EĞİTİM - 28 Eylül 2025 Pazar 10:14

Hekimliğe ilk adım

A
A
A
Hekimliğe ilk adım

İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) Tıp Fakültesi’nde bu yıl eğitime başlayan 41 öğrenci, beyaz önlüklerini giyip ‘Tıbbiyeli Yemini’ ederek hekimlik yolunda ilk adımı attı. Büyük coşku ve heyecana sahne olan törende geleceğin hekimlerine seslenen İEÜ Rektörü Prof. Dr. Yusuf Hakan Abacıoğlu, "Bugün giydiğiniz beyaz önlük; bilimin ışığında ve vicdanın rehberliğinde, insan onuruna saygıyla yapacağınız yolculuğun simgesi olacak" diye konuştu.


İEÜ Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen 2025-2026 Akademik Yılı Beyaz Önlük Töreni, üniversitenin Youtube hesabından da canlı yayınlandı. Törende, çocuklarını beyaz önlükle ilk kez gören aileler, mutluluk ve gururu bir arada yaşarken, zaman zaman da duygulandı. Türkiye’nin farklı noktalarında verdikleri konserlerle büyük beğeni toplayan İEÜ öğretim üyesi ve göz hastalıkları uzmanı Prof. Dr. Sait Eğrilmez, aile hekimliği uzmanı Dr. Nuri Şalk ve doğuştan görme engelli Cem Cansız, bu özel gecede ‘Türkülerdeki Hekimlik’ adlı özel programlarını sunarak konuklara eşsiz bir müzik ziyafeti yaşattı. 300’üncü programını İzmir Ekonomi’de sergileyen ekip, salonu dolduran katılımcılardan büyük alkış aldı. Törende, 2024-2025 Akademik Yılı’nda tıp fakültesinden birincilikle mezun olan Dr. Sabiha Su Polatlı ve fakülteye bu sene en yüksek sıralama ile yerleşen Hakan Ömer Özçelik de birer konuşma gerçekleştirdi.



‘Kadim Değerler’ vurgusu


İEÜ Rektörü Prof. Dr. Yusuf Hakan Abacıoğlu, hekimliğin kadim değerler taşıyan bir meslek olduğuna dikkat çekerek, "Bu tören, genç tıbbiyelilere sorumluluk ve onurla taşıyacakları bir emaneti devretmekle ilgilidir. Emanet, hekimlik mesleğinin kadim değerleridir. Önce hastanın yararını gözetmek, insana saygı ve şefkatle yaklaşmak, doğruluk ve dürüstlükten ayrılmamak, sorumluluk taşımak ve hesap verebilir olmak, yaşam boyu öğrenmeye ve mükemmelliğe adanmak, adalet ve eşitliği savunmak, hastanın mahremiyetine özen göstermek, meslektaşlarla dayanışma içinde olmak ve topluma hizmet etmeyi görev saymak. Emanet, bilimin ışığıdır ve sadece insanların değil tüm yaşamın savunulmasıdır. Emanetiniz ağır ama sahip çıkacağınızı biliyorum. Sizlere güveniyorum. Çünkü bu mesleği size öğretecek hocalarınızın onlara emanet edilen bu değerleri koruduğunu, yaşattığını ve şimdi sizlere aktaracağını biliyorum" ifadelerini kullandı.



"Her teşhiste bir yaşam yolculuğu göreceksiniz"


İEÜ Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İlgi Şemin ise, hekimliğin yalnızca bir meslek değil, aynı zamanda insanın acısına kulak vermek, gözlerindeki umudu görmek ve o yükü paylaşmak olduğunu ifade ederek, "Hastalarınıza yaklaşırken sadece biyolojik problemi değil, aynı zamanda psikolojik ve sosyal bir bütünü göreceksiniz. Çünkü insan; yaşadığı çevresi, alışkanlıkları, sorumlulukları, destek sistemleri ile bir bütündür. Sizler de bu anlayışla, her hastada bir insan hikâyesi, her teşhiste bir yaşam yolculuğu göreceksiniz. Hastanızla kurduğunuz iletişim, onlara gösterdiğiniz ilgi ve verdiğiniz güven, reçeteye yazdığınız ilaçlardan çok daha güçlü olacak. Burada yalnızca dersler almayacak, bir yaşam biçimi de edineceksiniz. Sistemli çalışmayı, zamanı iyi kullanmayı, disiplinli olmayı, stresle baş etmeyi, kendi sağlığınızı geliştirmeyi öğreneceksiniz. Bu alışkanlıklar, mesleğinizin omurgasını oluşturacak" dedi.



"Beyaz önlük, üzerinizden hiç çıkmayacak"


İEÜ Medical Point Hastanesi Tıbbi Koordinatörü Dr. Burak Öztop da eğitim süresi boyunca öğrencilere her türlü desteği vereceklerini belirterek, "Bugün giydiğiniz beyaz önlükleriniz, aslında hayatınız boyunca üzerinizden hiç çıkmayacak. Çok kutsal bir mesleği yerine getireceksiniz. Bizler de sizin en iyi şekilde yetişmeniz için çaba gösterecek, ihtiyacınız olan her an yanınızda olacağız. Sizleri ve ailelerinizi gönülden kutluyor; başarılı bir eğitim hayatı geçirmenizi diliyorum" diye konuştu.



Hekimliğe ilk adım

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gaziantep Doç. Dr. Evigen’den hantavirüse karşı kritik uyarı Medical Point Gaziantep Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ömer Evirgen, son günlerde Dünya Sağlık Örgütünce (DSÖ) farklı ülkelerde vakaları bildirilen hantavirüse karşı vatandaşlara önemli uyarılarda bulundu. Arjantin’den hareket eden "MV Hondius" isimli gemide doğrulanan ve 3 kişinin ölümüne neden olan hantavirüs vakalarının ardından konu gündeme geldi. Medical Point Gaziantep Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ömer Evirgen ise hantavirüs hakkında bilgi vererek, virüsün farelerin dışkı, idrar ve tükürüğü yoluyla insanlara bulaştığını söyledi. "İnsandan insana bulaşmıyor" Hastalığın ciddi sağlık sorunlarına ve ölüme yol açabileceğini belirten Evirgen, virüsün şu an için insandan insana bulaşmadığını ifade etti. Özellikle fare ve kemirgen temasının yoğun olduğu alanlarda hijyen kurallarına dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Evirgen, vatandaşlara önemli uyarılarda bulundu. "Karadeniz Bölgesi’nde zaman zaman rastlanabiliyor" Hantavirüsün yeni ortaya çıkan bir virüs olmadığını ve Türkiye’de geçmiş yıllarda da özellikle Karadeniz Bölgesi’nde nadiren görüldüğünü belirten Doç. Dr. Ömer Evirgen, "Bu aralar hantavirüs enfeksiyonu sosyal medyada sıkça gündeme geliyor. Hantavirüs enfeksiyonu ülkemizde de geçmişte nadiren görülen bir hastalık. Özellikle Karadeniz Bölgesi’nde zaman zaman rastlanabiliyor. Virüs, farelerin idrarı, dışkısı ve tükürüğünün toprağa veya gıdalara bulaşmasıyla yayılabiliyor. Bu atıkların bulunduğu ortamda oluşan tozun solunması ya da kirli yüzeylere temas ettikten sonra elin ağız, burun veya göze götürülmesiyle insanlara bulaşabiliyor" dedi. "Şu an için hantavirüse yönelik kesin bir tedavi bulunmuyor" Hastalığın ilk belirtilerinin grip benzeri şikayetlerle başladığını ifade eden Evirgen, "Bu hastalık genellikle ateş, kas ve eklem ağrıları, halsizlik ve ishal gibi belirtilerle başlıyor. İlerleyen süreçte ise iki farklı ağır tablo ortaya çıkabiliyor. Bunlardan biri solunum yetmezliği, diğeri ise böbrek yetmezliği ve kanamayla seyreden formdur. Ciddi ve hayati risk taşıyan bir hastalıktır. Şu an için hantavirüse yönelik kesin bir tedavi bulunmuyor. Hastalara yoğun bakım şartlarında destek tedavisi uygulanıyor" ifadelerini kullandı. "COVID dönemindeki gibi bir kapanma süreci beklemiyoruz" Korunma yöntemlerine ilişkin de açıklamalarda bulunan Evirgen, COVİD gibi bir kapanma süreci beklemediklerini de söyleyerek, "Bu virüsten korunmak için özellikle kırsal alanlarda ve farelerin yaşam alanlarının bulunduğu ortamlarda dikkatli olunması gerekiyor. Tozlu ortamlarda maske kullanılmalı, eller yıkanmadan gıdalara temas edilmemeli ve yüz bölgesine dokunulmamalıdır. Bu virüs COVID-19 gibi değil. Yakın temas ve enfekte tozların solunmasıyla bulaşıyor. Şu an için insandan insana bulaştığına dair net bir bilgi bulunmuyor. Bu nedenle COVID dönemindeki gibi bir kapanma süreci beklemiyoruz" diye konuştu.
İzmir Çeşme Kaymakamı Maraşlı: "Kaliteli ve sakin turizmle Çeşme kazanacak" Çeşme Kaymakamı Mehmet Maraşlı, 1. Çeşme Turizm Zirvesi’nin ilçenin turizm geleceği açısından önemli bir başlangıç olduğunu belirterek, "Kaliteli ve sakin turizmle Çeşme kazanacak" dedi. "1. Çeşme Turizm Zirvesi"’nin açılış konuşmasını yapan Çeşme Kaymakamı Mehmet Maraşlı, Çeşme’nin sahip olduğu doğal ve kültürel değerlerle Türkiye’nin en önemli turizm merkezlerinden biri olduğunu belirterek, turizmin yalnızca yaz aylarına sıkışmasının ilçenin en temel sorunlarından biri olduğunu söyledi. Çeşme’nin geçmişte Türkiye turizminin öncü destinasyonlarından biri olduğunu ifade eden Maraşlı, artan rekabet ve değişen turizm anlayışıyla birlikte ilçenin zaman içinde yalnızca yaz sezonuna bağlı bir yapıya dönüştüğünü dile getirdi. "Çeşme’nin yüzde 95’i turizme bağlı" Turizmin Çeşme ekonomisindeki belirleyici rolüne dikkat çeken Maraşlı, "Yüzde 95’i turizme bağlı bir kentten bahsediyoruz. Ancak bugün turizm dediğimizde yalnızca iki aylık bir dönem akla geliyor. Bu ne işletmeciler için ne ilçe ekonomisi için ne de ülke turizmi için sürdürülebilir bir yapı" dedi. "12 ay turizm" söylemini gerçekçi bulmadığını ifade eden Maraşlı, Çeşme’nin 8-9 ay boyunca canlı bir turizm sezonuna sahip olabilecek potansiyeli bulunduğunu belirtti. "Yabancı turist için kaliteli ve sakin bir Çeşme sunmalıyız" Konuşmasında yabancı turistin önemine de değinen Maraşlı, özellikle ilkbahar ve sonbahar aylarında daha sakin, kaliteli ve sürdürülebilir bir turizm anlayışının benimsenmesi gerektiğini vurguladı. Aşırı yoğunluk, gürültü ve plansız eğlence anlayışının turizm kalitesini düşürdüğünü belirten Maraşlı, Alaçatı’nın sezonu uzatabilecek en önemli merkezlerden biri olduğunu söyledi. Maraşlı, "Gürültüden biz şikayet ediyorsak, gelen turist daha fazla şikayet ediyor. İnsanlar tatilde huzur arıyor. Kültürel yaşam, gastronomi ve kaliteli müzikle desteklenen daha sakin bir turizm modeli oluşturmalıyız" ifadelerini kullandı. "Turizm sadece otelcilik değildir" Turizmin yalnızca otellerden ibaret olmadığını belirten Kaymakam Maraşlı, esnafın, restoranların, ulaşım sektörünün ve ilçede yaşayan herkesin turizmin bir parçası olduğunu kaydetti. Kötü hizmet, yanlış fiyat politikaları ve kısa vadeli kazanç anlayışının Çeşme’ye zarar verdiğini ifade eden Maraşlı, kaliteli turistin ancak kaliteli hizmet anlayışıyla çekilebileceğini söyledi. Maraşlı, "Kaliteli yatırımcıyı korumamız gerekiyor. Kamu kurumları, yerel yönetimler ve Çeşmeliler olarak doğru ortamı sağladığımız ölçüde hem yatırımcı hem turist gelir, sezon uzar" dedi. "Alaçatı’nın ruhunu korumalıyız" Konuşmasında Alaçatı’nın kimliğine de dikkat çeken Maraşlı, geçmişteki sakin ve kültürel yapının korunmasının önemine vurgu yaptı. Türkiye’de kültür turizminin hâlâ büyük bir değer taşıdığını belirten Maraşlı, sürdürülebilir ve "soft turizm" olarak tanımladığı daha sakin bir turizm modelinin Çeşme için önemli bir fırsat olduğunu ifade etti. Maraşlı, "Yazın eğlence elbette olsun ama her yer yüksek sesli müzikle dolmamalı. Çeşme büyük bir yer; eğlence için uygun alanlar var. Önemli olan dengeyi korumak" diye konuştu. Zirvenin, Çeşme’nin turizm geleceği açısından önemli bir başlangıç olduğunu belirten Maraşlı, ilerleyen yıllarda daha geniş katılımlı toplantılarla somut adımların konuşulacağı bir sürecin oluşmasını temenni etti.