GÜNDEM - 04 Nisan 2024 Perşembe 17:11

Avukat Othan, "Hayvanlar insanlar için hayati önem taşıyan canlılardır"

A
A
A
Avukat Othan, "Hayvanlar insanlar için hayati önem taşıyan canlılardır"

Kars Barosu avukatlarından Eylem Othan, hayvanlara yönelik haksız muamelelere karşı yasaların daha etkin hale getirilmesi gerektiğini belirtti.


Othan, yüzlerce hayvan türünün neslinin tükenme tehlikesiyle karşı karşıya kalındığını söyledi. Avukat Eylem Othan, "Bugün 4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü, hayvanlar insanlar için hayati önem taşıyan canlılardır. Doğanın dengesi, insan yaşamının sürebilmesi için insanların hayvanlara ihtiyacı vardır ve hep olacaktır. Yaşadığımız coğrafyada, hayvanları korumak bir yana; türlerini yok edecek düzeyde hak ihlalleri ile hak ettiği değeri görmeyen ve hatta toplumun bir kesimi tarafından görülmek istenmeyen en savunmasız canlı türü olarak hayvanları ilk sıraya koyabiliriz. Her gün sayısız sahipli veya sahipsiz hayvana ‘vicdan’ ‘merhamet’ yoksunu insanlarca kanuni tanımı ile işkence edilmekte veya acımasız ve zalimce muamelede bulunulmaktadır” dedi.


"Günümüzde yüzlerce tür, yüzlerce av hayvanı nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya bulunuyor" diyen Othan, “Avcılığın resmi makamlar nezdinde kabul görmesi neticesinde hayvanların yaşam hakkına devlet eliyle müdahale edilmektedir. Deneylerde kullanılarak öldürülen yunus parklarında, hayvanat bahçelerinde, pet shoplarda sömürülen canlılar insanlık adına affedilemez bir ayıptır. Temelde bu canların yaşam hakkı ihlal edilmektedir. Maalesef ki bu haksız muamelelerin tek kaynağı da insandır. Kendini her şeyin sahibi sanan, her şey insan için mantığıyla hareket eden insanoğlu, bu canlıların yaşam alanlarına müdahale ettiği yetmezmiş gibi doğanın da yalnız ve daimi sahibi gibi davranmakta ve merhametsiz, canice davranışlarla hayvanların yaşam hakkına haksızca müdahale etmektedir. Yıllardır değişmeyen bu gerçeklik son yıllarda devlet yetkilileri ve kurumların 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu ve 7332 Sayılı “Hayvanları Koruma Kanunu ile Türk Ceza Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunu’na ve yönetmeliklere aykırı nefret söylemi denebilecek hayvan düşmanı açıklamaları ile daha vahim bir hal almıştır” diye konuştu.


Othan, “Caydırıcı olmayan yasaların ve devlet kurumlarının hayvanları koruyamamasından güç alan vicdan merhamet duygusundan yoksun kişilerce sosyal medya üzerinden sahipsiz köpeklerin insanlara saldırdıklarına yönelik gerçek dışı video ve haber paylaşımları ile tüm topluma nefret aşılanmaktadır. Yasaya göre yaşam alanlarından alındıktan sonra hayvanların bakım evlerinde rehabilite edilip, aşılanıp, kısırlaştırılmaları sonrasında tekrar alındıkları yere bırakılmaları veya sahiplendirilmeleri düzenlenmişken, ömür boyu hapis olacakları ve haberlerde de gördüğümüz üzere kimi bakım evi çalışanlarınca işkenceye maruz kalmalarına göz yumularak, bilinmezliğe sürüklenmeleri, barınak adı altında ölüm kamplarına kapatılmaları istenilmektedir. Mevzuatımızda mevcut 5199 sayılı kanun ise hayvanların yaşam hakkına yönelik yalnızca sözde bir koruma sağlamaktadır. Adli makamlarca söz konusu hayvanlar olduğunda etkin soruşturma ve kovuşturma yürütülmemektedir. Caydırıcı olmayan yaptırımlar neticesinde hayvanların yaşam hakkına müdahale edenlerin bu eylemleri karşılıksız kalmaktadır. 5199 sayılı kanunun geliştirilmesi ve daha etkin hale getirilmesi için çalışmalar yapılması gerekliliği aşikardır. Ancak her ne kadar mevcut hali yetersiz kalıyor olsa da sonuç itibariyle mevzuatımızda hayvanların yaşam hakları güvence altına alınmıştır. Adli makamların hayvanların yaşam hakkına yönelik olaylarda 5199 sayılı kanunu mevzuattaki diğer kanunlardan ayırmadan en etkin ve işlevsel şekilde uygulaması gerekmektedir. İlgili makamların hayvanlarla ilgili olaylarda daha az duyarlı inceleme yapmaları kabul edilemez olup başlıca problemlerden biridir. Mevzuat kapsamında yerel yönetimlere yüklenen sorumluluklar yerine getirilmedikçe, kısırlaştırma seferberliği başlatılıp en etkin şekilde yürütülmedikçe, hayvanlar asılsız komplolarla hedef haline getirildikçe, popülasyon artmaya devam edecek ve hayvanlar açlık ve ölüme terk edilecektir. Yanlış politikalara son verilerek, işlevsel mekanizmalar geliştirilerek ve en nihayetinde hayvanlara bir canlı olarak değer verilmesi zihniyetinin topluma aşılanmasına yönelik faaliyetlerle günümüzde sorun olarak yansıtılan durumlar kalıcı çözüme kavuşabilecektir” şeklinde konuştu.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sultangazi’de kan donduran saldırı: Marketten bıçak alıp eşinin önünü kesti, çocuğunun gözü önünde 6 yerinden yaraladı Sultangazi’de boşanma aşamasındaki eşinin aracının önünü kesen saldırgan, çocuğunun gözleri önünde genç kadını 6 yerinden bıçakladı. Öte yandan, şüpheli şahıs eşinin aracının önünü kesip camı bıçakla kırmaya çalışırken, saldırganın olay anından hemen önce bir markete girip bıçak sorduğu anlar kameralara yansıdı. Olay, geçtiğimiz günlerde Sultangazi’de meydana geldi. İddiaya göre, 9 yıllık evliliğini bitirme aşamasında olan ve can güvenliği endişesiyle bir süredir ailesinin yanında kalan Ecem Turan Öge, çocuğunu almak için Sultangazi’ye gitti. Çocuğunu aldıktan sonra Öge’nin aracının önü, boşanma aşamasında olduğu eşi tarafından tek yönlü yol üzerinde kesildi. Öge, çocuğunun gözleri önünde uğradığı saldırıda 6 yerinden yaralandı. Öte yandan saldırganın olaydan hemen önce çevredeki bir markete girerek bıçak satın almak istediği, bu anların ise iş yerinin güvenlik kamerasına yansıdığı öğrenildi. Görüntülerde şahsın markete girerek reyonları kontrol ettiği ve bıçak sorduğu iddia edildi. "Çocuğumun gözü önünde camı kırmaya çalıştı" Yaşadığı dehşet anlarını anlatan mağdur Ecem Turan Öge, "Çocuğu alıp arabayı hareket ettirdiğim anda önüme geçti. Hemen camları ve kapıları kilitledim. Bu kez elindeki bıçakla camı kırmaya, kapıyı zorlamaya başladı. İçeride çocuğum vardı, büyük korku yaşadı. Çevredeki araçlar hareket edince bir boşluk bulup oradan çıkabildim ancak bu sırada vücudumun çeşitli yerlerinden 6 bıçak darbesi aldım. Kolumla kendimi korumaya çalıştım" dedi. "10 yıldır işkence çekiyor" Kızının yıllardır şiddet gördüğünü belirten anne Fehmiye Turan ise, "Bu olayın 10 yıllık bir evveliyatı var. Kızım yıllardır işkence çekiyor. ‘Pompalı tüfekle vururum’ diye tehditler savuruyor. Artık çocuklarımızı okula bile gönderemez hale geldik. Yardım istiyoruz, can güvenliğimiz yok" ifadelerini kullandı.
Eskişehir Eskişehir merkezli 33 ildeki 8,7 milyar liralık yasa dışı bahis operasyonunda 45 şüpheli adliyeye sevk edildi Eskişehir merkezli 33 ilde yürütülen ve yasa dışı yollardan 8,7 milyar lira gelir elde ettiği belirlenen şebekeye yönelik operasyonda gözaltına alınan 91 şüpheliden 45’i adliyeye sevk edildi. Edinilen bilgilere göre; Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, Eskişehir İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şubesi ve Vergi Denetim Kurulu Başkanlığının desteğiyle; Eskişehir merkezli olmak üzere Adana, Adıyaman, Ankara, Antalya, Aydın, Bilecik, Bingöl, Bitlis, Bursa, Diyarbakır, Edirne, Gaziantep, Hatay, İstanbul, İzmir, Kahramanmaraş, Karabük, Kastamonu, Kayseri, Kırıkkale, Kırklareli, Kocaeli, Konya, Kütahya, Mardin, Mersin, Muğla, Niğde, Samsun, Şanlıurfa, Tekirdağ ve Van’da ’Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma’, ’Yasa Dışı Bahis’, ’Nitelikli Dolandırıcılık’ ve ’Suçtan Kaynaklanan Gelirlerin Aklanması’ suçları kapsamında eş zamanlı operasyon gerçekleştirildi. Polis ekiplerince takibe alınan şüphelilerin bahsi geçen suçlardan 8,7 milyar lira gelir elde ettikleri, bu tutarın 1,2 milyar liralık işlem hacminin ise 8 ayrı paravan şirket üzerinden gerçekleştiği tespit edildi. 45 şüpheli hakim karşısında Operasyon kapsamında hakkında gözaltı kararı verilen 135 şüpheliden 91’i yakalanarak gözaltına alındı. Hakkında karar bulunan 44 şüphelinin ise yurt dışında olduğu tespit edildi. Emniyetteki işlemleri tamamlanan 91 şüpheliden 46’sı ifadelerinin ardından serbest bırakılırken, aralarında örgüt yöneticilerinin de bulunduğu değerlendirilen 45 şüpheli, geniş güvenlik önlemleri altında bugün adliyeye sevk edildi.
İstanbul İstanbul merkezli 4 ilde pırlanta kaçakçılığı operasyonunda ikinci dalga: 81 gözaltı Türkiye’ye kaçak getirilen pırlantaların ticaretine ilişkin yürütülen soruşturmada ikinci dalga operasyon başlatıldı. İstanbul, Antalya, İzmir ve Hatay’da düzenlenen "2. Dalga" operasyonda 81 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı, çok sayıda pırlanta ele geçirildi. İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık Suçlarıyla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, yurt dışından yasa dışı yollarla değerli taş kaçakçılığı yapan şüphelilerin deşifre edilerek yakalanmasına yönelik yapılan çalışmalarda ikinci dalga operasyon başlattı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen ve ilki geçtiğimiz yılın Ağustos ayında düzenlenen operasyonda gözaltına alınan şüpheliler ve ele geçirilen deliller doğrultusunda yeni bir şebeke tespit edildi. Yurt dışından organize şekilde ülkeye sokulan pırlanta kaçakçılığı ile büyük bir vurgun yapan söz konusu şebekenin izini süren polis, ilk operasyon ile bu soruşturma kapsamında devam eden ve "2. Dalga" olarak nitelendirilen son operasyonun hazırlık sürecinde, toplam piyasa değeri yaklaşık 349 milyon lirayı aşan pırlanta ele geçirdi. Elde edilen delil ve bulguların incelenmesi neticesinde bu sabah İstanbul, Antalya, İzmir ve Hatay’ı kapsayan toplam 4 ilde eş zamanlı düzenlenen "2. Dalga" operasyonda 81 şüpheli yakalandı. Gözaltına alınan zanlılar emniyete götürülürken, bu şüphelilere ait ev ve iş yerlerinde yapılan aramalarda çok sayıda pırlanta ele geçirildi. Operasyonla ilgili yürütülen tahkikat işlemlerinin devam ettiği aktarılırken, gözaltı sayısının artabileceği ifade ediliyor.