GENEL - 08 Haziran 2023 Perşembe 12:41

Kars’taki sempozyumda Doğu Anadolu’daki mezalimin izleri gözler önüne serildi

A
A
A
Kars’taki sempozyumda Doğu Anadolu’daki mezalimin izleri gözler önüne serildi

Türk Tarih Kurumu (TTK), Kars’ta “93 Harbi’nden Milli Mücadele’ye Doğu Anadolu: İşgal, Mezalim ve Kurtuluş” başlıklı bir sempozyum düzenledi.

Türk Tarih Kurumu (TTK), Kars’ta “93 Harbi’nden Milli Mücadele’ye Doğu Anadolu: İşgal, Mezalim ve Kurtuluş” başlıklı bir sempozyum düzenledi.


Kafkas Üniversitesi Ahmet Arslan Kültür ve Kongre Merkezi’nde gerçekleşen sempozyumun açılış konuşmalarını TTK Başkanı Prof. Dr. Birol Çetin ve Kafkas Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hüsnü Kapu yaptı. Türkiye’den ve yurt dışından alanında uzman isimler, toplam 3 oturumlu sempozyumda konuyla ilgili değerlendirmelerde bulundu. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan sempozyumun açılışında konuşan TTK Başkanı Birol Çetin, “Türk Tarih Kurumu bugüne kadar hep hakikatin peşinde oldu. Tabii karşı taraf sürekli propagandayla işi siyasete dökerek, algı oluşturarak bugüne kadar yüzyıldır bu davanın -tabii 2’inci Dünya Savaşı’ndan sonra daha fazla hızlanmıştır- ne kadar haklı olduklarını, haksızlığa uğradıklarını sürekli bunları söylüyorlar. Ama dediğim gibi hakikatin tarafı iseniz daima hakikat güçlü çıkıyor. Onların propagandaları köpük mahiyetinde yani dünya da biliyor. Bugün biz ülke olarak dış politikamızda özellikle dünya barışının tesisi, istikrarın devam ettirilmesinde herkesin özellikle aradığı bir ülkeyiz. Bunu son savaşta da gördük. Bizi bu tür şeylerle suçlayan devletler, özellikle Ermenilerin de arkasında yer alan devletler koşarak Türkiye’ye gelmişlerdir” dedi.


Çetin, “Yüzyıldır aynı şeyleri tekrarlıyorlar. Geçen sene Latin Amerika’da bir ülkede, Arjantin’de 26 yerde 24 Nisan’da program yaptılar. Bu çalışmalarının çok etkili olduğunu söyleyemeyiz. Şimdi tabii bölgemiz çok büyük trajedilere sahne oldu. Hep kendi kayıtlarından bahsediyorlar. Bu bölgede 40 bin civarında insanımız şehit oldu ve üstelik çok çeşitli işkencelere maruz kaldılar. 500’e yakın köy yok edildi. Bunların kayıtları elimizde var. Biz büyük devletiz. Arşivimiz de çok sağlam, bu çetecilerin isimleri var hepsinin. Hangi bölgede kimler bu cinayetleri işlemişler bizde kaydı var. Fakat şunu söylemek istiyoruz. Bu neden olabilir, niçin bu kadar uzun süre aynı şeyleri tekrarlıyorlar. Suçlunun şöyle bir tavrı var; hep cinayet mahalline döner ve bunu sürekli sürekli gündeme getirir. Başka bir anlam veremiyorum” şeklinde konuştu.


Sempozyumda 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı, o dönemde imzalanan antlaşmaların tarihteki önemli sonuçları, Ermeni isyanlarının bölgede yaşayan Müslüman ve gayrimüslim halk üzerindeki etkileri ve Milli Mücadele’ye kadar geçen süredeki askeri, siyasi, demografik ve sosyal açıdan analizleri geniş yelpazede masaya yatırıldı. Sempozyumda o yıllarda Osmanlı tebaası olan Ermenilerin faaliyetleri, silahlanan Ermeni hareketlerinin bölgede oluşturduğu tehditler, Müslüman halkın içine girdiği zor durum, Doğu Anadolu’daki işgalin etkileri, bölgede meydana gelen göçler bilimsel gerçekler ışığında gözler önüne serildi.


Sempozyumda çeşitli kurumların arşivlerinden temin edilen bölgedeki Ermeni mezalimine ilişkin fotoğraf sergisinin de açılışı gerçekleştirdi. Sempozyuma Vali ve Belediye Başkan Vekili Türker Öksüz, TTK Başkanı Birol Çetin, Rektör Hüsnü Kapu, protokol üyeleri ve çok sayıda öğrenci katıldı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Tunceli Gülistan Doku soruşturmasında firari şüpheli Umut Altaş ABD’de teslim oldu Gülistan Doku davasında hakkında kırmızı bülten çıkartılan firari şüpheli Umut Altaş, ABD’de güvenlik güçlerine teslim oldu. Tunceli’de 5 Ocak 2020’den bu yana kayıp olan Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü 2. sınıf öğrencisi Gülistan Doku soruşturması kapsamında gözaltına alınan 15 şüpheliden 12’si tutuklanırken, 3’ü hakkında adli kontrol kararı verilmişti. ABD’de bulunan firari şüpheli Umut Altaş hakkında da Interpol nezdinde kırmızı bülten çıkarılmıştı. Altaş, sabah saatlerinde ilk kez bir basın kuruluşuna açıklama yapmış ve bu olayın artık çözülmesini istediğini belirtmişti. Umut Altaş’ın ABD’de güvenlik güçlerine teslim olduğu öğrenildi. Öte yandan Altaş, sabah saatlerinde Akşam Gazetesi’ne verdiği röportajda Türkay Sonel’in cinayeti bizzat kendisine valilik konutunda itiraf ettiğini aktararak, "O zamanlar saftım. Türkay bana bu cinayeti kendisinin işlediği yönünde bir not da bıraktı. Konutta bana, ’Çok bağırıyordu ben de sıktım’ dedi. Hatta araçtayken cinayet silahına dokundum. Ben bu olayın artık çözülmesini istiyorum" demişti. Tahminlerini dile getiren Altaş, "Viyadükte öldürmüştür, ardından koruma Şükrü’yü aramıştır. Oradan bir ’Santa Fe’ marka araçla cesedi götürmüşlerdir diye düşünüyorum. Zaten o korumanın her şeyini yapıyordu, valinin korumasıydı. Tam adam gömecek biriydi, yüzünde seri katil tipi var" diye konuşmuştu. Cesedin tam yerini bilmediğini ifade eden Altaş, üniversite, Aktuluk Mahallesi, Bayraktepe mevkiindeki su arıtma tesisi yanındaki çöplük alana bakılması gerektiğini belirtmişti.
Elazığ Elazığ’da üreticiler tedirgin: Çiftlikleri suyun altında kalmasın diye nöbet tutuyorlar Elazığ’da etkisini sürdüren yağışlar ve Keban Baraj Gölü’nün su tahliyesine başlamasıyla birlikte üreticiler, suyun çiftliklere ulaşmaması için ahır önlerine set çekerek nöbet tutmaya başladı. Sular altında kalma tehlikesi geçiren bölge, dron ile görüntülendi. Elazığ ve bölgesi bu yıl rekor düzeyde kar ve yağmur yağışı aldı. Yüksek kesimlerdeki karların erimeye başlaması ve yağışların devam etmesiyle birlikte Keban Barajı 843.10 koduna ulaştı. Baraj savakları 7 yılın ardından ilk kez açılarak su tahliyesine başladı. Baraj sahasına yüksek debide su girişinin devam etmesi ve yağışların sürmesiyle birlikte su seviyesinde yükselme devam ediyor. Bu kapsamda Yurtbaşı beldesinde üreticiler, çiftliklerinin sular altında kalmaması için iş makinelerinin yardımıyla suyun geldiği bölgeye toprakla set çekti. İşletme sahipleri, gece gündüz nöbet tutarak suyun artışını takip ediyor. "Kendi imkanlarımızla suyun gelmemesi için set oluşturduk" Artışla birlikte suyun yaklaşık 2,5 kilometre geldiğini belirten Mehmet Yücedağ, "Belli bir kısım DSİ’ye ait fakat bizim tapulu alanımız 100 metre suyun içerisinde kaldı. Ekinlerimiz sular altında kaldı, bundan dolayı bir sıkıntı yaşamıyoruz ama bizim panik yaptığımız durum, çiftliklerimizde hayvanların olmasıdır. Burada kendi imkanlarımızla suyun gelmemesi için set oluşturduk. Karşıda bulunan ev suyun içerisinde kaldı. Onlar iş makinelerini çalıştıramadıkları için önlem alamadılar. Komşumla beraber iş makineleriyle buralara set çektik" dedi. "Sabaha kadar nöbetleşerek bekliyoruz " Yurtbaşı’nın sahil kenarında olduklarını aktaran Ercan Kahvecioğlu, "Biz bu tesisi 2015 yılında arkadaşlar yapmıştı biz de onlardan 2 sene önce aldık. Maalesef bu sene yağışlardan ve iklim değişikliğinden dolayı 2015 yılından sonra su ilk defa bu kadar yükseldi. Burada önlem aldık. Burada hayvancılık mı yapalım yoksa balıkçılık mı yapalım. Sadece benim tesisim olsa devletimize kurban olsun fakat burada bulunan herkes aynı durumdan şikayetçi. Yetkililerden destek bekliyoruz. En azından bize bir çözüm veya hayvanlarınızı alın su yükseliyor desinler, biz de ona göre önlemimizi alıp tesisi terk edelim. Şu anda tesiste 70 büyükbaş hayvanımız var. 2015 yılından sonra ilk defa su bu kadar yükseldi. Sabaha kadar nöbetleşerek bekliyoruz ki hayvanlarımız suyun içerisinde kalmasın. Saat başı gelip suya bakıyoruz. Dün gece yağıştan dolayı sabaha kadar yatamadık" ifadelerini kullandı.