EKONOMİ - 29 Ocak 2022 Cumartesi 12:26

OKE’den enerjiye yerli katkı

A
A
A
OKE’den enerjiye yerli katkı

Oltan Köleoğlu Enerji (OKE) tarafından Karaman’a kurulan Avrupa’nın en yüksek kapasiteli Biyokütle Enerji Santrali 1 Ocak 2022 itibarı ile temiz enerji üretimine başladı.

Oltan Köleoğlu Enerji (OKE) tarafından Karaman’a kurulan Avrupa’nın en yüksek kapasiteli Biyokütle Enerji Santrali 1 Ocak 2022 itibarı ile temiz enerji üretimine başladı.


Yılda 320 milyon kilowatt saat (kwh) elektrik üretecek olan santral, yaklaşık 200 bin hanenin elektrik ihtiyacını karşılayacağı gibi 100 bin çiftçiye 250 milyon lira doğrudan ek gelir imkanı sağlayacak. Bünyesinde 250 işçi çalıştıran santral, dolaylı olarak 10 bin kişiye de istihdam sağlamış olacak.



“Biyokütle enerji santrali tamamen yerli ve millidir”


Biyokütle Yatırım Koordinatörü Anıl Badem, Karaman’ın Sudurağı beldesi yakınlarında kurulan ve üretime bu yılbaşında başlayan Biyokütle Enerji Santrali’nin temiz enerji üretimi ile tamamen yerli ve milli olduğunu söyledi. Badem, dünyada en önemli çevre sorunu haline gelmiş olan ve gelecek nesillerin hayatını tehdit eden iklim değişikliği ile mücadele kapsamında çözüm yenilenebilir enerji kullanımının artırılması doğrultusunda bu tür yatırımların teşvik edildiğini belirterek, “Yenilenebilir enerji türleri içerisinde biyokütle anahtar bir rol oynamaktadır. Çünkü güneş panelleri güneş varken elektrik üretebilmekte, rüzgar santralleri rüzgar varken çalışabilmektedir. Hava durumundan bağımsız olarak düzenli ve sürekli çalışabilecek en önemli yenilenebilir enerji kaynaklarından birisi biyokütle enerjisidir” dedi.


Badem, sözlerine şöyle devam etti:


“Yenilenebilir enerji kaynakları içerisinde önemli bir yere sahip olan biyokütle, sürdürülebilir kalkınma modelleri içerisinde çevre ve enerji fonksiyonları açısından önemlidir. Biyokütle sadece sürdürülebilir kalkınmaya katkıda bulunmakla kalmayıp, aynı zamanda dünya nüfusunun tamamına enerji güvenliği sağlamakta ve sera gazı emisyonlarını azaltmaktadır. Yerli ve yenilenebilir enerji teknolojileri konusunda, ülkemizin kaynakları ile yatırımlar gerçekleştiren, yoğun AR-GE faaliyetleri yürüten Oltan Köleoğlu Enerji olarak ülkemizin değerlendirilmeyen tarımsal ve orman ürünleri atıklarını elektrik enerjisine dönüştürerek, ithalatımızın en büyük kalemi olan enerji alanında ülke ekonomimize katma değer üretmek amacıyla 2018 yılında Çorum Mecitözü ilçesinde 5 megawatt (mw), 2020 yılında Afyonkarahisar Çay ilçesinde 27 mw, 2021 yılı Ocak ayında Samsun Çarşamba ilçesinde 27 mw Biyokütle Enerji Santrali Projelerimiz tamamlanmış ve devreye alınmıştır. Ardından alanında Türkiye ve Avrupa’nın en yüksek kapasitesine sahip 40 mw Karaman Biyokütle Enerji Santralimiz 1 Ocak 2022 tarihi itibari ile temiz enerji üretimine başlamıştır. Projemizin gerçekleştirildiği Karaman Sudurağı beldesi ve komşu ilçelerdeki çiftçiler düşünüldüğünde toplamda, yaklaşık 100 bin çiftçiye doğrudan ek gelir imkanı sağlanarak, ciddi bir kırsal kalkınma hamlesi gerçekleştirilecektir. Satın alınacak olan tarım ve orman ürünleri atıkları ile bölgelere her yıl yaklaşık 250 milyon lira doğrudan gelir desteği sağlanmış olacaktır. Her yıl anız yakılması neticesinde, tarım arazilerimizde ciddi verim kayıpları ve hava kirliliği oluşmaktadır. Anız olarak yakılan ayçiçek, çeltik ve mısır sapları, projelerimiz ile ülke ekonomisine kazandırılacak, tarımsal verim artırılacak ve çevresel kirliliğin önüne geçilecektir. Proje ile anız yakılmasının önüne geçildiğinde, tarım arazilerimizde verim artışı sağlanacaktır. Bu sayede sağlanan verim artışı ile her yıl binlerce dekar arazinin tarımsal üretimine eş değer bir kazanım ortaya çıkacaktır.”



“Güneş enerji santrali ve modern sera projesi”


İleriki aşamada sera projelerinin olduğunu da kaydeden Anıl Badem, “Projemizin ilerleyen aşamalarında tesisin iç enerji ihtiyacını karşılayacağımız hibrit güneş enerji santrali ve sistemin atık ısısının değerlendirileceği 90 bin metrekare alan üzerine modern topraksız sera kurulması planlanmaktadır. Tesisin ilerleyen aşamalarında devreye almayı düşündüğümüz güneş enerji santrali ve modern sera projelerimiz ile bölgede yaşayan 100 kadın çiftçiye ilave istihdam oluşacaktır. Yenilenebilir enerji kaynaklarımızdan güneş enerjisi, biyokütle enerjisi ve modern tarımın kesiştiği model bir proje ortaya çıkacaktır. Bu vesileyle dünyayı ve insanlığı tehdit eden iklim değişikliği konusunda CO2 (karbondioksit) salınımı azaltılacaktır“ diye konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Hakkari Yüksekova’da heyelan karayolunu yuttu, ilçenin çevre illerle ulaşımı kesildi Hakkari’nin Yüksekova ilçesini Van, Hakkari ve çevre illere bağlayan tek ana arter olan Yeniköprü mevkii, meydana gelen heyelan nedeniyle ulaşıma kapandı. Akşam saatlerinde Yüksekova-Van karayolunun Çöplük ve Yeniköprü mevkilerinde meydana gelen heyelan, bölgedeki ulaşım ağını felç etti. Yoğun yağışların ardından toprak kayması ile düşen dev kaya parçaları yolu tamamen ulaşıma kapatırken, Yüksekova’nın Van, Hakkari ve diğer çevre şehirlere olan tek kara yolu bağlantısı kesildi. Karayolları 117. Yüksekova Şefliği ekipleri kısa sürede bölgeye intikal etti. Ekiplerin tüm önlemlerine rağmen dağdan aralıklarla kaya ve toprak parçalarının inmeye devam etmesi nedeniyle iş makineleri güvenli bir çalışma yürütemiyor. Can güvenliği riski nedeniyl, Yüksekova’dan çıkmak isteyen veya ilçeye girmek isteyen araçlara izin verilmiyor. "Yüksekova’ya giriş ve çıkış yapılamıyor" Van istikametinden gelen, Hakkari merkezden yola çıkan ve Yüksekova’dan ayrılmak isteyen yüzlerce araç, Yeniköprü mevkiinde kilometrelerce kuyruk oluşturdu. Yolda mahsur kalan sürücü İslam Geçirgen, "Van’a gitmek için yola çıktık ama Yeniköprü’de bu devasa kuyrukla karşılaştık. Aldığımız bilgiye göre heyelan hâlâ devam ediyor, müdahale etmek imkansız. Şu an Yüksekova’nın Van ve Hakkari ile de bağı koptu. Ne gidebiliyoruz ne dönebiliyoruz. Ekipler çalışıyor ama yolun ne zaman açılacağı belirsiz" dedi. Karayolları 117. Yüksekova Şefliği’ne bağlı ekipler, bölgede bekleyişini sürdürüyor. Heyelanın durmasıyla birlikte yolun temizlenmesi için hummalı bir çalışma başlatılacak.
Kocaeli Yangın faciası davasında binanın eski sahibi konuştu: "Ben imalathane değil, depo olarak kiraya verdim" Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde 7 kişinin hayatını kaybettiği fabrika yangınına ilişkin davanın ikinci gününde, tutuklu sanık İsmail Oransal’ın eşi Aleyna Oransal ile ortağı Gökberk Güngör ve binanın eski sahibi Güven D.’nin savunmaları alındı. Güven D., "Kurtuluş Bey burayı görünce kiralamak istedi. Ben eksiklikleri olduğunu, bunlar tamamlanınca kiraya vereceğimi söyledim. Kendisi yangın merdivenini, elektrik tertibatını ve rafları yapacağını söyledi. Sonrasında burayı imalathane olarak değil, depo ve ofis olarak kiraya verdim. Zaten kira kontratında da ’depo’ olarak kullanılacağı açıkça belirtilmiştir" dedi. Kandıra Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi’nde görülen duruşmada savunma yapan tutuklu sanıklardan fabrikanın sahibi Kurtuluş Oransal’ın gelini Aleyna Oransal, "Acı kazadan ölenlere rahmet, ailelere başsağlığı diliyorum" diyerek sözlerine başladı. Oransal, peyzaj mimarı olduğunu ancak 3,5 yıllık evliliği boyunca çalışmadığını ve eşinin imkanlarıyla geçindiğini belirtti. "Sadece kağıt üzerinde ortağım, bebeğimle bu zor süreci geçiriyorum" Davanın diğer sanıklarından Gökberk Güngör ile liseden arkadaş olduklarını ve LYKEE isimli şirkette kağıt üzerinde ortak göründüğünü savunan Oransal, "Sorumluluğum olduğu bir yer değil. LYKEE ile Gökberk ile ortaklığım gözükmekte. Gökberk bana hayalini söyledi. Ben de ona tasarım konusunda destek oldum. Daha sonra bir ortaklığım başladı. Ben ürünlerin etiketlerini, görsel çalışmaları yaptım. 3-4 ay sürdürdüm. İsim hakkı olmayınca ürünlerin satışını durdurduk. Böylece iş hayatından uzaklaşmış oldum. Sonra Gökberk ile iş anlamında ilişkim olmadı. Bir kazanç sağlamadım. LYKEE şirketinde gelir elde etmedim. Tek hatam imzamın LYKEE’de kalması. Gökberk ile bu süreç sonrasında arabadaydık. Sonrasında bir ilişkim olmadı. Normal hayatımı sürdürdüm. Arada eşimi ofiste ziyaret ederdim. 5 aydır bir imza yüzünden geçirdiğim süreç var. Bebeğimle bu zor süreci geçiriyorum ve böyle bir süreç geçirmek istemezdim. LYKEE’ye ortak olduğumu biliyordum. Tasarım konusunda yardımcı olabileceğimi söyledim ve süreç başladı. Etiket tasarımı ve Instagram’a görsel hazırladım sadece" dedi. Şirket işlerinin eşinin ofisindeki bir odadan yürütüldüğünü ve tüm süreci Gökberk Güngör’ün yönettiğini belirten Aleyna Oransal, kayınpederi Kurtuluş Oransal’a ait Ravive firmasıyla veya oradaki üretimlerle hiçbir ilgisi olmadığını savundu. "Sigortalı olduğumu bilmiyordum" Çapraz sorgu sırasında müşteki avukatlarının "Neden Ravive firmasından sigortalı görünüyorsunuz?" sorusuna Oransal, "Sigortam olduğunu bilmiyordum. Eşim hastaneden yararlanmam için yapmış olabilir" yanıtını verdi. Sanık Gökberk Güngör’ün başka bir şahısla yaptığı mesajlaşmalarda "Fabrikam Dilovası’nda" diyerek Ravive’yi kastetmesi sorulan Oransal, "Güç gösterisi yapmış olabilir, orayı sahiplendiğinden değildir" dedi. Kendisine ait olan "Fazla para kazanalım da kendimize güzel bir ofis tutalım. İsmail ile iş arkadaşı olmak istemiyorum" şeklindeki mesajı da sorulan Oransal, bu mesajı sadece kendi ofislerine çıkmak amacıyla attığını söyledi. "Tekirdağ’a gittiklerinden haberim yoktu" Olay gününe dair de konuşan Oransal, "Eşim telefonda Dilovası’nda yangın çıktığını duyduğunda şoka girdi. Daha sonra İsmail hayatını kaybedenlerin olduğunu söyledi. Gökberk, evin bahçesinde bilgisayarı eşime getirdi. Eşim abisinin yanına gideceğini söyleyerek çıktı. Tekirdağ’a gittiklerinden haberim yoktu" diye konuştu. Üye hakimin, "Eşiniz Tekirdağ’a gidince neden size haber vermedi?" sorusuna ise sanık, "Eşim zaten çoğu şeyi bana haber vermez. Belki o gün son yazacağı insan bendim, bilmiyorum" şeklinde karşılık verdi. Sanık Güngör: "Arkadaşımın babası diye sipariş veriyordum" Aynı duruşmada savunması alınan tutuklu sanık Gökberk Güngör ise, Aleyna ve İsmail Oransal ile liseden tanıştıklarını belirterek, şirketin kuruluş aşamasını anlattı. Güngör, "Ölenlere Allah’tan rahmet, ailelerine başsağlığı diliyorum. İsmail ve Aleyna ile de aynı lisede olmamız sebebiyle tanışırız ve arkadaşız. 2021’de Aleyna ile fikrimi paylaştım. O da yardımcı olacağını söyledi. O zaman İsmail ve Aleyna evlenmemişlerdi. Aleyna bana etiket ve sosyal medyadan destekte bulundu. Aleyna’ya hiçbir zaman ödeme yapmadım. Kağıt üzerinde ortaklığı bitirmek de aklıma gelmedi" şeklinde konuştu. Güngör, savunmasına şöyle devam etti: "İsmail’in ofisinde LYKEE için bir oda kiraladım. Topluca iş alıp, ekonomik durumumu düzeltip ödemeyi düşünüyordum çünkü bazen ödeyebiliyordum, bazen ödeyemiyordum. Kurtuluş Oransal’a fason üretim ile ilgili sipariş veriyordum. Arkadaşımın babası olması ve bana uygun fiyat vereceği düşüncesiyle Kurtuluş amcaya sipariş veriyordum. Sonuçta İsmail’in ofisini çok uygun şekilde kiralamıştım." "Kaçmak, saklanmak gibi bir durumum olmadı" Ravive’nin işleyişi hakkında bilgisi olmadığını savunan Güngör, "Olay günü Aleyna arayarak fabrikada yangın çıktığını söyledi. Bir süre sonra İsmail aradı ve bilgisayar ve telefonu istedi. Ofiste bilgisayarı buldum aldım ve evinin bahçesinde kendisine verdim. Orada İsmail, eşi ve kayınpederi vardı. Ardından ben ofise döndüm. Kaçmak, saklanmak gibi bir durumum olmadı" ifadelerini kullandı. Evinde bulunan 21 adet evraka "Bilmiyorum" yanıtı Güngör, operasyon sırasında kendi evinde ele geçirilen ve İsmail Oransal’a ait olduğu belirlenen kopyalanmış 21 adet evraka ilişkin soruya ise, "Benim evime nasıl geldiler bilmiyorum" yanıtını verdi. "Şirketi devralırken para ödemedim, arkadaş olduğumuz için 100 lira kira veriyordum" Sanık Güngör’e, "Neden yeni bir şirket kurmak yerine Altay Ali Oransal’a ait şirketi devraldınız?" sorusu yöneltildi. İsmail Oransal’ın, ağabeyine ait kapatılacak bir şirket olduğunu söylemesi üzerine burayı devraldığını anlatan Güngör, "Şirketi devralırken ne Altay’a ne de İsmail’e herhangi bir ödeme yapmadım. Arkadaş olduğumuz için İsmail’in ofisinde kullandığım odaya aylık 100 lira kira veriyordum" dedi. Dilovası’ndaki fabrikanın işleyişi ve güvenliğiyle ilgili suçlamaları da reddeden sanık Güngör, "Fabrikadaki denetimler benim sorumluluğumda olan bir konu değildir. Kendi ürünlerimin dolum aşaması için Ravive firmasında sadece 1-2 kez bulundum" şeklinde savunma yaptı. Binanın eski sahibi: "Tapu benim adıma olduğu için kaçak inşaattan dolayı ceza aldım ve yargılandım" Duruşmada yangının meydana geldiği fabrika binasının eski sahibi tutuklu sanık Güven D.’nin de savunması alındı. Suçlamaları reddeden ve binayı imalathane olarak değil, depo olarak kiraya verdiğini savunan Güven D., binanın yapım ve kiralama sürecine dair detayları paylaştı. Söz konusu arsayı 2018-2019 yıllarında satın aldıklarını ve babasının kendi firmasını kiradan kurtarmak amacıyla buraya inşaat yaptığını anlatan Güven D., "Tapu benim adıma olduğu için kaçak inşaattan dolayı ceza aldım ve yargılandım. İmar barışından faydalanmak için başvuru yapıp bedelin yüzde 25’ini ödedim ancak kalan tutarı ödeyemediğim için bu haktan yararlanamadım. 2023 yılında babam vefat edince firmamızı alt kata taşıdık" dedi. "Yangın merdiveni ve elektrik tertibatını Kurtuluş Oransal yapacaktı" Hayatını kaybeden fabrika sahibi Kurtuluş Oransal’ın önceki iş yerinin bir alt sokakta olduğunu ve depolama işi yaptığını belirterek kendi binalarını kiralamak istediğini söyleyen Güven D., savunmasına şöyle devam etti: "Kurtuluş Bey burayı görünce kiralamak istedi. Ben eksiklikleri olduğunu, bunlar tamamlanınca kiraya vereceğimi söyledim. Kendisi yangın merdivenini, elektrik tertibatını ve rafları yapacağını söyledi. Sonrasında burayı imalathane olarak değil, depo ve ofis olarak kiraya verdim. Zaten kira kontratında da ’depo’ olarak kullanılacağı açıkça belirtilmiştir." Bilirkişi raporunda yer alan topraklama hattının olmadığı yönündeki tespite de itiraz eden sanık, binada topraklama hattının bulunduğunu iddia etti. "1 yıl önce sattığım yeri denetleme yetkim olamaz" Babasının vefatının ardından işlerinin bozulduğunu ve binayı sattığını belirten Güven D, "2025 yılının kirasını peşin aldığım için bu bedeli satış fiyatından düşerek yeri sattım. Ben burayı olaydan 1 yıl önce sattım. Sattığım bir yeri denetleme yetkim olamaz. Kaçma teşebbüsüm de olmadı, suçsuz olduğumu biliyorum" ifadelerini kullandı. "O zaman Dilovası’nda kimse yerini kiraya vermesin" Sorgu sırasında müşteki avukatlarının "Binanın kaçak olduğu, hakkında yıkım kararı bulunduğu ve sizin de bundan dolayı ceza aldığınız bilindiği halde burayı neden kiraya verdiniz?" şeklindeki sorusuna sanık Güven D., "Dilovası’nda yüzde 80 oranında iş yerleri ve ikametler kaçak yapıdır. Eğer durum böyleyse, o zaman Dilovası’nda kimsenin yerini kiraya vermemesi gerekir" şeklinde karşılık verdi. Ne olmuştu Olay, 8 Kasım 2025 tarihinde Dilovası Mimar Sinan Mahallesi Mimar Sinan Caddesi’ndeki Ravive Kozmetik’te meydana geldi. Tesiste çıkan yangında Hanım Gülek (65), Esma Dikan (65), Şengül Yılmaz (55), Tuncay Yıldız (48), Tuğba Taşdemir (18), Nisa Taşdemir (17) ile Cansu Esatoğlu (16) hayatını kaybetmişti. Soruşturma kapsamında hazırlanan ve Gebze 7. Ağır Ceza Mahkemesince delil yetersizliği gerekçesiyle iade edilen ilk iddianame, eksikliklerin giderilmesinin ardından yeniden revize haliyle kabul edilmişti. Fabrika sahibi Kurtuluş Oransal ise tutuklu bulunduğu cezaevinde kalp krizi geçirerek hayatını kaybetmişti. İddianamede, kozmetik firması yetkilileri tutuklu sanıkları İsmail Oransal ile ağabeyi Altay Ali Oransal, ortak üretim yaptığı öne sürülen kozmetik firmasının tutuklu yetkilileri Aleyna Oransal ve Gökberk Güngör hakkında ’olası kastla öldürme’ suçundan 7’şer kez müebbet, ’nitelikli mala zarar verme’ suçundan ise 3’er kez 6 aydan 4 yıla kadar hapis cezası istenmişti. İddianamede, fabrikaya iş sağlığı ve güvenliği hizmeti veren firmanın işletmecisi Ümit Ç., sorumlu müdürü Ünal A., iş güvenliği uzmanları Muhammet D. ile Seyfullah Ç., fabrika binasının eski sahibi Güven D., binayı satın alan şirketin yetkilileri Caner Özgür Y., Özcan Y. ve Özkan Y. hakkında ’bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma’ suçundan 2 yıl 8 aydan 22’şer yıl 6’şar aya kadar hapis talep edilmişti. Ayrıca Oransal kardeşlerin dayısı Ali Osman A., Onay Y., Ömer A. ve Abdurrahman B.’nin ’suçluyu kayırma’ suçundan 6 aydan 5’er yıla kadar hapsi istenmişti.