GÜNDEM - 30 Ocak 2026 Cuma 12:15

Folklorik kitre bebek sanatıyla Türkiye’nin ‘hazinesi’ oldu

A
A
A
Folklorik kitre bebek sanatıyla Türkiye’nin ‘hazinesi’ oldu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından "Yaşayan İnsan Hazinesi" ödülüne layık görülen İzmirli Emine Polat, geleneksel kitre bebek sanatını gelecek kuşaklara aktarmaya çalışıyor.

Ankara Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde 20 ocakta düzenlenen Kültür ve Turizm Bakanlığı Özel Ödülleri ve Yaşayan İnsan Hazineleri Ödülleri Takdim Töreni’nde, İzmir’de yaşayan Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı 74 yaşındaki Emine Polat, folklorik kitre bebek sanatı dalında ödüle layık görüldü. Türkiye genelinde bu unvana sahip 102 kişiden biri olan Polat, ödülünü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın elinden aldı. Polat, hiç öğreteni olmadan kendi kendine öğrendiği kitre bebek sanatı ile olan geçmişini ve bundan sonraki amaçlarını anlattı.

Folklorik kitre bebek sanatıyla Türkiye’nin ‘hazinesi’ oldu

"Çok sevinçliyim, çok mutluyum, gururluyum"

Aldığı ödülden dolayı çok mutlu ve gururlu olduğunu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın elinden ödül almanın verdiği sevinci dile getiren Emine Polat, "Çok mutlu oldum. Herkese nasip olmayan bir şey. Türkiye’de 102 kişiden biriyim. Bu beni çok mutlu etti. Tabii ben bir yıl önce dosyamı hazırlayıp İzmir Kültür Müdürlüğüne vermiştim. Ama kabul Görür mü, görmez mi? Tabi bu belli değildi. Aradıklarında çok mutlu oldum. Gerçekten çok sevindim. Ayrıca yani bir cumhurbaşkanından ödül almak herkese çok nasip olmuyor. Bu yüzden çok sevinçliyim, çok mutluyum, gururluyum" açıklamasında bulundu.

Folklorik kitre bebek sanatıyla Türkiye’nin ‘hazinesi’ oldu

"Kendi kendime öğrendim"

Kız Meslek Lisesi mezunu olduğunu ancak kitre bebek sanatının eğitimini okulda almadığını belirten Emine Polat, sanatla tanışma sürecini şu sözlerle anlattı: "Benim hiç hocam olmadı, kendi kendime öğrenmek zorunda kaldım. 2004 yılında bir yarışma programı vardı. Kurum müdürümün teşvikiyle katıldım. O dönemde internet ve kaynak yoktu, çok zorlandım. İzmir yöresinin kıyafetlerini birebir yansıtmak için Ege Üniversitesi Halk Oyunları Bölümü’nden destek aldım. İnsan vücudu ölçülerini küçülterek kendi kalıplarımı hazırladım. İlk başta bazı teknik hatalar yapsam da jüri özel ödülü ve mansiyonlar kazandım."

Folklorik kitre bebek sanatıyla Türkiye’nin ‘hazinesi’ oldu

15 parçalık ’Efe kıyafeti’ yaşatılıyor

Kitre bebek sanatının tarihçesine değinen Polat, bu sanatın 1955’li yıllarda İstanbul’da bir hoca tarafından başlatıldığını ve sadece Türkiye’ye özgü bir çalışma olduğunu vurguladı. Folklorik bebeklerin kültürel bir hafıza taşıdığını belirten Polat, "Geleneksel kıyafetleri unutmamak lazım. Bir efenin üzerinde 15 parça kıyafet var. Bugün bunları günlük hayatta giymek çok zor ama biz bebekler üzerinde bu kültürü yaşatıyoruz. Bulgaristan ve Fransa gibi ülkelerdeki etkinliklerde bu kıyafetler ve bebekler yoğun ilgi gördü" dedi.

Folklorik kitre bebek sanatıyla Türkiye’nin ‘hazinesi’ oldu

Gençlerin ilgisi artıyor

Son yıllarda Olgunlaşma Enstitüleri ve üniversitelerin güzel sanatlar bölümlerinin kitre bebeğe olan ilgisinin arttığını ifade eden Polat, "Eskiden bu işi yapan 10-15 kişiydik ama şu an sayı artıyor. Gençler sık sık arayıp bilgi istiyor, ben de elimden geldiğince paylaşıyorum. Ege Üniversitesi Emel Akın Meslek Yüksekokulu’nda da bir dönem dersler verdim" şeklinde konuştu.

Folklorik kitre bebek sanatıyla Türkiye’nin ‘hazinesi’ oldu

Erzincan kültürüne katkı

Kültürü yaşatmak adına çalışmalarına devam edeceğini belirten Emine Polat, son olarak memleketi olan Erzincan’ın kültürüne dair bir çalışma yaptığını ifade ederek, "Erzincan ketesini yapan figürler hazırladım ve bunları sergilenmek üzere Erzincan Kültür Müdürlüğüne teslim ettim. Bu bizim kültürümüz, yaşatmak için üzerime düşeni yapmaya devam edeceğim" dedi.

Ali İhsan Çiftçi - Sinan Yeniçeri  

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir Yaşar Üniversitesi’ne EBSO’dan anlamlı ödül Yaşar Üniversitesi’nin üniversite-sanayi iş birliğine katkı sağlayan çalışmaları sanayiciler tarafından ödüllendirildi. Üniversite-sanayi iş birliğinin güçlendirilmesi, bölgesel AR-GE kapasitesinin geliştirilmesi ve iyi uygulama örneklerinin görünür kılınarak ekosistemin teşvik edilmesi amacıyla, Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) tarafından bu yıl ilk kez düzenlenen "Üniversite-Sanayi İş Birliği Projeleri Ödülleri" sahiplerini buldu. Yaşar Üniversitesi, yenilikçi fikirlerle üniversite-sanayi iş birliğinin katma değere dönüşümüne olan desteklerinden dolayı "Üstün Hizmet Onur Ödülü"ne layık görüldü. Yaşar Üniversitesi ve May Agro Tohumculuk tarafından ortak olarak yürütülen "Tarla Bitkisi Verim Tespit Yöntemi Projesi" Üniversite- Sanayi İş Birliği kategorisinde ödül aldı. Ayrıca üniversite-sanayi iş birliğinin gelişerek güçlenmesine katkı sağladığı ve değer yarattığı için Yaşar Holding’e "Üstün Hizmet Ödülü" verildi. Teknoloji üssü EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar İzmir’in sanayisi ve üniversiteleri ile bir teknoloji üssü olabileceğini belirterek, "Üniversite-sanayi iş birliğinin tohumlarını 1986 yılında Ege Üniversitesi ile attık. Rotamız belli. Hedefimiz destekleyecek eğitim ve sonuç odaklı çalışma ile bu iş birliğini Türk sanayisini geliştirecek bir noktaya taşıdık. Birçok üniversite ile çalışmalar yürütüyoruz. Üniversitelerde bilgi var, sanayicide girişim var. Sanayiciler olarak üniversitelerdeki bu bilgiyi almaya hazırız. İzmir’de üniversiteler ve teknoloji merkezleri ile bu kentin bir teknoloji üssü haline gelmesi için hiçbir engel yok" dedi. "İş birliği genlerimizde var" Yaşar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Levent Kandiller, üniversitenin genlerinde sanayi ile iş birliği olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: "Kurucu vakfımızın arkasında birçok değerli sanayi kuruluşunu barındıran Yaşar Holding var. Üniversitemiz kurulurken bu iş birliği genlerinde vardı. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın İzmir’de üniversite-sanayi iş birliği için görevlendirdiği akademisyenlerden biriyim. Bu amaçla hem organize sanayi bölgelerinde hem de kendi topluluğumuz içinde Ege Bölgesi’nin sanayi kuruluşları ile ortak çalışmalar yürütüyoruz. Çok güzel projelere imza atıldı. Ege Bölgesi Sanayi Odası’na çalışmalarımıza değer vererek ödüllendirdiği için teşekkür ederiz." "Tarla Bitkisi Verim Tespit Yöntemi Projesi" ile ‘Üniversite-Sanayi İş Birliği’ kategorisinde ödül alan May Agro Tohumculuk’un Ar-ge Müdürü Dr. İlker Özmen de, "Yaşar Üniversitesi ile drone ile verim tahminine dayalı bir proje geliştirdik. Pamuğun daha hasat edilmeden verimini tespit etmeyi amaçladık. Başarılı da olduk. Bu daha başlangıç pamuk hastalıkları gibi stres faktörleri ile ilgili çalışmalarımız devam edecek. Projemizin ödüle layık görülmesi bize motivasyon oldu" dedi. Yaşar Üniversitesi Yönetim Bilişim Sistemleri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Komesli ve May-Agro Tohumculuk San. ve Tic. A.Ş. Ar-Ge Mühendisi Dr. Aslı Keçeli ile yapay zeka destekli yazılımı geliştiren Yaşar Üniversitesi Yazılım Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Süleyman Ünlütürk, yazılım sayesinde pamukta verimlilik artarken, üretim maliyeti ve risklerin azaldığını söyledi. Prof. Dr. Ünlütürk, "Çalışma, İHA ve yapay zeka teknolojilerinin tarımsal üretimde nasıl kullanılabileceğini ve bu teknolojilerin pamuk verimi tahmininde geleneksel yöntemlere göre sağladığı avantajları ortaya koyuyor. Bu yenilikçi yaklaşım, ile daha hasat etmeden verim tahmini yapılabiliyor" dedi. Yaşar Holding’e büyük onur Üstün Hizmet Ödülü’nü, Yaşar Holding adına alan Pınar Et ve Çamlı Yem Başkan Yardımcısı Tunç Tuncer, Yaşar Topluluğu olarak çalışmalarında her zaman bilimi öncelik olarak gördüklerini belirterek, "Yaşar Holding sanayinin öncü kuruluşlarının bir araya gelmesinden oluşuyor. Kuruluş felsefesinde bilim var. Mottosu "Bilim, Birlik, Başarı". Bilim ile sanayi birleşince başarı doğal bir sonuç. Şirketlerimiz ve Yaşar Üniversitesi de bu temel felsefe ile Kurucumuz ve Onursal Başkanımız Selçuk Yaşar’ın vizyonuyla hayata geçti. Bugün aldığımız ödüller bu yaklaşımın değerli bir göstergesi." diye konuştu.
Sakarya 46 yıl sonra ortaya çıktı: Gölet çöktü, su yer altından başka noktadan çıktı Sakarya’nın Kaynarca ilçesinde yaklaşık 46 yıl önce kapatıldığı öğrenilen bir mağara, meydana gelen çökme sonrası yeniden ortaya çıktı. Gölet suyunun aniden boşalması ve farklı bir noktadan yeniden yüzeye çıkması mahallede tedirginliğe sebep oldu. Güven Mahallesi Dınbazlar Sokak’ta bulunan doğal oluşum gölette meydana gelen olayda, mağaradan gelen suyun içme suyunu karıştığı gerekçesiyle yaklaşık 46 yıl önce Köylere Hizmet Götürme Birliği tarafından kapatılan mağaranın ağzında çökme meydana geldi. Çökmenin ardından göletteki su kısa sürede boşalırken, suyun yer altından ilerleyerek yaklaşık 1 kilometre uzaklıktaki Güven Mahallesi’nde bulunan bir su dere yatağından çıktığı gözlendi. Mahalle sakinleri, mağaranın köyün altından uzanan geniş bir yer altı hattına sahip olduğunu ve yıllar önce suyun içme kaynaklarına karışması sebebiyle Köylere Hizmet Götürme Birliği tarafından kapatıldığını ifade etti. Yaşanan çökme ile birlikte yer altındaki su hareketliliğinin yeniden ortaya çıkması, bölgede benzer çökmelerin yaşanabileceği endişesini de beraberinde getirdi. Olay sonrası Sakarya Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (SASKİ) ekipleri bölgede geniş çaplı inceleme başlattı. Ekipler, hem gölet çevresinde hem de mahallede farklı noktalarda kontroller gerçekleştirerek suyun akış yönü, zemin yapısı ve muhtemel risklere ilişkin teknik değerlendirmelerde çalışmalarını sürdürüyor. Ayrıca göletin büyük bir bölümünden suyun çekilmesiyle birlikte acı bir tablo da ortaya çıktı. Suyun çekilmesiyle birlikte gölette yaşayan çok sayıda balık akıntıyla yer altına sürüklenirken, bazı balıklar ise çekilen suyun ardından çamurda mahsur kaldı. Çökmeyle yok olan gölet ve çökme alanı dron ile görüntülendi.