ÇEVRE - 18 Şubat 2026 Çarşamba 13:06

Denizdeki taşmanın nedeni ’bileşik kaplar’ etkisi

A
A
A
Denizdeki taşmanın nedeni ’bileşik kaplar’ etkisi

Ege’yi etkisi altına alan düşük basınç sistemi İzmir’de deniz seviyesini 85 santimetreye kadar yükseltti. 17 Şubat’ta 991 milibara kadar gerileyen atmosfer basıncı, güneyli rüzgâr ve yağışla birleşince kıyı hattında kısa süreli taşmalar yaşandı. İZDENİZ Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Işıkhan Güler, "Deniz seviyesi altyapı kotlarının üzerine çıktığında suyun mazgallardan geri basması fiziki bir zorunluluktur. Bu altyapı yetersizliği değil, hidrolik dengenin doğal sonucudur" dedi.


İzmir’de 17 Şubat’ta sabah saatlerinden itibaren etkisini artıran sağanak yağış ve güneyli rüzgâr, atmosfer basıncındaki sert düşüşle birleşince deniz seviyesinde dikkat çekici bir yükselmeye yol açtı. Akşam saatlerinde basıncın 991 milibara kadar gerilemesiyle birlikte deniz seviyesi 80-85 santimetre bandına çıktı. Bu durum, özellikle deniz kotuna yakın bölgelerde yağmur suyunun tahliyesini geçici olarak zorlaştırdı.



Büyükşehir ekipleri 24 saattir sahada


İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İZSU ekipleri, Kordon ve Mavişehir başta olmak üzere kıyı hattında 24 saattir aralıksız görev yapıyor. 412 iş makinesi, 200 pompa ve 1365 personel ile müdahale sürdürülüyor. Mazgallarda geri basmaya karşı kontroller yapılırken, yol ve kavşaklarda su tahliye çalışmaları devam ediyor. Meteorolojik veriler anlık takip ediliyor; basınç değerlerinin yükselmesiyle birlikte deniz seviyesinin kademeli olarak normale dönmesi bekleniyor.


Uzmanlara göre yaşanan tablo, meteorolojik koşulların aynı anda devreye girdiği bölgesel bir atmosferik sistemin sonucu.



"Bileşik kaplar" etkisi: Su denize akamıyor


İZDENİZ Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Işıkhan Güler, yaşanan durumu şöyle değerlendirdi:


"Deniz seviyesi altyapı kotlarının üzerine çıktığında, yağmur suyu doğal olarak denize doğru akamaz. Fizikteki bileşik kaplar prensibi burada devreye girer. Deniz seviyesi daha yüksek olduğunda su mazgallardan geri basabilir. Bu altyapı yetersizliği değil, hidrolik dengenin doğal sonucudur. Deniz seviyesi yüksekken yağan yağmurun tahliyesi geçici olarak zorlaşıyor. Üzerine dalga yüksekliği de eklendiğinde, kıyıya yakın mazgallardan geri tepme görülebiliyor. Bu nedenle özellikle Kordon ve Mavişehir hattında kısa süreli su baskınları yaşandı."



"Bu yalnızca İzmir’e özgü değil"


Dr. Güler, yaşanan durumun bölgesel bir atmosferik sistemin sonucu olduğunu belirterek, "Aynı sistem Ayvalık’tan Muğla kıyılarına kadar Ege genelinde benzer sonuçlar doğuruyor. Benzer hidrodinamik olaylar dünyada da görülür. Örneğin Venedik’te yılda birkaç kez deniz seviyesi yükselmesine bağlı taşkın yaşanabiliyor. Basınç değerleri yükselmeye başladığında deniz seviyesi de kademeli olarak normale döner" dedi.



İzmir merkeze metrekareye 44,2 kg yağış


Afet Koordinasyon Merkezi (AKOM) verilerine göre kent genelinde sabah başlayan yağış, öğleden sonra etkisini artırdı. En yüksek yağış değerleri Bayındır/Çınardibi metrekareye 78,2 kg, Ödemiş/Demirdere Köyü’nde 73,5 kg, Menderes/Çileme Köyü’nde ise 61,3 kg olarak ölçüldü. İzmir merkezde ise 44,2 kg yağış kaydedildi. Bu değerler özellikle düşük kotlu bölgelerde kısa süreli su birikintilerine neden oldu.



Basınç 991 mb’a düştü, deniz 85 santimetre yükseldi


Dün akşam saatlerinde atmosfer basıncının 991 milibara kadar gerilemesiyle birlikte deniz seviyesi 80-85 santimetre bandına çıktı. Uzmanlara göre bu durum "ters barometre etkisi" olarak biliniyor. Atmosfer basıncı düştüğünde deniz yüzeyine uygulanan ağırlık azalıyor ve su seviyesi yükseliyor. Buna saatte şiddetli rüzgârlar eklendiğinde su kütlesi kıyıya doğru itiliyor. Yağışın aynı zaman diliminde devam etmesi ise tabloyu daha da belirgin hale getiriyor.



Denizdeki taşmanın nedeni ’bileşik kaplar’ etkisi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Devlet Memurları Konfederasyonu Genel Sekreteri Çiftçioğlu: "Her bir memurun yılda bir defa sendika değiştirmesi halinde tam 7 sayfa kağıt israfı oluyor" Devlet Memurları Konfederasyonu Genel Sekreteri Furkan Ali Çiftçioğlu, "Her bir memurun yılda bir defa sendika değiştirmesi halinde üst yazısıyla birlikte tam 7 sayfa kağıt israfı oluyor" dedi. Devlet Memurları Konfederasyonu üyeleri, kamu çalışanlarının sendika üyelikleri sırasında kullanılan kağıt sayısına ve kargo süreçlerine yönelik Orman Genel Müdürlüğü önünde basın açıklaması yaptı. Konfederasyon, kamu çalışanlarının sendika üyeliklerindeki kağıt kullanımının her yıl 1 milyar lirayı aşan kamu zararına ve 3 binin üzerinde ağacın kesilmesine yol açtığını belirtti. Eylemde konuşan Konfederasyon Genel Sekreteri Furkan Ali Çiftçioğlu, kamudaki kağıt israfının büyük seviyelere ulaştığını, sadece kargo maliyetinin yıllık 1 milyar lirayı aştığını ifade etti. Çiftçioğlu, yıllık 20 milyondan fazla kağıdın kullanıldığını ve bu durumun devleti zarara uğrattığını söyledi. "Sadece kargo maliyeti yıllık 1 milyar lirayı aşmaktadır" Kamuda ihtiyaç dışı kağıt kullanımının azaltılması gerektiğini belirten Çiftçioğlu, "Bugün itibarıyla Türkiye’de 4 milyonu aşkın memur ve sözleşmeli personel herhangi bir sendikaya üye olmak için 3 nüsha üyelik, istifa etmek için 3 nüsha istifa formu doldurmaktadır. Bu haliyle her bir memurun yılda bir defa sendika değiştirmesi halinde üst yazısıyla birlikte tam 7 sayfa kağıt israfı oluyor. Üstelik istifa formu istifa ettiği sendika genel merkezine, üyelik formu üye olduğu sendika genel merkezine kargolanmakta, tüm kamu çalışanlarının yılda bir defa sendika değiştirmeleri durumunda 7 milyonu aşkın kargo çıkışı yapılmaktadır. Bu haliyle sadece kargo maliyeti yıllık 1 milyar lirayı aşmaktadır. Kağıt israfı ise yıllık 20 milyon adetten fazladır. Tüm kamu çalışanlarının sadece yarısının yılda bir defa sendika değiştirdiğini düşünelim, kargo maliyeti 500 milyon lirayı aşkın, kağıt israfı 10 milyon adetten fazladır. Çeyreğini düşünelim. Tüm kamu çalışanlarının çeyreği yılda bir kere sendika değiştirse, kargo maliyetlerinin kamuya zararı 250 milyon lirayı aşkın, kağıt israfı 5 milyon adetten fazladır. Sendika üyeliklerinin e-Devlet’ten yapılmamasının zararı en iyimser rakamlarda dahi korkunç bir boyuttadır. Üstelik giden sadece milli servetimiz değil, geleceğimizin nefesleridir" diye konuştu. "Bu tablo karşısında susmak, doğamızın tahribine göz yummaktır" Kamuda çalışanların sendika üyeliklerinde kullanılan kağıt sayısının azaltılmasının devlet bütçesine de katkı sağlayacağını ifade eden Çiftçioğlu, "Bu tablo karşısında susmak, milli servetin israfına ortak olmaktır, doğamızın tahribine göz yummaktır. Bu israfın son bulmasına tek bir talimat yeter. Yıllık 1 milyar lirayı aşkın bir tutarın bütçede kalmasına, yıllık 20 milyonu aşkın kağıdın israf edilmesini engellemeye, bu kağıdın üretimi için kullanılan 200 bin litre suyun harcanmamasına, yıllık 3 binden fazla yetişkin ağacın kesilmemesine tek bir talimat yeter" şeklinde konuştu. Basın açıklaması, sendika üyelerinin Orman Genel Müdürlüğü önünde yapay ağacı kesmesi ve hatıra fotoğrafı çektirmesiyle son buldu.