KÜLTÜR SANAT - 25 Mayıs 2022 Çarşamba 11:42

Yöresel lezzet gelir kapıları oldu

A
A
A
Yöresel lezzet gelir kapıları oldu

Kahramanmaraş’ta abla-kardeş, yöresel lezzet olan ‘tas pilavını’ kendi mutfaklarında yaparak ulusal alanda tanıtıyor.

Kahramanmaraş’ta abla-kardeş, yöresel lezzet olan ‘tas pilavını’ kendi mutfaklarında yaparak ulusal alanda tanıtıyor.


Onikişubat ilçesi Tekerek Mahallesi’nde yaşayan 3 çocuk annesi Hülya Menekşe (49) ve 3 çocuk annesi Ayla Eskitütüncü (44) hem Kahramanmaraş mutfağına ait olan yöresel ‘tas pilavı’ yaparak ulusal alanda tanıtmaya çalışıyorlar hem de aile ekonomilerine katkı sağlıyorlar.


Saray mutfağından gelen lezzetleri tanıttıklarını söyleyen ev hanımı Hülya Menekşe (49), "Kahramanmaraş yöresine ait saray mutfağından gelen tas pilavını yapıyoruz. Kendi mutfağımızda yaparak satışa sunuyoruz. Pilavımızın malzemeleri ise 1 kilo kıska soğan, kuşbaşı et, salça, pirinç, su ve baharat çeşitlerimizi hazırlayarak yaklaşık olarak 2-3 saat pişirme işlemi sonrası ortaya harika bir lezzet çıkıyor. Türkiye’nin her yerine kargoyla gönderiyoruz. Kız kardeşimle birlikte kendi mutfağımızda yöresel lezzetleri pişirerek ulusal anlamda tanıtım yapıyoruz. Hem de aile ekonomimize katkı sağlıyoruz. Biz aslında geçmişten bu güne süre gelen saray mutfağını tanıtarak bu lezzeti duyurmaya çalışıyoruz. Bunun yanında buradaki kazancımızla ise hem ihtiyaçlarımızı karşılıyoruz hem de aile ekonomisine katkı sağlıyoruz” dedi.


Geleneği sürdürmeye çalıştıklarını söyleyen Ayla Eskitütüncü (44) ise, “Tas pilavımız Kahramanmaraş’ın yöresel yemeklerinden. Anneannelerimizden, annemizden sonra bizler de kendi mutfağımızda yapıyoruz. Elimizin lezzetini beğendikleri için sosyal medya hesabı açarak orada tas pilavını bakır taslarda paylaşmaya başladık ve siparişler almaya başladık. Bunun yanında içli köfte ve mantı, tatlılar da gönderiyoruz. Özellikle Kahramanmaraş’a ait olan tas pilavını bizler nasıl büyüklerimizden gördüysek onlar gibi yapıyoruz ve tanıtmaya çalışıyoruz. Geleneği sürdürmeye çalışıyoruz. Kolay bir yemek değil, zahmetli biraz. Lezzeti harika olan tas pilavımızı tanıtmaya devam edeceğiz” ifadesini kullandı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.