmaya çalıştılar. Çok şükür sabah erken müdahalemle bu konu Allah’ın izniyle gerçekleşmedi" dedi. "Hastanede organofosfattan dolayı zehirlendiğini dile getirdiler" Olay gününü anlatan Öksüz, "Geçtiğimiz 7 Nisan Salı günü akşam saatlerinde evi ilaçlama işlemi gerçekleştirdi. Daha sonrasında şahıslar bir gün sonra veya 16 saat sonra eve girebileceğimizi söylediler bizlere. Biz de çarşamba akşamı saat 22.00 sıralarında evi havalandırıp, temizledikten sonra çocuğum ve eşimle beraber eve girdik. Perşembe sabahı kızım Leyla aşırı bir şekilde kusmaya başladı. Eşim de aynı şekilde kustuğunu ve göremediğini söyledi. Bunun üzerine yakın olduğu için hemen Beyhekim Devlet Hastanesi’ne geçtik. Orada direkt Leyla’nın hayati tehlikesinin olduğunu söylediler ve hastanede organofosfattan dolayı zehirlendiğini dile getirdiler. Daha sonrasında ambulansla Şehir Hastanesi’ne kızımın sevki yapıldı. Kızımın 5 gün kadar bir yoğun bakımda yatış süreci gerçekleşti. Bu süreçte sorduğumuz zaman bizlere Leyla’nın organofosfattan dolayı zehirlendiğini, kan değerleri yüksek olduğu için bu şekilde yatacağını söylediler. Aynı zamanda da Leyla’nın yoğun bakımda kaldığı 4. gününde doğum gününü yaptık ufak bir kutlamayla. Bu sonuçta çok büyük ihmaller çerçevesinde gerçekleştirilen bir olay. Şahıslar alüminyum fosfit kullandıklarını bize söylemediler. Zaten evlerde, dairelerde kullanılması yasak olan bir ilacı kullanmışlar. Hatta o gün ben onlarla beraber ev ilaçlamasında da girmiştim. Özellikle kendi cebinden saklayarak çıkardığı gri uzun ince bir kutu vardı, bu kutu içerisindeki ilacı çıkararak koydu odalara. Leyla’nın odasına 7-8 tablet koydu, yatak odasına da aynı şekilde 7-8 adet koydu. Bunların ne olduğunu sorduğumda ‘Önemli bir şey değil, yarım saat ile 45 dakika sonra patlar ve temizlik yaparken bunları mutlaka elektrik süpürgesiyle çekin’ dediler. Temizlik yapmam gerektiğini söylediler. Çok şükür Leyla yoğun bakımda 5 gün yattıktan sonra 2 gün de serviste yattı. Şu an pedagoglarla görüşmelerimiz devam ediyor. Leyla’nın psikolojik olarak artık tek başına yoğun bakımda yattığı için korkuları var. İlaçlama şirketlerinin denetimlerinin sıklaşmasını talep ediyorum. Çünkü bugün Leyla kurtuldu, erken müdahale ettik. Fakat başka bir ailenin başına gelmemesi için ilaçlama şirketlerinin evde alüminyum fosfit kullanması veya buna benzer diğer ilaçları kullanması kesin şekilde yasak. Fakat el altından tedarik etmelerine izin verenler var. Komple çok sağlam bir denetime ihtiyaç var. İstanbul’da gurbetçi ailemizin otelde vefat ettiğinde kullandıkları ilacın da zaten alüminyum fosfit olduğu tespit edilmiş. Yani onlarla kullanılan ilaç bizim evde kullanılan ilaçlarla tamamen aynı. Hakeza Konya’daki vefat eden ailemizin çocuğu da aynı ilaç ile zehirlenmiş" şeklinde konuştu. "7-8 adet alüminyum fosfitin tabletleri bulundu" Olayla ilgili gerekli şikayetlerini yaptıklarını anlatan Öksüz, "Şikayetçi olduk. Olay yeri inceleme ekipleri, savcılık talimatıyla evden bu alüminyum fosfitten kalıntı olan külleri gri şeklinde bir kül bırakıyor. İncelemeleri yaptılar, numuneleri her odadan aldılar. Yani hem Leyla’nın odasında hem yatak odasında toplamda 7-8 adet alüminyum fosfitin tabletleri bulundu. Gerekli cezayı almaları için var gücümle savaşacağım" diye konuştu.