ASAYİŞ - 03 Ekim 2025 Cuma 10:17

Kuraklık yaşayan İzmir’de, boşa akan sular evlere hasar verdi

A
A
A

İzmir’in Karabağlar ilçesinde patlayan su borusu nedeniyle evleri su basan mahalle sakinleri, günlerdir çözüm beklediklerini söyledi. Kuraklık yaşayan kentte tonlarca suyun boşa aktığını belirten vatandaşlar, "Evimiz çökecek diye korkuyoruz" diyerek İZSU’ya tepki gösterdi.

İzmir’in Karabağlar ilçesinde patlayan borudan sızan su evlere girdi. Evlerin duvar ve tavanlarında hasar oluşurken, mahalle sakinleri İZSU ekiplerinin günlerdir sorunu çözmediğini iddia ederek tepki gösterdi. İhsan Alyanak Mahallesi’nde bir sokakta patlayan su borusu nedeniyle çevredeki evlere su sızdı. Günlerdir devam eden su sızıntısı, hem evlerde hasara yol açtı hem de kuraklık yaşayan kentte israfa neden oldu. Mahalle sakinleri, defalarca ihbarda bulunmalarına rağmen İZSU’nun yalnızca kayıt alıp herhangi bir çalışma yapmadığını ileri sürdü.

Kuraklık yaşayan İzmir’de, boşa akan sular evlere hasar verdi

"Evimiz çökecek diye korkuyoruz"

Su baskını nedeniyle duvar ve tavanlarında çatlaklar oluştuğunu belirten ev sahibi Hilal Çakmak, "3 haftadır bekliyoruz. Arıyoruz, ‘Geleceğiz’ diyorlar ama gelmiyorlar. Evin durumu ortada, komple su içinde. Her an çökebilir diye korkuyoruz, çocuğumuz var. 2 haftadır bu şekildeyiz ve su israfı oluyor. Gece sular kesiliyor, gündüz geliyor ama böyle boşa akıyor" dedi.

Kuraklık yaşayan İzmir’de, boşa akan sular evlere hasar verdi

"Acil değil deyip gidiyorlar"

Mahalle sakini Veysel Koral ise "10-12 gün oldu. Telefonla bildiriyoruz ama ne gelen var ne giden. En son geldiler, baktılar, ‘Acil değil’ deyip gittiler. Evler ne halde görüyorsunuz. Barajlarda da su kalmadı, yağmur yağmıyor ama burada su boşa gidiyor" diye konuştu.

"Kayıt alıyorlar, işlem yapılmıyor"

Gökhan Saralcı da aynı sorunla karşılaştıklarını dile getirerek, "3-4 gün önce aradım, bugün yine aradım. Hep ‘Kayıt oluşturduk’ diyorlar. Komşumuzun evinin hali ortada. Bir de barajlarda yüzde 4-5 su kaldı deniyor ama burada tonlarca su boşa akıyor" ifadelerini kullandı.

Kuraklık yaşayan İzmir’de, boşa akan sular evlere hasar verdi

"Sular boşa gidiyor"

Bir diğer mahalle sakini Fatma Karataş ise, "Su gelip arka balkondan girdi. Boru olmasa bizim eve de girecekti. Biz susuzluk çekiyoruz ama burada sular boşa gidiyor" diyerek tepkisini dile getirdi.

Mahalleli çözüm bekliyor

Mahalle sakinleri, evlerde oluşan hasarın giderilmesini ve su kaçağının bir an önce onarılmasını isteyerek yetkililere çağrıda bulundu.

Ali İhsan Çiftçi - Sinan Yeniçeri

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun OMÜ Hayvan Hastanesi 2025’te 30 binden fazla vakaya müdahale etti Samsun’da, Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Hayvan Hastanesi, 2025 yılı boyunca 30 bini aşkın vakaya müdahale ederek dikkat çeken bir yoğunluğa ulaştı. Günlük ortalama 85 hastaya hizmet verilen hastanede, özellikle yaz aylarında sayı 150’ye kadar çıktı. OMÜ Hayvan Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Didem Pekmezci, yıl boyunca artan hasta yoğunluğuna ilişkin değerlendirmesinde, "2025 verilerine göre 30 bin 850 vakaya baktık. Bu da günlük ortalama 85 hastaya karşılık geliyor. Yaz aylarında yüksekten düşen kedi vakaları nedeniyle bu sayı 120-150’ye kadar çıkabiliyor" ifadelerini kullandı. Sahipsiz hayvanlara yönelik çalışmaların da hastanenin önemli bir sorumluluğu olduğunu vurgulayan Pekmezci, vatandaşlar tarafından getirilen sokak hayvanlarına ilk müdahalenin burada yapıldığını belirterek, "Gerekli operasyonlar modern ameliyathanelerimizde gerçekleştiriliyor, tedavi süreçleri tamamlandıktan sonra barınağa gönderiliyor" dedi. Hastane ekibini derinden etkileyen bir vakayı da paylaşan Pekmezci, bir kedi hastasına uygulanan kemoterapi sürecine dikkat çekerek, "Bir kedi hastamıza kemoterapi uyguluyorduk. Daha sonra hasta yakınının da aynı süreçten geçtiğini öğrendik. Sahibi kendi tedavisini gördükten sonra kedisini de tedaviye getiriyordu. Bu mücadele bizi çok etkiledi, süreç hala devam ediyor" sözleriyle o anları anlattı.
Mersin Mezitli’de esnafla belediye el ele ekonomi için buluştu Mersin Mezitli Belediyesi ile esnaf temsilcileri bir araya gelerek üretim, istihdam ve yerel ekonomiyi güçlendirmeye yönelik iş birliği projelerini değerlendirdi. Mezitli Belediye Başkanı Ahmet Serkan Tuncer, Mersin Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Veysel Sarı ve beraberindeki meslek odaları başkanlarını makamında ağırladı. Gerçekleşen ziyarette, kentin ekonomik yapısını güçlendirecek, üretim kapasitesini artıracak ve istihdam imkanlarını geliştirecek projeler üzerine kapsamlı değerlendirmelerde bulunuldu. "Mezitli’mizi daha ileriye taşıyacağız" Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren Başkan Tuncer, yerel yönetim ile esnaf ve sanatkarların iş birliğinin önemine dikkat çekerek, "Kentimizin kalkınmasında esnafımızın emeği ve katkısı son derece kıymetlidir. Üretimi destekleyen, istihdamı artıran ve yerel ekonomiyi güçlendiren bir anlayışla tüm paydaşlarımızla birlikte hareket etmeye devam edeceğiz. Dayanışmayı büyüten, ortak aklı esas alan bir yaklaşımla Mezitli’mizi daha ileriye taşıyacağız" dedi. Mersin Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Veysel Sarı ise yerel yönetimle kurulan güçlü diyalogun önemine vurgu yaparak, "Mezitli Belediyesinin esnaf dostu yaklaşımı bizler için oldukça değerli. Başkanımızın üretim ve istihdam odaklı çalışmalarını destekliyor, iş birliği içerisinde hayata geçirilecek projelerin kent ekonomisine önemli katkılar sunacağına inanıyoruz" ifadelerini kullandı. Ziyaret, karşılıklı iyi niyet temennileri ve iş birliğinin güçlendirilmesine yönelik mesajlarla sona erdi.
Trabzon Ormancılar kıyasıya yarıştı Türkiye genelinde düzenlenen ormancılık yarışmaları kapsamında, Trabzon bölge seçmeleri gerçekleştirildi. Orman Genel Müdürlüğü tarafından 2026 yılı itibarıyla ülke genelinde başlatılan ormancılık yarışmaları kapsamında, Trabzon bölge elemeleri Turup Millet Ormanı’nda gerçekleştirildi. Araklı ilçesinde düzenlenen organizasyonda Trabzon, Artvin, Erzurum, Giresun, Sinop ve Amasya’dan gelen ekipler; orman oryantiringi, genç meşcerelerde gelecek vaat eden ağaçların belirlenmesi, ölçüm ve kayıt çalışmaları, hedefe atış ile yangınlara müdahale parkurlarında performanslarını ortaya koydu. Etkinliğin, katılımcıların mesleki yetkinliklerini geliştirmesinin yanı sıra kurumlar arasındaki iş birliğini de artırması hedefleniyor. Türkiye ormancılık yarışmaları ile ilgili bilgiler veren Trabzon Orman Bölge Müdürü Emin Yılmaz, "Türkiye Ormancılık Yarışmalarında final öncesi son bölgesel yarışma ayağı yapılıyor. Trabzon’da Artvin, Erzurum, Giresun, Amasya, Sinop ve Trabzon bölgeler olarak yarışıyoruz. Bugün ikinci gün. İlk günü heyecanlı ve güzel geçti. Yarışma etaplarımıza baktığımız zaman yaptığımız işlerinde minyatürlerini burada yaptırmaya çalışıyoruz. Yangın etabımız vardı. Arazözlerle birlikle yangın söndürmeyi canlandırdık. Daha sonra ormancılarımızın yarıştığı bir etabımız vardı. Ölçüm ve saha işlerimiz vardı. Bugün ise ormanların bakımını baktığımız silvi kültür atış ve teknik bilgi gerektiren oryantirik dediğimiz ormanda yön bulma yarışması oldu. Burada amaç hem bölgeler arasında kaynaşmayı sağlamak hem de ekiplerin beraber hareket etme becerisini geliştirmek. Bir yarışma ancak şölen ve eğlence havasında yaptığımız işlerin tekrarını yapıyoruz. Herkesin daha konsantre olması amaçlanıyor. Ormancılar bu etkinliklerle yaptıklarını eksiklikleri görebiliyorlar" ifadelerini kullandı.
Malatya ’Süper gıda’ arı sütü Malatya’da mercek atında Malatya Turgut Özal Üniversitesi, İnönü Üniversitesi ve Fırat Üniversitesi iş birliğiyle yürütülen çok yönlü araştırma, arı sütünün kalitesini belirleyen sırları gün yüzüne çıkardı. Doğanşehir (Buğday Deresi) ve Battalgazi’de (Uluköy) eş zamanlı olarak gerçekleştirilen çalışma, hem üreticiye yol haritası çiziyor hem de "kaliteli arı sütü" peşindeki tüketiciyi uyarıyor. "Gençlik iksiri" olarak adlandırılan arı sütü, artık bilimsel bir reçeteye sahip. Malatya Turgut Özal, İnönü ve Fırat Üniversitelerinden bilim insanlarının ortaklaşa yürüttüğü kapsamlı araştırma, arı sütünün içeriğinin sadece bölgeye göre değil, arıcının verdiği ek besine göre de nasıl değiştiğini kanıtladı. Yürütücülüğünü Malatya Turgut Özal Üniversitesi’nden Doç. Dr. Semiramis Karlıdağ’ın yaptığı bir bilimsel araştırma, arı sütünün biyokimyasal ve aromatik bileşimi üzerinde çevresel faktörlerin ve besleme yöntemlerinin kritik etkilerini ortaya koydu. Karlıdağ ve çalışma arkadaşları tarafından gerçekleştirilen araştırma, bölgedeki arıcılık faaliyetleri için önemli bilimsel veriler sunuyor. Araştırma kapsamında Malatya’nın iki farklı bölgesi olan Doğanşehir ve Battalgazi Uluköy’de, farklı karbonhidrat kaynaklarıyla (glikoz, sükroz ve ticari arı yemi) beslenen bal arısı kolonilerinden elde edilen arı sütleri detaylı şekilde incelendi. Yapılan analizler sonucunda, hem coğrafi konumun hem de beslenme yönteminin arı sütünün kalitesini belirleyen biyokimyasal ve uçucu bileşik profilini doğrudan etkilediği belirlendi. Araştırma kapsamında arı sütlerinde 50’den fazla uçucu organik bileşik tespit edildi ve bu bileşiklerin aroma, kalite ve potansiyel biyolojik etkiler açısından önemli rol oynadığı ortaya kondu. Bulgular, arı sütünün kimyasal profilinin üretim şartlarına bağlı olarak önemli ölçüde değişebildiğini göstererek kalite kontrol ve ürün standardizasyonu açısından önemli bir bilimsel temel sundu. Coğrafya fark oluşturuyor Ortaya çıkan en çarpıcı sonuçlardan biri, bölgedeki bitki çeşitliliğinin arı sütünün kalitesini doğrudan etkilemesi oldu. Tüm bu farklılıklar, arıların farklı beslenme yöntemlerine göre seçtikleri farklı botanik orijinlerden kaynaklandı. Doğanşehir’in zengin florası, arı sütünün en önemli kalite göstergesi olan 10-HDA (10-hidroksi-trans-2-dekenoik asit) maddesinin üretimini doğal olarak tetikliyor. Şeker tipi kaliteyi değiştiriyor En yüksek kalite Doğanşehir’de: Arı sütünün en önemli kalite göstergelerinden biri olan 10-HDA içeriği, Doğanşehir bölgesinde glikozla beslenen kolonilerde yüzde 2,77 ile en yüksek seviyeye ulaştı. Arı sütü üretiminde yaygın bir uygulama olan ek besleme, araştırmanın odak noktalarından biri idi. Bilimsel sonuçlar, sanılanın aksine her şekerin aynı etkiyi oluşturmadığını gösterdi. Glikoz ile beslenen arıların ürettiği arı sütünde, bağışıklık ve hücre yenileyici özelliğiyle bilinen 10-HDA oranının en yüksek seviyeye ulaştığı saptandı. Glikoz takviyesi, arı sütündeki koruyucu enzimlerin (invertaz ve katalaz), toplam protein, prolin ve 10-HDA miktarının da artmasını sağladı. Sükroz (çay şekeri) ile beslenen gruplarda enzim aktivitelerinin daha düşük kaldığı gözlemlendi. Bölgesel etkiler: Doğanşehir’in çevresel şartlarının 10-HDA üretimini teşvik ettiği, Uluköy’ün ise zengin polen ve nektar çeşitliliği sayesinde toplam amino asit üretimini desteklediği gözlemlendi. Antioksidan kapasitesi: Beslenme rejiminin arı sütünün fenolik bileşik profili ve antioksidan kapasitesi üzerinde önemli değişimlere yol açtığı tespit edildi. Araştırmacılar, elde edilen sonuçların arı sütü üretiminde besleme stratejilerinin optimize edilmesi, ürün kalitesinin artırılması ve coğrafi köken doğrulaması gibi alanlarda önemli katkı sağlayacağını vurguluyor. Çalışma, endüstriyel karbonhidrat kaynaklarının arı sütünün biyokimyasal yapısını nasıl şekillendirdiğini ortaya koyarken, glikoz takviyesinin arı sütü kalitesini artırmak için etkili bir üretim stratejisi olabileceğini gösteriyor. Elde edilen veriler, Türkiye’de sınırlı miktarda üretilen arı sütünün daha yüksek katma değerle üretilmesi ve uluslararası pazarda rekabet gücünün artırılması açısından önemli bir potansiyel sunuyor. Arıcılığa ve ekonomiye büyük katkı Türkiye, arıcılıkta dünya devlerinden biri olmasına rağmen arı sütü üretimi henüz istenen seviyede değil. Bu çalışma, arıcılara ürün kalitesini artırmak için bilimsel bir "besleme takvimi" sunuyor. Bilim insanları, doğru lokasyon ve doğru karbonhidrat kaynağı seçimiyle Türkiye’nin yıllık arı sütü rekoltesinin ve kalitesinin katlanabileceğini vurguluyor. Tüketiciye uyarı: Suistimallere dikkat Araştırma, arı sütünün kalitesindeki hassasiyeti de ortaya koydu. Bilim heyeti, bu değerli ürünün suistimal edilmeye açık olduğunu hatırlatarak şu uyarılarda bulundu: Analiz şart: Sadece rengine ve tadına bakarak arı sütünün kalitesi anlaşılamaz. Mutlaka laboratuvar onaylı 10-HDA oranlarına bakılmalı. Saklama şartları: Arı sütü biyokimyasal olarak çok hassastır. Araştırmada kullanılan tüm örnekler eksi 18 derecede korunmuştur; oda sıcaklığında bekletilen ürünlerde bu mucizevi bileşenler hızla kaybolur. Doğallık aldatmacası: Tamamen doğal ortamda, ek besleme yapılmadan üretilen kontrol gruplarında bazı değerlerin daha düşük çıkması, kontrollü bilimsel beslemenin "kaliteyi standardize etmek" için bir gereklilik olduğunu gösterdi. Ancak bu durum, merdiven altı şuruplarla yapılan üretimle karıştırılmamalıdır. Çalışmanın sonuçları, arı sütünün sadece bir gıda takviyesi değil, aynı zamanda apiterapide (arı ürünleriyle tedavi) kullanılacak tıbbi bir materyal olarak standartlaştırılması gerektiğini kanıtlıyor. Bölgesel farklılıkların (toprak yapısı, botanik orijin) arı sütünün "fenolik bileşiklerini" yani antioksidan gücünü ve enzim içeriklerini değiştirmesi, Malatya gibi illerin bu konuda özel bir marka haline gelebileceğinin sinyalini veriyor. Malatya Turgut Özal Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Recep Bentli, üniversite olarak Malatya’da tarım ve hayvancılık alanında bilimsel çalışmalarla üretime katkı sağlamaya devam edeceklerini belirterek araştırmada emeği geçen akademisyenlere teşekkür etti.