GÜNDEM - 14 Ekim 2025 Salı 13:45

ERÜ’de ‘Gevher Nesibe Medrese ve Şifahanesi’nin Günümüze Yansıması’ paneli

A
A
A
ERÜ’de ‘Gevher Nesibe Medrese ve Şifahanesi’nin Günümüze Yansıması’ paneli

Kayseri Valiliği, Kayseri Büyükşehir Belediyesi, Erciyes Üniversitesi (ERÜ), İl Sağlık Müdürlüğü, Kayseri İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, ORAN, ERÜ Gevher Nesibe Genom ve Kök Hücre Enstitüsü tarafından ‘Gevher Nesibe Medrese ve Şifahanesi’nin Günümüze Yansıması’ konulu panel düzenlendi.


Selçuklu Uygarlığı ve Gevher Nesibe Tıp Tarihi Müzesi’nde düzenlenen panele, AK Parti Kayseri Milletvekilleri Ayşe Böhürler ve Dr. Murat Cahid Cıngı, ERÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun, Vali Yardımcısı Ömer Tekeş, Kocasinan Kaymakamı Turan Ermiş, Melikgazi Belediye Başkanı Doç. Dr. Mustafa Palancıoğlu, Talas Belediye Başkanı Mustafa Yalçın, Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Ufuk Sekmen, İl Kültür ve Turizm Müdürü Doç. Dr. Şükrü Dursun, İl Sağlı Müdürü Dr. Mehmet Erşan, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Arzu Çıngır, AK Parti İl Başkanı Hüseyin Okandan, fakülte dekanları, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.


Panelin Açılışında konuşan AK Parti Kayseri Milletvekili Dr. Murat Cahid Cıngı, "Kayseri’nin 6 bin yıllık bir yazılı tarihe sahip olduğunu vurgulayarak, "Gevher Nesibe dünyanın en eski tıp fakültelerinden birinin yapılmasına vesile olmuş Selçuklu melikesi olarak bizim çok önemli bir değerimiz. Fakat şimdiye kadar hiç kullanabildik mi, kullanamadık. Büyükşehir Belediyemizin önemli katkılarıyla burası bir müzeye dönüştürüldü. Selçuklu Müzesi oldu. Şu anda çok daha aktif ve faal. Emeği geçenlere teşekkür ediyoruz" dedi.


ERÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun da yaptığı konuşmada Kayseri’nin köklü bir geçmişe sahip olan bir şehir olduğunu söyledi. Rektör Prof. Dr. Altun, şunları kaydetti:


"Gevher Nesibe Medrese ve Şifahanesi’nin inşaat detaylarına baktığınız zaman çok güzel kanalların olduğunu, bu ses kanalları üzerinden aslında tedavinin müzikle su sesiyle yapıldığı bir dönemi konuşuyoruz. Biz böyle bir medeniyetin torunları olarak bugünlerde bunları konuşabilmek, her nesle kısmet olmayan bir hazineye sahip olduğumuzun da bir göstergesidir."


Vali Yardımcısı Ömer Tekeş’de konuşmasında"1649 yılında Mevlana’nın Kayseri ziyaretinde Kayseri İle ilgili bir kısımda Kayseri’nin hayırseverliğinden bahsediyor. Ta o dönemden hakikaten yüzyıllar önce bu şehir hep hayırseverlikleri ile ön plana çıkmış. Belki de onun yüz suyu hürmetine Rabb’im bu şehre o kadar zenginlik vermiş ki bu şehre ticareti, sanayi hakikaten çok iyi yapma hasretine vermiş. Tarih vermiş. Şu an bulunduğumuz mekan ülkemiz için coğrafyamız için çok önemli bir mekan. Kültür vermiş, turizm vermiş. Çok güzel bir doğası var" diye konuştu.


Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Ufuk Sekmen ise konuşmasında düzenlenen panelde emeği geçenlere teşekkür ederek, "Asırlardır ayakta kalan Gevher Nesibe Darüşşifası’nda birçok hasta burada eğitim görmüş hekimlerden şifa gördü. İnşallah bugün burada gerçekleştirilecek olan panelin hem şehrimizin bu güzide eserinin şehrin turizmine katkı sağlamasını beklerken, hem de tıp bilimi adına gelecekte geçmişten bugüne yapılabilen mücadelelere ışık tutarak yeni nesillere de örnek olacağını ümit ediyorum" şekline konuştu.


ERÜ Gevher Nesibe Genom ve Kök Hücre Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Zuhal Hamurcu ise Gevher Nesibe Genom ve Kök Hücre Enstitüsü’nde yürütülen çalışmalar hakkında bilgi verdi.


Açılış konuşmalarının ardından Renkli Tebeşir Sanat Merkezi tarafından Gevher Nesibe Darüşşifası konusunda tiyatro oyunu sahnelendi. Tiyatronun ardından ise ERÜ Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazife Oya Levendoğlu ve ERÜ Güzel Sanatlar Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Nargiz Eminova tarafından müzik performansı gerçekleştirildi.


Daha sonra panele geçildi. AK Parti Kayseri Milletvekili Ayşe Böhürler’in moderatörlüğünde düzenlenen ilk oturumda "Gevher Nesibe Şifahanesi’nden Günümüze Eğitim ve Tedavi Yaklaşımları" konusunda ERÜ Gevher Nesibe Genom ve Kök Hücre Enstitü Müdürü Prof. Dr. Zuhal Hamurcu tarafından "Gevher Nesibe Medresesi Önderliğinde Günümüzde Eğitim", ERÜ Genom ve Kök Hücre (GENKÖK) Merkez Müdürü Prof. Dr. Serpil Taheri tarafından "Rejeneratif Tıbbın Geleceği: GENKÖK Perspektifinden Kök Hücre ve Eksozom Uygulamaları" ve Erciyes Üniversitesi İlaç Uygulama ve Araştırma (ERFARMA) Merkez Müdürü Doç. Dr. Gülay Sezer tarafından "Gevher Nesibe’den Günümüze İlaçla Tedavide Gelinen Son Nokta" Eczacılık Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Halil Tekiner tarafından da "Tıp Tarihi Perspektifinden Gevher Nesibe Darüşşifası" konularında sunum gerçekleştirildi.


Oturumun ardından ERÜ Güzel Sanatlar Fakültesi Geleneksel Türk Sanatları Bölümü Öğr. Gör. Dr. Parisa Sahafıasl Minyatür Sanatı Sergisi’nin davetliler tarafından gezildi.


Panelin ikinci gününde ise İl Kültür ve Turizm Müdürü Doç. Dr. Şükrü Dursun’un moderatörlğünde Orta Anadolu Kalkınma Ajansı (ORAN) Genel Sekreteri Yunus Emre Şeker, Araştırmacı Tarihçi Yazar Mehmet Çayırdağ, Kent Tarihi ve Tanıtımı Daire Başkanı Gürcan Senem "Gevher Nesibe Şifahanesi ve Müzeye Dönüşüm Süreci" konusunda katılımcılara bilgi verecek. İl Sağlık Müdürü Mehmet Erşan’ın moderatörlüğündeki panelde ise Erciyes Üniversitesi Gevher Nesibe Genom ve Kök Hücre Enstitü Müdür Yardımcısı Prof. Dr. Mehtap Nisari tarafından "Kayseri’nin Şifalı Mirası: Gilaburu", Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Biyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Elif Funda Şener tarafından da "Gevher Nesibe Şifahanesi’nden Otizme Uzanan Yolculuk" konularında sunumlar gerçekleştirilecek.



ERÜ’de ‘Gevher Nesibe Medrese ve Şifahanesi’nin Günümüze Yansıması’ paneli

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir Faytonculuk zanaatı usta yetişmemesi nedeniyle yok oluyor Türkiye’de bir dönemin en gözde ulaşım aracı faytonlar usta yetişmemesi nedeniyle yok olma tehlikesi yaşıyor. Bu tarihi zanaatı ülke genelinde çok az usta sürdürüyor. Fayton üretimi halk arasında basit bir marangozluk işi olarak biliniyor. Oysa bu üretim yüksek bir mühendislik bilgisi barındırıyor. Günümüz araç teknolojisinin temellerini atan teknik detaylar bu zanaatı benzersiz kılıyor. Gövdede darbe emici dişbudak ağacı kullanılıyor. Tekerlek parmaklarında yüksek dirence sahip gürgen tercih ediliyor. Bu sayede doğal bir süspansiyon sağlanıyor. Tekerleklerin dışa eğimli yapısına kamber açısı deniyor. Bu yapı yükü aksın en güçlü noktasına aktarıyor. Sistem viraj güvenliğini artırıyor. Elde dövülen çelik makaslar yol sarsıntısını en aza indiriyor. Su geçirmeyen özel deri mekanizmalar bugünkü açılır tavanların atası kabul ediliyor. Türkiye’de bu sanatı sürdüren son ustalar hayata tutunmaya çalışıyor. İzmir, Akhisar ve Büyükada’daki son atölyeler kapanma riski taşıyor. Bunun temel nedeni çırak yetişmemesi olarak gösteriliyor. Ustalar bu zanaatın sadece araba üretmek olmadığını vurguluyor. Ahşabın, demirin ve derinin binlerce yıllık uyumunun yaşatıldığı belirtiliyor. Baba mesleğini yaşatıyor At arabacılığı ve atçılığın kendisine babasından miras kalan bir meslek olduğunu belirten Cem Kara Osman, "Babam nakliyecilik, kum taşımacılığı ve bahçelerde çit sürme gibi işlerle meşgul oluyordu. Çocukluğumuzdan bu yana evimizde at ve at arabası hiçbir zaman eksik olmadı. Daha sonra edindiğim mesleki tecrübeler ve kişisel merakım neticesinde faytonların özel üretimi ve tamiriyle bizzat ilgilenmeye başladım. Bazen hayvanseverlerin tepkisiyle karşılaşıyoruz. Bu durum bilgi eksikliğinden ve hayvanlara eziyet edildiğini düşünmelerinden kaynaklanan ön yargılı bir yaklaşımdır. Biz atları tamamen doğalarına ve kullanım amaçlarına uygun bir şekilde değerlendiriyoruz. Günümüzde bu araçları yalnızca sünnet törenleri, reklam çekimleri ve özel amaçlı düğünler gibi kısıtlı alanlarda kullanabiliyoruz. Halbuki bu araçlar kültürümüzün ayrılmaz bir parçasıdır. Yaklaşık on beş yıldır Antalya’nın belirli turizm bölgelerinde turist kafilelerine hizmet veriyorum. Yurt dışından gelen misafirlerin özel etkinliklerinde ve düğün organizasyonlarında yer alıyorum. Organizasyonlar önceden planlandığı için işleyişte aksaklık yaşamıyoruz. Doğada iki atın koşarken çıkardığı nal seslerinin dinlendirici bir etkisi vardır. Bu deneyim adeta bir terapi niteliği taşıyor. Nal sesleri insanı stresten uzaklaştırarak eşsiz bir ruhsal rahatlama sağlıyor" dedi. Usta eksikliği üretimi bitirdi Mesleğin geleceğindeki tehlikeye dikkat çeken Osman, "Fayton yapımında ahşap kısımlar için profesyonel marangozluk işçiliği gerekiyor. Demir aksamlar için geleneksel ocaklarda sıcak demir dövme ustalığı şarttır. Eskiden dingil poryaları farklı kaplinlerle üretiliyordu. Günümüzde rulmanlı sistemler kullanılıyor. Dingil ve diğer parçaların işlenebilmesi için iyi derecede torna bilgisine ihtiyaç duyuluyor. Günümüzde Türkiye genelinde bu işi yapabilecek ustaların sayısı oldukça sınırlıdır. Afyon ve Akhisar gibi bölgelerde faaliyet gösteren ustalar bir elin parmaklarını geçmiyor. Yeni nesil bu mesleğe ilgi duymuyor. Geleneksel bir üretim süreci olduğu için bu alanda ciddi bir tecrübe birikimi şarttır. Yaklaşık yirmi yıl önce Türkiye’den dünyanın dört bir yanına fayton ihraç ediliyordu. Zamanla talebin düşmesiyle birlikte bu üretim durma noktasına geldi. Mesleği devralacak yeni bir nesil yetişmiyor. İlerleyen dönemlerde fayton kullanacak kişi dahi bulunamayacak. Bu kültür tamamen unutulacak. Dünya tarihine dönüp baktığımızda her dönemde atlı ve tekerlekli arabaların önemli bir yer tuttuğunu görürüz. Savaş dönemlerinde mühimmat taşıyan araçlardan ulaşım amacıyla kullanılan faytonlara kadar bu araçlar insanlık tarihinin her aşamasında var olmuştur. Günümüzde tamamen motorlu taşıt teknolojisine geçildiği için bu tarihi miras kaybolmaya yüz tutuyor" ifadelerini kullandı. Yüz yıllık Paris faytonu Eline geçen tarihi faytonun hikayesini paylaşan Osman, "Arkamızda görmüş olduğunuz fayton yüz yılı aşkın bir süre hizmet vermiştir. Böyle tarihi bir aracı yeniden ele alıp gün ışığına kavuşturmak benim için büyük bir onur kaynağıdır. Dingil aksamında Paris ve Londra damgaları bulunuyor. O dönemin eski yazı sanatıyla işlenmiş ibareler yer alıyor. Aracın Fransa’nın başkenti Paris’ten getirildiğini tahmin ediyoruz. Eski ustalardan edindiğimiz bilgilere ve yaptığımız araştırmalara göre Avrupa’dan getirilen bu fayton ilk olarak İzmir’de kullanılmıştır. Daha sonra İstanbul’a ve Büyükada’ya götürülerek çeşitli film çekimlerinde değerlendirilmiştir. Nihayetinde tekrar İzmir’e dönmüştür. Kapsamlı bir araştırmanın ardından bu aracı devraldım. Yakın zamanda bu tarihi faytonu baştan aşağı revize etmeyi planlıyorum. Körüklü veya kaput araba olarak adlandırılan ve üstü açılıp kapanabilen bu model İzmir faytonu olarak bilinmektedir" şeklinde konuştu.
Kocaeli Akçaray tramvay hattının yolcu kapasitesi iki katına çıkarılıyor Kocaeli’de Akçaray Tramvay Hattı’ndaki duraklar uzatılarak sefer başına yolcu kapasitesi 600’e yükseltilecek. Büyükşehir Belediyesi, kent içi ulaşımın önemli arterlerinden olan tramvay hattındaki yolcu yoğunluğunu azaltmak amacıyla başlattığı kapasite artırma projesine devam ediyor. Proje tamamlandığında tramvaylar hatta "çift dizi" (peş peşe iki araç) olarak hizmet verecek ve böylelikle tek seferde taşınan yolcu kapasitesi iki katına çıkarılarak 600 kişiye ulaşacak. 12 durakta altyapı çalışmaları tamamlandı Yeni sisteme entegrasyon için hat üzerindeki 12 durakta yürütülen istasyon uzatma çalışmalarında önemli aşama kaydedildi. Otogar, Yahya Kaptan, Doğu Kışla, Yenişehir ve Milli İrade Meydanı duraklarında inşaat ve altyapı imalatları bitirilirken, kanopi ve turnike montajlarına geçildi. Mehmet Ali Paşa durağında ise yol genişletme çalışmaları tamamlandı. Fuar, Yeni Cuma, Seka Park, Seka Devlet Hastanesi, Kongre Merkezi ve Plajyolu istasyonlarında da inşaat ve kanopi montajı sona erdi; turnike kurulumuna ise kısa süre içinde başlanacağı bildirildi. Eğitim Kampüsü, Fevziye ve Gar duraklarında yapılacak yol genişletme mesaisinin ardından bu bölgelerde de istasyon uzatma aşamasına geçilecek. Duraklara çift yönlü yaya erişimi sağlanacak Kapasite artışının yanı sıra yolcu konforunu da hedefleyen proje kapsamında, tüm duraklara her iki yönden giriş ve çıkış imkanı sağlanarak yoğun saatlerde oluşan yığılmaların önüne geçilmesi planlanıyor. Ayrıca uzatılan istasyon alanlarına yeni kanopiler ve kent mobilyaları eklenerek bekleme alanları daha modern hale getirilecek.