EĞİTİM - 10 Nisan 2026 Cuma 15:14

KBÜ Senatosu’nda akreditasyon ve uluslararası gelişmeler görüşüldü

A
A
A
KBÜ Senatosu’nda akreditasyon ve uluslararası gelişmeler görüşüldü

Karabük Üniversitesi (KBÜ) Senatosu’nda uluslararası başarılar ve akreditasyon süreci ele alındı.


Karabük Üniversitesi Nisan ayı Senato Toplantısı, Rektör Fatih Kırışık başkanlığında gerçekleştirildi.


Toplantıda üniversitenin kurumsal akreditasyon başarısı ile uluslararası sıralamalardaki yükselişi öne çıktı.


Senato gündeminde akademik performans, bilimsel üretim ve kurumsal gelişim hedefleri ele alınırken, SCImago verilerine göre üniversitenin son yıllardaki yükselişi dikkat çekti.


Karabük Üniversitesi’nin dünya sıralamasında 2023’te 106’ncı sıradan 2026 yılında 52’nci sıraya yükselmesi önemli bir başarı olarak değerlendirildi.


Toplantıda ayrıca İsrail Parlamentosu’nun idam cezasına yönelik düzenlemesine ilişkin ortak bir metinle kınama yapılarak, insan hakları ve yaşama hakkına vurgu yapıldı.


Rektör Fatih Kırışık, kurumsal akreditasyonun üniversite için önemli bir eşik olduğunu belirterek, çalışmaların kalite odaklı şekilde sürdürüleceğini ifade etti. Veri yönetiminin araştırma üniversitesi olma yolunda kritik bir rol oynadığını vurgulayan Kırışık, akademik birimlerin performanslarının ve bilimsel üretimin artırılmasına yönelik çalışmaların devam ettiğini kaydetti.


Toplantıda ayrıca patent, atıf ve bilimsel yayın sayılarının artırılması, akademisyenlerin yenilikçi projelere yönlendirilmesi ve üniversitenin uluslararası görünürlüğünün güçlendirilmesi konuları da değerlendirildi.


Senato toplantısı, üniversitenin araştırma üniversitesi olma hedefi doğrultusunda mevcut başarıların sürdürülebilir hale getirilmesi gerektiği vurgulanarak sona erdi.



KBÜ Senatosu’nda akreditasyon ve uluslararası gelişmeler görüşüldü

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Edirne Edirne’de Filistin’e destek gösterisi Edirne’de cuma namazı çıkışında Eski Cami önünde toplanan kalabalık, Filistin’e destek amacıyla basın açıklaması gerçekleştirdi. Edirne’de cuma namazı çıkışı Eski Cami önünde bir araya gelen Filistin’e Destek Platformu üyeleri ve vatandaşlar, İsrail’in Filistinli esirleri hedef alan "idam yasası" ile Gazze’deki soykırımı protesto etti. Grup adına basın açıklamasını okuyan Eyüp Açıkgöz, Filistin’de yaşanan insani dramın uluslararası kamuoyunun gündeminde tutulması gerektiğini vurgulayarak, sivillere yönelik saldırıların kabul edilemez olduğunu ifade etti. Gözü dönmüş, azgın bir grup siyonist tarafından planlanmış ve uygulamaya konulmuş akıl almaz bir dönemin yaşandığını söyleyen Açıkgöz, tüm değerlerin yok sayıldığı, çiğnendiği bir zaman diliminden geçildiğini, insanlığın adeta azgın ve sapkın bir ideoloji tarafından rehin alındığını belirtti. Filistin topraklarında sivillere yönelik saldırıların yanı sıra idam uygulamalarının da kabul edilemez olduğunu aktaran Açıkgöz, uluslararası kamuoyuna harekete geçme çağrısında bulundu. 165 İranlı öğrencinin siyonist rejim tarafından okul sıralarında katledilmesi ve bu katliamın küresel vicdanda yeteri kadar yer bulmamasının sarsıntısını yaşadıklarını belirten Açıkgöz, bugün burada olduğu gibi dünyanın dört bir yanından yükselen itiraz seslerinin bir nebze olsun umutlarını yeşerttiğini dile getirdi. Mescid-i Aksa’nın ibadete kapatılmasının İslam’ın ve Müslümanların izzetine yapılmış bir saldırı olduğuna dikkat çeken Açıkgöz, ortaya konulan bu cürümlere karşı mücadelenin kıyamete kadar devam edeceğini belirtti. Açıkgöz, meşrep, mezhep, siyasi görüş, din ve dil ayrımı yapmaksızın küresel bir direniş hareketi başlatmakta ve siyonist rejimle mücadele etmekte kararlı olduklarını söyledi. Katılımcılar, Filistin halkıyla dayanışma mesajı vererek, bölgede kalıcı barışın sağlanması çağrısında bulundu. Filistin halkı için yapılan duanın ardından kalabalık olaysız şekilde dağıldı.
İstanbul Gezer Ayakkabı, 2026 İlkbahar-Yaz Koleksiyonu’nu tanıttı Gezer Ayakkabı, 1968 yılına dayanan köklü mirasını 2026’nın fütüristik çizgileriyle birleştirerek 2026 İlkbahar-Yaz Koleksiyonu’nu düzenlenen lansman ve fuar etkinliğiyle tanıttı. "Her Adımda Mutluluk" mottosuyla hazırlanan koleksiyon, sektörün önde gelen firma yetkililerinin katılımıyla şirketin genel merkezinde görücüye çıktı. Gezer Ayakkabı, 2026 İlkbahar-Yaz Koleksiyonu’nu düzenlenen lansman ve fuar etkinliğiyle tanıttı. Lansman kapsamında açıklamalarda bulunan Gezer Ayakkabı Genel Müdürü Osman Özalp, yeni koleksiyonu markanın geçmişine bir saygı duruşu olarak nitelendirdi. Özalp, "Bizim için ‘Her Adımda Mutluluk’ sadece bir slogan değil, üretimimizin her aşamasına sirayet eden bir yaşam biçimi. 2026 yaz koleksiyonumuzda yarım asırlık tecrübemizi modern formlarla buluşturduk. Tasarım ekibimizin ana odağı, kullanıcının sadece şık görünmesi değil; yazın enerjisini en yüksek konfor ve zarafetle hissetmesiydi" ifadelerini kullandı. Yılda 2 bin model geliştirme kapasitesi Şirketin Ar-Ge gücüne dikkat çeken Özalp, terlikten çizmeye, sandaletlerden panduf ve ayakkabıya kadar uzanan geniş ürün yelpazesinde farklı satış kanalları için yılda yaklaşık 2 bin farklı model geliştirme kapasitesine sahip olduklarını belirtti. Özalp, her modelde estetik, dayanıklılık ve ergonomiyi bir mühendislik hassasiyetiyle birleştirdiklerini vurguladı. 3D modelleme ile tasarım süreçlerinde dönüşüm Lansmanın en dikkat çekici başlıklarından biri ise şirketin tasarım süreçlerinde kullanmaya başladığı 3D modelleme teknolojileri oldu. Özalp, bu dönüşümün üretim süreçlerine sağladığı katkıları şöyle anlattı: "3D tasarım araçları sayesinde ürünler daha üretim aşamasına geçmeden dijital ortamda tüm detaylarıyla görselleştiriliyor. Bu da hız ve hassasiyet sağlıyor. Fiziksel prototip ihtiyacının ortadan kalkmasıyla malzeme israfı minimuma indiriliyor ve üretim süreçleri ciddi oranda hızlanıyor. Aynı zamanda tasarım ekipleri dünyanın farklı noktalarından dijital ortamda ortak projeler yürüterek küresel iş birliğini güçlendiriyor." Şirketin tasarım sürecinin; analiz ve fikir geliştirme, 3D modelleme ile render alma, taban ve kalıp tasarımı, 3D baskı ile hızlı prototipleme aşamalarından oluştuğu belirtildi. Sürdürülebilirlik vurgusu 2026 yaz koleksiyonunda sentetik deri, hakiki deri, PU, EVA, PVC, mikro enjeksiyon ve özel tekstil dokularından oluşan geniş bir materyal havuzunun yer aldığı aktarıldı. Özalp, bu materyallerin çevre dostu üretim süreçleriyle desteklendiğini ifade ederek, "Sürdürülebilirlik bizim için bir trend değil, doğaya ve insana duyduğumuz saygının bir yansımasıdır" dedi. Dijital altyapı ve satış kanalları güçleniyor Lansmanla birlikte ön sipariş sürecinin başladığını da duyuran Özalp, beklentilerin üzerinde bir taleple karşılaştıklarını söyledi. Yeni koleksiyonun fabrika toptan satış mağazaları, resmi web sitesi ve seçkin pazaryerlerinde kademeli olarak yerini almaya başladığı kaydedildi. Markanın perakende tarafında dijital altyapısını güçlendirerek tüketicilerin yeni tasarımlara her noktadan ulaşabilmesini hedeflediği belirtildi.
Kastamonu Araçlarında ve evdeki hava fritözü içerisindeki uyuşturucuyla yakalanan sanıkların yargılanmasına başlandı Kastamonu’nun Tosya ilçesinde jandarma ekipleri tarafından düzenlenen uyuşturucu operasyonunda yakalanan 3 sanığın yargılanmasına başlandı. Tutuklu sanıklardan O.D., uyuşturucuyu arkadaşı H.C.Ş.’nin kardeşlerine bakabilmek için sattığını söyledi. Olay, 2025 yılında Tosya Sanayi Sitesinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Tosya İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri, bir ihbarı değerlendirerek şüphelendikleri bir aracı durdurdu. Durdurulan araçta yapılan aramada araç içerisinde şoför kapısı ile koltuk arkasında tütün paketi içerisinde 90 gram bonzai maddesi ele geçirildi. Araçta bulunan M.A., O.D. ile H.C.Ş.’nin üzerinden 2,30 gram bonzai maddesi bulundu. Olay sonrası uyuşturucu madde ile yakalanan M.A., H.C.Ş. ile O.D.’nin ev ve eklentilerinde jandarma ekiplerince yapılan aramalarda mutfakta 1 adet hassas terazi, fritöz içerisinde 5 gram bonzai maddesi, ayrı bir poşetin içinde 2,90 gram bonzai maddesi ve aseton kutusunda bonzai maddesi ile 5 adet sentetik ecza hapı ele geçirildi. Operasyonun ardından gözaltına alınan H.C.Ş. ile O.D., çıkarıldıkları adli makamlarca tutuklanırken, M.A. ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Olay sonrasında sanıklar M.A., H.C.Ş. ile O.D. hakkında Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesinde "Uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama" suçundan dava açıldı. Duruşmada kendisini savunan tutuklu sanık O.D., "Olay günü H.C.Ş. beni aradı. Yeni malzeme yaptığını söyledi. Çalıştığım için yemek molasına çıkabileceğimi söyledim. Öğlen yemek molasına çıktığımda yanına gittim. İşten çıktığımda üzerimden çıkan uyuşturucu maddeyi bana o verdi, parayı akşama verebileceğimi söyledim, o da kabul etti. Biz, yemek yerken jandarma ekipleri geldi. Üzerimde suç unsuru olup olmadığını sorduklarında cebimde bulunan uyuşturucu maddeyi teslim ettim. H.C.Ş., maddeyi benim hırkamdan çıkardığımı söylemiş, güvenlik kamerası kayıtları izlendiğinde üzerimde sadece tişört olduğu görülmektedir. O maddeyi koyabilecek hiçbir yer yok üzerimde. Affınıza sığınarak beraatımı talep ediyorum" dedi. H.C.Ş.’nin uyuşturucu maddeyi M.A.’dan aldığını söylediğini ifade eden O.D., "’Ben senin arkadaşınım, benden de mi para alacaksın’ dediğimde, ‘ben de 9 bine 3 gram ham madde halinde Muhammet’ten alıyorum’ diye söyledi. Ben ondan hiç para karşılığında uyuşturucu almadım. Önceki ifademde, uyuşturucunun etkisinde olduğum için ’aldım’ demiş olabilirim. Sentetik ecza hapı ve bonzai kullanıyorum. İlk cezaevine girdiğimizde 3 gün beraber kaldık, babası cezaevine girdiği zaman kardeşlerine bakmak için zorluk çektiğini, onun için bu işi yaptığını söyledi. H.C.Ş., arabaya benim koyduğumu söylüyor, torpido varken neden onun tarafına koyayım? Bana vermesi için arabaya bindik. H.C.Ş. daha önce bana para gönderdi ama borç olarak gönderdi. Beraatımı talep ederim" dedi. "Babam cezaevine girince boşluğa düştüm, uyuşturucuyla avuttum kendimi" Tutuklu sanık H.C.Ş. ise, "Babamın cezaevine girmesinden dolayı boşluğa düştüm, kendimi uyuşturucuyla avutuyordum. M.A. ve O.D. ilk uyuşturucuyu içirdi. Sigaranın içine esrar koymuş, ben de bunu içtim, sonra bağımlı oldum. Bunun karşılığında ücret talep etmediler, daha sonra benden para talep etmeye başladılar. Para karşılığında M.A. ve O.D.’den uyuşturucu satın aldım. M.A. ve O.D. bana IBAN gönderdi, ben hesaplarına havale yaptım, mesaj konuşmaları da yaptı. Yakalandığımız gün O.D. beni motosikletiyle almaya geldi, benim arabam başkasındaydı. Ben ona emanet etmiştim, ’arabayı almaya gidelim’ dedim. Arabam M.A.’nın dükkanının önündeydi. Arabayı aldıktan sonra O.D. tütün paketini gösterdi. Ben de merak edip aldım, içini açtığımda yaş tütün vardı. Olay günü biz bakkala gittik, sigara aldık, sanayiye gittik. Ben araçtan indim, selamlaşırken O.D. 3-4 dakika sonra aşağı indi arabadan, ondan sonra onlar yemek yiyordu. ‘Okan gel, biz de yemek yiyelim’ dedim, lokantaya gittik. Lokantadayken yemeği söyledik, o sırada O.D., M.A.’nın dükkanına tekrar girdi, araç da M.A.’nın dükkanındaydı. Daha sonra yemek yedik, ardından jandarma ekipleri geldi, bizi aldı. O.D.’den çıkan uyuşturucuyu ben zaten ondan alacaktım. O.D. bana vermek için hazırlamıştı. Arabada çıkan 90 gram bonzai O.D.’ye ait" diye konuştu. "Annem ve ablam fritöz içine koymuş, evde olduğundan hiç haberim yok" Evinde çıkan uyuşturucunun ise M.A.’ya ait olduğunu ileri süren H.C.Ş., "İki gün önce M.A.’nın dükkanında alkol almıştık. Uyuşturucu da vardı bunun yanında, biz bunu içtik. Ben alkollü, uyuşturuculu olduğum için sızmışım. M.A., beni evin önüne bırakmış, ben yan koltukta oturuyorum, o tütün ve boş aseton kabını benim tarafıma atmış, ben de çöpe atmak amacıyla cebime koymuştum, eve o vaziyette çıktım. Daha sonra ailem onu almış, saklamışlar, babam cezaevinden çıkınca ona göstermek için bunu yapmışlar. Teraziyle benim hiçbir alakam yok, hiç kullanmadım. Mutfakta görünce belki dokunmuşumdur ama hiç uyuşturucu satmakta kullanmadım. Ablam onu evde kullanmak için almış. Annem ve ablam fritöz içine koymuş, evde olduğundan hiç haberim yok" diye konuştu. Tutuksuz yargılanan sanık M.A. da, "Ben sanıkların iddialarını kabul etmiyorum. Olayla alakalı en ufak bir bilgim yoktur. Eve bıraktığımda ben tek değildim, yanımda arkadaşım vardı. Kesinlikle uyuşturucu madde yoktu, alkolden sızdı" şeklinde konuştu. Tanıkları ve sanık avukatlarını da dinleyen mahkeme heyeti, tutuklu sanıkların tutukluluğunun devamına karar vererek duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.
Kastamonu Kastamonu’da yangına hassas köylere 20 su tankeri dağıtıldı Kastamonu’da yangına hassas köylere 3 ton kapasiteli 20 çekilebilir yeni su tankeri dağıtıldı. Kastamonu Orman Bölge Müdürü Hasan Yaslıkaya, şu ana kadar dağıttıkları su tankerleriyle toplamda 856 yangına müdahale edildiğini söyledi. Kastamonu Orman Bölge Müdürlüğü, orman yangınlarına karşı alınan önlemleri güçlendirmeye devam ediyor. Kastamonu Orman Bölge Müdürlüğü tarafından 2025 yılına kadar yangına hassas köylere toplam 284 su tankeri dağıtımı yapıldı. Bu kapsamda Kastamonu Orman Bölge Müdürlüğü tarafından 3 ton kapasiteli 20 çekilebilir yeni su tankeri daha dağıtıldı. Son dağıtılan tankerlerle birlikte 304’e yükseldi. Toplam su taşıma ve müdahale kapasitesi ise 710 ton olarak açıklandı. Şu ana kadar dağıtılan su tankerleriyle 454 orman yangına, 402 kırsal alan ve ev yangını olmak üzere toplamda 856 adet yangına müdahale edildi. Kastamonu Orman Bölge Müdürlüğü yerleşkesinde gerçekleştirilen dağıtım töreninde konuşan Kastamonu Orman Bölge Müdürü Hasan Yaslıkaya, orman yangınlarıyla mücadele su tankerlerinin hayati önem taşıdığını belirterek, çekilebilir su tankerlerinin özellikle ulaşılması güç noktalarda yangınla mücadele çalışmalarında büyük katkıları olduğunu kaydetti. Kastamonu Orman Bölge Müdürü Hasan Yaslıkaya, "Orman köylülerimize yangında ilk müdahaleleri yapmaları için yangın söndürme tankerlerini teslim ediyoruz. İnşallah iyi günlerde, yangınsız günlerde tarım ve ziraat için kullanmak nasip olur. Bölgemiz kadim şehir Kastamonu, şehitler diyarı biliyorsunuz. Aynı zamanda Orman Genel Müdürlüğümüz, Milli Savunma Bakanlığı ve Emniyet Teşkilatı’ndan sonra 150’ye yakın şehidiyle en çok şehit veren üçüncü kurumdur. Yeşil vatanımız için canını feda eden arkadaşlarımızla yurdumuzun çeşitli yerlerinde, değişik zamanlarda şehit olanlara Allah’tan rahmet şehadetlerini kabul olmasını diliyorum" dedi. "Şu ana kadar dağıttığımız tankerlerle toplam 856 adet yangına müdahale edildi" Yangın söndürme tankerlerinin kendileri için çok önemli olduğunu vurgulayan Yaslıkaya, "Özellikle yerleşim yerlerinden uzak yerlerde meydana gelen yangınlarda ilk müdahale de önem kazanıyor. Arazözlerimize ve su kaynaklarına, su ikmal açısından çok büyük önem taşıyor. Biz, bu mücadeleyi şimdiye kadar orman köylerimizle omuz omuza yaptık. Onlardan Allah razı olsun bir kez daha. Bu konuda hassasiyetleri gerçekten bize olan destekleri en üst seviyede. Şimdiye kadar dağıttığımız su tankerleri 284 adet tanker dağıttık. Bu tankerler 454 tane orman yangını, 402 tane kırsal alan ve ev yangını olmak üzere toplam 856 adet yangına müdahale ettiler. Keşke olmasa ama bu felaketler meydana geldiğinde de bu tür alet ekipmanlar da bizim mücadele gücümüze güç katıyor. İnşallah bundan sonra da bu felaketler olduğunda da arkadaşlarımızdan destek ve güç alacağız" diye konuştu. Orman köylülerine bu yıl Orköy Projesi kapsamında su tankerlerinden verdiklerini söyleyen Yaslıkaya, "Tankerleri proje kapsamında vermeye başladık. 3 tonluk ve 4 tonluk su tankerleri verebiliyoruz. 3 tonluk tankerler 180 bin lira bütçeyle veriliyor. 4 tonluklar 200 bin lira bütçeyle veriliyor. Bu Orköy Projesi yüzde 20’si hibe hiç faiz almıyoruz. Kalanını da 5 eşit taksitte yılda bir defa olmak üzere köylerimiz bize ödüyorlar. Bu sene yüzde 20’nin üzerinde bu şekilde Orköy’den projelendirilmiş yine su tankerleriyle orman köylerimizi destekleyeceğiz. İnşallah bölge müdürlüğümüze, orman köylerimize, ormanlarımıza hayırlı uğurlu olur. Biz, bu tankerleri dağıtırken de çok hassas davranıyoruz. Özellikle yangına hassas ormanları olan, yerleşim yerlerine uzak olan, bizim ekiplerimizin konuşulan yerler uzak olan en riskli yerlerden başlayarak daha az riskli yerlere doğru sıralamamızı yaptık. Bu sıralamada da devam ediyoruz. Bu sene de alımlarımız devam edecek" şeklinde konuştu. "Acil yardımlarda kullanılmak üzere tankerimizi devletimiz bizlere verdi" Gelinören köyü muhtarı Erdal Külcü ise teşekkürlerini ileterek, "Devletimizden Allah razı olsun. Orman köylülerimize vermiş oldukları bu tankerler çok güzel bir sistem. Kastamonu’nun coğrafyası geniş, köylerimiz parça parça orman bölgesi olduğu için bir nebzede olsa acil yardımlarda kullanılmak üzere tankerimizi devletimiz bizlere verdi. Bölge Müdürümüze ve işletme müdürlerimize ve personeline ayrı ayrı teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu. Konuşmaların ardından İl Müftüsü Bekir Derin tarafından dua edildi. Törende, su tankerlerinin özellikleri anlatıldı ve kullanım tatbikatı yapılarak su tankeri kullanan orman yangını gönüllerine sertifikaları verildi.