ÇEVRE - 02 Temmuz 2025 Çarşamba 17:30

Batı Karadeniz Bölgesi’nin 20 yıllık ormancılık stratejisi bu çalıştayda belirlendi

A
A
A
Batı Karadeniz Bölgesi’nin 20 yıllık ormancılık stratejisi bu çalıştayda belirlendi

Batı Karadeniz Bölgesi’nde yer alan illerin 20 yıllık ormancılık stratejilerinin belirlendiği çalıştayda konuşan Kastamonu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ömer Küçük, "Koruma alanları, ki biyoçeşitliliğin muhafazası, geleceğin sigortası, mevcut varlığın devam ettirebilmesi için gelecek kuşaklara aktarılması noktasında korunan alan varlığının ve sürdürülebilir orman yönetimi için kaynakların artırılmasını hedefliyoruz" dedi.


Dünya Bankası desteğiyle yürütülen "İklime Dirençli Ormancılık Projesi" kapsamında Türkiye ormancılığının sürdürülebilir şekilde yönetilmesi ve iklim değişikliğine karşı önlemler geliştirilmesi amacıyla çalışmalar sürüyor. Bu çerçevede Tarım ve Orman Bakanlığı koordinasyonunda Orman Genel Müdürlüğü tarafından Kastamonu’da Türkiye Ulusal Ormancılık Programı (TUOP) Batı Karadeniz Bölgesi Çalıştayı gerçekleştirildi. Çalıştayda sürdürülebilir orman yönetimi, iklim değişikliğiyle mücadele, kırsal kalkınma, biyolojik çeşitliliğin korunması ve orman ekosistem hizmetlerinin devamlılığının sağlanması konuları ele alındı. Türkiye ormanlarının 2024-2043 yılları arasındaki planlamasına ilişkin uzmanlar görüşlerini bildirdi. Çalıştaya Batı Karadeniz Bölgesi’nde yer illerin kamu kurumları, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları ve özel sektör temsilcileri başta olmak üzere ormancılık sektörünün farklı paydaşları katılım sağladı. Türkiye ormancılığının mevcut durumu küresel gelişmelerle birlikte değerlendirilerek çözüm önerileri, stratejiler ve eylem planlarına dair görüş alışverişi sağlandı.



"Ormanların yanmasının müsebbibi vatandaş ama söndürmeye gelince sadece Orman Genel Müdürlüğüne yükleniliyor"


Kastamonu Üniversitesi Merkez Sezai Karakoç Toplantı Salonu’nda yapılan çalıştayda konuşan Kastamonu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ömer Küçük, "Ormanlarımız sadece biyoçeşitlilik açısından değil, kıymet arz etmekte değil, aynı zamanda iklim değişikliğiyle mücadelede en önemli doğal kaynaklardan bir tanesidir. Bu vesileyle ormanların korunması, sürdürülebilir yönetimi ve gelecek kuşaklara sağlıklı bir şekilde aktarılması adına çalışmalar yürütülüyor. Önümüzdeki 20 yılın planlanması adına ortak akıl ve istişaresiyle geleceği planlama noktasındaki fikirleri bu çalıştay vesilesiyle çok kıymetli ve önem arz ediyor. Orman kaybını tersine çevirmek yani azaltmak özellikle 70’li yıllardan sonra Stockholm sözleşmelerini hatırlayan. Dünyada ciddi bir tahribat vardı. Daha sonra bir takım devam eden sözleşmeler oldu ama hala devam eden bir azalma söz konusu. Türkiye ormancılığında orman varlığının artması hakikaten önemli, birçok ülkede maalesef orman kaybı yaşanıyor. Bunu tersine çevirmeyi bir hedef olarak belirlenmiştir. Orman temelli faydalarda artış yani ormanlardan faydalanırken bunu daha katma değerli çeşitlendirebilir miyiz? Yani ürün ve hizmet sektörü noktasında nihai olarak katma değerli ürünler noktasında bunu daha fazla insanların, paydaşların beklentilerini karşılayacak şekilde arttırabiliriz. Bir diğeri koruma alanları, ki biyoçeşitliliğin muhafazası, geleceğin sigortası, mevcut varlığın devam ettirebilmesi için gelecek kuşaklara aktarılması noktasında korunan alan varlığının artırılması, sürdürülebilir orman yönetimi için kaynakların artırılması diğer hedeflerden bir tanesi. Yönetim çerçevelerinin güçlendirilmesi ve işbirliği ve koordinasyon. Ormanları sadece Orman Genel Müdürlüğü tek başına yönetemez. Sahip çıkmadığında ülkemizin doğal mirası, insanlığın doğal mirası diyoruz ama tek başına bu yükü Orman Genel Müdürlüğüne yüklemek de doğru değil. Ormanların yanmasıyla beraber yanmadan müsebbip vatandaş ama söndürmeye gelince sadece Orman Genel Müdürlüğüne yükleniyor. Dolayısıyla bu biyoçeşitlilik, bu doğal kaynak hepimizin, bu miras bizden öncekilerden bize devredilmiş bir miras. Dolayısıyla bizim bunu koruyup gelecek kuşaklara da aktarma gibi bir vazifemiz söz konusu. Bu anlamda bütün kurumları, özel sektör, STK, üniversiteler, kooperatifler, dernekler, sendikalar, iş dünyası kim olursa tamamı işbirliği ve koordinasyon içerisinde el birliğiyle bu sürecin içerisinde olması gerekiyor. Bir ülkenin dünya standartlarında orman varlığı açısından kabul edilen ortalaması yüzde 30’un üzerinde ormanı olmasıdır. Türkiye’de bu orana ulaşmış durumdadır" dedi.



"Biyoçeşitlik noktasında bazı türler adaptasyonu sağlayamayacak ve yok olacak"


İklim değişikliğinden ekosistemlerin etkilendiğini belirten Küçük, "Özellikle ekstrem hava olaylarına karşı karşıya aşırı yağışlar oluyor ve aşırı aşırı kurak periyotlar oluyor. Uzun periyotlar oluyor. Normal ekosistemi üzerindeki etkileri, orman yangınları artık sezon kalmadı. Aralık ayında Amerika’da orman yangını yaşadık ve biyoçeşitlik noktasında da yine bazı türler adaptasyonu sağlayamayacak. Ortadan kalkınması öngörülüyor. Bu noktada iklim değişikliğiyle mücadelede olmazsa olmazlardan birisi ormanlarımızı korumaya yönelik hepimize vazife düşüyor. Böcek istilalarında ve popülasyonlarında zararlı böceklerde patlamalar öngörülüyor. Kuraklık kaynaklı kurumalar, malumunuz ve büyük ve şiddetli yangınlar ve özellikle Türkiye ormancılığın da güzel uygulamalar var. Çeşitli projeler var, bu projelerin daha da yaygınlaştırılması gerekiyor. Bunları yapmak kolay değil. İklime dirençli orman kurma, oturduğumuz yerde bazı şeyleri çok kolay konuşabiliyoruz ama sahada uygulaması da lazım" diye konuştu.



"Örtü yangınlarından tepe yangınlarına dönüşleri gördük"


Orman yangınları konusunda vatandaşlarda bilinç oluşturulmasının önemine değinenn Prof. Dr. Küçük, "Toplumun nasıl depremle beraber yaşama alışkanlığı varsa yangınlarla da yaşayacak. Türkiye ormanlarına sahip olduğu orman eko sistemleri, yangını adapte olmuş sistemlerden bir tanesi. Kızılçam ormanlarını kabul etmemiz lazım ama bu zararı en aza indirme adına elbette mücadeleler devam ediyor. Şunu gördük, artık eskiden örtü yangınları ağırlıklıyken örtü yangınlarından tepe yangınlarına dönüşleri gördük. Çünkü yanıcı madde yoğunluğu kurak periyotlar, şiddetli rüzgarlar, örtü yangınlarını artık çok kısa sürede tepeye dönüştürdü. Tepe yangınlarına sebep oluyor. Tepe yangınları daha şiddetli tepeye yangınlarına, büyük yangınlara dönüştürerek artık mücadelede zorluğu artırıyor. 40 km, 50 km rüzgarlar oluyor. Artık 30 kilometreden sonra oluşan rüzgarlar kritik rüzgarlar. Kontrol altına almakta güçlük yaşadığımız rüzgarlar. 100 kilometre rüzgar var, araba gibi gidiyor. Helikopterler, uçuramıyorsunuz, etkili atış yapamıyorsunuz, yangın uçakları gidiyor. Dolayısıyla yangın rejiminde değişiklikler söz konusu" şeklinde konuştu.



"Batı Karadeniz’deki ormancılık ve sektör paydaşları için ortak eylem gayesindeyiz"


Kastamonu Orman Bölge Müdürü Hasan Yaslıkaya ise, "Batı Karadeniz Bölgesi’ndeki ormancılık ve sektör paydaşları için ortak bir rehber oluşturmak, kamu kurum ve kuruluşlarının kendi strateji eylem planları uygulamalarına eşgüdüm sağlamak, ülkemizin ekolojik, ekonomik, sosyokültürel yönden farklılıklarını azaltmak, ormancılık sektörünün sorunlarına çözüm önerileri geliştirmek, paydaş katılımcılığının etkileşimini geliştirmek gayesindeyiz" ifadelerini kullandı.


Türkiye Ulusal Ormancılık Programı hakkında katılımcılara yapılan çalışmalar hakkında bilgiler veren Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Özden Görücü ise, "Ulusal Ormancılık Programı’nın Batı Karadeniz Bölgesi’nin özellikle bulunması gereken 4 önemli ayağını hep birlikte oluşturmaya çalışacağız. Teknik, biyolojik, ekonomik ve sosyal boyutlarını değerlendireceğiz. Kastamonu toplantımızdan sonra Erzurum, Bursa ve Trabzon ile birlikte son olarak Ankara’da yapacağımız çalıştayla tamamlayacağız. Türkiye Ulusal Ormancılık Programı’nın aslında oluşmasının esas ayaklarından bir tanesi iklim değişikliği ile mücadeledir. Ülkemizin şu anda da gündeminde olan ve mecliste bekleyen İklim Kanunu da bunun bir çıktısı olarak yansıyacaktır" dedi.


Konuşmaların ardından konunun uzmanları tarafından sunumlar yapılarak, görüş alışverişinde bulunuldu. Çalıştaydan elde edilen çıktılar ise Türkiye’nin uzun vadeli ormancılık vizyonunu belirleyecek Türkiye Ulusal Ormancılık Programı’nın hazırlanmasında önemli bir temel oluşturacak. Program kapsamında çalıştayların 9 bölgede yapılacağı öğrenildi.



Batı Karadeniz Bölgesi’nin 20 yıllık ormancılık stratejisi bu çalıştayda belirlendi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Trabzon Orhan Kaynak, abisi Kayhan Kaynak’ın kaderini yaşadı Trabzonspor Teknik Direktörü Fatih Tekke’nin yardımcısı Orhan Kaynak, geçirdiği kalp krizi sonrası kaldırıldığı hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Kaynak’ın abisi, bir dönem Fenerbahçe forması giyen Kayhan Kaynak da 34 yaşında kalp krizi sonucu yaşamını yitirmişti. Trabzonspor yardımcı antrenörü Orhan Kaynak, tesislerde yemek yediği sırada aniden rahatsızlandı. Durumu fark eden kulüp personelinin hızlıca haber vermesi üzerine Kaynak, Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tıp Fakültesi Farabi Hastanesi Acil Servisi’ne kaldırıldı. Burada yapılan tüm müdahalelere rağmen Kaynak kurtarılamayarak hayatını kaybetti. 364 gündür Trabzonspor’un teknik ekibindeydi Trabzonspor Teknik Direktörü Fatih Tekke’nin bordo-mavili kulübün başına geçmesinin ardından yardımcı antrenör olarak göreve başlayan Orhan Kaynak, 364 gündür teknik ekipte yer alıyordu. Trabzonspor’da futbolcu olarak da görev yapan Kaynak, 1992-1993 ve 1993-1994 sezonlarında bordo-mavili formayı giydi. Futbolculuk kariyerinde Beşiktaş, Kocaelispor, Samsunspor, Kayseri Erciyesspor, Akçaabat Sebatspor, Adanaspor, Başakşehir ve AO Xanthi takımlarında da forma giyen Kaynak, Türk futbolunda iz bırakan isimler arasında yer aldı. Unutulmaz Aston Villa maçı Trabzonspor’un Avrupa kupalarındaki unutulmaz zaferlerinden birinde de Orhan Kaynak’ın imzası bulunuyordu. 1 Kasım 1994’te oynanan UEFA Kupası 2. tur rövanş maçında Trabzonspor, İngiltere’de Villa Park’ta Aston Villa’yı 1-0 mağlup ederek tur atladı. Karşılaşmanın 90. dakikasında Orhan Kaynak’ın attığı gol, İngiliz ekibini sahasında eleyerek bordo-mavililere tarihi bir zafer kazandırdı. Bu karşılaşma, Avrupa kupalarında bir İngiliz takımının elendiği unutulmaz gecelerden biri olarak tarihe geçti. Abisinin kaderini yaşadı Trabzonspor’un eski futbolcusu ve yardımcı antrenörü Orhan Kaynak’ın abisi, eski milli futbolcu Kayhan Kaynak da genç yaşta hayatını kaybetmişti. Fenerbahçe ve Adana Demirspor formaları giyen Kayhan Kaynak, 9 Ocak 1994 tarihinde Adana’da antrenman sırasında geçirdiği kalp krizi sonucu 34 yaşında yaşamını yitirmişti. Kalıtsal bir kalp rahatsızlığı nedeniyle hayatını kaybeden Kayhan Kaynak gibi, Orhan Kaynak da geçirdiği kalp krizi sonrası yaşamını yitirdi. Hastaneye akın ettiler Orhan Kaynak’ın rahatsızlanmasının ardından Trabzonspor camiası hastaneye akın etti. Trabzonspor Teknik Direktörü Fatih Tekke ve teknik ekibin yanı sıra Trabzonspor Asbaşkanı Zeyyat Kafkas ile yönetim kurulu üyeleri hastaneye gelerek Kaynak’ın durumunu yakından takip etti. Bordo-mavili futbolculardan Ozan Tufan ve Okay Yokuşlu da hastaneye gelerek yardımcı antrenör Kaynak’ın durumu hakkında bilgi aldı.
İstanbul Bahçelievler Belediyesi’nden "tek darbeyle yıkılan 8 katlı bina" videosuna açıklama Bahçelievler Belediyesi, sosyal medyada paylaşılan "tek darbeyle yıkılan 8 katlı bina" başlıklı videonun Bahçelievler ilçesine ait olmadığını, görüntünün Malatya’da gerçekleştirilen bir yıkım çalışmasına ait olduğunu bildirdi. Bahçelievler Belediyesi, sosyal medyada dolaşıma giren bina yıkımıyla ilgili açıklama yaptı. Açıklamada, "Son günlerde bazı internet siteleri ve sosyal medya hesaplarında, ’Bahçelievler’de kentsel dönüşüm kapsamında 8 katlı bir bina tek darbeyle yıkıldı’ başlığıyla paylaşılan bir video dolaşıma sokulmuştur. Yapılan incelemelerde söz konusu görüntülerin Bahçelievler ilçemize ait olmadığı, daha önce yaz aylarında Malatya’da gerçekleştirilen bir yıkım çalışmasına ait görüntülerden alındığı anlaşılmıştır" belirtildi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı verilerine göre Bahçelievler’in, 2024 ve 2025 yılları itibarıyla kentsel dönüşümde Türkiye’de en fazla dönüşüm gerçekleştiren ilçe olduğu belirtilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi: "Ayrıca aynı görüntülerin geçmiş dönemlerde de farklı il ve ilçelerin adı kullanılarak servis edildiği, zaman zaman farklı şehirlerle ilişkilendirilerek paylaşıldığı tespit edilmiştir. Buna rağmen bazı mecralarda görüntüler Bahçelievler’de gerçekleşmiş gibi gösterilerek kamuoyunda yanlış bir algı oluşturulmaya çalışılmaktadır. Bahçelievler Belediyesi olarak ilçemizde yürütülen kentsel dönüşüm çalışmaları; ilgili mevzuat, mühendislik kuralları ve gerekli güvenlik önlemleri çerçevesinde titizlikle yürütülmektedir. Nitekim Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı verilerine göre Bahçelievler, 2024 ve 2025 yılları itibarıyla kentsel dönüşümde Türkiye’de en fazla dönüşüm gerçekleştiren ilçe olarak 1. sırada yer almıştır. İlçemizde yürütülen çalışmaların temel amacı; vatandaşlarımızın daha güvenli, sağlam ve modern yapılarda yaşamalarını sağlamaktır. Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi adına ilçemizle ilgisi bulunmayan bu görüntülere itibar edilmemesini önemle rica ederiz."
Ankara Bakan Uraloğlu: "Avrupa’nın 6’ncı, dünyanın 8’inci yüksek hızlı tren işletmecisi konumuna yükseldik" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "2002 yılında yaklaşık 11 bin kilometre olan demiryolu ağımız, bugün 2 bin 251 kilometresi Yüksek Hızlı Tren hattı olmak üzere 13 bin 919 kilometreye ulaştı. Avrupa’nın 6’ncı, dünyanın 8’inci yüksek hızlı tren işletmecisi konumuna yükseldik" dedi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları (TCDD) Taşımacılık çalışanlarıyla Eryaman Yüksek Hızlı Tren Atölyesi’nde düzenlenen iftar programına bir araya geldi. Bakan Uraloğlu, Türkiye’de demiryollarının tarihinin 1856 yılında İzmir-Aydın hattına ilk rayın döşenmesiyle başladığını hatırlatarak, 2002 yılından itibaren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde hayata geçirilen gelişim hamleleri sayesinde demiryollarının yeniden devlet politikası olarak ele alındığını ifade etti. "Avrupa’nın 6’ncı, dünyanın 8’inci yüksek hızlı tren işletmecisi konumuna yükseldik" 2002 yılında yaklaşık 11 bin kilometre olan demiryolu ağını, bugün yaklaşık 14 bin 13 kilometreye ulaştığını belirten Uraloğlu, "Demiryollarını Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde 2002 yılından itibaren başlattığımız gelişim hamleleriyle devlet politikası olarak ele aldık. 2002 yılında yaklaşık 11 bin kilometre olan demiryolu ağımız, bugün 2 bin 251 kilometresi Yüksek Hızlı Tren hattı olmak üzere 13 bin 919 kilometreye ulaştı. Avrupa’nın 6’ncı, dünyanın 8’inci yüksek hızlı tren işletmecisi konumuna yükseldik. Ancak biz sadece yeni hatlar inşa etmekle yetinmedik; devraldığımız 11 bin kilometrelik demiryolu ağını da baştan aşağı yeniledik, modernize ettik. Böylece hatlarımızın yüzde 61’ini sinyalli, yarısından fazlasını elektrikli hale getirerek, mevcut altyapımızı dünya standartlarında güvenli, hızlı ve verimli bir sisteme dönüştürdük. Şu anda; Halkalı - Kapıkule, Ankara-İzmir, Bandırma-Bursa-Yenişehir-Osmaneli, Mersin-Adana-Osmaniye-Gaziantep, Yerköy-Kayseri, Kırıkkale-Çorum Hızlı Tren Hatları ve Kars-Iğdır-Aralık-Dilucu Demiryolu Hattı gibi yeni hatların yapımlarına devam ediyoruz. Demiryolu ağımızı 2028’e kadar 17 bin 287 kilometreye, 2053 yılında ise 28 bin 590 kilometreye yükseltmeyi hedefliyoruz" açıklamalarında bulundu. "2009 yılında hizmete giren Yüksek Hızlı Trenlerle bugüne kadar yaklaşık 109 milyon vatandaş seyahat etti" Bakan Uraloğlu, en yoğun demiryolu hattının yaklaşık 6 milyon yolcu ile Ankara-İstanbul hattı olduğunu vurgulayarak, "Ankara’dan, Eskişehir’e, İstanbul’a, Konya’ya, Karaman’a ya da Sivas’a seyahat eden vatandaşlarımızın çok büyük bir bölümü tercihini demiryolundan yana kullanıyor. İlk olarak 2009 yılında Ankara-Eskişehir hattıyla hizmete başlayan yüksek hızlı trenlerle bugüne kadar yaklaşık 109 milyon vatandaşımız yolculuk etti. 2025 yılı da demiryolu taşımacılığı açısından verimli ve başarılı bir yıl oldu. Geçen yıl boyunca yüksek hızlı trenler, anahat trenleri, bölgesel trenler ve kent içi hatlarımızda yaklaşık 283 milyon yolcuya hizmet sunduk. Yaklaşık 12 milyon yolcu yüksek hızlı trenleri tercih etti ve en yoğun hattımız yaklaşık 6 milyon yolcu ile Ankara-İstanbul hattı oldu" diye konuştu. Bakan Uraloğlu, Turistik Doğu Ekspresi’nin 2025-2026 kış sezonunu büyük bir başarıyla tamamladığını belirterek, Ankara-Kars ve Kars-Ankara yönlerinde toplam 60 sefer gerçekleştirildiğini ve 10 bin 166 yolcuya hizmet verildiğini ifade etti. "Toplam 18 bin 568 katılımcı ile yapılan çalışmada memnuniyet oranı yüksek hızlı trenlerde yüzde 91,5 olarak ölçüldü" Demiryollarına yönelik müşteri memnuniyeti araştırmalarında genel memnuniyet oranının yüzde 90,5 olarak ölçüldüğünü aktaran Uraloğlu, "2019’dan bu yana da 91 bini aşkın seyahat sever, fotoğraf tutkunu ve turizm meraklısı, bu unutulmaz deneyimle Anadolu’nun eşsiz doğası ve kültürüyle buluştu. Müşteri memnuniyeti araştırmalarımız da başarılarımızı teyit ediyor. Toplam 18 bin 568 katılımcı ile yapılan çalışmada yüksek hızlı trenlerde yüzde 91,5 olmak üzere genel memnuniyet oranı yüzde 90,5 olarak ölçüldü. Bu tablo, demiryoluna duyulan güvenin en açık göstergelerinden biridir ve emeğimizin en güzel karşılığıdır. Bu oranları önümüzdeki yıllarda daha da yukarı taşıyacağız" şeklinde konuştu. "Ramazan Bayramı tatili boyunca trenlerimizde toplam 8 bin 898 kişilik ek kapasite oluşturduk" Ramazan Bayramı tatili süresince yolcu talebini karşılamak amacıyla Ankara-İstanbul ve İstanbul-Ankara hattında 19, 22 ve 23 Mart tarihlerinde toplam 6 ek Yüksek Hızlı Tren seferi düzenleyeceklerini ifade eden Uraloğlu, şu ifadelere yer verdi: "20-21-22 Mart tarihlerinde idrak edeceğimiz bayramda, vatandaşlarımızın sevdiklerine kavuşma özlemi artacak, şehirler arası ulaşım talebi yükselecek. Biz de bu talebe en güzel şekilde cevap vermek için hazırlıklarımızı tamamladık. Ramazan Bayramı tatili boyunca artan yoğunluğu karşılamak amacıyla trenlerimizde toplam 8 bin 898 kişilik ek kapasite oluşturduk. Özellikle Ankara-İstanbul, İstanbul-Ankara güzergahında 19, 22 ve 23 Mart tarihlerinde 6 ek Yüksek Hızlı Tren seferi düzenleyerek 2 bin 898 yolcumuza daha ulaşım imkânı sağlayacağız. Bunun yanı sıra ana hat ve bölgesel trenlerimize 100 ek vagon ilave ederek 6 bin kişilik ilave koltuk kapasitesi sunacağız. Her bayramda olduğu gibi bu Bayram boyunca da sahada, trenlerimizde, istasyonlarımızda her zamanki gibi görevimizin başında olacağız; siz değerli demiryolcu kardeşlerimle birlikte vatandaşlarımıza en güzel hizmeti sunmaya devam edeceğiz." "Yılda yaklaşık 24 milyon biletin dijitalleşmesi sayesinde 3 bin ağacın kesilmesini önlendi" Trenlerde yolcu kabul işlemlerini QR kod veya kimlik kartı ile saniyeler içinde gerçekleştirildiğini hatırlatan Uraloğlu, "Hayata geçirdiğimiz Yolcu Taşıma Platformu (YTP), biletleme, rezervasyon ve müşteri hizmetleri süreçlerini tek bir çatı altında toplayarak; yılda yaklaşık 24 milyon biletin dijitalleşmesi sayesinde 3 bin ağacın kesilmesini önlemiştir. Artık trenlerimizde yolcu kabul işlemlerini QR kod veya Kimlik Kartı ile saniyeler içinde gerçekleştiriyoruz. Bu sayede yolcu deneyimi önemli ölçüde iyileşti, işlemler daha hızlı ve sorunsuz hale geldi" dedi. "Proje sayesinde son 5 yılda önemli kazalarda yüzde 51 oranında azalma sağladık" Seyrüsefer Güvenliği Platformu ile de 572 lokomotife yapay zeka destekli kamera sistemi monte edildiğini söyleyen Uraloğlu, "Yine diğer bir önemli projemiz olan Tren İzleme ve Koordinasyon Merkezi kapsamında devreye aldığımız Seyrüsefer Güvenliği Platformu ile de 572 lokomotife yapay zeka destekli kamera sistemi monte ettik. Bu sistem, makinistlerimizin dikkat dağınıklığı, yola bakmama, esneme, yorgunluk gibi anomalileri anında tespit ederek gerekli aksiyonları alıyor. Proje sayesinde son 5 yılda önemli kazalarda yüzde 51 oranında azalma sağladık" diye konuştu. Program, Bakan Uraloğlu’nun demiryolları çalışanlarına plaket takdim etmesiyle sona erdi.