ASAYİŞ - 16 Eylül 2025 Salı 10:58

Okul çıkışı zorbalığa uğrayan 12 yaşındaki çocuğa acımasız şiddet

A
A
A

İzmir’de 12 yaşındaki B.T., akran zorbalığına uğrayarak okul çıkışında 10 kişilik bir grup tarafından darp edildi. Anne Fatma Sivrikaya, "Kimsenin çocuğu sahipsiz değil" diyerek şikâyetçi olurken, olayla ilgili disiplin soruşturması başlatıldı.

İzmir’in Karşıyaka ilçesinde Emine Lahur Ortaokulu’nda eğitim gören 8. sınıf öğrencisi B.T., okul çıkışı akran zorbalığına uğradı. 12 yaşındaki kız çocuğu, sokak ortasında bir grup tarafından darp edildi. Olay anı bir öğrenci tarafından cep telefonu kamerasıyla kaydedildi. Görüntülerde kalabalık bir kız çocuğu grubunun B.T.’yi ortaya alıp dövdüğü anlar yer aldı.

"Hem korkuyorum hem boynum ağrıyor"

Akran zorbalığına uğrayan B.T., yaşadıklarını anlattı. B.T., "Okul çıkışı bir tane kız geldi adı E. ve elini omzuma attı. Biraz ilerledikten sonra arkasındaki kuzenlerini gösterdi. Bir süre sonra etrafımı sardılar. Biraz konuştuktan sonra da saldırdılar. Hem okula yeni geldiğim için hem de sınıftan bir arkadaşı kıskandılar benden o yüzden oldu. Boynum ağrıyor, artık korkuyorum sokağa çıkarken" dedi.

Okul çıkışı zorbalığa uğrayan 12 yaşındaki çocuğa acımasız şiddet

Anne Sivrikaya: "Kimsenin çocuğu sahipsiz değil"

B.T.’nin annesi Fatma Sivrikaya, yaşanan olayı öğrendikten sonra büyük bir şok yaşadığını belirtti. Sivrikaya, "Görevim dolayısıyla Manisa’dan buraya geldim. Ayın 8’inde kızımı okula kaydettirdik. Ayın 11’inde bu olay oldu. Ben devlet tiyatrolarında güvenlik olarak çalışıyorum. Orada çalıştığım esnada kızım beni aradı. ‘Anne, beni sıkıştırdılar’ dedi. Ama ben böyle ciddi bir olay olduğunu düşünmediğim için yine de izin aldım, geldim. Bu kadar ciddi bir olay olduğunu bilmiyordum. Ondan sonra videolara baktım. Arkadaşlarını aradım hemen. Bir tane kız arkadaşı, küçük o daha. Hemen onu aradım. Dedim, ‘Video varmış, hemen bana atman lazım, delil olarak kullanacağız.’ Videoyu görünce beynimden vurulmuşa döndüm. Kişi kişiye kavga etseler, tek tek kavga etseler bu kadar önemsemezdim. Ama tek başına hepsi birden kızıma çullanmış, 10 kişiye yakın. Bunlar hakkında şikayetçi de oldum. Videoda ismini bilmediğim, bulunabilecek diğer kişiler varsa onlardan da şikâyetçiyim. Kimsenin çocuğu sahipsiz değil. Ben bu çocuğu sokakta bulmadım, tek başıma büyüttüm. Yıllarca o çocuk için emek çektim. Gündüz bir otelde, gece bir otelde baristalık yaparak büyüttüm ben o çocuğu. Kimsenin çocuğu kimsenin oyuncağı değil, kimsenin çocuğu kimsenin boks torbası da değil" dedi.

"Yakın zamanda Ahmet Minguzzi’yi kaybettik. Ya benim çocuğum da orada vefat etseydi"

Yaşananların ardından yasal süreci başlattığını belirten Sivrikaya, "Darp raporu aldım, suç duyurusunda da bulundum. Okulla da irtibat halindeyim, şu an disiplin soruşturması devam ediyor. Benim çocuğum daha 4 gün oldu bu okula başlayalı. Nasıl bir nefret olmuş olabilirdi bu şeyi yaptılar, bilmiyorum. Yakın zamanda Ahmet Minguzzi’yi kaybettik. Ya benim çocuğum da orada vefat etseydi bana aynısını geri verebilecekler miydi?" diye konuştu. Anne Sivrikaya, daha önce de büyük bir acı yaşadığını dile getirerek, "2024’te bir bebek kaybettim. 8 aylık bebeğimi kaybettim. Ya onu da kaybetseydim bu benim ikinci acım olacaktı. Ben daha önce evlat kaybetmiş bir anne olarak zaten o hissi iyi biliyorum. Eşim de ikinci bebeği kaybetseydim beni nasıl toparlayacaklardı? Benim çocuğum okulla ev arası 200 metre. 200 metrede çocuğumun can ve mal güvenliğini koruyamadılar. Buna kızıyorum. Yanında koskoca kahve var, kahvede kocaman izbandut gibi insanlar var. Ben kadın başıma savunurdum o çocuğu, siz erkek olarak savunamadınız. Yazıklar olsun gerçekten" ifadelerini kullandı. Olay yerine müdahale eden vatandaşlara teşekkür eden anne, "Bir tane bayan ve taksici bir beyefendiye çok teşekkür ediyorum. Belki onlar olmasaydı benim çocuğum şu an hayatta bile değildi. Aldığı darbeleri hepiniz gördünüz" dedi.

Ali İhsan Çiftçi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir Yaşar Üniversitesi’ne EBSO’dan anlamlı ödül Yaşar Üniversitesi’nin üniversite-sanayi iş birliğine katkı sağlayan çalışmaları sanayiciler tarafından ödüllendirildi. Üniversite-sanayi iş birliğinin güçlendirilmesi, bölgesel AR-GE kapasitesinin geliştirilmesi ve iyi uygulama örneklerinin görünür kılınarak ekosistemin teşvik edilmesi amacıyla, Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) tarafından bu yıl ilk kez düzenlenen "Üniversite-Sanayi İş Birliği Projeleri Ödülleri" sahiplerini buldu. Yaşar Üniversitesi, yenilikçi fikirlerle üniversite-sanayi iş birliğinin katma değere dönüşümüne olan desteklerinden dolayı "Üstün Hizmet Onur Ödülü"ne layık görüldü. Yaşar Üniversitesi ve May Agro Tohumculuk tarafından ortak olarak yürütülen "Tarla Bitkisi Verim Tespit Yöntemi Projesi" Üniversite- Sanayi İş Birliği kategorisinde ödül aldı. Ayrıca üniversite-sanayi iş birliğinin gelişerek güçlenmesine katkı sağladığı ve değer yarattığı için Yaşar Holding’e "Üstün Hizmet Ödülü" verildi. Teknoloji üssü EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar İzmir’in sanayisi ve üniversiteleri ile bir teknoloji üssü olabileceğini belirterek, "Üniversite-sanayi iş birliğinin tohumlarını 1986 yılında Ege Üniversitesi ile attık. Rotamız belli. Hedefimiz destekleyecek eğitim ve sonuç odaklı çalışma ile bu iş birliğini Türk sanayisini geliştirecek bir noktaya taşıdık. Birçok üniversite ile çalışmalar yürütüyoruz. Üniversitelerde bilgi var, sanayicide girişim var. Sanayiciler olarak üniversitelerdeki bu bilgiyi almaya hazırız. İzmir’de üniversiteler ve teknoloji merkezleri ile bu kentin bir teknoloji üssü haline gelmesi için hiçbir engel yok" dedi. "İş birliği genlerimizde var" Yaşar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Levent Kandiller, üniversitenin genlerinde sanayi ile iş birliği olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: "Kurucu vakfımızın arkasında birçok değerli sanayi kuruluşunu barındıran Yaşar Holding var. Üniversitemiz kurulurken bu iş birliği genlerinde vardı. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın İzmir’de üniversite-sanayi iş birliği için görevlendirdiği akademisyenlerden biriyim. Bu amaçla hem organize sanayi bölgelerinde hem de kendi topluluğumuz içinde Ege Bölgesi’nin sanayi kuruluşları ile ortak çalışmalar yürütüyoruz. Çok güzel projelere imza atıldı. Ege Bölgesi Sanayi Odası’na çalışmalarımıza değer vererek ödüllendirdiği için teşekkür ederiz." "Tarla Bitkisi Verim Tespit Yöntemi Projesi" ile ‘Üniversite-Sanayi İş Birliği’ kategorisinde ödül alan May Agro Tohumculuk’un Ar-ge Müdürü Dr. İlker Özmen de, "Yaşar Üniversitesi ile drone ile verim tahminine dayalı bir proje geliştirdik. Pamuğun daha hasat edilmeden verimini tespit etmeyi amaçladık. Başarılı da olduk. Bu daha başlangıç pamuk hastalıkları gibi stres faktörleri ile ilgili çalışmalarımız devam edecek. Projemizin ödüle layık görülmesi bize motivasyon oldu" dedi. Yaşar Üniversitesi Yönetim Bilişim Sistemleri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Komesli ve May-Agro Tohumculuk San. ve Tic. A.Ş. Ar-Ge Mühendisi Dr. Aslı Keçeli ile yapay zeka destekli yazılımı geliştiren Yaşar Üniversitesi Yazılım Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Süleyman Ünlütürk, yazılım sayesinde pamukta verimlilik artarken, üretim maliyeti ve risklerin azaldığını söyledi. Prof. Dr. Ünlütürk, "Çalışma, İHA ve yapay zeka teknolojilerinin tarımsal üretimde nasıl kullanılabileceğini ve bu teknolojilerin pamuk verimi tahmininde geleneksel yöntemlere göre sağladığı avantajları ortaya koyuyor. Bu yenilikçi yaklaşım, ile daha hasat etmeden verim tahmini yapılabiliyor" dedi. Yaşar Holding’e büyük onur Üstün Hizmet Ödülü’nü, Yaşar Holding adına alan Pınar Et ve Çamlı Yem Başkan Yardımcısı Tunç Tuncer, Yaşar Topluluğu olarak çalışmalarında her zaman bilimi öncelik olarak gördüklerini belirterek, "Yaşar Holding sanayinin öncü kuruluşlarının bir araya gelmesinden oluşuyor. Kuruluş felsefesinde bilim var. Mottosu "Bilim, Birlik, Başarı". Bilim ile sanayi birleşince başarı doğal bir sonuç. Şirketlerimiz ve Yaşar Üniversitesi de bu temel felsefe ile Kurucumuz ve Onursal Başkanımız Selçuk Yaşar’ın vizyonuyla hayata geçti. Bugün aldığımız ödüller bu yaklaşımın değerli bir göstergesi." diye konuştu.
Sakarya 46 yıl sonra ortaya çıktı: Gölet çöktü, su yer altından başka noktadan çıktı Sakarya’nın Kaynarca ilçesinde yaklaşık 46 yıl önce kapatıldığı öğrenilen bir mağara, meydana gelen çökme sonrası yeniden ortaya çıktı. Gölet suyunun aniden boşalması ve farklı bir noktadan yeniden yüzeye çıkması mahallede tedirginliğe sebep oldu. Güven Mahallesi Dınbazlar Sokak’ta bulunan doğal oluşum gölette meydana gelen olayda, mağaradan gelen suyun içme suyunu karıştığı gerekçesiyle yaklaşık 46 yıl önce Köylere Hizmet Götürme Birliği tarafından kapatılan mağaranın ağzında çökme meydana geldi. Çökmenin ardından göletteki su kısa sürede boşalırken, suyun yer altından ilerleyerek yaklaşık 1 kilometre uzaklıktaki Güven Mahallesi’nde bulunan bir su dere yatağından çıktığı gözlendi. Mahalle sakinleri, mağaranın köyün altından uzanan geniş bir yer altı hattına sahip olduğunu ve yıllar önce suyun içme kaynaklarına karışması sebebiyle Köylere Hizmet Götürme Birliği tarafından kapatıldığını ifade etti. Yaşanan çökme ile birlikte yer altındaki su hareketliliğinin yeniden ortaya çıkması, bölgede benzer çökmelerin yaşanabileceği endişesini de beraberinde getirdi. Olay sonrası Sakarya Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (SASKİ) ekipleri bölgede geniş çaplı inceleme başlattı. Ekipler, hem gölet çevresinde hem de mahallede farklı noktalarda kontroller gerçekleştirerek suyun akış yönü, zemin yapısı ve muhtemel risklere ilişkin teknik değerlendirmelerde çalışmalarını sürdürüyor. Ayrıca göletin büyük bir bölümünden suyun çekilmesiyle birlikte acı bir tablo da ortaya çıktı. Suyun çekilmesiyle birlikte gölette yaşayan çok sayıda balık akıntıyla yer altına sürüklenirken, bazı balıklar ise çekilen suyun ardından çamurda mahsur kaldı. Çökmeyle yok olan gölet ve çökme alanı dron ile görüntülendi.