ASAYİŞ - 09 Şubat 2023 Perşembe 00:42

Pazarcık depremzedesi: “Çadırda yatmak bize lüks geldi”

A
A
A
Pazarcık depremzedesi: “Çadırda yatmak bize lüks geldi”

Kahramanmaraş’ın Pazarcık ilçesinde depremzedeler için kurulan çadırkentte kalan 60 yaşındaki Hatun Altunizade, “İki gece dışarıda yattığımız için çadırda yatmak bize lüks geldi.

Kahramanmaraş’ın Pazarcık ilçesinde depremzedeler için kurulan çadırkentte kalan 60 yaşındaki Hatun Altunizade, “İki gece dışarıda yattığımız için çadırda yatmak bize lüks geldi. Herkesten yardım bekliyoruz” dedi.



6 Şubat sabah saat 04.17’de 7,7 büyüklüğünde meydana gelen depremin merkez üssü Kahramanmaraş’ın Pazarcık ilçesinde arama kurtarma çalışmaları devam ediyor. Evleri hasar gören veya yıkılan binalarda kalamayan vatandaşlar ise ilçenin merkezine 2 kilometre uzaklığa kurulan çadırkentte konaklıyor. Söz konusu çadırkentte 400’ü aşkın çadırda 2 bin 500 depremzede ağırlanıyor. Depremzedelere her an su, sıcak yiyecek, bisküvi, kek ve çay temin ediliyor. Ortak tuvaletin kullanıldığı çadırkentte, bölgeye gelen yardım tırlarındaki malzemeler depremzedelere dağıtılıyor. Çadırkentte kalan depremzedeler, havanın -10 dereceyi bulmasından dolayı daha fazla ısıtıcı istiyor. Çadırlarda kaldıklarına şükreden depremzedeler İHA’ya konuştu.



“Çadırda yatmak bize lüks geldi”


60 yaşındaki depremzede Hatun Altunizade deprem anı yaşadığı esnada eşiyle beraber evde olduğunu belirterek, “O anları Allah düşmanıma yaşatmasın. Çok kötü bir gece yaşadık. Nasıl çıktığımızı bilmiyoruz. Çıktığımda komşular hep dışarıdaydı. Yan tarafımdaki bina yerle bir olmuştu. Kadın içerde adam dışardaydı. Evde yanıyordu üstelik. Şu anımıza şükrediyoruz. Çadırdayız. Çok şükür yardımlar da geldi. İki gece sokakta kaldık. Bir tarafta kar bir tarafta yağmur. O şekilde idare ettik. Artık yarına ne olacağını bilmiyoruz. Sürekli sallanıyoruz. O yüzden evlerimizde ne hasar var göremedik, bilmiyoruz. Allah razı olsun yardım edenlerden. Teyzemin torununu kaybettim Narlı’da. 24 yaşındaydı daha. Biz ilk depreme yakalandık. Evi hemen terk edemedik. Deprem durdu. Biz iki çelik kapı takmıştık. Deprem bitince biz çıkıp kaçtık. Bizim binadakilerin hepsi çıkmıştı. Eşimle yalnız evdeydik. İnsanlardan isteğimiz, ellerinden gelen yardımı yapmaları. Soğuk oluyor, üşüyoruz. Dün gece yine rahat uyuduk. İki gece dışarıda yattığımız için çadırda yatmak bize lüks geldi. Yardımlar eksik olmazsa iyi olur. Herkesten yardım bekliyoruz” diye konuştu.



“Çocuklar anne-baba, ‘sallanacak mıyız?’ diye soruyor”


Pazarcık çadırkentte bulunan 45 yaşındaki 3 çocuk babası Vakkas Ozanoğlu, “Ne yapacaklarını bilmiyor insanlar. Daha depremin şokunu atlatamamış insanlar var. Özellikle çocuklar anne-baba, ‘sallanacak mıyız?’ diye soruyor. ‘Olaylar olacak mı?’ diye soruyorlar. Benim üç tane çocuğum var” dedi. 7 yıldır Pazarcık’ta ikamet ettiği bilgisini veren depremzede Selim Aslanoğlu, “Böyle talihsiz bir olayı (deprem) yaşadık. Sağ olsun vatandaşlar bize yardımcı oluyor. Teşekkür ediyoruz hepsine. Gönderdikleri çadırlar için, hem AFAD’a hem de bizi düşünen vatandaşlara teşekkür ediyoruz. Çok şükür şu an gıda yönünden barınma yönünden bir eksiğimiz yok. Isınmada biraz problem yaşıyoruz. Çok şükür dışarıda değiliz” ifadelerini kullandı.



“Deprem anında kıyamet kopuyor diye düşündüm”


35 günlük bebeği olan 26 yaşındaki Aslanoğlu, deprem anında yaşadıklarını şöyle anlattı:


“Deprem anında evimdeydim. Uyuyordum. Birden uyandım. Herhalde kıyamet kopuyor diye düşündüm. Elektrikler de yoktu. Bebeğimin beşiğini kontrol ettim. Onu orada bulamadım. Eşimin üstüne kapandım hemen. Ondan sonra depremin bitmesini bekledim. Çok uzun sürdü. 5. katta oturduğum için deprem esnasında aşağı inemezdim. Deprem bittikten sonra telefonun ışığını açarak etrafıma baktım. Dekorlar düşmüş, duvarlar düşmüş üstümüze. Bebeğimi ve eşimi alarak aşağı indim. Sağıma soluma baktığımda hiç ayakta bina yoktu. İnsanlar çığlık çığlığaydı.”



“Pazarcık’ta köylere ulaşılamıyor, oraya yönelmeleri gerekiyor”


Durumlarının iyi olduğunu ifade eden Aslanoğlu, “Aslen Hataylıyız. Hatay bizden daha kötü durumda. Devletimizden ricamız, yoğunluğu biraz daha oraya verebilirlerse çok güzel olur. Pazarcık’ta arama kurtarmalar konusunda yardımcı olundu. Barınma ihtiyacını da bir şekilde karşıladılar. Köylere ulaşılamıyor hala. Devletimizden ricamız oraya yönelmeleri. Bizim bir problemimiz kalmadı şu an. Oralara yönelmelerini rica ediyoruz” dedi.



“Yardım tırlarına elektrikli soba bağışlasınlar”


Vatandaşlara, “Yardım tırlarına elektrikli soba bağışlasınlar” çağrısında bulunan Aslanoğlu, “En azından burada takıp ısınabiliriz onlarla. Biz evlerimize giremiyoruz. Evlerimizde var elektrikli soba ancak giremiyoruz. Eğer bize soba yardımında bulunulursa çok makbule geçer” diye konuştu.



“Hatay’ın fotoğraflarına baktığımda, ‘bu benim memleketim olamaz’ dedim”


Pazarcık’ta bulunan yakınlarının durumunun iyi olduğu bilgisini paylaşan Aslanoğlu, “Arkadaş çevremden kimse kalmadı. Hatay tarafındaki akrabalarımdan birinci derece yakınlarımda çok şükür bir kayıp yok. Ama biraz daha uzak çevremde kimse kalmadı, bitti. Hatay’ın fotoğraflarına baktığımda, ‘bu benim memleketim olamaz’ dedim. Böyle bir şey olamaz: Bütün şehir çökmüş, bitmiş” ifadelerine yer verdi.



“Bir arkadaşla beraber teyzeyi kucaklayıp aşağıya attık, öyle kurtardık”


Aslanoğlu, şu ifadeleri kullandı: “Ekipler gelmeden önce insanlar birbirine kenetlenmişti. Biz binalardan indiğimizde yardıma muhtaç insanlar vardı. Koştuk onlara yardım için. Binadan indiğimde iki katlı bir binanın çöktüğünü hatırlıyorum. Binanın duvarları yana çökmüştü. Bir teyze yana yakıla yardım çığlıkları atıyordu. Bir arkadaşla beraber teyzeyi kucaklayıp aşağıya attık. Öyle indirdik ikinci kattan. Biz kurtardık.”



“Gözlerimizi kapattığımızda birden o anlar geliyor aklımıza” diyen Aslanoğlu, “Kapkaranlık bir an. ‘Tak tak tak’ diye sesler. Bina beşik gibi bir sağa bir sola sallandı” diye konuştu.



“Bizi zorlayan şey soğuk”


Depremzede Ahmet Tuzluca, “Yaşlılar, çocuklar var. Soğuktan ne yapacağımızı bilmiyoruz. Battaniye, döşek vermeyle ısınmıyor insanlar. Ailemle birlikte kalıyorum. Toplamda 7 kişiyiz. Çocuklar da var içinde. Isıtıcı istiyoruz. Bizi zorlayan şey soğuk. Isınamıyoruz” ifadelerini kullandı.



“İlaç lazım bize ilaç”


AFAD gönüllüsü Batuhan Akbaş, Pazarcık çadırkente tuvalet yapılması gerektiğine dikkati çekerek, “Acilen buraya seyyar tuvalet lazım. Ayriyeten sağlık konusunda da eksiklerimiz var. Burada yaralı vatandaşlarımız var, enkazdan çıkan vatandaşlarımız var. Bunlar için ağrı kesici lazım. Antibiyotik ilaçlar lazım. Yarası olan var, kesiği olan var. Burada aşırı derecede ilaç malzemesine ihtiyacımız var. Ayriyeten vatandaşlarımız üşüyoruz. Onlara kıyafet yardımı da lazım. Zaten gereken merciler yardımları yapıyor. Ama ilaç lazım. İlaç lazım bize. Üç gündür buradayım. Karmakarışık burası. İhtiyaç sahiplerinin çadırlarını kuruyoruz. Hiçbir sıkıntımız yok. Tırlar yolda. Ondan yana sıkıntımız yok. Sadece ilaç eksiğimiz var” dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Rami Çocuk ve Sanat Bienali kapılarını açtı Tarihi Rami Kütüphanesi’nde "1. Rami Çocuk ve Sanat Bienali"nin açılış törenine katılan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın 2023 yılında açılışını gerçekleştirdiği Rami Kütüphanesi’nde, bugüne kadar 9 bine yakın etkinlik gerçekleştirilirken, 8.8 milyona yakın kişiyi misafir ettik. Bienale de ziyaretçilerimizin yoğun ilgi göstereceğine eminim" dedi. İstanbul’un en yeni ve önemli kültür mekanlarından biri olan Rami Kütüphanesi, çocukların hayal gücünü sanatla buluşturan büyük bir organizasyona ev sahipliği yaptı. Emine Erdoğan tarafından açılan "1. Rami Çocuk ve Sanat Bienali", "Resimli Çocuk Kitapları" teması ve "Renkliyse Gerçektir" mottosu ile 25 Nisan - 15 Haziran tarihleri arasında ziyaretçilerini ağırlayacak. Bienalin açılışına Emine Erdoğan’ın yanı sıra, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ile Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy da katıldı. Birbirinden farklı ve tematik enstalasyon, interaktif sergi ve dijital deneyim alanlarının yanı sıra, Sıfır Atık Vakfı iş birliğiyle hayata geçirilen "Hayatı Dönüştürmek Bizim Elimizde" temalı deneyim alanı da bienalin dikkat çeken alanları arasında yer aldı. "İşte bu kültür politikalarımız açısından son derece kıymetli bir dönüşümdür" Programda konuşan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "Bienal yalnızca bir sanat etkinliği değildir. Aynı zamanda bir hayal kurma alanı, bir öğrenme yolculuğu ve çocuklarımızın dünyayı yeniden yorumladığı bir zemin olarak tasarlanmıştır. ’Renkli ise Gerçek’ sloganıyla yola çıkan bu önemli organizasyon, resimli çocuk kitaplarının iki boyutlu dünyasını üç boyutlu bir deneyime dönüştürerek kitabı yaşayan bir hale büründürmektedir. Bugün burada, çocuklarımız sadece okumuyor; dokunuyor, keşfediyor, sorguluyor ve üretiyor. İşte bu kültür politikalarımız açısından son derece kıymetli bir dönüşümdür" dedi. "Rami Kütüphanesi’nde bugüne kadar 9 bine yakın etkinlik gerçekleştirilirken 8.8 milyona yakın kişiyi misafir ettik" 3 yılda Rami Kütüphanesini ziyaret eden ziyaretçi sayısına değinen Bakan Ersoy, "Avrupa’nın sayılı, ülkemizin ise en büyük kütüphanesi olan Rami Kütüphanesi’ni hayata geçirirken, tam da aslında bunu planlamıştık. Yaşayan kütüphane konseptiyle, 250 yıllık tarihi yapıyı cazibe merkezi haline getirmek. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın 2023 yılında açılışını gerçekleştirdiği Rami Kütüphanesi’nde, bugüne kadar 9 bine yakın etkinlik gerçekleştirilirken, 8.8 milyona yakın kişiyi misafir ettik. Bienale de ziyaretçilerimizin yoğun ilgi göstereceğine eminim" şeklinde konuştu. "Rami Çocuk ve Sanat Bienali’nde çok zengin bir program katılımcıları bekliyor" Rami Çocuk ve Sanat Bienaline tüm vatandaşları davet eden Bakan Ersoy, "Bienal kapsamında yer alan Dede Korkut temalı alanlar, ’Işıldayan Masallar’ sergisi ve ’Kitabın Serüveni’ gibi deneyim alanları, geçmişten geleceğe uzanan kültürel hafızamızı çocuklarımızla buluşturmaktadır. Bu yönüyle bienal, köklerle bağ kurarken, geleceği de inşa etmektedir. Rami Çocuk ve Sanat Bienali’nde çok zengin bir program katılımcıları bekliyor. 300’ün üzerinde atölye, panel ve etkinlikle bu organizasyon, yalnızca çocuklarımızı değil aileleri de kültürel etkinliklerin aktif bir parçası haline getirmektedir. Bu bienalin birçok başlıkta mesajları da olacaktır. Yeşilay iş birliğiyle yürütülen farkındalık çalışmaları ve eğitim projelerini çocuklarımızın sağlıklı ve bilinçli bireyler olarak yetişmesine katkı sağlamasını hedefliyoruz. Bu bienalin bir diğer önemli yönü ise taşıdığı vicdani ve insani mesajdır. Başta Filistin olmak üzere yerinden edilen çocukların yaşadığı acılara dikkat çeken ’Geri Dönüş İstasyonu’, sanatın evrensel diliyle dünyaya güçlü bir çağrı yapmaktadır. Bu çağrı insanlığın ortak vicdanına yöneliktir" diye konuştu. "Kitap, çocuğun zihninde bir hikaye ile birlikte bir bakış, bir duygu ve bir düşünce dünyası kurar" Çocukların kitapla ilgilendiklerinde bakış açılarında değişiklik olacağını söyleyen Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Bir çocuk için kitap, dünyayı tanımanın en zarif yollarından biridir. Çocuk, kelimeleri tam öğrenmeden önce de görerek ve hissederek anlam kurar. Bir karakterin yüzündeki duyguyu, bir rengin içindeki neşeyi, sayfalar arasında kurulan dünyayı fark eder. Böylece kitap, çocuğun zihninde bir hikaye ile birlikte bir bakış, bir duygu ve bir düşünce dünyası kurar. Bir çocuğun eline verilen nitelikli bir kitap; onun iç dünyasına incelik, dikkat, merak ve estetik duyarlılık taşır. Bu nedenle çocuk kitabı, sanatın çocukla kurduğu en erken ve en güçlü temaslardan biridir. Bugün açılışını yaptığımız Çocuk ve Sanat Bienali de tam olarak bu temasın değerini görünür kılıyor" şeklinde konuştu. "Bienal, çocuklara, aktif biçimde katılacakları bir deneyim sunuyor" Bakan Göktaş, "Bu Bienal; çocuklarımız için kitabın, sanatın ve ailenin birlikte kurduğu o güçlü dünyaya yeni bir kapı aralıyor. Bienal, çocuklara, aktif biçimde katılacakları bir deneyim sunuyor. Sessiz kitaplar sergisiyle çocuklar, kelimelerin ötesinde bir anlatı ile buluşuyor. Büyük ölçekli enstalasyonlar, kitabı ve hayali mekana taşıyor. Diorama alanları, hikayeleri üç boyutlu bir deneyime dönüştürüyor. Atölyeler, çocukları üretimin merkezine yerleştiriyor. Burada her çocuk, kendi hikayesini kurma imkanı buluyor" dedi. "Çocuklarımıza güvenli bir dijital dünya sunmak için hayata geçirdiğimiz düzenleme önemli bir adımdır" Bu hafta mecliste 15 yaş altı sosyal medyaya ilişkin önemli bir düzenlemeyi hayata geçirdiklerini söyleyen Bakan Göktaş, "Dijital dünyanın içinde büyüyen çocuklarımızı risklerden korumak için çocuk odaklı, bilinçli ve güvenli bir Dijital yaşam anlayışını esas alıyoruz. Onları dijital risklerden korumak, sağlıklı medya kullanım alışkanlıkları kazandırmak ve dijital haklar konusunda bilinçlendirmek temel önceliklerimizdir. Bu hafta Meclis’te 15 yaş altı sosyal medyaya ilişkin önemli bir düzenlemeyi hayata geçirdik. Hiç şüphesiz, çocuklarımıza güvenli bir dijital dünya sunmak için hayata geçirdiğimiz bu düzenleme önemli bir adımdır" diye konuştu. "Amacımız, çocuklarımızı sadece korumak değil, onları sanatla, kültürle, kitapla ve aileyle güçlenen daha güvenli bir dünya sunmaktır" Bienalde bulunan eserlerin çocukların üretkenliğine katkı sağlayacağını belirten Bakan Göktaş, "Artık, sosyal ağ sağlayıcıları ve oyun platformları çocukları önceleyen bir çerçevede sorumluluk üstlenecek. Yaş doğrulama süreçlerini güçlendirme ve zararlı içeriklere karşı belirli yükümlülükleri yerine getirme konusunda daha etkin bir rol alacak. Bugün bu bienalde gördüğümüz her eser, her atölye ve her hikaye; çocuklarımız için ekranın ötesinde de renkli, üretken ve zengin bir dünyanın mümkün olduğunu gösteren somut ve güzel bir örnektir. Bizim amacımız, çocuklarımızı sadece korumak değil, onları sanatla, kültürle, kitapla ve aileyle güçlenen daha güvenli bir dünya sunmaktır" diye konuştu. Bakan Göktaş’ın konuşmasının ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan ve alanda bulunan çocuklarla birlikte kesilen kurdele sonrası bienalin açılışı gerçekleşti.
Ankara CHP Genel Başkanı Özel: "Milletin elimize verdiği bayrağı tutuyoruz, asla bırakmayız" Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Özgür Özel, "Partimizde, Meclis’te, belediyelerde görevimizin başındayız. Milletin elimize verdiği bayrağı tutuyoruz, asla bırakmayız. Bayrağı bırakırsak, millet o bayrağı bir daha bize emanet etmez" dedi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin Genel Merkezinde gerçekleştirilen Belediye Başkanları Buluşmasına katıldı. Özel, yaptığı konuşmada, "Bugün beş ayrı salonda toplandık. Burada büyükşehrin ilçe belediyeleri vardı. İkinci katta belde belediye başkanlarımız vardı başımızın gözümüzün üstüne. Dördüncü katta illerin ilçe belediyeleri, yedinci katta il belediyeleri, 12’nci katta da büyükşehir belediyeleri vardı. Her bir masa tartıştı, önerdi. Çünkü kötülük durmuyor, plan yapıyor, saldırıyor. Elbette stratejimiz, mitinglerimiz, mücadelemiz, hukuk mücadelemiz devam edecek. Ama onlar nasıl durmuyorlarsa biz de durmayacağız" ifadelerini kullandı. Görüşmelerde herkesin teker teker dinlendiği ve gerekli raporların alındığını belirten Özel, "Bu akşam, yarın, yarın akşam, pazartesi günkü Parti Meclisi’ne yerel yönetimlerden, sizin her birinizin önerileri, talepleri, parlak fikirleri, gördüğü varsa aksaklıklar, düzeltilmesi gereken hususlar hepsi alınıp, Parti Meclisi’nde ve MYK’da çalışılacak" diye konuştu. "Milletin elimize verdiği bayrağı tutuyoruz, asla bırakmayız" Özel, CHP’li belediyelere yönelik operasyonlara ilişkin konuşan Özel, "Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak nerede olduğumuzu, nerede durduğumuzu, bundan sonra nasıl duracağımızı biliyoruz. Cumhuriyet Halk Partili belediyeler, mücadeleden bir adım geri atmayacağız. Biraz önce söylediğimiz gibi işimize odaklıyız. Partimizde, Meclis’te, belediyelerde görevimizin başındayız. Milletin elimize verdiği bayrağı tutuyoruz, asla bırakmayız. Bayrağı bırakırsak, millet o bayrağı bir daha bize emanet etmez. En zor dönemde verdi ve herkes şunu bilsin. Öyle bir coğrafyadayız ki; sistemin tamamı bunun için de artık ne varsa, ama gözleyen de millet sonunda. Bu coğrafyanın kendisi belki de coğrafya kader ya. Sistemin tamamı devletin bütün yerleşik gelenekleri, genleri ve milletin ta kendisi, partimizi bir stres ve direnç testine tabi tutmaktadır" açıklamasında bulundu. "Asla ve asla zora, baskıya teslim olmayız" Zorluklara karşı mücadele edeceklerini vurgulayan Özel, şu ifadeleri kullandı: "Asla ve asla zora, baskıya teslim olmayız. Kötülükle geri adım atmayız. Cumhuriyet Halk Partili belediye başkanları olarak milletin verdiği görevi nasıl alnımızın akıyla hep birlikte yapıyorsak en geç iki yıl sonra bu salondaki herkes ya daha önemli görevlerde ya da iktidar partisinin belediye başkanı olarak görevde olacak. İktidarın belediye başkanları bu salonda, benimle birlikte. Siz sadece partinin değil, ülkenin umudusunuz. Sadece ülkenin değil bütün mazlum milletlerin umudusunuz. 100 yıl önce olduğu gibi, örnek olacağız, tek adamı da yeneceğiz, baskıları kıracağız, hep birlikte iktidara yürüyeceğiz. Bu mücadele bugünün değil, yarının mücadelesidir. Yolunuz açık olsun, hepinizi seviyorum, hepinize güveniyorum. Hepinize sonuna kadar inanıyorum. İyi ki sizinle aynı partideyim, iyi ki sizinle aynı yolda yürüyorum."