ASAYİŞ - 18 Ocak 2026 Pazar 05:22

Alkollü sürücü ‘ekmeğim gider’ diyerek, işlem yapılmamasını istedi

A
A
A
Alkollü sürücü ‘ekmeğim gider’ diyerek, işlem yapılmamasını istedi

Kayseri’de polis ekipleri tarafından şüphe üzerine durdurulan otomobilin sürücüsü, yapılan kontrollerde 0,57 promil alkollü çıktı. Şoför olduğunu söyleyen alkollü sürücü, ‘ekmeğim gider’ diyerek, işlem yapılmamasını istedi. Alkollü sürücüye 11 bin 629 TL idari para cezası uygulanarak, ehliyetine 6 ay el konuldu.


Edinilen bilgiye göre, Yıldırım Beyazıt Mahallesi Şehit Üsteğmen Mustafa Şimşek Bulvarı üzerinde polis ekipleri tarafından durdurulan A.Ç. idaresindeki 51 EZ 912 plakalı otomobil Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü’ne bağlı ekipler tarafından incelendi. Otomobilde yapılan kontrollerde herhangi bir suç unsuruna rastlanmazken, alkol testi yapılmak istenen A.Ç., araç kullanırken, alkol aldığını söyleyerek, alkol metreyi üflemekten kaçındı. A.Ç. ekiplere, ‘işlem yaparsanız ekmeğim gider’ diyerek, işlem yapılmamasını istedi. Ekipler tarafından yapılan alkol testinde A.Ç. 0,57 promil alkollü çıktı.


Ekipler tarafından A.Ç.’nin ehliyetine el konularak, 11 bin 629 TL idari para cezası uygulandı.



Alkollü sürücü ‘ekmeğim gider’ diyerek, işlem yapılmamasını istedi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kayseri Başkan Çolakbayrakdar: "Hemşehrilerimizin sağlığı ve güvenliği önceliğimizdir" Kocasinan Belediyesi; Ramazan ayının yaklaşması dolayısıyla ilçe genelinde faaliyet gösteren ekmek üretim tesisleri ve fırınlara yönelik denetimlerini artırdı. Vatandaşların sağlıklı ve güvenilir gıdaya ulaşmasını sağlamak amacıyla gerçekleştirilen denetimlerde işletmelerin titizlikle kontrol edildiğini belirten Kocasinan Belediye Başkanı Ahmet Çolakbayrakdar; "Hemşehrilerimizin sağlığı ve güvenliği her zaman önceliğimizdir." dedi. Kocasinan Belediyesi Ruhsat ve Denetim Müdürlüğü koordinasyonunda, Zabıta Müdürlüğü ile İlçe Tarım Müdürlüğü ekiplerinin katılımıyla gerçekleştirilen denetimlerde; işletmelerde hijyen kurallarına uyum, üretim alanlarının temizliği, kullanılan hammaddelerin sağlığa uygunluğu ve üretilen ürünlerin mevzuata uygunluğu kontrol edildi. Denetimler kapsamında gerekli tespitler yapılırken, işletme sahiplerine bilgilendirmelerde bulunuldu. Denetimlerin rutin olarak büyük bir hassasiyetle yapıldığını belirten Başkan Çolakbayrakdar, vatandaş sağlığının her şeyin önünde geldiğini vurguladı. Başkan Çolakbayrakdar, sözlerini şu şekilde sürdürdü; "Vatandaşlarımızın sofralarına giren ekmeğin sağlıklı, hijyenik ve güvenilir olması bizim için büyük önem taşıyor. Denetimlerimizin temel amacı, halkımızın sağlığını korumak ve güvenli gıdaya ulaşmasını sağlamaktır. Gıda üreten ve satan tüm iş yerlerinin bu sorumlulukla hareket etmesi gerekiyor. Kocasinan Belediyesi olarak denetimlerimizi titizlikle, düzenli ve periyodik olarak sürdürüyoruz. Bu vesileyle kurallara uygun, özveriyle çalışan tüm esnafımıza teşekkür ediyor; Allah esnafımıza bol, bereketli ve hayırlı kazançlar nasip etsin. Vatandaşlarımızın sağlığı ve güvenliği her zaman önceliğimizdir." Başkan Çolakbayrakdar, ilçede daha kaliteli ve hijyenik hizmet sunulması amacıyla denetim çalışmalarının artarak devam edeceğini belirtti.
Trabzon Davaların gölgesinde kalan kent mirası Karadeniz’e hakim konumu, yüzyıllara uzanan tarihi ve kentin belleğindeki yeriyle Trabzon’un en özel alanlarından biri olan Güzelhisar Kalesi ve çevresi, bugün çok başlı hukuki süreçlerin gölgesinde geleceğini arıyor. Tarih boyunca kentin en stratejik ve simgesel noktalarından biri olan ve yaklaşık bin 300 dönümlük alanı kapsayan bölge, bugün işlevsiz bir görünüm sergiliyor. Trabzon’un limana hakim yamaçlarında, Karadeniz’e karşı kenti seyreden Güzelhisar Kalesi ve çevresi, doğal dokusu ve tarihsel birikimiyle kentin en dikkat çekici alanlarından biri olarak öne çıkıyor. Tarih boyunca kentin en stratejik ve simgesel noktalarından biri olan ve yaklaşık bin 300 dönümlük bir alanı kapsayan Güzelhisar Kalesi, uzun yıllardır süren hukuki süreçlerin gölgesinde kaldı. Vakıflar Genel Müdürlüğü, hazine ve farklı kurumlar arasında devam eden davalar, kamuoyunda "kent balkonu" olarak nitelendirilen alanın geleceğini belirsizliğe sürüklerken, bölgenin kamusal kullanımı da yıllardır mümkün olamadı. Ganita mevkiinde yer alan ve halen askeri bölge statüsünde bulunan alan, geçmişte Trabzon Belediyesi mülkiyetindeyken 1960 darbesinin ardından orduya devredildi. Bu süreçten sonra başlayan mülkiyet tartışmaları ve davalar, Güzelhisar Kalesi ve çevresinin uzun süredir işlevsiz kalmasına yol açtı. Bir dönem askeri gazino olarak kullanılan tarihi kale ve çevresi, bugün aktif bir kamusal işleve sahip değil. Alanın büyük bölümü askeri personel ve ailelerinin otoparkı olarak kullanılırken, Trabzon’un merkezinde yer alan bu değerli bölge kamuoyunda "atıl bırakılan tarihi miras" olarak anılıyor. Venedik ve Cenevizlilerden uzanan tarih Güzelhisar Kalesi’nin bulunduğu alan, Trabzon İmparatorluğu döneminde Venedik ve Cenevizlilerin imtiyaz alanları arasında yer aldı. Tarihi kaynaklara göre, bölgede Venediklilere ait yapılar bulunuyordu. Osmanlı döneminde ise Trabzon Valisi Üçüncüzade Ömer Paşa burada bir saray inşa ettirdi. Osmanlı yapı geleneğinde kalıcı konut yapma yetkisinin devlete ait olması nedeniyle bu yapı merkezi yönetimin tepkisini çekti. Hakkında padişaha giden söylentilerin ardından Üçüncüzade Ömer Paşa, yaptırdığı sarayın bahçesinde idam edildi. Bu olaydan sonra alan Osmanlı Devleti’ne geçti ancak uzun süre kullanılmadı. İdamın ardından bölgenin halk arasında "lanetli" olarak anıldığı, bu nedenle uzun yıllar tercih edilmediği ifade ediliyor. Rus saldırıları döneminde askeri tabyaların yer aldığı alan, Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte yeniden halkın kullanımına açıldı. 1960 darbesi sonrası ise tekrar askeri bölge haline geldi. Üçüncüoğlu ailesi de kaleyi istiyor Bölgeyle ilgili davalar yalnızca kamu kurumlarıyla sınırlı değil. Osmanlı döneminde Trabzon Valiliği yapan Gümüşhaneli Üçüncüzade Ömer Paşa’nın mirasına dayanan bir hukuki süreç de yargı gündeminde bulunuyor. Üçüncüzade Ömer Paşa’nın torunları, söz konusu arazinin aile mirası olduğu iddiasıyla varisliklerinin tescili ve tapu kaydının üyesi oldukları Üçüncüoğlu Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği adına yapılması talebiyle dava açtı. Bu dava, Vakıflar Genel Müdürlüğü ile hazine arasında süren mülkiyet davalarıyla birlikte Güzelhisar Kalesi ve çevresinin geleceğini belirsizlikte bırakan hukuki başlıklardan biri olarak öne çıkıyor. Mecliste ‘kent balkonu’ çağrısı Ortahisar Belediyesi AK Parti Meclis Üyesi olan mimar Ufuk Hoş, belediye meclisi toplantısında yaptığı konuşmada Güzelhisar Kalesi ve çevresinin Trabzon için taşıdığı öneme dikkat çekti. Hoş, alanı "Trabzon’un kent balkonu" olarak tanımlayarak, halkın bu bölgeden mahrum bırakıldığını söyledi. Kent merkezindeki bu alanın, denizcilik temalı bir müze, açık hava etkinlik alanları ve tamamen yeşil bir kent parkı olarak değerlendirilmesi gerektiği vurgulayan Ufuk Hoş, "Kale park tarihsel geçmişi ile Trabzon kentinin ismini aldığı yer öyle düşünüyoruz. Tarih boyunca Trabzon kentinin temaşe alanı olarak kullanılmış halkın üzerine piknik yaptığı, bir dönem tenis kortlarının olduğu, kentin kültür sanatının etkilendiği bir bölge. Şu anda kullanılmıyor. Kullanılmadığı için atıl durumda. İyi değerlendirilerek tekrar Trabzon halkının kullanımına açılması gerektiğini düşünüyorum. İçerisinde Trabzon kent sembolü olan denizlikle alakalı bir müze de olabilir. Ama çok fazla dokunulmadan üzerinde bulunan ağaçlarda tescillenerek tamamen yeşil bırakılarak halkın kullanıma açılmalıdır. Askeri bölge ama kullanılmıyor. Önceden askeriyenin gazinosu vardı içerisinde ama şu anda kullanmıyor. Onlar içinde bir külfet olduğunu düşünüyorum. Mülk zaten geçmiş dönemlerde Trabzon Belediyesi’nin mülküydü. Daha sonra askeri darbe sonucu ordumuz alana yerleşti. O yerleşmeden dolayı bazı davalar oluştu. Vakıflar Genel Müdürlüğü ile hazine arasındaki davalar devam ediyor. Hangisi kazanırsa kazansın mülkiyet onlarda kalmak şartıyla kullanım Trabzon halkına açılması şartıyla belediyelere verilebilir" dedi. "Kent kültürüne geri kazandırmamız lazım" "Mülkiyet kimde olursa olsun halkın kullanımına açılmalı" diyen Ufuk Hoş, "Trabzon İmparatorluğu döneminde Venedik ve Cenevizlerin imtiyaz alanlarından bir tanesi orasıdır. Üzerinde Venediklerin sarayları var. Daha sonra Üçüncüoğullarından Trabzon Valisi Ömer Paşa orada bir saray yaptırıyor. Osmanlı’nın yapı geleneğinde kalıcı konut yapmak sadece devlete ait bir şeydir. Padişahlar bile kalıcı konutları yapamazlar. Orada bir kalıcı konutu yapınca Osmanlı idaresi tarafından uyarılıyor. Osmanlı’nın merkezi yönetiminin zayıflamasından dolayı Ömer Paşa’nın burada kendine ait bir devlet oluşturacağı yönelik padişah 1. Mahmut’a dedikodular gidiyor. En nihayetinde Üçüncüoğlu Ömer Paşa kendi yaptığı sarayın bahçesinde idam ediliyor. Ömer Paşa’nın malları paylaştırılıyor. Devlet evlatlarına bakmak için vakıf senedi oluşturuluyor. Şuanda onun davası var. Ömer Paşa idamından sonra mülk Osmanlı devletine geçiyor ama atıl kalıyor kimse kullanmıyor. Ömer Paşa’nın idamından sonra Trabzon halkı orayı lanetli bir alan olarak görüyor ve girmiyor. Sonra Rus saldırıları sırasında Osmanlı’nın koruma amacı tabyalarının olduğu bir alana dönüşüyor. Osmanlı Devleti yıkılıp Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulduktan sonra alan halkın kullanımına açılıyor. 1960 yılındaki darbenin ardından tekrar orduya geçiyor. Oranın belediye tarafından çoktan alınıp halkın kullanımına açılması gerektiğini düşünüyorum. Burada bir hukuki süreç devam edebilir. Mülkiyet kime geçerse geçsin hiç problem değil. Ortahisar Belediyesi, Trabzon Büyükşehir Belediyesi, Vakıflar Genel Müdürlüğü, Üçüncüoğlu ailesi veya hazinenin kimin mülkiyetine geçerse geçsin bütün birimler mutlaka bunu halkın kullanımına verir. Çünkü orada bir mülkiyet oluşmaz. Zaten tescilli bir alan oraya getirip bir yapı yapamazsınız böyle bir şeye kimse izin vermez. Bunun gibi Trabzon’un çok değerli alanları arazileri var. Buraları kent kültürüne geri kazandırmamız lazım" ifadelerini kullandı.