SAĞLIK - 07 Kasım 2017 Salı 12:47

ERÜ, Viral enfeksiyonlar için aşı geliştirecek

A
A
A
ERÜ, Viral enfeksiyonlar için aşı geliştirecek

Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Rektörü Prof.

Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Rektörü Prof. Dr. Muhammet Güven, Türkiye’yi aşıda dışa bağımlılıktan kurtarmanın gerektiğini belirterek, “Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığına karşı dünyada ilk defa üniversitemiz tarafından geliştirilen aşının son iki aşaması kaldı. Faz2 ve Faz3 çalışmaları tamamlandığında aşının ticarileşmesi işlemine geçilecek. Biz aşı üretim merkezimizde sadece KKKA hastalığına karşı değil, tüm viral enfeksiyonlar için yerli aşımızı üretmeye çalışacağız” dedi.


KKKA Aşısı Proje Yürütücüsü ERÜ Tıp Fakültesi Viroloji Bilim Dalı Başkanı Aykut Özdarendeli ile birlikte üniversitedeki KKKA aşı çalışmalarını anlatan Rektör Prof. Dr. Muhammet Güven, KKKA aşısında şuana kadar ki gelinen aşamanın gayet olumlu olduğunu, kalan son iki aşamanın da başarılı olması durumunda aşının ticari hale geleceğini belirtti. Rektör Güven, “KKKA hastalığına karşı koruyucu aşı için arkadaşlarımız uzun yıllardır çalışıyorlardı. Biz de 2013 yılında onlara destek vermek amacıyla bir aşı geliştirme merkezi kurduk. Burası tamamen Erciyes Üniversitesi’nin kendi imkanlarıyla kurulmuş merkez. Burada Seviye2 ve Seviye3 güvenlik laboratuvarları var. Üniversiteler arasında ilk akredite Seviye 3 laboratuvarı da Erciyes Üniversitesi’nde kuruldu. Arkadaşlarımız TÜBİTAK projesi kapsamında bu konuda çalışmaya başladılar. Daha sonra aşı geliştirildi ve aşının hayvan deneyleri başarılı oldu. Sonraki aşaması insan çalışmalarıydı. Faz1 çalışmasına da 2016 yılında başlayıp 2017 Nisan ayında tamamladılar. Yaklaşık 52 gönüllüde denediler. Sonuç başarılı oldu. Aşının önemli bir yan etkisi olmadığı görüldü. Aşının bundan sonraki aşaması Faz2 ve Faz3 çalışmaları olacak. Ondan sonra da olabilirse, aşının ticarileşmesi gerçekleşecek” dedi.


Sağlık Bakanlığının desteği ve Kalkınma Bakanlığının katkıları ile aşı üretimi için üniversite kampüsü alanında büyük bir merkez kurma çalışmalarına başladıklarını kaydeden Rektör Güven, “Yaklaşık 35 milyon TL Kalkınma Bakanlığının, 1 milyon 600 bin TL de Erciyes Üniversitesinin katkılarıyla aşı üretim merkezimizi başka bir alana taşıyacağız. Yeni kuracağımız aşı merkezinde sadece KKKA aşısı değil, tüm viral enfeksiyonlar için aşı geliştirmeye çalışacağız. Çünkü aşı stratejik bir olay. Ekonomik anlamda da aşı için dışarı büyük paralar gidiyor. Türkiye gibi büyük, hızla gelişmekte olan ve dünyanın sayılı ekonomilerinden birisi haline gelmeye başlayan bir ülkenin aşısını da kendi üretmesi lazım. Yeni kuracağımız aşı üretim merkezinde diğer viral enfeksiyonlar için de milli aşılarımızı üreteceğiz” diye konuştu.


KKKA aşısının yürütücüsü ERÜ Tıp Fakültesi Viroloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Özdarendeli de, “Faz1 çalışmalarının zaten en önemli noktası aşının güvenli olup olması ile ilgiliydi. Denemelerde hiçbir ciddi yan etki gözükmedi ve bir yıl kadar gönüllü insanlar takip edildi. Sadece diğer aşılarda olduğu gibi enjeksiyon yerinde hafif kızarıklık, ya da ağrı dışında ciddi bir yan etki olmadı. Bu çok iyi ve güzel gelişme. Yoksa bu aşamadan sonra Faz2 ve Faz3’e geçemiyorsunuz. Bu önemli aşamayı geçtik. Bir diğer önemli nokta Faz1 çalışmalarında 52 gönüllünün hepsinde antikor yanıtı ve koruyucu antikor yanıtı aldık. Bu da oldukça güzel bir gelişme. Artık Faz2 ve Faz3’e hazırız diye düşünüyorum. Faz2 ve Faz3 için yeni bir merkez kuruluyor. Oldukça geniş donanımlı pilot üretim merkezi kuruluyor. Yeni aşı üretim merkezinde Faz2 ve Faz3’ü gerçekleştirdikten sonra, diğer viral aşılar içinde bir model oluşturacağız. Aynı zamanda bu konuda yetişmiş insan gücüne de ciddi anlamda katkıda bulunacağız. Aşı çalışmalarında çok ciddi çalışan gelişmiş ülkeler söz konusu, ama KKKA özelinde biz dünyadan öndeyiz” şeklinde konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul 2024 yılının ilk Boğaz yarışı 42 yelkenli ile başladı Bahçeşehir Üniversitesi tarafından 12’ncisi düzenlenen yılın ilk Boğaz yarışı “BAU Bosphorus Sailing Cup” 42 yelkenlinin katılımıyla başladı. Yelkenlilerin kıyasıya yarışı İstanbullulara görsel şölen yaşattı. İstanbul Boğazı’nda Bahçeşehir Üniversitesi Uluslararası Yelken Kulübü (BAUISC) tarafından 12’ncisi düzenlenen “BAU Bosphorus Sailing Cup”, kıyasıya rekabetin olduğu heyecanlı yarışa sahne oldu. Dünyanın tek doğal yelken yarışı izleme tribünü olan İstanbul Boğazı’ndaki gerçekleşen yarışta 50 yelkenli BAU Beşiktaş Güney Kampüsü önünden start aldı. Yelkenliler 5 Mayıs Pazar günü de Caddebostan-Adalar arasındaki şamandıra parkuruyla final etabını tamamlayacak. Mart ayında başlayan BAUISC İlkbahar Trofesi’nin dördüncü ve son etabında olan yarışın startını BAU Rektörü Prof. Dr. Esra Hatipoğlu verdi. Asya ve Avrupa kıtalarının buluşma noktası olan İstanbul Boğazı’nın ev sahipliği yaptığı gelenekselleşen yelkenli yarışı “BAU Bosphorus Sailing Cup”ta 50 yelkenli kıyasıya yarıştı. Boğaz’da renkli görüntülerin oluştuğu yarış görsel bik şölene dönüştü. Yelkenliler Anadolu Hisarı ve Arnavutköy açıklarına konulan şamandıralardan dönüş yaparak yarışı BAU Beşiktay Güney Kampüsü önünde sonlandırdı. Yelkenliler boğazı süsledi Bahçeşehir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Esra Hatipoğlu, “BAU Bosphorus Sailing Cup” kapsamında 40’ı aşkın yelkenli yarış teknesi iki gün boyunca İstanbul Boğazını süsleyeceklerini söyledi. İki gün boyunca İstanbul Boğazından herkesin bu heyecan verici yarışı takip edebileceğini belirten RHatipoğlu şöyle konuştu” Muhteşem tarihi, doğası ve konumu itibariyle bizler için önemi büyük olan İstanbul Boğazı’nda, böylesine görkemli bir yelken yarışına ev sahipliği yapmaktan dolayı çok mutlu ve gururluyuz. Yelken yarışımız sadece sporu teşvik etmekle kalmayıp aynı zamanda denizcilik kültürünü ve doğayla uyumlu yaşamı ön plana çıkarıyor. Böylesine prestijli bir etkinliği geleneksel hale getirmekten ve parçası olmaktan dolayı büyük mutluluk duyuyoruz.” “Ülkemizdeki yelken farkındalığını artırmak için önemli bir etkinlik” BAUISC Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Dinçer, 42 yelkenlinin katıldığı yarışın heyecan içinde geçtiğini söyledti. Dinçer “ Bahçeşehir Üniversitesi’nin öğrencileri ve mezunlarıyla yaptığı çok güzel birliktelik olan bir etkinlik. Yelken camiasında biraz daha genç, dinamik bir yaklaşım getiren bu etkinlik bizim için bu çok önemli. Ülkemizde yelken farkındalığını artırmak ve yelkene daha çok ilgi duyurmak içinde önemli. Bununla beraber halihazırda yelken yapan çok değerli büyüklerimiz var. Çok değerli yelkenciler var. Bunları BAU öğrencileri ve BAU mezunlarının beraber organize ettiği bir etkinlikte beraber bir araya getirmek bizim için çok kıymetli. Boğaz etabı bizim yarışımızın son etabı. Bundan sonra yarın bir yarışımız daha olacak. Onunla beraber ödül törenimiz olacak ve bu güzel trofeyi sonlandıracağız. Umarım bu etap herkes için çok keyifli ve çok hoş bir yarış olur” dedi. İkinci günde iki yarış Boğaz’da gerçekleşen tek yarışın ardından, pazar günü iki yarışma daha yapılacak. Caddebostan açıklarına kurulacak şamandıralarla belirlenecek alanda düzenlenecek yarışlar geçtiğimiz ay hayatını kaybeden Genco Sindel’e atfedilecek. Genco Sindel’in doğum günü olan 5 Mayıs günü gerçekleşen yarışta, yelken camiasından hayatını kaybeden diğer isimler de anılacak. Boğaz transit trafiğe kapatıldı Fenerbahçe, Galatasaray gibi çeşitli spor kulüpleri ve global bazı firmaların yarış teknelerinin bulunduğu yarışlar, boğazdaki zorlu akıntılar sebebiyle de büyük bir rekabete sahne oldu. Yarış nedeniyle İstanbul Boğazı’ndaki transit gemi trafiği saat 10.00 ile 17.00 saatleri arasında durduruldu.
Sivas (Düzeltme) 58 yıldır gerçek kimliğini arıyor Sivas’ta yaşayan 58 yaşındaki Raziye Şimşek, doğduğu günden bu yana gerçek kimliğine kavuşamadı. Hikâyesiyle filmlere konu olacak olayın aydınlatılması için Şimşek’in biyolojik babasının mezarı açılarak DNA örneği alındı. Sivas kent merkezinde yaşayan Raziye Şimşek, 1 yaşında annesini kaybettikten sonra yaşadığı dramatik hayat hikâyesiyle duyanları derinden etkiliyor. Şimşek, annesinin vefatının ardından babası tarafından 1 yaşındayken yurda verildi. İddiaya göre, o dönemdeki yurt müdürü Şimşek’i kaydettirmeden resmi olmayan şekilde bir aileye verdi. Bu aile de sahte kayıtlarla Şimşek’i öz çocuklarıymış gibi nüfusa kaydettirdi. Şimşek, evlendikten sonra evlat edinen aile tarafından reddedilerek evlatlıktan düşürüldü. Evlat edinen ailenin çıkarttığı kimlik kartı numarası ve kendisinin çıkarttığı kimlik kartı numarası bulunan Şimşek, bu nedenle devlet kurumlarına gittiğinde birçok sorunla karşılaşıyor. Yaklaşık 3 yıldır bu durumun çözümü için mücadele eden Şimşek, “Ben bir yaşımdayken annem vefat etti. Bana bakan olmadığı için beni yurdun kapısının önüne bırakıyorlar. O dönemin yurt müdürü beni el altından yurda kaydetmeksizin beni büyüten aileye veriyor. Onlar da sahte kayıtla beni kendilerinin üzerine geçiriyorlar. 18, 19 yaşına gelip evlendiğimde beni üzerlerinden düşürüyorlar. Bunun zorluğunu hep yaşıyorum. Benim ablalarım bütün aile fertlerim beni kabul ediyor ama daha büyük aile bireylerimiz olmadığı için Hâkim Bey DNA testine karar verdi. 2,5 yıldır çok büyük zorluklarla uğraşıyorum. Hem maddi hem de manevi sıkıntılar yaşıyorum. Sürekli mahkemelere gidip geliyorum. Yaşadığım şeyleri tekrar tekrar yaşıyorum” dedi. Adına iki farklı kimlik numarası olduğunu ifade eden Şimşek, “Geçmiş yakamı bırakmıyor ki rahat edeyim. 1965 yılından bu yana bu hayatı yaşıyorum. Şuanda benim adıma iki farklı TC kimlik numarası var. Birisi onların üzerine diğeri de benim şuan kullandığım TC kimlik kartı numarası. Devlet kurumlarına gittiğim zaman problem oluyor. Hastanelere falan gittiğimde eşimin üzerine muayene olduğum için pek sorun yaşamadım ama yine de ben bu durumdan da rahatsız oluyorum. Her zaman elim yüreğimde. İnşallah son mahkeme olur, bu konudan dolayı hem maddi hem manevi çok yoruldum. 58 yaşındayım 25 yıl olmuştu ben unutalı. Ama ben 2,5 yıldır bu durumu mahkeme kapısında tekrar tekrar yaşıyorum, geçmiş yakamı bırakmıyor” şeklinde konuştu.