GÜNDEM - 05 Ocak 2025 Pazar 13:56

Milli Savunma Bakanı Güler: "Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da daha büyük ve daha güçlü bir Türkiye için gayret göstereceğiz"

A
A
A
Milli Savunma Bakanı Güler: "Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da daha büyük ve daha güçlü bir Türkiye için gayret göstereceğiz"

Sarıkamış Harekatı’nın 110. yılı anma etkinlikleri çerçevesinde Ay Yıldız Tören Alanı’nda düzenlenen anma töreninde konuşan Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, "Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da daha büyük ve daha güçlü bir Türkiye için gayret göstereceğiz" dedi.


Kars’ın Sarıkamış ilçesinde binlerce kişi önce sabahın erken saatlerinde ellerinde Türk bayraklarıyla eksi 15 derece soğukta Sarıkamış şehitleri için yürüdü. Yürüyüş Ay Yıldız Tören Alanı’nda tamamlandı ve buradaki törene geçildi. Burada yapılan törene Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Kars Valisi Ziya Polat, milletvekilleri, kuvvet komutanları, kamu kurum ve kuruluşlarının yöneticileri, askerler, gaziler, şehit yakınları ve vatandaşlar katıldı. Ay Yıldız Tören Alanı’nda yapılan program saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Kur’an-ı Kerim tilavetinden sonra Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın mesajı okundu. Şehitlere saygı atışı yapılmasının ardından çelenk sunumu gerçekleşti ve bir subay tarafından Sarıkamış Harekatı’nın tarihi katılımcılara anlatıldı. Bu sunumun ardından Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler konuşma yaptı. Ardından muharip savaş uçakları ve jandarma havacılığa ait helikopter akrobasi gösteri yaptı.



“Omuzlarımıza yüklenen büyük bir sorumluluk “


Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, “Göze alabileceğinin en açık göstergesi olmuştur öyle ki, ülkemizin her bir köşesinden gelen Mehmetçiklerimiz bir yandan düşmanla diğer yandan da zorlu iklim koşulları ile mücadele etmişlerdir. Kıymetli misafirler bugün hepimiz havanın ne kadar soğuk olduğunu çok yakından hissedebiliyoruz. Böylelikle ordumuzun o günün şartlarında nasıl fedakarca görev yaptığını da daha iyi anlayabiliyoruz” diyerek sözlerine şöyle devam etti: “Elbette ki Sarıkamış Harekatı’nda yaşanan acı kayıplar içimizi yaksa da Allahuekber Dağları’nda sergilenen kahramanlıklar yüce milletimizin direncinin kararlılığına ve bağımsızlık iradesinin simgesi olmuştur. Bizler de onların gösterdiği yüksek özveriyi ve aziz şehitlerimizin bizlere bıraktığı bu onurlu mirası sadece hatırlamakta kalmıyoruz. Bunun omuzlarımıza yüklenen büyük bir sorumluluk olduğu bilinciyle daima birlik ve beraberlik içinde hareket ederek Türkiye’nin büyüklüğünü ve gücünü korumak ve daha da yukarılara taşımak için yoğun gayretler sarf ediyoruz.”



Sarıkamış ruhu ve Türk askeri


Şanlı ordu vatanı korumak için geçmişte nasıl ki her türlü fedakârlığı göze almışsa, bugün de ülkeye yönelecek tehdit ve tehlikeleri bertaraf etmek, milletin hak ve çıkarlarını korumak adına gece gündüz demeden mücadelesine devam edeceğini vurgulayan Bakan Güler, “Nitekim Sarıkamış’taki Mehmetçiklerin torunları olan ordumuzun bugünkü kahraman mensupları aziz şehitlerimizden aldığı ilhamla kutsal görev sancağını en iyi şekilde taşımakta asil milletimizin gururu olmaktadır. Öyle ki terörle mücadeleyi en etkin şekilde gerçekleştirip teröristlere göz açtırmayan, Suriye’nin ve Irak’ın kuzeyindeki operasyonları ile destanlar yazan, hudut emniyetimizi en güçlü şekilde tesis eden, mavi ve gök vatanımızdaki hak ve menfaatlerimizi tavizsiz koruyan, Kuzey Kıbrıs’tan Azerbaycan’a, Katar’dan Libya’ya, Kosova’dan Bosna-Hersek’e kadar uluslararası güvenlik, barış ve istikrara katkı sağlayan işte Sarıkamış ruhuyla görevlerini yerine getiren kahraman Türk askeridir.”



“Etrafımız adeta ateşten çember”


Türk Silahlı Kuvvetlerinin her bir seçkin personeli zorluklarla başa çıkabilecek eğitimli, disiplinli ve güçlü özellikleri ile üstlendiği tüm görevleri başarıyla yerine getirme niteliğine ve kararlılığına da sahip olduğunu anlatan Bakan Güler, “Yine gururla ifade etmeliyim ki bir asır önce türlü imkansızlıklarla mücadele eden ordumuz bugün sahip olduğu yüksek teknoloji ürünü yerli ve milli savunma sanayi ürünleriyle dünyanın sayılı ordularından birisi haline gelmiştir. Tüm bunlar sayesinde muzaffer ordumuz İstiklal Harbimizden bu yana en kapsamlı, en yoğun ve en etkin görevlerini üstün bir başarıyla icra edebilmektedir değerli misafirler köklü tarihimizin bizlere sunduğu ilham ve ibretlerden yola çıkarak ortaya koyduğumuz Türkiye Yüzyılı vizyonu ile aydınlık geleceğimize çok daha güçlü bir şekilde ve emin adımlarla ilerliyoruz. Elbette ki etrafımızın adeta ateşten çember olduğu bu kritik süreçte tüm tehditlerle etkin bir şekilde başa çıkabilmek için güçlü bir savunma yapısına sahip olmak bizler için olmazsa olmazdır. Zira yakın tarihimizde ve Sarıkamış’ta yaşanan pek çok tarihi hadise göstermiştir ki, Türkiye’nin bulunduğu bölge dünyanın en kıymetli ve stratejik coğrafyalarından birisidir bu yüzden daima diri, uyanık ve güçlü olmak bizler için bir tercih değil zorunluluktur. Bu doğrultuda Bakanlığımız devletimizin bekası, ülkemizin ve asil milletimizin güvenliği için çalışmalarına artan bir tempoyla, yüksek bir azim ve kararlılıkla sürdürmektedir. Sonuç olarak Milli Savunma Bakanlığı ve Türk Silahlı Kuvvetleri olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da daha büyük ve daha güçlü bir Türkiye için gayret göstermeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.


Bakan Güler, konuşmasının sonunda, başta Sarıkamış şehitleri olmak üzere tüm şehitlere ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilere rahmet diledi, ailelerine saygı ve şükranlarını sundu.



Milli Savunma Bakanı Güler: "Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da daha büyük ve daha güçlü bir Türkiye için gayret göstereceğiz"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.
Van Van Gölü’nde inci kefali göçü başladı: Ekipler sağanak yağış altında nöbette Dünyada sadece Van Gölü’nde yaşayan inci kefalinin üreme dönemi nedeniyle tatlı sulara başlattığı göç yolculuğu bu yıl rekor bir yoğunlukla başladı. Van Gölü’nün endemik türü olan inci kefalinin, üreme amacıyla suyun tersine yüzerek başlattığı zorlu yolculuk gerçekleşti. Yaklaşık 20 bin kişinin geçim kaynağı olan balıkların korunması için Tarım ve Orman İl Müdürlüğü, jandarma, emniyet, sahil güvenlik ve zabıta ekipleri akarsu mansap bölgelerinde teyakkuza geçti. Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman’ın da katılımıyla gerçekleştirilen denetimlerde, ekipler yoğun sağanak yağış ve zorlu arazi şartlarına rağmen gece gündüz nöbet tutuyor. Bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha yoğun gerçekleşmesi dikkat çekerken, suyun debisiyle birleşen balık sürülerinin oluşturduğu yoğunluk sahada görev yapan ekipleri de şaşırttı. Kaçak avcılığın önlenmesi adına denetimlerini sıkılaştıran ekipler, inci kefalinin zarar görmeden üreme alanlarına ulaşması için bölgeyi abluka altına aldı. "İnanılmaz bir balık popülasyonu var" Akarsu mansap bölgelerinde incelemelerde bulunan Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman, bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha verimli geçtiğini belirtti. İl Müdürü Şişman, "15 Nisan ile 15 Temmuz tarihleri arasında İnci Kefali av yasağı başladı ve şu an devam ediyor. Ekiplerimizle birlikte, balıkların özellikle yumurta bırakmak için sahaya çıktığı bölgeleri kontrol ettik. inanılmaz bir balık popülasyonu var; bu durumdan çok memnunuz. Geçen sene bu kadar değildi, bu sene çok yoğun bir katılım söz konusu. Akarsularımız ve tatlı sularımızdaki sıcaklık 13 dereceye ulaştığında, hayvanların yumurtlamak için gerçekleştirdiği göç hareketi başlıyor. Bu süreçte hem görsel bir şölen oluşuyor hem de balıklar yumurtalarını bırakıyor" dedi. "Balık boylarında da bir artış söz konusu" Bu yılki göçte balıkların fiziksel gelişiminin de sevindirici düzeyde olduğunu dile getiren Şişman, "Tatlı sularda beraberce yaptığımız incelemelerde durumun çok verimli olduğunu gördük. Bu sene inşallah balık boylarında da bir artış söz konusu; bizzat kontrol ettim, oldukça büyük gözüküyorlar. Balık boyundaki bu ilerleme ile birlikte bence çok güzel bir sezon geçecek. Balık açısından her şey olumlu gidiyor" diye konuştu. Kaçak avcılıkla mücadelenin tavizsiz sürdüğünü hatırlatan Şişman, sözlerini şöyle sürdürdü: "Buradan yasağın devam ettiğini tekrar hatırlatmak isterim. 15 Nisan - 15 Temmuz tarihleri arasında inci kefali avcılığı yasaktır. Kaçak avcılık tespitimiz halinde idari para cezaları uygulanmakta ve av malzemelerine el konularak mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararı verilmektedir. Bunu tüm halkımıza duyurmayı bir görev kabul ediyoruz."
Isparta Tipi vurdu heyelan yolu kapattı, 2 çoban ve yaklaşık 650 küçükbaş hayvan yaylada mahsur kaldı Isparta’nın Yalvaç ilçesine bağlı Yarıkkaya köyünde, yaklaşık 650 küçükbaş hayvanı ile yaylaya çıkan 2 çoban yoğun kar ve tipi ile birlikte meydana gelen toprak kayması nedeniyle geri dönemedi. Bulundukları yerde mahsur kalan çobanların sağlık durumlarının iyi olduğu, ekipler tarafından gerekli yaşam şartlarının sağlandığı ve sürüyü yalnız bırakmamak için yol yapım çalışmalarının tamamlanmasının ardından sürüleriyle birlikte bölgeden ayrılacakları bildirildi. Olay, sabah saatlerinde Yarıkkaya köyü sınırlarında bulunan Sultan Dağları yaylasında meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, sürülerini otlatmak için yaylaya çıkan çobanlar Bilal Akpınar ve Ömer Şahin, yaklaşık 650 küçükbaş hayvanla birlikte yoğun kar yağışı ve tipi nedeniyle bulundukları yerde mahsur kaldı. Isparta Damızlık Koyun, Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Hüseyin Sarıdaş’ın ihbarı üzerine bölgeye AFAD ve İl Özel İdaresi ekipleri sevk edildi. Ekiplerin yaptığı incelemelerde, çobanların ve koyunların geçtiği güzergâhta zemin yapısının zayıfladığı, yağışların da etkisiyle yaklaşık 300 metrelik alanda meydana gelen toprak kayması sonucu yolun çöktüğü ve bu nedenle yaylaya ulaşımın sağlanamadığı ve bu yüzden geri dönemedikleri belirlendi. Bunun üzerine Yarıkkaya köyünden 3 traktörle yola çıkan 15 kişilik köy halkı ve bölgede bulunan ekipler, zorlu arazi şartlarına rağmen mahsur kalan çobanlara ve hayvanlara ulaşarak saman ve yiyecek ulaştırdı. Ancak yolun kapalı olması nedeniyle küçükbaş hayvanların yayladan indirilemediği öğrenildi. Sağlık durumlarının iyi olduğu belirtilen çobanların, yol yapılana kadar sürülerini bırakmamak için bölgede kalmaya devam ettiği bildirildi. "İnşallah çoban arkadaşlarımıza bir şey olmaz" Çobanlara yardım için bölgeye giden ve ilk ulaşan vatandaşlardan Mikail Şahin, "Orada sürümüz vardı ve bu olay nedeniyle 8-9 hayvanımız telef oldu. Sabah saat 06.30’dan itibaren onları kurtarmak için mücadele ettik, akşam saat 19.30 civarında çalışmaları sonlandırmak zorunda kaldık. Koyunlarımızı ve çoban arkadaşlarımızı gerekli imkanlar sağlanarak bulundukları yerde bıraktık. İnşallah çoban arkadaşlarımıza bir şey olmaz. Biz haberi alır almaz bölgeye gittik ve tehlikeli yollardan geçerek çoban arkadaşlarımıza ulaştık. Allah’a şükür, sağlık durumları iyi. Yanımızda saman ve bazı malzemeler götürdük. Olay yerine vardığımızda sürüde kayıplar olduğunu gördük. Koyunları ve çoban arkadaşlarımızı geri getirmek istedik ancak önümüzde bir akarsu vardı ve yol olmadan bunu aşmamız mümkün değildi. Yoğun tipi vardı ve kar kalınlığı yaklaşık 50 santimetreye ulaşıyordu. Traktörlerimiz bile ilerlemekte zorlandı. Yolu açmak için çok çaba sarf ettik ancak başarılı olamadık. Herkese geçmiş olsun diliyorum" dedi. Yol yapım çalışmalarının sabah saatlerinde devam edeceği bildirildi.