EĞİTİM - 30 Mayıs 2026 Cumartesi 10:39

Büyükşehir’in tekvando kursuna kadınlardan yoğun ilgi

A
A
A
Büyükşehir’in tekvando kursuna kadınlardan yoğun ilgi

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin kadınlara özel ücretsiz tekvando kursları yoğun ilgi görüyor. Kültürpark Celal Atik Spor Salonu’nda düzenlenen eğitimlere katılan kadınlar hem spor yapıyor hem de öz savunma becerilerini geliştiriyor. Kuşak sınavını başarıyla geçen kursiyerler, ilerleyen süreçte hakemlik ve antrenörlük gibi alanlarda kariyer yapma fırsatı da yakalıyor.


İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin kadınlara özel ücretsiz tekvando kursları yoğun ilgi görüyor. Kültürpark Celal Atik Spor Salonu’nda salı ve perşembe günleri düzenlenen eğitimlerde kadınlar hem spor yapıyor hem de öz savunma becerilerini geliştiriyor. Eğitim sürecinin ardından yapılan kuşak sınavında kursiyerler beyaz kuşaktan sarı ve yeşil kuşağa yükselirken, birçok katılımcı kursa başlama nedeninin kadına yönelik şiddete karşı kendini koruma isteği olduğunu ifade etti. İzmirli kadınlar sağlanan derslerden dolayı İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’a teşekkür etti.



"Kollarına altın bilezik takıyorlar"


Kurs hakkında bilgi veren antrenör Çetin Tül, kadınlara yönelik ücretsiz tekvando eğitimlerinin öz savunma amacı taşırken, mesleki fırsatlar da sunduğunu belirtti. Tül, kursiyerlerin lisanslı sporcu olarak eğitimlerine devam ettiğini ifade ederek, "Yaklaşık iki yıl sürecek eğitimin ardından hakemlik ve antrenörlük yapabilecekler. Kadınların hem kendilerini korumalarını hem de meslek edinmelerini hedefliyoruz. Her birinin koluna altın bilezik takarak hayatlarına devam ettireceğiz" diye konuştu.



"Kendimizi nasıl savunuruz tedirginliği yaşadıklarını söylüyor"


Antrenör Çetin Tül, kurs kapsamında haftada iki gün teknik ve kondisyon ağırlıklı çalışmalar yaptıklarını belirterek, kadınların büyük bölümünün kendini savunma kaygısıyla eğitime katıldığını söyledi. Yaklaşık iki yıl sürecek eğitim boyunca kursiyerlerin tekvandonun temel tekniklerini öğreneceğini ifade eden Tül, "Katılımcıların çoğu dışarıda kendimizi nasıl savunuruz endişesi taşıdığını söylüyor. Eğitimlerle aşama aşama kendilerini koruyabilecek seviyeye gelecekler. Amacımız, özgüveni yüksek ve topluma faydalı bireyler yetiştirmek" dedi.



"Bu çalışmayı çok değerli buluyorum"


Kadın liderliği ve genç yetenekler üzerine kariyer koçluğu yapan Arife Sezen Şahingün, kursa hem spor yapmak hem de kendini savunmayı öğrenmek amacıyla katıldığını söyledi. 13 yaşındaki kızının da İzmir Büyükşehir Belediyesi sayesinde tekvandoya başladığını belirten Şahingün, "Kadına yönelik şiddetin yoğun yaşandığı bir dönemde savunma amaçlı bir spor seçtik. Kadınlara ücretsiz sunulan bu çalışmayı çok değerli buluyorum" diyerek İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür etti.



"Eğitimler çok güzel geçiyor"


Kursiyer Gizem Demir, kadınların günümüz şartlarında kendini savunmayı öğrenmesinin büyük önem taşıdığını belirterek kursa İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin sosyal medya duyurusu sayesinde katıldığını söyledi. Tekvandonun yalnızca küçük yaşta başlanabilecek bir spor olmadığını ifade eden Demir, eğitimlerin verimli geçtiğini ve eğitmenlerin kendilerine büyük destek verdiğini dile getirdi. Demir, "Bir kadın olarak sokaklarda daha güvenli ve özgür yürümek isteriz. Ancak her şartta savunma sporlarının önemli olduğunu düşünüyorum. Bize bu imkânın sunulmasından dolayı teşekkür ediyorum" dedi.



"Kadınlar güçlü olmalı"


Kursiyer Nurcan Adagöz, küçük yaşlardan beri dövüş sanatlarına ilgi duyduğunu ancak bugüne kadar fırsat bulamadığını belirtti. Kadınların güçlü olması gerektiğini vurgulayan Adagöz, savunma tekniklerini öğrenmenin kendilerini daha güvende hissettirdiğini söyledi. Adagöz, "İnsanlar kendini savunabilmeli ama kadınlar buna daha çok ihtiyaç duyuyor. Teknik öğrendikçe kendinizi daha güvenli hissediyorsunuz. Bize bu imkanı sunduğu için Başkanımız Cemil Tugay’a teşekkür ediyoruz" dedi.



"Kendimi korumak adına kursa başladım"


Kursiyer Ayşe Uztemur, "Savunma sanatı olması nedeniyle ve kendimi korumak adına bu kursa başladım. Çocukluğumdan beri istiyordum. Genelde spora ilgim var. Savunma sporu olması nedeniyle tekvando, kadınların öğrenmesi gereken dallardan. Kadınların hepsinin bu eğitimi almasını öneriyorum" ifadelerini kullandı.



Büyükşehir’in tekvando kursuna kadınlardan yoğun ilgi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kocaeli 72 yıllık mesleğini, 85 yaşında ilk günkü heyecanla sürdürüyor Kocaeli’de 1953 yılında çırak olarak adım attığı bisikletçilik mesleğini 72 yıldır sürdüren 85 yaşındaki Hayri Karan, ilerleyen yaşına rağmen her gün dükkanının yolunu tutuyor. Yıllar içinde bisiklet tamirinden motosiklet parçası satışına, şehir içi yolcu taşımacılığından yeniden tezgah başına uzanan bir ömür geçiren Karan, "Cenab-ı Allah ömür verdikçe çalışacağız" dedi. İzmit’te yaşayan 85 yaşındaki Hayri Karan, çocuk yaşta başladığı mesleğini yarım asrı aşan süredir bırakmadı. 1953 yılında çarşıda bisiklet tamircisinin yanında çırak olarak işe başlayan Karan, askerden döndükten sonra 1963 yılında İstiklal Caddesi’nde kendi dükkanını açtı. O günden bu yana bisiklet tamiri ve yedek parça işiyle uğraşan Karan, mesleğin geçmişten bugüne yaşadığı değişime de tanıklık etti. Bir dönem Jawa ve Puch gibi motosikletlerin parça satışını ve tamirini de yapan Karan, ilerleyen yaşına rağmen dükkanında hem bisiklet tamiri yapıyor hem de yıllardır elinde bulunan eski parçaları değerlendirmek istiyor. "Benden eskisi kalmadı" Mesleğe çocuk yaşta başladığını anlatan Hayri Karan, "Buradaki çarşıda bir bisikletçi vardı, onun yanına çırak olarak girdim. 1953’te geldiğimde çırak olarak çalıştım. Devamlı orada çalıştıktan sonra askere gidip geldim. Daha sonra kendim İstiklal Caddesi’nde dükkan kiralayarak 1963 senesinde iş yerimi açtım. O zamandan beri çalışıyorum. O zaman bisiklet tamir ediyorduk, parça satıyorduk. İstanbul’dan bana Jawa bayiliği de verdiler. Jawa motor, Puch parçaları satarak ve motorlarını tamir ederek işe başladık. O günden bugüne kadar bisikletçi olarak iş yerimde devam ediyorum. Benden eskisi kalmadı" dedi. "Ömrüm olduğu müddetçe devam etmek istiyorum" Mesleğin yıllar içinde değiştiğini belirten Karan, "Bütün tanıdıklarım gitti. İşler hep otomatiğe döndü. Eskiden Türkiye’ye parça gelmiyordu. Biz kendimiz eski parçalardan tamir edip bisikletlere takıyorduk. Şimdi her şey bol miktarda geliyor, Türkiye’de de yapılıyor. Onun için mesleğimiz güzel oldu. Ömrüm olduğu müddetçe devam etmek istiyorum" şeklinde konuştu. "Çırak yetişmiyor" Artık bu mesleğe çırak gelmediğini ifade eden Karan, "Bu işi yapan yok. Hayat pahalılaştı. Bir dükkan kirası 30-40-50 bin lira oldu. Bir işçi alsan asgari ücretini vereceksin. Satışlar bu masrafları karşılamıyor. Onun için çırak çalıştırmaya gerek olmuyor. Şimdi her şey otomasyona döndü. Tamirden çok yedek parçaya döndü. Yedek parça takılıyor" ifadelerini kullandı. "Eskiden parça bulamıyorduk, şimdi işler kolaylaştı" Bisiklet sektöründe üretimin ve yedek parçaya ulaşımın arttığını söyleyen Karan, "Parçalar yeni geldiği için Çin’den ve Türkiye’de üretildiği için hep yeni parça geliyor. Bisikletler de Türkiye’de çok miktarda üretiliyor. Bunlar olduğu için iş daha kolaylaştı. Tamirat eskiden zordu, parça bulamıyorduk. Şimdi yeni parça gelmeye başladı, Türkiye’de de üretilmeye başladı, bisiklet fabrikaları kuruldu. İşler daha kolay hale geldi" dedi. "Ömrümüz vefa ettikçe çalışacağız" İlerlemiş yaşına rağmen çalışmayı sürdüren Karan, "Çalışıyorum, gidiyorum bu yaşa kadar. Ömrümüz vefa ettikçe, Cenab-ı Allah ömür verdikçe çalışacağız, devam edeceğiz. İş yeri kendimin. İki oğlum var. Bir tanesi yanımda çalışıyor. Bana çok kişi tamire geliyor. Kendim de tamir ediyorum. Yeni parçaları bisikletlere monte ediyorum, takıyorum. Akort yapıyoruz" dedi.
Kahramanmaraş 60 yıllık semer ustası, mesleğini yaşatmaya çalışıyor Kahramanmaraş’ta geçmişte onlarca ustanın çalıştığı tarihi Semerci Çarşısı’nda, teknoloji ve değişen yaşam şartları nedeniyle meslek yok olma noktasına geldi. Çarşıda yıllarca süren hareketlilikten geriye ise tek bir semer ustası kaldı. Kahramanmaraş’ın Dulkadiroğlu İlçesi’nde bulunan tarihi Kapalı Çarşı’daki Semerciler Çarşısı’nda şimdilerde sessizlik hakim. Hayvan gücünün yerini motorlu araçlara bırakmasıyla birlikte kullanım alanı daralan semercilik, Kahramanmaraş’ta da eski canlılığını da kaybetti. Bugünlerde sadece semer ustası Ali Özen, mesleğini geleneksel yöntemlerle icra etmeye devam ediliyor. "Ürettiğimizi satamıyoruz, elimizde kalıyor" Yaklaşık 60 yıldır semercilik yaptığını belirten 70 yaşındaki Ali Özen, geçmişte çarşıda 60-70 civarında semer ustasının bulunduğunu ancak bugün tek başına mesleği sürdürdüğünü anlattı. Teknolojiye yenik düştüklerini belirten Özen, "Eskiden burada en az 60-70 semerci vardı. Şimdi ise tek ben kaldım. Zamanında güzel bir meslekti ancak teknolojiye yenik düştük. Artık mesleğimize ihtiyaç kalmadı, bu yüzden biz de bırakma noktasına geldik. Çırak yetişmiyor çünkü ben kendi geçimimi zor sağlarken başkasının geçimini nasıl sağlayayım. Ürettiğimizi satamıyoruz, elimizde kalıyor. Hayvan gücüne olan ihtiyaç çok azaldı. Şimdi yalnızca bazı hayvancılıkla uğraşanlar, koyuncular ve yaylaya çıkan vatandaşlar zaman zaman semer alıyor" ifadelerini kullandı. "Masraf arttı, kazanç azaldı" 1 semeri 3-4 günde yaptığını anlatan Ali Özen, "Eskiden 1 semeri 2 günde yapıyordum, şimdi yaşımız gereği 3-4 güne çıktı. Malzemeleri bulmak da zorlaştı. Birini bulsak diğerini bulamıyoruz. Kullanılan ot Afyonkarahisar’dan geliyor, yüksek maliyetle alıyoruz. Masraf arttı, kazanç azaldı. Ben 70 yaşındayım, 10 yaşımdan beri bu işi yapıyorum. 1’i erkek 4 çocuğum var, oğlumda fırsat buldukça yanımda çalışıyor ama genelde başka işe yöneldi" dedi.
Karabük Mayıs sonunda kar sürprizi: Yüksekler beyaza büründü Karabük’ün Safranbolu ilçesinde mayıs ayının son günlerinde etkili olan kar yağışı şaşkınlık oluşturdu. Kent genelinde sağanak yağış görülürken, yüksek rakımlı bölgeler beyaz örtüyle kaplandı. Safranbolu ilçesinin 1700 rakımlı Ömür Ahmet Kıran mevkisinde gece saatlerinde hava sıcaklığının aniden düşmesiyle birlikte kar yağışı etkili oldu. Bölgede bulunan çam ağaçları ve zemin kısa sürede beyaza bürünürken, ortaya kartpostallık görüntüler çıktı. Karlı zemine günün tarihini yazdı Kar yağışına bölgede yakalanan Sezer Aksoy, mayıs ayının sonunda karşılaştığı manzara karşısında şaşkınlığını gizleyemedi. Yaşadığı anı ölümsüzleştirmek isteyen Aksoy, karla kaplanan zemine parmağıyla "30.05.2026" yazarak bu sıra dışı anı kayıt altına aldı. Daha sonra karla kaplı ahşap terasa çıkan Aksoy, cep telefonu kamerasına yaptığı açıklamada, "Selam arkadaşlar. Bugün 30 Mayıs 2026, gece saatleri. Böyle güzel bir manzarayla karşılaştık. Çok güzel kar yağmış" ifadelerini kullandı. Korkulukların üzerinde biriken karları havaya fırlatarak karın keyfini çıkaran Aksoy’un eğlenceli anları da arkadaşı tarafından görüntülendi. Meteoroloji yetkililerinin günler öncesinden yaptığı sıcaklık düşüşü uyarılarının ardından yüksek kesimlerde etkili olan kar yağışı, mayıs ayının son günlerinde bölgede nadir görülen görüntülerin ortaya çıkmasına neden oldu. Kar yağışıyla birlikte Safranbolu’nun yüksek kesimlerindeki ormanlık alanlar yeniden kış manzarasına kavuştu.
Ankara Bakan Kurum, depremzede ailenin bayram sevincini paylaştı Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Asrın Felaketi’nde henüz 3 aylık evliyken evlerini kaybeden Ufuk ve Neslihan Uzungündeş çiftinin yeni yuvalarındaki bayram sevincini paylaştı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na bağlı Toplu Konut İdaresi Başkanlığı’nın (TOKİ), Kahramanmaraş’ın Dulkadiroğlu ilçesine bağlı Karacasu-Ferhuş Mahallesi’nde inşa ettiği 2 bin 93 konut depremzedelere teslim edildi. O evlerden biri de Uzungündeş ailesine yeni yuva oldu. 6 Şubat depremlerinde henüz 3 aylık evliyken evlerini kaybeden çift, çocukları 3 aylıkken kurada yeniden ev sahibi olduklarını öğrendi. Önce yıkımı ardından çaresizliği yaşayan çift, çadır ve kiralık bir konutun ardından yeni evlerinde hayata yeniden başladı. Neslihan Uzungündeş’in "Hayatında, her şeyi baştan sararsın. Onun gibi oldu bu ev de bize" sözlerini alıntılayan, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, ailenin yeni evinden görüntüler paylaştı. "Bu ev bize hayat gibi, bir şans gibi geldi" Görüntülerde yer alan Ufuk Uzungündeş deprem zamanı yaşadıklarını şu sözlerle anlattı: Eşim hamileydi. Çadırda kalıyorduk, o süreç çok zordu. Mecbur kiraya çıkmak zorunda kaldım. Oğlum oldu, 3 ay içerisinde ev çıktı, şans oldu. Kurada ev çıktığını öğrenince uzak bir mesafeden babamın yanına koşarak ‘Baba ismim çıktı’ diye gittim. O an ailede büyük bir sevinç oldu. Çünkü insan şaşırıyor, ‘bir evim var’ diyorsun. Kapıyı açtığımızda ‘Oh, burası bizim ev mi?’ dedik. İçeri girip tek tek odaları gezdik. Her bir eşyasını koyarken mutluluk yaşadık. Bu ev bize hayat gibi, bir şans gibi geldi. Misafirlerimiz geliyor, ‘Ne kadar geniş yapılmış, çok güzel olmuş’ diyorlar. Murat Bakanımız bize söz verdi, yerine getirdi. Bizim gözümüzde sadece bakan değil, abimiz gibiydi. Yaşadıklarına hala inanamadığını ifade eden Uzungündeş, "Yani o çadırda yaşarken biri gelip dese ki; ‘Hiç üzülme kardeşim, dert etme. Ben sana bir sene içinde yeni bir ev yaparım’ inanmazdım. Hiçbir şekilde inanmazdım çünkü bir yıl içinde kimse kimseye ev yapamaz" dedi. "Bu evle biz yeniden doğmuş gibi olduk" Neslihan Uzungündeş de ev sevincini, "Hamileliğim konteynerlerde, çadırlarda geçti. Çeyiz yapmışsın, emek etmişsin, bir anda hepsi gitmiş. Eşya almışsın, borçlanmışsın, tekrar ev yapacak durumun yok. Bu evle biz yeniden doğmuş gibi olduk. Bu eve geldiğimizde bebeğe oda yaparım, şurası yatak odamız olur, burası oyun alanı olur diye hayaller kurmaya başladık. Rabbim isteyen herkese nasip etsin" dedi.