EKONOMİ - 13 Nisan 2026 Pazartesi 10:57

Tüm paydaşlar buluştu ’Sağlık turizminin’ reçetesi ortaya çıktı

A
A
A
Tüm paydaşlar buluştu ’Sağlık turizminin’ reçetesi ortaya çıktı

Sağlık ve turizm sektöründe faaliyet gösteren tüm paydaşların katılımıyla İzmir Ticaret Odası’nda düzenlenen Sağlık Turizmi Ege Bölge Toplantısı’nın ardından ortaya çıkan 26 maddelik "Sağlık Turizmi Manifestosu" kamuoyuyla paylaşıldı. Her biri alanında uzman isimlerin katıldığı Paneller ve 5 konu başlığının tüm detaylarıyla tartışıldığı Çalıştayda konuşulan konuların net bir özetini sunan manifestoda, İzmir’in sağlık turizminde istenilen noktaya gelmesi için yapılması gerekenler net bir şekilde ortaya konuldu.



Özgener: "Önemli olan somut adımlar atabilmek"


Ortaya çıkan yol haritasını değerlendiren İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, "İzmir Ticaret Odası olarak kentimize katma değer sağlayacağına inandığımız konularda tüm paydaşlarımızla bir araya gelmeyi önemsiyoruz. Bu kapsamda çatı kuruluşumuz Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği iş birliğiyle sağlık turizmi alanında çok verimli bir toplantıya imza atmaktan memnuniyet duyuyoruz. Elbette tüm kurumlarla bir araya gelmek tek başına bir çözüm değil. Toplantıların ardından ortaya ‘somut sonuçlar’ koymak önem arz ediyor. Bu konuda fikir yürüten tüm uzmanların katkılarıyla hazırlanan bu manifesto, tüm kurumların dikkatini vermesi halinde kentimizin hızlı bir şekilde dünya ligine çıkacağını gösteriyor. Biz İzmir Ticaret Odası olarak bu anlamda üzerimize düşen ne varsa yapmaya hazırız. Katkı sağlayan herkese teşekkür ediyoruz" dedi.



Özkardeş: "Hedefimiz bu manifestoyu güncel tutmak"


Sağlık Turizmi Manifestosu’nun tüm paydaşlarla paylaşılacağını ifade eden İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Oğuz Özkardeş ise, "Uzun süredir üzerinde çalıştığımız, her platformda ifade ettiğimiz konuların, sağlık turizmi alanında İzmir’de söz sahibi olan çok kıymetli isimlerle birlikte ele alınmasını çok önemsiyoruz. Toplantımızın her bölümünde çok kıymetli fikirler ve çözüm önerileri ortaya kondu. Bundan sonraki hedefimiz, kılavuz niteliğindeki bu manifestoyu güncel bilgiler ve gelişmeler doğrultusunda güncellemek ve daha işlevsel hale getirmek. Önümüzde net bir harita olması İzmir’in sağlık turizmi alanında güçlü bir destinasyon olarak konumlanmasına katkı sunacaktır" diye konuştu.



İzmir Sağlık Turizmi Stratejik Manifestosu’nda şu maddeler yer aldı:


"1. İzmir, sağlık turizminde güvenilir, kaliteli ve sürdürülebilir bir uluslararası destinasyon olarak konumlandırılmalıdır.


2. Sağlık turizmi; yalnızca tedavi hizmetlerinden ibaret değil, ulaşım, konaklama, wellness, yaşlı bakım ve deneyim odaklı hizmetleri kapsayan bütüncül bir ekosistem olarak ele alınmalıdır.


3. İzmir’in rekabet gücünü artırmak için doğrudan uluslararası uçuş sayıları artırılmalı, hava ulaşımı güçlendirilerek erişilebilirlik öncelikli politika haline getirilmelidir.


4. Sağlık turizmi faaliyetleri, belirli hedef pazarlara odaklanan stratejik bir yaklaşım ile yürütülmeli; Afrika, İskandinav ülkeleri, Körfez ülkeleri ve Okyanusya gibi pazarlara özel politikalar geliştirilmelidir.


5. Sağlık turizmi alanında tüm paydaşları kapsayan entegre dijital platform (mega dijital rehber) oluşturulmalı; hasta yolculuğu baştan sona dijital olarak yönetilebilir hale getirilmelidir.


6. Veri temelli yönetim anlayışı yeniden tesis edilmeli; ortak veri toplama, analiz ve karşılaştırma sistemleri kamu-özel iş birliğiyle hayata geçirilmelidir.


7. Sağlık turizmi tanıtımında doğru, şeffaf ve etik iletişim esas alınmalı; dezenformasyonla mücadele için yapay zeka destekli sistemler etkin şekilde kullanılmalıdır.


8. Reklam ve tanıtım faaliyetleri, kanunilik ilkesi çerçevesinde güncellenmeli, sektörde güven kaybına yol açan agresif ve yanıltıcı pazarlama uygulamalarının önüne geçilmelidir.


9. Sağlık turizmi alanında faaliyet gösteren tüm kurumlar için standart eğitim ve sertifikasyon sistemi oluşturulmalı; özellikle yabancı dil yeterliliği zorunlu ve ölçülebilir hale getirilmelidir.


10. Hasta deneyimi, sürecin merkezine alınmalı; hastanın ülkeye girişinden tedavi sonrası sürece kadar kesintisiz, güvenli ve şeffaf bir hizmet modeli oluşturulmalıdır.


11. Aracı kuruluşların rolü yeniden tanımlanmalı; görev, yetki ve sorumlulukları netleştirilerek sistem içindeki konumları düzenlenmelidir.


12. Sağlık turizminde fiyatlandırma politikaları, belirli standartlar ve denetim mekanizmaları çerçevesinde düzenlenmeli; sürdürülebilir rekabet ortamı sağlanmalıdır.


13. Komplikasyon yönetimi sağlık turizminin ayrılmaz bir parçası olarak ele alınmalı; komplikasyon sigortası sistemleri geliştirilerek hasta ve hekim güvence altına alınmalıdır.


14. Sağlık turizmi sigortası kapsamı genişletilmeli; uluslararası örneklerle uyumlu, erişilebilir ve güvenilir sigorta modelleri oluşturulmalıdır.


15. Olağanüstü durumlarda, hastanın tedavi sürecine ilişkin tüm koordinasyonun hizmeti sunan sağlık kuruluşu ve hekim tarafından kesintisiz şekilde yürütülmesi temel ilke olarak benimsenmelidir.


16. İzmir’de sağlık turizmine yönelik entegre sağlık kampüsü ve kümelenme modeli hayata geçirilmeli; sağlık, konaklama ve sosyal donatılar aynı yapı içinde planlanmalıdır. İnciraltı bölgesi, İzmir için bu konuda çok önemli bir fırsattır.


17. Sağlık kampüsleri, ulaşılabilir, çevresel sürdürülebilirliği gözeten ve hasta deneyimini önceleyen alanlarda konumlandırılmalıdır.


18. İzmir’in güçlü olduğu alanlar doğrultusunda estetik cerrahi, diş sağlığı, göz, saç ekimi, geriatri, termal ve longevity gibi branşlarda ihtisaslaşma sağlanmalıdır.


19. Sağlıklı yaşlanma ve longevity alanları, İzmir için stratejik öncelik olarak belirlenmeli; bilimsel, sürdürülebilir ve uluslararası standartlara uygun merkezler kurulmalıdır.


20. Termal turizm potansiyeli, bilimsel altyapı ile desteklenerek sağlık turizmine entegre edilmeli; mevcut kaynaklar etkin şekilde değerlendirilmelidir.


21. Yaşlı turizmi ve uzun süreli bakım hizmetleri için yaşam köyleri ve entegre bakım modelleri geliştirilmelidir.


22. İzmir Kalkınma Ajansı başta olmak üzere ilgili kurumlar, sağlık turizmi yatırımlarını destekleyen aktif teşvik ve finansman mekanizmaları oluşturmalıdır.


23. Meslek odaları ve sektör kuruluşları, üyelerine yönelik düzenli bilgilendirme ve farkındalık çalışmaları yürütmeli; sektörel gelişime aktif katkı sağlamalıdır.


24. Sağlık turizmi alanındaki çalıştay ve toplantılar süreklilik arz eden, erişilebilir ve düzenli platformlar haline getirilmelidir.


25. Sektörle ilgili kurum / kuruluşların İzmir’de daha güçlü temsil edilmesi sağlanmalı; bölgesel yapılanma güçlendirilmelidir.


26. Tüm bu süreçler, kamu, özel sektör, akademi ve yerel yönetimlerin iş birliğiyle yürütülmeli; çok paydaşlı ve entegre bir yönetim modeli benimsenmelidir.


İzmir Ticaret Odası ve TOBB Türkiye Uluslararası Sağlık Turizmi Meclisi iş birliğiyle düzenlenen Sağlık Turizmi Ege Bölge Toplantısı, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener ile TOBB Türkiye Uluslararası Sağlık Turizmi Meclis Başkanı Doç. Dr. Özgür Öztan’ın açılış konuşmalarıyla başladı.


Açılış konuşmalarının ardından gerçekleşen panel bölümünün TOBB Türkiye Uluslararası Sağlık Turizmi Meclis Başkanı Doç. Dr. Özgür Öztan moderatörlüğündeki "Türkiye’de Sağlık Turizmi ve Kamu Stratejileri" başlıklı ilk oturumunda, T.C. Ticaret Bakanlığı Uluslararası Hizmet Ticareti Genel Müdürlüğü Genel Müdür Yardımcısı A. Alperen Kaçar, T.C. Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü Sağlık Turizmi Daire Başkanı Seher Taş, Türkiye Turizm Geliştirme Ve Tanıtma Ajansı Genel Müdür Yardımcısı Dr. Elif Balcı Fisunoğlu ve TÜRSAB Sağlık Turizmi İhtisas Başkanı Şehnaz Atak Askeroğlu konuşmacı olarak yer aldı.


İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Oğuz Özkardeş moderatörlüğünde gerçekleşen "Ege’den Dünyaya: İzmir’in Sağlık Turizmindeki Potansiyeli ve Gelişim Stratejileri" başlıklı ikinci oturumda ise İzmir İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Ayhan Kul, İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay, İzmir Planlama Ajansı Başkanı Prof. Dr. Koray Velibeyoğlu, İzmir Ticaret Odası Meclis Üyesi ve İzmir Medical Point Hastaneler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Veysi Kubba ve TÜRSAB İzmir Bölge Temsil Kurulu Yönetim Kurulu Üyesi Yasemin Demirtaş konuşmacı olarak yer aldı.



Panellerin ardından gerçekleşen Çalıştay bölümünde her biri alanında uzman isimlerin yer aldığı 5 çalışma masası oluşturuldu. Masalarda ele alınan konu başlıkları:


- Medikal Turizm (Moderatör: Dr. Zeki Hozer, Megapol Yönetim Kurulu Üyesi, Etik Yönetim Kurulu Üyesi ve Sağlık Turizmi Komitesi Başkanı, Dr. Remzi Karşı Medicana Hastanesi, Op. Dr. Özer Gürbüz Central Hospital, Salih Baz Ekol Hastanesi, Dr. Muzaffer Keskin Özel Can Hastanesi, Dr. Hamit Öztürk Medicalpark Hastanesi, Dr. Ertuğrul Ercan Medical Point Hastanesi, Ahmet Nasır Egepol Sağlık Grubu, Çetin Amato Gazi Hastanesi, Arzu Karataş İzmir Acıbadem Kent Hastanesi, Prof. Dr. Gökhan Akbulut Tınaztepe Üniversitesi Galen Hastanesi)


- Sağlık Turizmi Altyapısı ve Kümelenme: Medikal kampüs Yaklaşımı, Sağlık Turizmi Yatırım Stratejileri (Moderatör: Jülide Tutan, İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi, Şenol Alkan İZTO 33. Ağız ve Diş Sağlığı Grubu Meslek Komitesi Başkanı, Fatma İpek Gürses İzmir Büyükşehir Belediyesi Mekansal Planlama Şube Müdürlüğü, Berk Çergun Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği, Dr. Saygın Can Oğuz İzmir Kalkınma Ajansı, Gökçe Kesikçiler Buğday İzmir Ticaret Odası 43. Konaklama Meslek Komite Üyesi, Dr. Aysu Gök İzmir Planlama Ajansı, Buse Gültekin Medical Point Hastanesi, Alper Kocatürk Medical Point Hastanesi, Gülümcan Örs İzmir Büyükşehir Belediyesi Turizm Daire Başkanlığı)


- İyi Yaşam, Üçüncü Yaş Turizmi ve Termal Turizm (Moderatör: Doç. Dr. Didem Dereli Akdeniz İzmir Ekonomi Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi, Halil Ömür Koçyiğit Balçova Termal Otel, Dr. Ilgaz Nacakoğlu ÇEŞTOB, Fatma Kara TGA Destinasyon Uzmanı, Prof. Dr. Çağrı Büke Acıbadem Hastanesi, Furkan Çoker Uluslararası Sağlık Turizmi Enstitüsü, Esra Atak İZFAŞ Fuarlar Sorumlusu, Ömer Faruk Kayıran İzmir Büyükşehir Belediyesi Turizm Daire Başkanlığı, Prof. Dr. Filiz ÖĞCE AKTAŞ İzmir Ekonomi Üniversitesi Sağlık Fakültesi Dekanı)


- Sağlık Turizminde Dijitalleşme, Sağlık Turizminde Ulusal ve Uluslararası Tanıtım (Moderatör: Prof. Dr. Işıl Özgen, Dokuz Eylül Üniversitesi Turizm Fakültesi, Dekan, Prof. Dr. Cem Çelebi İYTE Rektör Yardımcısı, Elif Akşahin İZFAŞ Fuarlar Koordinatörü, Ertan Yolcu İzmir Ticaret Odası 31. Tıbbi Cihaz Grubu Meslek Komitesi Meclis Üyesi, Ali Özgenç Medical Point Hastanesi, Kerem Yaman Medical Point Hastanesi, Cansu Durmaz TGA Ürün Pazarlama, Ceren Ülgen Dikmen İzmir Büyükşehir Belediyesi Turizm Daire Başkanlığı, Yasemin Demirtaş TÜRSAB İzmir Temsil Kurulu Yönetim Kurulu Başkanı, Seyhan Müşerref Kuralı İzmir Büyükşehir Belediyesi Turizm ve Fuarlar Komisyonu Başkanı


- Sağlık Turizmi Mevzuatı ve Sigorta Uygulamaları (Moderatör: Zeynep Şebnem Korkut, 48. Sigortacılık Grubu Komite Başkanı, Seher Taş T.C. Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü Sağlık Turizmi Daire Başkanı, Av. Özge Özmen Korkut İzmir Barosu Sağlık Hukuku Komisyonu, Selçuk Altındağ Apsis Danışmanlık, Pelin Kutlu Medical Point Hastanesi, Bahtiyar Kurtulgil Medical Point Hastanesi, Ezgi Soylu Medical Point Hastanesi, Sinemis Gizem Çoşar İzmir Büyükşehir Belediyesi Turizm Daire Başkanlığı, Mehmet Sabri Kıran İzmir Büyükşehir Belediyesi Turizm Daire Başkanlığı)".



Tüm paydaşlar buluştu ’Sağlık turizminin’ reçetesi ortaya çıktı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Konya Konya’da 15 yaşındaki kızın hayatını kaybetmesine neden olan sürücüye 4 yıl hapis cezası Konya’nın Kadınhanı ilçesinde açık bırakılan kamyonet kasası kapağının çarparak 15 yaşındaki kızın ölümüne sebep olduğu kazada sürücüye 4 yıl 5 ay hapis cezası verildi. Kaza, 6 Haziran 2025 Cuma günü Kadınhanı ilçesi Konya Caddesi üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, H.D. idaresindeki motosiklet seyir halindeyken, aynı yönde seyreden Yaşar A. yönetimindeki kamyonetin kasasının yan kısmına doğru açık vaziyette olan kapağı motosiklette yolcu olarak bulunan 15 yaşındaki Nisanur Durgut’a çarptı. Çarpmanın etkisiyle yol kenarına savrulan Nisanur Durgut kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. Kaza anı kameraya yansıdı Olayın yaşandığı anlar ise güvenlik kamerası görüntülerine saniye saniye yansıdı. Görüntülerde, iki kardeşin motosikletle ilerlediği, bu sırada kamyonetin kasasının kapağının yan tarafından birden açılmasıyla motosiklet üzerindeki kişilere çarpması yer alıyor. Nisanur Durgut’un ölümüne neden olan sürücü Yaşar A., kazadan sonra çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Kadınhanı Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada tutuklu Yaşar A., hakkında, ’bilinçli taksirle ölüme neden olma’ suçundan 9 yıla kadar hapis cezası talebiyle dava açıldı. Mahkeme, ’iyi hal’ indirimi de yaparak Yaşar A.’yı ’bilinçli taksirle ölüme neden olma’ suçundan 4 yıl 5 ay 10 gün hapis cezasına çarptırdı.
Ankara Millî Eğitim Akademisi, Bakan Tekin’in verdiği ilk dersle kapılarını açtı Millî Eğitim Akademisi hazırlık eğitimi, 7 ilde bulunan 12 Akademi Uygulama Merkezi’nde eş zamanlı olarak başladı. İstanbul’daki Sultanahmet Eğitim ve Uygulama Merkezi’nde ilk dersi veren Bakan Tekin, merkezlerdeki öğretmen adaylarına canlı bağlantıyla hitap etti. Öğretmen adayları, bugün itibarıyla Millî Eğitim Akademisi’nde hazırlık eğitimine başladı. Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 12 eğitim merkezinden biri olan Sultanahmet Eğitim ve Uygulama Merkezi’nde öğretmen adaylarının heyecanına ortak oldu. Bakan Tekin’in vereceği ilk ders öncesinde İl Müftüsü Emrullah Tuncer tarafından dua okundu. Akademinin ilk dersinde öğretmen adaylarına hitap eden Bakan Tekin, "Öğretmenlik her şeyden evvel vicdanda kurulan bir ahittir. Bir çocuğun istikbalini kendi istikbali ile birlikte düşünme iradesidir. Henüz dile gelmemiş ihtiyacı sezme dikkati, bir milletin yarınını bir öğrencinin kalbinde ve zihninde emanet bilme şuurudur. Sizler bugün Millî Eğitim Akademisinde hazırlık sürecine adım atıyorsunuz. Aynı anda bu ülkenin evlatlarına doğru yürüyen büyük bir mesuliyetin eşiğine de gelmiş oluyorsunuz." dedi. Bakan Tekin, eğitim süreçlerinin millî ve manevî değerler ile medeniyet perspektifi temelinde şekillendirilmesi gerektiğine dikkat çekerek şunları söyledi: "Bu mesuliyet bizler açısından hem dinî açıdan hem de sahip olduğumuz engin medeniyet birikimimiz açısından ulvi bir mesuliyet. Bilmeyenlere ilim öğretmek sadakadır; sadakanın en faziletlisi de bir Müslüman’ın ilim öğrenmesi ve başkalarına öğretmesidir. Evet, bir peygamber mesleğine adım atıyorsunuz. Zira kadim geleneğimizde bütün peygamberlerin birer öğretmen olduğunu hepimiz biliyoruz. Peygamber Efendimiz, ‘Ben ancak bir muallim, bir öğretmen olarak gönderildim.’ buyurmuştur. Bu ulvi mesuliyet bizim için sadece dinî açıdan değil; aynı zamanda mensubu bulunduğumuz engin medeniyetin tüm uygulamalarında da öğretmenlik, insana hizmet etmek, ilim öğretmek; bu meslek, toplumun inşası ve kadim devlet geleneğinin devamı açısından çok başat bir konuma yerleştirilmiştir. Bunun en somut örneği Cumhurbaşkanı olmasına rağmen "Başöğretmen" unvanını kullanan ve yeni nesli yetiştirme görevini öğretmenlere atfeden Gazi Mustafa Kemal olmuştur. Onun için ben sizlerin her birini önünde bir eğitim süreci bulunan genç arkadaşlarımız olarak anmaktan ziyade, bugünden maarif hizmetimizin vakarını taşımaya namzet, medeniyet değerlerimizin ilanihaye devamını sağlayacak genç kardeşlerimiz olarak görüyor ve selamlıyorum. Temennim ve duam odur ki Sultanahmet’in bu derin ve vakur ikliminde başlayan ilk dersimiz burada hazır bulunan ve diğer şubelerimizde bizlere iştirak eden her bir kardeşimiz için hayırlı, bereketli ve ufuk açıcı bir başlangıç olsun. Rabbim zihninize vuzuh, gönlünüze inşirah, meslek hayatınıza ahlak, muhakeme ve sebat nasip eylesin. Milletimizin emanetini layığıyla taşıyacak dirayeti sizlere lütfeylesin. Akademide geçireceğiniz hazırlık sürecini muvaffakiyetle tamamlayarak yarın memleketimizin dört bir yanında sizleri bekleyen pırıl pırıl evlatlarımızla buluşacağınıza; onlara bilgi veren, istikamet kazandıran, şahsiyet inşasına omuz veren öğretmenler olarak aziz milletimize hizmet edeceğinize yürekten inanıyorum." Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, konuşmasında bugünkü buluşmayı eğitimin teorik çerçevesinin aktarıldığı bir dersin ötesinde ortak bir sorumluluk bilinci etrafında gönül ve zihinlerin buluştuğu bir istişare zemini olarak değerlendirerek, öğretmenlik mesleğine hazırlık sürecinin planlı, uygulama ağırlıklı ve fikrî ile mesleki açıdan sağlam bir zemine oturtulmasının yalnızca pedagojik bir ihtiyaç değil; maarif nizamı, kültürel süreklilik ve milletin istikbali açısından ertelenemez bir zorunluluk olduğunu belirtti. Saha deneyimlerinin de bu gerekliliği açıkça ortaya koyduğunu, alan bilgisinin ise tek başına yeterli olmadığını vurgulayan Bakan Tekin; "Öğretmenlik mesleğine ilk adımını atmak üzere olan siz sevgili kardeşlerim; teorik bilgiyle hayatın akışı arasındaki aralığı tek başına kapatmasını beklemek öğretmenin omuzuna, çocuğun gelişimine ve okulun bütün iklimine aynı anda ağır bir yük bırakıyor. Millî Eğitim Akademisinin mühim ve tarihî tarafı işte bu aralığı ciddiyetle ele alması; mesleğe geçişi bir eşik olmaktan çıkarıp kültürle, uygulamayla, meslek hayatıyla ve okulun gerçek ritmiyle beslenen kuvvetli bir hazırlık düzenine kavuşturmasında tebarüz etmektedir. Hazırlık programımız da bu bakımdan sizleri kültürel kapasitesi güçlü, düşüncesi işlenmiş, kendini dönüştürme kudreti bulunan ve yaptığı işe dönüp yeniden bakabilen bir öğretmen kimliğine hazırlamayı hedeflemektedir." dedi. *Hazırlık eğitiminde bütüncül ve uygulama ağırlıklı yaklaşım* Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, hazırlık eğitimi programının kapsamına ve içeriğine ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, şu ifadeleri kullandı: "Hazırlık programını baştan sona geniş ve kuşatıcı bir yaklaşımla kurguladık. Ortak derslerin tertibinde de genç öğretmenlerimizi dar bir alan bilgisine sıkıştırmayan; onları hakkaniyet duygusundan demokrasi kültürüne, aileyle kurulacak irtibattan rehberliğin inceliklerine, eleştirel düşünmeden Türkçenin imkânlarına, kurucu metinlerimizden estetik ve nezaket terbiyesine, kapsayıcılıktan yapay zekâ ve veri temelli değerlendirmeye kadar uzanan zengin bir düşünce ve mesuliyet alanıyla buluşturan geniş bir çerçeve tesis etmeye çaba gösterdik. Buradaki muradımız öğrencisinin özgür muhakeme kudretine alan açan, demokratik bilinci diri tutan ve farklılıkları hakkaniyet içinde okuyabilen bir öğretmenlik anlayışını kuvvetlendirmektir. Alan derslerinde de aynı dikkati derinleştirmeye çaba sarf ettik. Her bir branşı kendi fikrî altyapısı, yöntem bilinci ve tatbik kudreti içinde ele aldık. Felsefeden uygulamaya uzanan olgun ve bütünlüklü bir hazırlık zemini kurduk. Tarih felsefesinden matematik ve bilim felsefesine, Türkçe düşünmekten sanatçı öğretmenliğe, dijital edebiyattan ahilik kültürüne çok kapsamlı bir çeşitlilikle öğretmenlerimizin kendi sahasına daha derinden nüfuz edebilmesini ve o derinliği sınıfın canlı hakikati içerisinde işleyebilmesini hedefledik. Aynı şekilde eğitim teknolojilerini de bu hazırlığın bir parçası olarak kabul ettik. Onları pedagojik dikkat, etik ilke ve öğretimsel fayda içinde ele alarak siz öğretmenlerimizin çağın imkânlarını yerli yerinde kullanabilmesini gözeten bir yaklaşım benimsedik. Elbette bütün bunları teorik bir çerçevede bırakmadık; çeşitli ve kapsamlı uygulama imkânları sunduk. Genelde uygulama imkânını yaklaşık 600 saate, doğrudan öğretmenlik uygulamasını ise 480 saate taşıdık ki bu dünyada bugün gelinen noktada öğretmenlik mesleği için olmazsa olmaz kabul edilen ilkelerden bir tanesi. Akademik birikim ile okul tecrübesini aynı zeminde buluşturan bir eğitim kadrosu oluşturduk. Küresel ölçekte de aynı ciddiyetin giderek kuvvet kazandığı aşikar." Müfredat değişikliğine de değinen Bakan Tekin, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile eğitimin daha kapsayıcı bir fikrî zemine kavuştuğunu belirterek, modelin "Köklerden Geleceğe" yaklaşımı doğrultusunda tecrübeyi çağın ihtiyaçlarıyla buluşturduğunu; bilgiyi beceriyle, beceriyi değerle ve değeri irade ile duyarlılıkla bütünleştiren bir anlayış ortaya koyduğunu ifade etti. Eğitimi, hem ülkenin maddi kalkınmasına katkı sunan stratejik bir alan hem de kültürel varlığı güçlendiren, toplumsal hafızayı canlı tutan ve bireyin kendini tanımasına imkân sağlayan sürekli bir öğrenme süreci olarak değerlendirdiklerini vurguladı. Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, hazırlık sürecinde öğretmen adaylarının metinlerle etkileşim içinde olacaklarını; tartışma, gözlem ve uygulama temelli bir yaklaşımla kendi emeklerini sürekli değerlendireceklerini belirterek, kültür ve sanat derslerinin duyuş dünyasını, alan bilgisinin zihinsel birikimi güçlendireceğini, okul deneyiminin ise öğrenciler ve ailelerle kurulan ilişkinin mahiyetini doğrudan hissettireceğini ifade etti. Teknoloji kullanımının da etik bir dikkatle ele alındığını vurgulayarak, "Biz sizlerin elinde program taşıyan bir vazife insanı olmanın ilerisinde bir olgunluğa erişmesini arzu ediyoruz. Arzumuz çocuklarımızın iç dünyasını okuyabilen, kendi medeniyet birikimini çağın diliyle konuşturabilen, bilgiyi hikmetle mezcedebilen öğretmenler olarak evlatlarımızın karşısına sizleri çıkarabilmektir. Kuşkusuz o gün geldiğinde burada kazandığınız her kavrayış ve her meslek şuuru memleketimizin dört bir yanında çocuklarımızın dünyasında karşılık bulacaktır. Sizlerden istirhamım akademide geçireceğiniz bu süreye hayatınızın sıradan bir safhası olarak bakmamanızdır. Kendinizi lütfen dikkatle yetiştirin. Kolay olana meyl etmeyin, az okumayla yetinmeyin, hızlı kanaatlerle avunmayın. Birbirinizin tecrübesinden istifade edin. Bu mesleği bir iş gibi değil, bir emanet gibi taşıyın. Her çocuğa emanet gözüyle bakın. Akademide geçireceğiniz bu sürecin her birinizin içinde daha derin bir okuma iştiyakını, daha yüksek bir mesuliyet duygusunu ve daha köklü bir meslek vakarını beslemesini temenni ediyorum." şeklinde konuştu. *"Bizim derdimiz okullarımızdaki eğitim öğretimin niteliğini daha da artıracak şekilde dünyadaki bütün gelişmeleri takip edecek şekilde hareket etmek"* Tekin, Türkiye’de eğitim politikalarının tarihi gelişimine ve mevcut yaklaşıma ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, "Geçmişten baktığımızda ülkemizde eğitim öğretimde nitelik arttıkça, erişim arttıkça, süre arttıkça bütün politikalarımızda değişiklikler olmuş. Şimdi sizleri sahada arkadaşlarımız çok farklı şekillerde bilgilendirecekler, göreceksiniz. Bizim derdimiz okullarımızdaki eğitim öğretimin niteliğini daha da artıracak şekilde dünyadaki bütün gelişmeleri takip edecek şekilde hareket etmek." dedi. Tekin, Millî Eğitim Akademisi’nin üniversitelerin lisans programlarının yerine geçen ya da bu yapıları işlevsiz kılmayı amaçlayan bir girişim olmadığını belirterek, hedeflerinin mesleğe yeni başlayan öğretmenlerin daha donanımlı yetişmesini sağlamak ve eğitim süreçlerine sundukları katkının niteliğini artıracak bir zemin oluşturmak olduğunu ifade etti. Mesleğe yeni başlayan öğretmenlerle sahada tecrübe sahibi öğretmenler arasında güçlü bir etkileşim zemini oluşturmayı hedeflediklerini belirten Tekin, bu sayede öğretmenlerin katkılarının daha yüksek katma değere dönüşeceği bir eğitim öğretim ortamının birlikte inşa edileceğini aktararak, hayata geçirilen programın kapsamı ve niteliği itibarıyla önemli bir heyecan kaynağı olduğunu dile getirdi. Tekin, sözlerini şöyle tamamladı: "Rabbim akademide geçireceğiniz bu hazırlık sürecini her biriniz için, bizler için hayırlı, bereketli ve verimli kılsın. Bu duygularla Millî Eğitim Akademimizin ilk dersinin hayırlara vesile olmasını temenni ediyor; burada bulunan ve çevrim içi ortamda bizlere iştirak eden bütün kıymetli öğretmen adayı arkadaşlarımıza gönülden muvaffakiyetler niyaz ediyorum. Hepinizi muhabbetle, hürmetle selamlıyorum. Allah hepimizin yar ve yardımcısı olsun diyorum. Allah hepimizin yardımcısı olsun arkadaşlar. Sizi çok seviyoruz." Programa Bakan Yardımcısı Ömer Faruk Yelkenci, Fatih Kaymakamı Cafer Sarılı, Millî Eğitim Akademisi Başkanı Ali Fuat Arıcı, Strateji Geliştirme Başkanı Ercan Türk ve İstanbul Millî Eğitim Müdürü Murat Mücahit Yentür de katıldı.
Konya Akıllı atık yönetimi sistemiyle Meram’da hem çevre hem bütçe kazandı Konya’nın merkez Meram İlçe Belediyesi, "Akıllı Atık Yönetim Sistemi" ile hem çevre yönetiminde hem de belediye bütçesinde önemli bir kazanım elde etti. Meram Belediyesi, "Akıllı Atık Yönetim Sistemi" ile hem çevre yönetiminde hem de belediye bütçesinde dikkat çekici bir başarıya imza attı. Kasım 2022’de pilot olarak başlatılan ve Nisan 2023 itibarıyla ilçe genelinde yaygınlaştırılan sistem, kısa sürede sağladığı somut sonuçlarla örnek bir uygulama olarak kayıtlara geçti. Verimlilikte maksimum düzey Sistem, çöp konteynerlerine yerleştirilen sensörler aracılığıyla doluluk oranlarını anlık olarak takip ediyor. Elde edilen veriler doğrultusunda araçlara otomatik rota oluşturuluyor ve sadece doluluk seviyesine ulaşan konteynerler boşaltılıyor. Böylece hem gereksiz yakıt tüketimi önleniyor hem de personelin zamanı en verimli şekilde değerlendiriliyor. Bu yenilikçi yaklaşım, klasik atık toplama yöntemlerine kıyasla ciddi bir verimlilik artışı sağlıyor. Sistem, önemli ölçüde tasarruf ettiriyor Sistemin en çarpıcı çıktılarından biri; tasarruf kalemlerinde yaşanan ciddi iyileşme oldu. Akıllı rota optimizasyonu sayesinde çöp toplama araçlarının gereksiz seferleri ortadan kaldırılırken, yakıt tüketimi ve iş gücü kullanımında önemli düşüşler yaşandı. Bu sayede ulaşım maliyetlerinde aylık bazda yüzde 25’e kadar tasarruf sağlanarak belediye bütçesine ciddi katkı sunuldu. Daha az yakıt, daha az zaman ve daha verimli iş gücü kullanımıyla elde edilen bu başarı, akıllı şehir uygulamalarının somut faydasını bir kez daha gözler önüne serdi. Yangından kurtarılan konteynerlerin bütçeye katkısı; 6 milyon TL’nin üstünde Tasarrufun bir diğer önemli ayağını ise erken uyarı sistemi oluşturuyor. Konteynerlerdeki ısı artışını algılayan sensörler sayesinde muhtemel yangınlara anında müdahale edilebiliyor. Sistem sayesinde bugüne kadar 36 konteyner yanmaktan kurtarıldı ve yaklaşık 6 milyon TL’lik maddi zararın önüne geçildi. Bu yönüyle proje, yalnızca ekonomik değil aynı zamanda güvenlik açısından da büyük bir kazanım sağladı. Akıllı Atık Yönetim Sistemi’nin sağladığı avantajlar bunlarla da sınırlı kalmıyor. Daha seyrek ve planlı toplama sayesinde çevre kirliliği, kötü koku ve görüntü kirliliği minimum seviyeye indiriliyor. Aynı zamanda trafik yoğunluğu ve gürültü de azalırken, şehir estetiğine önemli katkı sağlanıyor. Tüm bu unsurlar bir araya geldiğinde Meram’da daha temiz, daha düzenli ve daha yaşanabilir bir çevre ortaya çıkıyor. Akıllı Atık Toplama Sistemi, Meram Belediyesine ‘Teknoloji Ödülü’ kazandırdı Meram Belediyesinin bu özel projesi Kamu Bilişim Derneği tarafından ‘Gelecek İçin Bilişim’ temasıyla düzenlenen 11. Kamu Bilişim Zirvesi’nde "IoT ile Akıllı Atık Toplama Sistemi" ile ödüle layık görüldü. İlçe genelindeki tüm yeraltı konteynerlerini izlenebilir ve araç rotalama ile atık toplanabilir hale getiren ve böylece hem yakıt hem enerji hem de zaman ve insan gücünden tasarruf sağlayan sistem zirvede tüm Türkiye için örnek gösterildi. MEVKA’nın da desteğiyle hayata geçirilen sistem özellikle düşük yatırım maliyeti ile de göz doldurdu. Sistem öte yandan kurulduğu günden bu yana bütçeye; maliyetinin çok üzerinde tasarruf ettirdi. Başkan Kavuş: "Kaynakları verimli kullanmak, yeni kaynak bulmak kadar önemli" Meram Belediye Başkanı Mustafa Kavuş da sistemin sağladığı kazanımlara dikkat çekerek, akıllı atık yönetiminin hizmetlerinde pek çok açıdan yeni bir çığır açtığını vurguladı. Kaynakların doğru ve verimli kullanımına büyük önem verdiklerini ifade eden Başkan Kavuş, bu sistemle yakıttan zamana, iş gücünden maliyetlere kadar pek çok alanda tasarruf sağlandığını dile getirdi. Akıllı Atık Yönetim Sistemi’nin sadece ekonomik değil, aynı zamanda çevresel ve güvenlik açısından da önemli kazanımlar sunduğunu belirten Kavuş, sistemin Meram’da yeni bir dönemin kapılarını araladığını ifade etti. Meram Belediyesi’nin hayata geçirdiği bu yenilikçi projenin, akıllı şehircilik uygulamaları noktasında nasıl somut faydaya dönüşebileceğinin güçlü bir örneği olduğunu belirten Başkan Kavuş, "Sağlanan maliyet avantajları, tasarrufun büyüklüğü ve milyonluk zararların önlenmesi, sistemin başarısını rakamlarla ortaya koyuyor. Meram, sürdürülebilir ve verimli belediyecilik anlayışıyla modernleşme yolunda yürümeye devam edecek" diye konuştu.
Samsun OMÜ Sterilizasyon Ünitesi kapılarını açtı Dünya Sterilizasyon Bilimleri Günü kapsamında Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi Merkezi Sterilizasyon Ünitesi, düzenlenen etkinlikle personeli ağırlayarak sterilizasyon süreçlerinin hayati önemine dikkat çekti. Günün ilk yarısında Hemşirelik Hizmetleri ile koordineli olarak düzenlenen organizasyonda, hastane personeli gruplar halinde üniteye konuk oldu. Ziyaretçilere, cerrahi güvenliğin temel taşı olan ünitenin işleyişi, kullanılan modern teknolojileri ve sterilizasyonun hassas aşamaları hakkında bilgilendirmeler yapıldı. Saha turunun ardından eğitim salonuna geçen katılımcılar, süreçleri detaylandıran kısa bir film izledi. Görsel sunum, eş zamanlı yapılan teknik anlatımlarla pekiştirilerek sterilizasyonun önemi bir kez daha vurgulandı. Etkinliğin öğleden sonraki bölümünde ise Üniteyi; Başhekim Prof. Dr. Ünsal Özgen, Sterilizasyon Ünitesi Sorumlu Hekimi Prof. Dr. Fatih Temuçin, Başhekim Yardımcısı Dr. Öğretim Üyesi Mehmet Çelebi, Hastane Yöneticileri ve ameliyathane çalışanları ziyaret etti. "Bu anlamlı günü yeni ünitemizde kutlamanın heyecanını yaşıyoruz" Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı aynı zamanda Sterilizasyon Ünitesi Sorumlu Hekimi Prof. Dr. Fatih Temuçin yaptığı konuşmada; sterilizasyon ekibinin hastane işleyişindeki kilit rolüne ve arka planda yürüttükleri özverili çalışmalara dikkat çekti. Bu özel günü, en güncel standartlarla donatılmış yeni sterilizasyon ünitemizde kutlamanın gururunu yaşadıklarını belirterek, başhekim Prof. Dr. Ünsal Özgen’e kendilerine olan inancı, kararlılığı ve sürecin en başından itibaren gösterdiği destek için teşekkürlerini iletti. "Ameliyathane ve sterilizasyon, hiç durmaması gereken bir kavşak gibidir" Başhekim Prof. Dr. Ünsal Özgen ise konuşmasında sterilizasyon süreçlerinin hastane dinamiğindeki hayati önemini bir metaforla vurguladı. Sterilizasyon ünitesi ve ameliyathanelerin entegre işleyişini, trafiğin sürekli akması gereken ve hiç durmayan bir kavşağa benzeten Prof. Dr. Özgen; bu kesintisiz ve kusursuz hizmetin sürdürülmesindeki yoğun emeklerinden dolayı tüm sterilizasyon çalışanlarına teşekkür etti. Samimi bir atmosferde gerçekleşen etkinlik, günün anısına çekilen hatıra fotoğrafları ve ikramların ardından sona erdi.
Bursa Karacabey’de hamam ve sauna kompleksinin temelleri atıldı Karacabey Belediyesi, ilçeye modern bir sosyal yaşam alanı kazandıracak Hamam-Sauna, Kafeterya ve Fitness Kompleksi projesinde ilk adımı attı. Karacabey Belediyesi, ilçenin sosyal yaşamına değer katacak önemli bir projeyi daha hayata geçiriyor. Kültürpark içerisinde inşa edilecek olan Hamam - Sauna, Kafeterya ve Fitness Kompleksi için temel atma töreni gerçekleştirildi. Karacabey Belediye Başkanı Fatih Karabatı, AK Parti Karacabey İlçe Başkanı Gültekin Saygısever ve başkan yardımcılarının katılımıyla düzenlenen programda projenin ilk adımı atıldı. Başkan Karabatı, temel atma düğmesine basarak çalışmaları resmen başlattı. Canbalı Mahallesi’nde, Karacabey Belediyesi mülkiyetinde bulunan alanda hayata geçirilecek proje, toplam bin 35 metrekare kapalı alan üzerine kurulacak. Etüd Proje Müdürlüğü tarafından hazırlanan proje kapsamında tesis; hamam, sauna, kafeterya ve fitness alanlarını tek çatı altında buluşturacak. Proje, vatandaşların konforu ve ihtiyaçları göz önünde bulundurularak planlandı. Kompleks içerisinde; kadın ve erkekler için ayrı soyunma alanları, hamam bölümü (sıcaklık/hararet alanı, göbek taşı ve kurna alanları), duş alanları, dinlenme alanları, kapalı kafeterya ve fitness salonu yer alacak. Projenin en önemli hedeflerinden biri, Kültürpark’ın kullanım çeşitliliğini artırmak ve bölgeyi daha cazip bir yaşam alanına dönüştürmek. Aynı zamanda ilçe halkına modern hamam ve sauna hizmeti sunularak sosyal donatı ihtiyacının karşılanması amaçlanıyor. Temel atma töreninde konuşan Belediye Başkanı Fatih Karabatı, projenin ilçe adına önemli bir ihtiyacı karşılayacağını vurgulayarak, "Uzun süredir hemşehrilerimizden gelen talepler doğrultusunda şekillendirdiğimiz bu projeyle, hasıl olan ve gerçekten ihtiyaç duyulan bir hizmeti hayata geçirecek olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Sadece bir yapı değil, içerisinde sosyal yaşamı, sağlıklı yaşamı ve dinlenme imkânlarını barındıran kapsamlı bir yaşam alanını ilçemize kazandırıyoruz. Önemsediğimiz ve titizlikle planladığımız bu projeyle Karacabey’imizin sosyal donatılarını güçlendiriyor, vatandaşlarımızın yaşam kalitesini artırmayı hedefliyoruz. İlçemize değer katacağına inandığımız bu yatırımın Karacabey’imize hayırlı olmasını diliyorum" ifadelerine yer verdi. Karacabey Belediyesi’nin vizyon projeleri arasında yer alan Hamam - Sauna ve Yaşam Kompleksi’nin tamamlanmasıyla birlikte hem vatandaşların dinlenme ve sosyalleşme ihtiyaçlarına cevap verilmesi hem de ilçenin gelişim kapasitesinin artırılması hedefleniyor.