GÜNDEM - 07 Kasım 2023 Salı 13:40

Sürekli olarak yerleşim alanlarına girmeye başlayan ayılarla ilgili önemli uyarı

A
A
A
Sürekli olarak yerleşim alanlarına girmeye başlayan ayılarla ilgili önemli uyarı

Son yıllarda yaşam alanlarından çıkarak yerleşim alanlarına girmeye başlayan ayılarla ilgili yaşanan olumsuzluklara dikkat çeken uzmanlar, ayı popülasyonunun kontrol altına alınması gerektiğine dikkat çekti. Konu ile ilgili konuşan Kastamonu Üniversitesi Orman Fakültesi Yaban Hayatı Ekolojisi ve Yönetimi Bölüm Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Özkan Evcin, iklim değişikliği sebebiyle ayıların kış uykusuna yatamadıklarını ve agresiflik gösterdikleri için insan-hayvan çatışmasının yaşandığını belirterek, "Ayılarda popülasyon kontrolünün yapılması gerekiyor” dedi.


Kastamonu’da son yıllarda ayı popülasyonundaki artış sonrası doğal yaşam alanlarında yiyecek bulmakta zorlanan başta boz ayılar, domuz gibi yaban hayvanları, yerleşim alanlarına kadar inerek bahçelere, arı kovanlarına ve hayvanlara zarar vermeye başladı. Kastamonu’da özellikle İnebolu, Cide ilçeleri başta olmak üzere sahil ilçelerinde ayılar, kent merkezlerine kadar inerek dolaşan ayıların sayısında ciddi artış yaşanmaya başladı. Son aylarda ayı saldırılarının artması sonucu iki kişi de yaralanarak hastanede tedavi altına alındı. Şehir merkezlerinde görülmeye başlayan ayılarla ilgili konuşan Kastamonu Üniversitesi Orman Fakültesi Yaban Hayatı Ekolojisi ve Yönetimi Bölüm Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Özkan Evcin, ayı popülasyonunun kontrol altına alınması gerektiğine dikkat çekti. İklim değişikliği sebebiyle ayıların kış uykusuna yatamadıklarını ve agresiflik gösterdikleri için insan-hayvan çatışmasının yaşandığını söyleyen Evin, son yıllarda çok fazla sayıları artan ayıların popülasyonunun kontrol altına alınması gerektiğini belirtti.



“İklim değişikliği ayıların kış uykusuna yatmasını engelledi, bu yüzden agresiflik gösteriyorlar”


İklim değişikliğinin yaban hayatını da olumsuz etkilediğini ifade eden Özkan Evcin, “İklim değişikliği aslında birçok biyolojik etmenin habitat bozulması süreci ile birlikte tehdit unsuru haline geldi. Bu süreçten insanlar gibi yaban hayvanlar da çok fazla etkilendi. Özellikle hepçil dediğimiz ayı, yaban domuzu gibi dediğimiz türler, insan ve yaban hayatına en çok maruz kalan türler, bunların aslında en önemli türleri oluyor. Bu çerçevede tabii ki iklim değişikliğinin getirdiği mevsim şartları, hayvanların bazı döngülerinde farklılıklara sebep oldu. Bu farklılıklar hayvanların normal davranışları dışında periyotların gerçekleşmesi, farklı zamanlarda gerçekleşmesi, bununla birlikte hayvanların göç davranışlarının değişmesi, doğumda davranışlarının değişmesi, bunlarla birlikte yuvalama davranışlarının değişmesi, bizim için aslında bu süreci olumsuz hale getirdi. Hayvanların bu çerçevede kendi davranış normallerinin dışına çıkması hayvanlarda doğal olarak agresiflik oluşturabiliyor” dedi.



“Yiyecek bulamadığı için hayvan, insanların bulunduğu meskun alanlara kadar ilerledi”


Yiyecek bulamayan hayvanların insanların bulundukları ortamlara kadar indiklerini söyleyen Evcin, “Özellikle iklim değişikliğinin meydana getirmiş olduğu süreçten dolayı vejetasyonun açılmasında ötelenmeler oldu. Bu çerçevede normalde kış dinlenmesine yatan ayılar, uyuyamadılar. Kış dinlenmesine dahi geçemediler. Zaten normal zamanda da kış uykularına çok fazla geçmiyorlar. Kış uykusuna geçemedikleri için alanlarını da daraltamadılar. Biz, geçtiğimiz yıl Şubat-Mart aylarına kadar bu hayvanların hareket ettiğini gördük. Halen aktif olarak gezdiğini gördük, arkasından da birden bire havaların soğuması ve tekrar havaların açması hayvanlarında ve bunlarla beslendikleri, boz ayılarda şu anlamda ele almak gerekiyor. Boz ayılar besinlerinin büyük kısmını bitki kaynaklı tüketiyorlar. Tabii ki ette tüketiyorlar ama bu hayvanlar etçil oldukları için en kolay bitkisel kaynaklara erişebildikleri için meyve veya tohum gibi bu çerçevede hayvanlarda etrafta bir şeyler bulamadıkları için iklim değişikliğine dayalı olarak bu yüzden agresifleştiler. Daha fazla gerilmeye başladılar. Hayvanda etrafta yiyecek bulamadığı için doğal olarak insanların bulunduğu meskun alanlara kadar ilerledi” diye konuştu.



“Ayı ile sürpriz bir karşılaşmadan kaçınmak için şarkı söyleyin”


İklim değişikliği sebebiyle insan-hayvan çatışmasının yaşandığını anlatan Evcin, “Bu yüzden yaban hayvanlarının ya da ayıların getirmiş olduğu insan-hayvan çatışmasının iklim değişikliğinin bir sonucu olarak karşımıza çıkıyor. İnsan yaban hayatının aslında en önemli örneklerinden bir tanesi olan boz ayı, bu dönemlerde özellikle kış dönemine yakın zamanlarda hatta kış uykusuna yaklaştığı dönemde yağlanması ve kış dönemine geçmesi için çok fazla besin tüketiyor. Bu çerçevede besin tükettiği için hayvan çok fazla geziyor dağda. Özellikle sahada tek başımıza gezmememiz gerekiyor. Tek başımıza dolaşmamamız lazım. Eğer dolaşmamız gerekecekse sahada dolaşırken ses yapmaya dikkat etmemiz gerekiyor. Ani sürpriz karşılaşmadan uzak kalmamız gerekiyor. Bizim nasıl evimize yabancı birisi girdiği zaman hissediyorsak, ayının da evi orman oluyor. Doğal olarak bu çerçevede ormana girdiği zaman bir canlı, ayı bunu hissediyor. Eğer siz, ormana girdiğinizi ayıya hissettirirseniz sizin ormanda olduğunu hayvan bilirse nispeten sürpriz bir karşılaşmadan uzak kalmış olursunuz. Hayvanda sizden uzak durmak isteyecektir. Özellikle yaban hayvanları ile karşılaşmadan önce yani ormana giriyorsanız eğer mantar toplamak için ya da böğürtlen ya da kuşburnu toplamak için olabilir, bu niyetle ormana gidiyorsanız tek başınıza gitmemenizi öneriyoruz. Eğer gidiyorsanız da mutlaka gittiğiniz yerin bilgisini verin, buralarda bulunacağım diye konum bilgisi verin, yaban hayvanlarıyla sürpriz karşılaşmadan kaçırmak için mutlaka ses çıkartın ya da şarkı söyleyin, arkadaşınız ile telefon ile konuşabilirsiniz. O hayvan sizin oradaki varlığınızı bilsin ve en azından sizden uzak durulması gerektiğini hissetsin” şeklinde konuştu.



“Yiyecek bulamadıkları için hayvanlar, ev atıklarına gelmeye başladı”


Yiyecek bulamayan hayvanların ev atıklarına gelmeye başladığını belirten Evcin, “Özellikle son zamanlarda Kastamonu’nun sahil kesimlerinde ayıların yerleşim yerlerine kadar indikleri konusunda çok fazla ihbar var, çok fazla ayılarla karşılaşıldığı söyleniyor. Eğer sizin sahanıza geliyorsa bu hayvan bununla ilgili tedbirler alınması gerekiyor. Örneğin yiyeceğiniz var ise ya da ev atıklarınız varsa, özellikle bu hayvanlar ev atıklarını tüketmeyi seviyorlar. Çünkü doğada istedikleri gibi yiyecek bulamadıkları için ev atıklarını daha çok tercih eder hale geldiler. Daha çok ayıları çöplerde son yıllarda görmeye başladık. Bu ormanda kolay kolay yiyecek bulamadıkları için artık bu hayvanları çöplerde görür hale geldik, atıklarınızı en azından kendi evinizden uzak, bulunmasını istemediğiniz yerlere götürerek belki bertaraf edebilirsiniz, kendi çöplerinizi meskun mahallere yakın yerlere atmamanız belki nispeten çöplerinizi daha uzak yerlere taşımanız, eğer orada kamp yapıyorsanız, kamp kurduğunuz ya da bulunduğunuz alanda yiyecek koku yapan maddeleri uzaklaştırmanızı öneriyoruz. Bununla ilgili bir şikayetiniz var ise bir önlem olarak ses çıkartan cihazlar olabilir, yine dikenli- elektrikli teller ya da çitler olabilir. En azından ayı saldırılarında bulunduğunuz mülkü koruma imkanımız mümkün olur” dedi.



“Popülasyon kontrolünün yapılması gerekiyor”


İnsan-yaban hayatı çatışmasını çok önemsediklerini belirten Evcin, şöyle konuştu:


“Çünkü bazı hayvanlar çöplere ya da ev atıklarına alıştılarsa insana da çok rahat bir şekilde alışabiliyorlar. Çöplerle beslenen, çöp atıklarıyla beklenen, insan atıklarıyla beslenen, örneğin Ilgaz Dağı Milli Parkında atıklarla ya da çöplerle beslenen ayıları. Artvin’de yine çöplüklere baktığınız zaman çöplere ayıların indiğini görebiliyoruz. Bu da tabii ki hayvanların bir nevi sizlere kolay bir şekilde alışması anlamına geliyor. Bir süre sonra sizden ürkmemeye başlıyor, davranışları değişiyor. Bu açıdan bakıldığında bir popülasyon kontrolünün yapılması gerekiyor. Buna yapılmaması gerekiyor diyemiyoruz. Ayıların popülasyonu gerçekten çok fazla arttı, ayının doğada herhangi bir şekilde yırtıcısı yok. Şu anda besin zincirinin en üstünde bulunuyor. Bu çerçevede popülasyon kontrolünü de gerekli kurumların sağlaması lazım. Köpekler ayıları ürkütebiliyor. Köpeklerin bulunduğu yere ayılar gelmeyebiliyor. Fakat yine de aç kalan bir ayı için başka bir canlı çok fazla caydırıcı olamaz. Yaban hayvanları çoğu zaman aynı alanları kullanırlar. Kurtlar, ayılar, tilkiler, sansarlar, yaban domuzları gibi hayvanlar, bu hayvanlar birbirlerinin alanlarını mutlaka kullanırlar. Fakat aynı ava gitmezler ya da aynı ortamda çok fazla bulunmak istemezler. Biri kullanırken diğeri arkasından gelir, böyle olmazsa çatışma yaşanabilir. Hayvanlarda bunu istemiyorlar. Fakat istemediğimiz en büyük durum ise tabii ki insanlarla hayvanların çatışmaları. Özellikle Kastamonu gibi çok fazla orman köyü bulunan ve ormanlık alanda meskun mahallerin yakın olduğu yerlerde maalesef insan ve yaban hayatı çatışmaları özellikle iklim değişikliklerinin getirmiş olduğu olumsuzluklarla birlikte maalesef artarak devam ediyor.”



Sürekli olarak yerleşim alanlarına girmeye başlayan ayılarla ilgili önemli uyarı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kars Kars’taki bin yıllık Kız Kalesi yok olma tehlikesiyle karşı karşıya Kars’ta tarihi Kız Kalesi, yılların ihmali ve doğa şartlarının etkisiyle adeta zamana yenik düşüyor. Ermenistan sınırına sıfır noktada Akyaka ilçesine bağlı Kalkankale köyünde bulunan ve stratejik bir tepede yükselen yaklaşık bin yıllık Kız Kalesi, yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. Bölge halkı ve tarih meraklıları, kalenin bir an önce restore edilerek turizme kazandırılmasını istiyor. Kalkankale (Tignis) köyü sınırları içerisinde yer alan ve halk arasında "Kız Kalesi" olarak bilinen tarihi yapı, Karahan Çayı’nın batısında Ermenistan sınırına yaklaşık 3 kilometre uzaklıkta yüksek bir tepe üzerine inşa edildi. Orta Çağ’da M.S. 10. yüzyılda yapıldığı değerlendirilen kale, bölgenin en önemli savunma yapıları arasında gösteriliyor. Horasan harcı ve düzgün kesme tüf taşından yapılan kale surları ile burçların büyük bölümü bugün yıkılmış durumda. Günümüze ulaşabilen temel duvar kalıntıları, yapının geçmişte üç ayrı sur sistemine sahip olduğunu ortaya koyuyor. Ancak bugün kaleden geriye yalnızca ayakta kalmayı başaran tek bir yüksek burç kaldı. Ani Ören Yeri ile mimari benzerlik taşıyor Tarihi kale, yalnızca askeri amaçlı bir yapı olmasıyla değil, mimari özellikleriyle de dikkat çekiyor. Kale, Ani Ören Yeri içerisindeki tarihi yapılarla benzer mimari özellikler taşımasıyla dikkat çekiyor. Bu yönüyle Kız Kalesi’nin Ani kültür havzasının önemli savunma noktalarından biri olduğu değerlendiriliyor. Bölgedeki tarihi mirasın önemli parçalarından biri olmasına rağmen kalede bugüne kadar kapsamlı bir restorasyon çalışması yapılmadı. Turizme kazandırılsın çağrısı Doğu Anadolu’nun tarihi ve kültürel zenginlikleriyle öne çıkan Kars’ta özellikle son yıllarda kültür turizmine ilginin artmasıyla birlikte gözler yeniden tarihi yapılara çevrildi. Kız Kalesi’nin restore edilerek turizme kazandırılmasını isteyen Kalkankale Muhtarı Metin Okçu, "Köyümüzde bulunan Kız Kalesi, milattan önce 6000’li yıllarda yapılmış olan bir kaledir. Urartular tarafından yapılmış, tarihi net olarak bilinmemekle birlikte yöremiz açıcından turizme kazandırılması gereken bir tarihi eserdir. Biz defalarca Turizm Bakanlığı’na başvuruda bulunduk. Kalkankale’de bulunan Kız Kalesi bizim için önem arz etmektedir. Yetkililerden buranın restorasyonunu, yolunun yapılmasını ve turizme kazandırılmasını istiyoruz. Bunu değerlendirmek gerekiyor. Bugün yarın kapı açılırsa bizim için çok büyük önem arz edecektir" dedi. Küçük Aküzüm köyünün muhtarı Teoman Gelekçi de Kız Kalesi’nin biran evvel restore edilmesini istedi. Gelekçi, "Buraya Kız Kalesi’ni görmeye geldik. Bu kale yıllarca ayakta kalmış, Kars Kalesi kadar, belki Kars Kalesi’nden de yüksektir. Ama turizme kazandırılmasını istiyoruz. Burası gezilecek bir yer, burayı turizme kazandırsalar iyi olur" diye konuştu. Sınır hattında eşsiz bir manzaraya sahip olan kale, gerekli çalışmaların yapılması halinde hem yerli hem yabancı turistlerin uğrak noktalarından biri olabilecek potansiyele sahip. Ancak mevcut haliyle yapı, defineciler, doğal aşınma ve bakımsızlık nedeniyle her geçen gün biraz daha yok oluyor. Tescilli kültür varlığı ama koruma yetersiz Kız Kalesi’nin taşınmaz kültür varlığı olarak tescilli olduğu biliniyor. Buna rağmen kalede güvenlik, çevre düzenlemesi, bilgilendirme tabelaları ve koruma önlemlerinin yetersiz olması dikkat çekiyor. Bölge sakinleri, Kültür ve Turizm Bakanlığı başta olmak üzere ilgili kurumların kaleye sahip çıkması gerektiğini belirterek, "Bu eser sadece Kars’ın değil, Anadolu tarihinin ortak mirasıdır" çağrısında bulunuyor. Bir zamanlar sınırları koruyan görkemli surlarıyla bölgeye hakim olan Kız Kalesi, bugün sessizliği ve yalnızlığıyla dikkat çekiyor. Yüzlerce yıllık geçmişiyle medeniyetlerin izini taşıyan tarihi yapı, restore edilmediği takdirde tamamen yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalacak.
Ankara Ankara merkezli 6 ildeki suç örgütü operasyonunda 6 kişi tutuklandı Ankara merkezli 6 ilde "Ruhsuzlar" adlı suç örgütüne yönelik düzenlenen operasyonlarda gözaltına alınan 8 şüpheliden 6’sı tutuklandı. Ankara’da 9 Aralık 2025’te bir eğlence mekanının kurşunlanmasıyla ilgili, kendilerine "Ruhsuzlar" ismini veren ve birden fazla ilde çok sayıda eğlence mekanlarına yönelik planlı eylemleri olan, belli bir hiyerarşi içerisinde talimatlara göre hareket ettikleri tespit edilen silahlı suç örgütüne yönelik Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde Ankara Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından 12 Aralık 2025 tarihinde operasyon yapılmıştı. Operasyonlarda, örgüt lider ve yöneticilerinden oluşan 5 şüpheli tutuklanmıştı. ‘Ruhsuzlar’ isimli suç örgütüne yönelik devam eden çalışmalar sonucu 4 farklı ilde iş yerlerine silahlı eylem yaptıkları tespit edildi. Örgüt üyelerine yönelik Ankara merkezli 6 ilde 14 şahsa karşı 6 Mayıs’ta eş zamanlı operasyon yapıldı. Operasyonlarda 8 şahıs gözaltına alındı. Şahısların ev ve iş yerlerinde yapılan aramalarda 2 adet ruhsatsız tabanca, tabancalara ait şarjörler ile çok sayıda fişek ele geçirildi. Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünde işlemleri tamamlanarak adli makamlara sevk edilen R.K., K.Ç., A.A., T.K., A.C.E., A.D., A.M.K., Ş.Ö. isimli 8 şüpheliden 6’sı tutuklandı. Silahlı suç örgütüne yönelik yapılan her iki operasyon kapsamında; örgütün lider, yöneticileri ve üyelerinden oluşan toplam 11 şüpheli tutuklandı.
İstanbul Bakan Kacır: ‘‘Teknoloji girişimlerinin sermayesi akıl sermayesidir’’ Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Turkcell’in hayata geçirdiği ‘Yarının Teknoloji Liderleri’ proje yarışmasında ödül töreninde konuştu. Kacır, ‘‘Teknoloji girişimlerinin sermayesi çoğunlukla maddi değildir. Teknoloji girişimlerinin sermayesi akıl sermayesidir, fikir sermayesidir’’ dedi. Turkcell’in, gençleri teknolojiye yönlendirmek ve potansiyellerini ortaya çıkarmak amacıyla bu yıl ikincisini düzenlediği "Yarının Teknoloji Liderleri" proje yarışmasının ödül töreni Turkcell Genel Müdürü Dr. Ali Taha Koç ev sahipliğinde Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın katılımıyla gerçekleşti. Türkiye’de üniversitelilere yönelik proje yarışması olan "Yarının Teknoloji Liderleri"nde birinci olan SIGNIFY projesi 1 milyon TL, ikinci MEMOVISION projesi 800 bin TL, üçüncü SMELLCONTROL projesi ise 600 bin TL ile ödüllendirildi. Ayrıca jüri tarafından belirlenen CYBERKIDS, ENERATICS ve KAZAI projelerine de 300 bin TL’lik para ödülü takdim edildi. Törende açıklamalarda bulunan Bakan Kacır, ‘‘Türkiye’nin teknoloji alanında elde ettiği kazanımlar, kendine has bir ekosistem inşasını ve kendine has bir teknoloji geliştirme yolculuğunu da ifade ediyor. Kendine has bir ekosistem dediğimizde aslında çok bileşenli bir yapıdan bahsediyoruz. Altyapılarıyla, üniversiteleriyle, araştırma merkezleriyle, laboratuvarlarıyla, teknoparklarıyla, yazılımcılarıyla ve elbette girişimcileriyle adeta bir sinir ağında ortaklaşa çalışan inovasyon zekası Türkiye’nin teknoloji ekosistemi. Bu zeka dünyada parmakla gösterilen başarılara imza atıyor" dedi. Türkiye’de teknoloji ve inovasyona yapılan yatırımlara ilişkin de bilgi veren Bakan Kacır, ‘‘Türkiye son 23 yılda araştırma, geliştirme ve inovasyona daha önceki dönemlerle mukayese edildiğinde çok daha fazla kaynak ayırıyor. 23 yıl öncesinde Türkiye’nin yıllık Ar-Ge harcamaları 1 milyar dolardı. Şimdi Türkiye’nin yıllık Ar-Ge harcamaları 20 milyar dolar. 23 yıl öncesinde Türkiye’nin 29 bin Ar-Ge insan kaynağı vardı. Şimdi Türkiye’de 311 bin Ar-Ge insan kaynağı var. 23 yıl önce Türkiye milli gelirinin yüzde 0,5’ini Ar-Ge’ye ayırmaktaydı. Şimdi milli gelirimizin yaklaşık yüzde 1,5’ini araştırma geliştirme faaliyetlerine ayırıyoruz. İtalya gibi, İspanya gibi ülkelerle milli gelirimizden Ar-Ge ayırdığımız pay çok yakın seviyelerde. Türkiye bugün 114 teknoparkında 13 bin teknoloji girişiminin inovasyon yaptığı bir ülke. Türkiye bugün özel sektörde bin 700’den fazla Ar-Ge ve tasarım merkezine sahip bir ülke’’ ifadelerini kullandı. ‘‘Teknoloji girişimlerinin sermayesi akıl sermayesidir’’ Teknoloji girişimlerinin sermayesinin maddi olmadığını vurgulayan Kacır, ‘‘Borçlanma enstrümanları yani daha yaygın kullandığımız haliyle krediler, çoğunlukla sizin sunacağınız teminatlar karşılığında size verilir. Yani bir kredi talep ettiğinizde çoğunlukla o krediyi geri ödeyememeniz halinde hangi teminatlarla borcunuzu karşılayabileceğiniz, daha açık ifadesiyle tapunuzun, araba ruhsatınızın olup olmadığı sorulur. Teknoloji girişimlerinin sermayesi çoğunlukla maddi değildir. Teknoloji girişimlerinin sermayesi akıl sermayesidir, fikir sermayesidir. Teknoloji girişimlerinin büyümesini sağlayacak olanlar borçlanma değil, sermaye yatırımları, sermaye ortaklıklarıdır’’ diye konuştu. ‘‘Son beş yılda Türkiye’de teknoloji girişimlerine 5,5 milyar dolar yatırım yapıldı’’ Türkiye’de teknoloji girişimlerine yapılan girişim sermayesi yatırımlarını büyütmeye çalıştıklarını söyleyen Kacır, ‘‘Son beş yılda Türkiye’de teknoloji girişimlerine 5,5 milyar dolar yatırım yapıldı. Bir önceki beş yılda bu tutar 550 milyon dolardı. Ondan önceki beş yılda bu tutar 280 milyon dolardı. Yani katlanarak büyüyen bir yatırım ölçeğinden bahsediyoruz. Bu ölçeğin büyümesi için pek çok tedbir alıyoruz. Bir yandan kamu kaynaklarını girişim sermayesi fonlarına yönlendiriyoruz. Fonların fonu mekanizmaları kuruyoruz. Eş finansman mekanizmaları kuruyoruz. Kamunun bir lirasını özel sektör üç lira, beş lira eklesin ve Türkiye’nin teknoloji girişimleri yatırım ortaklıklarıyla büyüsün istiyoruz" ifadelerini kullandı. "Turkcell olarak temel yaklaşımımız, teknolojiyi insan için faydaya dönüştürmek" Törenin açılış konuşmasını yapan Turkcell Genel Müdürü Dr. Ali Taha Koç ise gençleri teknolojiye yönlendirmek ve potansiyellerini desteklemek amacıyla geçtiğimiz yıl başlatılan projenin önemine işaret ederek şunları söyledi: "Turkcell olarak ülkemizin dijitalleşme yolculuğuna 30 yıldan uzun süredir öncülük ediyoruz. Bu yolculukta Turkcell’i Türkiye’nin teknoloji lideri yapan en temel yaklaşım ise ‘Teknolojiyi insanımız için faydaya dönüştürmek’. Bizim için teknoloji; insanın hayatına dokunduğunda, bir ihtiyaca cevap verdiğinde ya da bir gencimizin önünde yeni bir kapı açtığında gerçek anlamını buluyor. Yarının Teknoloji Liderleri Proje Yarışması da bu anlayışın somutlaşmış hali. Gençlerimizden aldığımız motivasyonla bu yıl yarışmanın kapsamını daha da genişlettik. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne de projemizi açtık. 71 ilden 161 üniversitenin katılımıyla toplam 829 proje yarıştı. Yarının Teknoloji Lideri olmak için geliştirilen projelerin sayısı geçen yılın iki katını aştı. Bu başarının arkasında güçlü bir ekosistem var. Devletimizin ortaya koyduğu vizyon, sağladığı destek ve açtığı alan, gençlerimizin yolunu açıyor. Kamu, üniversite ve özel sektörün aynı hedefte buluştuğu bu yapı, ülkemizin teknoloji yolculuğuna hız kazandırıyor." "Gençlerimizin yanında olmaya devam edeceğiz" Konuşmasında gençlere de seslenen Genel Müdür Koç, "Bir fikre sahip çıkmak, yarına sahip çıkmaktır. Bu cesaretin, herhangi bir ödülden daha değerli olduğunu lütfen aklınızdan çıkarmayın. Yalnızca ödül alanlar değil; fikrinin peşinden gitme cesareti gösteren herkes bu yarışmanın kazananıdır. Ortaya koyduğunuz her fikir, yazdığınız her bir kod, bu ülkenin güçlü yarınlarına atılmış birer imzadır. Bundan böyle de sizlerin yanında olmaya ve ‘Turkcell ile Yarınlar Senin!’ demeye devam edeceğiz. Ödül almaya hak kazanan arkadaşlarımızı, finale kalan 12 ekibi ve başvuru yapan her bir gencimizi yürekten kutluyorum. Bu vesileyle vizyonlarıyla bu sürece yön veren Sayın Bakanımıza ve devletimizin değerli temsilcilerine saygılarımı sunuyorum. Ayrıca İnsan ve İş Desteklerinden Sorumlu Genel Müdür Yardımcımız Erkan Durdu liderliğinde İnsan Kaynakları ekiplerimize ve emeği geçen tüm çalışma arkadaşlarıma, kıymetli jürimize ve üniversitelerimize teşekkür ediyorum" diye konuştu. Yarının teknoloji liderlerinin geliştirdiği projeler Yarışmada birincilik ödülünü "Signify" projesi kazandı. Proje, işitme engelli bireylerin bankacılık ve sağlık gibi temel hizmetlerde tercümana bağımlı kalmamalarını hedefliyor. Signify, mahremiyet ve iletişim kopukluğunu, yapay zekâ destekli çift yönlü anlık çeviri ile ortadan kaldırmayı sağlıyor. İkinciliği ise dijital reklamcılıkta içeriklerin etkisini ölçmek için kullanılan kampanya sonrası yöntemlerin maliyetli ve yavaş olması sorununa çözüm getiren "MEMOVISION" kazandı. "Smellcontrol" projesi ise üçüncülük ödülünü kazandı. Endüstriyel tesisler ve kentsel alanlardaki gaz sızıntıları ile uçucu organik bileşiklerin (VOC) geleneksel yöntemlerle ayırt edilememesi sorununu, çoklu gaz karışımlarını eş zamanlı analiz ederek çözmeyi amaçlıyor. İlk 3’ün yanı sıra 300’er bin TL para ödülüne layık görülen projeler ise şunlar oldu: "Sosyal Okuryazarlılık" ödülüne "Cyberkids" projesi layık görüldü. Proje, internet kullanım yaşının düşmesiyle çocukların maruz kaldığı siber zorbalık, veri ihlalleri ve oltalama (phishing) gibi tehditleri, çocukların bilişsel seviyesine uygun oyunlaştırılmış yöntemlerle önlemeyi amaçlıyor. "Sürdürülebilir Gelecek" ödülünü "ENERATICS" projesi aldı. Eneratics, veri merkezlerinde enerji maliyeti ve karbon ayak izini düşürmek için IT iş yükü, soğutma (HVAC) ve batarya sistemlerini koordine eden gerçek zamanlı bir enerji orkestrasyon katmanı sunuyor. "Ölçeklenme Potansiyeli" ödülünün sahibi "KazAI" projesi oldu. Yarışmaya katılan ve trafik kazaları sonrası manuel yürütülen ve haftalar sürebilen hasar tespiti, kusur oranı belirleme ve maliyet hesaplama süreçlerini dijitalleştirerek, operasyonel yükü ortadan kaldırmayı hedefliyor.