ASAYİŞ - 01 Ekim 2025 Çarşamba 01:30

Ezgi Apartmanı davası yine ertelendi

A
A
A

Kahramanmaraş'ta 6 Şubat depremlerinde yıkılan ve 35 kişinin hayatını kaybettiği Ezgi Apartmanı'na ilişkin davanın görülmesine devam edildi.

Kahramanmaraş Adliyesi 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davaya tutuklu sanıklar S.K ve M.P. ile tutuksuz sanık binanın fenni mesulü M.T. ve taraf avukatları katıldı. Katılan vekillerin dilekçelerinin alınması sonrası duruşmaya geçildi. Tutuklu sanıklar S.K. ve M.P. savunmalarını yaparken daha önceki beyanlarını ifade ederek beraatlarını talep etti. Daha sonra avukatların beyanlarına geçildi.

"Tadilatla yıkım arasında bağlantı yok"

S.K. ve M.P müdafi Av. Ersan Şen, "Ezgi Apartmanında yapılan tadilatlar ile ilgili denetim olmadığını sordunuz doğru. Apartman yöneticisi Mustafa Doğru, Ezgi apartmanları sakinleri olarak şikayetini bildirmiş. Onikişubat Belediye Başkanlığı İmar ve şehircilik müdürlüğü yapılan bu şikayete 5 gün sonra cevap vermiş. İmar ve şehircilik müdürü inceledik demiş yapı kayıt belgesi alındığı kazan dairesinde ise mimari projeye bir kusura rastlanmadığı görülmüştür. Bir diğer konu yapılan tadilatlarda taşıyıcı hiçbir unsura müdahale edilmemiş. Demir direk diye tabir edilen ve o direğin binanın taşıyıcı sistemine ait olmadığı net. Kolon veya her ne unsur ise sanıklarla ilgisi yok. Bahsedilen zemin altında olan yerin demir boru ile ilgisi hiç yok. Net olarak ortaya çıktı tadilat ile binanın yıkılmış olması ile hiçbir bağlantısı yok. Sonuçta katılan taraf bilirkişi raporu isteyerek ODTÜ'den rapor alalım rapor geldi ne oldu.? 5. ağır ceza mahkemesi Ertan Danacı'ya yakalama kararı aldı. Mahkeme bu raporları aldırdı. Bitirin davayı nede uzatıyoruz ki her şey tekrar etmiş sanıklarda geldi huzurda dinlendi. Ama sabahtan akşama temsil ettiğim sanıklara sen mi yaptın? Şöyle mi yaptın? Böylemi yaptın? O bilirkişi raporu neden aldırıldı? Ne yaptık biz? O raporlar temsil ettiğim sanıkların tadilatlar ile illiyet bağının ortaya koysaydı bu dava ne olurdu? Rapor, bu binanın statik projesinin hatalı olduğunu vurguluyor" dedi.

"Binada bir tane kolon yok tamamen perde sistemi"

Binanın burularak yıkıldığını yineleyen Av. Şen, "Biz burada şu davayı yürütüyoruz 6 Şubat ilk depreminde doğuya doğru burularak yıkılan binada sanıkların hangi kusur ile yargılanıyor. Fenni mesulün Mehmet Tekin'in ‘binada bir tane kolon yok tamamen perde sistemi' şeklindeki ifadeleri kayıtlarda vardır. Sanıklarla ilgili sosyal medya üzerinden acayip bir linç girişimleri oldu ve var. S.K ısrarla diyor ki, ‘yönetim kurulu başkanıyım, dış ilişkiler ve pazarlamaya bakıyorum' M.P ise, ‘dükkanlarla ilgili işlere bakıyorum' diyor bu M.P. suçlanması anlamına gelmiyor. Büyük şirketler de yönetim bu şekilde olur. İki bilirkişi raporu geldi ve suçsuz sayıldılar. Bu raporlarda Şubat'taki depremde binanın yıkılmasına neler neden oldu bunların bilinmesi gerekiyor" ifadelerini kullandı.

"Olası kast uydurma bir kusur türü"

Av Şen, duruşmadaki beyanının devamında, "Tadilat ile netice arasında illiyet yani sebep sonuç nedensellik bağı kurulamazken binanın tadilatı yapılmasaydı da binanın yıkılacağı da ortada iken nasıl olası kasten yargılanması oluyor. Davamız teknik madem biz beğenmiyoruz o zaman mahkemenin aldığı bilirkişi raporlarını neden kabul etmiyorsunuz soru bu. Ne yapacağız sanıkların aleyhinde rapor alınana kadar yeni raporlar mı isteyeceğiz 4. 5. rapora mı gideceğiz. Madem hiçbir müteahhit ve bilirkişi güven vermiyor teknik meseleyi de biz de bilmiyoruz. Bambaşka bir yargılama mecrana geçemeyeceğimize göre o zaman cezalandıralım öyle mutlu olacaklarsa cezalandıralım. O zaman sorarlar bu raporları neden alındı. 7 ay birisi beklendi 5 ay birisi beklendi. Biz burada somut olayı tartışıyoruz deprem dosyalarında olası kast olur mu, olmaz mısının yeri burası değil, bunun açıklanması lazım olası kast uydurma bir kusur türü ama kanunda var" diye konuştu.

"Siz kimseyi günah keçisi ilan edemezsiniz"

Kimsenin günah keçisi ilan edilemeyeceğini ifade eden Av. Şen, "Siz bir bütün olarak bu olayı dosyası ile göndermişsiniz sorular yönetmişsiniz bilirkişiler de bu sorulara cevap vermiş. Siz hukuk bilgisini aşan bilimsel, teknik veya özel bilgileri almak için bu delilleri değerlendirmeleri için raporu gönderdiniz. Deprem, sel ve heyelan felaket gibi bunların hukuki ve idari yönlerin yanında bilirkişilerden faydalanmayacağı anlamına gelmiyor. O zaman parmak izini biz değerlendirelim, silahı biz tutalım, bilirkişi kim ki? Siz kimseyi günah keçisi ilan edemezsiniz. İyi ya da kötü yargılama olabilir, maddi hakikate ve adalete ulaşmak için buradayız. Yoksa bizim iddianameyi doğru kabul edip sonuçlandırmamız lazım. Neden zaman kaybediyoruz o zaman? Temsil ettiğim sanıklar Ertan Danacı'yı suçlamıyorlar ki, sadece kendilerinin konumlarını anlattılar. Hangi işi kimin yaptığını anlattılar. Ben hep şunu sordum bu raporlar katılan tarafın istediği gibi gelseydi ne olurdu? Hiç bir şey yapamazdık ama elbette katılanların haklarını koruyacak bu iki gelen rapora yani KTÜ ve ODTÜ raporuna rağmen yakalama kararı çıkarıldı. Raporlara güvenilmez ve mahkeme karar vermeli deniliyorsa da bilirkişiler teknik meselelerde böyle derken nasıl sanıklar şüpheden yararlanmayacak bu bir çelişkidir" diye konuştu.
ODTÜ raporunda binanın statik proje çerçevesinde hatalı olduğunu hatırlatan Av. Şen, "1975 yönetmeliğinde yapılan bina tadilat yapsan ya da yapmasan bu bina depremde yıkılıyor. KTÜ'de bu değerlendirme yok illiyet bağı yok. Müteahhit bu binayı yaparken tamamlayamıyor ve başkası tamamlıyor. İl özel idaresi binasını yapmış benzer. Olay üzerinden 6 yıl geçmiş sanıkların burada daireleri ve iş yerleri var sanıklar depreme ezgi apartmanında bulundukları sırada yakalanabilirlerdi. Tadilat bina yıkılırsa yıkılsın anlayışı ile yapılmamış uzmanına bırakmışlar ve burada olası kast olmaz. Bizim davamız bir kolon kesme davası değil, bizim davamız statik ve uygulama hatası bu tespit edilmiş durumda. Gelinen aşamalarda yeteli raporların alındığını düşünüyoruz" ifadesini kullandı.

Uzman Bilirkişi Ümit Şafak ve Şükrü Öz tarafından hazırlanan rapor mahkemeye sunuldu

Mahkeme heyeti bilirkişi raporunun sunumunu kabul etti. Ümit Şafak mahkeme salonunda 60 sayfadan oluşan raporu katılımcılara özet olarak anlattı. Ümit Şafak, "Bu yıkımın belli noktalarda ihtilaflar oluştuğunu öğrendim benden yardım istediler tarafsız bir şekilde bunu değerlendirmemi istediler. Bütün raporları inceledim. Hatta vicdanen de rahat olmamız açısından ofisimizdeki iki mühendisimiz ile de inceledik. Mesela belediyeye verilen projenin tam olarak girilmediği bir takım sıkıntılar gördük. Bu yapının en büyük sıkıntısı düşeyde ve yatayda ağırlık ve merkezde kütlelerin farklılığı oldu. Bu binanın tüm katlarında çakışmazlık var. Örneğin elimde karpuz olsa arkamdan küçük bir çocuk iteklese deprem gibi düşünün ben düşerim. Raporlarda çokça karşılaştığımızı düşünüyorum ve bu bina burularak yıkılmış bina, perde beton sistemi ile çözülmeye başlanmış. Bina mimarinin esiri olmuş ama statikten çok ödün vermiş" ifadesini kullandı.

Daha sonra mahkeme başkanı sanıklara söz verdi

Fenni mesul Mehmet Tekin, suçlamaları kabul etmediğini ifade ederek beratını talep etti. M.P, "Savunmalarıma eklemek istediğim husus yok önceki beyanlarımı kabul ediyorum ve suçsuz olduğumu söylüyorum. Biz o pastaneyi 2003 yılında aldık ve tadilat 2017 yılımda işletmenin dekorasyon ihtiyacı olduğunda görüşüldü ve yapılmasına karar verildi. Bu bina da bizim 6-7 dairemiz vardır. Erkan bey ile ilk işimiz oldu ve bundan sonra 7-8 iş yerini tadilatını yaptık.
S.K ise, "Öncelikle 6 Şubat'ta hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet diliyoruz. Mahkememize verdiğin ifadenin aynısını tekrar etmek istiyorum. Ben satış ve pazarlamaya bakıyorum. Biz toplantı yapıyoruz kararlarımızı alıp şehir dışına gidiyoruz işletme de yapılan tadilatlardan bilgim yok yapılan iş sözleşme dekorasyon üzerine. Biz suçsuzuz tahliyemi ve berat ediyorum" dedi.

Bilirkişi açıklaması ve sanıkların beyanları sonrası avukatların soruları alındı. Savcılık iddia makamı sanıkların tutukluluk durumuna ilişkin mütalaa verdi. Sanıklar mütalaa itirazı ederek suçlamaları kabul etmedi.
Sanık müdafi avukatı Mesut Çakar, "İlk celsede söylediklerimi tekrar ediyorum depremde vefat eden Av. Ahmet Can benim ofis arkadaşımdı. Bizim o bina da çok dostlarımız var bizim zaten bu dosya da olası kasttan açılmasında da sosyal medya nedenidir. Ne hikmet ise savcılık makamı bizim lehimize olan hususu değerlendirmiyor. Benim müvekkillerimin cezası varsa çekmeye hazırız suçları yoksa yargısız infaz yapılıyor biz bura da adaleti bulmak istiyoruz" ifadesini kullandı.

Av. Erşan Şen ise, iddia makamı savcılığın mütalaasının yanlış olduğunu savunarak, "Yeniden bilirkişi raporu alınması isterken 10 kişiden 9 imza atmış ve bunların nelerin eksik olduğunu açıklarsa ki öyle bir şey yok. Ama bitirin bunu uzatmaya gerek yok. Bize de eşitlik ve adaleti uygulayın. Binanın statik projesini de hata olduğu yıkılan binanın sanıkların tadilatı ile ilgili yoktur. Sanıkların tahliyesini talep ediyoruz" dedi.
Duruşmada sanıkların tutukluluk hallerinin devamına, tutuksuz sanık fenni mesul Mehmet Tekin'in adli kontrol kararının devamına, Ertan Danacı'nın yakalanmasına, dosyanın yeni bir bilirkişi heyetine göndermesine ve duruşmayı 12 Aralık tarihine erteledi.

Halil Ulubey

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Nevşehir Makam odasında sahur geleneği Nevşehir Belediye Başkanı Rasim Arı’nın her yıl geleneksel hale getirdiği gençlerle makam odasında sahur programı bu Ramazan ayında da yoğun katılımla devam etti. Nevşehir Belediyesi makam odasında düzenlenen sahur programına yaklaşık 250 genç katıldı. Yoğun ilgi nedeniyle gençler zaman zaman makam odasına sığmazken, sahur programı samimi ve renkli görüntülere sahne oldu. Gençlerle birlikte sahur yapan Nevşehir Belediye Başkanı Rasim Arı, Ramazan ayının Nevşehir’de farklı bir atmosferde yaşandığını söyledi. Nevşehir Belediye Başkanı Rasim Arı yaptığı açıklamada, "Ramazan’ın ilk günü şöyle bir ifade kullanmıştım; her yerde Ramazan güzeldir ama Nevşehir’de bir başka güzeldir diye. Bu güzelliği yaşatmak maksadıyla gerçekten Nevşehir’de çok keyifli zamanlar geçiriyoruz. Ramazan’ın gündüzü ayrı güzel, akşamı ayrı güzel. İftar sofraları ayrı güzel ama bir de geleneksel hale getirdiğimiz belediyede iftar ve sahur yapma organizasyonumuz vardı. Bu gidişle gördüğünüz gibi yüzlerce gencimizle birlikte belediyenin makam diye tarif ettiğimiz odasını gençlerimizle birlikte sahur sofrasına çevirdik. Gençlerimizle çok keyifli bir sahur yapıyoruz. Bu da Nevşehir’in ve Nevşehir Belediyesi’nin her şehirden farklı olduğunun bir göstergesi. İnanılmaz keyifli bir ortam. İnşallah gençlerimiz de mutludur ama biz de gençlerimizle beraber sahur yapmanın mutluluğunu, keyfini ve o farkını hissediyoruz. Bu da bize mutluluk olarak yetiyor" dedi. Sahur programına katılan Nazlı Hilal Zeren ise etkinlikten memnun kaldıklarını belirterek, "Sahur çok güzel, yemekler çok güzel, ortam çok güzel. Baya kalabalık bir arkadaş grubuyla geldik. Güzel bir şekilde sahur yapıyoruz" ifadelerini kullandı. Sayit Budak da organizasyondan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, "Başkanımız her yıl bu organizasyonu düzenli olarak yapıyor. Bugün yine sahurda birlikteyiz. Ortam çok güzel, arkadaşlarımızla birlikte keyifli bir sahur yapıyoruz" diye konuştu.
İstanbul Kadıköy’de ’Aranan araç-şahıs ve trafik güvenliği’ uygulamasında, yüksek sesli müzik sistemi olan araç sürücüsüne ceza yağdı Kadıköy Bağdat Caddesi’nde İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü ekiplerince gerçekleştirilen "Aranan araç-şahıs ve trafik güvenliği" uygulamasında, kurallara uymayan sürücülere göz açtırılmadı. Denetimler kapsamında yüksek sesle müzik yayını yapan bir araç sürücüsüne 21 bin TL para cezası kesilirken, araç 30 gün süreyle trafikten menedildi. İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı ekipler, vatandaşın huzur ve güvenliğini sağlamak amacıyla Kadıköy Şaşkınbakkal mevkii Bağdat Caddesi üzerinde "Aranan araç-şahıs ve trafik güvenliği" uygulaması gerçekleştirdi. Denetim noktalarında şüpheli görülen araçlar tek tek durdurularak arandı, sürücülerin kimlik kontrolleri yapıldı. Uygulama sırasında durdurulan bir otomobilde, çevreye rahatsızlık verecek şekilde yüksek sesli müzik sistemi olduğu tespit edildi. Ekipler, ilgili kanun maddesi uyarınca araç sürücüsüne 21 bin TL idari para cezası uyguladı. Ceza işleminin ardından otomobil, çekici yardımıyla yediemin otoparkına çekilerek 30 gün süreyle trafikten menedildi. Emniyet güçlerinin, bölgedeki huzur ve asayişi korumaya yönelik denetimlerinin kararlılıkla devam edeceği öğrenildi. Yetkililer, bu tür denetimlerin temel amacının kesinlikle cezai işlem uygulamak veya gelir elde etmek olmadığını, aksine İstanbul halkının sokağa çıktığında kendini güvende hissetmesini sağlamak olduğunun altını çizdi. Devletin tüm imkanlarıyla vatandaşın huzurunu tesis etmek için sahada olduğu belirtildi.
Edirne Edirne’de imece usulü iftar: Okul içinde Ramazan bereketi Edirne’de Ramazan ayının manevi atmosferi okul içerisinde düzenlenen imece usulü iftar programıyla yaşadı. Öğrenciler, veliler ve öğretmenler aynı sofrada buluşarak hem oruçlarını birlikte açtı hem de paylaşmanın bereketini hep birlikte hissetti. İlhami Ertem Anadolu Lisesi’nde gerçekleşen programda, velilerin evlerinde hazırladığı yöresel yemeklerle kurulan iftar sofraları, eski mahalle kültürünü aratmayan görüntüler oluşturdu. Okulun salon ve koridorlarında kurulan masalarda öğrenciler aileleriyle birlikte iftar saatini bekledi. Samimi ve sıcak bir ortamda gerçekleşen programda Ramazan’ın birlik ve dayanışma ruhu ön plana çıktı. 12. sınıf öğrencisi Damla Nur Öz, organizasyonun kendileri için farklı bir deneyim olduğunu belirterek, "Bugün çok farklı bir ortam var. Herkes evinde hazırladıklarını getirdi. Aile arasında yapıyorduk ama burada arkadaşlarımızla birlikte olmak çok güzel. Kendi aramızda büyük bir etkinlik oldu" dedi. İftar öncesinde yapılan duada katılımcılar hep birlikte ellerini açarak, "Milletimizi her türlü belalardan, musibetlerden uzak eyle. Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu cennet olan Ramazan’ı hayırlı eyle Ya Rabbi" duasına amin dedi. Okul yönetimi ve velilerin iş birliğiyle gerçekleştirilen imece usulü iftar programı, yalnızca bir yemek organizasyonu olmanın ötesine geçerek birlik ve beraberlik mesajı verdi. Ramazan ayının manevi ikliminde aynı çatı altında buluşan öğrenciler ve aileler, paylaşmanın ve dayanışmanın en güzel örneklerinden birini sergiledi.