POLİTİKA - 10 Ekim 2025 Cuma 00:47

MHP’li Özdemir: "Türk Devletleri Teşkilatı ülkeleriyle toplam ticaret hacmimiz 15 milyar doları aşmıştır"

A
A
A
MHP’li Özdemir: "Türk Devletleri Teşkilatı ülkeleriyle toplam ticaret hacmimiz 15 milyar doları aşmıştır"

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) grubu adına uluslararası anlaşmalarla ilgili Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde konuşma yapan Genel Başkan Yardımcısı ve Kayseri Milletvekili İsmail Özdemir; "İlgili anlaşmaların tamamına Milliyetçi Hareket Partisi olarak olumlu yönde oy vereceğimizi belirtiyorum" dedi.


Meclis gündeminde bulunan uluslararası anlaşmalarla ilgili grubu adına söz alan MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Kayseri Milletvekili İsmail Özdemir; "Kovid-19 salgınında görülen kapanmalarla sosyal politikalara ağırlık veren uygulamalarla beraber tedarik zincirlerinin aksaması, küresel ekonomide süregelen sorunların daha fazla kökleşmesine sebebiyet vermiştir. Bu süreçte 2020 yılında dünya ekonomisi yüzde 3,3 oranında daralmış, küresel ticaret hacmi ise yaklaşık 5,6 trilyon dolar azalmıştır. Dünya genelinde 430 milyon kişi işini kaybetmiş, gıda enflasyonu küresel düzeyde yüzde 25’in üzerinde seyretmiştir. Devam eden ekonomi savaşları ve gümrük tarifelerine dayalı restleşmeler ise kökleşen ve kronikleşen ekonomik meseleleri geri döndürülmesi çok zor olan bir istikamete sürüklemiştir. Örneğin ABD ile Çin arasındaki ticaret savaşları, 2018’den bu yana toplam 550 milyar dolarlık ticarete uygulanan gümrük vergilerini gündeme getirmiştir. Bu gerginlik; yalnızca iki ülke arasındaki ticareti değil, küresel arz zincirlerini de doğrudan etkilemiş, üretim maliyetlerini artırarak emtia fiyatlarını rekor seviyelere taşımıştır. Sıkı para politikası küresel ekonomiyi adeta kendisine mecbur bırakmış, yüksek faiz uygulamaları tüm merkez bankaları için çözüm olarak öne sürülmüş ve uygulamaya konulmuştur. Uluslararası Para Fonu (IMF) verilerine göre, 2022-2024 aralığında 65’ten fazla ülke politika faiz oranlarını ortalama yüzde 400 oranında artırmıştır. ABD Merkez Bankası (FED) yalnızca 2022 yılı içinde 11 kez faiz artırımı yaparak oranı yüzde 0,25’ten yüzde 5,5’e çıkarmıştır. Yaşanan gelişmeler, küresel ölçekte yatırım iştahını azaltmış, özellikle gelişmekte olan ülkelerde sermaye akımlarının daralmasına yol açmıştır. Bu durumda küresel ekonomik büyümeyi yavaşlamaya ve gerilemeye zorlamış, yeni yatırım kanalları spesifik ve acil ihtiyaçları karşılayacak öncelikli tedbirlerle sınırlandırılmıştır. Nitekim 2024 yılı itibarıyla dünya genelinde ortalama büyüme oranı yüzde 2,6 seviyesinde kalmış, gelişmiş ekonomilerde büyüme yüzde 1,4’e kadar gerilemiştir. Küresel doğrudan yabancı yatırımların toplam hacmi, 2021’deki 1,9 trilyon dolar seviyesinden 2024’te 1,3 trilyon dolara düşmüştür.


Sadece ileri nesil teknoloji ürünlerin üretim ve tedariği değil, aynı zamanda bunlar için gerekli olan hammaddelerin dahi sessiz bir savaşla küresel ve bölgesel rekabetin ana unsuru haline gelmesi uğraş alanını genişletmiş, ülkeleri ilave tedbirler almaya zorlamıştır" dedi.



"2024 yılı itibarıyla merkez bankalarının toplam altın rezervi 36 bin tonun üzerine çıktı"


2024 yılı itibarıyla dünyada aktif veya donmuş statüde yaklaşık 60 silahlı çatışma alanı gözlemlendiğini ve bu çatışmalardan etkilenen insan sayısının ise 250 milyonu aştığını dile getiren Özdemir; "Bugün dünyada yalnızca 10 ülke, yüksek teknoloji ürünlerinin toplam üretiminin yüzde 85’ini elinde bulundurmaktadır. Nadir elementlerde Çin’in yüzde 63’lük, ABD’nin yüzde 12’lik, Rusya’nın yüzde 8’lik payı dikkat çekmektedir. Bu tablo, enerji ve teknoloji alanındaki bağımlılık risklerini artırmaktadır. Dolayısıyla mevcut dünya koşullarında, var olan sorunlar öngörülemez ve belirsiz bir iklimde süregelirken, devam eden savaş ve çatışmalar ise ülkeler açısından pek çok başlıktaki küresel tedarik koşullarıyla ilgili riskleri yükseltmektedir. Ukrayna-Rusya savaşı, enerji fiyatlarını yalnızca 2022 yılında yüzde 40 oranında artırmış, doğalgaz fiyatları Avrupa’da 7 katına çıkmıştır. Ortadoğu’da süregelen istikrarsızlık, petrol arzını tehdit ederken, Afrika kıtasında yaşanan siyasi belirsizlikler gıda güvenliğini riske atmaktadır. Dahası, dünya ülkeleri anlaşmazlıklara köklü çözüm getirmekte hâlâ tam anlamıyla başarılı olamamış; mevcut çatışma sahaları genişleme riski taşırken, yeni savaşların çıkması ihtimali aradan geçen her gün biraz daha artırmaktadır. 2024 yılı itibarıyla dünyada aktif veya donmuş statüde yaklaşık 60 silahlı çatışma alanı gözlemlenmiştir. Bu çatışmalardan etkilenen insan sayısı ise 250 milyonu aşmıştır. Tek kutuplu dünya düzeninin çok kutuplu hâl almaya başlaması bölgesel ve ittifaklara dayalı yeni güvenlik mimarisi arayışlarını hızlandırırken, ekonomiyle alakalı alternatif seçenekler oluşturma çabalarını da hızlandırmıştır. BRICS ülkelerinin 2024 yılı itibarıyla küresel GSYİH’nin yüzde 31’ini oluşturması, bu yönelimin en açık göstergesidir. Aynı dönemde G7 ülkelerinin payı ise yüzde 29’a gerilemiştir. Bu durum, yeni güç dengelerinin artık Asya ve Avrasya merkezli oluşmaya başladığını göstermektedir. Diğer yandan, küresel rezerv, ödeme sistemleri ve ticaret ağının da tek elden çıkarak, yerel düzeye doğru yayılması sonucunu doğurmaya başlamıştır. Doların hâkimiyetinin giderek ve göreceli biçimde sarsılması, rezerv para birimi niteliğinin zayıflaması, neredeyse tüm ülkelerin altın rezervlerini artırma girişimleri ve yeni nesil ticaret ödeme sistemlerinin elektronik ortamda kendisini göstermesi, karşılaşılan yeni koşullardaki güncel durumlar haline gelmiştir. Nitekim 2024 yılı itibarıyla merkez bankalarının toplam altın rezervi 36 bin tonun üzerine çıkmış, bu miktar 1970’lerden bu yana görülen en yüksek seviye olmuştur. Bu şartlarda ülkelerin ihtiyaçları istikametinde, diğer ülkelerle ikili ticarete daha fazla önem vermeye başladığı ve gerek hammadde çeşitliliğini sağlamak, gerekse süregelen pazarlarını genişletme uğraşı verdikleri anlaşılmaktadır. Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) verilerine göre, 2024 yılında ikili ticaret anlaşmalarının sayısı 430’u aşmıştır. Bu sayı 2010 yılındaki 180 anlaşmanın iki katından fazladır. Bu eğilim, dünya ekonomisinde bölgeselleşmenin artan etkisini çok açık biçimde ortaya koymaktadır" şeklinde konuştu.



"Türkiye’nin 2024 yılı toplam ihracatı 257,6 milyar dolar, ithalatı ise 361,8 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir"


Uluslararası anlaşmaların tamamına MHP olarak olumlu yönde oy vereceklerini dile getiren MHP Genel Başkan Yardımcısı İsmail Özdemir; "Makul ve muteber olan ikili ticaret hacmini geliştirme stratejisini ülkemiz de kararlı biçimde sürdürmelidir. Böylelikle ticaret potansiyelimizi geliştirirken, sanayi üretimini de artırarak, küresel rekabette güçlü pozisyon alma hedefimiz sağlıklı şekilde ilerleyebilecektir. Türkiye’nin 2024 yılı toplam ihracatı 257,6 milyar dolar, ithalatı ise 361,8 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. İhracatımızın yüzde 57’si Avrupa ülkelerine, yüzde 19’u Asya’ya, yüzde 10’u Afrika’ya, yüzde 8’i Amerika kıtasına yapılmıştır. Sanayi üretim endeksi yıl genelinde yüzde 3,2 artış göstermiştir. Tercihli ticaret anlaşmaları, serbest ticaret anlaşmaları, ortak pazar ve ekonomik birliğe dayalı milli gayretlerimiz, stratejik ortaklarımız ve Türk Devletleri Teşkilatı başta olmak üzere diğer ülkelerle yürütülen ilişkilerimizin ileri seviyeye taşınması adına ülkemizin potansiyelini artırmasını hedefleyen çabalardır. Bugün Türk Devletleri Teşkilatı ülkeleriyle toplam ticaret hacmimiz 15 milyar doları aşmıştır. Aynı rakamın 2030’a kadar 50 milyar dolara ulaşması öngörülmektedir. Türkiye; bu yapının lokomotif gücü olarak ekonomik, teknolojik ve lojistik açıdan lider konumdadır. İhracat odaklı büyüme politikamızın gereği olarak var olan ticaret anlaşmalarının kapsam ve hacminin genişlemesi ise ana stratejimiz olmalıdır. Nitekim hükümetimizin sürdürdüğü politikalarda da bu anlayışın başarılı bir şekilde yürütüldüğünü görmek son derece müspet bir gelişmedir ve memnuniyet vericidir. 2024 yılında Türkiye, 8 ülke ile ticaret ve yatırım anlaşması imzalamış, 20 ülke ile de müzakere sürecini başlatmıştır. Dünyanın koronavirüs salgını sonrasında toparlanma eğilimi göstermesiyle beraber 2021 yılından bu yana Türkiye’nin toplam 17 çeyrektir kesintisiz bir şekilde büyümeye devam etmesi, sadece ekonomik olarak değil, dış politika anlamında da başarılı çalışmaların sürdürüldüğünü göstermektedir. Ekonomimiz 2024 yılında yüzde 4,2 oranında büyüme kaydetmiş; kişi başına düşen millî gelirimiz 13 bin 600 dolar seviyesine ulaşmıştır. Mevcut durumda ise 15 bin dolar seviyesi aşılmıştır. Var olan bölgesel ve küresel risklere karşı, beraberinde gelen fırsatları değerlendirmeyi başaran Türk ekonomisi için ihracatın önem ve katkısının yadsınamaz gerçekliğinden hareketle, potansiyelimizi geliştirmeye odaklanan politikaların sürdürülmesi yerinde olacaktır. 2024 yılında ihracatımızın yüzde 42’si yüksek katma değerli ürünlerden oluşmuş, teknoloji yoğunluklu sektörlerdeki pay her geçen yıl artmıştır. Bu durum, Türkiye’nin ’üreten ekonomi’ kimliğini güçlendirmekte, rekabetçi yapımızı pekiştirmekte ve cari açığın azaltılmasına katkı sunmaktadır. Temennimiz; ülkemizin ikili ticaret girişimlerinde diğer ülkelerle sürdürdüğü anlaşmaların kapsamının genişlemesinin yanında, rekabetçi koşulların yine ülkemiz lehine daha da beslenmesini sağlayacak gayretlerin devam ettirilmesidir. Bu sebeple, ilgili anlaşmaların tamamına Milliyetçi Hareket Partisi olarak olumlu yönde oy vereceğimizi belirtiyor, gazi meclisimizi sevgi ve saygılarımla selamlıyorum" ifadelerini kullandı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Aydın Nazilli Belediyesi’nden 23 ayda 23 yeni araç Nazilli Belediye Başkanı Dr. Ertuğrul Tetik, göreve geldiği günden bu yana yürüttüğü tasarruf politikasıyla hem belediyenin borç yükünü büyük ölçüde hafifletti hem de 23 yeni aracı ilçenin hizmetine sundu. 56 bin metrekare asfalt ihalesi, yeni barınak projesi ve Ahmet Şensan Kültür Merkezi’nin bulunduğu 6 bin metrekarelik alanın yenilenmesi gibi adımların yanı sıra araç filosunun güçlendirilmesi için de kalıcı adımlar atan Başkan Tetik, gerçekleştirdiği mahalle buluşmalarıyla da sık sık vatandaşların taleplerini yerinde dinleyerek halkın takdirini kazandı. Son dönemde esnaf odası ziyaretlerini artırarak her kesimden vatandaşın ilçe yönetimine ve yatırımlara ilişkin taleplerini bizzat ilk ağızdan dinleyen Tetik, belediyenin mali gücünün artırılmasıyla hizmetlerin de hız kazanacağına dikkat çekti. Mart ayı itibariyle 4 yeni aracı Temizlik İşleri Müdürlüğü bünyesinde kullanılmak üzere hizmete sunduklarını kaydeden Tetik, özellikle ara sokakların hijyen standartlarının artırılması için 10 işçinin 1 saate yaptığı işi yarım saatte tek başına yapan yeni araç alımı gerçekleştirdiklerini ifade etti. Söz konusu araçların sayısının artırılarak şehrin temizlik sorununu tamamen çözeceklerini belirten Başkan Tetik; "Nazilli’nin iki temel sorunu var; yol ve temizlik. Yol sorununu büyük ölçüde çözecek ihalemiz için ilanlarımız yayınlandı. Temizlik sorununu çözüme kavuşturmak için işçi alım girişimlerimiz ne yazık ki Ankara’dan bir sonuç alamadı. Biz de çözümü teknolojiden yana kullandık ve yeni araçlarımızı şehrimize kazandırdık. Bu araçların sayısını artırarak bu sorunu da çözmüş olacağız. Halkımız sabırlı olsun. Tüm sorunları el birliğiyle çözüme kavuşturacağız" dedi.
İstanbul "Kurtlar Vadisi" ile hafızalara kazınan yalı satışta İstanbul Boğazı’nda yer alan ve bir döneme damga vuran Kurtlar Vadisi dizisiyle hafızalara kazınan Abud Efendi Yalısı satışıyla gündeme geldi. Yalının yüzde 15,23’lük hissesinin 170 milyon TL bedelle satışa sunulduğu öğrenildi. Boğaz’ın mavi sularıyla çevrili konumuyla dikkat çeken tarihi yapı böyle görüntülendi. İstanbul Boğazı’nın Üsküdar Kandilli sahilinde yer alan ve bir döneme damga vuran Kurtlar Vadisi dizisiyle hafızalara kazınan Abud Efendi Yalısı satışıyla tekrar gündem geldi. Yalının yüzde 15,23’lük hissesinin 170 milyon TL bedelle satışa sunulduğu öğrenildi. Tarihi yapı, Boğaz’ın mavi sularıyla çevrili konumuyla dikkat çekti. Boğaz yalıları arasında özgün mimarisiyle öne çıkan yapı, 1835 ile 1855 yılları arasında Osmanlı saray mimarisinin önemli isimlerinden Garabet Balyan tarafından inşa edildi. Boğaz’ın seçkin yalıları arasında gösterilen yapı, iki katlı ahşap mimarisi, beyaz cephe kaplaması ve kırmızı kiremitli çatısıyla dikkat çekiyor. Yalı, 1900 yılında Mehmet Abud Efendi tarafından satın alınarak Abud Ailesi’nin ikameti olarak 1981 yılına kadar kullanıldı. Yaklaşık 1 bin 500 metrekarelik arsa üzerinde bulunan yapı, 270 metrekare taban alanına ve toplam 540 metrekare kullanım alanına sahip. Kâgir olarak inşa edilen alt katta iki ayrı kayıkhane yer alırken, üst kat yarı dikdörtgen formda bir sofa etrafında şekilleniyor. Dron ile havadan çekilen görüntülerde yalının denize sıfır konumu ve geniş rıhtımı net şekilde görüldü. Üst açıdan yapılan çekimlerde simetrik pencere düzeni, cumbalı bölümleri ve Boğaz’a açılan geniş terası dikkat çekti. Yalının hemen yanında bulunan müştemilat ve arka bahçedeki ağaçlık alan da görüntülere yansıdı. Sahil hattı boyunca uzanan iskele ve mermer rıhtım bölümü ise yapının tarihi kimliğini gözler önüne serdi. Dizilerle özdeşleşen yalı Yalı, özellikle Kurtlar Vadisi dizisinde geçen sahnelerle geniş kitleler tarafından tanındı. Dizide güç ve otoriteyi simgeleyen konsey sahnelerine ev sahipliği yapan yapı, yıllar içinde televizyon tarihinin simge mekanlarından biri haline geldi. Hisselerinin satışa çıkarılmasıyla yeniden gündeme gelen yalıda yüzde 15,23’lük payın 170 milyon TL bedelle satışa sunulduğu öğrenildi. Boğaz hattındaki tarihi yapıların yatırım değeri her geçen gün artarken, söz konusu yalının hem tarihi geçmişi hem de televizyon hafızasındaki yeri nedeniyle farklı bir konumda bulunduğu belirtiliyor. Havadan çekilen görüntülerde Boğaz’daki dalga hareketleriyle birlikte yalının suya yansıyan silueti dikkat çekerken, çevresindeki tarihi ağaç dokusu ve sahil şeridi de kadraja yansıdı.
Erzurum ETSO Mart ayı Meclis Toplantısı yapıldı: UR-GE projelerinde Türkiye birinciliği vurgulandı Erzurum Ticaret ve Sanayi Odası (ETSO) Mart Ayı Olağan Meclis Toplantısı, ETSO Meclis Başkanı Gökhan Yılmaz başkanlığında yapıldı. Toplantıda, TOBB Yönetim Kurulu Üyesi ve ETSO Yönetim Kurulu Başkanı Saim Özakalın tarafından aylık faaliyet raporu meclis üyelerine sunuldu. Toplantının en önemli gündem maddelerinden biri Uluslararası Rekabetçiliğin Geliştirilmesinin Desteklenmesi (UR-GE) projeleri oldu. Başkan Saim Özakalın meclise yaptığı sunumda, ETSO’nun UR-GE projelerinde Türkiye genelinde birinci sırada yer aldığını belirterek, bu istikrarlı başarının firmalarımızın yeni teknolojilerle tanışmasına, vizyonlarını genişletmesine ve küresel pazardaki yeni ufuklara adapte olmasına ivme katacağını ifade etti. Ankara Temasları ve Stratejik Kazanımlar Meclise Aktarıldı Saim Özakalın’ın meclis üyelerine sunduğu faaliyet raporunda, geride kalan ay boyunca Ankara’da ve Erzurum’da yürütülen yoğun temaslar detaylandırıldı. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ve AK Parti Genel Başkan Vekili Efkan Ala ile yapılan görüşmelerde, Erzurum’un 2. OSB genişleme süreci, 6. Bölge teşvikleri ve mesleki eğitim yatırımları için alınan destek sözleri meclis üyeleriyle paylaşıldı. Rapor kapsamında ayrıca, ETSO heyetinin Erzurum Valisi Aydın Baruş ziyareti, Model Fabrika Projesi hazırlıkları, Ziraat Bankası ve Halkbank bölge müdürlükleriyle yapılan finansmana erişim toplantıları ile Kadın ve Genç Girişimciler kurullarının yürüttüğü çalışmalar değerlendirildi. Toplantı, meclis üyelerinin sektörel taleplerini dile getirmesi ve Ramazan ayı gıda yardımları gibi sosyal dayanışma faaliyetlerinin istişare edilmesinin ardından sona erdi.
Balıkesir Havran ölüm kavşağına ışıklandırma yapıldı Balıkesir’in Edremit ile Havran ilçeleri arasındaki D230 karayolu üzerinde bulunan Çamdibi Kavşağı’na trafik sinyalizasyon sistemi kuruldu. Yıllardır çok sayıda trafik kazasının meydana geldiği ve onlarca kişinin hayatını kaybettiği ya da yaralandığı kavşakta yapılan trafik sinyalizasyon düzenlemesi sonrası trafik akışı kontrollü hale getirildi. Edremit-Havran karayolu üzerinde yer alan Çamdibi Kavşağı, özellikle orta refüjden yapılan dönüşler ve tali yoldan ana yola kontrolsüz çıkışlar nedeniyle uzun süredir bölgenin en riskli trafik noktalarından biri olarak gösteriliyordu. Ana yol üzerinde yüksek hızla ilerleyen araçlarla kavşağa giren araçların karşı karşıya gelmesi sonucu yıllar içinde çok sayıda ciddi kaza meydana geldi. Bölge sakinlerinin ve sürücülerin ifadelerine göre kavşakta bugüne kadar onlarca kaza yaşandı, birçok kişi hayatını kaybetti ve çok sayıda vatandaş da yaralandı. Özellikle gece saatlerinde görüş mesafesinin düşmesi ve kavşakta herhangi bir sinyalizasyon sisteminin bulunmaması kazaların en önemli nedenleri arasında gösteriliyordu. Uzun süredir kamuoyunda tartışma konusu olan kavşakta karayolları ekipleri tarafından trafik ışıklandırma ve sinyalizasyon sistemi kuruldu. Yeni sistemle birlikte ana yol ve tali yol geçişleri ışıklarla kontrol altına alınırken, orta refüj dönüşleri de daha güvenli hale getirildi. Işıklandırma sisteminin devreye girmesiyle birlikte bölgede trafik akışının daha düzenli hale geldiği görülürken, sürücüler de kavşaktan daha kontrollü şekilde geçiş yapmaya başladı. Ancak yıllardır çok sayıda kazanın yaşandığı kavşağa trafik ışıklarının ancak şimdi konulması, "Bu önlem kavşak ilk yapıldığında neden alınmadı?" sorusunu da beraberinde getirdi. Bölge halkı, onlarca can kaybı ve yaralanmanın yaşandığı noktada yapılan düzenlemenin geç kalınmış ancak önemli bir adım olduğunu ifade ediyor.
İstanbul Dirençli mantar enfeksiyonlarına karşı yeni tedavi yaklaşımı geliştiriliyor Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Dr. Yağmur Ekenoğlu Merdan, yürütücülüğünü üstlendiği projede, son yıllarda hastanelerde daha sık görülen ve tedavisi zorlaşan "candidozyma auris" adlı mantara karşı yeni bir tedavi yaklaşımının araştırıldığını söyledi. TÜBİTAK-ARDEB 1002-A Hızlı Destek Modülü kapsamında desteklenmeye değer bulunan çalışmada, mevcut mantar ilaçlarının etkinliğini artırmaya yönelik yenilikçi bir yöntem laboratuvar ortamında inceleniyor. Projede ele alınan candidozyma auris’in, özellikle bağışıklık sistemi zayıf hastalarda ciddi enfeksiyonlara yol açabildiğini belirten Dr. Ekenoğlu Merdan, bu mantar türünün birçok yaygın ilaca karşı direnç geliştirebildiğine dikkat çekti. Dr. Ekenoğlu Merdan, "Hastane enfeksiyonları açısından önemli bir sorun haline gelen candidozyma auris, mevcut tedavilere her zaman yeterli yanıt vermeyebiliyor. Bu da yeni ve destekleyici tedavi yaklaşımlarını gerekli kılıyor" dedi. Mevcut ilacın etkisini güçlendiren bir yaklaşım Araştırma hakkında bilgi veren Dr. Ekenoğlu Merdan, "Mantarların çoğalma ve iletişim mekanizmalarını baskılayabilen farnesol adlı bir maddenin, özel taşıyıcı yapılarla birlikte kullanılması ve yaygın olarak kullanılan flukonazol adlı mantar ilacıyla oluşturduğu birlikte etkinin değerlendirilmesini hedefliyoruz. Bu yaklaşımın, ilacın mantar üzerindeki etkisini artırarak daha etkili ve güvenli tedavi seçeneklerine katkı sağlayabileceğini öngörüyoruz" dedi. Laboratuvar sonuçlarıyla etkinlik değerlendiriliyor Çalışma kapsamında geliştirilen bu yeni kombinasyonun, mantarın çoğalmasını ne ölçüde baskıladığı ve tedaviye katkı potansiyeli laboratuvar ortamında test edildiğini söyleyen Dr. Ekenoğlu Merdan, "Amacımız mevcut antifungal ilaçların etkinliğini artırabilecek, uygulanabilir ve güvenli yeni yaklaşımlar ortaya koymak. Bu tür çalışmalar, dirençli enfeksiyonlarla mücadelede önemli bir bilimsel zemin oluşturuyor" diye konuştu. Gelecek çalışmalara bilimsel altyapı sunması bekleniyor Araştırmadan elde edilecek bulguların, dirençli mantar enfeksiyonlarına yönelik yeni tedavi stratejilerinin geliştirilmesine katkı sağlaması ve ileride yapılacak daha kapsamlı çalışmalara yol göstermesi amaçlanıyor.