GENEL - 25 Mayıs 2022 Çarşamba 12:40

Öğretmenlerin şehit edildiği okul, yaşam alanı oluyor

A
A
A
Öğretmenlerin şehit edildiği okul, yaşam alanı oluyor

Kahramanmaraş’ın Ekinözü ilçesinde 1996 yılında 3 öğretmenin teröristlerce şehit edildiği okul, ‘Şehit Öğretmenler Yaşam Alanı’ olarak düzenleniyor.

Kahramanmaraş’ın Ekinözü ilçesinde 1996 yılında 3 öğretmenin teröristlerce şehit edildiği okul, ‘Şehit Öğretmenler Yaşam Alanı’ olarak düzenleniyor.


22 Nisan 1996’da Ekinözü ilçesine bağlı Altunyaprak Köyü İlkokulunda, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı törenlerinin yapılmaması için terör örgütü mensuplarınca tehdit edilen, ancak okullarını bayraklarla süsleyerek tören hazırlıkları yapan Nurettin Aslan, Hacı Ömer Serin ve Aydın Yılmaz isimli öğretmenler, aynı gece şehit edilmişti.


Ekinözü Kaymakamı Abdulhamit Bağış, 3 eğitim neferinin şehit edildiği ve 26 yıldan bu yana kullanılmayan okul binasında ve çevresinde özel proje başlattıklarını söyledi.


Okul binasının, ‘Şehit Öğretmenler Yaşam Alanı’ olarak dizayn edileceğini belirten Kaymakam Bağış, “Şehit öğretmenlerimizin anısını en güzel şekilde yaşatacak bir projeye başladık” dedi.


İlk etapta çevre düzenlemesi ve peyzaj işlerinin yapıldığı projedeki çalışmalara bizzat katılan Kaymakam Bağış, “Ekinözü Kaymakamlığı olarak özel bir projeyle 1996 yılından beri atıl durumda olan 3 öğretmemizin şehit edildiği okulda hızlı bir faaliyet sürdürüyoruz. Projenin bitimi sonrası alana ’Şehit Öğretmenler Yaşam Alanı’ adının vereceğiz. Şu an çevre düzenlemesi yapılıyor. İlçemizdeki kurum ve kuruluşlarımız ile vatandaşlarımızla el ele vererek en kısa sürede projemizi bitirmeyi hedefliyoruz. Öğretmenlerimiz Nurettin Aslan, Hacı Ömer Serin ve Aydın Yılmaz, burada eğitim ışığının sönmemesi için şahadete erdiler. Onların aziz hatıralarını canlı tutmak da bizim en önemli görevimiz. İnşallah bu proje ile de hem onların isimleri yaşayacak. Başta şehit öğretmenlerimiz olmak üzere vatanı ve bayrağı için seve seve can veren tüm şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyorum” şeklinde konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.