ASAYİŞ - 09 Aralık 2025 Salı 16:03

İZBETON kooperatif davası sanıkları hakim karşısında, Ali Alpyavuz: "Bu CHP projesidir, binlerce aile mağdur oldu"

A
A
A
İZBETON kooperatif davası sanıkları hakim karşısında, Ali Alpyavuz: "Bu CHP projesidir, binlerce aile mağdur oldu"

İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraki İZBETON AŞ’ye yönelik yürütülen ’kooperatif işlerinde usulsüzlük’ soruşturması kapsamında eski İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Tunç Soyer’in de aralarında bulunduğu 3’ü tutuklu 65 sanık hakim karşısına çıktı.

İzmir 23. Ağır Ceza Mahkemesince Aliağa Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’nde bugün görülen duruşmaya, tutuklu sanıklar eski İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Tunç Soyer, eski İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri ve İZBETON AŞ Yönetim Kurulu Başkanvekili Barış Karcı ile eski İZBETON AŞ Genel Müdürü Heval Savaş Kaya’nın da aralarında bulunduğu bazı sanıklar ile 2’inci duruşmada ev hapsi şartıyla tahliye edilen eski dönem Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu, kooperatif mağduru müştekiler, taraf avukatları ve aileler katıldı. Kimlik tespitinin ardından duruşma başladı.

İZBETON kooperatif davası sanıkları hakim karşısında, Ali Alpyavuz:

"Güvenerek üye olduk, inşaatları bizim yapacağımızı bilmiyordum"

Duruşmada söz hakkı verilen mağdurlardan İş İnsanları Gaziemir Yapı Kooperatifi Başkanı Ali Alpyavuz, "İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İZBETON AŞ’ye güvenerek kooperatife üye olduk. Tunç Soyer başta olmak üzere İZBETON AŞ yöneticilerinin açıklamalarından Aktepe-Emrez bölgesinde yatırımları ranta kurban etmeyecekleri hissiyatına kapıldım. Halk Konut projesinde İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İZBETON AŞ’nin inşaatları yapacağını sandım. Biz bu işi, İZBETON AŞ’den taşeron olarak aldık. Kooperatife girdiğimizde inşaatları bizim yapacağımızı bilmiyordum. Kooperatife üye olduktan sonra ödemelerime başladım. İlk genel kurulda inşaat başlamamıştı ancak zeminde problem çıktı. Bize İZBETON AŞ’nin o bölgeye dolgu yapacağı söylendi. Kahramanmaraş depremi olunca İZBETON AŞ’nin bütün araçları oraya gitti. Biz de ’Neden iş yapılmıyor’ diye sormadık. Ancak sonrasında da iş ilerlemedi. İçimize kuşku düştü ve araştırmaya başladık. Yerel basında kooperatiflerle ilgili yolsuzluk haberleri olabileceğini gördük. Bununla ilgili olarak Büyükşehir tarafından yapılan açıklamalarda ise durumun siyasi algı olduğu, inşaatların yapılacağı belirtildi. İnşaatımızın seviyesi yüzde 30 olması gerekirken yüzde 1 seviyelerindeydi. Ama İZBETON AŞ ana yüklenici olarak müdahale etmedi" ifadelerini kullandı.

İZBETON kooperatif davası sanıkları hakim karşısında, Ali Alpyavuz:

"Bu CHP projesidir, binlerce aile mağdur oldu"

Ali Alpyavuz, kooperatif projesinde villa olmadığını ancak 11 villanın Şenol Aslanoğlu’nun yakınlarının aldığını belirterek, "Gaziemir Emrez’de 11 tane villa yapıldı ve bu villaları Şenol Aslanoğlu’nun eşi Duygu Aslanoğlu, onun kardeşi, yönetim kurulu ve akrabalarının aldığını gördük. Satın alma için gittiğimizde kooperatif broşürlerinde bu villalar yoktu. Yalnızca 1+1, 2+1 ve 3+1 daireler vardı. Villalardan haberimiz yoktu. Şerefiye listesinde de villalar yoktu. Bir blokta 60 daire olması gerekirken şu an projemizde 48 daireye düşürülmüş. 1’i kapıcı dairesi ve geri kalanı da villa. Villaların sonradan usulsüz ve genel kurul kararı olmadan yapıldığı gerekçesiyle şikayetçi olduk" diye ekledi. Tutuksuz sanık Şenol Aslanoğlu, duruşmada söz alarak villa olarak tahsis edilen yerlerin sahiplerinin de kooperatif üyesi olduğunu ifade etti. Uzundere 3’üncü Etap Kooperatifi üyesi Emrah Sönmez, "Binlerce aile mağdur oldu. Gazetelerde Kemal Kılıçdaroğlu ve milletvekilleri vardı. 33 ayda evlerimizi teslim edeceklerini söylediler ama inşaatın yüzde 5’i tamamlandı. İsimlere değil, belediyeye güvendik. Bu, CHP projesidir. Bunların hepsi, CHP’de olan insanlar. 5-6 bin aile, belediyeye güvenerek mağduriyet yaşadılar. Bu kadar bilinçli olsak, bu projelere girmezdik" sözlerini kullandı.

İZBETON kooperatif davası sanıkları hakim karşısında, Ali Alpyavuz:

"Büyükşehir Belediyesi garantörlüğü var"

Örnekköy Yaka City Kooperatifi üyesi Ceren Okur ise, "Ev sahibi olabilmek için üye oldum. Her yerde billboardlar vardı ve Büyükşehir garantörlüğünden bahsediliyordu. Alsancak’taki ofise uğradım. ’Zamanında evi alabilecek miyim?’ diye sorduğumda ’Büyükşehir Belediyesi garantörlüğü var’ dediler. İnşaat ilk başta çok hızlı ilerliyordu. Ödemelerimi düzenli yapıyordum. Bir zaman sonra inşaatın durduğunu fark ettim. Bir kooperatif üyesi beni arayarak ’Ödeme yapma’ diye uyardı. Yatırdığımız paraların inşaata gitmediğini fark ettik. Suç duyurusunda bulunduk. Bana vaat edilen ev verilmedi. Birileri menfaat elde ettiyse araştırılsın, şikayetçiyim. Genel kurula katıldım ve ibra verdim" diye konuştu. Duruşma verilen aranın ardından devam ediyor.

İZBETON kooperatif davası sanıkları hakim karşısında, Ali Alpyavuz:

Soruşturma 1 Temmuz’da başladı

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’nca, İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinden İZBETON AŞ’de taşeron şirketler aracılığıyla yolsuzluk yapıldığı iddiaları üzerine 1 Temmuz’da geniş çaplı bir soruşturma başlatıldı. Sayıştay, mülkiye müfettişi ve bilirkişi raporlarına dayandırılan soruşturma kapsamında, "İhaleye fesat karıştırma" ve "Nitelikli dolandırıcılık" suçlamalarıyla 157 kişi hakkında gözaltı kararı verildi. Soruşturma çerçevesinde gözaltına alınanlar arasında, dönemin İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer ile Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu’nun da bulunduğu 139 şüpheli yer aldı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüphelilerden Soyer ve Aslanoğlu’nun da aralarında bulunduğu 60 kişi çıkarıldıkları mahkemece tutuklanmış, 58 kişi adli kontrol şartıyla serbest bırakılırken, kalan şüpheliler ise herhangi bir tedbir uygulanmadan serbest bırakıldı. Şüphelilerden 20’si emniyetten, biri de savcılıktan serbest bırakıldı

İddianame hazırlandı

İzmir’in farklı ilçelerinde yürütülen kentsel dönüşüm projelerine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında hazırlanan iddianame, İzmir 23. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi. Dosyada Örnekköy 3. ve 4. etap, Gaziemir-Aktepe-Emrez Mahallesi 1. etap ile Karabağlar 3. ve 4. etapta kat karşılığı inşaat işlerinde usulsüzlük yapıldığı iddiaları yer alırken soruşturma kapsamında, 449 mağdur, 7 müşteki ile birlikte Hazine ve Maliye Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İZBETON AŞ’nin de suçtan zarar görenler arasında olduğu belirtildi. Aralarında eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in de bulunduğu 3’ü tutuklu toplam 65 şüpheli hakkında, "kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle nitelikli dolandırıcılık", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak nitelikli dolandırıcılık", "tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında nitelikli dolandırıcılık" ve bu suçlara teşebbüs suçlarından 3 yıldan 45 yıla kadar hapis cezası talep edildi.

İlk 2 duruşmada 8 tahliye

Eylül ayında İzmir Adliyesi 23’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşmayla dava süreci başladı. Aliağa Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’nde 3 gün süren duruşmaların sonunda, tutuklu bulanan İZBETON AŞ Yönetim Kurulu üyeleri Levent İşler, Sevcan Tınaztepe, Orhan Sertaç Dölek, Mehmet Gürhan Özata ile eski İZBETON AŞ Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Alphan Bozan tahliye edildi. Eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu, kooperatif başkanı Cihangir Lübiç, eski İZBETON AŞ Genel Müdür Yardımcısı Hüseyin Şimşek, eski İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri ve İZBETON AŞ Yönetim Kurulu Başkanvekili Barış Karcı ile eski İZBETON AŞ Genel Müdürü Heval Savaş Kaya’nın tutukluluk halinin devamına karar verildi. İZBETON AŞ’ye yönelik yürütülen soruşturma kapsamında kooperatiflerdeki usulsüzlük iddialarına ilişkin açılan davanın Ekim ayındaki 2’inci duruşmasında ise mahkeme, Tunç Soyer, Heval Savaş Kaya ve Barış Karcı’nın tutukluluk halinin devamına hükmetti. Aynı duruşmada Şenol Aslanoğlu, Cihangir Lübiç ve eski yönetim kurulu üyesi Hüseyin Şimşek tahliye edildi. Dosyadaki eksikliklerin giderilmesine hükmeden mahkeme, İZBB Kentsel Dönüşüm Daire Başkanı Ayşe Arzu Çelik’in tanık olarak dinlenilmesine, dosyadaki eksikliklerin giderilmesine karar verdi.

Abdurrahman Derici - Hasan İnce

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Diyarbakır Kulp’ta kar yağışı etkili oldu, ilçe beyaza büründü Diyarbakır’ın Kulp ilçesinde dün akşam saatlerinde başlayan kar yağışıyla birlikte ilçe merkezi ve kırsal mahalleler beyaz örtüyle kaplandı. Kar kalınlığı ilçe merkezinde 10 santimetreye, kırsal kesimlerde ise yer yer 20 santimetreye ulaştı. Kulp ilçesinde dün akşam saatlerinde etkisini göstermeye başlayan kar yağışı aralıklarla devam ediyor. Şubat ayının son günlerinde etkili olan kar yağışı ve soğuk hava dalgası, ilçe genelinde kış manzaralarını yeniden ortaya çıkardı. Kar yağışıyla birlikte ilçe merkezi, mahalle araları, park ve yeşil alanlar ile kırsal mahalleler beyaz örtüyle kaplandı. İlçe merkezinde kar kalınlığı yaklaşık 10 santimetreye ulaşırken, yüksek kesimler ve kırsal mahallelerde kar kalınlığının yer yer 10 ila 20 santimetre arasında olduğu öğrenildi. Sabah saatlerinde iş yerlerine gitmek isteyen vatandaşlar, araçlarının üzerindeki karı temizleyerek güne başladı. Esnaf ise dükkanlarını açmadan önce iş yerlerinin önünde biriken karı küreklerle temizledi. İlçe merkezindeki ana caddeler ve ara sokaklarda ulaşımda herhangi bir olumsuzluk yaşanmadığı gözlemlendi. Kar yağışının oluşturduğu manzara ilçe merkezinde kartpostallık görüntüler ortaya çıkarırken, park alanları ve sokaklarda beyaz örtü hakim oldu. İlçe sakinlerinden Hasan Durman, bu yıl kış mevsiminin bereketli geçtiğini belirterek, "Ocak ayını yoğun kar yağışıyla kapatmıştık. Şubat ayı ise daha çok yağmurlu günlerle geçti. Ancak bahara adım atmaya hazırlanırken kar yağışının yeniden etkili olması bizleri şaşırttı. Bu yılın, son yılların en verimli ve yağışlı kışlarından biri olduğunu düşünüyoruz" dedi. Öte yandan ilçede etkili olan kar yağışı nedeniyle kapanan yolların açılması için Kulp Belediyesi ile Diyarbakır Büyükşehir Belediyesine bağlı karla mücadele ekipleri sabahın erken saatlerinde çalışmalara başladı. İlçe genelinde 7 farklı ekiple yürütülen kar temizleme ve yol açma çalışmalarının aralıksız şekilde devam ettiği bildirildi. Meteoroloji yetkilileri ise bölgede soğuk hava etkisinin bir süre daha sürebileceğini belirterek, vatandaşları olumsuz hava koşullarına karşı tedbirli olmaları konusunda uyardı.
Kastamonu 28 Şubat’ta başörtüsü sebebiyle mesleğini bırakmak zorunda kalan emekli öğretmen o karanlık günleri anlattı Kastamonu’da yaşayan emekli öğretmen Aysel Mazak, başörtüsü sebebiyle 28 Şubat sürecinde mesleğini bırakmak zorunda kaldığı günleri anlattı. Mazak, "Sürekli bir baskı, zorlama vardı. Biz göğüs germeye çalıştık" dedi. Kastamonu’da yaşayan emekli öğretmen Aysel Mazak, 28 Şubat 1997’deki Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısı döneminde başörtüsü sebebiyle yaşadıklarını anlattı. Başörtüsünü çıkartmak istemediği için peruk takmak zorunda kaldıklarını ve daha sonra mesleğini bırakmak zorunda kaldığını ifade eden Mazak, sürecin bitmesinin ardından tekrar mesleğine dönebildiğini söyledi. Üniversiteden yabancı dil eğitiminden mezun olduktan sonra 1990 yılında Kastamonu’da sınıf öğretmeni olarak çalışmaya başladığını söyleyen Aysel Mazak, "1982-83’te Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesini okuyan o kapalı arkadaşımız eve hep ağlayarak gelirdi. Derdini anlattıkça biz, bu işin içine girmeye başladık. O yıllarda bizim bir şeyden haberimiz yoktu ama tıp fakültesi öğrencisinin çektiği çileleri birebir evde yaşanmaya başladı. Çok üzülürdü, çok ağlardı. O ağladıkça üzüldükçe biz de üzülür ağlardık. Başını açmak istemiyordu. Ama hocaları onu devamlı zorluyordu. Bu da onu çok üzüyordu. Biz mezun olduk. Kastamonu’ya geldim. Ben özel şirkette çalışmaya başladım. Gazetelerde yazılanlar çok dikkatimi çekiyordu. Bir Rabia olayı, bir irtica olayı gibi arkadaşlardan etkilendiğim için de yakından ilgileniyordum. Daha sonra ben de başımı kapattım. Özel şirkette çalışırken müdürlerimizden birkaçı bize bayağı bir baskı yaptılar ama artık o hidayete ermiştim. O imanla, onların dedikleri hiç önemli olmuyor. Onlar ne derlerse desinler hiç umursamıyorsun. Kendi şahsına değil, din için üzülüyorsun. Sonra eşimle evlendik. Sağ olsun o da benimle aynı zihniyetteydi. Birlikte mücadeleye başladık. 1990’da öğretmen olarak atandık. Bu sefer öğretmen olarak mücadelemiz başladı. Telefonlar, teftişler, üst üste cezalar, kınama cezaları aldık. Bir baskı vardı ama bizi bu pek etkilemiyordu. Daha sonra 95’lere geldik. Fatma Şahin, Aczimendi olayı yaşandı. İzlerken hep üzülüyordum. Yıllar sonra bunların ekseriyatının düzmece olduğunu öğrendik. O da çok üzücüydü. Allah mekanı cennet olsun, Enver Ören çok çalıştı. TGRT bize destek veriyordu" dedi. "Milli Eğitim Müdürü, ‘siz açın başınızı biz, sizin günahınızı çekeriz’ dedi" Kendilerine başörtülerini açması için hep baskı yapıldığını belirten Aysel Mazak, "Milli Eğitim Müdürü, ‘siz açın başınızı biz, sizin günahınızı çekeriz’ dedi. Toplantılara alınmıyorduk. Rapor almak zorunda kalıyorduk. Sürekli bir baskı, zorlama vardı. Biz göğüs germeye çalıştık. Bir peruk maceramız oldu. Peruklar takılmaya başlandı. O da çok uzun sürmedi" diye konuştu. "Baskılar sonucu istifa etmek zorunda kaldım" 1998-1999 yılları arasında baskıların daha da çok arttığını kaydeden Aysel Mazak, "Sık sık müfettişler geliyordu, sınıfa daldıkları oldu. Müdürümüzün sınıfa daldığı oldu. En önemlisi de okulumuz yatılı okuldu. Yatakhane bölümünde olan bir mescidin kapatılması bizi çok etkiledi. Çok üzüldük. Orada bazı öğretmenler, görevliler, bazı öğrenciler namazlarını kılıyorlardı. Daha sonra yine teftişlerin sık sık olması beni istifa etmeye zorladı. Çünkü istifa etmeseydim hem eşim hem ben öğretmenlik görevinden men edilecektik. Bu yüzden istifa etmek zorunda kaldım. 3 sene meslekten uzak kaldım. Tayyip Erdoğan, başbakan oldu. Biz buna güvenerek tekrar müracaat ettik,n kabul edildim. İnebolu’dan Cide’ye geçtik. 5-6 sene daha kapalı olduğumuzdan dolayı, ben ve arkadaşlarım çok baskılar gördük. Sağ olsun eşim benim hep destekledi, daha sonra da emekli oldum. Fakat ben emekli olduktan 3 yıl sonra başörtüsü özgürlüğüne kavuştu. Ben yetişemedim ama hiç önemli değil. Önemli olan bizim mücadelemizin sonunda kazanmamız. Şimdi çok şükür, kızım, diğer kapalı hanımlar rahatlıkla başörtüsü takabiliyorlar. Bu da bizi son derece sevindiriyor ve mücadelemizin karşılığını aldığımız için mutluyuz. Hak batıl meselesi kıyamete kadar muhakkak devam edecek. Önemli olan nerede durduğumuz, hangi tarafta olduğumuz" şeklinde konuştu. "Okula atanıyorsunuz daha kapıdan giriyorsunuz ertesi gün elinizde bir sarı zarf tutuşturuyorlar" Mazak’ın eşi Adnan Mazak ise, "Başörtüsüyle ilgili mücadele aslında 80’li yıllara dayanıyor. O zaman biz yoktuk ama eşimin de dediği gibi onun arkadaşları bu mücadeleyi başlatmışlardı. Aynı baskılar 80 ihtilalinden sonra da vardı. 28 Şubat’tan önce bir 28 Şubat zaten yaşanıyordu. 28 Şubat’taki baskıları daha fazlasıyla hissediyorduk. Daha göreve başladığımız gün soruşturmalarla karşılaştık. Bana verilmiyordu ama eşime veriliyordu. Ben onun eşi olarak da dolaylı olarak bize de aynı baskılar geliyordu. Mesela benim üzerimden mesaj gönderiliyordu. Eşin başını açsa ne olacak deniliyordu. Eşimin de dediği gibi Milli Eğitim Müdürü vardı. ‘Biz günahına kefiliz, eşin başını açsın’ diye hani günah yüklenmeye kadar işi götürmüşlerdi. Mesleğinizi rahat yapamıyorsunuz. Eşim rahat anlattı ama aksine o kadar rahat günler geçirmedik. Okula atanıyorsunuz, ertesi gün elinize bir sarı zarf tutuşturuyorlar. Anayasanın değişik maddelerinde istinat edilerek Anayasaya aykırı davranmışsınız gibi, devlet, millet düşmanı gibi gösteriliyorsunuz. Çok savunma yazdık. O günkü müfettişlere hakkımızı helal etmiyoruz. Çünkü onlar kapıdan girerken başörtü teftişine geliyorlardı. Aslında bir tesettür düşmanlığı vardı. Sürekli savunma yapıyorduk, geceleri savunmaları veriyorduk" şeklinde konuştu. 1998-1999 yıllarında baskının daha da çok arttığını belirten Adnan Mazak, "Kaymakam, Garnizon Komutanı ve Milli Eğitim Müdürü beraber imza atınca sizi görevden alabiliyordu. Bir gün okulda eşimle nöbetçiydik. O akşam öğrencilerin yanında bize o üçlü koalisyon geldi. O akşam Allah’tan eşim rahatsızlandı. Çok rahatsızdı, o yüzden hastaneye gitmişti. Doktorda hasta olduğu için rapor vermiş. Geldiklerinde ’hoca rahatsız’ dedim. Milli Eğitim Müdürü, Kaymakam ve Garnizon Komutanının beraber gelmesindeki sebep hocayı el ayak çektirme meselesiydi ama Allah yardım etti, hocayı bulamadılar. Baskın şeklinde teftişler gördük. Adamlar bizi, okulu teftişe değil de kapalı öğretmen çalışıyor mu diye geliyorlardı" dedi. ’Dini kitapları gömmek zorunda kaldık’ 28 Şubat döneminde toplumsal baskıyla da karşı karşıya kaldıklarını belirten Adnan Mazak, "Bir çile çektik. Evimizde legal olan dini kitaplar, Kur’an-ı Kerim, tefsirler gibi kitaplar vardı. Korkumuzdan onları bile gömmek zorunda kaldık. Korktuk. Öyle bir baskı var ki üzerimizde, ’bu terörist, bu yazıyı yazan her şeyi yapar gibi’ düşünüyorlardı. Halkı da öyle bir sindirmişler ki bana selam veren selam vermez oldu. Kahveye gittiğimde selam veren yok öğretmenlerden selam veren yok" diye konuştu.
Malatya Başkan Geçit "Çözüm odaklı çalışıyoruz, sürekli sahadayız" "Vatandaş Soruyor, Başkan Cevaplıyor" buluşmaları kapsamında Dilek Uğrak Mahallesi sakinleriyle bir araya gelip talep ve önerileri dinleyen Yeşilyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. İlhan Geçit, Yeşilyurt’u topyekûn ayağa kaldırmak için çıktıkları hizmet yolunda şeffaf, hesap verebilir ve çözüm odaklı bir belediyecilik anlayışı benimsediklerini vurguladı. Sürekli sahada olduklarını ifade eden Başkan Geçit, vatandaşlarla birebir iletişim kurarak sorunları yerinde tespit ettiklerini ve en kısa sürede çözüme kavuşturmak için ekiplerle birlikte yoğun mesai harcadıklarını belirtti. Vatandaşlar talep ve ihtiyaçlarını paylaştılar Yeşilyurt Belediyesi Muhtarlık İşler Müdürlüğü tarafından Dilek Uğrak Mahallesi’nde, Hilanlılar Dernek Binası’nda düzenlenen "Vatandaş Soruyor, Başkan Cevaplıyor" toplantısına mahalle sakinleri yoğun ilgi gösterdi. Toplantıda ilk olarak söz alan Hilanlılar Dernek Başkanı Turan Ortaç ile Dilek Mahalle Muhtarı Osman Karaavcı, mahallenin su, kanalizasyon, içme suyu, yol ve doğalgaz başta olmak üzere öncelikli ihtiyaç ve taleplerini dile getirdi. Toplantıya katılan Malatya Büyükşehir Belediyesi MASKİ Genel Müdürlüğü yetkilileri ise, Dilek bölgesindeki alt yapı yatırımları üzerine mahalle sakinlerine bilgiler paylaştılar. Yaylacı "Sorunları yakından takip ediyoruz" AK Parti Yeşilyurt İlçe Başkanı Ramazan Yaylacı ise, 6 Şubat depremlerinin ağır hasarlar bıraktığı 11 kentte olduğu gibi Malatya’nın dört bir tarafında yeni yatırım hamlelerinin tek tek hizmete girdiğini, milletçe el ele vererek deprem yaralarını hep birlikte sardıklarını söyledi. Yeşilyurt’un merkez ve kırsal yaşam alanlarındaki sıkıntıların teker teker çözüme kavuştuğunu hatırlatan Yaylacı, güçlü bir devlete sahip olmalarından dolayı hayal gibi gözüken çok sayıda yatırımın Malatyalılarla buluştuğunu hatırlattığı konuşmasında, "Mahallelerimizin sorunlarını yakından takip ediyoruz, çözüme kavuşması için her türlü gayreti gösteriyoruz" şeklinde konuştu. "Taleplerin çözümü için kararlı adımlar atılıyor" Yeşilyurt Belediyesi Belediye Başkanı İlhan Geçit, Yeşilyurt’un her mahallesine eşit ve adil hizmet götürmek için çalışmalarını aralıksız sürdürdüklerini belirtti. Haftanın 7 günü, günün 24 saati hemşehrilerinin hizmetinde olduklarını ifade eden Başkan Geçit, mahalle toplantılarında iletilen talepleri titizlikle takip ettiklerini ve bu taleplerin çözüme kavuşması için kararlı adımlar attıklarını söyledi. Çözüm odaklı, şeffaf ve hesap verebilir bir yönetim anlayışıyla hareket ettiklerini vurgulayan Başkan Geçit, mahalle toplantılarının hizmet planlamasında önemli bir rehber olduğunu dile getirdi. Belediyecilik anlayışlarının masa başında değil, sahada yürütülen bir anlayış olduğunu kaydeden Geçit, vatandaşlarla sürekli iç içe olmaya büyük önem verdiklerini ifade etti. Vatandaşların taleplerinin kendileri için son derece kıymetli olduğunu belirten Başkan Geçit, "7’den 70’e tüm hemşehrilerimizin ilettiği talep ve ihtiyaçları tek tek not alıyor, sorunların çözüme kavuşması için gereken adımları kararlılıkla atıyoruz. Dilek bölgemize bugüne kadar dokuz ziyaret gerçekleştirdik. Bölgenin tüm talep ve beklentilerine hâkimiz. İçme suyu, kanalizasyon, yol ve doğalgaz gibi temel altyapı sorunlarının kalıcı çözüme kavuşması için gerekli planlamalar yapıldı. Etaplar halinde bu sorunları çözüme ulaştıracağız" dedi. Belediyeyi ilgilendiren konuların yanı sıra diğer kurumların sorumluluğundaki talepleri de yakından takip ettiklerini belirten Geçit, ilgili birimlere gerekli talimatların verildiğini, planlamaların tamamlandığını ve uygulama sürecinin kararlılıkla sürdürüldüğünü sözlerine ekledi.
Balıkesir Sındırgı’da Geleneksel Çocuk İftarı gerçekleşti Sındırgı’da minik yürekler aynı sofrada buluştu. Balıkesir’in Sındırgı ilçesinde Ramazan ayının manevi atmosferi, çocukların neşesiyle birleşti. İlim Yayma Cemiyeti Sındırgı Şubesi öncülüğünde; Türk Kızılay, Sındırgı İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ve Sıdırgı İlçe Müftülüğü desteğiyle düzenlenen program, Milli Eğitim Bakanlığının "Maarif’in Kalbinde Ramazan" etkinlikleri kapsamında gerçekleştirildi. Bu yıl 16.’sı gerçekleştirilen Geleneksel Çocuk İftarı Sındırgı İmam Hatip Ortaokulu ev sahipliğinde yapıldı. Okul bahçesinde kurulan iftar sofrasında öğrenciler bir araya gelirken, ortaya samimi ve renkli görüntüler çıktı. Geceye Doğukan Koyuncu da katılarak öğrencilerle aynı sofrada orucunu açtı. Çocukların heyecanı ve mutluluğu objektiflere yansırken, birlik ve beraberlik mesajları verildi. İftar sonrası sahne alan öğrenciler, seslendirdikleri ilahilerle büyük beğeni topladı. Geleneksel Ramazan etkinlikleriyle program adeta şenlik havasına dönüştü. İlçe Milli Eğitim Müdürü Muzaffer Çakır, ilçede 16 yıldır düzenlenen geleneksel çocuk iftarının bu yıl da coşkuyla gerçekleştirildiğini belirterek, "Öğrencilerimizin tuttukları oruçları Allah kabul etsin inşallah" dedi. Sındırgı’da düzenlenen program, Ramazan’ın paylaşma ve dayanışma ruhunu bir kez daha gözler önüne serdi.