GÜNDEM - 30 Mayıs 2026 Cumartesi 10:47

İzmir’de elektrikli araçlar için otoparklarda yüzde 50 indirim sürüyor

A
A
A
İzmir’de elektrikli araçlar için otoparklarda yüzde 50 indirim sürüyor

İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraki İZELMAN AŞ’nin, çevreci ulaşımı teşvik eden amacıyla kent genelindeki 62 otoparkta başlattığı tam elektrikli araçlara yüzde 50 indirim uygulaması sürüyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin 47 şarj istasyonuyla güçlenen altyapısı hem sürdürülebilir ulaşımı destekliyor hem de elektrikli araç kullanıcılarının bütçesine katkı sunuyor.


İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin sürdürülebilir kent vizyonu doğrultusunda hayata geçirdiği uygulama kapsamında, 11 açık otopark, 20 kapalı otopark ve 31 yol kenarı otoparkında toplam 3 bin 337 tam elektrikli araca yüzde 50 indirimli hizmet sunuluyor. Otoparklarda bulunan toplam 47 şarj istasyonu da elektrikli araç kullanıcılarına kolaylık sağlıyor. Ekonomik ve çevreci ulaşımı destekleyen uygulama sayesinde vatandaşlar avantajlı otopark hizmetinden yararlanırken, karbon salımının azaltılmasına da katkı sağlanıyor. Büyükşehir, sosyal belediyecilik anlayışı kapsamında şehit yakınları ve gazilere yönelik ücretsiz otopark uygulamasını da sürdürüyor. Şehidin dul eşi, yetim aylığı alan çocukları ile anne ve babası, ayrıca gazi ve gazi eşleri otopark hizmetlerinden ücretsiz yararlanabiliyor.



Başvurular APİKAM ve İZELMAN Genel Müdürlüğü’ne yapılıyor


Elektrikli araç sahiplerinin indirimli otopark uygulamasından yararlanabilmesi için araç ruhsat fotokopisi ve kimlik belgesiyle başvuru yapması gerekiyor. Başvurular, hafta içi 08.00-12.00 ile 13.00-17.30 saatleri arasında Şair Eşref Bulvarı No:1/A Çankaya’da bulunan Ahmet Piriştina Kent Arşivi ve Müzesi (APİKAM) bahçesindeki İzmirli Kahve’ye veya İşçiler Caddesi Umurbey Mahallesi No:130 Konak adresindeki İZELMAN Genel Müdürlüğü’ne yapılabiliyor.



İzmir’de elektrikli araçlar için otoparklarda yüzde 50 indirim sürüyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kocaeli 72 yıllık mesleğini, 85 yaşında ilk günkü heyecanla sürdürüyor Kocaeli’de 1953 yılında çırak olarak adım attığı bisikletçilik mesleğini 72 yıldır sürdüren 85 yaşındaki Hayri Karan, ilerleyen yaşına rağmen her gün dükkanının yolunu tutuyor. Yıllar içinde bisiklet tamirinden motosiklet parçası satışına, şehir içi yolcu taşımacılığından yeniden tezgah başına uzanan bir ömür geçiren Karan, "Cenab-ı Allah ömür verdikçe çalışacağız" dedi. İzmit’te yaşayan 85 yaşındaki Hayri Karan, çocuk yaşta başladığı mesleğini yarım asrı aşan süredir bırakmadı. 1953 yılında çarşıda bisiklet tamircisinin yanında çırak olarak işe başlayan Karan, askerden döndükten sonra 1963 yılında İstiklal Caddesi’nde kendi dükkanını açtı. O günden bu yana bisiklet tamiri ve yedek parça işiyle uğraşan Karan, mesleğin geçmişten bugüne yaşadığı değişime de tanıklık etti. Bir dönem Jawa ve Puch gibi motosikletlerin parça satışını ve tamirini de yapan Karan, ilerleyen yaşına rağmen dükkanında hem bisiklet tamiri yapıyor hem de yıllardır elinde bulunan eski parçaları değerlendirmek istiyor. "Benden eskisi kalmadı" Mesleğe çocuk yaşta başladığını anlatan Hayri Karan, "Buradaki çarşıda bir bisikletçi vardı, onun yanına çırak olarak girdim. 1953’te geldiğimde çırak olarak çalıştım. Devamlı orada çalıştıktan sonra askere gidip geldim. Daha sonra kendim İstiklal Caddesi’nde dükkan kiralayarak 1963 senesinde iş yerimi açtım. O zamandan beri çalışıyorum. O zaman bisiklet tamir ediyorduk, parça satıyorduk. İstanbul’dan bana Jawa bayiliği de verdiler. Jawa motor, Puch parçaları satarak ve motorlarını tamir ederek işe başladık. O günden bugüne kadar bisikletçi olarak iş yerimde devam ediyorum. Benden eskisi kalmadı" dedi. "Ömrüm olduğu müddetçe devam etmek istiyorum" Mesleğin yıllar içinde değiştiğini belirten Karan, "Bütün tanıdıklarım gitti. İşler hep otomatiğe döndü. Eskiden Türkiye’ye parça gelmiyordu. Biz kendimiz eski parçalardan tamir edip bisikletlere takıyorduk. Şimdi her şey bol miktarda geliyor, Türkiye’de de yapılıyor. Onun için mesleğimiz güzel oldu. Ömrüm olduğu müddetçe devam etmek istiyorum" şeklinde konuştu. "Çırak yetişmiyor" Artık bu mesleğe çırak gelmediğini ifade eden Karan, "Bu işi yapan yok. Hayat pahalılaştı. Bir dükkan kirası 30-40-50 bin lira oldu. Bir işçi alsan asgari ücretini vereceksin. Satışlar bu masrafları karşılamıyor. Onun için çırak çalıştırmaya gerek olmuyor. Şimdi her şey otomasyona döndü. Tamirden çok yedek parçaya döndü. Yedek parça takılıyor" ifadelerini kullandı. "Eskiden parça bulamıyorduk, şimdi işler kolaylaştı" Bisiklet sektöründe üretimin ve yedek parçaya ulaşımın arttığını söyleyen Karan, "Parçalar yeni geldiği için Çin’den ve Türkiye’de üretildiği için hep yeni parça geliyor. Bisikletler de Türkiye’de çok miktarda üretiliyor. Bunlar olduğu için iş daha kolaylaştı. Tamirat eskiden zordu, parça bulamıyorduk. Şimdi yeni parça gelmeye başladı, Türkiye’de de üretilmeye başladı, bisiklet fabrikaları kuruldu. İşler daha kolay hale geldi" dedi. "Ömrümüz vefa ettikçe çalışacağız" İlerlemiş yaşına rağmen çalışmayı sürdüren Karan, "Çalışıyorum, gidiyorum bu yaşa kadar. Ömrümüz vefa ettikçe, Cenab-ı Allah ömür verdikçe çalışacağız, devam edeceğiz. İş yeri kendimin. İki oğlum var. Bir tanesi yanımda çalışıyor. Bana çok kişi tamire geliyor. Kendim de tamir ediyorum. Yeni parçaları bisikletlere monte ediyorum, takıyorum. Akort yapıyoruz" dedi.
Kahramanmaraş 60 yıllık semer ustası, mesleğini yaşatmaya çalışıyor Kahramanmaraş’ta geçmişte onlarca ustanın çalıştığı tarihi Semerci Çarşısı’nda, teknoloji ve değişen yaşam şartları nedeniyle meslek yok olma noktasına geldi. Çarşıda yıllarca süren hareketlilikten geriye ise tek bir semer ustası kaldı. Kahramanmaraş’ın Dulkadiroğlu İlçesi’nde bulunan tarihi Kapalı Çarşı’daki Semerciler Çarşısı’nda şimdilerde sessizlik hakim. Hayvan gücünün yerini motorlu araçlara bırakmasıyla birlikte kullanım alanı daralan semercilik, Kahramanmaraş’ta da eski canlılığını da kaybetti. Bugünlerde sadece semer ustası Ali Özen, mesleğini geleneksel yöntemlerle icra etmeye devam ediliyor. "Ürettiğimizi satamıyoruz, elimizde kalıyor" Yaklaşık 60 yıldır semercilik yaptığını belirten 70 yaşındaki Ali Özen, geçmişte çarşıda 60-70 civarında semer ustasının bulunduğunu ancak bugün tek başına mesleği sürdürdüğünü anlattı. Teknolojiye yenik düştüklerini belirten Özen, "Eskiden burada en az 60-70 semerci vardı. Şimdi ise tek ben kaldım. Zamanında güzel bir meslekti ancak teknolojiye yenik düştük. Artık mesleğimize ihtiyaç kalmadı, bu yüzden biz de bırakma noktasına geldik. Çırak yetişmiyor çünkü ben kendi geçimimi zor sağlarken başkasının geçimini nasıl sağlayayım. Ürettiğimizi satamıyoruz, elimizde kalıyor. Hayvan gücüne olan ihtiyaç çok azaldı. Şimdi yalnızca bazı hayvancılıkla uğraşanlar, koyuncular ve yaylaya çıkan vatandaşlar zaman zaman semer alıyor" ifadelerini kullandı. "Masraf arttı, kazanç azaldı" 1 semeri 3-4 günde yaptığını anlatan Ali Özen, "Eskiden 1 semeri 2 günde yapıyordum, şimdi yaşımız gereği 3-4 güne çıktı. Malzemeleri bulmak da zorlaştı. Birini bulsak diğerini bulamıyoruz. Kullanılan ot Afyonkarahisar’dan geliyor, yüksek maliyetle alıyoruz. Masraf arttı, kazanç azaldı. Ben 70 yaşındayım, 10 yaşımdan beri bu işi yapıyorum. 1’i erkek 4 çocuğum var, oğlumda fırsat buldukça yanımda çalışıyor ama genelde başka işe yöneldi" dedi.
Karabük Mayıs sonunda kar sürprizi: Yüksekler beyaza büründü Karabük’ün Safranbolu ilçesinde mayıs ayının son günlerinde etkili olan kar yağışı şaşkınlık oluşturdu. Kent genelinde sağanak yağış görülürken, yüksek rakımlı bölgeler beyaz örtüyle kaplandı. Safranbolu ilçesinin 1700 rakımlı Ömür Ahmet Kıran mevkisinde gece saatlerinde hava sıcaklığının aniden düşmesiyle birlikte kar yağışı etkili oldu. Bölgede bulunan çam ağaçları ve zemin kısa sürede beyaza bürünürken, ortaya kartpostallık görüntüler çıktı. Karlı zemine günün tarihini yazdı Kar yağışına bölgede yakalanan Sezer Aksoy, mayıs ayının sonunda karşılaştığı manzara karşısında şaşkınlığını gizleyemedi. Yaşadığı anı ölümsüzleştirmek isteyen Aksoy, karla kaplanan zemine parmağıyla "30.05.2026" yazarak bu sıra dışı anı kayıt altına aldı. Daha sonra karla kaplı ahşap terasa çıkan Aksoy, cep telefonu kamerasına yaptığı açıklamada, "Selam arkadaşlar. Bugün 30 Mayıs 2026, gece saatleri. Böyle güzel bir manzarayla karşılaştık. Çok güzel kar yağmış" ifadelerini kullandı. Korkulukların üzerinde biriken karları havaya fırlatarak karın keyfini çıkaran Aksoy’un eğlenceli anları da arkadaşı tarafından görüntülendi. Meteoroloji yetkililerinin günler öncesinden yaptığı sıcaklık düşüşü uyarılarının ardından yüksek kesimlerde etkili olan kar yağışı, mayıs ayının son günlerinde bölgede nadir görülen görüntülerin ortaya çıkmasına neden oldu. Kar yağışıyla birlikte Safranbolu’nun yüksek kesimlerindeki ormanlık alanlar yeniden kış manzarasına kavuştu.
Ankara Bakan Kurum, depremzede ailenin bayram sevincini paylaştı Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Asrın Felaketi’nde henüz 3 aylık evliyken evlerini kaybeden Ufuk ve Neslihan Uzungündeş çiftinin yeni yuvalarındaki bayram sevincini paylaştı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na bağlı Toplu Konut İdaresi Başkanlığı’nın (TOKİ), Kahramanmaraş’ın Dulkadiroğlu ilçesine bağlı Karacasu-Ferhuş Mahallesi’nde inşa ettiği 2 bin 93 konut depremzedelere teslim edildi. O evlerden biri de Uzungündeş ailesine yeni yuva oldu. 6 Şubat depremlerinde henüz 3 aylık evliyken evlerini kaybeden çift, çocukları 3 aylıkken kurada yeniden ev sahibi olduklarını öğrendi. Önce yıkımı ardından çaresizliği yaşayan çift, çadır ve kiralık bir konutun ardından yeni evlerinde hayata yeniden başladı. Neslihan Uzungündeş’in "Hayatında, her şeyi baştan sararsın. Onun gibi oldu bu ev de bize" sözlerini alıntılayan, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, ailenin yeni evinden görüntüler paylaştı. "Bu ev bize hayat gibi, bir şans gibi geldi" Görüntülerde yer alan Ufuk Uzungündeş deprem zamanı yaşadıklarını şu sözlerle anlattı: Eşim hamileydi. Çadırda kalıyorduk, o süreç çok zordu. Mecbur kiraya çıkmak zorunda kaldım. Oğlum oldu, 3 ay içerisinde ev çıktı, şans oldu. Kurada ev çıktığını öğrenince uzak bir mesafeden babamın yanına koşarak ‘Baba ismim çıktı’ diye gittim. O an ailede büyük bir sevinç oldu. Çünkü insan şaşırıyor, ‘bir evim var’ diyorsun. Kapıyı açtığımızda ‘Oh, burası bizim ev mi?’ dedik. İçeri girip tek tek odaları gezdik. Her bir eşyasını koyarken mutluluk yaşadık. Bu ev bize hayat gibi, bir şans gibi geldi. Misafirlerimiz geliyor, ‘Ne kadar geniş yapılmış, çok güzel olmuş’ diyorlar. Murat Bakanımız bize söz verdi, yerine getirdi. Bizim gözümüzde sadece bakan değil, abimiz gibiydi. Yaşadıklarına hala inanamadığını ifade eden Uzungündeş, "Yani o çadırda yaşarken biri gelip dese ki; ‘Hiç üzülme kardeşim, dert etme. Ben sana bir sene içinde yeni bir ev yaparım’ inanmazdım. Hiçbir şekilde inanmazdım çünkü bir yıl içinde kimse kimseye ev yapamaz" dedi. "Bu evle biz yeniden doğmuş gibi olduk" Neslihan Uzungündeş de ev sevincini, "Hamileliğim konteynerlerde, çadırlarda geçti. Çeyiz yapmışsın, emek etmişsin, bir anda hepsi gitmiş. Eşya almışsın, borçlanmışsın, tekrar ev yapacak durumun yok. Bu evle biz yeniden doğmuş gibi olduk. Bu eve geldiğimizde bebeğe oda yaparım, şurası yatak odamız olur, burası oyun alanı olur diye hayaller kurmaya başladık. Rabbim isteyen herkese nasip etsin" dedi.