KÜLTÜR SANAT - 17 Ocak 2025 Cuma 18:10

Kastamonu Şair ve Yazarları Sempozyumu başladı

A
A
A
Kastamonu Şair ve Yazarları Sempozyumu başladı

Kastamonu İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ile Kastamonu Üniversitesi iş birliğinde ilki düzenlenen Kastamonu Şair ve Yazarları Sempozyumu başladı.


Kastamonu Valiliği İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ile Kastamonu Üniversitesi Kültür Sanat Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürlüğü işbirliğinde, birincisi düzenlenen "Kastamonu Şair ve Yazarları Sempozyumu" başladı. Açılış programı ile başlayan sempozyum, 2 gün boyunca devam edecek. Dört oturumda gerçekleşecek sempozyumda, Kastamonu’da yetişen Türk edebiyatının önemli yazar ve şairleri anlatılacak. Rıfat Ilgaz Kültür Merkezi’nde gerçekleşecek sempozyum, sonuç bildirisinin okunması ile sona erecek.


Sempozyumun açılış programı Kastamonu Valisi Meftun Dallı’nın katılımı ile gerçekleştirildi. Açılış programına il protokolü, Kastamonu Üniversitesi akademisyenleri, kent protokolü ve vatandaşlar, yoğun ilgi gösterdi.


Sempozyumun açılışında konuşan İl Kültür ve Turizm Müdürü M.Kerem Seven, Kastamonu’da bir Mehmet Akif Ersoy Kültür Merkezinin yapılacağı müjdesini vererek, “Kastamonu’da çok önemli yazar ve şairler yetimiştir ve Kastamonu çok önemli yazar ve şairlere de ev sahipliği yapmıştır. Bugün güzel bir haber de aldım. Uzun süredir uğraştığımız projeden olumlu bir sonuç aldık. İki saat bakanımızdan bir bilgi geldi, Mehmet Akif Ersoy Kültürevi’ni inşallah yapacağız. Bunu uzun süredir dert edindik, bu doğrultuda çalışmalarımıza başladık. Bunu 12 Mart’ta açıklamayı hedefliyorduk. Kısa sürede neticelendiği için bugüne nasip oldu. Oranın açılışında da bizleri yalnız bırakmazsanız çok seviniriz” dedi.


Sempozyumun Kastamonu’nun ulusal ve ulusal çapta tanıtılmasında büyük katkı sağlayacağına inandığını ifade eden Kastamonu Üniversitesi kültür Sanat Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Zeki Gürel ise, “Kastamonu için Evliya Çelebi, ‘Türk’ün kaidesi’ diyor. Bu ne zamandan beri böyle? Milattan önce 700 yılında kurduğu devlete başkent olarak Sinop’u uygun gören Alper Tunga’dan beri bu coğrafya Türk vatanıdır. Daha sonra Selçuklu, Osmanlı, beylikler zamanı ve İstiklal Savaşı yıllarında ve Cumhuriyetin 100’üncü yılını geride bıraktığımız bu günlerde Kastamonu ve Kastamonulular Türk’ün kaidesi olarak yaşadıklarının şuurunda olmuştur, ben buna şairim. Bu sempozyum geleneğini 1988’de Gazi Üniversitesi Kastamonu Eğitim Fakültesi başlatmıştı. Daha sonra iki sempozyum yapıldı. Şu anda Kastamonu bir üniversite şehri. Dolayısıyla üniversite şehri olmanın geleneğini yapma durumundadır. Eğer bunu yapmazsa, bunu hatırlatmayan Kastamonulular’dan da davacı olmak benim ve benim gibi Kastamonu’ya hizmet etmek isteyenlerin en tabii hakkıdır. İnşallah bunun arkası gelir” diye konuştu.


Daha sonra konuşan Kastamonu Valisi Meftun Dallı ise Kastamonu’nun sahip olduğu edebiyat geleneğinin gelecek nesillere aktarılmasının önemine değinerek, “Biraz önce izlediğimiz filmde burada söylenmesi gereken her şey güzel bir şekilde özetlenmişti. Ama orada da ifade edildiği gibi, Kastamonu, Türkler buraya geldiğinden itibaren sanatçıların, şairlerin korunduğu, teşvik edildiği bir coğrafya olmuş. Osmanlı döneminde de bu gelenek artarak devam etmiş. Kendisi de önemli bir şair olan Cem Sultan’ın buraya vali olarak atanması ile bu gelenek bu bölgede güç kazanmış. Etrafında toplandığı şairler ‘Cem şairleri’ diye anılıyormuş. Bu gelenek günümüze kadar devam etmiş. Son yarım yüzyılda biraz geriye doğru gittiğimiz görünüyor. Ama özellikle Abdurrahmanpaşa Lisemizde yetişen, orada hocalık yapan, Cumhuriyetimizin ilk yıllarında bularda bulunan çok önemli edebiyatçılarımız, şairlerimiz, bilim adamlarımız var. Okulumuzun yarısı müze, orada görülebilir. Ziyaret etmeyen varsa en kısa sürede vaktini ayırıp görmesini tavsiye ederim. Orada göreceksiniz ki o geleneğin süzülüp en güzel eserlerin verildiği bir dönem olmuş. Mesela, burada da şiiri okunan Arif Nihat Asya, o dönemde yetişmiş, lise eğitimini orada almış. Kendisi Kastamonu’nun edebiyat ve şiir geleneğinden, İstiklal Savaşı’nın devam ettiği yıllarda Kastamonulu hemşehrilerimizin canla başla Kurtuluş Mücadelesi’ne destek verişine şahit olmuş ve oradan beslenmiş. Bayrak şairi olmasında Kastamonu’da geçirdiği o dönemin büyük etkisi vardır. O sanatçılara sahip olmaktan hepimizin övünüyoruz. Bizim bunları gençlerimize aktarmamız lazım. Okullara gittiğimizde çocuklarımıza soruyorum, ama üzücü şeylerle karşılaşıyorum. Bu isimlerden bazılarını soruyorum, hiç duymamış. Aslında o çocukların kabahati değil, bu değerli insanlarımızı onlara aktaramadığımız için suç bizim. Bunu telafi etmek için bu tarz organizasyonların yapılması, bunu okullarımıza yaygınlaştırmamız lazım” şeklinde konuştu.


Konuşmaların ardından sempozyum, 1. Oturum ile devam etti. Sempozyum yarın sonuç bildirisinin okunması ile sona erecek.



Kastamonu Şair ve Yazarları Sempozyumu başladı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gaziantep Doç. Dr. Evigen’den hantavirüse karşı kritik uyarı Medical Point Gaziantep Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ömer Evirgen, son günlerde Dünya Sağlık Örgütünce (DSÖ) farklı ülkelerde vakaları bildirilen hantavirüse karşı vatandaşlara önemli uyarılarda bulundu. Arjantin’den hareket eden "MV Hondius" isimli gemide doğrulanan ve 3 kişinin ölümüne neden olan hantavirüs vakalarının ardından konu gündeme geldi. Medical Point Gaziantep Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ömer Evirgen ise hantavirüs hakkında bilgi vererek, virüsün farelerin dışkı, idrar ve tükürüğü yoluyla insanlara bulaştığını söyledi. "İnsandan insana bulaşmıyor" Hastalığın ciddi sağlık sorunlarına ve ölüme yol açabileceğini belirten Evirgen, virüsün şu an için insandan insana bulaşmadığını ifade etti. Özellikle fare ve kemirgen temasının yoğun olduğu alanlarda hijyen kurallarına dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Evirgen, vatandaşlara önemli uyarılarda bulundu. "Karadeniz Bölgesi’nde zaman zaman rastlanabiliyor" Hantavirüsün yeni ortaya çıkan bir virüs olmadığını ve Türkiye’de geçmiş yıllarda da özellikle Karadeniz Bölgesi’nde nadiren görüldüğünü belirten Doç. Dr. Ömer Evirgen, "Bu aralar hantavirüs enfeksiyonu sosyal medyada sıkça gündeme geliyor. Hantavirüs enfeksiyonu ülkemizde de geçmişte nadiren görülen bir hastalık. Özellikle Karadeniz Bölgesi’nde zaman zaman rastlanabiliyor. Virüs, farelerin idrarı, dışkısı ve tükürüğünün toprağa veya gıdalara bulaşmasıyla yayılabiliyor. Bu atıkların bulunduğu ortamda oluşan tozun solunması ya da kirli yüzeylere temas ettikten sonra elin ağız, burun veya göze götürülmesiyle insanlara bulaşabiliyor" dedi. "Şu an için hantavirüse yönelik kesin bir tedavi bulunmuyor" Hastalığın ilk belirtilerinin grip benzeri şikayetlerle başladığını ifade eden Evirgen, "Bu hastalık genellikle ateş, kas ve eklem ağrıları, halsizlik ve ishal gibi belirtilerle başlıyor. İlerleyen süreçte ise iki farklı ağır tablo ortaya çıkabiliyor. Bunlardan biri solunum yetmezliği, diğeri ise böbrek yetmezliği ve kanamayla seyreden formdur. Ciddi ve hayati risk taşıyan bir hastalıktır. Şu an için hantavirüse yönelik kesin bir tedavi bulunmuyor. Hastalara yoğun bakım şartlarında destek tedavisi uygulanıyor" ifadelerini kullandı. "COVID dönemindeki gibi bir kapanma süreci beklemiyoruz" Korunma yöntemlerine ilişkin de açıklamalarda bulunan Evirgen, COVİD gibi bir kapanma süreci beklemediklerini de söyleyerek, "Bu virüsten korunmak için özellikle kırsal alanlarda ve farelerin yaşam alanlarının bulunduğu ortamlarda dikkatli olunması gerekiyor. Tozlu ortamlarda maske kullanılmalı, eller yıkanmadan gıdalara temas edilmemeli ve yüz bölgesine dokunulmamalıdır. Bu virüs COVID-19 gibi değil. Yakın temas ve enfekte tozların solunmasıyla bulaşıyor. Şu an için insandan insana bulaştığına dair net bir bilgi bulunmuyor. Bu nedenle COVID dönemindeki gibi bir kapanma süreci beklemiyoruz" diye konuştu.