ASAYİŞ - 09 Nisan 2026 Perşembe 14:03

İzmir’deki polis merkezi saldırısında sanıklar hakim karşısında

A
A
A
İzmir’deki polis merkezi saldırısında sanıklar hakim karşısında

İzmir’in Balçova ilçesinde 3 polisin şehit düştüğü silahlı saldırıya ilişkin davanın sanıkları ilk kez hakim karşısına çıktı. Olayın faili tutuklu sanık E.B. mahkemedeki savunmasında, "Terör örgütüne üye değilim ancak DEAŞ’ı seviyorum. Polislerin kafir olduğunu biliyorum; ayrıca bu eylemden hiçbir haberi ve yönlendirmesi olmayan ailemi de kafir olarak görüyorum." dedi.


Balçova ilçesinde 8 Eylül 2025 sabahı şüpheli E.B. (17) pompalı tüfekle polis merkezine ateş açtı. Saldırıda polis memurları Hasan Akın ve Ömer Amilağ ile silah sesleri üzerine bölgeye giden 1. Sınıf Emniyet Müdürü Muhsin Aydemir şehit oldu. Çıkan çatışmada şüpheli bacaklarından vurularak etkisiz hale getirildi. Olayın ardından hazırlanan 58 sayfalık iddianamenin kabul edilmesiyle sanıklar bugün hakim karşısına çıktı. İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada tutuklu sanık E.B. (17), tutuklu babası N.B. ve tutuksuz annesi A.B. müşteki avukatları, mağdur aileler ve saldırıda yaralanan polis memuru Murat Dağlı hazır bulundu. İddianamede adı geçen diğer 10 sanığın dosyası ise bu davadan ayrıldı. Sanıklar hakkında ’anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs’, ’kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle tasarlayarak öldürme’ ve ’öldürmeye teşebbüs’ suçlarından 4’er kez ağırlaştırılmış müebbet ile 261’er yıla kadar hapis cezası talep edildi.


"Talimat almadım, DEAŞ’ı seviyorum"


DEAŞ örgütüyle organik bir bağlantısının bulunmadığını örgütün ideolojisini benimsediğini ve eylem kararını Ebubekir el-Bağdadi’nin çağrısı üzerine aldığını belirten tutuklu sanık E.B., "Anayasa’nın kaldırılmasına teşebbüs etmedim ve terör örgütüne üye değilim ancak DEAŞ’ı seviyorum. Faaliyetlerini ve örgüt liderlerinin videolarını internetten takip ediyordum. El Bağdadi’nin ’Türkiye’ye saldırın’ şeklindeki paylaşımını gördüğüm için bu eylemi gerçekleştirdim. Bana doğrudan kimseden talimat gelmedi. Müslümanlara operasyon yapıldığı için devleti temsil eden en yakın karakola saldırmaya karar verdim." ifadelerini kullandı.


"Ailemi de kafir olarak görüyorum"


Saldırı hazırlıklarına yaz aylarından itibaren başladığını ve eylemde kullanmak amacıyla özel olarak patlayıcı yapımını öğrendiğini ifade eden E.B., "Silah kullanmayı havalı tabancalarla öğrendim. Tüfek fişeklerini ağustos ayında aldım ve bu olayda kullanmak için bomba yapıp hazırladım. Başlangıçta fuar veya barlara saldırmayı düşünsem de karakola saldırma kararını olay günü sabahı verdim. Sosyal medyada paylaştığım metni de ağustos ayında hazırladım. Polislerin kafir olduğunu biliyorum; ayrıca bu eylemden hiçbir haberi ve yönlendirmesi olmayan ailemi de kafir olarak görüyorum." şeklinde konuştu.


"Oğlum radikal eğilimliydi"


Oğlunun eylemlerinden dolayı utanç duyduğunu ve önceden bilmesi halinde kendi canı pahasına buna engel olacağını vurgulayan tutuklu sanık N.B., "Şehitlerin hepsini tanıyorum. DEAŞ en nefret ettiğim örgüttür ve anayasal düzene karşı değilim. Oğlum namaz kılardı ancak terörist düşüncelere sahip olduğunu bilmiyordum. Öğretmenleri beni okula çağırıp oğlumun radikal eğilimleri olduğunu söylediklerinde, durumun farkında olduğumu ilettim. Öğretmenlerine Atatürk’ü sevmediğimi ancak ona karşı bir kinim veya nefretim olmadığını da söyledim. Oğluma silah kullanmayı doğrudan ben öğrettim diyemem; astım hastası olduğu için onu ormanda kuş avına götürüyordum. İnternetteki oyunlarda gördüğü silahları benden istiyordu, ben de alıyordum. Evdeki tüfek fişeklerini, ülkede her zaman darbe ihtimali olduğunu düşünerek darbe döneminde önlem amacıyla alabildiğim kadar almıştım; en son bu yaz oğlumun isteği üzerine tekrar kurşun temin ettim. Boncuk atan tabancayı ise sabahları işe giderken korkan eşime, gerçeğe benzediği için yanında bulundurması amacıyla almıştım. Aslında milliyetçi bir çocuk olan oğlum, benden sürekli savaş malzemeleri, hatta uçaksavar ve benzeri silahlar istiyordu." şeklinde konuştu.


"Evde kar maskesiyle geziyordu"


Oğlunun işlediği suçtan dolayı büyük bir utanç ve telafisi olmayan bir pişmanlık duyduğunu belirten tutuksuz sanık A.B., "Çocuğumun can almasına inanamıyorum ve bu olaylar hakkında hiçbir ön bilgim yoktu. Onun radikalleştiğine dair hiçbir şüphem olmamasına rağmen, kendisini DEAŞ videoları izlerken gördüğümde kızarak uyarmıştım. Evde sürekli kar maskesi takıp özel harekatçılara özenen oğlum, tam bir asker edasıyla hareket ediyordu. Evime hiçbir zaman silah girmesini istememiş olsam da ona silah kullanmayı bizzat babası öğretmişti. Tüm bu tablonun içinde ondan şüpheleneceğimiz somut bir durum görmediğimiz için polise herhangi bir bildirimde bulunmadık." ifadelerini kullandı.


"Vururken tekbir getirdi"


Ailenin mağdur edebiyatı yaptığını ve şüphelinin saldırı esnasında tekbir getirdiğini vurgulayan yaralı polis memuru Murat Dağlı, "Bu aile mağdur değil, mağdur edebiyatı yapıyor. Kesinlikle milliyetçiliğe sığınmasınlar. Öğretmenleri uyarmasına rağmen aile hiçbir önlem almamış. Şüphelide hiçbir pişmanlık belirtisi yok, onun çocuk olduğunu da düşünmüyorum. Şüphelinin telefonunda çözülememiş gizli bir mesajlaşma uygulaması olduğunu duydum. Şüpheli beni vururken tekbir getirdi, ben attığı kurşunla yaralandıktan sonra ona ateş ettim. Anne ve babasının ruh sağlığının araştırılmasını istiyorum." ifadelerini kullandı.


"Silahını kasada saklardı"


Eşinin silahını evde her zaman kasada sakladığını ve karşı tarafın çocuklarına silah eğitimi vermesinin bu trajediye zemin hazırladığını vurgulayan şehit polis Hasan Akın’ın eşi Şule Akın, "1 yaşında ve 6 yaşında iki çocuğu var. Eşim polisti ve silahını eve getirdiğinde her zaman kasada saklardı. Ancak onlar çocuklarına silah kullanmayı öğretmiş, bu yüzden olayın ilk adımı atılmıştır. Babası milliyetçi olduğunu söylüyor, neden ona karşı böyle bir nefretleri var? Kafir dediği polis, beş vakit namazını kılan birisiydi." açıklamasında bulundu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Denizli Denizli’nin üreten kadınları dijital dünyada markalaşıyor Denizli Büyükşehir Belediyesi Kent Konseyi, Trendyol ve Güney Ege Kalkınma Ajansı (GEKA) iş birliğiyle yürütülen "Üreten Kadınların E-Ticaret Yolculuğu" projesi, kadın girişimcileri dijital pazarlara hazırlayacak yeni eğitim serisiyle devam ediyor. Proje, kadın emeğinin sadece yerel düzeyde kalmamasını, profesyonel markalaşma ve e-ticaret stratejileriyle küresel ölçekte değer bulmasını hedefliyor. 14 Nisan 2026 Salı günü Denizli Büyükşehir Belediyesi (DBB) Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilecek olan eğitim programı, alanında uzman isimleri kadın girişimcilerle buluşturacak. İki ana oturumdan oluşacak ve kadın girişimcilerin dijital dünyadaki en büyük ihtiyaçlarına odaklanacak eğitimde, teorik bilgilerin ötesinde doğrudan satışa dönüşen stratejik bir yol haritası sunulacak. Katılımcılar, markalarını nasıl konumlandıracaklarını, dijital pazaryerlerinde satış stratejilerini ve operasyonel süreçlerin uçtan uca yönetimini öğrenme fırsatı bulabilecek. Markalaşma yolculuğu, satış ve teslimat süreçleri anlatılacak Günün ilk oturumu saat 09.00-11.30 arasında Güney Ege Kalkınma Ajansı Uzmanı İrfan Sezgin’in sunumuyla "Güçlü Kadınlar, Güçlü Markalar: Hikayeni Değere Dönüştür" başlıklı markalaşma eğitimi olacak. Ardından saat 11.45-13.30 arasında Trendyol İş Geliştirme Müdürü Nuri Erdoğan tarafından verilecek olan ve satıştan teslimata kadar tüm süreci kapsayan "Kadın Girişimcinin Dijital Yol Haritası: Satıştan Teslimata" konulu e-ticaret eğitimi gerçekleştirilecek. Başvurular çevrimiçi olarak yapılıyor Denizli Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde düzenlenen eğitim tüm kadın girişimcilere ve girişimci adaylarına ücretsiz olarak sunulacak. Eğitime katılmak isteyen kadın girişimciler başvurularını www.denizli.bel.tr adresi üzerinden online olarak gerçekleştirebilecek.
Sivas Sivas sanayisinde yeni dönem, yerel kalkınma hamlesi ile stratejik sektörlere büyük destek Sivas Ticaret ve Sanayi Odası (STSO) ev sahipliğinde, Orta Anadolu Kalkınma Ajansı (ORAN) koordinesiyle düzenlenen "Yerel Kalkınma Hamlesi Teşvik Programı 2026 Bilgilendirme Toplantısı" gerçekleştirildi. Sivas ekonomisinin geleceğine yön verecek olan toplantıda; havacılık, raylı sistemler, optik malzemeler ve yapı kimyasalları gibi stratejik alanlarda sunulacak kapsamlı teşvik paketleri kamuoyuna tanıtıldı. Sivas, Yatırım Pastasından En Büyük Payı Aldı Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren Sivas TSO Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Özdemir, yerel kalkınma hamlesi çerçevesinde hayata geçirilen sektörel teşvik programlarını her platformda desteklediğini belirtti. Programın ilk aşamasının oldukça verimli geçtiğini vurgulayan Özdemir, ORAN Kalkınma Ajansı Yönetim Kurulu verilerine dayanarak Sivas’ın başarısına dikkat çekti. Özdemir, "ilk dönem projelerin son aşamaya gelindiğini gördük. Bu projeler içerisinde bölgemizde en yüksek payı alan ilimiz Sivas olmuştur" dedi. "Sahayı En İyi Biz Biliyoruz" Sektörel konuların belirlenme sürecinde yerel dinamiklerin aktif rol oynadığını ifade eden Başkan Özdemir, projelerin başarısının katılımcı yaklaşımdan kaynaklandığını söyledi. Valilik, belediye ve ticaret odası gibi tüm unsurların iş birliği içinde olduğunu belirten Özdemir, "Bu konularda biz de müdahiliz çünkü sahayı bilen biziz. Ticaret ve Sanayi Odası olarak üyelerimizden edinimlerimizle ortaya çıkmış bir sonuç bu" ifadelerini kullandı. 4 Stratejik Sektöre Odaklanılacak Toplantıda, Sivas için belirlenen öncelikli yatırım konuları şu şekilde sıralandı: havacılık, raylı sistemler ve otomotiv endüstrileri için mekanik ve elektrik bağlantı elemanları üretimi, optik malzeme içeren ürünlerin imalatı, ulaşım araçları imalatı için döküm parça üretimi, yapı malzemeleri ve yapı kimyasalları üretimi. ORAN Kalkınma Ajansı Sivas Yatırım Destek Ofisi Koordinatörü Tuba Uzunoğlu tarafından yapılan sunumda, bu sektörlere yönelik projeler için sağlanacak avantajlar ve destek unsurları detaylandırıldı. Hedef: Proje Sayısını ve Verimliliği Artırmak Özdemir, konuşmasının devamında ORAN Kalkınma Ajansının "Yerel Kalkınma Hamlesi Programı" kesin başvuru sayısı bakımından Türkiye genelinde 2. sırada yer aldığını hatırlatarak, yeni dönemde bu başarıyı daha da yukarı taşımayı hedeflediklerini söyledi. Üyelerin ve iş dünyasının katkılarıyla programın daha verimli olacağına inandığını belirten Özdemir, Sivas dışından gelerek şehre yatırım desteği veren iş insanlarına da teşekkürlerini iletti.