KÜLTÜR SANAT - 01 Mart 2026 Pazar 09:44

Faytonculuk zanaatı usta yetişmemesi nedeniyle yok oluyor

A
A
A
Faytonculuk zanaatı usta yetişmemesi nedeniyle yok oluyor

Türkiye’de bir dönemin en gözde ulaşım aracı faytonlar usta yetişmemesi nedeniyle yok olma tehlikesi yaşıyor. Bu tarihi zanaatı ülke genelinde çok az usta sürdürüyor.


Fayton üretimi halk arasında basit bir marangozluk işi olarak biliniyor. Oysa bu üretim yüksek bir mühendislik bilgisi barındırıyor. Günümüz araç teknolojisinin temellerini atan teknik detaylar bu zanaatı benzersiz kılıyor. Gövdede darbe emici dişbudak ağacı kullanılıyor. Tekerlek parmaklarında yüksek dirence sahip gürgen tercih ediliyor. Bu sayede doğal bir süspansiyon sağlanıyor. Tekerleklerin dışa eğimli yapısına kamber açısı deniyor. Bu yapı yükü aksın en güçlü noktasına aktarıyor. Sistem viraj güvenliğini artırıyor. Elde dövülen çelik makaslar yol sarsıntısını en aza indiriyor. Su geçirmeyen özel deri mekanizmalar bugünkü açılır tavanların atası kabul ediliyor. Türkiye’de bu sanatı sürdüren son ustalar hayata tutunmaya çalışıyor. İzmir, Akhisar ve Büyükada’daki son atölyeler kapanma riski taşıyor. Bunun temel nedeni çırak yetişmemesi olarak gösteriliyor. Ustalar bu zanaatın sadece araba üretmek olmadığını vurguluyor. Ahşabın, demirin ve derinin binlerce yıllık uyumunun yaşatıldığı belirtiliyor.



Baba mesleğini yaşatıyor


At arabacılığı ve atçılığın kendisine babasından miras kalan bir meslek olduğunu belirten Cem Kara Osman, "Babam nakliyecilik, kum taşımacılığı ve bahçelerde çit sürme gibi işlerle meşgul oluyordu. Çocukluğumuzdan bu yana evimizde at ve at arabası hiçbir zaman eksik olmadı. Daha sonra edindiğim mesleki tecrübeler ve kişisel merakım neticesinde faytonların özel üretimi ve tamiriyle bizzat ilgilenmeye başladım. Bazen hayvanseverlerin tepkisiyle karşılaşıyoruz. Bu durum bilgi eksikliğinden ve hayvanlara eziyet edildiğini düşünmelerinden kaynaklanan ön yargılı bir yaklaşımdır. Biz atları tamamen doğalarına ve kullanım amaçlarına uygun bir şekilde değerlendiriyoruz. Günümüzde bu araçları yalnızca sünnet törenleri, reklam çekimleri ve özel amaçlı düğünler gibi kısıtlı alanlarda kullanabiliyoruz. Halbuki bu araçlar kültürümüzün ayrılmaz bir parçasıdır. Yaklaşık on beş yıldır Antalya’nın belirli turizm bölgelerinde turist kafilelerine hizmet veriyorum. Yurt dışından gelen misafirlerin özel etkinliklerinde ve düğün organizasyonlarında yer alıyorum. Organizasyonlar önceden planlandığı için işleyişte aksaklık yaşamıyoruz. Doğada iki atın koşarken çıkardığı nal seslerinin dinlendirici bir etkisi vardır. Bu deneyim adeta bir terapi niteliği taşıyor. Nal sesleri insanı stresten uzaklaştırarak eşsiz bir ruhsal rahatlama sağlıyor" dedi.



Usta eksikliği üretimi bitirdi


Mesleğin geleceğindeki tehlikeye dikkat çeken Osman, "Fayton yapımında ahşap kısımlar için profesyonel marangozluk işçiliği gerekiyor. Demir aksamlar için geleneksel ocaklarda sıcak demir dövme ustalığı şarttır. Eskiden dingil poryaları farklı kaplinlerle üretiliyordu. Günümüzde rulmanlı sistemler kullanılıyor. Dingil ve diğer parçaların işlenebilmesi için iyi derecede torna bilgisine ihtiyaç duyuluyor. Günümüzde Türkiye genelinde bu işi yapabilecek ustaların sayısı oldukça sınırlıdır. Afyon ve Akhisar gibi bölgelerde faaliyet gösteren ustalar bir elin parmaklarını geçmiyor. Yeni nesil bu mesleğe ilgi duymuyor. Geleneksel bir üretim süreci olduğu için bu alanda ciddi bir tecrübe birikimi şarttır. Yaklaşık yirmi yıl önce Türkiye’den dünyanın dört bir yanına fayton ihraç ediliyordu. Zamanla talebin düşmesiyle birlikte bu üretim durma noktasına geldi. Mesleği devralacak yeni bir nesil yetişmiyor. İlerleyen dönemlerde fayton kullanacak kişi dahi bulunamayacak. Bu kültür tamamen unutulacak. Dünya tarihine dönüp baktığımızda her dönemde atlı ve tekerlekli arabaların önemli bir yer tuttuğunu görürüz. Savaş dönemlerinde mühimmat taşıyan araçlardan ulaşım amacıyla kullanılan faytonlara kadar bu araçlar insanlık tarihinin her aşamasında var olmuştur. Günümüzde tamamen motorlu taşıt teknolojisine geçildiği için bu tarihi miras kaybolmaya yüz tutuyor" ifadelerini kullandı.



Yüz yıllık Paris faytonu


Eline geçen tarihi faytonun hikayesini paylaşan Osman, "Arkamızda görmüş olduğunuz fayton yüz yılı aşkın bir süre hizmet vermiştir. Böyle tarihi bir aracı yeniden ele alıp gün ışığına kavuşturmak benim için büyük bir onur kaynağıdır. Dingil aksamında Paris ve Londra damgaları bulunuyor. O dönemin eski yazı sanatıyla işlenmiş ibareler yer alıyor. Aracın Fransa’nın başkenti Paris’ten getirildiğini tahmin ediyoruz. Eski ustalardan edindiğimiz bilgilere ve yaptığımız araştırmalara göre Avrupa’dan getirilen bu fayton ilk olarak İzmir’de kullanılmıştır. Daha sonra İstanbul’a ve Büyükada’ya götürülerek çeşitli film çekimlerinde değerlendirilmiştir. Nihayetinde tekrar İzmir’e dönmüştür. Kapsamlı bir araştırmanın ardından bu aracı devraldım. Yakın zamanda bu tarihi faytonu baştan aşağı revize etmeyi planlıyorum. Körüklü veya kaput araba olarak adlandırılan ve üstü açılıp kapanabilen bu model İzmir faytonu olarak bilinmektedir" şeklinde konuştu.



Faytonculuk zanaatı usta yetişmemesi nedeniyle yok oluyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Muratpaşa Kent Meydanı’nda Ramazan buluşmaları devam ediyor Antalya’da Muratpaşa Belediyesi, Ramazan ayı dolayısıyla kurduğu Ramazan Çarşısı’nda etkinliklerine gelecek hafta da dolu dolu devam ediyor. Muratpaşa Atatürk Kent Meydanı’nda kurulan çarşı, her gün 11.00 ile 22.00 saatleri arasında ziyaretçilerini ağırlamayı sürdürüyor. Yöresel ürünlerden yiyecek ve içeceklere, hediyelik eşyalardan el emeği tasarımlara kadar birçok standın yer aldığı çarşı, aynı zamanda Ramazan’ın dayanışma ve paylaşma ruhunu yansıtan sosyal bir buluşma noktası olarak öne çıkıyor. Gelecek hafta da meydanda geleneksel Ramazan eğlenceleri sahnede olacak. Hacivat ile Karagöz’ün atışmaları, meddah gösterileri ve orta oyunları, izleyicilere nostaljik Ramazan akşamları yaşatacak. Dolu dolu bir hafta 7 Mart Cumartesi günü 16.00-19.00 saatleri arasında meydanda Ramazan temalı sirk gösterileri ve karakter kortejleri gerçekleşecek. Saat 19.30’da çocuklara yönelik yüz boyama ve balon şişirme etkinlikleri düzenlenecek. Program, 19.45’te Karagöz ile Hacivat gösterisiyle devam edecek. Gece, 20.15’te Alican Gebetto ve Orkestrası’nın "Eski 45’likler" konseriyle sona erecek. 8 Mart Pazar günü de 16.00-19.00 saatleri arasında sirk gösterileri ve karakter kortejleri gerçekleştirilecek. Saat 19.00’da çocuk atölyeleri düzenlenecek, ardından Antre Sahne, "Kırmızı Başlıklı" adlı oyununu izleyiciyle buluşturacak. Program 19.45’te gerçekleştirilecek meddah gösterisiyle sona erecek.
Elazığ Kapalı damarı Almanya’da açılmayınca, Elazığ’a gelip sağlığına kavuştu Almanya’nın Frankfurt kentinde yaşayan 2 çocuk babası Mustafa Katrancı, bacaklarında yaşadığı damar tıkanıklığını oradaki hastanelerde tedavi ettiremeyince, Elazığ’a gelerek ameliyat olup sağlığına kavuştu. Almanya’nın Frankfurt kentinde yaşayan 55 yaşındaki 2 çocuk babası Mustafa Katrancı, bacaklarındaki damar tıkanıklığı nedeniyle günlük hayatını sürdürmekte zorlanıyordu. Gün içinde 100 metreden fazla yürüyemiyor, kısa mesafelerde bile şiddetli ağrı yaşıyordu. Frankfurt’ta başvurduğu hastanede yapılan kontrollerde bir bacağındaki damarın yüzde 70, diğerinin ise tamamen tıkalı olduğu ortaya çıktı. Kısmen tıkalı olan damar açıldı ancak tamamen kapalı olan damar için doktorlar riskli olduğu gerekçesiyle müdahale edemeyeceklerini, bu nedenle bypass ameliyatı olması gerektiğini belirtti. Açık ameliyat olmak istemeyen Mustafa Katrancı, başka bir çözüm arayışına girdi. Memleketi Elazığ’da görev yapan Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Necati Dağlı ile iletişime geçen Katrancı, yapılan değerlendirme sonrasında Elazığ’a gelerek Fırat Üniversitesi Hastanesi’nde tedavi altına alındı. Burada gerçekleştirilen işlemle hem tamamen tıkalı olan bacak damarı hem de karın bölgesindeki tıkalı damar ameliyatsız bir yöntem olan anjiyografi ile açıldı. Özel ilaçlı balon tekniği kullanılarak yapılan başarılı müdahale sayesinde hasta açık ameliyat olmaktan kurtuldu. İşlem sonrasında yürüyüş mesafesi belirgin şekilde artan Mustafa Katrancı bypass olmaktan kurtulmuş bir şekilde sağlığına kavuşarak taburcu edildi. Almanya’da yaşadığını belirten Mustafa Katrancı, "Almanya’dayken iki bacağımda sorun vardı. Birinde yüzde 70 bir diğerinde ise yüzde 100 tıkanıklık vardı. Orada geçen ay anjiyo oldum. Yüzde 70 tıkalı olan bacağımı açtılar, yüzde 100 tıkalı olan bacağımı ’açamayız, bypass olman gerekiyor’ dediler. Necati hocamı duymuştum ondan dolayı Elazığ’a geldim. Şu anda tıkalı olan damarlarımı açtılar. Şükürler olsun sağlığıma kavuştum kendimi iyi hissediyorum" dedi. Hastanın Almanya’nın Frankfurt kentinden geldiğini belirten Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Necati Dağlı, "Hastamıza orada karın damarı yani eksternal iliak tam çıkış yerinden yüzde 100 tıkalıydı. Göbeğinin alt kısmında kasığını alt kısmına kadar yüzde 100 tıkanıklık vardı. Yan damarlardan doluş sağlanmaktaydı. Bunun üzerine Almanya’da yapılan anjiyo grafiklerinde hastanın kesinlikle açılamayacağını, anjiyo ile olmayacağını mutlaka karın damarından bacak damarına doğru, bypass ameliyatının olması gerektiğini bunun da çok yüksek riskli ameliyat olduğu için ölüm riskinin olduğunu belirtmişler. Hastamız bize ulaştı. Hastamıza yaptığımız muayeneler sonrasında tıkalı damarı açabileceğimizi ifade ettik. Daha sonra anjiyo grafi ile karnın alt kısmında kasığın altına kadar yüzde 100 tıkalı damarı, anjiyo ve ilaçlı balon yöntemiyle stent koymadan tedavi etmiş olduk. Buradaki avantajımız, stentler kendi damarına göre bir tık bacak damarlarında daha kısa süreli tıkandığını gözlemlenmiş. İlaçlı balonlar, özellikle iliak damara uygulanan ilaçlı balonların daha yeni bir yöntemdir. Daha önceden sadece stentle açılabileceği söyleniyordu ama yeni yayınlarda ilaçlı balonlarla da bu damarın açılabileceği bilimsel literatürde ifade edilmişti. Dolayısıyla bizde karın damarından çıkan bu damarı, ilaçlı balonla açarak hastamızı sağlığına kavuşturduk. Dün yaptığımız 1 saatlik işlemle hastamız sağlığına kavuştu. Bugün de hastamızı taburcu edeceğiz. Almanya’da yapılamaz denilen şey, muhtemelen doktorların eksikliğinden kaynaklanıyor. Tüm dünyada yapılan bir işlemi yaptık. Elazığ’da da yaklaşık 13 yıldır bu işlemi yapıyorum. 2012 yılından beri, yüzde 100 tıkalı bacak, karın ve kalp damarları yapıyorum" ifadelerini kullandı.