GÜNDEM - 27 Mart 2026 Cuma 12:59

Başkan Çolakbayrakdar: "Şehrimizin ilk medresesi, şehir akademisi kimliğiyle yeniden hayat bulacak"

A
A
A
Başkan Çolakbayrakdar: "Şehrimizin ilk medresesi, şehir akademisi kimliğiyle yeniden hayat bulacak"

Kocasinan Belediye Başkanı Ahmet Çolakbayrakdar’ın girişimleriyle özel mülkiyet statüsünden çıkarılarak yeniden millete kazandırılan, Kayseri’nin ilk medresesi olma özelliğini taşıyan 1193 tarihli Hoca Hasan Medresesi’nde kazı çalışmaları tamamlandı. Proje çizimlerinin hazırlanmasının ardından Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun onayıyla restorasyon sürecine geçileceğini belirten Başkan Çolakbayrakdar, "Şehrimizin ilk medresesi, restorasyon çalışmalarıyla bir kültür hazinesine dönüşecek ve Şehir Akademisi olacak" dedi.


Kayseri’nin ilk, Anadolu’nun ikinci medresesi olma özelliğini taşıyan 1193 tarihli Hoca Hasan Medresesi’nde, Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü’ne bağlı Müze Müdürlüğü denetiminde yürütülen kazılar titizlikle gerçekleştirildi. Çalışmalar sonucunda yapının sınırları ve mimari izleri ortaya çıkarıldı. Kazı sürecinin büyük bir hassasiyetle tamamlandığını aktaran Başkan Çolakbayrakdar, "Alanın tüm mimari izleri ortaya çıkarıldı. Restorasyon süreci, Koruma Kurulu onaylarının ardından başlayacak. Hedefimiz, medreseyi taşından avlusuna kadar özgün kimliğine sadık kalarak ayağa kaldırmak. Bu çalışma yalnızca bir restorasyon değil, aynı zamanda kültürel bir ihya projesidir." diye konuştu. Başkan Çolakbayrakdar, sözlerini şu şekilde sürdürdü;


"Şehre değer katacak ve gelecek nesillere miras bırakılacak projeleri hayata geçirmek için gayret ediyoruz. Şehrimizin kültürüne, geçmişine ve mirasına sahip çıkıyoruz. Ecdadımızın, Müslüman Türk kimliğinin izlerini taşıyan bu yapıyı yeniden ayağa kaldıracağız. Buranın tapusu milletindi. Ancak 1947 yılında satıldı. 78 öncesinde el değiştiren bu alanın tekrar milletin malı olması için uzun süredir mücadele verdik. Bu konuda birçok belediye başkanımız emek sarf etti. Şükürler olsun ki bu tapuyu geri almak bizlere nasip oldu. Allah razı olsun. Bu tapunun bizler için manevi değeri çok büyük. Ecdadımızdan kalan bu mirası, bizler de gelecek nesillere bırakacağız. Tapunun tekrar millete geçmesiyle birlikte buranın ihyası için çalışmalarımıza başladık. Allah nasip ederse restorasyon süreciyle bu tarihi yapıyı bir anıt gibi ayağa kaldıracağız. Kadim bir medreseyi yeniden şehrimize kazandırmak, ‘Makarr-ı Ulema Şehri Kayseri’ için somut bir adım olacak. Bu proje sadece bir kültür projesi değildir; aynı zamanda şehrin hafızasını yaşatan bir çalışmadır. 8 yılı aşkın süredir hem Ankara’da hem yerelde bu projeyi hayata geçirmek için büyük çaba sarf ettik. Biz bu şehre aşığız. Şehrimizi daha da güzelleştirmek, dünya çapında adından söz ettiren bir şehir hâline getirmek için çalışmaya devam edeceğiz."


Başkan Çolakbayrakdar, medresenin restorasyonun ardından ’Şehir Akademisi’ kimliğiyle hizmet vereceğini, gençlerin ilimle buluşacağı, kültür ve sanat faaliyetlerinin gerçekleştirileceği yaşayan bir mekân hâline getirileceğini sözlerine ekledi.



Başkan Çolakbayrakdar: "Şehrimizin ilk medresesi, şehir akademisi kimliğiyle yeniden hayat bulacak"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Konya Bozkır Devlet Hastanesi Diyaliz Ünitesi’nin kapasitesi artırıldı Konya’nın Bozkır İlçe Devlet Hastanesi’nde hizmet veren Diyaliz Ünitesi’nin cihaz ve yatak kapasitesi yükseltilerek tescilli cihaz ve yatak kapasitesi 9+1’e, toplam hizmet verecek diyaliz cihazı sayısı 14’e çıkartıldı. Bozkır’da özellikle yaz tatili döneminde artan diyaliz hasta taleplerini karşılamak, hastaların tedavi bekleme sürelerini azaltmak ve hizmet kalitesini yükseltmek amacıyla cihaz sayısı, yatak kapasitesi ve fiziksel alanın genişletilmesi için yapılan çalışmalar tamamlandı. Hastaneye yeni kazandırılan 5 adet hemodiyaliz cihazının temini ve kurulumu ile birlikte diyaliz ünitesinin kapasitesi 9+1’e çıkartıldı. Cihaz ve yatak tescil izin işlemleri tamamlanırken, diyaliz ünitesi yaz tatili diyalizinde kullanılması planlanan cihazlarla birlikte toplamda 14 adet diyaliz cihazı ile hizmet vermeye başladı. Yapılan çalışmalar sonucu diyaliz ünitesi 79 hastaya kadar hizmet verme kapasitesine ulaşmış oldu. Bozkır Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Gökhan Bilgehan, diyaliz ünitesinin Bozkır ve mahallelerinin yanı sıra diyaliz ünitesi bulunmayan Ahırlı, Yalıhüyük ilçeleri ile Hadim ve Akören ilçelerinin bazı mahallelerinde yaşayan hastalara da hizmet verdiğini belirterek, "Diyaliz ünitemizde mevcut durumda tedavi gören hasta sayımız bugün itibari ile 33’dür. Her ay ünitemizde tedavi gören hasta sayımıza göre yapılan tedavi seans sayımız farklılık göstermektedir. Diyaliz ünitemizde 2025 yılı içinde aylık ortalama 36,5 hastamıza, aylık ortalama 370 seans diyaliz yapılmıştır. Yaz tatili döneminde yapılan yaz tatil diyalizi ile birlikte 2025 yılı Haziran ve Temmuz ayı içinde 43, Ağustos ayında 49, Eylül ayında 44 hastamıza diyaliz hizmeti sunulmuştur. 2025 yılı yaz tatili döneminde diyaliz tedavisi verdiğimiz hasta sayımız bazı aylarda 49’a kadar yükselmiştir. Özellikle yaz tatili döneminde ve bayram tatillerinde diyaliz ünitemize tedavi için başvuru yapan hasta talebimiz fazla olmaktadır. Yaz tatil diyalizi yaptığımız ve maksimum kapasite de hasta aldığımız halde bu talepleri karşılamakta zorlanmaktaydık. Kurumumuza yeni kazandırılan diyaliz cihazlarımıza ek olarak yine envanterimizde bulunan ve tatil diyalizinde kullanılmak üzere ayrılan 4 adet diyaliz cihazı ile birlikte toplamda 14 cihaz ve yatak kapasitesi ile halkımızın diyaliz tedavi talepleri kurumumuzca karşılanmış olacaktır" dedi.
Kocaeli 7 kişinin öldüğü parfüm fabrikası yangını davasında savcı tutukluluğun devamını istedi Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde 7 kişinin hayatını kaybettiği parfüm dolum tesisi yangınına ilişkin davanın duruşmasında savcı, tutuklu sanıkların mevcut hallerinin devamını talep etti. Kandıra Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi’ndeki salonda görülen duruşma saat 12.10’da başladı. Yoğun katılımın olduğu oturumda müşteki ve tanık beyanları alınırken, sanık avukatları da söz alarak müvekkilleri yönünden sorumluluk bulunmadığını savundu ve tahliye talebinde bulundu. Ara mütalaasını açıklayan Cumhuriyet savcısı ise tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamını istedi. Yabancı uyruklu müştekiler ise kendilerine ulaşılamaması nedeniyle dinlenemedi. Dosyada 2 firari sanığın bulunduğu davada, toplam 14 sanığın dinlenmesi tamamlandı. "Evimiz tamamen yanmaktan ramakla kurtuldu" Müşteki Necmettin Çalbıyık, "Olay çok vahim, ilk müdahale edenlerden biriyim. Evimizin tamamen yanmasından ramakla kurtulduk. Evimiz yangından zarar gördü. İçeri girip kurtarmaya çalıştık ama olmadı. O sırada evimiz de yanıyordu. Maddi ve manevi zararım var, şikayetçiyim. Maddi zararım 1,5 milyon TL" dedi. "Çocuk işçiler çalıştırılıyordu, sistem kölelik gibiydi" Tanık Engin Aras, "Raviva’daki iki yere de evimiz yakın. Kurtuluş ile tanıştığımda ‘Burası senin mi?’ diye sordum. Bana ‘Değil ama sayılır’ dedi. Ortaklığının olduğunu söyledi. Bu firma yaşı tutmayan kız çocukları ve kadınları çalıştırıyordu. Kölelik gibi bir sistem vardı. Tuncay, Kurtuluş’un kara kutusuydu. İkisinin de ölümünü şaibeli buluyoruz. Çalışanlar yemek yiyecek yer olmadığı için sokakta yiyordu" diye konuştu. "Sadece tasarım konusunda yardımcı olmuştur" Aleyna Oransal’ın avukatı Velat Karahan, müvekkilinin LYKEE isimli şirkete sadece tasarım konusunda yardımcı olduğunu, olay tarihinde 2 aylık, şu an ise 7 aylık hamile olduğunu belirterek tahliyesini istedi. Karahan, "Atıl durumda olan LYKEE isimli şirketin devri Altay’dan Gökberk ile Aleyna’ya geçmiştir. Müvekkilim bu süreçte İsmail ile nişanlıydı, 2022’de evlendikten sonra işi bırakıp ev hanımlığı yapmaya başlamıştır. Gökberk ile Aleyna arasında herhangi bir ticari faaliyet bulunmamaktadır. Emek karşılığı girdiği ortaklıktan ayrılmış, ancak bu durum resmi kayıtlara yansıtılmamıştır. Aleyna suç teşkil eden bir faaliyete katılmamıştır. Müvekkilim olay tarihinde 2 aylık, şu an ise 7 aylık hamiledir. Hakkında beraat kararı verileceğini düşünüyoruz. Tahliyesini talep ediyoruz" dedi. "Suçluyu kayırma suçunun unsurları oluşmamıştır" Aynı zamanda Ali Osman Akat’ın da avukatı olan Karahan, müvekkilinin olay günü yeğenlerinin fabrikaya girmesini engellediğini, yangını sonradan haberlerden öğrendiğini ve "suçluyu kayırma" suçunun unsurlarının oluşmadığını savundu. Karahan, "Akat ailesi uzun yıllardır kozmetik alanında faaliyet gösteren köklü bir ailedir. Müvekkilim ile yeğenleri arasında zaman zaman ticari sebeplerle küslükler yaşanmaktadır. Olay günü de bu sebeple yeğenlerinin fabrikaya girmesini engellemiştir. Olayla ilgili bilgisi yoktur, sonradan haberlerden öğrenmiştir. Suçluyu kayırma suçunun unsurları oluşmamıştır. Müvekkilim sabit ikamet sahibidir ve 9 şirketi bulunmaktadır. Tahliyesini talep ediyoruz" diye konuştu. "Olayın asıl 2 faili de hayatını kaybetmiştir" Avukat Karahan, diğer müvekkili Altay Ali Oransal için ise asıl yetkilinin hayatını kaybeden Kurtuluş Oransal olduğunu, olayın Tuncay Yıldız’ın kusurundan kaynaklandığını düşündüklerini belirterek, "Müvekkilimin babası Kurtuluş Oransal ciddi borçları olan birisidir. Bu sebeple şirketleri kendi üzerine alamamış, çocuklarından destek istemiştir. Raviva’daki tek yetkili Kurtuluş Oransal’dır. Shauran markalı ürünlerin üretimi Fransa’da yapılmaktadır. Raviva’da üretildiği iddiası gerçeği yansıtmamaktadır. Müvekkilim işlerini Alaşehir’deki ofisinden yürütmektedir. Olayın Tuncay’ın kusurundan kaynaklandığını düşünüyoruz. Olayın asıl 2 faili de hayatını kaybetmiştir. Müvekkilimin tahliyesini talep ediyoruz" ifadelerini kullandı. Ara mütalaada tutukluluk talebi Müşteki avukatları, taleplerinin ardından sanıkların tutukluluk hallerinin devamını talep etti. Beyanların ardından ara mütalaasını açıklayan Cumhuriyet savcısı, tutuklu tüm sanıkların tutukluluk hallerinin devamı yönünde karar verilmesini talep etti. Duruşmaya ara verildi.