POLİTİKA - 10 Ekim 2025 Cuma 00:47

MHP’li Özdemir: "Türk Devletleri Teşkilatı ülkeleriyle toplam ticaret hacmimiz 15 milyar doları aşmıştır"

A
A
A
MHP’li Özdemir: "Türk Devletleri Teşkilatı ülkeleriyle toplam ticaret hacmimiz 15 milyar doları aşmıştır"

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) grubu adına uluslararası anlaşmalarla ilgili Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde konuşma yapan Genel Başkan Yardımcısı ve Kayseri Milletvekili İsmail Özdemir; "İlgili anlaşmaların tamamına Milliyetçi Hareket Partisi olarak olumlu yönde oy vereceğimizi belirtiyorum" dedi.


Meclis gündeminde bulunan uluslararası anlaşmalarla ilgili grubu adına söz alan MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Kayseri Milletvekili İsmail Özdemir; "Kovid-19 salgınında görülen kapanmalarla sosyal politikalara ağırlık veren uygulamalarla beraber tedarik zincirlerinin aksaması, küresel ekonomide süregelen sorunların daha fazla kökleşmesine sebebiyet vermiştir. Bu süreçte 2020 yılında dünya ekonomisi yüzde 3,3 oranında daralmış, küresel ticaret hacmi ise yaklaşık 5,6 trilyon dolar azalmıştır. Dünya genelinde 430 milyon kişi işini kaybetmiş, gıda enflasyonu küresel düzeyde yüzde 25’in üzerinde seyretmiştir. Devam eden ekonomi savaşları ve gümrük tarifelerine dayalı restleşmeler ise kökleşen ve kronikleşen ekonomik meseleleri geri döndürülmesi çok zor olan bir istikamete sürüklemiştir. Örneğin ABD ile Çin arasındaki ticaret savaşları, 2018’den bu yana toplam 550 milyar dolarlık ticarete uygulanan gümrük vergilerini gündeme getirmiştir. Bu gerginlik; yalnızca iki ülke arasındaki ticareti değil, küresel arz zincirlerini de doğrudan etkilemiş, üretim maliyetlerini artırarak emtia fiyatlarını rekor seviyelere taşımıştır. Sıkı para politikası küresel ekonomiyi adeta kendisine mecbur bırakmış, yüksek faiz uygulamaları tüm merkez bankaları için çözüm olarak öne sürülmüş ve uygulamaya konulmuştur. Uluslararası Para Fonu (IMF) verilerine göre, 2022-2024 aralığında 65’ten fazla ülke politika faiz oranlarını ortalama yüzde 400 oranında artırmıştır. ABD Merkez Bankası (FED) yalnızca 2022 yılı içinde 11 kez faiz artırımı yaparak oranı yüzde 0,25’ten yüzde 5,5’e çıkarmıştır. Yaşanan gelişmeler, küresel ölçekte yatırım iştahını azaltmış, özellikle gelişmekte olan ülkelerde sermaye akımlarının daralmasına yol açmıştır. Bu durumda küresel ekonomik büyümeyi yavaşlamaya ve gerilemeye zorlamış, yeni yatırım kanalları spesifik ve acil ihtiyaçları karşılayacak öncelikli tedbirlerle sınırlandırılmıştır. Nitekim 2024 yılı itibarıyla dünya genelinde ortalama büyüme oranı yüzde 2,6 seviyesinde kalmış, gelişmiş ekonomilerde büyüme yüzde 1,4’e kadar gerilemiştir. Küresel doğrudan yabancı yatırımların toplam hacmi, 2021’deki 1,9 trilyon dolar seviyesinden 2024’te 1,3 trilyon dolara düşmüştür.


Sadece ileri nesil teknoloji ürünlerin üretim ve tedariği değil, aynı zamanda bunlar için gerekli olan hammaddelerin dahi sessiz bir savaşla küresel ve bölgesel rekabetin ana unsuru haline gelmesi uğraş alanını genişletmiş, ülkeleri ilave tedbirler almaya zorlamıştır" dedi.



"2024 yılı itibarıyla merkez bankalarının toplam altın rezervi 36 bin tonun üzerine çıktı"


2024 yılı itibarıyla dünyada aktif veya donmuş statüde yaklaşık 60 silahlı çatışma alanı gözlemlendiğini ve bu çatışmalardan etkilenen insan sayısının ise 250 milyonu aştığını dile getiren Özdemir; "Bugün dünyada yalnızca 10 ülke, yüksek teknoloji ürünlerinin toplam üretiminin yüzde 85’ini elinde bulundurmaktadır. Nadir elementlerde Çin’in yüzde 63’lük, ABD’nin yüzde 12’lik, Rusya’nın yüzde 8’lik payı dikkat çekmektedir. Bu tablo, enerji ve teknoloji alanındaki bağımlılık risklerini artırmaktadır. Dolayısıyla mevcut dünya koşullarında, var olan sorunlar öngörülemez ve belirsiz bir iklimde süregelirken, devam eden savaş ve çatışmalar ise ülkeler açısından pek çok başlıktaki küresel tedarik koşullarıyla ilgili riskleri yükseltmektedir. Ukrayna-Rusya savaşı, enerji fiyatlarını yalnızca 2022 yılında yüzde 40 oranında artırmış, doğalgaz fiyatları Avrupa’da 7 katına çıkmıştır. Ortadoğu’da süregelen istikrarsızlık, petrol arzını tehdit ederken, Afrika kıtasında yaşanan siyasi belirsizlikler gıda güvenliğini riske atmaktadır. Dahası, dünya ülkeleri anlaşmazlıklara köklü çözüm getirmekte hâlâ tam anlamıyla başarılı olamamış; mevcut çatışma sahaları genişleme riski taşırken, yeni savaşların çıkması ihtimali aradan geçen her gün biraz daha artırmaktadır. 2024 yılı itibarıyla dünyada aktif veya donmuş statüde yaklaşık 60 silahlı çatışma alanı gözlemlenmiştir. Bu çatışmalardan etkilenen insan sayısı ise 250 milyonu aşmıştır. Tek kutuplu dünya düzeninin çok kutuplu hâl almaya başlaması bölgesel ve ittifaklara dayalı yeni güvenlik mimarisi arayışlarını hızlandırırken, ekonomiyle alakalı alternatif seçenekler oluşturma çabalarını da hızlandırmıştır. BRICS ülkelerinin 2024 yılı itibarıyla küresel GSYİH’nin yüzde 31’ini oluşturması, bu yönelimin en açık göstergesidir. Aynı dönemde G7 ülkelerinin payı ise yüzde 29’a gerilemiştir. Bu durum, yeni güç dengelerinin artık Asya ve Avrasya merkezli oluşmaya başladığını göstermektedir. Diğer yandan, küresel rezerv, ödeme sistemleri ve ticaret ağının da tek elden çıkarak, yerel düzeye doğru yayılması sonucunu doğurmaya başlamıştır. Doların hâkimiyetinin giderek ve göreceli biçimde sarsılması, rezerv para birimi niteliğinin zayıflaması, neredeyse tüm ülkelerin altın rezervlerini artırma girişimleri ve yeni nesil ticaret ödeme sistemlerinin elektronik ortamda kendisini göstermesi, karşılaşılan yeni koşullardaki güncel durumlar haline gelmiştir. Nitekim 2024 yılı itibarıyla merkez bankalarının toplam altın rezervi 36 bin tonun üzerine çıkmış, bu miktar 1970’lerden bu yana görülen en yüksek seviye olmuştur. Bu şartlarda ülkelerin ihtiyaçları istikametinde, diğer ülkelerle ikili ticarete daha fazla önem vermeye başladığı ve gerek hammadde çeşitliliğini sağlamak, gerekse süregelen pazarlarını genişletme uğraşı verdikleri anlaşılmaktadır. Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) verilerine göre, 2024 yılında ikili ticaret anlaşmalarının sayısı 430’u aşmıştır. Bu sayı 2010 yılındaki 180 anlaşmanın iki katından fazladır. Bu eğilim, dünya ekonomisinde bölgeselleşmenin artan etkisini çok açık biçimde ortaya koymaktadır" şeklinde konuştu.



"Türkiye’nin 2024 yılı toplam ihracatı 257,6 milyar dolar, ithalatı ise 361,8 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir"


Uluslararası anlaşmaların tamamına MHP olarak olumlu yönde oy vereceklerini dile getiren MHP Genel Başkan Yardımcısı İsmail Özdemir; "Makul ve muteber olan ikili ticaret hacmini geliştirme stratejisini ülkemiz de kararlı biçimde sürdürmelidir. Böylelikle ticaret potansiyelimizi geliştirirken, sanayi üretimini de artırarak, küresel rekabette güçlü pozisyon alma hedefimiz sağlıklı şekilde ilerleyebilecektir. Türkiye’nin 2024 yılı toplam ihracatı 257,6 milyar dolar, ithalatı ise 361,8 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. İhracatımızın yüzde 57’si Avrupa ülkelerine, yüzde 19’u Asya’ya, yüzde 10’u Afrika’ya, yüzde 8’i Amerika kıtasına yapılmıştır. Sanayi üretim endeksi yıl genelinde yüzde 3,2 artış göstermiştir. Tercihli ticaret anlaşmaları, serbest ticaret anlaşmaları, ortak pazar ve ekonomik birliğe dayalı milli gayretlerimiz, stratejik ortaklarımız ve Türk Devletleri Teşkilatı başta olmak üzere diğer ülkelerle yürütülen ilişkilerimizin ileri seviyeye taşınması adına ülkemizin potansiyelini artırmasını hedefleyen çabalardır. Bugün Türk Devletleri Teşkilatı ülkeleriyle toplam ticaret hacmimiz 15 milyar doları aşmıştır. Aynı rakamın 2030’a kadar 50 milyar dolara ulaşması öngörülmektedir. Türkiye; bu yapının lokomotif gücü olarak ekonomik, teknolojik ve lojistik açıdan lider konumdadır. İhracat odaklı büyüme politikamızın gereği olarak var olan ticaret anlaşmalarının kapsam ve hacminin genişlemesi ise ana stratejimiz olmalıdır. Nitekim hükümetimizin sürdürdüğü politikalarda da bu anlayışın başarılı bir şekilde yürütüldüğünü görmek son derece müspet bir gelişmedir ve memnuniyet vericidir. 2024 yılında Türkiye, 8 ülke ile ticaret ve yatırım anlaşması imzalamış, 20 ülke ile de müzakere sürecini başlatmıştır. Dünyanın koronavirüs salgını sonrasında toparlanma eğilimi göstermesiyle beraber 2021 yılından bu yana Türkiye’nin toplam 17 çeyrektir kesintisiz bir şekilde büyümeye devam etmesi, sadece ekonomik olarak değil, dış politika anlamında da başarılı çalışmaların sürdürüldüğünü göstermektedir. Ekonomimiz 2024 yılında yüzde 4,2 oranında büyüme kaydetmiş; kişi başına düşen millî gelirimiz 13 bin 600 dolar seviyesine ulaşmıştır. Mevcut durumda ise 15 bin dolar seviyesi aşılmıştır. Var olan bölgesel ve küresel risklere karşı, beraberinde gelen fırsatları değerlendirmeyi başaran Türk ekonomisi için ihracatın önem ve katkısının yadsınamaz gerçekliğinden hareketle, potansiyelimizi geliştirmeye odaklanan politikaların sürdürülmesi yerinde olacaktır. 2024 yılında ihracatımızın yüzde 42’si yüksek katma değerli ürünlerden oluşmuş, teknoloji yoğunluklu sektörlerdeki pay her geçen yıl artmıştır. Bu durum, Türkiye’nin ’üreten ekonomi’ kimliğini güçlendirmekte, rekabetçi yapımızı pekiştirmekte ve cari açığın azaltılmasına katkı sunmaktadır. Temennimiz; ülkemizin ikili ticaret girişimlerinde diğer ülkelerle sürdürdüğü anlaşmaların kapsamının genişlemesinin yanında, rekabetçi koşulların yine ülkemiz lehine daha da beslenmesini sağlayacak gayretlerin devam ettirilmesidir. Bu sebeple, ilgili anlaşmaların tamamına Milliyetçi Hareket Partisi olarak olumlu yönde oy vereceğimizi belirtiyor, gazi meclisimizi sevgi ve saygılarımla selamlıyorum" ifadelerini kullandı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Türkiye, gıdada kişi başına kayıpta ABD ve Avrupa’nın önünde Gıda Perakendecileri Derneği Başkanı Alp Önder Özpamukçu, Türkiye’de kişi başına yıllık 213 kilogram ürün kaybı olduğunu belirterek, "Bunun yüzde 40’ı tarlada oluyor. Ciddi para yatıyor burada, yılda 43 milyar dolar kayıp oluşturuyoruz" dedi. Özpamukçu, Ramazan ayında gıda alışverişlerinin çok arttığını belirterek, bu ayda daha hassas olunduğunu, fiyat ve gıdaların sürekliliğinin gündemi sıklıkla meşgul ettiğini anlattı. Rafların dolu kalmasının, fiyatların korunması ve tüketicinin güven duygusunun zedelenmemesi gerektiğine dikkati çeken Özpamukçu, "Tüketici alışkanlıklarında değişiklik oluyor. Alışveriş zamanlaması değişiyor. Tek seferde yüksek miktarlar yerine daha sık ve planlı alışveriş yapılıyor" dedi. Özpamukçu, doğru ürünleri doğru zamanda raflara koymak gerektiğini dile getirerek, talep artışına bağlı olarak hazırlıklarını yaptıklarını ramazan ayında bir sorun yaşanmadığını aktardı. Fiyat oluşumuna bakıldığında birçok maliyet unsurunun etkili olduğunu belirten Özpamukçu, "Gıda perakendesi ne kadar organize olursa daha rekabetçi ortamda fiyatların tüketici lehine oluşması sağlanabilir. Almanya’dan daha fazla market, mağaza ve uygun fiyatlı ürün satan perakende firması var. Yerel firmalarımız da çok güçlü" diye konuştu. "Tarım yeteri desteklenmeyince gıda enflasyonunda rekorlar kırıyoruz" Rekabetin güçlü olmasının fiyatları dengede tuttuğunu anlatan Özpamukçu, şöyle konuştu: "Tarım ve hayvancılığa verilen desteğin ne kadar kritik olduğunu görüyoruz. Gayrisafi milli hasılanın yüzde 1’ini tarım sektörüne destek olarak ayırmanız gerekiyor. 12 milyar dolar yapıyor. Yıllardır bunun dörtte birini vermiyoruz. Tüm dünyada tarım ve hayvancılık destekleniyor. Yunanistan’da, Fransa’da tarım yüzde 1 desteği alırken bizim çiftçimiz binde 25 aldığı zaman rekabette de gıda fiyatlarının düşürülmesinde de ters tarafta kalıyoruz. 12 milyar dolar verilmesi gerekirken 3 milyar dolarda bırakılınca gıda enflasyonunda rekorlar kırılıyor." İsrafta inanılmaz rakamlar Türkiye’nin su sıkıntısı yaşayan bir ülke olduğuna dikkati çeken Özpamukçu, iyi tarımın iyi desteklenmemesi nedeniyle iyi tarımın getirdiği avantajlardan yararlanılamadığını söyledi. Türkiye’nin israf konusunda da rekorlar kırdığını belirten Özpamukçu, şunları kaydetti: "ABD’de kişi başına 99 kilogram kayıp, AB’de 71 kilo, Almanya’da 63 kilo, Türkiye’de ise kişi başına 213 kilogram ürün kaybı var. Bunun yüzde 40’ı tarlada oluyor. Sağlam bir sistemle ilerleyip tarladan sofraya her aşama izlenebilmeli ve yaşanan sorunları gidermeliyiz. Ciddi para yatıyor burada, yılda 43 milyar dolar kayıp oluşturuyoruz. AB’deki ülkelerde 20 milyar dolar seviyesinde ülke başına. Türkiye’de cari açık 40 milyar dolara çıkınca hasta oluyoruz. 12 milyar doları çiftçiye veremiyoruz 3 milyar dolarla yetinmelerini istiyoruz ama 43 milyar dolar kayıp ediyoruz."
Diyarbakır Eğil Belediye Başkanı Seydaoğlu her gün bir mahallede vatandaşlarla iftar yapıp hediyeler dağıtıyor Diyarbakır’ın Eğil İlçe Belediye Başkanı Fırat Seydaoğlu, Ramazan ayı boyunca her gün bir mahalle ve köyde vatandaşlarla iftar yapıp, hediyeler dağıtıyor. Başkan Seydaoğlu iftara katıldığı mahallede vatandaşların da sorunlarını dinliyor. Ramazan ayının ilk gününden itibaren Eğil ilçesinin mahalle ve köylerinde iftarını vatandaşlarla birlikte yapan AK Partili Belediye Başkanı Fırat Seydaoğlu, gittiği mahalle ve köylerdeki vatandaşların gönlünde taht kurdu. İlk defa bir belediye başkanını soflarında ağırlayan vatandaşlar, çok mutlu olduklarını belirterek, Belediye Başkanı Seydaoğlu’na teşekkür etti. Başkanı sofralarında gören vatandaşlar hizmetleri de değerlendirip, eksik gördükleri konularda başkan Seydaoğlu’ndan destek istedi. İftarını ev yerine vatandaşlarla yapıyor Eğil Belediye Başkanı Fırat Seydaoğlu, akşamları evine gitmek yerine mahalle ve köylerde vatandaşlarla birlikte olmanın güzel bir manevi atmosfer oluşturduğunu söyledi. Başkan Seydağolu, Ramazan ayının maneviyatına uygun hareket edip, vatandaşlarımızla birlikte iftarımızı açıyoruz. Habersiz bir şekilde kapı çalıp, büyüklerimizin ellerinden öpüyoruz. Gittiğimiz hanelerde vatandaşlarla birlikte iftarımızı açıyoruz, getirdiğimiz hediyelerimizi takdim ediyoruz, belediyemizin hizmetlerini yerinde vatandaşlarımızla istişare ediyoruz. Eğil ilçesine bağlı Kazanlı, Tepecik, Gürünlü, Selman, Kırkkuyu mahallelerinde vatandaşımızla birlikte iftar yaptık. İftar sonrası ihtiyaç sahibi ailelere gıda kolisi desteğinde bulunduk" dedi. Başkan Seydaoğlu yöresel kıyafetlerle vatandaşların sofralarına konuk oldu Belediye Başkanı Fırat Seydaoğlu, gittiği köylerin bir kısmında vatandaşların giydiği yöresel kıyafetleri giyerek soflara oturdu. Şalvar ve yelek giyerek vatandaşlara konuk olan Başkan Seydaoğlu, gittiğimiz mahalle ve köylerde vatandaşlarımızla belediyenin hizmetlerini de değerlendiriyoruz. Ramazan ayının maneviyatına uygun güzel sohbetler yapıyoruz. Bu çalışmalarımız Ramazan ayı bitene kadar her gün aksatılmadan devam edecektir" diye konuştu.