GÜNDEM - 02 Nisan 2026 Perşembe 12:55

Başkan Çolakbayrakdar: "Gıda kurtarmada Kayseri’de tekiz, Türkiye’ye örneğiz"

A
A
A
Başkan Çolakbayrakdar: "Gıda kurtarmada Kayseri’de tekiz, Türkiye’ye örneğiz"

Kocasinan Belediyesi, 2022 yılında hizmete sunduğu frigofirik araç ve soğuk hava deposu ile gıdaları bozulmadan ihtiyaç sahiplerine ulaştırarak gıda kurtarma alanında örnek bir sosyal belediyecilik modeli ortaya koyuyor. Sosyal belediyecilikte de Türkiye ve Kayseri’de örnek hizmetler gerçekleştirdiklerini vurgulayan Başkan Çolakbayrakdar, Kocasinan Belediyesi’nin Kayseri’de gıda kurtarmada akredite hizmeti sunan ilk ve tek kuruluş olduğunu söyledi.


Yapılan hizmetlerle vatandaşların gönüllerine dokunduklarını ifade eden Başkan Çolakbayrakdar, Türkiye’ye marka ve model olan Kayseri Belediyeciliğini ileri bir noktaya taşımak için gayret ettiklerini ifade etti. Belediyecilik faaliyetleriyle ilgili yenilikçi hizmetlere imza attıklarının altını çizen Başkan Çolakbayrakdar, "Vatandaşlarımızın beklentileri doğrultusunda daha iyi bir Kayseri ve daha güzel bir Kocasinan için projeler üretiyoruz. Özellikle çağın şartlarına göre yeni ve farklı yaşam alanları inşa ediyoruz. Rutin belediyecilik hizmetlerinin yanı sıra ‘sosyal belediyecilik’ hizmetleriyle gönüllere dokunuyoruz. Güzel hizmetlerimizden biri olan ve ilçede yalnız yaşayan, ihtiyaç sahibi 65 yaş üzeri vatandaşlarımıza haftanın yedi günü bir öğünlük sıcak yemek hizmetini veriyoruz. Büyüklerimizin duasını alıyoruz. Soğuk zincir taşımacılığına yönelik geliştirilen, özel yalıtım ve soğutucu ünitesine sahip frigofirik aracı 2022 yılında filomuza ekledik. Ayrıca hizmete sunduğumuz soğuk hava deposu ile de gıdaların bozulmadan saklanmasını sağlıyoruz. Frigofirik araç ile soğuk hava deposu sayesinde gıdalar bozulmadan daha sağlıklı bir şekilde ihtiyaç sahiplerine ulaştırıyoruz. Bu noktada Kocasinan Belediyesi, Kayseri’de gıda kurtarmada akredite hizmeti sunan tek kuruluştur. Kısaca her alanda Kocasinan sakinlerimize hizmet ulaştırmanın huzurunu yaşıyoruz. Sosyal belediyecilik adına daha güzel hizmetler yapmaya devam ederek çocuklarımıza, kadınlara ve engelli kardeşlerimizin hayatlarına dokunan hizmetler üretmeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.


Geleceğin Kocasinan’da şekilleneceğini belirten Başkan Çolakbayrakdar, sosyal belediyecilik çalışmalarıyla vatandaşın refahına ve mutluluğuna katkı sunduklarını sözlerine ekledi.


Öte yandan Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğüne bağlı saha ekibi, ‘Fazla Geri Kazanım Uygulaması’ ile marketlerden gelen ürün bilgisiyle talep eden marketlere gidiyor ve ürünleri, son kullanma tarihlerini de dikkate alarak tek tek titizlikle inceliyor. Hassasiyetle incelenen ürünler ekipler tarafından marketten alındıktan sonra müdürlüğe bağlı Sosyal Market’te bulunan soğuk hava deposuna dolduruluyor. Burada bekletilmeden ürünleri paketleyen ekipler, ürünleri kayıtlı olan ihtiyaç sahiplerinin adreslerine ulaştırıyor. Çevre dostu bir yaklaşım olan ve Kayseri’de tek olan uygulama ile hem israf önleniyor hem de vatandaşlara destek olunuyor.



Başkan Çolakbayrakdar: "Gıda kurtarmada Kayseri’de tekiz, Türkiye’ye örneğiz"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Kadıköy’de yanıcı madde ile bir kişiyi yakan sanık hakim karşısına çıktı Kadıköy’de bir eğlence mekanında Gözde Yılmaz’ın üzerine yanıcı madde dökerek yakan sanık Sibel Arya Geriş hakim karşısına çıktı. Kadıköy’de bir eğlence mekanının önünde oturan Gözde Yılmaz’ın üzerine, Sibel Arya Geriş tarafından yanıcı madde dökülerek ateşe verildi. Gözaltına alınan ve adliyeye sevk edilen şüpheli çıkarıldığı hakimlikçe tutuklandı. Başlatılan soruşturma kapsamında sanık hakkında 4 yıl 6 aya kadar hapis cezası istemiyle dava açılmıştı. 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nde ilk celsesi görülen duruşmaya Sanık Sibel Arya Geriş, müşteki Gözde Yılmaz ve taraf avukatları katıldı. "Olayı tasarlayarak yaptığını düşünüyorum" Müşteki Gözde Yılmaz, "5 yaşında çocuğum var gerektiğinde ailemle de kalıyorum. Sanık benim yanıma geldiğinde birileri kızı azmettirmiş. Biz Doğukanla beraber değildik. Olay günü Cadılar bayramıydı, gece 11 gibi stüdyoyu kapattıktan sonra alkol almaya gittim. Sanığın olayı tasarlayarak yaptığını düşünüyorum. "Doğukanla mı yatıyorsun" diyerek direkt üzerime maddeyi sıktı" ifadelerini kullandı. "Sibel benim Gözde ile tek görüşmemi istemiyordu" Duruşmada tanık olarak dinlenen Doğukan N., "uyuşturucu maddeyi kullanıyordum tedavi gördüm bıraktım. Gözde vesilesi ile uyuşturucu madde kullanan insanlarla tanıştım. Olay günü, kız arkadaşıma Gözde ile olduğumu söyledim ama değildim yalan söyledim. Sibel’in Gözdeyi sevmediğini biliyordum. Sanık Sibel benim Gözde ile tek görüşmemi istemiyordu. Olayı bizzat görmedim başka bir barda arkadaşlarımla beraberdim. Ben sanık Sibel’e gözde ile yatıyorum cümlesi hiç kullanmadım" şeklinde konuştu. "Oraya gidince saçlarını yakma istediği doğdu" Tutuklu Sanık Sibel Arya Geriş, "Öncelikle yaptığım şeyden dolayı pişmanım. Gözde’yi erkek arkadaşım aracılığıyla tanıyordum. Doğukan ile evlilik planları yapıyorduk. Olaydan iki gün öncesinde Gözde ile birlikte olduğunu söyledi. O gün Kadıköy’de sadece kızların katılabileceği bir etkinliğe katıldım. Çok sarhoştum Doğukanı aradım ama gelmedi. Arkadaşımdan numarayı alıp nerede olduklarını öğrenip oraya geçtim. Çok sarhoştum. Gözde, Doğukan ile uyuşturucu kullanıyordu. Çantamda hep kolonya taşırım. Oraya gidince saçlarını yakma istediği doğdu. Kolonyayı sıktım farklı bölgelerine geldi. 3-4 yıldır doktor asistanlığı yapan biriyim. Hiç kimseyle hiç bir zaman zararım olmadı. Sadece Doğukan ile konuşmamasını istemediğimi söylemek için Gözde’nin yanına gittim. Değerlendirme yapabilecek bilincim yerinde değildi" dedi. Mahkeme, müştekinin yanık kapsamında gördüğü tedavilere ilişkin tedavi gördüğü hastaneden rapor ve evrakların hazırlanması, müştekinin vücudunda meydana gelen yaralanmanın duyu ve organ zayıflığına, yüzüne gelen yaralanmanın da sabit ize sebebiyet verip vermeyeceği hususunda Adli Tıp Kurumu’ndan rapor alınmasına, olay anına ilişkin videonun çözümü için bilirkişiye gönderilmesine, olay anında sanığın elinde bulunan plastik şişenin vasfının tespit edilmesi ve dosyadaki eksiklerin giderilmesi için duruşmayı 14 Temmuz’a erteledi.
İstanbul Türkiye’de ortodontik tedaviye ihtiyaç duyanların sayısı 15 milyona ulaştı Aligner Derneği’nin "Türkiye’de Ortodontik Tedavi Algısı ve Farkındalık Araştırması" sonuçlarına göre, Türkiye’de yaklaşık 15 milyon kişinin ortodontik tedaviye ihtiyaç duyduğu belirtildi. Araştırmada ayrıca ebeveynlerin yüzde 33’ünün ortodonti hakkında bilgi sahibi olmadığı ifade edildi. Aligner Derneği, Türkiye’de ortodontik tedaviye yönelik algı, farkındalık ve davranışları ortaya koyan araştırma sonuçlarını İstanbul’da düzenlenen basın toplantısında kamuoyuyla paylaştı. Araştırma ve Danışmanlık Şirketi Twentify tarafından dernek için yapılan "Türkiye’de Ortodontik Tedavi Algısı ve Farkındalık Araştırması" sonuçları, Türkiye’de yaklaşık 15 milyon kişinin ortodontik tedaviye ihtiyaç duyduğunu gösterirken, ailelerin çocuklarında gözlemledikleri belirtileri çoğu zaman ortodontik sorunlarla ilişkilendirmediğini ortaya koydu. Araştırma modern tedavi seçeneklerine yönelik bilgi eksikliğinin önemli bir sorun olduğunu gösterdi. Araştırmaya katılanların yüzde 56’sı şeffaf plak tedavisini bildiğini söylese de tanımlanması istendiğinde sadece yüzde 50’si doğru tanımlayabiliyor. Şeffaf plak tedavisini iyi bildiğini söyleyenlerin oranı ise yalnızca yüzde 12’de kalıyor. Araştırma sonuçlarından elde edilen çıktılara göre bu durum, sorunların ilerlemesine ve tedavinin gecikmesine neden olurken, çocukların hem fiziksel sağlığını hem de psikolojilerini etkileyebiliyor. Bu sonuçlar doğrultusunda Aligner Derneği, "Çözümü Şeffaf Olabilir" farkındalık kampanyasını başlattı. Kampanya kapsamında ağzı açık uyumak, gülerken ağızı kapatmak ve konuşurken zorlanma gibi davranışların üç kritik belirti olduğuna dikkat çekiliyor. Dernek, bu kampanya ile ailelerin çocuklarında gördükleri belirtileri doğru yorumlamasını, erken dönemde ortodontik değerlendirme için harekete geçmesini ve uygun tedavi seçenekleri hakkında bilinçlenmesini hedefliyor. Görünümle ilgili kaygılar ağrıdan bile daha rahatsız edici 6-12 yaş arası çocuğu olan ebeveynler ile yapılan ankete dayanan araştırmaya göre diş ve çene sorunları arasında estetik kaygı, oluşturduğu rahatsızlık açısından ağrı ile neredeyse aynı düzeyde algılanıyor. Özellikle çocuklar söz konusu olduğunda görünümle ilgili kaygıların ağrıdan bile daha rahatsız edici olabildiği görülüyor. Katılımcıların kendi deneyimlerine göre en rahatsız edici sorun yüzde 51 ile diş veya diş eti hassasiyeti ve ağrı olurken, bunu yüzde 42 ile görünüm (estetik kaygı) izliyor. Çocuklar için yapılan değerlendirmede ise estetik kaygı yüzde 45 ile ilk sırada yer alırken, diş veya diş eti hassasiyeti ve ağrı yüzde 40 ile ikinci sırada geliyor. Şeffaf plak tedavileri artıyor ama bilgi düzeyi düşük Araştırmaya göre ortodontik tedaviye başlama oranı düşük olsa da ilgi oldukça yüksek. Katılımcıların yüzde 50’si ortodontik tedaviye başlamayı düşünüyor ya da değerlendiriyor. Aynı şekilde şeffaf plak tedavilerine ilgi de giderek artıyor. Şu anda ortodontik tedavisi devam eden hastaların yüzde 43’ü ve geçmişte tedavi görmüş hastaların yüzde 33’ü şeffaf plak kullandığını belirtiyor. Buna karşın şeffaf plak tedavisi konusunda toplumdaki bilgi düzeyinin oldukça sınırlı olduğu görülüyor. Katılımcıların yüzde 21’i şeffaf plak tedavisi hakkında hiçbir bilgiye sahip olmadığını, yüzde 34’ü ise sadece adını duyduğunu ifade ediyor. Bilgi sahibi olanların büyük çoğunluğu şeffaf plak tedavisiyle ilgileniyor Araştırmaya göre, şeffaf plak tedavisi hakkında bilgi sahibi olanların yüzde 70 ile büyük çoğunluğu bu tedaviyle ilgileniyor ve değerlendirmeye alıyor. İlginin oluşmasında hem doktor önerisi hem de kişisel araştırmalar etkili oluyor. Çocuklar için şeffaf plak tedavisini düşünmeye başlamada en önemli faktör yüzde 32 ile doktor önerisi. Bunu yüzde 29 ile estetik uygunluk ve yüzde 25 ile kullanım kolaylığı izliyor. Kişilerin kendileri için tedaviyi değerlendirmeye başlamasında ise yüzde 20 ile rutin kontrolde doktor önerisi ilk sırada yer alıyor. Bunu yüzde 19 ile başkalarından duyma ve yine aynı oranda araştırma takip ediyor. "Aileler sorunları görüyor ama genel sağlık ile ilişkilendiremiyor" Aligner Derneği Başkanı ve Ortodonti Uzmanı Dr. Aktan Zeki Çelik araştırma sonuçları hakkında yaptığı değerlendirmede, "Bazen bir diş sorunu, bir çocuğun günlük yaşamını düşündüğümüzden çok daha fazla etkileyebilir. Buna karşın bu araştırma bize ailelerin genel sağlığı diş-çene uyumsuzluğuyla ilişkilendiremediğini, estetik görünüm üzerinden konunun değerlendirildiğini ve bu noktada da erteleme ve normal karşılamanın yaygın olduğunu gösteriyor. Birçok aile ortodontik sorunların sağlık ve gelişim üzerindeki etkileri konusunda yeterli bilgiye sahip değil. Oysa dünyadaki önemli ortodonti otoriteleri çocukların en geç 7 yaşına kadar bir ortodontiste görünmesi ve sonrasında da rutin kontrollerin devam etmesini öneriyor. Buna karşın çalışmada bir kez daha gördük ki çocuklar ancak belirgin bir sorun, ağrı, çürük olduğunda diş hekimine götürülüyor, ortodontik değerlendirme kültürü ise hemen hemen hiç yok. Bu nedenle sorunların ele alınması gecikiyor ve bu gecikme sorunların büyümesine neden olabileceği gibi çocuk ve aile üzerindeki psikolojik yük de artıyor. Bu nedenle dernek olarak yeni bir döneme girerken bu verilerden de yola çıkarak çocuklarda diş çene uyumsuzluğunun fiziksel-psikolojik etkileri başta olmak üzere ağız ve diş sağlığının yanı sıra bu sorunların çözümünde şeffaf plak tedavilerinin önemi hakkında farkındalığı artırmak için kapsamlı bir bilinçlendirme kampanyası başlatıyoruz" dedi. "Ortodontik sorunlar çocukların duygusal gelişimi açısından da ele alınmalı" Diş çene uyumsuzluklarının çocukların psikolojisi üzerindeki etkilerine dikkat çeken Uzman Psikolog İlknur Okay ise "Çocukluk döneminde yaşanan fiziksel farklılıklar, özellikle akran ilişkilerinin yoğun olduğu okul çağında özgüven ve psikolojik sağlık üzerinde ciddi etkiler oluşturabiliyor. Diş ve çene uyumsuzlukları nedeniyle özgüveni azalan, konuşurken zorlanan veya arkadaşlarının yorumlarından etkilenen hatta akran zorbalığına uğrayan çocuklarda zamanla sosyal ortamlardan uzaklaşma, içe kapanma, okul ve spor başarısında gerileme görülebiliyor. Çocukluk çağındaki bu psikolojik etkiler yetişkin yaşama da taşınıyor. Bu nedenle ortodontik sorunları yalnızca estetik bir mesele olarak değerlendirmek yerine çocukların duygusal gelişimi açısından da ele almak gerekiyor. Erken fark edilen ve doğru şekilde yönetilen tedavi süreçleri, çocukların hem fiziksel hem de psikolojik sağlıklarını destekleyebilir" ifadelerini kullandı. "Ortodontik tedavilere yönelik detaylı bilgi oldukça sınırlı" Araştırmayı gerçekleştiren Twentify Yöneticisi Can Kablan ise ortodonti alanında bilgi seviyesinin düşük olmasına dikkat çekerek, "Araştırmada gördük ki ebeveynler çocuklarında bazı belirtileri fark etse de bunları çoğu zaman ortodontik bir ihtiyaçla ilişkilendirmiyor. Ortodontik tedavilere yönelik genel bir farkındalık bulunsa da detaylı bilgi oldukça sınırlı ve bu durum doğru zamanda aksiyon alınmasını zorlaştırıyor. Özellikle modern tedavi seçeneklerine dair bilgi eksikliği, karar süreçlerini doğrudan etkiliyor. Bu nedenle yalnızca verileri ortaya koymak değil, aynı zamanda bu alandaki bilgileri daha anlaşılır hale getirmek de çalışmamızın önemli bir parçası oldu" şeklinde konuştu. "Diş sağlığı çocukları psikolojik şiddetten korumanın en önemli adımlarından biri" Araştırmanın paylaşıldığı toplantının moderatörlüğünü yapan Oyuncu Müge Boz ise "Ben de çocukluğumda dişlerimin görüntüsü yüzünden aslında akran zorbalığına uğramışım. Şimdi daha iyi anlıyorum. O zamanlar bu kavramlar yoktu. Dişlerim düzgün değil diye çok alay edildi benimle. Tabii o zamanlar şimdiki gibi şeffaf plak teknolojisi yoktu. Günümüzde her şey çok gelişti. Şeffaf plak tedavisi sayesinde dişler hem düzeliyor hem de birçok sağlık sorununun azalmasını sağlıyor. Anne olduktan sonra da kızımın diş yapısıyla ilgili bazı küçük işaretleri fark ettiğimde ortodonti uzmanımızla konuştum ve bu işaretleri erken dönemde fark etmenin ne kadar kritik olduğunu daha iyi anladım. Kızım için şeffaf plak tedavisi planladık. Dolayısıyla kızım Vina için de içim rahat. Kimse dişleri yüzünden akran zorbalığına maruz kalmamalı. Diş sağlığı da çocuklarımızı ve gençlerimizi psikolojik şiddetten korumanın en önemli adımlarından biri olduğunu düşünüyorum. Bir anne olarak kendi deneyimimden yola çıkarak söyleyebilirim ki ebeveynlerin bu konuda erken dönemde bilgiye ulaşması gerçekten büyük fark oluşturuyor" dedi.