ÇEVRE - 28 Mart 2026 Cumartesi 12:31

Bilim insanları Körfez’in geleceğini konuştu

A
A
A
Bilim insanları Körfez’in geleceğini konuştu

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin "Sağlıklı Körfez" hedefiyle düzenlediği Uluslararası İzmir Körfez Konferansı, ikinci gününde dünyanın önde gelen bilim insanlarını bir araya getirdi. Tarihi Havagazı Fabrikası’nda gerçekleştirilen konferansta, İzmir Körfezi’nin geleceğine dair bilimsel çözüm önerileri masaya yatırıldı. Körfezdeki zararlı alg patlamalarından organik çökeltilere kadar birçok kritik konuya çözüm arandı. Çeşitli ülkelerden katılan uzmanlar, İzmir Körfezi için doğal temizlik yöntemlerinden biyoteknolojik uygulamalara kadar geniş bir yelpazede öneriler sundu.


İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin "Sağlıklı Körfez" hedefi doğrultusunda "Körfez İçin Bir Adım Daha" başlığıyla düzenlediği Uluslararası İzmir Körfez Konferansı, ikinci gününde de alanında uzman isimleri bir araya getirdi. İzmir Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı koordinasyonunda; İZSU, İZPA ve İZDENİZ iş birliğiyle Tarihi Havagazı Fabrikası’nda gerçekleştirilen konferansta, körfezin geleceğine yönelik bilimsel çözüm önerileri masaya yatırıldı. Çeşitli ülkelerden katılan uzmanlar, İzmir Körfezi için doğal temizlik yöntemlerinden biyoteknolojik uygulamalara kadar geniş bir yelpazede öneriler sundu.



ABD’li uzmandan modifiye kil önerisi


ABD Ulusal Zararlı Alg Patlamaları Ofisi Direktörü Prof. Dr. Donald Anderson, "Deniz Sularında Zararlı Alg Patlamalarının Kontrolü: Kavramlar, Mevcut Durum ve Gelecek Beklentileri" başlıklı sunum yaptı. Körfezde yürütülecek çalışmaların bölgeye uygun olmasının daha sağlıklı sonuçlar vereceğini belirten Anderson, kil uygulamalarının önemine dikkat çekti. Kilin herhangi bir olumsuz etkisinin bulunmadığının bilindiğini vurgulayan Anderson, "İzmir Körfezi’nde alg patlamalarının ardından körfezin dibine bakmalısınız. Orada neredeyse tüm canlılar hayatını kaybediyor. Bu nedenle yürütülecek çalışmalarda kil uygulaması daha etkili bir yöntem olacaktır" dedi.



"Alg patlamaları çevre dostu yöntemlerle önlenebilir"


Japonya Civil Engineering Research Institute for Cold Regions’dan Dr. Nobuharu Inaba, konuşmasına katılımcıları Türkçe selamlayarak başladı. Doğu Japonya depremine ait bir fotoğraf paylaşan Inaba, arama kurtarma çalışmalarına katılan Türk ekiplerine teşekkür etti. "Biyolojik HAB Kontrolü" başlıklı sunumunda zararlı alg patlamalarına değinen Inaba, deniz çayırları ve makroalglerle ilişkili bakterilerin bu sorunun kontrolünde önemli rol oynayabileceğini belirtti. Inaba, "Zararlı alg patlamaları sürdürülebilir ve çevre dostu yöntemlerle önlenebilir. Ancak deniz ortamında bu tür uygulamalar oldukça zordur. Bu nedenle deniz çayırları ve yosun yataklarının korunması, izleme çalışmalarının artırılması ve bu alanların yeniden kazandırılması büyük önem taşıyor" dedi.



"Hastanın tek bir tedaviyle kurtulması mümkün değil"


Ege Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Nuri Azbar, "İzmir Körfezi’nde Oksijen Restorasyonu" başlıklı sunumunda körfezin oksijen yetersizliği nedeniyle yaşadığı sorunlara dikkat çekti. Körfezi bir hastaya benzeten Azbar, "Durumu ağır bir hastayla karşı karşıyayız. Uygulanan tedaviler yeterli değil. Tek bir yöntemle iyileşmesi mümkün değil; doğayla uyumlu, uzun vadeli çözümlere ihtiyaç var. Körfezin nefes alabilmesi için sürekli temizlik ve oksijen desteği şart" dedi.



"Biyokütle kazanımını hızlandıracak sistem inşa etmek zorundayız"


Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi’nden Prof. Dr. Göknur Şişman Aydın, "Mikroalg ve Entegre Sistem Uygulamaları ile Körfez Ekosistemlerinin Sürdürülebilir Restorasyonu" başlıklı sunumunda ekosistem bazlı çözümlere vurgu yaptı. Aydın, "Uygulamalar ekolojik, ekonomik ve sürdürülebilir olmalı. Dereler artık atık su taşıyor; Gediz dahil 25 havzada kirlilik sorunu var. Bu nedenle dere ağızlarında besin yükünü yakalayacak tampon bölgeler oluşturmalı ve biyokütle kazanımını hızlandıracak sistemler kurmalıyız. Mikroalg perdeleri ve kafesler bu konuda çözüm olabilir" şeklinde konuştu.



Prof. Dr. Altuğ: "Körfez’deki birikimle savaşacak bakterileri artırmamız lazım"


İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Gülşen Altuğ, "Türkiye Denizlerinden İzole Edilen Bakterilerin Biyoteknolojik Kullanım Potansiyelleri" başlıklı sunumunda, Marmara Denizi’nde yaşanan müsilaj sorununa biyolojik çözüm yöntemlerini anlattı. Altuğ, zeolit aracılığıyla bakterileri deniz dibine aktararak organik maddeyi parçalayan faydalı bakterilerin sayısını artırmanın ekosistem için kritik olduğunu vurguladı. "Bakteriler iyiler, kötüler ve fırsatçılar olarak ayrılıyor. Organik madde arttığında iyilerin sayısını artırmak gerekiyor. Her alanın özgün şartlarına göre sorunu tanımlayıp müdahale etmeliyiz" dedi.



"Besin kirliliği toksik alg patlamalarını tetikliyor"


Berlin Teknik Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ferdinand L. Hellweger, "Zararlı Siyanobakteri Patlamaları: Ekoloji, Toksisite ve Yönetim" başlıklı sunumunda, su ekosistemlerini tehdit eden toksik alg patlamalarına dikkat çekti. Hellweger, besin kirliliğinin yüksek olduğu ortamlarda toksin üreten alg türlerinin arttığını vurguladı ve Kuzey Amerika’dan örnekler vererek yüksek kirliliğin toksik patlamaları tetikleyebileceğini söyledi. Ayrıca geliştirdikleri modellerle toksin üretimini tahmin ettiklerini ve sonuçların sahadaki verilerle uyumlu olduğunu belirtti.



Prof. Dr. Lök: "Midyelerle Körfez’in kirliliğini izleyip temizleyebiliriz"


Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aynur Lök, çift kabuklu canlıların suyu temizlemede etkili olduğunu vurguladı. Midyeler ve diğer çift kabuklular, planktonları, organik ve inorganik maddeleri, ağır metalleri, mikroplastikleri ve çeşitli kirleticileri filtreleyerek su kalitesini iyileştiriyor. Lök, "Midyeleri kullanarak körfezde kirliliği izleyebilir, atık suları arıtabilir ve ötrifikasyonu azaltabiliriz" dedi.



"Deniz hıyarları Körfez’in temizliğinde rol oynayabilir"


Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi’nden Doç. Dr. Mustafa Tolga Tolon, İzmir Körfezi’ndeki artan organik çökelti sorununa işaret etti. Tolon, deniz hıyarlarının "deniz tabanının temizlikçileri" olarak organik çökeltileri tüketip ekosistemin dönüşümüne katkı sağladığını belirtti. Yöntemin kontrollü uygulanması gerektiğini vurgulayan Tolon, "İyileşmeye yakın bölgelerde uygun alanlar belirlenmeli ve bu alanlar deniz hıyarlarıyla zenginleştirilmeli. Bu canlılar sürdürülebilir bir ekosistem için önemli" dedi.



Prof. Dr. Davidson: "Devlet müdahalesi şart"


İskoçya Deniz Bilimleri Derneği’nden Prof. Dr. Keith Davidson, erken uyarı sistemlerini anlattı. İskoçya’da alg patlamalarının doğal olduğunu ve Atlantik somonları ile kabukluları tehdit ettiğini belirten Davidson, 2013’te 70 kişinin kabuklu canlılardan zehirlendiğini hatırlattı. Alg patlamalarının İskoçya’da çok yaygın olduğunu vurgulayan Davidson, "Güvenliğin sağlanması için devletin müdahil olması gerekiyor. Potansiyel zararlı plankton ve toksinler takip edilmeli, sık analizlerle önceden tespit ve önlem alınmalı" dedi.



Dr. Yuan: "Modifiye kil ile körfezde hızlı iyileşme sağladık"


Çin Bilimler Akademisi Okyanus Bilimi Enstitüsü’nden Dr. Isaac Yongquan Yuan, İzmir Büyükşehir Belediyesi ile körfezde yürüttükleri çalışmaları anlattı. Yuan, "2024 yılında Büyükşehir Belediyesi ile düzenlenen çalıştayın ardından iş birliğimiz başladı. Modifiye kil uygulamasıyla mikroorganizmaların oranını yüzde 85 azalttık, zararlı türlerde düşüş gözlemledik. Balık ölümleri durdu, yaklaşık bir ay içinde suyun rengi normale döndü. Tek bir uygulamayla önemli sonuçlara ulaştık. Gelecekte daha kapsamlı kil temelli sistemler ve erken uyarı mekanizmalarına ihtiyaç var. İş birliğimizi sürdürmek istiyoruz" dedi.



Lenoro: "Kil uygulaması için devlet desteği şart"


İskoç Deniz Bilimleri Derneği’nden Anita Flores Lenoro, İskoçya’daki zararlı alg patlamaları ve modifiye kil uygulamalarını anlattı. Lenoro, "Acil bir durum var, özel sektör ve kamu birlikte hareket etmeli. Fon yetersiz kalabiliyor; hükümetin kaynak ayırması şart. Modifiye killer farklı toksinleri hedef alabiliyor. Önce suda hangi toksinler olduğunu bilmemiz ve doğru şekilde uygulamamız gerekiyor; aksi takdirde zarar verebilir" dedi.



Dünyadan İzmir Körfezi’ne bakış


Konferans kapsamında Amerika Birleşik Devletleri Purdue Üniversitesi Öğretim Üyesi David Clıdence, Vanderbilt Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Richard Dick Speece ile hazırladıkları "Düşük Çözünmüş Oksijen Seviyesine Sahip Su Kütlelerinde Oksijen Takviyesi Stratejisi" hakkında sunum yaptı. Malezya’dan Uluslararası Zararlı Algleri Araştırma Derneği (ISSHA) Başkan Yardımcısı Prof. Dr. PoTeen Lim ve Çin Bilimler Akademisi’nden Dr. Isaac Yongquan Yuan ise farklı coğrafyalardaki alg patlamalarının dinamiklerini ve ekolojik etkilerini İzmir örneğiyle karşılaştıran bir mesaj iletti.



Bilim insanları Körfez’in geleceğini konuştu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kocaeli 3 kişinin öldüğü, 2 kişinin yaralandığı saldırı uzun namlulu silahlarla gerçekleştirilmiş Kocaeli’nin İzmit ilçesinde 3 kişinin öldüğü 2 kişinin yaralandığı eğlence mekanına silahlı saldırıda yeni detaylar ortaya çıktı. Saldırının uzun namlulu silahlarla planlanarak gerçekleştirildiği öğrenildi. Bölgedeki güvenlik kameralarını saniye saniye izleyen polisin, saldırganları yakalamak için çalışması sürüyor. Olay, 27 Mart tarihinde saat 00.30 sıralarında Ömerağa Mahallesi Şahabettin Bilgisu Caddesi üzerindeki bir eğlence mekanında meydana geldi. Kimliği henüz belirlenemeyen kişi ya da kişiler, otomobille geldikleri mekana uzun namlulu silahlarla ateş açtı. Kurşunların hedefi olan işletmede büyük panik yaşanırken, saldırganlar kısa sürede olay yerinden uzaklaştı. Saldırıda işletme sahibi Volkan Berberoğlu (42), iş insanı ve Kocaelispor kongre üyesi Cem Özer (49), olaydan kısa süre önce emekliye ayrıldığı öğrenilen polis memuru Talip Çakır ile C.S. ve ismi öğrenilemeyen bir kişi yaralandı. İhbar üzerine olay yerine çok sayıda polis ve sağlık ekibi sevk edildi. Sağlık ekiplerinin yaptığı kontrolde Cem Özer’in olay yerinde hayatını kaybettiği belirlendi. Yaralılar, ilk müdahalelerinin ardından Kocaeli Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Ağır yaralanan Volkan Berberoğlu ile emekli polis memuru Talip Çakır, burada yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Olayda yaralanan 2 kişinin hastanedeki tedavisinin sürdüğü, yaralılardan birinin durumunun ciddiyetini koruduğu öğrenildi. Silahlı saldırıda hayatını kaybeden Volkan Berberoğlu Düzce’nin Akçakoca ilçesinde, Cem Özer İzmit’te, emekli polis memuru Talip Çakır ise Sakarya’nın Karasu ilçesinde kılınan cenaze namazlarının ardından toprağa verildi. Volkan Berberoğlu’nun ayrıca yaklaşık bir ay önce nişanlandığı ve evlilik hazırlığı yaptığı öğrenildi. Dehşet anları kameraya yansımıştı Saldırı anına ait güvenlik kamerası görüntülerinde, tramvayın geçmesinin ardından bir otomobilin eğlence mekanına yaklaşarak ateş açtığı, kapı önünde bulunan bir kişinin yere düştüğü, bir diğerinin ise park halindeki aracın arkasına sığındığı görülüyor. Şüphelilerin yaklaşık 5 saniye ateş ettikten sonra olay yerinden kaçtığı, ardından devriye polis ekiplerinin bölgeye koşarak geldiği anlar da kayıtlara yansıdı. Çok yönlü inceleme sürüyor Şüphelilerin saldırıdan kısa süre önce eğlence mekanına taş atarak içeridekileri dışarı çıkardığı tespit edilirken, bu sırada kapıya yönelen Cem Özer’in açılan ateşle vurulduğu belirlendi. Saldırının ardından olay yeri inceleme ekipleri ve Cumhuriyet savcısı bölgede detaylı inceleme yaptı. Çok sayıda boş kovanın bulunduğu olay yerinde deliller titizlikle toplanırken, polis ekipleri kaçan saldırganların kimliklerinin belirlenmesi ve yakalanması için çevredeki iş yerleri ile güzergah üzerindeki güvenlik kameralarını incelemeye aldı. Elde edilen görüntülerin tek tek değerlendirildiği, olayın tüm yönleriyle aydınlatılmasına yönelik çalışmaların sürdüğü bildirildi. Uzun namlulu silahlarla taradılar Saldırının kalaşnikof (AK-47) tipi uzun namlulu silahlarla gerçekleştirildiği belirlendi. Kurşun seslerinin cadde boyunca yankılandığı saldırıda, hedef alınan eğlence mekanına çok sayıda mermi isabet etti. Otomobille tramvay yolundan ilerleyen şüphelilerin, eğlence mekanına doğru uzun namlulu silahlarla ateş açtığı, yaklaşık 5 saniye boyunca ateş ettikten sonra olay yerinden kaçtığı tespit edildi.
Antalya Isparta’da yerel kalkınma hamlesi tanıtıldı: Dört stratejik alana yatırım çağrısı Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı öncülüğünde hazırlanan Yerel Kalkınma Hamlesi Programı’nın Isparta tanıtım toplantısı, ITSO Başkanı ve Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı Yönetim Kurulu Üyesi Metin Çelik ev sahipliğinde Isparta Ticaret ve Sanayi Odası (ITSO) Meclis Salonu’nda gerçekleştirildi. Toplantıya bölgenin kamu ve özel sektör temsilcileri yoğun ilgi gösterdi. Yerelden kalkınma vizyonu çerçevesinde hazırlanan ve Türkiye Yüzyılı Kalkınma Hamlesi’nin önemli bir ayağını oluşturan program, Isparta’nın potansiyelini temel alarak dört öncelikli yatırım alanına odaklanıyor. Toplantıda Isparta Vali Yardımcısı Adnan Tezcan Yerel Kalkınma Hamlesi teşvik sisteminin Isparta için ciddi fırsatlar barındırdığını vurgulayarak; "Önceki çalıştığımız yerlerde de kalkınma ajanslarının çok önemli işlere vesile olduğunu gördük, duyduk. Burada da BAKA’nın önemli konularda destekleri olduğunu biliyoruz. İnşallah hayırlı uğurlu olur, bereketli olur, verimli olur, faydalı olur" dedi. ITSO Başkanı Metin Çelik ise Isparta’ya özel olarak belirlenen yatırım konularının Isparta’nın potansiyelini ne denli güçlü yansıttığını bir kez daha gözler önüne serdiğini belirterek, "Gönlümden geçen bayağı bir talep olması, BAKA’yı yormamız, çalıştırmamız ki bu teşvikleri şehrimize kazandırmamız" dedi. Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı (BAKA) Genel Sekreteri Volkan Güler, konuşmasında Yerel Kalkınma Hamlesi’nin bölgeleri kendi güçlü yönleri üzerinden desteklediğini söylerken, programın sadece teşviklerle sınırlı olmadığını da hatırlatarak, yerel aktörlerin sürece dahil edilmesinin önemine değindi; Kamu yatırımları ve teşvik mekanizmaları elbette süreci kolaylaştırır, ancak işin asli sahibi özel sektör olacaktır. Biz Kalkınma Ajansları olarak bu sürecin kolaylaştırıcısıyız. Yatırımcılara rehberlik etmek, projelerini yönlendirmek ve başvuru süreçlerinde destek olmak bizim görevimiz. Bu noktada sanayicilerimizin ve girişimcilerimizin ilgisi belirleyici olacak. Yerelden gelen güçlü bir talep olduğu sürece, programın etkisi de katlanarak artacaktır" dedi. Son olarak, verilen desteklerin muhteviyatına da değinen Güler, "KDV istisnasından faiz desteğine, yatırım yeri tahsisinden makine desteklerine kadar çok kapsamlı bir sistem kuruldu. Bu nedenle tüm yatırımcılarımızı bu sürecin bir parçası olmaya davet ediyoruz" dedi. Isparta ili için belirlenen yatırım konularında, bölgenin tarımsal mirasını teknolojiyle buluşturan ve atıkları ekonomiye kazandıran projeler öne çıkıyor: "Gül ve Diğer Tıbbi Aromatik Bitki Özlerinden Katma Değerli Kozmetik Ürünleri ile Gıda Takviyesi Üretimi: Bölgenin simgesi olan gül ve tıbbi bitkilerin sanayiye entegrasyonu hedefleniyor. Mantar Kompostu Üretimi ve/veya Entegre Mantar İşleme Tesisi: Salamura ve konserve mantar gibi katma değerli işleme tesisleri desteklenecek. Meyve ve Atıklarından Katma Değerli Ürünler Üretimi: Meyve tozu, pektin, selüloz ve hemiselüloz üretimiyle sıfır atık ve yüksek verim amaçlanıyor. Akıllı Tarım Teknolojileri, Makineleri, Ekipmanları ve Aksamları Üretimi: GPS destekli makineler, otonom araçlar ve akıllı sulama sistemleri gibi yüksek teknolojili ekipman üretimine odaklanılacak". Başvuruların 2 Mart – 15 Mayıs 2026 tarihleri arasında yerelkalkinmahamlesi.sanayi.gov.tr adresinden alınacağı, yalnızca dijital ortamda yapılacak başvuruların detaylı fizibilite ve belge hazırlığı gerektirdiğini ifade edildi. Program sonunda soru-cevap bölümüyle devam eden toplantıda, yatırımcıların süreç hakkında merak ettiği konulara açıklık getirildi.