KÜLTÜR SANAT - 22 Mayıs 2026 Cuma 15:16

Pompeiopolis’te 2 bin yıllık tarih gün yüzüne çıkıyor: Tarihi bölge turizme kazandırılıyor

A
A
A
Pompeiopolis’te 2 bin yıllık tarih gün yüzüne çıkıyor: Tarihi bölge turizme kazandırılıyor

Kastamonu’nun Taşköprü ilçesindeki Pompeiopolis Antik Kenti, 25 yıldır süren kazı çalışmalarının ardından turizme kazandırılmaya hazırlanıyor. Antik kentte ortaya çıkarılan "martyrion" yapısının Hristiyanlar için önemli bir hac merkezi olabileceği değerlendirilirken, bölgenin ziyaretçilere açılması için proje çalışmalarının sürdüğü bildirildi.


Kastamonu’nun Taşköprü ilçesinde Zımbıllı Tepe mevkiindeki tarihi Paflagonya bölgesinin başkenti olan Pompeiopolis’te 2006’da başlayan kazılar, Kültür ve Turizm Bakanlığı adına Taşköprü Belediyesi’nin de destekleriyle Karabük Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mevlüt Eliüşük başkanlığında yürütülüyor. 25 yıldır devam eden kazı çalışmalarıyla ilgili 18-24 Mayıs Müzeler Haftası etkinlikleri çerçevesinde 17. Kastamonu Kent Müzesi Bilim Günleri programı düzenlendi. Kastamonu Valiliğinin koordinesinde Kastamonu Üniversitesi, Taşköprü Belediyesi, Kastamonu Ticaret ve Sanayi Odası ile Kastamonu Ticaret Borsası’nın destekleriyle Kastamonu Kent Müzesi Müdürlüğünce Kastamonu Ticaret ve Sanayi Odası Salonunda yapılan panele konuşmacı olarak Karabük Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mevlüt Eliüşük ile Karabük Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ersin Çelikbaş katıldı.



"Pompeiopolis, ören yeri olarak sunulma aşamasına geldi"


Paflagonya’nın başkenti olan Pompeiopolis Antik Kenti’nin tanıtılması sürecini hızlandırmak istediklerini söyleyen Taşköprü Belediye Başkanı Hüseyin Arslan, "Artık ören yeri olarak sunulması aşamasına geldik. Kazılarımız hızlı bir şekilde devam ediyor. 2006 yılından beri yapılan kazılarda ortaya çıkan eserler bize buranın artık işlevsel hale geldiğini, turizm açısından kıymetli bir noktaya doğru evrildiğini söylüyor. Antik kentte içinde bulunduğumuz tiyatro salonu var. Bunun dışında 2 bin 400 metrekare alana sahip villa var. Villada değişik mozaikler var. Çarşı ve bir başka anlamda da ibadet haline kullanılan bölümler var. Dolayısıyla değişik alanlarda şu anda kazılar devam ediyor. İnşallah bu senede yapılacak kazılarla daha bir ön plana çıkacak" dedi.



"Pompeiopolis, çok fazla tahrip edilmiş bir kent"


Yaz mevsiminde 65 kişiye yakın bir ekiple çalışma yürüttüklerini söyleyen Karabük Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mevlüt Eliüşük, 4 yıldır kazı çalışmalarında bir hayli ilerleme kaydettiklerini belirterek, "Pompeiopolis, çok fazla tahrip edilmiş bir kent. Birçok kazdığımız her yapının büyük bölümünün tahrip edildiğini görüyoruz. Bazen kireç ocağı, bazen taş ocağı olarak kullanılıyor. Kastamonu için bu hem turizm altyapısını sağlayacak hem kültür turizmine katkı sağlayacak. Biz çalışmalarımızı bu iki yönde devam ettiriyoruz. Hem bilimsel hem de görsel ve turizm altyapısı anlamında. Kentte bizden önceki araştırmacı hocalarımız jeoradar çalışması yapmışlar ve çalışmayı doğrulamak adına çok fazla sondaj açıyorlar. Hatta açılıp kapanan sondajlar da var. Bu da bazı bölümlerin daha da tahrip olmasına neden olmuş" dedi.



"Tiyatro için hazırladığımız restorasyon ve konservasyon projeleri kuruldan geçti, bütçe bulursak uygulamaya geçeceğiz"


Pompeiopolis’te tiyatronun kazılarını bitirdiklerini söyleyen Eliüşük, "Onun yanındaki odeonu (müzik salonu) bitirdik. 2025’te villanın bulunduğu tek bir duvar olarak görülen alanı büyük oranda kazdık. Yaklaşık bin 400 metrekarelik bir alan kaplıyor. Villada restorasyon çalışmaları yaptık. Kaz çalışmaları devam ediyor. Burada İtalyan ekip de birlikte çalışıyoruz. Tiyatro bu haliyle 2010’dan 2022 yılları arasında ara ara kazılmış. 2024’te biz başladığımızda yapının tamamını kazdık. Ne yazık ki sahne bölümünün tiyatro alanı tamamıyla tahrip olmuş. Sadece küçük ayaklar kalmış. Burada Roma İmparatoru Commodus’a ait bir heykel var. Yapım tarihi de belli. M.S. 186’yı gösteriyor. Paflagonya’da tarihi bilinen kesin yapılardan biri haline geldi. Yani 186’da kesinlikle bu yapı vardı. Biz, mimari tasarımlarını ve diğer yapıların tarihlendirmesinde bu yapıyı örnek alacağız. Biz, tiyatroyu da ayağa kaldırma çalışması yaptık ama bunun restorasyon ve konservasyon projeleri hazırlandı, kuruldan geçti. Yakında bir bütçe bulursak uygulamaya geçeceğiz" diye konuştu.



"Villa’yı koruma altına alıp sergilemeye açmak istiyoruz"


M.S. 180’ler civarında tiyatronun tarihlendirildiğini ifade eden Eliüşük, "Ama daha erken döneme ait Millet Kütüphanesinde sergilenen eserimiz Afrodit başı, Roma’nın en sevilen tanrıçasıdır kendisi. Bunun dışında çok fazla irili ufaklı süs eşyaları, kandiller, ağırlıklar gibi malzemelerde çıkartıldı. Villa’da özel bir oda var. Duvarları İtalyan mermerden yapılmış kabartmaları var. Bu sene bu mozaikle restorasyon çalışmalarında bölümleri kaldırıp yerine yerleştirdik, altı boş çünkü. Mozaik biraz da kötü korunmuş. Restorasyon çalışması geçirmiş ama o restorasyon çok iyi bir sonuç vermemiş ya da iyi korunmamış. Biz, yavaş yavaş mozaikleri kaldırıp düzenliyoruz. Çünkü alanı sergilemeye hazırlıyoruz. Şu anda villaya geldiğimizde bunlar sergilemeye hazır hale getiriliyor. Alt yapıyı oluşturmadık, yürüyüş kısımları alanlarını oluşturmadık ama bunu bitirmeye çalışıyoruz. M.S. 200 yılından 600 yüzyıla kadar villa kullanılıyor. Bizde villayı ve mozaiklerinin tamamını koruma çatısı altına aldık ki mozaiklerin deformasyonunu engelledik. Bu sene eğer para bulursak o alanın tamamını basit koruma çatısıyla geçip sergilemeye açmak istiyoruz. Ama burada biraz da bütçe meselesi. Villanın genişliği 47 metre, eni de 35 metredir. Büyük bir villadır. Zemin mozaiklerinin testini yaptık ama açmadık korumaya alamayacağımız için" şeklinde konuştu.



"Hristiyanlar için kutsal olan ‘martyrion’ şehitliği olabilir"


Pompeiopolis’in Roma’nın Paflogonya eyaletinin bir dönem eyalet başkentliğini yaptığını ifade eden Eliüşük, Hristiyan şehitliklerine "martyrion" dediklerini, kentte önceki yıllarda kısmen kazılmış bir ‘martyrion’ olduğunu ifade ederek, "Burada Hristiyan şehitliği olabilir. Bir piskoposluk merkezinde bunun da olması çok doğal olarak söylemek mümkün. Bu yapı neden önemli, sadece Roma yapılarıyla değil, aynı zamanda Hristiyanlar için önemli bir kutsal yapıyı ortaya çıkarmak istiyoruz. Kent arkeolojisi için önemli, aynı zamanda kent turizmi için de çok değerli bir yapı. Mozaikleri koruma altına aldık. Buradan Hristiyanlara ait mezar kitabelerini bulduk. Mezar siteleri var. Gömüler gerçekleştirilmiş buraya" dedi.



"Şu anda bir gezi güzergahının hazırlıklarını başladık"


Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı (KUZKA) ve Taşköprü Belediyesi’yle yürüttükleri ortak projede bir sergileme alanı oluşturulduğunu belirten Eliüşük, "Bu sergileme alanının yeniden dizayn edilmesi gerekiyor, projesi hazırlanıyor. Aynı zamanda buraya karşılama binasını da oturtacağız. Tek bir projeyle gelip hem gezinti alanı, sergileme alanı gezilecek, hem de giriş kısmı tasarlanacak. Çok iyi bir yapı kazandıracağız. Bazı kamulaştırma sorunları var. Onları çözdüğümüzde kentin agorasını (yol haritası) ve nekropolünü de kazmayı planlıyoruz. Ama önceliğimiz mevcut kazdığımız yapıların korunması, bunların sergilenmesi ve bir gezi güzergahının hazırlanması. Şu anda bunların hazırlıkları sürüyor. Hem karşılama merkezi olacak, hem de sergileme alanımız hem depomuzda olacak. Buradan Villa’ya geçilecek. Villa’dan bir yolla Bazilika’ya, oradan hamam ve tiyatroya, sonra odeon ve martyriona geçilecek, sonra geri dönüş turunu hazırlıyoruz. Kazılarımızı bu doğrultuda yürütüyoruz. Özellikle sergilenebilecek olan yapıları kazıyoruz" diye konuştu.


Pompeiopolis Antik Kazılarının yaklaşık 25 yıldır devam ettiğini söyleyen Kent Tarihi Müzesi Müdürü Arkeolog Murat Karasalihoğlu da, "Anadolu’nun en bakir arkeolojik anlamdaki bölgesi olan Paflagonya, biz şu anda içinde bulunuyoruz. İç Paflagonya dediğimiz bölgede daha geç yerleşimlerin olması, kazı ya da yüzey araştırmalarının çok az olmasından dolayı biz, İç Paflagonya üzerinde arkeolojik anlamda söz söylemek konusunda biraz ketum davranıyoruz. Çünkü elimizde fazla verimiz yok" dedi.


Programda Karabük Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ersin Çelikbaş da, "Hodrianopolis Antik Kenti Kazıları" hakkında katılımcılara bilgi verdi.



Pompeiopolis’te 2 bin yıllık tarih gün yüzüne çıkıyor: Tarihi bölge turizme kazandırılıyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kars Genç sağlık sendikası Kars’ta yine başarı meşalesini yaktı Kars’ta sağlık çalışanlarının sendikal tercihleri netleşirken, Genç Sağlık Sendikası elde ettiği yetki başarısıyla dikkat çekti. Kafkas Üniversitesi, Kağızman Devlet Hastanesi, Selim Devlet Hastanesi, Akyaka Devlet Hastanesi ve Arpaçay Devlet Hastanesi olmak üzere toplam 5 kurumda yetki alan sendika, kentteki yükselişini sürdürdü. Kısa süre önce kurulmasına rağmen Türkiye genelinde hızlı bir büyüme gösteren Genç Sağlık Sendikası, birçok ilde elde ettiği başarılarla adından söz ettiriyor. Sendikanın Türkiye’de açılan ilk şubesi olma özelliğini taşıyan Kars Şubesi ise geçen yıl olduğu gibi bu yıl da 5 kurumda yetki alarak ilin en büyük ikinci sendikası oldu. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Genç Sağlık Sendikası Kars Şube Başkanı Hüseyin Erginyürek, kendilerine destek veren üyelere teşekkür ederek şu ifadeleri kullandı: "Öncelikle bize inanan, güvenen ve bizi hiçbir zaman yalnız bırakmayan değerli üyelerimize ve tüm teşkilatımıza şükranlarımı sunuyorum. Şunu özellikle belirtmek isterim ki hiçbir başarı tesadüf değildir. Bizler gecemizi gündüzümüze katarak sağlık camiası için elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. Sendikal mücadelemizi siyasetten uzak, yeniliğe yakın ve üyesinin her an yanında olan bir anlayışla sürdürüyoruz. Genel Başkanımız Sayın Osman Kaya’nın önderliğinde sağlık çalışanlarının haklarını savunmak için büyük bir kararlılıkla çalışıyoruz. Çok şükür ki duruşumuzdan taviz vermeden yolumuza devam ediyoruz. Bugün 5 kurumda yetkili olmanın haklı gururunu yaşıyoruz. Kısa süre önce kurulmuş bir sendika olmamıza rağmen hem Kars’ta hem de Türkiye genelinde önemli bir başarıya imza attık. Bundan sonraki süreçte daha çok çalışarak kısa zamanda Türkiye genelinde yetkili sendika olmayı hedefliyoruz. Sağlık profesyonellerinin mali ve özlük haklarını hak ettiği noktaya taşımakta kararlıyız. Alın terinin karşılığını alamayan tüm meslektaşlarım müsterih olsun; Genç Sağlık Sendikası varsa umut vardır."
Tunceli Gülistan Doku soruşturmasında firari Umut Altaş’ın belirttiği noktalar böyle görüntülendi Gülistan Doku soruşturmasında kırmızı bültenle aranan firari Umut Altaş’ın cesedin gömülebileceğini ifade ettiği noktalar görüntülendi. Tunceli’de 5 Ocak 2020’den bu yana kayıp olan Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü 2. sınıf öğrencisi Gülistan Doku soruşturması kapsamında gözaltına alınan 15 şüpheliden 12’si tutuklanırken, 3’ü hakkında adli kontrol kararı verilmişti. ABD’de bulunan firari şüpheli Umut Altaş hakkında da Interpol nezdinde kırmızı bülten çıkarılmıştı. Soruşturmanın kilit isimlerinden olan Umut Altaş, ilk kez bir basın kuruluşuna açıklama yaptı. Altaş, Akşam Gazetesi’ne verdiği röportajda Türkay Sonel’in cinayeti bizzat kendisine valilik konutunda itiraf ettiğini aktararak, "O zamanlar saftım. Türkay bana bu cinayeti kendisinin işlediği yönünde bir not da bıraktı. Konutta bana, ’Çok bağırıyordu ben de sıktım’ dedi. Hatta araçtayken cinayet silahına dokundum. Ben bu olayın artık çözülmesini istiyorum" dedi.Tahminlerini dile getiren Altaş, "Viyadükte öldürmüştür, ardından koruma Şükrü’yü aramıştır. Oradan bir ’Santa Fe’ marka araçla cesedi götürmüşlerdir diye düşünüyorum. Zaten o korumanın her şeyini yapıyordu, valinin korumasıydı. Tam adam gömecek biriydi, yüzünde seri katil tipi var" diye konuştu.Cesedin tam yerini bilmediğini ifade eden Altaş, üniversite, Aktuluk Mahallesi, Bayraktepe mevkiindeki su arıtma tesisi yanındaki çöplük alana bakılması gerektiğini ifade etti.Soruşturma kapsamında ekiplerin çalışmaları devam ederken, Altaş’ın işaret ettiği noktalar tek tek görüntülendi.