EĞİTİM - 31 Mart 2026 Salı 10:10

Dünyaca ünlü bilim insanı Prof. Dr. Çetin Kaya Koç ile EÜ’de yapay zeka dönemi başlıyor

A
A
A
Dünyaca ünlü bilim insanı Prof. Dr. Çetin Kaya Koç ile EÜ’de yapay zeka dönemi başlıyor

Kriptoloji ve yapay zeka mimarisi konularında dünyanın en etkili bilim insanları arasında yer alan Prof. Dr. Çetin Kaya Koç, Ege Üniversitesinde Yapay Zeka (AI) ve Makine Öğrenimi (ML) konusunda eğitimler verecek. Ege Üniversitesinin, teknolojik devrimin ön saflarında yer aldığını belirten Prof. Dr. Koç, "Eğitimlerimizde AI ve ML’nin potansiyellerini kullanarak daha parlak ve verimli bir gelecek için yeni nesiller yetiştireceğiz" dedi. Yapay zekâyı sadece kullanmayı değil üretmeyi de amaçladıklarını belirten Koç, yerli ve milli yapay zeka alt yapısı kurulmasının önemine vurgu yaptı.


Ege Üniversitesi, dijital dönüşüm ve yapay zeka vizyonu doğrultusunda dünya çapında bir bilim insanını kadrosuna dahil ederek akademik gücünü pekiştirdi. Makine öğrenmesi ve yapay zeka alanındaki küresel başarılarıyla tanınan, kendi alanında dünyadaki ilk üç isimden biri olarak gösterilen Prof. Dr. Çetin Kaya Koç, Ege Üniversitesi bünyesinde yapay zeka alanında öncü bir yol haritası oluşturmak üzere göreve başladı. Prof. Dr. Koç, üniversitedeki tüm bölümlere yönelik online eğitimler ve seminerler düzenleyerek, yapay zekanın akademik disiplinlere entegrasyonuna liderlik edecek.



"Hedefimiz her öğrenciye yapay zeka okuryazarlığını aşılamak"


Üniversite bünyesinde hayata geçirilecek projelerin odağında "Yapay Zeka Okuryazarlığı" yer alıyor. Lisans düzeyinden itibaren tüm öğrencilerin bu teknolojiyle tanışması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Koç, "Ege Üniversitesinden başlayarak tüm akademiye yayılmasını hedeflediğimiz yapay zeka yol haritamızın temelinde, bu teknolojiyi sadece kullanmak değil, üretmek de yer alıyor. Amacımız, öğrencilerin mevcut yöntemlerin teorik altyapısını kavramalarını ve bu teknolojileri etkin bir şekilde kullanmalarını sağlamaktır. Yapay zeka kullanımı bir tabu ya da yasaklanan bir unsur olmamalı; aksine herkes tarafından benimsenmelidir. Öğrenciler bu araçları nasıl daha faydalı ve etkin kullanacaklarını öğrendiklerinde çok daha başarılı belgeler üretecek ve konuları daha iyi kavrayacaklardır. Bu süreci desteklemek adına lisans eğitiminin ardından yüksek lisans ve doktora öğrencileri için özel dersler, öğretim üyelerimiz için ise bilgilendirici seminerler tasarlıyoruz. Yaklaşık 30 bin öğrenci ve akademik personel ile, eğitim ve araştırma süreçlerimizde AI ve ML uygulamalarını entegre etmek amacıyla kapsamlı bir eğitim girişimi başlatıyoruz. Katılımcılar, çeşitli disiplinlerdeki yenilikçi uygulamaların yanı sıra AI ve ML’nin temellerini, mimarisini ve etik boyutlarını keşfederek iş birliği ve yaratıcılık dolu bir ortam geliştirecekler" dedi.



"Yapay zeka gerçek bir uzmana nitelikli bir asistanlık yapabilir"


Yapay zekanın bir "akıllı yardımcı" olarak görülmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Koç, bu teknolojinin insan denetimi olmadan kullanılmasının risklerine de dikkat çekti. Yapay zekanın zaman zaman "halüsinasyon" görebildiğini hatırlatan Koç, "Yönlendiren ve denetleyen her zaman insan olmalıdır. Yapay zeka, ancak gerçek bir uzmana nitelikli bir asistanlık yapabilir. Tıp ve sağlık bilimleri gibi kritik alanlarda da kullanım mutlaka uzman doktor denetiminde olmalıdır. Yapay zeka, tahlil sonuçlarını yorumlamak gibi süreçleri hızlandırarak doktorlara hastalarıyla ilgilenmek için daha fazla vakit kazandıracaktır. Yapay zeka, işi sadece kolaylaştırmak ya da zorlaştırmakla ilgili değildir; asıl mesele yapılan işi derinleştirmektir" dedi.



Yerli ve milli yapay zeka donanımı vurgusu


Türkiye’nin kendi yapay zeka donanımlarını kurmasının stratejik önemine değinen Prof. Dr. Çetin Kaya Koç, "Dış kaynaklı sistemlere bağımlı kalmamak gerekiyor. Türkçeyi, Osmanlıcayı, tarihimizi ve dil bilgimizi en iyi şekilde işleyebilen, kendi kütüphane ve veri tabanlarımızla eğitilmiş yerli sistemler geliştirmeliyiz. Ayrıca, milli güvenlik gibi kritik alanlarda verinin şifrelenmiş bir şekilde makine öğrenmesiyle analiz edilmesi üzerine çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Şifreli veri üzerinden makine öğrenmesi yapmak, hem güvenlik hem de teknolojik bağımsızlık açısından oldukça heyecan verici bir araştırma alanıdır" şeklinde konuştu.


Akademik kariyerine İstanbul Teknik Üniversitesinde başlayıp Kaliforniya Üniversitesi Santa Barbara kampüsünde doktora derecesini alan Prof. Dr. Çetin Kaya Koç, Teksas ve Oregon’daki hocalık yıllarının ardından Türkiye’ye dönme kararı aldığını belirtti. Ege Üniversitesini tercih etme nedenini köklü yapısı ve İzmir’in dinamizmiyle açıklayan Prof. Dr. Koç, "Ege Üniversitesini ağır bir gemiye benzetiyorum; yönünü değiştirmek güçtür ama bir kez yönü değiştiğinde yolundan sapmadan kararlılıkla ilerler. Burada yapay zekanın eğitimde ve mesleki yönlendirmede nasıl daha etkin kullanılabileceğine dair fikirlerimi hayata geçirmeyi hedefliyorum" diye konuştu.


Prof. Dr. Koç, Ege Üniversitesindeki çalışmalarının somut çıktılarını yakın zamanda tüm akademik camia ile paylaşacaklarını belirterek, üniversitenin bu alandaki öncü rolünün altını çizdi.



Dünyaca ünlü bilim insanı Prof. Dr. Çetin Kaya Koç ile EÜ’de yapay zeka dönemi başlıyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Küçükçekmece’de 2. Geleneksel Açık Masa Tenisi Turnuvası’nda 285 sporcu yarıştı Küçükçekmece’de düzenlenen 2. Geleneksel Açık Masa Tenisi turnuvasında ilçe genelinden 285 sporcu yarıştı. Küçükçekmece Belediyesi ve Küçükçekmece Gençlik ve Spor İlçe Müdürlüğü işbirliğiyle 2. Geleneksel Açık Masa Tenisi turnuvası düzenlendi. Ata Sporları Merkezi Spor Salonu’nda gerçekleştirilen turnuvada ilçe genelinden 285 sporcu yarıştı. Açık Masa Tenisi Turnuvası; kırmızı ve beyaz olmak üzere iki kategoride gerçekleştirildi. Kırmızı kategorisinde; 12-18 yaş üstü, lisanslı, kadın ve erkek yarışmacılar, beyaz kategorisinde ise 12-18 yaş üstü, lisanssız, kadın ve erkek yarışmacılar rekabet etti. Üç set olarak gerçekleştirilen turnuva sonunda düzenlenen ödül töreniyle dereceye girenlere ödülleri takdim edildi. Bu kapsamda kırmızı kategoride birinciye 5 bin TL, ikinciye 3 bin TL, üçüncüye 2 bin TL ve dördüncüye bin TL ödül verilirken beyaz kategoride ise; birinciye 3 bin TL, ikinciye 2 bin TL, üçüncüye 1500 TL ve dördüncüye bin TL hediye çeki, kupa ve madalya takdim edildi. Dereceye girenler ise şöyle; 12-17 yaş, Kadın Kırmızı Kategorisi’nde : 1.Tuğçe Durmuş, 2. Esra Gümüş, 3. Öznur Çuha, 4. Eylül Özdemir 18 yaş ve üzeri, Kadın Kırmızı Kategorisi’nde : 1.Ebrar Kurt, 2. Burcu Başaran, 3. Hatice Ahmet, 4. Zebure Balkanlı 12-17 yaş, Erkek Kırmızı Kategorisi’nde: 1.Enes Asani, 2. İbrahim Enes Hozantaş, 3. Muhammed Ensar Asani, 4. Usame Eğridere 18 yaş ve üzeri, Erkek Kırmızı Kategorisi’nde: 1. Tarık Saim Özbek, 2. Emir Haktan Yöney, 3. Muhammed Meced, 4. M. Serkan Aldoğan 12-17 yaş, Erkek Beyaz Kategorisi’nde: 1. Erdem Kalkan, 2. Berat Pöhrekçi, 3. Muhammet Emir Çetin, 4. Akif Aydın Bektaş 18 yaş ve üzeri Erkek Beyaz Kategorisi’nde: 1.Osman Yasir Kargın, 2. Ali Osman Bayındır, 3. Ahmet Büyükdoğan, 4. Bekir Ünlü
Bursa Feci kazada hayatını kaybeden Zeynep Naz’ın ardından, sürücünün babasından dikkat çeken açıklama: "Yanlış davayı geri çektik" Bursa’da 9 Ekim 2024 tarihinde ehliyetsiz sürücünün çarpması sonucu ağır yaralanan ve 10 gün yoğun bakımda kaldıktan sonra hayatını kaybeden Zeynep Naz Sarıkaya ile ilgili, kazaya karışan sürücünün babası Ekrem Şayık açıklama yaptı. Şayık, açılan tazminat davasının yanlışlıkla aileye yöneltildiğini belirterek geri çektiklerini ve yaşanan olaydan dolayı üzgün olduklarını ifade etti. Ekrem Şayık açıklamasında, "Kasko firmasına açılacak dava yanlışlıkla aileye açıldı. Biz hatamızı fark ettik, hemen geri çektik. Ben de bir babayım, yaşanan olaya çok üzüldüm. Ama isteyerek olan bir durum değil, oğlum bir kaza yaptı. O da bu durumdan bir hayli etkilendi. Bu olayda en az karşı taraf kadar üzgünüm. Kendilerine başsağlığı diliyorum. Açılan bu yanlış davadan dolayı aileden özür diliyorum" dedi. Öte yandan Şayık, yapılan haberler ve sosyal medyadaki paylaşımlar nedeniyle 18 yaşındaki oğlunun hedef haline geldiğini belirterek, "Yapılan haberler nedeniyle genç bir çocuk linç edilip tehdit altında kalıyor. Sonuç itibarıyla o da bir çocuk ve isteyerek yaptığı bir durum değil" ifadelerini kullandı. Olay, 9 Ekim 2024 tarihinde Bursa’da meydana geldi. Basketbol maçı izledikten sonra evine dönmek isteyen 16 yaşındaki Zeynep Naz Sarıkaya, yaya geçidinden karşıya geçmeye çalıştığı sırada 18 yaşındaki E.Ş.’nin kullandığı kamyonetin çarpması sonucu ağır yaralandı. Kazanın ardından kaçan sürücü, bir süre sonra polise giderek teslim oldu. Ehliyetsiz olduğu belirlenen sürücü, ilk olarak adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Karara yapılan itiraz sonrası yeniden gözaltına alınan E.Ş., çıkarıldığı Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği tarafından, ’bilinçli taksirle hayati tehlikeye neden olacak şekilde yaralama’ suçundan tutuklandı. Kazaya ilişkin Kent Güvenlik Yönetim Sistemi (KGYS) kameralarına yansıyan görüntülerde, Sarıkaya’nın arkadaşıyla birlikte yayalara kırmızı ışık yandığı sırada karşıya geçmeye çalıştığı, arkadaşının gelen aracı fark ederek kolundan çekmek istediği ancak hızla gelen kamyonetin Sarıkaya’ya çarptığı görüldü. Çarpmanın etkisiyle çocuğun metrelerce savrulması ve arkadaşının yardıma koştuğu anlar kameralara yansıdı.
Samsun Samsun’a 25 milyar TL’lik enerji yatırımı Samsun merkezli elektrik dağıtım şirketi 2026-2030 dönemini kapsayan yatırım ve bakım programı kapsamında Samsun 25 milyar TL tutarında yatırım ve bakım çalışması gerçekleştirecek. "Geleceğin enerji altyapısını inşa etme" vizyonuyla çalışmalarını sürdüren Yeşilırmak Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi (YEDAŞ), 2026-2030 yılları arasında Samsun’da 25 milyar TL’lik yatırım ve bakım çalışması gerçekleştirecek. Bu yatırımlarla birlikte Samsun’un enerji altyapısının geleceğe hazır, daha güçlü ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulması hedefleniyor. Planlanan yatırımlar YEDAŞ İşletme Operasyonları Direktörü Barış Demir, Bölge Koordinatörü Emin Uğur Aslan, Samsun Bölge Müdürü Sedat Adıgüzel ve Kurumsal İletişim Müdürü Emin Genç, Büyükşehir Belediyesi Çok Amaçlı Salon’da basın toplantısı düzenledi. Toplantıda yapılan sunumda, bölgede ve kentte hayata geçirilmesi planlanan toplam 62 milyar TL’lik yatırımlar anlatıldı. Bu plan kapsamında; yeni elektrik dağıtım hatları kurulacak, eski ve yıpranmış şebekeler yenilenecek, trafoların kapasitesi artırılacak, yer altı kablo sistemleri yaygınlaştırılacak, bakım ve onarım çalışmaları artırılacak. Yapılacak bu çalışmalar sayesinde arıza sayısının azalması ve elektrik kesintilerinin daha kısa sürmesi hedefleniyor. Ayrıca, dijital teknolojilerin kullanımı artırılarak şebeke daha akıllı bir şekilde yönetilecek. Böylece sorunlara daha hızlı müdahale edilebilecek ve enerji arz güvenliği güçlendirilecek. Kesinti sürelerinde iyileşme Sunumda ayrıca kesinti sürelerindeki iyileşmelere özellikle dikkat çekildi. Elektrik dağıtım şirketinin Samsun’da 1,3 milyonu aşkın kullanıcıya, binden fazla personelle hizmet verdiği ve 30 bin kilometreyi aşan geniş bir şebeke ağını yönettiği ifade edildi. Özelleştirme sonrasında yapılan yatırımlar sayesinde şehrin elektrik altyapısının büyük ölçüde yenilendiği vurgulandı. Bu yatırımların sonuçlarına da değinilerek, son 7 yılda abone başına düşen ortalama kesinti süresinin yüzde 51 oranında azaldığı, kesinti sıklığının ise yüzde 34 düştüğü belirtildi. 2025 yılı itibarıyla kişi başına düşen kesinti süresinin 532 dakikaya kadar gerilediği ifade edilirken, yeni yatırım döneminin tamamlanmasıyla bu sürenin 426 dakikaya indirilmesinin hedeflendiği aktarıldı. Ayrıca kesinti sıklığında da iyileşmenin devam edeceği belirtilerek, 2025’te kişi başına 7,7 olan kesinti sayısının, 2030 yılı sonunda 5,5 seviyesine düşürülmesinin planlandığı ifade edildi. "Samsun’un geleceğine yatırım yapıyoruz" Konuya ilişkin sunum yapan Barış Demir, Samsun’un büyüyen yapısına güçlü bir enerji altyapısıyla karşılık verdiklerini belirterek, "Enerji altyapısı, şehirlerin gelişiminde en kritik unsurların başında geliyor. Samsun’un artan enerji ihtiyacını karşılamak ve hizmet kalitesini daha ileri taşımak amacıyla kapsamlı bir yatırım planı hazırladık. 2026-2030 döneminde hayata geçireceğimiz 25 milyar TL’lik yatırım ile sadece bugünün değil, geleceğin ihtiyaçlarına da cevap veren bir altyapı oluşturmayı hedefliyoruz. Gerçekleştireceğimiz çalışmalarla birlikte şebekemizi daha dayanıklı, daha esnek ve daha akıllı bir yapıya kavuşturuyoruz. Dijital teknolojileri daha etkin kullanarak arızalara daha hızlı müdahale edebilen, hatta birçok durumda sorunu müşterilerimiz fark etmeden tespit edebilen bir sistem altyapısı oluşturuyoruz. Bu yaklaşım, hizmet kalitesine doğrudan katkı sağlayacak" dedi. LED dönüşümüyle daha verimli ve sürdürülebilir aydınlatma Samsun’da enerji verimliliğini artırmaya yönelik çalışmalar kapsamında LED aydınlatma dönüşümünün de hızlandırıldığına dikkat çeken Demir, "Bahsettiğim 25 milyar TL’lik yatırımın içinde aydınlatma yatırımları da yer alıyor. Şu anda LED dönüşümü gerçekleştiriyoruz. Tasarruf odaklı olarak, sodyum buharlı ve daha yüksek tüketimli aydınlatma armatürlerini, daha az enerji tüketen LED armatürlerle değiştiriyoruz. 2026 yılı içerisinde 110 bin armatürün dönüşümünü tamamlamayı planlıyoruz. Bu kapsamda ana yollar ve caddelerde LED dönüşüm süreci başlatıldı. Daha düşük enerji tüketimi, uzun ömürlü kullanım ve daha yüksek aydınlatma kalitesi sağlayan LED teknolojisiyle birlikte hem enerji tasarrufu sağlanması hem de şehir estetiğinin güçlendirilmesi hedefleniyor. Planlanan dönüşüm programı doğrultusunda, 2030 yılı sonuna kadar Samsun genelindeki aydınlatma altyapısının yaklaşık yarısının LED sistemlere dönüştürülmesi amaçlanıyor. LED dönüşümü, sadece bir aydınlatma değişimi değil; aynı zamanda enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik açısından önemli bir dönüşüm. Ana arterlerde başlattığımız bu süreçle birlikte hem enerji tüketimini azaltmayı hem de vatandaşlarımıza daha kaliteli bir aydınlatma hizmeti sunmayı hedefliyoruz. 2030 yılına kadar şehir genelinde önemli bir dönüşümü tamamlamayı planlıyoruz" diye konuştu. Kayıp kaçak ve GES çalışmaları Sunumda kayıp kaçak ve güneş enerji sistemleri (GES) ile ilgili de konuşan Demir, "Kayıp-kaçak oranına 2025 yılı verileriyle baktığımızda yaklaşık yüzde 5,7 seviyesindeyiz. Enerji Piyasası Düzenleme ve Denetleme Kurumu, dağıtım şirketlerinin sunduğu hizmet kalitesini ölçmek için her yıl belirli hedefler veriyor. Biz bu hedeflerin oldukça altındayız. Dağınık coğrafyalarda ve uzun dağıtım hatlarında hizmet verdiğimiz için şebekeyi sürekli test etmek zorunda kalıyoruz. Enerji dağıtım şebekesinin yapısı gereği teknik kayıplar da oluşuyor. Bu nedenle açıklanan oranların tamamını kaçak olarak değerlendirmemek gerekir; bu oranın içinde teknik kayıplar da yer almaktadır. YEDAŞ bölgesinde 900’e yakın GES tesisi bulunuyor. Trafo merkezi bazlı kapasite artışları her yıl planlanarak artırılmaya devam ediyor. Karadeniz Bölgesi’nde güneşlenme süresi, İç Anadolu’ya kıyasla daha düşük olduğu için GES sayısı da görece daha az. Buna rağmen bölgemizde yaklaşık 900 farklı noktada GES sahası bulunuyor. Bu tesisler ya kendi ihtiyaçlarını karşılamak için üretim yapıyor ya da doğrudan şebekeye enerji vererek katkı sağlıyor" ifadelerine yer verdi. Dijital Dönüşüm: AGİS ile ihbardan önce müdahale Toplantıda ayrıca şu bilgiler de paylaşıldı: "Elektrik dağıtım şirketi dijitalleşme yatırımlarıyla klasik şebeke işletmeciliği anlayışının ötesine geçerek veri temelli ve proaktif bir yönetim modelini hayata geçiriyor. Bu dönüşümün en önemli adımlarından biri olan Alçak Gerilim İzleme Sistemi (AGİS) sayesinde şebekenin yüzde 99’u uzaktan izlenebilir hale geldi. AGİS ile arızalar, vatandaşlardan herhangi bir ihbar gelmeden tespit ediliyor; ekipler hızla sahaya yönlendirilerek müdahale süreci başlatılıyor. Bu yaklaşım, kesinti sürelerinin azaltılmasına ve enerji arz güvenliğinin güçlendirilmesine doğrudan katkı sağlıyor. SCADA ve OMS (Operasyon Yönetim Sistemi) altyapıları sayesinde arızalar artık uzaktan yönetilebilir hale gelirken, yüzde 90 oranına ulaşan uzaktan enerjilendirme kabiliyeti kesinti sürelerinin azaltılmasında kritik bir rol oynuyor. Artan SCADA istasyon sayısı ve uzaktan gerçekleştirilen manevralar sayesinde hem iş gücünde verimlilik sağlanıyor hem de kesinti süreleri minimize ediliyor. Bu sayede ekiplerin sahada maruz kaldığı riskler azalırken, iş sağlığı ve güvenliği seviyesi de ileri taşınıyor. Dijital altyapı yatırımları kapsamında Otomatik Sayaç Okuma Sistemi (OSOS) haberleşme oranı da yüzde 99 seviyesine ulaştı. Elektrik üretiminin tamamı uzaktan izlenirken, sokak aydınlatma sistemleri yüzde 100 oranında dijital altyapı üzerinden yönetiliyor. Böylece şebeke performansı anlık olarak takip ediliyor, operasyonel verimlilik artırılıyor ve hizmet süreçleri daha şeffaf bir yapıya kavuşuyor."