SAĞLIK - 13 Mayıs 2026 Çarşamba 09:23

Beynimiz 30’lu yaşlarda küçülmeye başlıyor

A
A
A
Beynimiz 30’lu yaşlarda küçülmeye başlıyor

Nörolog Doç. Dr. Mustafa Seçkin, beynin 30’lu yaşlardan itibaren küçülmeye başladığına dikkat çekerek, Alzheimer’a karşı en etkili korunma yönteminin "bilişsel rezervi artırmak" olduğunu söyledi. Doç. Dr. Seçkin, "Sosyal olarak aktif olmak, müzik enstrümanı çalmak, spor yapmak, iyi beslenmek, kaliteli uyumak bilişsel rezervi arttırırken, tembel ve sedanter bir yaşam, kötü uyku ve kötü beslenme alışkanlıkları, alkol ve sigara kullanımı, stres ve hava kirliliği, tarım zehirleri gibi çevresel toksinler bilişsel rezervin azalmasına yol açar" dedi.


Acıbadem Kent Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Seçkin, davranış nörolojisi ve sağlıklı yaşlanma konusunda önemli açıklamalarda bulundu. Davranış nörolojisinin; beyin hasarı ve nörolojik hastalıkların davranış, bellek ve diğer bilişsel işlevler üzerindeki etkilerini inceleyen bir alt uzmanlık alanı olduğunu ifade eden Seçkin, "Bellek, dikkat, konuşma, anlama, planlama, karar verme gibi işlevlerin yanı sıra kişilik değişiklikleri ve duygudurum bozuklukları da bu alanın kapsamındadır. Özellikle yaşlı bireylerde yeni ortaya çıkan davranışsal değişimler ciddiye alınmalıdır" diye konuştu.



"Yaşam süresi uzadı, ancak kalite aynı oranda artmadı"


Tıptaki gelişmeler sayesinde 90-100 yaşın artık olağan hale geldiğini belirten Doç. Dr. Seçkin, "Hatta yeni hedef 150 yaş. Ancak uzun yaşam süresine aynı ölçüde yaşam kalitesi ekleyemedik. Bunun en önemli nedenlerinden biri Alzheimer ve benzeri nörodejeneratif hastalıklar." dedi. Demans ile Alzheimer’ın sıkça karıştırıldığını vurgulayan Seçkin, demansın ilerleyici bilişsel bozukluk tablosu olduğunu, Alzheimer hastalığının ise demansa en sık yol açan hastalık olduğunu kaydetti.



Alzheimer sinsi ve yavaş ilerliyor


Alzheimer hastalığında beyinde anormal amiloid ve tau proteinlerinin biriktiğini belirten Seçkin, bu sürecin 10-20 yıl gibi uzun bir dönemde yavaş yavaş ilerlediğini ifade etti. İleri evrede hasarın geri döndürülemediğine dikkat çeken Seçkin, bu yüzden erken tanının hayati önem taşıdığını kaydetti. Unutkanlık ve kafa karışıklığının her zaman Alzheimer anlamına gelmediğini belirten Seçkin; beyin tümörleri, enfeksiyonlar, hidrosefali, beyin-damar hastalıkları ve COVID sonrası gelişen beyin sisi gibi farklı nedenlerin de benzer belirtilere yol açabileceğini söyledi.



60’lı yaşlar bilgeliğin zirvesi


Yaş almanın sadece olumsuz yönleri olmadığını dile getiren Seçkin, sözlerini şöyle sürdürdü: "Beynimiz 30’lu yaşlardan itibaren küçülmeye başlar. Bu da yaşlanmanın olumsuz etkilerini, özellikle 60 yaşından itibaren yaşamamıza neden olur. Bu yaş grubunda beyin-damar hastalıkları, hipertansiyon, diyabet gibi hastalıkların da beyin üzerindeki olumsuz etkileri belirginleşmeye başlar.


Öte yandan 60’lı yaşlar beynin sinaptik yoğunluğunun en yüksek olduğu dönemdir. Sinaptik bağlantıların yoğunluğu yaşla beraber artan bir bilişsel rezerve sahip olmamıza yardımcı olur. Bu bilişsel rezerv çevresel ve diğer biyolojik faktörlerden de etkilenir. Ancak bu yaşlarda beynimiz en yüksek muhakeme gücüne ulaşır. Hafif unutkanlık eşlik etse de, bilgelik 60’lı yaşlardan itibaren ortaya çıkar. Sosyal olarak aktif olmak, müzik enstümanı çalmak, spor yapmak, iyi beslenmek, kaliteli uyumak bilişsel rezervi arttırırken, tembel ve sedanter bir yaşam, kötü uyku ve kötü beslenme alışkanlıkları, alkol ve sigara kullanımı, stres ve hava kirliliği, tarım zehirleri gibi çevresel toksinler bilişsel rezervin azalmasına yol açar. "



Alzheimer’dan sonra en sık neden: Lewy cisimcikli demans


Öte yandan Alzheimer’dan sonra demansa en sık neden olan hastalığın Lewy cisimcikli demans olduğunu belirten Seçkin, bu hastalığın Parkinson’a benzer bulgular gösterebildiğini söyledi. Yürüme bozuklukları, titreme, düşmeler ve REM uykusu davranış bozukluğunun tipik belirtiler arasında yer aldığını kaydetti. 65 yaş altında ise en sık görülen demans tipinin frontotemporal demans olduğunu belirten Seçkin, bu hastalarda kişilik ve davranış değişikliklerinin ön planda olduğunu ifade etti.



Risk faktörlerine dikkat


Genetik yatkınlığın önemli olduğunu belirten Seçkin; hareketsizlik, sosyal izolasyon, kötü beslenme, alkol tüketimi, düşük eğitim düzeyi ve hava kirliliğinin Alzheimer riskini artırdığını söyledi. Seçkin, işitme ve görme kaybının tedavi edilmemesinin de riski yükselttiğini belirtti.



Egzersiz beyni onarıyor


Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Seçkin, fiziksel egzersizin beyin sağlığı üzerindeki etkisine de dikkat çekti. Seçkin, "Kardiyovasküler egzersiz ile direnç egzersizlerinin birlikte uygulanması, Alzheimer’ın ilerlemesini en etkili şekilde yavaşlatan yöntemdir. Egzersiz sırasında kaslardan salgılanan bazı moleküller beyin onarımına katkı sağlar." dedi.


Yaşam tarzı değişiklikleri ile ilaç tedavisinin birlikte yürütülmesinin başarıyı artırdığını ifade eden Seçkin, yeni geliştirilen anti-amiloid ilaçların hastalığın patolojisini hedef aldığını ve genetik tedaviler konusunda da umut verici gelişmeler yaşandığını sözlerine ekledi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir İzmir Ekonomi’de ‘3 günlük’ bahar coşkusu İzmir Ekonomi Üniversitesi’nde (İEÜ) üç gün süren ‘Bahar Şenliği’ etkinlikleri, coşkulu bir konserle sona erdi. Amfitiyatroda sahne alan Türk rock müziği gruplarından Dolu Kadehi Ters Tut; enerjisi, sahne performansı ve sevilen şarkılarıyla izleyenlere unutulmaz bir gece yaşattı. Alanı dolduran öğrenciler ve mezunlar, şarkılara hep bir ağızdan eşlik ederek baharın gelişini büyük heyecanla kutladı. İzmir Ekonomi Üniversitesi Bahar Şenliği etkinlikleri, kampüs genelinde adeta bir festivale dönüşürken; dans gösterileri, müzik performansları, spor turnuvaları, yarışmalar ve çeşitli aktiviteler öğrencilerden büyük ilgi gördü. Şenlik kapsamında gerçekleşen Müzik Festivali’nde Grup Turuncu’nun yanı sıra Boğaziçi Üniversitesi’nden çok sesli ‘Popapella pop korosu’, Fırat Üniversitesi’nden ‘Perçin’ rock topluluğu, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nden ‘Rock topluluğu’ ve Yıldız Teknik Üniversitesi’nden ‘Şebnem Ferah Tribute’ de sahne alarak gençlere keyifli anlar yaşattı. Dans Festivali’nde ise birçok üniversitenin dans ekipleri, nefes kesen gösterileriyle izleyenleri büyüledi. Öğrenci kulüplerinin açtığı stantlar yoğun ilgi görürken, düzenlenen ödüllü yarışmalar ise heyecanı artırdı. Doyasıya eğlendiler Kampüsün farklı noktalarına kurulan yiyecek-içecek alanlarında ise öğrenciler, hem geleneksel lezzetleri hem de dünya mutfağından örnekleri tatma imkanı buldu. Zengin menü seçenekleri gençlerden tam puan aldı. Şenliğin zirve noktası ise amfitiyatroda gerçekleşen kapanış konseri oldu. Final gecesinde sahne alan Dolu Kadehi Ters Tut, eşsiz performansıyla gençlerin büyük beğenisini kazandı. Alanı dolduran binlerce öğrenci ve mezun, konser boyunca grubun şarkılara eşlik ederken, eğlencenin tadını doyasıya çıkardı.
Manisa Başkan Dutlulu’dan Manisalılara su faturalarında indirim müjdesi Manisa Su ve Kanalizasyon İdaresi (MASKİ) Genel Müdürlüğü 2026 yılı 1. Olağan Genel Kurulu Toplantısı’nın ilk oturumu, Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu başkanlığında gerçekleştirildi. Genel kurulun açılışında konuşan Başkan Dutlulu, Manisalı vatandaşların ekonomisine katkı sağlayacak önemli bir gelişmeyi paylaşarak, su faturalarında ortalama yüzde 15 oranında indirime gidileceğinin müjdesini verdi. Planlanan düzenlemenin detaylarını aktaran Başkan Besim Dutlulu, su tüketim kademelerinde yapılacak değişiklikle faturaların aşağı çekileceğini belirtti. Birinci kademenin 10 metreküpten 12 metreküpe, ikinci kademenin ise 20 metreküpten 22 metreküpe çıkarılacağını ifade eden Dutlulu, bu hamleyle toplamda 48 bin 786 abonenin ödemelerinde hissedilir bir düşüş yaşanacağını vurguladı. Ayrıca abonelik süreçlerindeki mali yükü hafifletmek adına depozito bedellerinde 5 taksite kadar ödeme kolaylığı sağlanacağını belirten Başkan Dutlulu, özellikle mekanik sayaca geçmek isteyen vatandaşların üzerindeki maliyet baskısını azaltmayı hedeflediklerini dile getirdi. "Maliyetin çok altında fiyatlandırma yapıyoruz" Artan elektrik maliyetlerine rağmen halkı koruyan bir politika izlediklerini söyleyen Başkan Dutlulu, suyun maliyetinin çok altında bir bedelle vatandaşa ulaştırıldığını ifade etti. Şehrin su sorununu kökten çözmek için baraj yatırımlarının kritik önemde olduğunu hatırlatan Dutlulu, Gürdük Barajı’nın isale hattının tamamlanmasıyla Akhisar’ın sorununun çözüleceğini, Manisa merkez için de yeni baraj projeleri üzerinde çalıştıklarını belirtti. Desteklerinden dolayı AK Parti Manisa Milletvekili Bahadır Yenişehirlioğlu’na teşekkür eden Başkan Dutlulu, baraj yatırımlarının artmasıyla birlikte su maliyetlerinin de kalıcı olarak düşeceğini sözlerine ekledi. Genel kurulda faaliyet raporuna ilişkin sunum yapan MASKİ Genel Müdürü Ali Kılıç ise mali disiplin ve kaynak yönetimine dikkat çekti. 1 milyon 477 bin nüfusa 2 bin 261 personel ile kesintisiz hizmet verdiklerini belirten Kılıç, iklim değişikliği ve kuraklık tehdidine karşı su arzı güvenliğini en stratejik hedef olarak belirlediklerini ifade etti.
İzmir Egeli bilim insanı Prof. Dr. Çilingiroğlu, Avrupa’nın en prestijli ödülüne layık görüldü Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Çiler Çilingiroğlu’nun koordinatörlüğünü yürüttüğü "Kültürel Miras Alanlarında Deprem Hasarının Değerlendirilmesi" projesi, Avrupa’nın en prestijli ödüllerinden biri olan Europa Nostra Ödülü 2026’ya layık görüldü. Avrupa’nın miras alanındaki en prestijli ödüllerinin 2026 yılı kazananları açıklandı. Bu yıl, Avrupa Miras Ödülleri - Europa Nostra Ödülleri kapsamında, Avrupa Birliği’nin Creative Europe Programı’nın ortak finansmanıyla, kıta genelinde 18 ülkeden 30 örnek proje ve miras savunucusu ödüle layık görüldü. Bu yılın kazananlarından üçü, Creative Europe Programı’na dahil olmayan Birleşik Krallık ve Türkiye’den geldi. Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Çiler Çilingiroğlu’nun koordinatörlüğünü yürüttüğü "Kültürel Miras Alanlarında Deprem Hasarının Değerlendirilmesi" projesi, Avrupa’nın en prestijli ödüllerinden biri olan Europa Nostra Ödülü 2026’ya layık görüldü. Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı, kültürel mirasın korunması alanında Avrupa’nın önemli ödülüne layık görülen Prof. Dr. Çiler Çilingiroğlu’nu ve proje ekibini tebrik ederek başarılar diledi. Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023’te meydana gelen ve Türkiye’nin güneydoğusundaki 11 ili etkileyen depremlerin ardından, kültürel miras alanlarında oluşan hasara ilişkin güvenilir bilginin son derece sınırlı olduğu günlerde Prof. Dr. Çiler Çilingiroğlu, sosyal medya üzerinden yaptığı çağrıyla meslektaşlarını ve yurttaşları tarihi alanlardaki hasarı belgelemeye davet etti. Kısa süre sonra Akdeniz Üniversitesinden uzaktan algılama uzmanı Doç. Dr. Nusret Demir’in de katılımıyla çalışmalar genişletildi. Aralarında arkeologlar, restoratörler, mimarlar, mühendisler ve öğrencilerin bulunduğu elliden fazla gönüllünün katkısıyla dijital bir izleme sistemi oluşturuldu. Kamuoyundan gelen bildirimler radar uydu analizleriyle birleştirilerek 1500’den fazla miras alanındaki hasar belgelendi ve afet müdahalesi için açık erişimli bir kaynak oluşturuldu. Bu çalışma; 2026 Europa Nostra Ödülleri’nde, ’Yurttaş Katılımı ve Farkındalık Yaratma’ kategorisinde Türkiye’yi temsil eden "Kültürel Miras Alanlarında Deprem Hasarının Değerlendirilmesi" projesi olarak kazananlar listesine adını yazdırdı. Bu yılki ödüller için, 40 Avrupa ülkesinden kurumlar ve bireyler tarafından toplam 261 geçerli başvuru yapıldı. Ödül Jürisi değerlendirmesinde, girişimin doğal afet sonrası hızlı harekete geçmenin kültürel mirasın korunmasına katkısını ortaya koyduğunu; yurttaş bilimi, açık veri ve uzaktan algılamayı yenilikçi biçimde bir araya getirdiğini vurguladı. Kazananlar, 28 Mayıs 2026 tarihinde Lefkoşa Belediye Tiyatrosu’nda gerçekleştirilecek Avrupa Miras Ödülleri Töreni 2026 kapsamında ödüllendirilecek. "Kültürel Miras Alanlarında Deprem Hasarının Değerlendirilmesi" Yürütülen çalışma ile ilgili bilgi veren Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Çiler Çilingiroğlu, "6 Şubat 2023’te, 7.8 ve 7.5 büyüklüğündeki iki yıkıcı deprem, Türkiye’nin güneydoğusunu ve Suriye’nin kuzeyini vurdu; arkeolojik ve tarihî miras açısından son derece zengin bir bölgede yer alan on bir ili etkiledi. Afet bölgesi, UNESCO Dünya Mirası Alanları arasında yer alan Göbekli Tepe, Arslantepe, Nemrud Dağı ile Diyarbakır Kalesi ve Hevsel Bahçeleri’ni kapsamaktadır. Felaketin ardından geçen ilk günlerde, kültürel miras alanlarında meydana gelen hasara ilişkin güvenilir bilgi oldukça sınırlıydı. Birkaç gün içinde, sosyal medya üzerinden meslektaşlarımızı ve yurttaşları tarihi alanlardaki hasarı belgelemeye davet eden bir toplumsal çağrı yaptık. Kısa süre sonra, Akdeniz Üniversitesinden uzaktan algılama uzmanı Doç. Dr. Nusret Demir ile iş birliği yapmaya başladık. Ardından yapılan ikinci bir çağrıyla, bilgiye dayalı ortak bir veri tabanı oluşturmaya destek verecek gönüllüleri davet ettik. Aralarında arkeologlar, restoratörler, mimarlar, mühendisler ve öğrencilerin bulunduğu elliden fazla gönüllü bu çağrıya yanıt verdi" diye konuştu. "Bin 500’ün üzerinde arkeolojik ve tarihi alan belgelendi" Ekibin sosyal medya platformları üzerinden bir izleme sistemi kurduğunu ifade eden Prof. Dr. Çiler Çilingiroğlu, "Gönüllüler, etkilenen illerdeki sakinlerden, kurtarma ekiplerinden, gazetecilerden ve meslektaşlardan fotoğraflar ile raporlar toplandı. Sahadan gelen bu gözlemler, uluslararası bilimsel iş birlikleri kapsamında paylaşılan uydu görüntüleriyle birleştirildi. Temel veri setlerinden biri, deprem sonrası yapısal ve arazi hasarını tespit etmek için uydu tabanlı SAR kullanan NASA/Caltech ARIA Damage Proxy Maps oldu. Yurttaş gözlemleri ile uydu analizlerinin bir araya getirilmesi, bölgedeki kültürel miras alanlarında meydana gelen deprem hasarına ilişkin ilk büyük ölçekli genel değerlendirmelerden birinin ortaya çıkmasını sağladı. On bir il genelinde 1.500’den fazla arkeolojik ve tarihi alan belgelendi ve değerlendirildi. Sonuçlar önemli örüntüleri ortaya koydu. Kayıt altına alınan hasarın en büyük bölümünü Osmanlı Dönemi’ne ait yapılar oluştururken, tarih öncesi höyükler çoğu zaman daha yüksek yapısal dayanıklılık gösterdi. Veri seti, sismik olaylara karşı en kırılgan miras alanı türlerinin belirlenmesine yardımcı oldu ve koruma planlaması ile acil müdahale süreçleri için değerli bilgiler sağlandı" dedi. "Afetlerin ardından ölçeklenebilir bir model ortaya koyuldu" Projenin temel çıktılarından birinin açık erişimli bir dijital kaynağın oluşturulması olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Çiler Çilingiroğlu, "Ekip, toplanan verileri araştırmacılar, miras uzmanları ve yerel topluluklar için erişilebilir kılan bir makalenin yayımlanmasının ardından, 2025 yılında etkileşimli bir çevrimiçi harita başlattı. Girişim herhangi bir bütçe olmadan yürütüldü ve tamamen gönüllü emeğine ile açık erişimli verilere dayandı. Doğal afetlerin ardından hızlı miras değerlendirmesi için ölçeklenebilir ve düşük maliyetli bir model ortaya koydu. Bu yaklaşım, açık veri, uydu görüntüleri ve koordine yurttaş katılımı kullanılarak başka bölgelerde de uygulanabilir" diye konuştu.
Kayseri Melikgazi Belediyesi’nin yardım tırları Gazze’ye doğru yola çıktı Melikgazi Belediyesi işgalin gölgesinde yaşam mücadelesi veren Gazze halkını yalnız bırakmıyor. İsrail’in binlerce sivil masumu acımasızca katlettiği Gazze’ye yardım için, Melikgazi Belediyesi yeni yardım tırlarını uğurladı. Melikgazi Belediyesi tarafından bugüne kadar yatak, yorgan, battaniye, yastık vb. yardım malzemelerinden oluşan 30 tırlık malzeme, Gazze’ye gitmek üzere yola çıktı. İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarını, son yüzyılda görülen en büyük zalimlik olarak nitelendiren Melikgazi Belediye Başkanı Doç. Dr. Mustafa Palancıoğlu, yaptığı açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Gazze’yi unutmadık, hiçbir zaman da unutmayacağız. Belki son yüzyılda gördüğümüz en büyük zalimliklerden bir tanesini, masum insanların ölümünü canlı yayında bütün dünya izliyor. Biz elimizden gelen desteği vermek durumundayız, oradaki masum sivilleri, yavrularımızı hatırlamak zorundayız. Onlara dualarımız devam ediyor; bunun yanında da elimizden geldiğince imkanlarımızı seferber ediyoruz. Bugüne kadar toplamda 30 tırlık malzemeyi Gazze’ye gönderiyoruz. Yardım tırı olarak giden araçta yatak, yorgan, battaniye, yastık gibi herhangi bir metal içermeyen malzemeler mevcut. Çünkü kapıdan girerken sıkıntı olmayacak malzemeler olması lazım. Emeği geçen tüm arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. Başta Başkan Yardımcım Turan Bey olmak üzere tüm arkadaşlarımız hakikaten özveriyle çalıştılar. Cenab-ı Allah inşallah daha önce gönderdiğimiz gibi bu tırların da güvenli bir şekilde Gazze’ye ulaşmasını nasip eylesin. Dua ediyoruz, inşallah buradaki kardeşlerimizin çektiği sıkıntılar son bulur, güvenli ve rahat bir şekilde hayatlarına devam ederler. İsrail’in yapmış olduğu bu zulüm de tarihe bir kara leke olarak geçecektir."