SAĞLIK - 05 Mayıs 2026 Salı 10:31

Yeni yaşını doktoruyla birlikte kutladı

A
A
A
Yeni yaşını doktoruyla birlikte kutladı

Uzun zamandır boyun ağrısı çeken ve bu nedenle fizik tedavi önerilen 16 yaşındaki Burak Alkan, Medicana Sağlık Grubu Beyin ve Sinir Cerrahisi Bölümü’nden Prof. Dr. Özhan Merzuk Uçkun tarafından uygulanan ’Laminoplasti’ yöntemiyle sağlığına kavuştu. Ameliyattan yalnızca 2.5 saat sonra ayağa kalkan genç hasta, doktoruyla aynı güne denk gelen doğum gününü hastanede kutladı.


İzmir’de yaşayan 16 yaşındaki Burak Alkan, omuriliğinde bulunan ve felce neden olabilecek tümörden acilde görev yapan hekimin dikkati sayesinde kurtuldu. Son iki haftadır dayanılmaz şekilde boyun ağrısı çektiğini ve bu nedenle de 4 farklı hastaneye gittiği belirten Burak Alkan, kendisinin sürekli olarak fizik tedaviye yönlendirilip, ağrı kesici- kas gevşetici reçete edildiğini anlattı. Geçmeyen ağrılarına yüksek ateş ve boğaz ağrısı şikayeti de eklenince soluğu Medicana International İzmir Hastanesi’nin acilinde aldı. Burak Alkan, acile geldiği gün görevli olan Medicana International İzmir Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Elçin Keser tarafından geçirdiği atağın normal olmadığının anlaşılması üzerine kendisine detaylı bir muayene yapıldığını ve günün sonunda ameliyat olması gerektiğinin anlaşıldığını aktardı. Uzm. Dr. Elçin Keser’in teşhis için Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Özhan Merzuk Uçkun’dan destek aldığını belirten Burak Alkan, tümörün temizlenmesi için kendisini Prof. Dr. Özhan Merzuk Uçkun’un ameliyat ettiğini söyledi. Ameliyat için görüştükleri sırada Prof. Dr. Özhan Merzuk Uçkun ile aynı gün doğduklarını öğrendiğini dile getiren Burak Alkan, ameliyat sonrası ilk doğum günü pastasını da Prof. Dr. Özhan Merzuk Uçkun’dan aldı.



Ağrı kesici verip gönderiyorlardı


Kendisine acilde doğru müdahale edildiğini ifade eden Burak Alkan, "Yüksek ateşle geldim. Bunun üzerine beni Uzm. Dr. Elçin Keser’e yönlendirdiler. Ben atak geçirince de Uzm. Dr. Elçin Keser, hemen Prof. Dr. Özhan Merzuk Uçkun’la konuşmuş. Prof. Dr. Özhan Merzuk Uçkun da ‘MR ile tomografi alalım’ demiş. Çocuk doktorunun dikkati üzerine Prof. Dr. Özhan Merzuk Uçkun devreye girdi. Beni gece yoğun bakıma aldılar. Ağrı kesici uygulayıp gönderedebilirlerdi" diye konuştu. Ameliyat konusunda çok endişeli olduğunu dile getiren Burak Alkan, "Omuriliğimin C2-C3 bölgesinde tümör vardı. Omuriliğimi kaldırıp aradan tümörü aldılar. Ameliyattan 2.5 saat sonra Prof. Dr. Özhan Merzuk Uçkun beni yürüttü. Omurilik bizim hareket sistemimizin merkezi, onu yerinden söküp sonra tekrar taktıktan birkaç saat sonra ayağa kalkıp yürüyebilmeme çok şaşırdım. Şu anda da iyiyim" sözlerini kaydetti.



Hastanın felç kalma ihtimali vardı


Burak Alkan’daki tümörün sinirlere ciddi baskı yapan bir meningioma (iyi huylu sinir kılıfı tümörü) olduğunu tespit ettiklerini aktaran Prof. Dr. Özhan Merzuk Uçkun, şu ifadeleri kullandı:


"Normal şartlarda 40-50’li yaşlarda görülmesine rağmen, bu vakada genç yaşta bir hastayla karşılaştık. Hasta, yüksek ateş ve boğaz enfeksiyonu şikayetiyle Uzm. Dr. Elçin Hanım’a başvurmuş, ancak sürekli devam eden kol ağrısı şikayeti üzerine durumun nörolojik olabileceği düşünülerek boyun MR’ı çekilmesine karar verildi. Tümör iyi huylu olduğu için genel tarama testlerinde bulgu vermemiş, yalnızca MR görüntülemesi sayesinde tespit edilebildi. Tümörün bulunduğu konum itibarıyla cerrahi müdahale oldukça riskliydi, zira milimetrik bir hata hastanın felç kalmasına yol açabilirdi. Ameliyat boyunca sinir iletileri sürekli kontrol edilerek motor fonksiyonlar güvence altına alındı. Omuriliği koruyan kemik doku, özel bir yöntemle açıldı ve tümör temizlendikten sonra tekrar yerine yerleştirildi. Bu sayede çekilen post-op (ameliyat sonrası) filmlerde herhangi bir kemik çöküntüsü gözlemlenmedi."


Ameliyat sonrası birlikte yaptıkları doğum günü kutlamasına ilişkin de konuşan Prof. Dr. Özhan Merzuk Uçkun, "Ameliyattan bir gün sonra, her ikimiz için de ortak olan bu özel günü, Burak’ın ‘yeniden doğuş’u olarak birlikte kutladık" dedi.



Yeni yaşını doktoruyla birlikte kutladı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Denizli DSO Başkanı Kasapoğlu; "Reel sektör çoklu maliyet baskısı altında" Denizli Sanayi Odası (DSO) Mayıs Ayı Meclis Toplantısı’nda küresel ekonomik gelişmelerin imalat sanayisine etkileri ele alındı. Enerji maliyetleri, ihracat şartları ve finansmana erişim başta olmak üzere sanayicilerin karşı karşıya olduğu sorunlar Meclis gündeminde yer aldı. DSO Mayıs Ayı Meclis Toplantısı, DSO Meclis Başkanı İ. Okan Konyalıoğlu başkanlığında DSO Hizmet binasında gerçekleştirildi. Toplantıya konuk olarak Denizli Orman Bölge Müdürü Ahmet Köle katıldı. Toplantının açılışında konuşan DSO Meclis Başkanı İ. Okan Konyalıoğlu, Güney Kore ve Çin ziyaretlerinden edindiği bilgileri Meclis Üyeleriyle paylaşarak küresel sanayideki dönüşüme dikkat çekti. Bu ülkelerin hızlı, kaliteli ve teknoloji odaklı üretimi tüm ölçeklerde bir kültür haline getirdiğini vurgulayan Konyalıoğlu, fuar organizasyonlarındaki güçlü yapıları, planlı sanayi politikaları ve gelişmiş lojistik kabiliyetleriyle rekabette önemli avantaj sağladıklarını ifade etti. Konyalıoğlu, Denizli sanayisinin de bu dönüşümü doğru okuyarak katma değerli ve yenilikçi üretime odaklanması gerektiğini vurguladı. Toplantının devamında kürsüye gelen DSO Yönetim Kurulu Başkanı Selim Kasapoğlu, konuşmasında Türkiye ekonomisindeki güncel gelişmeleri ve sanayicinin karşı karşıya olduğu temel sorunları değerlendirdi. Bu çerçevede Kasapoğlu, Türkiye ekonomisinde sanayisizleşme patikasının giderek belirginleştiğine dikkat çekerek mevcut enflasyonla mücadele programının reel sektör üzerinde ciddi bir baskı oluşturduğunu ifade etti. "Reel sektör çoklu maliyet baskısı altında, enerji, faiz ve jeopolitik riskler kıskacı derinleşiyor" Küresel ekonomik gelişmelere değinen Başkan Kasapoğlu, "Bugün enerji maliyetleri, yüksek faiz, jeopolitik riskler, zayıflayan talep ve daralan finansman şartlarıyla aynı anda mücadele ediyoruz. Uluslararası Para Fonu Nisan 2026 Dünya Ekonomik Görünümü raporuna göre, küresel büyüme 2026 yılında yüzde 3,1, 2027’de ise yüzde 3,2 olarak gerçekleşecek. Özellikle Orta Doğu’daki savaş, küresel büyümeyi ve enflasyonla mücadeleyi doğrudan tehdit eden bir unsur olarak görünüyor. Enerji arzına yönelik olumsuz gelişmeler tüm dünyanın ekonomik dengelerini doğrudan etkiliyor. Savaş öncesinde 65-70 dolar civarında seyreden Brent petrolün varil fiyatı son üç ayda %63, son bir yılda %77 artışla 110 dolar seviyesine yaklaşmış durumda. Bu gelişmelerin enflasyonist ortamı besleme endişelerini beraberinde getirdiğini söylemek yanlış olmaz. Sanayici açısından bu tablo, doğrudan üretim maliyetlerine yansıyan yeni bir baskı alanı anlamına geliyor. Enerji fiyatlarındaki her artış birim maliyetleri yükseltiyor, fiyatlama gücünü zayıflatıyor ve uluslararası rekabetçiliği zorluyor." dedi. Kasapoğlu: "Sanayici döviz borcuyla değil, üretim gücüyle büyümelidir" Sanayicinin artan maliyet baskısı altında üretimini sürdürdüğünü, buna karşılık ihracat pazarlarındaki daralma ve döviz gelirlerindeki herhangi gerilemeyle birlikte kur şoku riskinin daha da belirgin hale geldiğini belirten Başkan Kasapoğlu, mevcut şartların sanayiciyi döviz borcuna dayalı bir yapıya zorladığını ifade etti. Kasapoğlu, "sanayici döviz borcuyla değil, üretim gücüyle büyümelidir" diyerek büyüme modelinin yeniden düşünülmesi gerektiğini vurguladı. Kur riskine teslim olmuş bilançoların ne yatırımı taşıyabileceğini ne de üretimi büyütebileceğini dile getiren Kasapoğlu, çözümün sanayiciyi döviz borcuna mecbur bırakmayan, uygun maliyetli ve erişilebilir Türk lirası kredi imkânlarının artırıldığı ve kur riskinden korunma araçlarının daha etkin kullanıldığı bir finansman yapısının kurulması olduğunu söyledi. Kasapoğlu, ithal ara malı bağımlılığının da azaltılmasına yönelik üretim politikalarının güçlendirilmesinin önemine dikkat çekti. "Küresel Pazarlarda tutunma mücadelesi artıyor" İhracat tarafında kur hareketlerinin maliyet artışlarını yeterince karşılayamamasının kâr marjlarını ciddi biçimde daralttığını belirten Kasapoğlu, birçok firmanın artık büyümeden çok mevcut pazardaki varlığını korumaya odaklandığını, işletmelerin zararına ihracat yapmak zorunda kaldığını ifade etti. Avrupa Birliği’nin sınırda karbon düzenlemeleri, sürdürülebilirlik raporlama yükümlülükleri ve tedarik zinciri denetimleri gibi yeni kuralların da bu tabloya eklendiğini vurgulayan Kasapoğlu, ihracatın artık kurallara uyum ve iklim politikalarıyla da şekillenen çok katmanlı bir rekabet alanına dönüştüğünü vurguladı. "Mesele artık pazara girmek değil, pazarda kalabilmektir" ifadesiyle bu dönüşümü özetleyen Kasapoğlu, dayanıklılık, uyum ve finansmana erişimin bugün her zamankinden daha belirleyici hale geldiğini belirtti. Merkez Bankasının Döviz Dönüşüm Desteği uygulamasının süre uzatımı kararına da değinen Kasapoğlu, "Reel sektörün beklentisi, bu düzenlemenin çok daha uzun vadeli ve daha güçlü bir çerçevede sürdürülmesi yönündedir" ifadesini kullandı. "Oyunun kuralı maç başladıktan sonra değişmemelidir" Başkan Kasapoğlu, enerji alanında yapılan yeni düzenlemelere de değinerek lisanssız elektrik üretiminde aylık mahsuplaşma yerine saatlik mahsuplaşma uygulamasının yatırım planlamalarını zorlaştırdığını, nakit akışı ve geri dönüş süreleri açısından belirsizlik oluşturduğunu söyledi. Kasapoğlu, "Oyunun kuralı, maç başladıktan sonra değişmemelidir. Bu nedenle saatlik mahsuplaşma uygulamasının sanayimizin üretim gerçekleri, yatırım güvenliği ve ülkemizin yenilenebilir enerji hedefleri doğrultusunda yeniden gözden geçirilmesini; mahsuplaşmanın aylık bazda ve doğrudan kWh üzerinden yapılmasına imkân sağlayacak daha öngörülebilir bir yapının oluşturulmasını önemli buluyoruz." dedi. "İstihdam sanayiden uzaklaşıyorsa, ekonomi üretimden uzaklaşıyor demektir" Türkiye ve Denizli’ye ilişkin istihdam verilerini Meclis Üyeleriyle paylaşan Kasapoğlu, "Ücretli çalışan verileri, istihdam kompozisyonunu net biçimde ortaya koymaktadır. 2026 Şubat itibarıyla sanayi sektöründe istihdam yıllık bazda yüzde 3,2 gerilerken, özellikle emek yoğun alanlarda kayıplar daha belirgin hale geldi. Buna karşılık inşaat ve hizmet sektörlerindeki artış, istihdamın üretimden ziyade daha düşük katma değerli alanlara kaydığını gösteriyor. Denizli örneğinde tekstil ve giyim gibi sanayinin omurgasını oluşturan sektörlerdeki sert istihdam kaybı, üretim gücündeki erozyonu somut biçimde ortaya koymaktadır. Bizim meselemiz, istihdamın niteliğidir. Nerede, nasıl ve hangi sektörlerde istihdam oluşturduğumuzdur. Eğer sanayide istihdam kaybediyorsak, eğer ana sektörlerimiz güç kaybediyorsa, bugün gördüğümüz iyileşmeler kalıcı olmayacaktır." yorumunda bulundu. Kasapoğlu’ndan sanayide güven ve öngörülebilirlik vurgusu Sanayicinin ancak öngörülebilir bir ortamda yatırım yapabildiğini, yatırımın ise büyümenin temelini oluşturduğunu söyleyen Kasapoğlu, "İçinden geçtiğimiz dönem, sanayicinin dayanıklılığını sınayan sıradan bir dalgalanma değil; yönümüzü yeniden tayin etmemizi gerektiren bir eşiktir. Bu nedenle ihtiyaç duyduğumuz şey; geçici rahatlama sağlayan adımlar değil, güven veren, öngörülebilirliği tesis eden ve üretimi merkeze alan güçlü bir politika çerçevesidir. Sanayici önünü görebildiği ölçüde yatırım yapar, yatırım yaptığı ölçüde büyüme mümkün olur.Üretim varsa istihdam vardır, ihracat vardır, daha fazla refah vardır. Üretim yoksa, geri kalan her şey tartışmalıdır" sözleriyle konuşmasını tamamladı. Denizli Orman Bölge Müdürlüğü faaliyetleri DSO Meclisinde görüşüldü DSO’nun Mayıs Ayı meclis toplantısına konuk olarak katılan Denizli Orman Bölge Müdürü Ahmet Köle, Bölge Müdürlüğünün Denizli’deki faaliyetlerine ilişkin sunum gerçekleştirdi. Köle, yürütülen projeler ve planlanan çalışmalar hakkında meclis üyelerini bilgilendirirken özellikle ağaçlandırma, orman bakımı ve yangınla mücadele kapsamında yapılan çalışmalara dikkat çekti. Orman varlığının korunması ve geliştirilmesine yönelik faaliyetlerin sürdüğünü ifade eden Köle, yeşil alanların artırılması ve doğal kaynakların gelecek nesillere aktarılması için çalışmaların aralıksız devam ettiğini vurguladı. Toplantı Meclis Üyelerinden gelen soruların Köle tarafından yanıtlanmasıyla son buldu.
Yalova Yalova’da lunapark işletmecisine silahlı saldırı Yalova merkezde bulunan lunaparkı işleten Ali Altınbaş silahlı saldırıya uğradı. Tabancayla 3 kurşunla yaralanan Altınbaş, ağabeyi M.A. tarafından istenen 30 milyonluk haracı ödemediği için vurulduğunu iddia etti. 2 Mayıs’ta Yalova sahilinde bulunan lunapark işletmecisi Ali Altınbaş (46) otomobiliyle Barış Manço Açık Hava Tiyatrosu arkasında geçeceği sırada yolun çöp kovalarıyla kapandığını gördü. Aracından yolu açmak için inen Altıntaş’a bu sırada 25 yaşlarındaki bir şüpheli tabancayla 9 el ateş etti. Kurşunlardan 3’ü Ali Altınbaş’a isabet etti. Şüpheli daha sonra bölgeden koşarak uzaklaştı. Eli, sağ ve sol bacağına isabet eden 3 kurşunla yaralanan Altınbaş, Yalova Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırılarak tedavi altına alındı. Bir süredir ağabeyi M.A.’nın (52) lunaparktan haraç aldığını iddia eden Ali Altınbaş, son olarak 30 milyon haraç istediğini ve bunu vermediği için vurulduğunu ileri sürdü. Hapisten çıktı lunaparkı haraca bağladı iddiası Ağabeyi M.A.’nın 2020’de hapisten çıktığını belirten Altınbaş, "Hapishaneden çıktıktan sonra kendisine biz bir sermaye verdik, iş kursun diye. Daha sonrasında bu hapis yattığını, işte ’ben cezaevinde yattığımdan dolayı sen her şeyi bana borçlusun’ diyerekten kendisinin kabadayı olduğunu ve bize devamlı bu lunaparktan para vermemiz, haraç vermemiz gerektiğini söyledi. Biz kendisine birkaç defa böyle verdik. Sonra baskıyla bizden bunları almaya, yaptırmaya çalıştı. En son cezaevi arkadaşlarıyla birlikte ihalemize dosya aldırmak suretiyle yine bizi tehdit ettiler. Kendileri zaten beş parası olmayan insanlar, lunapark ihalesine girecek maddi bir durumları da zaten yoktur. Daha sonra bizden belli bir meblağ para istediler. Biz buna eyvallah etmedik, duymamazlıktan geldik" dedi. Yurt dışına çıktıktan sonra saldırı oldu Barışma bahanesiyle ağabeyinin dükkanına çağrıldıklarını dile getiren Altınbaş, olaydan 1 hafta önce de M.A.’nın Dubai’ye gittiğini belirterek, "Bayramüstüydü. Yeğenlerim bizi hadi gidelim diye ikna ettiler. Dükkanlarına gittik. Orada yanındaki kişiler bize küfür etmeye başlayınca kavga çıktı, silah çektiler bize orada. Maksat orada da bizi bir tuzağa düşürmekti niyetleri. Daha sonra bunda da başarılı olamayınca ’yurt dışına gidiyorum ama bak oradan seni öldürteceğim, vurdurtacağım’ dedi. Daha sonra da bizi vurdurttu. Tetikçiler bizi Yalova’da şehrin merkezinde vurdular. Oradan nasıl kaçtılar onu da tam bilmiyorum. Biz zaten daha önce vurulacağımızı emniyete bildirdik, defalarca bildirdik dedik ki yani bu olay geliyor. Ama burada aile içi basit bir durummuş gibi gösterdiler. Aslında organize şekilde üzerimize gelen bir konuydu. Asayiş konusu gibi biraz konuya baktılar" diye konuştu. "Ölüm tehditleri devam ediyor" Şikayetlerini geri almaları için tehdit edildiklerini anlatan Altınbaş şöyle konuştu: "Biz şikayetçi olunca, şikayetimizi geri almamamız durumunda beni, yanımda çalışan yeğenlerimi, abilerimi, herkesi vurduracağını söyledi. Biz yıllarca 20 yıl hapishanede kendisine kardeşimiz olduğu için maddi manevi desteklerde bulunduk. Çıktığında da kendisine sermaye yaptık ama biz bunu vere vere doyuramadık. En son böyle yurt dışına kaçarak bazı şahıslara da bizi vurduracağını söyledi. 28 yıl hapishanede yattığından dolayı çok çete ve bu gayrimeşru kişileri tanıdığından bizim peşimize adam takma suretiyle bizi vurdurttu. Daha önce silah yakalatma, burada yeğenimin arabasını yaktırma gibi durumlar da olmuştur. Kendisi şu an yurt dışına kaçıp, orada da Dubai’den ’Türkiye beni alamaz’ deyip dışarıdan bizleri ölümle tehdit edip, işte gördüğünüz gibi de vurdurttu."
Malatya Battalgazi Belediyesi’nden asırlık çınarlara gönül köprüsü Battalgazi Belediyesi, ilçe genelinde yalnız yaşayan yaşlıları ziyaret ederek gönül köprüleri kuruyor. Belediye Başkanı Bayram Taşkın’ın talimatıyla başlatılan ""Asrın Çınarları" projesi kapsamında, şu ana kadar 100’e yakın evinde yalnız yaşayan yaşlı vatandaşın kapısı çalındı. İhtiyaçlar gideriliyor, gönüller alınıyor Battalgazi Belediyesi Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Müdürlüğü ekipleri, ilçede yaşamını yalnız sürdüren asırlık çınarları evlerinde ziyaret ederek hem hal ve hatırlarını soruyor hem de ihtiyaçlarını yerinde tespit ediyor. Ziyaretler sırasında yaşlılara çeşitli hediyeler takdim edilirken, eksikleri olan vatandaşların talepleri belediye imkanlarıyla anında karşılanıyor. Hedef ilçedeki tüm yaşlılara ulaşmak Belediye Başkanı Bayram Taşkın’ın, yaşlıların toplumun hafızası ve bereketi olduğunu belirtmesi üzerine başlatılan ziyaretler ile yaşlıların gönüllerine dokunuluyor. Proje kapsamında hedef; Battalgazi sınırları içerisinde ikamet eden ve yalnız yaşayan tüm yaşlılara ulaşarak devletin şefkat elini hissettirmek. "Kapımızda görünce mutlu olduk" Karşılarında belediye ekiplerini gören yaşlıların mutluluğu ise yüzlerine yansıdı. Hatırlandıkları için büyük sevinç yaşayan vatandaşlar, kendilerini yalnız bırakmayan Başkan Taşkın ve ekibine teşekkür ederek hayır dualarında bulundu.