POLİTİKA - 29 Eylül 2025 Pazartesi 12:23

Kasapoğlu, ABD temaslarını değerlendirdi

A
A
A
Kasapoğlu, ABD temaslarını değerlendirdi

Önceki Dönem Gençlik ve Spor Bakanı, AK Parti İzmir Milletvekili, Türkiye-ABD Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı Dr. Mehmet Kasapoğlu New York ve Washington’da gerçekleşen görüşmelerle ilgili bir makale kaleme aldı.


Dr. Kasapoğlu, Türkçe ve İngilizce olarak yayınlanan makalesinde; "21- 25 Eylül arasında New York ve Washington hattında geçen programlarda, sadece diplomasi protokolleri değil, somut sonuç hedefleyen çok katmanlı bir devlet aklını da sahada gördük. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun yüksek düzeyli haftasında Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, önce vicdanın kürsüsünde konuştu. Ardından ekonominin masasında verileri ve hedefleri ortaya koydu. Washington’da ise müttefiklik hukukunun gerektirdiği teknik başlıkları kararlılıkla ele aldı. Bu seyirde atılan her adım, Türkiye’nin hem insani duruşunu hem de stratejik kapasitesini aynı resimde buluşturdu. Sayın Cumhurbaşkanımızın, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu hitabı, Gazze’deki çözümsüzlüğün giderilmesi yolunda meseleyi daha güçlü bir boyuta taşıdı. Cumhurbaşkanımız, iki yıla yaklaşan insani felaketi rakamların soğukluğuna hapsetmeden, hukuk ve vicdan terazisinde anlattı. Ateşkesin tesisi, insani yardımlara kesintisiz erişimin sağlanması ve insan hakları ihlallerine karşı caydırıcı mekanizmaların işletilmesi çağrısını bir kez daha açık ve net bir dille yaptı. Barışın hayata geçmesinin formülünü bir kez daha vurguladı. 1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir Filistin devleti kurulmadan kalıcı barış doğmaz, uluslararası hukuk da işlevini bulmaz. Bu söz bir tespit değildir. Takvime bağlanması ve denetlenmesi gereken hayati bir adımdır. Gazze’de yaşananlara karşı ilkesel netlik hiç vakit kaybetmeden ortaya konmalıdır. İnsanlığın gereği budur. Bu çizgi, Filistin Meselesine Çözüm ve İki Devletli Çözüm Konferansı’nda da korundu. Filistin’i tanıyan ülkeler takdir edildi. Tereddüt edenlere bu anlamdaki çağrı yinelendi. Filistin davasının artık dünyaya mal olduğunun, tüm insanlığın bu konuda sorumlu olduğunun altı çizildi. Netanyahu hükümetinin ilhak ve sürgün siyaseti, iki devletli çözümü boğmaya dönük bir strateji olarak bir kez daha ifşa edildi. Buradaki mesaj açıktı: Uluslararası toplum ya hukuku işletir ve adımı takvime bağlar ya da yeni utanç sayfalarının açılmasına seyirci kalır. Çünkü modern çağın utançları hafızalarımızda ilk günkü gibi duruyor. Daha büyük utançlar ise gözümüzün önünde yeniden yazılıyor. Türkiye, bu gidişatı değiştirmek için hem vicdani hem de hukuki bir hat kurdu ve Cumhurbaşkanımızın ağzından bu hattın gereğini yerine getirdi. Birleşmiş Milletler kürsüsünde yalnızca Gazze konuşulmadı. Sistemin bizzat kendisi de masaya yatırıldı. "Dünya beşten büyüktür" vurgusu sistemin açmazlarını ifade eden en net eleştirilerden biridir ve bir kere daha bu eleştirinin somutlaşmış halidir. Veto düzeni kararları kilitleyip çifte standardı meşrulaştırmaya devam ederse, sonuç yeni Gazze’ler, yeni utanç vesikaları, yeni soykırımlar olacaktır. Bu nedenle Türkiye, "Güçlünün hukukuna" değil "Hukukun gücüne" dayanan bir düzen talep ediyor. Bu talep, kurumları kurucu ilkelerine döndürmek; işlevsizliği onarıp adaleti işler kılmaktır. Aksi halde, Birleşmiş Milletler personelinin dahi can verdiği bir sahada, "Uluslararası toplum" kavramı içi boş bir klişeye dönüşür" ifadelerine yer verdi.



"Amerikan iş adamları adeta Türkevi’ne akın etti"


Rockefeller Center’daki TASC buluşmasında Türk-Amerikan toplumunun dinamizminin salona sığmadığını belirten Kasapoğlu, "Cumhurbaşkanımızın İslam karşıtlığı ve kültürel ırkçılık konusundaki uyarıları, inanç hürriyeti standartlarına ilişkin beklentiyi net biçimde ortaya koydu. Türkevi’nde iş dünyasıyla gerçekleşen yuvarlak masa toplantısındaysa, ekonomi diplomasisinin dili berraklaştırıldı. Amerikan iş adamları adeta Türkevi’ne akın etti. Sayın Cumhurbaşkanımız çok uluslu şirketlerin CEO’larıyla ve üst düzey yöneticileriyle pek çok önemli görüşme gerçekleştirdi. Bu görüşmeler, Türkiye’nin bölgesindeki yatırım üssü olma halini pekiştirirken, yatırım ekosistemine olan teveccühü de ortaya koydu. 2019’da belirlediğimiz 100 milyar dolarlık ticaret hedefi ortak kararlılıkları içeren somut bir menzil halini aldı. Orta Vadeli Program hedefleri, yeşil ve dijital dönüşüm adımları, lojistik kapasitemiz ve tedarik zinciri avantajlarımız, yatırımcıya güven veren bütüncül bir çerçevede sunuldu. Savunma, enerji, siber ve uzay ekosistemlerinde karşılıklı yatırımların ve ortak üretimin öne çıkması, 21. yüzyılın rekabet başlıklarına Türkiye’nin hazırlıklı girdiğini gösterdi. Bu çerçevenin tamamlayıcı ayağı ise Washington oldu. Cumhurbaşkanımızla ABD Başkanı Donald Trump arasında gerçekleştirilen Beyaz Saray’daki görüşmede ele alınan savunma tedariki ve modernizasyonu, teknik dosyaların çözüm takvimi, sivil havacılıkta iş birlikleri, enerji güvenliği ve yeni yatırımlar ikili ticaretimizi büyüten kalemlerin ötesinde bir boyuta taşındı. Bunlar aynı zamanda NATO içinde yük paylaşımını rasyonelleştiren, bölgesel caydırıcılığı artıran ve tedarik zincirlerini güvenceye alan stratejik sütunlar olarak öne çıktı. Müttefiklik, kriz anlarında "Sorun yönetimi" kadar "fırsat yönetimini" de gerektirir düşüncesiyle; bu görüşme, pek çok farklı başlığın aynı masada, aynı anda, aynı ciddiyetle yürütülebileceğini gösterdi. Bu önemli haftayı geride bırakırken, dikkat edilmesi gereken en önemli hususun Türkiye’nin dış politikada ortaya koyduğu bütüncül tavır olduğunu ifade etmem gerekir. Gazze meselesinden ABD ile ekonomik ilişkilere, Birleşmiş Milletler sistemine yöneltilen eleştirilerden ikili işbirliği başlıklarına kadar uzanan geniş yelpaze, aslında aynı resmin parçalarıdır. Türkiye, yalnızca mazlumların sesi olmayı değil, aynı zamanda küresel düzenin meşruiyetini savunmayı ve istikrarın tesis edilmesini de üstlenmiştir. Bu da hem vicdanın hem de aklın aynı anda konuştuğu bir diplomasi tarzını göstermiştir. Cumhurbaşkanımızın BM Genel Kurulu’ndaki konuşmasında öne çıkan ilk özellik, vicdani söylem ile hukuki söylemin birleşmesiydi. Gazze için dile getirilen ifadeler duygusal tepkiden öte uluslararası hukukun temel maddelerine atıf yapan rasyonel bir çağrı oldu. Bu iki dilin birleşmesi, Türkiye’yi sadece "tepki veren" değil, "çözüm öneren" bir oyun kurucu haline getirdi. İkinci olarak, bu haftanın çizdiği tablo, sürdürülebilirlik ile yeniliğin yan yana gidebildiğini gösterdi. Ekonomide, ticarette, enerjide, savunmada ve yatırımlarda süreklilik ve açılan yeni alanlar diplomasi haftasının öne çıkan kazanımları oldu. Üçüncü olarak, bu hafta boyunca yapılan temaslar ve verilen mesajlar gerek müttefiklikte, gerekse de bölgenin istikrarının güçlendirilmesinde önemli adımlar olarak kayda geçti. Pek çok ikili protokolle hedefler somutlaştırıldı. Türkiye, imza attığı protokollerin her birini somut mekanizmalar, tarihler ve izlenebilir adımlar üzerinden takip edilmesi gereken meseleler olarak ortaya koydu. Sonuç olarak bu haftadan çıkarılacak ders şudur: Türkiye’nin sesi bir çağrı olduğu kadar, bir yol haritası, bir plan ve bir vizyon ifade etmektedir. Gazze’de adalet, BM’de adil temsil ve Türkiye–ABD hattında karşılıklı faydaya dayalı ortaklık, aynı çerçevenin birbiriyle konuşan parçaları haline geldi. Türkiye olarak biz, adalet talebini bir güç gösterisi olarak görmüyoruz. Aynı zamanda bir düzen inşasını gereği olarak ele alıyoruz. Bu anlayışla, hukuku işleten, insani erişimi açan, istikrarı önceleyen, yatırımı hızlandıran, müttefikliği güçlendiren adımları atıyoruz. Küresel belirsizlikler çağında herkesin gözü karar veren ve yol açan Türkiye’ye çevrildi. Sayın Cumhurbaşkanımızın yoğun diplomasi trafiği ise bir kez daha gösterdi ki Türkiye yön veren stratejik bir aktör olarak tarihteki yerini alıyor" ifadelerini kullandı.



Kasapoğlu, ABD temaslarını değerlendirdi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Balıkesir Zafer Uysal: "Hedefimize ulaşmak için tek yürek olacağız" Balıkesirspor Teknik Direktörü Zafer Uysal, deplasmanda 7-0 kazandıkları Nazillispor maçının geride kaldığını ve Altay mücadelesine odaklandıklarını dile getirerek, "Hedefimize ulaşmak için tek yürek olacağız" dedi. TFF 3. Lig 4. Grup’ta mücadele eden Balıkesirspor’da teknik direktör Zafer Uysal, deplasmanda karşılaştıkları ve 7-0 mağlup ettikleri Nazillispor ile gelecek hafta karşılaşacakları Altay müsabakaları öncesi değerlendirmelerde bulundu. Teknik direktör Zafer Uysal’ın Balıkesirspor’un resmi sosyal medya hesabından yayımlanan açıklamalarında şu ifadeler yer aldı: "Nazillispor karşılaşmasını geride bıraktık. Sahada mücadele eden tüm oyuncularımı yürekten kutluyorum. Ancak bizim için geçmiş maçlar artık geride kaldı. Önümüzdeki hafta sonu oynayacağımız Altay maçına tam anlamıyla odaklanmış durumdayız. Ligde hedefimiz belli. Playoff hattı içerisinde yer almak ve bu konumumuzu daha da sağlamlaştırmak istiyoruz. Yönetimimizin inancı ve desteğini de arkamıza alarak bu doğrultuda çalışmalarımıza büyük bir hız ve konsantrasyonla devam ediyoruz. Takım olarak amacımız sezon sonunda ligi ilk 5 içerisinde tamamlamak. Altay, köklü ve güçlü bir camia. Zorlu bir mücadele bizi bekliyor. Ancak biz kendi oyun felsefemize, takımımızın kalitesine ve oyuncu grubumuzun inancına sonuna kadar güveniyoruz. İyi bir hazırlık süreci geçiriyoruz. Sahaya kazanmak için çıkacağız ve taraftarımıza hak ettiği galibiyeti armağan etmek istiyoruz. Hedefimize ulaşmak için tek yürek olacağız" açıklaması yaptı.
İstanbul Ekrem İmamoğlu: "Ben dertliyim 3 bin yılla yargılanıyorum" ‘Ekrem İmamoğlu, hakim karşısına çıktı. Duruşmada söz hakkı alarak sanık kürsüsüne gelen Ekrem İmamoğlu, "16 milyon insanın belediye başkanı burada. Ben dertliyim 3 bin yılla yargılanıyorum. İddianamenin başından itibaren ortaya konulan net bir tavır var. Meselenin özü siyasidir" dedi. Duruşmaya 13.30’a kadar ara verildi. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu’na yönelik yürütülen ‘yolsuzluk’ soruşturması tamamlanarak 11 Kasım 2025 tarihinde 3 bin 809 sayfalık iddianame hazırlanmıştı. Hazırlanan iddianamede örgüt lideri olarak suçlanan Ekrem İmamoğlu’nun 2 bin 430 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor. Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ duruşması ikinci günüyle devam ediyor. Kimlik tespitleri ile başlayan duruşmada ardından iddianame özeti okundu. İddianame özetinin okunması yaklaşık 30 dakika sürdü. "Ben dertliyim 3 bin yılla yargılanıyorum" Ardından sanık Ekrem İmamoğlu söz hakkı alarak sanık kürsüsüne geldi. İmamoğlu, "Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en önemli siyasi davası başlatılıyor. Adalet mülkün temeli ise sizin oradan bakışınız ile kimse suçlu değil. Bütün bu süreçte siz iddia makamı ile kutsal bir görevi yapıyorsunuz. 16 milyon insanın belediye başkanı burada. Ben dertliyim 3 bin yılla yargılanıyorum. İddianamenin başından itibaren ortaya konulan net bir tavır var. Meselenin özü siyasidir. Bu siyasi bir davadır. Siyasi dava bugün başlamamıştır. Başsavcı görünümlü siyasetçi İstanbul’a gelmiş vazifesini tamamlamıştır. Başarılı olursan bakan olursun denilen kişi bakan olmuştur. Bu iş başından beri siyasidir. Bedelini siz ödersiniz ben değil. Televizyonda naklen yayınlansın dediğimizde herkesin tabi ki yayınlayalım dediği yerde bu duruma geldik. Bu gerginlik ile bu süreç yönetilemez. Adil bir yargılama benim hakkımdır. Ben Türkiye’nin ilk seçimde iktidarı olacak partinin cumhurbaşkanı adayıyım. Cumhurbaşkanı adayı burada konuşmazsa olmaz. Siz bana burada 15 dakika vermekle hiçbir şey kaybetmezsiniz. Lütfen burada bu yargılama sürecini düzene koyunuz. Turkuaz ve Yenişafak ahlaksız gruplarının sayfalarında ailemle ilgili ahlaksız haberler yayınlanıyor. Sayfa sayfa satır satır her arkadaşım hakkında alçak kurumlarda haberler yayınlanıyor. Düşünün başsavcı görünümlü siyasetçi kalktı buna asrın yolsuzluğu dedi. Böyle bir arsızlık olur mu" dedi. Mahkeme başkanı bu sırada "Dünden beri savunma alamadık lütfen tamamlayın" şeklinde uyarıda bulundu. İmamoğlu, "Barış adil özgür eşit bir mücadele ile sağlanır. Erdoğan 90’lı yıllarda rüşvetten yargılandı 1 gün hapiste kalmadı ben tecrit altındayım. Bu kime yapılmış bu ülkede. Müteahhitlik meraklısı başsavcı yan tarafa bina yapıyormuş. Başsavcı görünümlü siyasetçi. Siz emir kuluysanız kula kulluk ediyorsanız Allah ondan korusun. 107 arkadaşım savunma yapacak. Ben savunma sırasının bile tutarsız olduğunu düşünüyorum. Bu süreçte çoklu söz hakkı olduğunu düşünüyorum. Buradaki her arkadaşım öyle bir savunma yapacak ki çöp iddianamenin sayfası kalmayacak. Avukatlarım ile bir diyalog köprüsünün sizin için iyi olacağını düşünüyorum. El kol hareketi ile bana laf yetiştirmeye çalışan arkadaşı ben muhatap almam. Yassıada’da da senli benli konuşularak başladı mesele. Benim de bir yanlışım olduysa affola. Diyalog olmadan bu süreç yönetilemez. Biz bu cennet vatanda Ramazan ayında neler yaşıyoruz. Ramazan ayı bitiyor bayram geliyor bu arkadaşları evine yollayın. Bu insanlar tutuksuz yargılansın. Benimle bu şekilde bir süreç yönetin" dedi. Öte yandan, duruşmaya 13.30’a kadar ara verildi.
Isparta Muhtarlar konfederasyonu heyeti Isparta’da bir araya geldi Türkiye Muhtarlar Konfederasyonu Genel Başkanı Kadir Delibalta ve beraberindeki heyet, Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen’i makamında ziyaret etti. Türkiye Muhtarlar Konfederasyonu Genel Başkanı Kadir Delibalta, yönetiminde yer alan Akdeniz Muhtarlar Federasyonu Başkanı Mahmut Gülcü, Isparta Muhtarlar Derneği Başkanı Gökhan Büyükleblebi, Adana Muhtarlar Derneği Başkanı Ata Ürün, Osmaniye Muhtarlar Derneği Başkanı Ali Kama, Adana Çukurova Muhtarlar Derneği Başkanı Sibel Polat, Burdur Muhtarlar Derneği Başkanı Mustafa Aktaş, Adana Seyhan İlçesi Pınar Mahalle Muhtarı Saniye Çelik ve Ispartalı muhtarlar ile birlikte Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen’i makamında ziyaret etti. Türkiye Muhtarlar Konfederasyonu Genel Başkanı Kadir Delibalta ve yönetim kurulu üyeleri, Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen’i makamında ziyaret etti. Ziyarette konuşan Türkiye Muhtarlar Konfederasyonu Genel Başkanı Kadir Delibalta, Isparta Muhtarlar Derneği’nin olağan genel kurul toplantısına katılmak üzere kente geldiklerini belirterek, genel kurulda mevcut Başkan Gökhan Büyükleblebi’nin yeniden seçildiğini söyledi. Delibalta, muhtarlar ile yerel yönetimler arasındaki iş birliğinin önemine değinerek, belediyelerin muhtarlarla koordineli çalışmasının hizmetlerin sahaya yansımasında etkili olduğunu ifade etti. Muhtarlarla iş birliği vurgusu Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen ise muhtarların yerel yönetimler açısından önemli bir görev üstlendiğini belirterek, mahallelerdeki sorun ve taleplerin muhtarlar aracılığıyla belediyeye iletildiğini söyledi. Başdeğirmen, vatandaşlarla belediye arasında iletişimin sağlanmasında muhtarların önemli rol üstlendiğini ifade etti. Ziyaret, karşılıklı görüş alışverişinin ardından sona erdi. Ziyarete Delibalta’nın yanı sıra Akdeniz Muhtarlar Federasyonu Başkanı Mahmut Gülcü, Isparta Muhtarlar Derneği Başkanı Gökhan Büyükleblebi, Adana Muhtarlar Derneği Başkanı Ata Ürün, Osmaniye Muhtarlar Derneği Başkanı Ali Kama, Adana Çukurova Muhtarlar Derneği Başkanı Sibel Polat, Burdur Muhtarlar Derneği Başkanı Mustafa Aktaş, Adana Seyhan ilçesi Pınar Mahalle Muhtarı Saniye Çelik ile Ispartalı muhtarlar katıldı.
Adana Üst geçit isteyen mahalleli eylem yapıp belediyeye tepki gösterdi Adana’da tırın dorsesinin çarpması sonucu parçalanan ve Adana Büyükşehir Belediyesi tarafından sökülen üst geçidin yerine 10 aydır yenisi yapılmayınca mahalleli eylem yapıp belediyeye tepki gösterdi. Merkez Seyhan ilçesi Turhan Cemal Beriker Bulvarı’nda 6 Mayıs 2025’te bir tırın dorsesi, seyir halindeyken açılarak yaya üst geçidine çarptı. Adana Büyükşehir Belediyesi ekipleriyse parçalanan üst geçidi sökerek kaldırdı. Üst geçidin yeniden yapılacağı belirtilse de bu zamana kadar herhangi bir çalışma başlatılmadı. Okulların yoğun olduğu bölgede Emek ile Seyhan mahallelerini birbirine bağlayan üst geçidin yapılması için mahalle sakinleri defalarca Adana Büyükşehir Belediyesi’ne başvuruda bulundu. Üst geçidin bulunduğu noktada bulunan mahalle sakinleri, yolun karşısına geçmekte zorlandıklarını belirterek yetkililerden yardım istedi. Grup adına konuşan Metin Yıldırım, söz konusu üst geçidin hala yapılmamış olmasının, bölge halkını mağdur ettiğini ifade ederek, "Burası bir okullar bölgesidir ve çevrede yaklaşık 10 bin öğrenci bulunmaktadır. Bölgedeki sakinlerin günlük yaşam düzenleri bozulmuş, güvenlik riski artmıştır. Üst geçidin olmayışı sebebiyle vatandaşlarımız yoğun akan trafiğe aldırış etmeden, mecburiyet nedeniyle konulan engellerin üzerinden atlayarak karşıya geçmek zorunda kalmaktadır. Bu durum her an ciddi trafik azasına yol açabilecek hayati bir tehlike oluşturmaktadır" dedi. Yakın zamanda meydana gelen bir trafik kazasında bir kadının hayatını kaybettiğini anlatan Yıldırım, "Aylardır yapılmayan üst geçitten dolayı yaşanan kazada en büyük suç kime aittir? Tabi ki sorumluluklarının gereğini yapmayan kişi ve kurumlara aittir. Bunun vebalini kaldıramazsınız. Bölge halkı olarak Adana Büyükşehir Belediyesi ve ilgili kurumlardan üst geçidin ivedilikle yeniden yapılmasını, yaşanan mağduriyetin bir an önce giderilmesini talep ediyoruz" ifadelerini kullandı. Öte yandan bazı vatandaşların, akan trafiğe rağmen refüjdeki demirlerin üzerinden atlayarak karşıya geçmeye çalıştığı görüldü.