EĞİTİM - 16 Ocak 2026 Cuma 13:51

Akyaka’da köy okulunda öğrenciler karnelerini aldı

A
A
A
Akyaka’da köy okulunda öğrenciler karnelerini aldı

Akyaka’da köy okulunda öğrenciler karnelerini aldı. Karne sevinci yaşayan öğrenciler, 15 günlük tatil için evlerinin yolunu tuttu.


Kars’ın Akyaka ilçesine bağlı Kürekdere İlkokulu’nda yoğun geçen yarıyılın sonunda öğrenciler karnelerini öğretmenlerinin elinden aldı. Onur ve takdirname belgeleriyle karnelerini alan öğrencilerin sevinçleri yüzlerine yansıdı.


Tatilde bol bol kitap okuyacaklarını ifade eden öğrenciler, kitap okumadan arda kalan zamanlarını da oyun oynayarak geçireceklerini kaydettiler.



Akyaka’da köy okulunda öğrenciler karnelerini aldı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Düzce Başkan Özlü: "Bu yıl 3 kütüphaneyi açmayı hedefliyoruz" Düzce’de yenilenerek kütüphaneye dönüştürülen Yahya Kemal Kitap Köşkü düzenlenen tören ve yoğun katılımla açıldı. Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü, bu yıl içinde 3 kütüphaneyi daha açmayı hedeflediklerinin müjdesini verdi. Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü’nün büyük bir önem atfettiği eğitim yatırımları, düzenlenen törenler ve gösterilen yoğun ilgi ile karşılığını almaya devam ediyor. 23 Nisan Parkı içinde bulunan eski hizmet binasında yapılan yenileme çalışmaları ile kütüphaneye dönüştürülen ve adını Türk edebiyatının seçkin şair ve yazarlarından Yahya Kemal Beyatlı’dan alan Yahya Kemal Kitap Köşkü, düzenlenen törenle açıldı. Başkan Faruk Özlü’nün ev sahipliğinde düzenlenen törene Vali Selçuk Aslan, AK Parti Düzce Milletvekilleri Ayşe Keşir, Ercan Öztürk, Düzce Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nedim Sözbir, kurum ve kuruluş müdürleri, STK üyeleri ile çok sayıda vatandaş katıldı. "Medeniyeti mürekkep yalayanlar ortaya koyar" diyen Vali Selçuk Aslan, "Düzce çok daha güzel olacak, Türkiye çok daha güzel olacak" ifadelerinde bulunarak kütüphanenin hayırlı olmasına diledi. "Gençlerimize ilham kaynağı olsun" Kütüphanenin yapım amacı ve süreci hakkında konuşan Başkan Özlü, şehri üçüncü kütüphaneyi kazandırmaktan duyduğu belirterek "Bu bina daha önce belediye hizmet binası olarak kullanılıyordu. Bizim burada yaptığımız iş kullanım fonksiyonunu değiştirmek oldu. Bu binayı kütüphaneye çevirdik. Türkçe’nin üstadı, şair, yazar ve diplomat Yahya Kemal Beyatlı’nın adının bu güzel kitap köşküne, kütüphaneye çok yakışacağını düşündük. Hatta isim konusunda çok fikirler üzerinde çalıştık. Ancak burada Türk ve Dil Edebiyat Derneği şubesinin yer almasından dolayı Yahya Kemal Beyatlı isminde karar kıldık. Yahya Kemal’in çok güzel bir ifadesi var; ‘Kökü mazide olan, atiyim.’ Bu fikirle yetişecek nesiller için bu yapının ilham kaynağı olmasını temenni ediyorum. Özellikle gençlerimizin Türkçe’nin büyük ustalarını okumalarını, anadillerine sahip çıkmalarını diliyorum. Her zaman söylüyorum; dünyada başarılı olan devlet adamları öyle beş altı dili konuşanlar değil, kendi dillerini iyi konuşanlardır. Türkçe’miz, anadilimiz, ortak dilimiz son derece önemli. Ayrıca gençlerimize Yahya Kemal, Ziya Gökalp, Nihat Sami Banarlı, Reşat Nuri, Ömer Seyfettin, Rıfat Ilgaz, Ahmet Haşim, Cemil Meriç, Nazım Hikmet, Mehmet Emin Yurdakul, Orhan Kemal, Peyami Safa, Yakup Kadri gibi birçok yazarımızı ve şairimizi incelemelerini tavsiye ediyorum. Her yaştan Düzceli hemşehrimiz burada sadece kitap okumayacak, ders çalışmayacak sessiz sakin ve temiz bir ortamda dinlenecekler" ifadelerinde bulundu. "Diğer kütüphaneler gibi burası da büyük ilgi görecek" Eğitime yapılan yatırımların hiçbir zaman karşılıksız kalmayacağına vurgu yapan Özlü; "Daha önce açtığımız millet kütüphanesi ve Sabiha Ulusoy Kütüphanesi gençlerimiz tarafından çok büyük ilgi görüyor, bugün açılışını yaptığımız Yahya Kemal Kitap Köşkü’nün de aynı şekilde ilgi göreceğine inanıyorum. Eğitime yapılan yatırımlar asla karşılıksız kalmaz. Biz Düzce Belediyesi olarak eğitime yapılan her yatırıma her projeye çok büyük destekler vermeye devam edeceğiz. Hayırseverlerin katkıları ile iki yeni okulumuzu şehre kazandırdık. Düzce’de çocuklarımızın en güzel ve modern şartlarda eğitim almaları için bundan sonra da çalışmaya devam edeceğiz" diyerek yatırımların aralıksız süreceğinin altını çizdi. "Bu yıl bitmeden 3 kütüphaneyi daha açmayı hedefledik" 2026 yılının Düzce’de kütüphaneler yılı olacağını ifade eden Faruk Özlü, yıl bitmeden üç kütüphaneyi daha hizmete açacaklarını belirterek konuşmasına şöyle devam etti: "Bu yıl bitmeden üç kütüphaneyi daha gençlerimizin hizmetine sunacağız. Yapımı devam eden Basmacılar binasının ikinci katında Zincirlikuyu Kütüphanesi’ni, Bilim Merkezi içinde yer alan Fibrobeton Kütüphanesi’ni ve Akçakoca Tarihi Cezaevi Kütüphanesi’ni de bu yıl içinde hizmete açmayı planladık. Böylece Düzce’miz kütüphaneler şehri unvanını kazanmış olacak. Yahya Kemal Kitap Köşkü’nün şehrimize hayırlı olmasını diliyor, tüm hemşehrilerimi bu güzel yapıyı gelip görmeleri için davet ediyorum." "Biz bu çalışmaları hemşehrilerimiz için yapıyoruz" Düzce’de yapılan yatırımların tamamının her yaştan kişi için hazırlandığını ifade eden Başkan Özlü, emeği geçenlere teşekkür ederek; "3 yıl önce burası nasıl bir yerdi, şimdi nasıl bir yer? Çocuklarımız için bir park inşa ettik. Yan tarafta kahvaltı evimiz var, insanlar burada vakit geçiriyor. Diğer tarafta kameriyelerimiz var, burada da evden getirdikleri ile kahvaltı yapıyor, vakit geçiriyor. Camikebir mahallemiz içinde yer alan bu alana muhtarlık binası da yaptık. Bu çalışmaları biz yaptık. Bütün bu çalışmalarımızda bizlere destek olan tüm kurum, kuruluşlarımıza, arkadaşlarımıza çok teşekkür ediyorum" dedi. Milletvekili Ayşe Keşir, kütüphanenin yeni nesle iz bırakacağını söyleyerek kütüphanenin hayırlı olmasını diledi. Milletvekili Ercan Öztürk, gençlerle bir araya geldiğinde gençlerin kendisinden talepleri olduğunu belirterek "Gençler Sabiha Ulusoy Kütüphanesinde yer bulamadıklarından bahsetti. Gençlerin kütüphaneye rağbet göstermesine Düzce’nin geleceği açısından çok sevindim" diyerek hayırlı olmasını diledi. Konuşmaların ardından kurdele kesimine geçen heyet, açılış töreninin ardından kütüphanenin içini gezerek hem vatandaşlarla da sohbet etti. Tören hatıra fotoğraflarının çekiminin ardından sona erdi.
İstanbul Damatlıklarını giyen karabatak kuşları İstanbul Boğazı’nda bir araya geldi İstanbul’da üreme dönemine giren karabataklar, normalde mat siyah olan tüylerinin, bronz ya da beyaz görünüme büründüğü çiftleşme döneminde denizde bir araya geldi. İstanbul’da binlerce karabatak, üreme dönemindeki değişimleriyle adeta damatlıklarını giyerek toplandı. Denizde buluşan karabataklar, Boğaz’daki doğal hayatta dikkat çeken görüntüler oluşturdu. Çiftleşme mevsiminde toplanan karabataklar, havadan çekilen görüntülerde belgeselleri hatırlattı. Karabataklar, çiftleşme döneminde tüylerinde renk değişimi yaşayarak parlak bronz ya da beyaz bir görünüme bürünüyor. Bu değişim yalnızca erkeklerde değil, dişilerde de görülüyor. Benzer görünüme bürünen karabatakların tüylerinde hormonların etkisiyle yenilenme meydana geliyor. Renk değişimiyle cinsiyet ayırt etmek zor olsa da dişi karabatakların erkeklere göre biraz daha küçük yapılı olduğu biliniyor. "Damatlık" olarak adlandırılan bu görünümün, kuşların karşı cinse sağlıklı ve üremeye hazır olduklarını gösteren tabii bir işaret olduğu belirtiliyor. Havadan kaydedilen görüntüler, karabatakların sürü davranışını ve Marmara Denizi’nin kış aylarındaki ekolojik yapısını net şekilde ortaya koydu. Uzmanlar, bu tür doğa olaylarının bölgenin biyolojik çeşitliliği açısından önem taşıdığına dikkat çekiyor.
İstanbul Makine sektörü stratejik bir eşik haline geldi Küresel üretim dengelerinin hızla değiştiği bir dönemde makine sektörü, Türkiye sanayisi açısından stratejik bir eşik haline geldi. Türkiye’nin orta ve yüksek teknolojili üretim hedefleri için yerlilik oranı yüzde 75 olan makine sektörünün odakta tutulması gerektiğini belirten Türkiye Makine Federasyonu Başkanı Adnan Dalgakıran, ekonomide büyümenin ve bağımsızlığın yolunun makineden geçtiğini vurguladı. Dalgakıran, "Türkiye’nin orta yüksek ve yüksek teknolojiyi artırması lazım ama odak kaçırmayalım, diğerlerini büyütürken makinayı ıskalamayalım. Makine sektörü merkezde tutulmazsa, savunma ve diğer orta yüksek teknolojili sektörler de sürdürülebilir olamaz. Makine bir lokomotiftir. Küresel ölçekte yaşanan dönüşüm ekonomik savaş. Küreselleşme döneminin ardından dünya tekrar başa döndü. Artık yeni stratejiler geliştirmek zorundayız. Bir tarafta ABD var, sanayiden bilişim toplumuna geçiyor, inovasyon ve icatlar hâlâ orada. Diğer tarafta ise Çin bulunuyor. Kim ne yapıyorsa aynısını, hatta daha ucuza yapabiliyor. Son 20 yıldır izlediğimiz şey bu iki gücün mücadelesi. 10 yıl önce Çin’de makine sektörünün büyüklüğü 100 milyar dolar seviyesindeyken Almanya 300 milyar dolardaydı. Bugün Almanya hâlâ 300 milyar dolar civarında, Çin ise 500 milyar doları aşmış durumda. Türkiye 2024’te dünya ortalamasının üzerinde büyüdü. 2025’te ise yarısı kadar büyüdü. Makine sektörü dünyada 2024’te yüzde 7, 2025’te yüzde 9 büyürken, Türkiye’de büyüme sırasıyla yüzde 0,2 ve yüzde 0,4 seviyesinde kaldı. Biz büyüdük ama başkaları çok daha hızlı büyüdü. Eskiden ortalamanın üzerinde büyürdük, son 3 yılda bu ivmeyi kaybettik. 2025 yılında Türkiye 45 milyar dolarlık makine ithalatı yaptı. Bunun 12,5 milyar dolarının Çin’den geldi. Çin’in Türkiye’ye makine ihracatı bir yılda yüzde 13 arttı. Asıl tehlikeli nokta Çin’in bize yaptığı makine ihracatı" dedi. Türkiye’de orta yüksek ve yüksek teknoloji ihracatındaki artışın büyük ölçüde savunma ve havacılıktan kaynaklandığını belirten Dalgakıran, "Makine sektörü bu alanların temelini oluşturuyor. Türkiye’nin orta yüksek ve yüksek teknolojiyi artırması lazım ama burada makina sektörünün çok dikkate alınması lazım. Odak kaçırmayalım, diğerlerini büyütürken makinayı ıskalamayalım. Odağı makina olan bir sanayileşme gerekli. Makine sektörü odakta tutulmazsa, savunma ve diğer orta yüksek teknolojili sektörler de sürdürülebilir olamaz. Makine bir lokomotiftir. Şirketler mutlaka birleşmeli. Büyük ölçekli firmalarla işçiliği bedava yapsanız bile rekabet edemezsiniz. Seri üretim yerine niş ve teknolojik alanlara, ‘terzi usulü’ çözümlere odaklanmak gerekiyor. Teknolojik alanlara doğru genişlemek lazım. İş dünyası bu yeni dünyada artık eski bilgilerle hareket edemez. Üretimin ve makine sektörünün bu yeni küresel savaş ortamında stratejik öneminin daha da arttığını çok net bir şekilde görüyoruz. 2025’te 28,5 milyar dolarlık makine ihracatı gerçekleştirildi. Kilogram başına ihracat değerinin 6,5 dolardan 8 dolara yükselmesini olumlu bir gelişme. Avrupa’da sınırlı bir hareketlilik bekleniyor ancak bu büyük bir sıçrama yapmayacak" ifadelerini kullandı.
Samsun Uyanık lüfer Karadeniz zekasını kullandı: Denizlerde bol ama ağlara girmiyor Karadeniz’de "denizlerin kralı" lüfer, adeta Karadenizli zekâsını konuşturdu; balıkçı teknelerinin giremediği kıyı şeritlerinde dolaşarak avlanmaktan kurtuldu. Samsun Su Ürünleri Kooperatifi Başkanı Atıf Malkoç, denizlerde lüferin oldukça bol olduğunu ancak yasal kısıtlamalar nedeniyle sadece yüzde 5’inin avlanabildiğini söyledi. Türk karasularında bulunan en lezzetli ve en pahalı balık türlerinden biri olan lüfer, diğer balık türlerine göre hem tezgâhlarda daha az bulunuyor hem de fiyatı oldukça yüksek seyrediyor. Kooperatif Başkanı Atıf Malkoç, lüfer ve çinekopun Karadeniz’de oldukça bol olmasına rağmen, avcı teknelerin girmesinin yasak olduğu güzergâhlarda dolaşan sürülerin avlanamadığını, bu nedenle balığın yaklaşık yüzde 95’inin denizlerde kaldığını ifade etti. "Denizlerdeki lüferin sadece yüzde 5’i avlanabiliyor" Lüfer ve çinekop sürülerinin balıkçı teknelerinin giremediği kıyı şeritlerinden geçtiğini ifade eden Malkoç, "Bu balıklar kıyıya çok yakın seyrediyor. Ancak bizim metre yasağımız var. Teknelerimizde takip cihazları bulunuyor ve sürekli denetleniyoruz. Avlanabilmemiz için balığın 24 metrenin üzerine çıkması gerekiyor. Hava sıcaklıklarının yüksek olması nedeniyle balıklar bu derinliğe inmiyor. Bu yüzden avcı tekneler denizdeki lüferin yalnızca yüzde 5’ini yakalayabiliyor. Denizlerde balık yok değil, balık yasak bölgelerde dolaşıyor" dedi. Malkoç, bu nedenle lüfer ve çinekop avcılığının büyük ölçüde amatör balıkçılara kaldığını da sözlerine ekledi. Karadeniz’de en çok bulunan balık türünün istavrit olduğunu belirten Malkoç, "Ancak istavrit de 13 santimetrelik boy kotasını geçemediği için hem avlanamıyor hem de satılamıyor" diye konuştu.
Muğla Muğla için kritik uyarı: Dondurucu soğuklar geliyor Meteoroloji 4. Bölge Müdürlüğü, 18 Ocak Pazar gününden itibaren bölge genelinde hava sıcaklıklarının hızla düşeceğini duyurdu. Özellikle Muğla’nın iç kesimlerinde kuvvetli buzlanma ve don olaylarına karşı "turuncu" kodlu uyarı yapıldı. Meteoroloji 4. Bölge Müdürlüğü Bölge Tahmin ve Uyarı Merkezi, Karadeniz üzerinden gelecek yeni bir soğuk hava dalgasının bölgeyi etkisi altına alacağını açıkladı. 18 Ocak 2026 itibarıyla başlayacak olan dondurucu soğukların, hafta ortasına kadar sürmesi bekleniyor. Yapılan son meteorolojik değerlendirmelere göre soğuk hava dalgası 18 Ocak Pazar günü saat 00.00 itibarıyla etkisini hissettirmeye başlayacak. Sıcaklık düşüşüyle birlikte özellikle gece saatlerinde dondurucu bir hava hakim olacak. Hava tahmin raporunda, sahil şeridinde sıcaklıklar düşerken, Muğla’nın iç kesimlerinde durumun daha ciddi olduğu vurgulandı. Bölgede kuvvetli buzlanma ve don olaylarının görüleceği tahmin ediliyor. Yetkililer, tarımsal faaliyetlerle uğraşan üreticilerin ve sürücülerin tedbirli olması gerektiğini bildirdi. Meteorolojik uyarı 18 Ocak saat 00.00 ile 22 Ocak saat 06.00 arasındaki dönemi kapsıyor. Yetkililer, soba zehirlenmeleri, araçların donmaya karşı korunması ve özellikle gece yolculuk yapacak sürücülerin araçlarında zincir, çekme halatı gibi ekipmanları bulundurmaları konusunda uyarılarda bulundu.