GÜNDEM - 28 Ocak 2024 Pazar 10:57

Enkazdan tünel kazarak oğluyla kurtuldu, eşi ve diğer çocuğunu kaybetti

A
A
A

Kahramanmaraşlı depremzede vatandaş, depremde yıkılan binanın enkazında duvarı yumruklayıp kırdığını, daha sonra tünel kazarak oğlu ile enkazdan çıktığını söyledi.

Kahramanmaraş’ta yaşayan 47 yaşındaki Nevres Akkaya, eşi ve iki oğluyla beraber 6 Şubat 04.17’deki depreme Dulkadiroğlu ilçesindeki yaşadıkları binada yakalandı. Depremden 6 saniye sonra çöken binanın enkazında kalan aile bireylerinden anne 37 yaşındaki Merve ile 8 yaşındaki oğlu Mehmet Onur Akkaya hayatını kaybetti.

Yıkılan binanın enkazında sağ kalan oğlu İsmail Akkaya ile kurtarılmayı bekleyen baba Nevres Akkaya, sesini duyuramayınca kendi imkanları ile önce etrafındaki duvarı yumruklayarak kırdı, daha sonra enkazı temizleyip tünel açarak bulunduğu yerden kurtulmayı başardı.

Yaşadığı korku dolu geceyi anlatan ve eşi ile bir oğlunu kaybettiğini söyleyen Akkaya, “4 kişilik mutlu bir ailemiz vardı. 6 Şubat gecesi akşam konuştuk sohbet ettik, ertesi günü planları için yatmıştık. Benim ertesi gün seyahatim vardı ve o gün de tesadüf biz başka bir yerde kalacaktık. Seyahatim olduğu için evde kaldık. Gece yatıyorduk ve deprem olduğu anda eşim uyandırdı, ‘Nevres kalk deprem oluyor’ dedi. İkimiz uyandık ve kendisi küçük çocuğun, ben de büyük çocuğun odasına koştuk. Odaya girer girmez karşımdaki duvarın kırıldığını ve çocuğun üzerine yattım. Tabi hatırlamıyorsunuz o anda gözümü açtığımda duvarların arasında çocuk üst tarafta kalmış ve ayaklarımız üst üste sıkışmıştık. Dedim ki, ‘öldük her halde buradan çıkamayız’ sonra çocuğa seslendim ve ses verdi. ‘Tamam oğlum’ dedim” diye konuştu.

9 katlı binanın enkazında kaldıktan sonra kurtulma anını anlatan Akkaya, “Bir baktım duvar düştü. Sonra oğluma neler yapması gerektiğini söyledim. Ben aşağıya düştüm ve arkasından çocuk atladı. Biz enkazdan çıktık ve çıktığımızda binamız 9 katlıydı ve biz en üst kattaydık. Bizim çıktığımız 3. kat seviyesiydi. Çocuğu enkazdan kurtardım ve eşime seslendim. Eşim, ‘dolabın yanındayım’ dedi. Ancak dolap nerede bilmiyorum. Ben bağırdım yardım için ancak herkes kendi derdine düşmüştü. Sonra ben onları kurtarmak isterken o esnada ikinci bir deprem daha oldu. Enkazdan aşağı düştük. Deprem de parçalanan binayı tekrar çevirdi. Sonrasını hatırlamıyorum kendime geldiğimde öğle 11 gibiydi ve eşim ve çocuğumu bulamıyorlardı. Ben o sırada o duvarı yerinden oynatamam ancak depremde adeta tünel gibi açılmış oldu ve ben oğlum ile çıkabilmiştim. Eşim dolabın yanındayım dediğine göre iç taraftaydı ve muhtemelen aşağı doğru düştü. Bir yaşam belirtisi yoktu ama hastaneye kaldırılan eşimin ve oğlumun şehit olduğu haberini aldık. Büyük oğlumun psikolojisi bozuldu 3-4 ay psikoloğa gittik. Şu an iyiyiz ama geceleri o duyguları yaşıyoruz. İlginçtir sarsıntıların çoğunu hissetmiyoruz. Biz gözümüzü kapattığımız anda sarsıntıyı hissediyoruz” diye konuştu.

Halil Ulubey

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kocaeli Dilovası’ndaki yangın davasında faciadan önce işçiden dikkat çeken söz: "İçimde kötü bir his var" Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde 7 kişinin hayatını kaybettiği fabrika yangınına ilişkin davada, tanık olarak dinlenen çevre sakinleri patlama seslerinin peş peşe geldiğini, içeride kalanlara müdahale edemediklerini ve iş yerinin daha önce defalarca şikayet edildiğini öne sürdü. Kandıra Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi’nde görülen davanın duruşmasında, aralarında şirket yetkililerinin de bulunduğu 8’i tutuklu, 9 sanığın savunmaları ile müşteki ifadelerinin dinlenmesi tamamlandı. Sıra tanıkların dinlenmesine geçildi. "Patlamalar peş peşe oldu" Tanık Cemil Düzgüner, yangının çıktığı fabrikanın evine çok yakın olduğunu belirterek, "Yanan fabrika evime yaklaşık 10 metre mesafedeydi. Patlama sesi duydum. Dışarı çıktığımda Tuncay’ın yandığını gördüm. Hürol’un ise onu söndürmeye çalıştığını gördüm. Hemen hortumla müdahale ettik. Çocukların ve kadınların içeride olduğunu öğrendik. Alevlere yaklaşamadık. Onları kurtarma imkanımız olmadı. Patlamalar peş peşe oldu. Altay ve İsmail’i iş yerinde gördüm. Çalışanlar kaldırımda yemek yiyordu, çalışma şartları kötüydü" dedi. "İkinci patlamadan sonra içeriden ses gelmedi" Tanık Mehmet Düzgüner ise olay günü yaşananları anlatarak, "Olay günü gümleme ve çığlık sesleri duydum. Yanan birini gördüm. Abim Cemil ile altlı üstlü oturuyoruz. Hemen hortumu çektik ve şahsı söndürdük. İkinci bir patlamadan sonra içeridekilerin sesi kesildi. Orası daha önce başka bir iş yeriydi, lazer işleri yapılıyordu. Sonrasında parfüm üretimi yapılmaya başlandı. Kurtuluş’u tehlike konusunda uyardığımda bana ‘Biz önlemlerimizi aldık’ dedi" diye konuştu. "Elimden geldiğince yardım etmeye çalıştım" Olay gününden bahseden İlhan Altan, "Olay yerine 50-60 metre mesafemiz vardı. Patlama sesi duyunca olay yerine gittim. Elimden geldiğince yardım etmeye çalıştım ancak çok da yapabileceğim bir şey yoktu" ifadelerini kullandı. "Sadece yukarıdaki ofiste elektrik vardı" Tesisin elektrik işleriyle ilgilenen tanık Adem Çukan, "Elektrik işleri ile uğraşıyorum. Kurtuluş Bey beni çağırdı, üst katta dağıtım panosunu yaptım. Elektrik kablosu çektim. Ben işlemleri yaptığımda sadece yukarıdaki ofiste elektrik vardı. Kaçak akım rölesi çektim" dedi. "Bir işçi ‘İçimde kötü bir his var’ dedi" Tanık Gökçe Şadiye Sağlam, "Raviva’da ön muhasebe işlerini yapıyordum. Hafta sonu mesaisine gittim, Tuncay ve Hürol ürün yapıyordu. Bir işçi, ‘İçimde tarif edemediğim bir sıkıntı var’ dedi. Kısa bir süre sonra patlama meydana geldi. Eski yerde de tesise kadar çalıştım. Olaydan bir hafta önce Kurtuluş çağırdı, yeni yerde öylece çalışmaya başladım. Sheliq marka krem ve Shauran markalarına ait parfüm yapılıyordu. Dosyada yer alan iş yeri müracaat kontrol müessese açma ruhsatı gösterildi. Atılan imzaların kendisine ait olmadığını söyledi" ifadelerini kullandı. "Eşyalarını almaya gittiler, çıkamadılar" Kıvılcımın karıştırıcıdan çıktığını belirten tanık Hürol Eroğlu, "Olay günü Tuncay ile iş yerine geldik. O gün yapmamız gereken karışımlar vardı. Ben krem, Tuncay ise kolonya karışımı yapıyordu. Birden patlama oldu. Alevlerin içinden Tuncay geldi, onun üzerini söndürmeye çalıştım. Komşu hortum uzattı, onunla söndürdük. 112’yi aradım, içeri giremedim. Kurtuluş’u aradım, ‘Yangın var, hemen gel’ dedim. Sonra itfaiye geldi. 4-5 aydır orada çalışıyordum, geçici süreliğine orada işe başladım. Tuncay, yaralıyken ‘Karıştırıcıda kıvılcım çıktı’ dedi. Ataşehir’deki merkez ofiste Kurtuluş’un çocukları kalıyordu. Ayten’e olay günü, ‘Nasıl oldu da sen yangından çıkabildin, diğerleri çıkamadı?’ diye sorduğumda bana, ‘İşçiler telefon ve çantalarını almaya gitti’ dedi" ifadelerini kullandı. "Hürol Eroğlu’nun yalancı şahitlik yaptığını düşünüyoruz" Müşteki avukatı, "Tanık, bizim sorduğumuz sorulara düşünerek; sanık avukatlarının sorularına ise soluksuz ve düşünmeden cevap verdi. Tanık Hürol Eroğlu’nun yalancı şahitlik yaptığını düşünüyoruz. Bu sebeple hesap hareketleri ile HTS kayıtlarının incelenmesini talep ediyoruz. Kendisi hakkında suç duyurusunda bulunacağız" dedi. Duruşma, avukatların savunmasının alınması ve ara karar verilmesi amacıyla yarına ertelendi.