SPOR - 05 Haziran 2016 Pazar 22:27

Okul Sporları Yıldızlar Final Yüzme Yarışları Sona Erdi

A
A
A
Okul Sporları Yıldızlar Final Yüzme Yarışları Sona Erdi

Türkiye Yüzme Federasyonu tarafından 3-5 Haziran tarihleri arasında Karabük’te düzenlenen Okullararası Yıldızlar final yüzme yarışları sona erdi.
Karabük Olimpik Kapalı Yüzme Havuzu’ndaki final yarışlarında, Türkiye ve KKTC’den 17 okuldan 306 sporcu mücadele etti.
Final yarışlarında kızlarda 50 metre kelebekte Aleyna Özkan ile erkeklerde Alper Kepir birinci oldu. Bayanlar 400 metre serbest yüzmede Gizem Güvenç, erkeklerde ise Yiğit Aslan birinci oldu. Bayanlar 200 metre kurbağa yüzmesinde Melike Sertler, erkeklerde Eren Genç birinciliği elde etti. Bayanlar 4x100 metre karışık yüzmede İstanbul Özel Çevre Ortaokulu takım halinde birinci oldu.
Erkekler açık yaşta, İstanbul Bilfen Çamlıca Ortaokulu, kızlarda ise İstanbul Özel Çevre Ortaokulu birinci oldu.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun Tarımsal üretimde Samsun başı çekiyor SAMSUN (İHA) – Yüzölçümünün yüzde 40’ına yakınında tarım yapılan Samsun, 12 farklı kalemde üretilen tarımsal ürünlerle Türkiye genelinde başı çekiyor. Bu ürünler arasında lahana, fındık, çeltik ve karnabahar öne çıkıyor. Samsun’un yüzölçümünün 380 bin 743 hektarlık alanı (yüzölçümünün yüzde 39,15’i) işlenen tarım alanı olarak dikkat çekiyor. Bu alanların 221 bin 780 hektarı tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerin ekildiği alanlardan oluşuyor. 19 bin 107 hektar alan nadasa bırakılırken, 11 bin 667 hektar alan sebze bahçesi, 128 bin 166 hektar alan meyve, içecek ve baharat bitkileri ekili alan, 23 hektar alan ise süs bitkileri ekili alan olarak belirtiliyor. Tarımsal ürün üretiminde Samsun, 12 farklı kalemde Türkiye genelinde ilk 5 sırada yer alıyor. Buna göre Türkiye’de yılda 327 bin ton olarak gerçekleşen lahana üretiminin yüzde 35’ini tek başına karşılayan Samsun, bu alanda 1’inci sırada bulunuyor. Ayrıca 173 bin 568 ton çeltik, 114 bin 89 ton fındık ve 59 bin 679 ton karnabahar üretimiyle ülke genelinde 2’nci sırada yer alıyor. Samsun, 445 ton kenevir, 13 bin 599 ton kivi, 19 bin 470 ton pırasa ve 12 bin 23 ton brokoli üretimiyle Türkiye’de 3’üncü sırada bulunurken; 5 bin 162 ton barbunya fasulye ve 6 bin 738 ton turp üretimiyle 4’üncü sırada yer alıyor. Ayrıca 158 bin 570 ton biber ve 7 bin 839 ton işlenmemiş tütün üretimiyle Türkiye genelinde 5’inci sırada yer alıyor.
Samsun Samsun’da siber güvenlik zirvesi: "Siber güvenlikte asıl oyun değiştirici gençlerin fikirleri olacak" Ondokuz Mayıs Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen I. Samsun Siber Güvenlik Zirvesi’nde, savunma sanayinde yerlileştirme, siber güvenlikte inovasyon ve gençlerin rolü ele alındı. Savunma Sanayii Başkanlığı yetkilileri, siber güvenlikte asıl oyun değiştiricinin gençlerin fikirleri olacağını vurguladı. Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ), Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı (OKA) ve Samsun İl Emniyet Müdürlüğü iş birliğinde I. Samsun Siber Güvenlik Zirvesi düzenlendi. Savunma Sanayii Başkanlığı, Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı ve Türkiye Siber Vatan programından yetkililerin katıldığı bu programda; siber güvenlikte yerlileştirme stratejisi, kişisel verilerin korunması, dijital dünyada bireysel güvenlik, SİBERVATAN Programı ve SİBERAY ile ilgili konuşma ve panel oturumları gerçekleştirildi. Akademisyenler, üniversite öğrencileri, kamu kurumları ve özel sektör temsilcileri programa katıldı. "Siber güvenlik ekonomik istikrarın ve toplumsal huzurun temel unsurlarından biridir" Programda ilk olarak konuşan OMÜ Rektörü Prof. Dr. Fatma Aydın, "Devletlerin altyapıları, kurumların iş süreçleri, üniversitelerin akademik verileri ve bireylerin günlük yaşamları büyük ölçüde dijital ortama taşınmıştır. Bu dönüşüm bizlere büyük imkânlar sunarken, aynı ölçüde ciddi riskleri de beraberinde getirmiştir. Bugün bir ülkenin enerji sistemleri, bankacılık altyapısı, ulaşım ağları, sağlık hizmetleri ve hatta savunma mekanizmaları siber uzayda hedef alınabilmektedir. Artık savaşlar yalnızca karada, havada ya da denizde değil; klavyelerle, algoritmalarla ve veri merkezleri üzerinden yürütülmektedir. Bu nedenle siber güvenlik, yalnızca bir bilişim konusu değil; ulusal egemenliğin, ekonomik istikrarın ve toplumsal huzurun temel unsurlarından biridir. Bu perspektifinden baktığımızda, siber güvenliği güçlü olmayan bir devlet; dış müdahalelere, ekonomik kayıplara ve itibar zedelenmesine açık bir yapı demektir. Nitelikli insan kaynağına, güçlü akademik çalışmalara ve yerli teknolojilere yatırım yapmadan, bu alanda sürdürülebilir bir güvenlikten söz etmemiz mümkün değildir. Üniversiteler olarak bizim sorumluluğumuz tam da burada başlamaktadır. Siber güvenlik alanında yapılacak her akademik çalışma, her disiplinler arası yaklaşım ve her yetiştirilen nitelikli insan kaynağı; ülkemizin dijital geleceğine yapılmış bir yatırımdır. Ancak mesele yalnızca devletler ve kurumlarla sınırlı değildir. Bireysel düzeyde siber güvenlik, artık herkesin günlük yaşamını doğrudan ilgilendiren bir konudur. Kişisel verilerimizin korunması, dijital kimliğimizin güvenliği, özel hayatımızın mahremiyeti; hepsi siber güvenlik bilinciyle doğrudan ilişkilidir. Ve doğru önlemler alınmadığında ciddi tehditlerle karşı karşıya kalınabilmektedir. "Siber güvenlik alanında asıl oyun değiştirici olan sizlerin fikirleri olacaktır" Savunma Sanayi Başkanlığı Siber Güvenlik ve Bilişim Sistemleri Daire Başkanı Murat Çizgel, "Bugün itibarıyla savunma sanayinde girmediğimiz bir ürün, yapmadığımız bir platform; önümüzdeki dönem itibarıyla da yurt dışına satmayacağımız bir platform yok. Hepsini bir şekilde Allah’ın izniyle gerçekleştiriyoruz ve gerçekleştirmeye de devam edeceğiz. Savunma sanayinde bu noktaya gelmenin temel sebeplerinden birincisi inançtır. Yapabileceğimize ve daha da önemlisi bunu yapmamız gerektiğine inandık. 1974 yılında Kıbrıs Barış Harekâtı bize şunu göstermiştir: Başkasının silahıyla ancak onun izin verdiği ölçüde sahada güçlü olabiliyorsunuz. Türkiye olarak hem kendi coğrafyamızda hem de dost ve müttefik ülkelerle birlikte güçlenme politikası izleyen bir ülke olarak, savunma sanayisini kendimiz üretmediğimiz takdirde savaş alanında gerçek anlamda güçlü olamayacağımızı gördük. Yaklaşık 25 yıl önce bu bir inançtı; "Ben bunu yapmak zorundayım ve yapabilirim." Ancak sadece inanmak yeterli değildi, bunun için bir strateji ortaya koymak gerekiyordu. Strateji, bugünden yarına sonuç alınabilecek bir süreç değildir. Öncelikle "yapmayı öğrenmek" kavramını oluşturduk ve yabancılarla iş yaparken onlardan nasıl yapılacağını öğrendik. Daha sonra sözleşmelerimizi bu doğrultuda oluşturduk ve süreçleri daha iyi kavradık. Ardından ortak üretim aşamasına geçtik; Biz de bir şeyler yapmaya başlayabiliriz, gelin beraber yapalım dedik. Bu süreçte kendimize olan güvenimiz daha da arttı. 2004 yılı çok önemli bir dönüm noktasıdır. Bu yıl, artık belli bir noktaya geldiğimizi ve kendi gücümüzle bir şeyler yapabileceğimizi gördük; siyasi irade ortaya kondu ve bugün adını andığımız birçok savunma sanayi ürününün yurt içinde geliştirilmesi kararı alındı. Çünkü inovasyonun en güçlü olduğu dönem, siz gençlerin şu anda sahip olduğu hayal gücüdür. Siber güvenlik alanında, uçak geliştirmek gibi devasa altyapılar kurmaya ihtiyaç olmadığını biliyoruz. Burada sizlerden beklentimiz; olmayanı, farklı olanı düşünmeniz ve hayallerinizi gerçeğe dönüştürmenizdir. Devlet olarak gençlerimize diyoruz ki, inovatif fikirlerinizle bize destek olun; biz de devlet olarak bu inovatif fikirleri öncelikli olarak destekleyelim. Yerli olmayan, henüz millîleştiremediğimiz ürünler varsa, onları yerli hâle getirmek için devlet desteği sunmaya devam edeceğiz. Ancak biri çıkıp ’Ben klasik bir firewall yerine farklı bir yapı öneriyorum ve bu yapı çok daha iyi olacak. Biz bunu üç arkadaş düşündük, lütfen bizi destekleyin’ dediğinde, bizim önceliğimiz bu inavasyon fikirler olacaktır. Çünkü bu tür yaklaşımların küresel ölçekte başarı şansı çok daha yüksektir. Artık 25–30 yıldır yapılan bir ürünün yerine yeni bir yaklaşım sunduğunuzda ve bunun çok daha güvenli olduğunu ortaya koyduğunuzda, sürdürülebilir bir ürün geliştirmiş olursunuz. Siber güvenlik alanında asıl oyun değiştirici olan sizlerin fikirleri olacaktır. Bizler de devlet olarak bu fikirlerin destekçisi olacak ve sizlerin yanında duracağız. Elbette yerli olmayan siber güvenlik ürünlerini millîleştirme hedefimiz devam etmektedir; ancak inovatif yaklaşımlarla bize gelmeniz durumunda bu fikirler destekleme süreçlerinde çok daha öncelikli olacaktır. Bunun haricinde de devletin sizlere sunması gereken destekler bulunmaktadır" diye konuştu. Programda ayrıca Samsun Cumhuriyet Başsavcı Vekili Turgut Türkmen de bilişim suçlarının bireysel etkileri üzerine bir konuşma gerçekleştirdi. Programa ayrıca Samsun Valisi Orhan Tavlı, Samsun Cumhuriyet Başsavcısı Mehmet Sabri Kılıç, Samsun Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Salih Zeki Murzioğlu katıldı. Samsun Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerinin bilgilendirmesiyle program sona erdi.
Bilecik Bilecik’te çöp tesisinin suyu kesilince salgın riski oluştu Bilecik’te çöp bertaraf işi yapan Biosun Entegre Katı Atık Tesisi ile Karasu Su Birliği arasında yaşanan anlaşmazlık sonrası tesisin suyu kesilirken kentte salgın riski oluştu. Bilecik Belediyeler Birliğine bağlı Biosun Entegre Katı Atık Tesisi ile CHP’li Bilecik Belediye Başkanı Melek Mızrak Subaşı’nın başkanlığını yürüttüğü Karasu Su Birliği arasında sayaç, abonelik ve metreküp fiyatının 5 TL’den 50 TL’ye çıkarılmak istenmesi üzerine anlaşmazlık yaşandı. Bilecik Karasu İçme Ve Kullanma Suyu İşletme Birliği Başkanlığı bunun üzerine tesisin 8 yıldır kullandığı suyu kesti. Yaşanan su kesintisi sonrası firma çevre ilçe ve köylerde tankerler su taşımaya başladı. Hal böyle olunca günde 200-225 ton çöpün toplandığı tesiste su sıkıntısı yaşanmaya başladı. İlgili kurumlara salgın riskine karşı dilekçe verdiler Biosun Entegre Katı Atık Tesisi yetkileri yaşanan bu olaylardan sonra Bilecik İl Sağlık Müdürlüğü ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’ne yazı yazdı. Yazıda, Bilecik’in evsel nitelikli katı atıklarının ve tıbbi atıklarının toplandığı tesiste bulunan işçilerin hijyeninin sağlanamadan şehre dağıldığı, evsel nitelikli katı atıkları ve tıbbi atıkları toplayan araçların yıkanması ve dezenfektesinin yapılamadığı konularına değinildi. Ayrıca dilekçede bu hususun Bilecik halkında salgına sebebiyet verebileceği bildirildi.
Mersin Mersin’de sağlıksız ürün satan kantine ceza Mersin’in merkez Akdeniz ilçesinde, okul kantinlerine yönelik denetimlerini sürdüren zabıta ekipleri, sağlıksız ürün sattığı tespit edilen bir kantin işletmecisine idari para cezası uyguladı. Akdeniz Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri, ilçe genelindeki okullarda bulunan kantinlere yönelik denetimlerini aralıksız sürdürüyor. İkinci eğitim-öğretim döneminin başlamasıyla birlikte sıklaştırılan denetimlerde, öğrencilerin sağlığını tehdit edebilecek unsurlar titizlikle inceleniyor. Ekipler tarafından gerçekleştirilen kontrollerde; menşei belli olmayan, merdiven altı üretim olarak tabir edilen, son kullanma tarihi geçmiş ya da bozulmuş ürünlerin satışa sunulup sunulmadığı denetlendi. Ayrıca kantinlerin genel hijyen durumu, gıda muhafaza şartları ve çalışan personelin temizlik kurallarına uyumu da kontrol edildi. Denetimler sırasında, öğrenci sağlığını tehdit edebilecek nitelikte ürünlerin satışını yaptığı belirlenen bir kantin işletmecisine idari para cezası kesildi. Ruhsatı bulunmadığı tespit edilen bir kantin işletmesine ise eksikliklerini gidermesi için yasal süre tanındı. Denetimlerle ilgili açıklama yapan Akdeniz Belediyesi Zabıta Müdürü Ufuk Sivaslıoğlu, çocukların sağlığının öncelikleri olduğunu belirterek, "Geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızın sağlığı bizim kırmızı çizgimizdir. Okul kantinlerinde satılan her ürün, hijyenik ve mevzuata uygun olmak zorundadır. Uyarılarımıza rağmen sağlıksız ürün satışına devam eden ya da eksiklerini gidermeyen işletmelere bir sonraki denetimlerde yasa gereği cezai işlem uygulanacaktır" dedi. Sivaslıoğlu, belediye yönetiminin talimatları doğrultusunda öğrencilerin ve velilerin güvenle alışveriş yapabilmesi için denetimlerin düzenli olarak sürdürüleceğini kaydetti.
Adıyaman ‘Adıyaman’ı geleceğe hazırlamak’ temalı iklim değişikliği çalıştayı düzenlendi Adıyaman Üniversitesi tarafından "Adıyaman’ı geleceğe hazırlamak" temasıyla düzenlenen iklim değişikliği çalıştayı, kamu kurumları ile akademik çevreleri bir araya getirdi. Adıyaman Üniversitesi Mustafa Vehbi Koç Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen programa, Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere, Adıyaman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Keleş, Cumhuriyet Başsavcısı Gökhan Şahin, kurum müdürleri, STK temsilcileri ile üniversitenin akademik ve idari personeli ile öğrenciler katıldı. Çalıştayın açılışında konuşan Başkan Tutdere, iklim değişikliğinin etkilerinin artık günlük yaşamda doğrudan hissedildiğini belirterek, bu sürece bilimsel veriler ışığında hazırlanmanın zorunlu olduğunu ifade etti. Tutdere, üniversite-yerel yönetim iş birliğinin sürdürülebilir şehirler açısından kritik rol oynadığını dile getirdi. Başkan Tutdere, "İklim değişikliği ve ortaya çıkardığı sonuçlar hepimizin hayatını doğrudan etkiliyor. Adıyaman olarak bu küresel sorunun etkilerini özellikle içme suyu alanında uzun süredir yaşıyoruz. Atalarımızın gürül gürül aktığını anlattığı pınarların büyük bir kısmı kurudu ya da ciddi debi kaybı yaşadı. Kentlerimizi yeni şartlara hazırlamak, insanlarımızın iklim değişikliğinden en az düzeyde etkilenmesini sağlamak; ancak bilimsel çalışmalar, toplantılar ve bu çalıştaylar sonucunda ortaya konulacak yol haritalarıyla mümkündür. Üniversiteler bulundukları şehirlere ışık tutan çok kıymetli kurumlardır. Akademisyenlerimizin ortaya koyduğu çalışmalar ve öğrencilerimizin aldığı eğitim, hem kentimiz hem de ülkemiz için büyük önem taşıyor. Adıyaman Belediyesi olarak, bu şehri geleceğe hazırlarken bilimin rehberliğinde hareket etmeye devam edeceğiz. Katkı sunan tüm kurumlara ve akademisyenlerimize teşekkür ediyorum" dedi. Açılış konuşmalarının ardından başlayan çalıştay, teknik sunumlarla devam etti. Adıyaman Belediyesi Su ve Kanalizasyon İşleri Müdürü Ali Çoktaşar, belediyenin içme suyu projeleri, su kaynaklarının verimli kullanımı ve yeraltı suyu potansiyeline ilişkin kapsamlı bir sunum gerçekleştirdi. Sunumda, Sitilce bölgesindeki mevcut arıtma tesisinin kapasitesinin deprem konutlarıyla birlikte artırılacağı, günlük hizmet verilen nüfusun 180 binden 250 bine çıkarılmasının hedeflendiği belirtildi. Ayrıca, değişen yağış rejimi nedeniyle sel ve taşkın risklerinin arttığına dikkat çekilerek, mevcut isale hatlarının kentin artan nüfusunu karşılamakta yetersiz kaldığı ifade edildi. Bu kapsamda, Atatürk Barajı’ndan Adıyaman’a içme suyu temini projesine ilişkin çalışmaların başlatıldığı, 13 Ocak’ta yer tesliminin yapıldığı ve proje sürecinin devam ettiği bilgisi paylaşıldı. Üç oturumdan oluşan çalıştay, iklim değişikliğiyle mücadelede uyum ve azaltım politikalarının yerel düzeyde güçlendirilmesi, kurumlar arası iş birliğinin artırılması ve ortak çözüm önerilerinin geliştirilmesi hedefiyle sona erdi.