KÜLTÜR SANAT - 12 Mayıs 2025 Pazartesi 13:22

Kars’ta ’Ani’nin Hikayesi Sergisi’ne yoğun ilgi

A
A
A
Kars’ta ’Ani’nin Hikayesi Sergisi’ne yoğun ilgi

UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan, 23 medeniyete ev sahipliği yapan, Ani Ören Yeri’nde yürütülen kazılarda ortaya çıkarılan eserler müzede sergileniyor.


Kars’ta bulunan ve UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan, "dünya kenti", "medeniyetler beşiği", "Binbir kilise" ve "40 kapılı şehir" olarak da adlandırılan Ani Ören Yeri, elde edilen eserlerin yer aldığı "102. Yılında 102 Sergi, Ani’nin Hikayesi" adlı serginin açılış yapıldı.


Kars Müzesi’ndeki serginin açılışı, Kültür ve Turizm Bakanlığı Müzeler Daire Başkanı Serkan Gedük, Ani Ören Yeri Kazı Başkanı Doç. Dr. Muhammed Arslan, Kültür ve Turizm Müdürü Bayram Yığcı, Müze Müdürü Hakim Aslan ve davetliler tarafından yapıldı.


Yapılan açılışın ardından müze de yer alan ve Ani Ören Yeri’nde yürütülen, kazılarda ortaya çıkarılan eserlerin bulunduğu sergi gezildi.



"Kars’taki bu sergi özel bir sergi"


Kars’taki serginin özel bir sergi olduğunu ifade eden Müzeler Daire Başkanı Serkan Gedük, "Sergimizde özellikle 1892 yılından itibaren arkeolojik kazılarda elde edilen kültür varlıkları, müzemizde yer alıyor. İlk defa görülecek eserler var. Bu sergileri yapmamızdaki en büyük nedenlerden bir tanesi müzelerimizde bulunan eserlerin, yapılarda özellikle korunan eserlerimizin vitrinde yer değişikliğiyle farklı açılardan, farklı konseptlerde, hikayeleriyle birlikte anlatmaktı. Bu anlamda da Kars’ta gerçekleştirdiğimiz sergi çok özel bir sergi, tüm halkımızı bu sergiye davet ediyorum" dedi.



"244 eser aynı anda sergileniyor"


196 eserin ilk defa teşhir edildiğini belirten Kars Müze Müdürü Hakim Aslan, "Bakanlığımız Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nün 2025 yılı içerisinde planlamış olduğu Cumhuriyeti’mizin102. Yılına özel olarak 102’inci sergisi kapsamında bizde Kars Müzesi Müdürlüğü olarak proje gerçekleştirdik. Ve Ani’nin Hikayesi Sergisi’ni planladık. Bu çerçevede 1892 yılından itibaren kazılarına başlanan Ani kentinde 2024 yılına kadar süregelen kazılarda bulunan eserleri bir arada sergileme için bu sergiyi planladık. Bu kapsamda 244 eser sergiledik. Bunun 196’sı ilk defa teşhirlenmiş eserlerdi. Yani 130 yıllık serüven içerisinde açığa çıkarılmış 244 eser bir arada sergileme fırsatı bulmuş olduk" diye konuştu.



"Bu sergi Ani’nin farkındalığına katkı sunacak"


Serginin önemine değinen Ani Ören Yeri Kazı Başkanı Doç. Dr. Muhammed Arslan, "Ani sadece toprak üstündeki anıtsal esrelerle değil, toprak altında halan daha kazılmayı bekleyen mimari kalıntılarıyla değil, aynı zaman da taşınır dediğimiz küçük buluntularıyla da ayrı bir dünya, tabi bu sergi bu dünyanın tanıtılmasına, toplumun her kesimi tarafından ziyaret edilmesini ve bu eserlerin de gün yüzüne çıkarılıp tanıtılmasına da imkan veriyor. Cumhuriyeti’mizin 102. Yılında 102 Sergi Projesi kapsamında Kars Müzesi ortaklığıyla yapmış olduğumuz bu serginin Ani farkındalığına katkı sunmasını diliyorum" diye konuştu.


Öte yandan Türkiye-Ermenistan sınırında yer alan, Ani Ören Yeri’nde 130 yıllık kazı serüveninde ortaya çıkarılan eserler sergilenirken, serginin 31 Mayıs 2025 yılına kadar açık kalacağı öğrenildi.



Kars’ta ’Ani’nin Hikayesi Sergisi’ne yoğun ilgi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Trabzon Trabzon’da APP plaka kuyruğu Trabzon’da APP plaka kullanan araç sahipleri, yeni düzenlemeye göre ağır cezalar uygulanacak standartlara aykırı plakalarını değiştirmek için plaka basım atölyeleri önünde uzun kuyruklar oluşturdu. Yürürlüğe giren yeni Trafik Ceza Kanunu’na göre araçlarında standartlara aykırı (APP) plaka kullanan sürücülere ilk ihlalde 140 bin para cezası kesilecek ve sürücü belgeleri 30 günlüğüne geri alınacak. İhlalin aynı yıl içinde ikinci tekrarında ise ceza miktarı 280 bin lira olacak ve sürücülerin ehliyetine 60 günlüğüne el konulacak. Yeni düzenleme çerçevesinde ceza yememek için Trabzon’da sürücüler, plakalarını değiştirmek için plaka basım atölyelerine akın etti. Atölyeler önünde uzun kuyruklar oluştu. APP plakalarla ilgili durumu sosyal medyadan öğrendiğini ifade eden Adem Uludüz, "APP plakadan dolayı burada bulunuyoruz. APP plakalarıyla ilgili durumu sosyal medyadan öğrendim. Plakadaki yazıların kalın olması standartlara uygun değilmiş. Trafik kurallarındaki ve trafik kanunundaki standartlara uygun olmadığından dolayı 140 bin TL’ye kadar para cezası var. Şu anda işlemlerimi yaptım. Notere paramızı ödedik, plaka için de bankaya para yatırdık. Şimdi bekliyoruz "diye konuştu. Sürücülerden Mehmet Bahadır, aracının plakasını söküp teslim ettiğini belirterek, "10 yıl önce aldığım aracımın plakasının geçerli olmadığını söylüyorlar. Muayenelerden geçen, trafik cezası almayan araca bugün ’Plakanız geçerli değil, yeniden plaka satın alacaksınız’ deniliyor. İşlemi yapmadığımız takdirde 140 bin TL ceza kesileceği söyleniyor. Biz de aracımızın plakalarını söküp teslim ettik. Şimdi kuyrukta bekliyoruz; 10 yıllık arabamıza yeniden plaka almak için sıra bekliyoruz" dedi. Recep Yenigün, APP plakadan dolayı sırada beklediğini belirterek, "APP plakadan dolayı burada sıradayız. Plakayı da şoförler odasından almıştık" derken, Ali Kamen ise, "Plakaları değiştiriyoruz. Yazıları kalın olduğu için değiştirileceği söylendi. Değiştirmezseniz 145 bin TL cezası var denildi" diye konuştu.
İstanbul Fatih’te boşanma aşamasındaki eşini öldüren şüphelinin ifadesi ortaya çıktı: ‘‘Silahın kurulu olduğunu unutmuşum’’ Fatih’te kızını okuldan almaya giden boşanma aşamasındaki eşi Semiha Deniz’i silahla öldüren E.D., adliyeye sevk edildi. Şüphelinin polise verdiği ifadesinde, ‘’Cep telefonuyla çekmesini engellemeye çalıştım. Korkutmak için üzerimde bulunan silahı çıkardım, kafasına doğru doğrulttum. Silahın kurma kolunun çekili olduğunu unutmuştum, kafasına doğru iteklerken bir anda patladı’’ dediği öğrenildi. Olay, dün saat 12.30’da Fatih ilçesi Seyyid Ömer Mahallesinde bulunan Vedide Baha Pars İlkokulu önünde meydana gelmişti. 14 yaşındaki kızını okuldan almaya giden 33 yaşındaki Semiha Deniz, 2011 yılında evlendiği boşanma aşamasındaki eşi E.D. (40) tarafından silahla başından vurularak öldürülmüştü. Saldırgan koca ise olay yerinden kaçmıştı. Cinayet şüphelisi E.D.’nin kısa süre sonra olayı gerçekleştirdiği silahla birlikte polis ekiplerine teslim olduğu öğrenilirken, şüpheli işlemleri için Asayiş Şube Müdürlüğü’ne getirildi. Uzaklaştırma kararının kalkmasına 3 gün kala eşini katletti Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri tarafından sürdürülen çalışmalarda çiftin; amca çocukları olduğu, 2011 yılında evlendikleri ve iki kızlarının bulunduğu öğrenildi. Öte yandan çiftin aralarında şiddetli geçimsizlik yüzünden birbirleri hakkında birçok kez emniyete müracaat ettikleri öğrenilirken şikayet kapsamında E.D.’nin 8 Ocak itibarıyla iki aylık uzaklaştırma kararının olduğu ve kararın kalkmasına 3 gün kala cinayeti işlediği ortaya çıktı Şüphelinin ifadesi ortaya çıktı: ‘‘Silahın kurulu olduğunu unutmuşum’’ Cinayet şüphelisi E.D.’nin polis ekiplerine verdiği ifadesinde, çocuklarını görmek amacıyla okul önüne gittiğini ve Semiha Deniz ile karşılaşmasının tesadüf olduğunu belirtti. E.D., ifadesinin devamında okula yakın bir yerde ilk olarak baldızıyla tartışma yaşadığını, tartışmanın sürmesi üzerine eşinin araya girip kendisini cep telefonuyla videoya aldığını, sonrasında sinirlenerek eşinin cep telefonuyla çekmesini engellemeye çalıştığını ve eşini korkutmak için üzerinde bulunan silahı çıkardığını anlattı. Şüphelinin cinayet anını ise ‘’ Silahı kafasına doğru doğrulttum. Silahın kurma kolunun çekili olduğunu unutmuştum, kafasına doğru iteklerken bir anda patladı’’ diye anlattığı öğrenildi. Şüpheli, Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği’ndeki işlemlerinin tamamlanmasının ardından İstanbul Adalet Sarayı’na sevk edildi
İstanbul Yemek yardımı düzenlemesinde lokantalar ve küçük işletmeler için eşitlik çağrısı İstanbul Ticaret Odası (İTO) 17. Restoran ve Yiyecek İçecek Hizmetleri Meslek Komitesi Başkanı Ebru Koralı, yemek yardımı uygulamasına ilişkin gündemde yer alan düzenlemelerin sektörde rekabet dengelerini etkileyebileceğini belirtti. Koralı, aynı yemek hizmeti için farklı prim uygulamalarının oluşmasının restoran ve lokanta işletmeleri açısından önemli sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti. 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 80. maddesinde yapılması planlanan değişiklik kapsamında, işyerinde yemek verilmesi dışındaki durumlarda çalışanlara sağlanan yemek yardımının günlük 300 TL’ye kadar olan kısmının SGK priminden istisna tutulması, bu tutarı aşan kısmın ise prime tabi olması öngörülüyor. Restoran ve lokantalarda tüketilen yemeklere getirilen bu prim sınırlamasının hem işverenler hem de yeme-içme sektörü açısından ekonomik etkiler doğurabileceği ifade ediliyor. Konuyu değerlendiren Ebru Koralı, yemek yardımının çalışanların iş günü içinde beslenme ihtiyacını karşılamak amacıyla oluşturulmuş önemli bir sosyal hak olduğunu belirterek uygulamanın amacına uygun şekilde korunması gerektiğini vurguladı. "Uygulama farklılığı sektörü doğrudan etkiler" Koralı, yemek hizmetinin hangi işletme tarafından sağlandığına bağlı olarak farklı prim uygulamalarının ortaya çıkabildiğini belirterek şu değerlendirmeyi yaptı: "İşyerine tabldot veya catering hizmeti verilmesi ile çalışanların restoran veya lokantalarda yemek yemesi arasında farklı prim uygulamaları oluşabiliyor. Oysa verilen hizmetin özü aynıdır; çalışan yine yemek tüketmektedir. Hizmetin temin edildiği işletme türüne göre farklı prim yükü ortaya çıkması sektörde rekabet eşitsizliği oluşturabilir. Restoran ve lokanta işletmeleri şehir ekonomisinin ve istihdamın önemli bir parçasıdır. Uygulama farklılığı işveren tercihlerinde değişime yol açarsa bu durum doğrudan restoran cirolarına ve sektördeki istihdama yansıyabilir. Özellikle öğle servisine odaklı çalışan binlerce işletme ve yaklaşık 200 bin çalışan bu sürecin etkisini doğrudan hissedebilir." "Yemek yardımı kayıtlı ekonomiyi de destekler" Restoran ve lokantalarda yapılan yemek harcamalarının doğrudan kayıt altına alındığını ifade eden Koralı, bu sistemin gıda sektöründen lojistiğe kadar uzanan geniş bir ekonomik zinciri desteklediğini belirtti. Koralı, "Yemek yardımının gerçekten yemek amacıyla kullanıldığı sistemler hem çalışanların sosyal hakkını korur hem de sektörün sürdürülebilirliğine katkı sağlar. Aynı zamanda harcamaların kayıtlı ekonomiye dahil olmasına destek olur." "Amaç çalışanı desteklemek ve sektörel dengeyi korumak olmalı" Koralı, yapılacak düzenlemelerde çalışanların sosyal haklarının korunmasının temel öncelik olması gerektiğini vurgulayarak, yemek yardımına ilişkin uygulamaların sektörler arasında eşit rekabet koşullarını gözeten bir çerçevede ele alınmasının sektör açısından daha sağlıklı sonuçlar doğuracağını ifade etti.