GÜNDEM - 04 Şubat 2025 Salı 11:56

Ege’de deprem fırtınası sürüyor

A
A
A

Ege Denizi’nde Santorini Adası’nın kuzeydoğusunda son bir hafta içerisinde en büyüğü 4,9 olan 500’ün üzerinde sarsıntı meydana geldi. Devam eden deprem fırtınası ile ilgili Jeoloji Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Önalan, sarsıntıların bu haliyle Türkiye’ye bir tehdit oluşturmadığını belirterek, "Depremin büyüklüğü 6’nın üzerine çıkmaya başlarsa Ege kıyılarımız için ciddi bir tehdit olabilir. Kıyılarımızda tsunami yaşanabilir" dedi.

Afet ve Acil Durum Başkanlığı (AFAD) tarafından dün yapılan açıklamada, Ege Denizi’nde 28 Ocak’tan bu yana büyüklüğü 4,8 olan 400’ün üzerinde deprem meydana geldi. Santorini Adası’nın kuzeydoğusunda sarsıntılar devam etti ve büyüklüğü 4,9’a varan 100’ün üzerinde daha deprem gerçekleşti.

Kahramanmaraş depremiyle asrın felaketini yaşayan Türkiye’de, Ege Denizi’nde bir haftadır süren deprem fırtınası en önemli gündem konusu oldu. Yaşanan depremlerle ilgili bilgiler veren Jeoloji Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Koray Çetin Önalan, sarsıntıların bölgedeki fay hatlarıyla bağlantılı olduğunu düşündüklerini ifade etti. Ege Bölgesi’nin, dünyanın sismik aktivite açısından en yoğun bölgelerinden birisi olduğunu söyleyen Önalan, "Yunanistan’ın güneyinden başlayıp Girit Adası’nın güneyini kat edip Anadolu topraklarına doğru devamı olan bir Girit süturu var. Zon (kuşak) boyunca Afrika levhası Ege plakasının altına dalıyor. Diğeri de Anadolu levhası. Yıllık ortalama 2,5 santim batıya doğru kayıyor. Burada bir sıkışma rejimi var. Bu sıkışma rejimi, Ege bölgesinin depremselliğini tanımlayan bir durum. Burada geçmişte çok büyük depremler ve büyük volkanik hareketler olmuş. Bu depremleri ‘deprem fırtınası’ olarak nitelendiriyoruz. Bunun iki nedeni var. İlki, sığ derinliklerde gerçekliyor. Derinlikler yaklaşık 1 ile 5 kilometre arasında. Biraz uzaklaştıkça 7-8 kilometreye kadar gidiyor. Deprem büyüklükleri de 3 ile 4 arasında seyrediyor. Zaman zaman 5’e yükseliyor. 3 gündür devam eden depremler söz konusu. Magmanın ısıttığı hidrotermal sular yukarıya doğru hareket edince kayaların içerisinde bir basınç oluşturuyor. Bu basınçla birlikte kayalarda deformasyonlar meydana geliyor. Çok büyük deformasyonlar bu depremlere neden oluyor diye düşünüyoruz" diye konuştu.

Ege’de deprem fırtınası sürüyor

"Şu anki durum depremlerin belli noktada duracağını gösteriyor"

Depremlerden sonra beklenilen iki durumun olduğuna değinen Önalan, "İlki, bu depremlerin gittikçe sönümlenerek belli bir noktada artık durağın hale gelmesi. Fakat 3 gündür devam eden bir stabil durum var. İkincisi istemediğiniz bir durum. Çok büyük bir depreme evrilmesini hiç istemiyoruz. Şu andaki durum bize, depremlerin belli bir noktada duracağını gösteriyor ama bunlar kesin değil, sadece tahmin" ifadelerinde bulundu.

‘Tsunami’ riski

Depremlerin şu an itibariyle Türkiye’ye bir etkisinin olmadığını belirten Önalan, "Ancak biraz daha yükselir, sarsıntılar 6 büyüklüğünün üzerine çıkmaya başlarsa kıyılarımız için ciddi bir tehdit olacaktır. Ege kıyılarımızı bir tsunami riski bekliyor, bu gerçekleşebilir. 6 büyüklüğündeki depremin biraz daha yüksek olması durumda kıyılarımız etkilenecektir. Özellikle kıyılarda yapılaşmanın, alüvyonda, dere yataklarında, zayıf zeminler üzerinde gerçekleşen, yapılaşmanın olduğu yerlerde umarım olmaz. Bunu hiç düşünmek bile istemiyoruz" diye vurguladı.

Ege’de deprem fırtınası sürüyor

"Olması muhtemel volkanik tehlike var"

Depremlerin ikinci bir boyutunun olduğuna değinen Önalan, şunları kaydetti: "Ege Bölgesi'nde yaşadığımız süre içinde görmediğimiz ama olması muhtemelen bir volkanik tehlike de var. Ne zaman olur bilemiyoruz. En son 3 bin 600 yıl önce patlayan bir volkan. Hiç istemediğimiz bir durum. Fakat Ege Bölgesi'nde böyle bir volkanik tehlike de elbette ki var."

"Nüfusu yavaş yavaş azaltmalıyız"

Türkiye’de doğal kaynaklı afetlerin hala büyük bir risk olmaya devam etiğini açıklayan Önalan, "Tehlike başka bir şey, risk başka bir şeydir. Biz yapılaşmada çok fazla risk aldık. Hiç yapılaşmaya gidilmemesi gereken yerleri imara açtık. Bayraklı’yı, Çiğli’yi imara açtık. Buralar tarım yapılması gereken yerler. İnciraltı’nı hala imara açmaya çalışıyoruz. Türkiye’de 24 tane kent diri faylarının üzerinde. Kentlerimiz nüfusu çok fazla. İzmir’in alt yapısı 4,5 milyonluk bir nüfusu taşıyacak durumda değil. Çok acil olarak uzun vadede afet planlarımızı gözden geçirmemiz gerekiyor. 30 yıl içerisinde büyük kentlerimizin nüfusunu yavaş yavaş azaltmamız gerekiyor. Bu nüfus yoğunluğu devam ettiği müddetçe, bizim afetlerle ilgili kısa vadede yapacağımız ne yazık ki hiçbir şey yok. Buna kentsel dönüşüm de dahil" diye sözlerine ekledi.

Mehmet Pamuk - Sinan Yeniçeri

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir Minik Ebrar’ın ölümüne ilişkin davada, sanıklara 5 ve 6 yıl hapis cezası İzmir’in Menderes ilçesinde nakliye asansöründen düşen koltuğun altında kalarak hayatını kaybeden 9 yaşındaki Ebrar Aktaş’ın ölümüne ilişkin davada sanıklara 5 yıl ile 6 yıl 3 ay arasında değişen hapis cezaları verildi. Mahkeme heyeti, tutuklu iki sanık ile firma sahibini suçlu bulurken bir sanığın beraatine hükmetti. Menderes ilçesi Cüneytbey Mahallesi’nde 20 Eylül 2025 tarihinde bir evin taşınması sırasında asansördeki koltuk bahçede bulunan Ebrar Aktaş’ın (9) üzerine düştü. Ağır yaralanan ve kaldırıldığı hastanede yaşamını yitiren çocuğun ölümüne ilişkin hazırlanan iddianamede, sanıkların şiddetli rüzgar nedeniyle koltuğun düşebileceğini öngörmelerine rağmen gerekli önlemi almadıkları ve ’Bilinçli taksirle ölüme neden olma’ suçunu işledikleri belirtildi. Olaya ilişkin Menderes 4’üncü Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada söz verilen sanıklardan M.G., böyle bir kazanın yaşanmasını istemediğini, taşıma işlerinde araçlara bile zarar gelmemesi için önlem aldığını, kendisinin de ailesi olduğunu ve bir çocuğun zarar görmesini isteyemeyeceğini belirterek beraatini talep etti. Diğer sanıklar E.G. ile Y.G. de beraatlerini istedi. Kararını açıklayan mahkeme heyeti, E.G.’yi ’Bilinçli taksirle ölüme neden olma’ suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırdı. Diğer sanıklar M.G. ve Y.G.’ye ise aynı suçtan 5’er yıl hapis cezası verildi. Tutuksuz yargılanan Suriye uyruklu A.H.M. hakkında ise beraat kararı çıktı.
Aydın ADÜ’de Girişimsel Radyoloji Ünitesi hizmete açıldı Yüksek teknolojiyle yenilenen Girişimsel Radyoloji Ünitesi’nin hizmete alınmasıyla ADÜ Hastanesi’nde tanı ve tedavi süreçlerinde hız ve etkinliğin artırılması hedefleniyor. Aydın Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) Hastanesi’nde yenilenen Girişimsel Radyoloji Ünitesi düzenlenen törenle hizmete açıldı. ADÜ Rektörü Bülent Kent’in katılımıyla gerçekleştirilen törende, yenilenen ünitenin tanı ve tedavi sürecini hızlandıracağına dikkat çekildi. Beraberindeki heyetle başhekimliği ziyaret eden Rektör Kent, hastanenin mevcut durumu ve yürütülen çalışmalar hakkında bilgi alırken, Radyoloji Anabilim Dalı bünyesinde yenilenen Girişimsel Radyoloji Ünitesi ile birlikte yeni alınan anjiyografi cihazının açılışını gerçekleştirdi. Gelişmiş teknolojiyle donatılan ünitenin, tanı ve tedavi süreçlerinde etkinliği artırarak hastalara daha hızlı ve konforlu hizmet sunulmasının hedeflendiğini ifade eden eden Rektör Bülent Kent, üniversite hastanelerinin sağlık hizmetinin yanı sıra eğitim ve araştırma alanında da önemli bir rol üstlendiğini belirtip, yapılan yatırımların da bu çok yönlü yapıyı güçlendirdiğini ifade etti. Başhekim Mücahit Avcil ise girişimsel radyolojinin modern tıptaki stratejik önemine dikkat çekerek, minimal invaziv yöntemlerin hastalara daha düşük risk, daha kısa hastanede kalış süresi ve daha hızlı iyileşme imkanı sunduğunu vurguladı. Yenilenen ünitenin özellikle damar hastalıkları, onkolojik girişimler ve ileri düzey radyolojik işlemler açısından önemli bir altyapı sağlayacağını belirten Avcil, yatırımın hem hasta hizmetine hem de eğitim ve bilimsel çalışmalara katkı sunacağını kaydetti.
Balıkesir Başkan Akın: "Kent konseyleri, demokrasinin yereldeki en güçlü temsilidir" Eskişehir’de düzenlenen "Türkiye’de Belediyelerde Katılımcı Yönetişim" panelinde konuşan Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, Balıkesir’de ‘biz’ anlayışıyla hareket ettiklerini belirtirken "Kent Konseyimizin aldığı kararlara güveniyoruz. Kent konseylerimizle istişareli bir şekilde hareket edildiği zaman çok güzel sonuçlar ortaya çıkıyor. Bizler de bu kurumların sadece destekçisi değil, aynı zamanda gönüllüsü olacağız" dedi. Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, Eskişehir Grande Art Otelde düzenlenen Türkiye Kent Konseyleri Birliği Dönem Başkanlığı Devir Teslim Töreni ve Türkiye Kent Konseyleri Ulusal Toplantısı’na katıldı. "Türkiye’de Belediyelerde Katılımcı Yönetişim" konulu panele konuşmacı olarak katılan Akın, Balıkesir’deki Kent Konseylerimizle tam bir uyum içerisinde çalışma yürüttüklerini belirtirken "Her yaş ve ilgi grubunun Balıkesir’imizin kalkınması noktasında fikir sunması için Emekli Meclisi, Çevre Meclisi ve Çocuk Meclisi gibi organları da ekleyerek Kent Konseyimizdeki meclis sayısını yediye çıkardık. Balıkesir, Kuvayımilliye’nin başşehridir. İlk kurşunun ve son kurşunun atıldığı şehirdir. Kent Konseyimizin aldığı kararlara güveniyoruz. Kent Konseylerimizle istişareli bir şekilde hareket edildiği zaman çok güzel sonuçlar ortaya çıkıyor" diye konuştu. "Ben değil biz diyoruz" Yönetim anlayışında ben değil biz anlayışının hâkim olduğunu belirten Akın, "Balıkesir’imizde 20 büyük ilçemiz var. Sadece iki ilçemizde kent konseyi kurulmadı. Onlar da kurulduktan sonra kent konseyleri başkanlarıyla her ay toplantı yapacağım. İlçe belediye başkanlarımızı da davet edeceğiz. Başkanlarımız ve kent konseylerimiz, bizler için her zaman birer yol arkadaşıdır. Emanete sahip çıkmayı kendisine şiar edinmiş Atatürk’ün evlatları olarak Cumhuriyet’e ve Balıkesir’e sahip çıkıyoruz. Bizler, Balıkesir’de iş birlikli yönetim modeliyle Kent Konseyimizden gelen taleplerin tamamını çözüme kavuşturduk. Çünkü biz şunu biliyoruz: Kent konseyleri, demokrasinin yereldeki en güçlü temsilidir. Kent konseyleri, belediye başkanlarının en büyük yardımcısıdır. Bu yapılar, şehirde ortak aklı güçlendiren ve yönetimi daha kapsayıcı hale getiren temel mekanizmalardır. Bizler de bu kurumların sadece destekçisi değil, aynı zamanda gönüllüsü olacağız. Kent Konseyimize gelen tüm taleplerin başımızın üzerinde yeri vardır. Halkın sesi, bizim yol haritamızdır. Bu sesi duymakla kalmıyor, karar süreçlerine doğrudan yansıtan bir anlayışla hareket ediyoruz. Kent konseylerimizin bu gönüllü ve özverili çalışmalarından dolayı her birine ayrı ayrı minnettarım" şeklinde konuştu.