EKONOMİ - 07 Temmuz 2025 Pazartesi 11:58

Doğada toplanması yasak: Kastamonu’da 30 dekarda yetiştirilen salebin hasadı sürüyor

A
A
A

Doğada toplanması yasak olan salebin Kastamonu’daki hasadı sürüyor. Kastamonu İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün destekleriyle Kastamonu’da 30 dekar alanda salep hasadı gerçekleştirildi.

Tıbbi ve aromatik bitkiler sınıfında yer alan ve endemik tür olması sebebiyle doğadan toplanması yasak olan salebin Kastamonu’da hasadı sürüyor. Özellikle ilaç sanayisinde, yapıştırıcı ve dondurma yapımında kullanılan salebin yetiştiriciliğinin arttırılması için Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından üreticilere destek veriliyor. Bakanlık tarafından 2023 yıkında hayata geçirilen "Doğan Toplama Değil, Tarlada Salep Yetiştiriciliği" projesi çerçevesinde, Kastamonu’da İl Tarım ve Orman Müdürlüğü gözetiminde salep sahaları kuruldu. Kastamonu’da il genelinde 2024 yılında 12 dekar alanda kurulan salep sahaları, bu yıl 30 dekar alana çıkartıldı. Tek tek el ile toprakla buluşturulan salebin hasadı da aynı yöntemle yapılıyor.

Salebin kilogramı ise 2 bin ila 3 bin lira arasında alıcı buluyor.

"Kastamonu’da yıllık 150 ton salep, Osmanlı sarayına gönderiliyordu"

Kastamonu’nun merkez ilçesine bağlı Kayı köyünde salep yetiştiriciliği yapan Ziraat Mühendisi Ferdi Doğdu, "Salep orkideleri, özellikle Kastamonu içerisinde 25’ten fazla türe sahip endemik güzel bir bitkidir. Geçmişi Osmanlı tarihine kadar dayanan bir bitkidir. O zamanlardan da salebin tüketimi mevcuttur. Kastamonu vilayetinden yıllık yaklaşık olarak 150 ton civarında salebin Osmanlı sarayına gönderildiğini biliyoruz. Böylesine tüketimi yoğun olan ve önemli olan bir bitkinin artık günümüz şartlarında nüfusun da artmasıyla beraber üretiminin olmaması düşünülemez. Bundan dolayı da artık üretimi zorunlu hale gelmesiyle birlikte doğadaki baskıyı da azaltabilmek adına dikkatli ve özverili bir şekilde üretimini daha verimli hale getirerek çoğaltımını gerçekleştirmek gerekiyor" dedi.

"Amacımız, Kastamonu’yu salep dendiğinde ilk akla gelen şehirlerden biri yapabilmek"

Salep yetiştiriciliği noktasında 2023 yılında kooperatif kurarak ilk adımı atmış olduklarını söyleyen Doğdu, "Kastamonu zaten salep dendiğinde ilk akla gelen şehirlerden biriydi. Fakat üretim bazında geri planda kaldık. Çünkü üretim yoktu. Kastamonu’da şimdiki hedefimiz de kooperatif olarak hem bireysel olarak salep dendiğinde ilk akla gelen şehirlerden biri olabilmek. İkinci noktada biz salebin üretiminin doğru yollarını, yani eksiklerini gidererek Kastamonu’da üretmek isteyen insanlara destek olabilmekte istiyoruz. Güvenilir tohum sağlayabilmek ve Kastamonu’daki üretimini arttırabilmek istiyoruz. Üçüncü noktada ise bütün üreticileri örgütleyerek Kastamonu’da katma değerli bir ürün halinde yani paketlenmiş ürün halinde güvenilir bir şekilde halka arz edebilmek istiyoruz" diye konuştu.

"Salep, makine hasadına pek uygun yapıda değil"

Salebi çoğaltma yaparak yetiştirdiklerini söyleyen Doğdu, "Bu da en az 1’e 2 verimle mümkün olabilecek bir bitki. Salep bitkisi humuslu, organik açıdan zengin toprakları nem açısından da yeterliliği olan biraz alkalik yani kireçli toprakları seviyor. Salep orkideleri gecelerin soğumaya başlamasıyla birlikte ki bu genel olarak Ağustos sonu ya da Eylül başına tekabül ediyor, sürgün vermeye başlıyor ve bu salebin artık dikilme zamanının geldiğini gösteriyor. Kışı toprak altında geçiriyor ve yaklaşık olarak yılın 9-10 ayını toprak altında geçiriyor. Bitki tam çiçeklenmeye geldiğinde hassas zamanı gelmiş demektir. Mayıs ortalarından başlayarak Haziran sonuna kadar hasatları devam ediyor. Bu yüzden ideal hasat zamanını tür bazında gözetlemek ve takip etmek gerekiyor. Dikimde olduğu gibi salebin hasadı da yine elle yapılıyor çünkü makine hasadına pek uygun yapıda değil, hassas bir ürün çünkü, zedelenme durumlarında bitki de yaralar açıldığında bitkinin tohumluk olarak kullanılacaksa çürümesine, embriyonun zarar görmesine, bitkinin yumrularının ölmesine sebep oluyor. Bu riski alamadığımız için mecburen yine aynı şekilde dikimde olduğu gibi elde hasat etmemiz gerekiyor. İşçiliği bu yüzden biraz meşakkatli. Bu konuda eğitimli işçileri bulmak da zor. Şu anki çabamız, salebin yaygınlaştırılıp bu konuda insanları hasat konusunda ve dikim konusunda bilgilendirerek, işçilik bazında insanlara bir gelir kapısı daha açabilmek. İnşallah bunu da başardığımızda sorunsuz bir üretimle kapasitemizi hızla arttırabilecek duruma geleceğiz" şeklinde konuştu.

"Metrekareden bir kilo salep aldık, bu yıl verimli geçti"

Kastamonu’da 30 dekarlık bir alanda salebin yetiştirildiğini ifade eden Doğdu, "Kooperatif bünyemiz de bizim burada 500 metrekarenin üzerinde bir miktarda ekim alanımız mevcut. Yalnız bunun bir kısmı geçen yıl hibe ile gelen yumrulardı. Fakat tohumlar başka yerden geldiğinden Kastamonu’ya uygun olmayan bir şehirden geldiğinden dolayı adaptasyon konusunda sıkıntı yaşadılar ve bitkiler istediğimiz gelişimi gösteremediler. Bu sene o tarlada hasat yapmayıp tohumları aynı şekilde toprakta bırakarak adaptasyonlarını bu şekilde tamamlayabileceklerini varsayıp önümüzdeki yıl hasada taşımak istiyoruz. Orada bir verim kaybı maalesef söz konusu ama kooperatifimizin ortak ekim alanı olan bu noktada 300 metrekarelik bir alanda şu anki hasadımız devam ediyor. Metrekareye 1’e 2 verimimiz var veya bir kilo civarında devam ediyor. Aldığımız fideleri ayrı tutarak söylüyorum. Fidelerden de ekstra bir verimimiz daha olacak. Kastamonu genelinde dediğim gibi çok fazla bir üretim bir söz konusu değil. Çok küçük çapta yine insanlar deneme amaçlı 20 metrekare, 50 metrekare ya da 100 metrekare gibi küçük parseller kuruyorlar. Bu yüzden şimdilik ekim alanlarımız yeterli değil. Genel toplamda kooperatifin bünyesindekilerin 3 dönemin belki bir miktar üzerinde olabilir. Yine aynı şekilde biz bu sene ki hasat ettiğimiz tohumları önümüzdeki yılda tohumluk olarak kullanacağız salep bitkisi için" ifadelerini kullandı.

Vedat Yunus İkizoğlu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun Thorsten Fink: "Kendimize güveniyoruz, çeyrek finale kalacağımıza inanıyorum" SAMSUN (İHA) – Samsunspor Teknik Direktörü Thorsten Fink, Rayo Vallecano karşısında kendilerine güvendiklerini ve çeyrek finale çıkacaklarına inandıklarını söyledi. UEFA Avrupa Ligi son 16 turunda Rayo Vallecano ile karşılaşacak Samsunspor’da Teknik Direktör Thorsten Fink ve futbolcu Joe Mendes, basın toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtladı. İspanyol temsilcisi karşısında kendilerine güvendiklerini ifade eden Thorsten Fink, "Benim için evimizde veya deplasmanda olması önemli değil. İlk maçı kendi evimizde oynamak bir avantaj. Sonuçta 2 karşılaşma oynanacak. Çok önemli bir maça çıkacağız. Taraftarımızın çok iyi destekte bulunacağını düşünüyorum. Tekrardan bir tarih yazabiliriz. Rayo çok iyi bir takım. En iyi baskı yapan takımlardan birileri. Barcelona karşısında bile topa hakim olmayı başarmışlardı. Fenerbahçe maçında biz de çok iyi oynadık. Kendimize inanıyoruz. İki maçta da iyi bir sonuç almak istiyoruz. Rayo son 5 maçını kaybetmedi. Çok tehlikeli bir takım bizi bekliyor. Futbolda her şeyi gördüm. Güçlü rakiplere bile baskılı oynuyorlar. Bizim de özgüvenimiz yerinde. Geleli 3 hafta oldu ama her hafta kendimizi geliştiriyoruz. Son 16’daki tüm takımların bir kalitesi var. Kendimize güveniyor ve çeyrek finale kalacağımıza inanıyorum. Lige iyi başlamadılar ama şu anda çok iyi bir performans gösteriyorlar, biz de bunun bilincindeyiz. Kendi oyun stilimiz var. Onlarla daha önce bir maçta karşılaşmıştık. 38 yaşında genç bir hocaları var. Çok iyi bir rakibe karşı oynayacağız. Onlara zarar vermek adına iyi olduğumuz yönlerimizi sahaya yansıtmak isteyeceğiz. Oyuncularımız sakatlıktan döndü. Kanat oyuncularına ihtiyacımız var. Emre Kılınç ve Zeki Yavru sakatlığını atlattı. Opsiyon anlamında elimiz güçlenecek" dedi. Tecrübeli defans oyuncusu Joe Mendes ise, "Mental olarak maça hazırız. Takım halinde tutkuluyuz. Yarınki maça odaklanmış durumdayız. En iyi şekilde oynayıp istediğimiz sonucu almak istiyoruz. Benim futbolda hayalim her zaman elimden gelenin en iyisini yapmak. Kafamdaki tek düşünce bu" diye konuştu.
Giresun Tarihi sokakta paylaşım sofrası Giresun’un Tirebolu ilçesinde "Bir kap fazla yap" geleneği, sokakta kurulan iftar sofrası mahalle kültürünü yaşatıyor. Giresun’un Tirebolu ilçesinde tarihi evlerin bulunduğu Yeniköy Mahallesi’nde mahalle sakinleri, evlerinde hazırladıkları yemeklerle sokakta kurdukları iftar sofralarında buluşuyor. "Bir kap fazla yap" sloganıyla sürdürülen gelenek, Ramazan ayında komşuluk bağlarını güçlendiriyor. Giresun’un Tirebolu ilçesinde tarihi dokusuyla dikkat çeken Yeniköy Mahallesi’nde, mahalle kültürünü yaşatan anlamlı bir gelenek sürdürülüyor. Mahalle sakinleri, Ramazan ayında evlerinde hazırladıkları yemekleri sokağa kurulan iftar sofralarına getirerek birlikte oruç açıyor. Yeniköy Mahallesi Muhtarlığı öncülüğünde 2016 yılında başlatılan ve "Bir kap fazla yap" sloganıyla hayata geçirilen sokak iftarı geleneği, her yıl artan katılımla devam ediyor. Mahalle sakinlerinin tencere ve kaplarla getirdiği yemekler masalarda paylaşılıyor. Çorba ve tatlı ise hayırseverler tarafından ikram ediliyor. İftar sofraları yalnızca mahalle halkını değil, üniversite öğrencilerini, ihtiyaç sahiplerini ve ilçe dışından gelen misafirleri de bir araya getiriyor. Tarihi sokakta kurulan uzun masalar, Ramazan’ın paylaşma ve dayanışma ruhunu yansıtıyor. Yeniköy Mahallesi Muhtarı Osman Altay, etkinliğin temel amacının komşuluk bağlarını güçlendirmek olduğunu belirterek, "Buradaki amaç beraber iftar yapıp olanın olmayana vermesi mantığıyla eski komşuluk bağlarını güçlendirmek. Bu yıl Allah izin verirse ‘Bir Kap fazla yap" iftar yemeğinin 10’uncusunu gerçekleştirdik" dedi. Altay, iftarın belirli bir konseptle hazırlandığını ifade ederek, sosyal farklılıkların oluşmaması için herkesin benzer yemekler hazırladığını söyledi. Altay, "Mahalleli genellikle fırında tavuk ve pilav yapıp getiriyor. Böylece herkes aynı sofrayı paylaşıyor, kimse kendini farklı hissetmiyor" diye konuştu. Tirebolu Kaymakamı Muhammed Lütfi Kotan da iftar programına ailesiyle birlikte katıldığını belirterek, Ramazan’ın birlik ve beraberlik için önemli bir vesile olduğunu söyledi. Kotan, "Ben de bu mahallenin bir sakiniyim. Bir kaymakamdan ziyade bir komşu olarak buradayım. Herkes kendi evinde yaptığı yemeği getirip paylaşıyor. Bu çok güzel bir gelenek" ifadelerini kullandı. Mahalle sakinleri ise sokakta kurulan iftar sofralarının özellikle çocuklar için unutulmaz hatıralar oluşturduğunu belirterek, geleneğin uzun yıllar devam etmesini istediklerini dile getirdi.
Hatay İran’da hayatını kaybeden tır şoförünün yakınları, cenazenin Türkiye’ye getirilmesini istiyor Afganistan dönüşünde İran’ın Tebriz şehrinde tırına füzenin şarapnel parçasının isabet etmesiyle hayatını kaybeden Hataylı tır şoförü Hüseyin Fırat’ın yakınları, cenazenin Türkiye’ye getirilmesi için yetkililerden destek bekliyor. Fırat’ın akrabası Cuma Karakılınç, Amerika ve İsrail’in sivillere yönelik saldırılarını kınayarak hastanenin bile saldırıya uğradığını söyledi. Reyhanlı ilçesi Bağlar Mahallesi’nde yaşayan 29 yaşındaki Hüseyin Fırat, Askerlik mesleğini bıraktıktan sonra baba mesleği olan tır şoförlüğünü sürdürerek yaşamını ekmek parasını kazanıyordu. İstanbul’dan aldığı yükle Afganistan’a doğru yola çıkan Fırat, dönüş yolunda İran’ın Tebriz şehrine geldiği esnada düşen füzenin şarapnel parçalarının tıra isabet etmesiyle ağır yaralandı. Ağır yaralanan tır şoförü Fırat, İran’ın Zincan Hastanesi’nde tedavi altına alındı. Fırat, İran’da hastanede 6 gün süren yaşam mücadelesini kaybederek öldü. Fırat’ın yakınlarıysa yakınları cenazenin Türkiye’ye getirilmesi için yetkililerden destek beklediklerini söylediler. Afganistan’a yük bıraktıktan sonra aynı mesleği yaptığı babasıyla birlikte Türkiye’ye dönerken Hüseyin Fırat’ın tırına İran’da şarapnel parçası isabet ettiğini söyleyen Cuma Karakılınç, "Hüseyin kardeşimiz tır şoförü. İstanbul’dan yükünü alıp, Afganistan’a götürüyor. Afganistan’dan yükünü bıraktıktan sonra dönüş yolunda İran’da geçerken Amerika ve İsrail’in attığı füzenin şarapnel parçaları tıra isabet ediyor. Kendisi ağır yaralanıyor ve hastaneye kaldırıyorlar. Hastanede ilk müdahaleler yapılıyor ve kaldığı hastane tekrar bombalanıyor. Ameliyat oldu ve yaklaşık 1 haftadır İran’da hastanedeydi ve Türkiye’ye gelemedi. Sabaha doğru da kardeşimiz vefat etti" dedi. "Cenazenin Türkiye’ye gelmesi için yetkililerden destek bekliyoruz" Amerika ve İsrail’in sivillere saldırı gerçekleştirdiğini söyleyen Karakılınç, "Cenazesini getirmek için uğraşıyorlar, otopsi yapılması gerekiyormuş ve orada nevruz bayramı varmış. Bir an önce yeğenimizin cenazesinin Türkiye’ye getirilmesini istiyoruz. Cenazenin Türkiye’ye gelmesi için yetkililerden destek bekliyoruz. Amerika ve İsrail hastaneleri bile bombalıyor, insaf kalmamış. Nükleer tesisleri bombalayacağız diye Türk tırcıları bombalıyorlar. Kardeşimizde burada mağdur oldu ve vefat etti" dedi.