SAĞLIK - 29 Haziran 2025 Pazar 11:58

Skolyoz tedavisinde erken teşhis çok önemli

A
A
A
Skolyoz tedavisinde erken teşhis çok önemli

Acıbadem Kayseri Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Hülya Yüksel; skolyozun tedavisinde erken teşhisin önemine değinerek; "Skolyoz; erken tanıyla omurgadaki problemlerin önüne geçilebilir ve tedavisi mümkündür" dedi.


Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Hülya Yüksel; Skolyoz Ayı nedeniyle hastalık hakkında bilgiler verdi. Hastalığın kız çocuklarında erkeklere göre daha sık görüldüğünü belirten Dr. Yüksel; "Skolyoz; omurganın üç boyutlu deformitesidir. Omurganın sağ, sol, ön, arka olarak 10 dereceden fazla eğri olmasına skolyoz diyoruz. Dünyaca yapılan çalışmalarda toplumda yüzde 2 - 3 oranında görülmektedir. Kız çocuklarda, erkek çocuklara oranla daha sık olarak görülmektedir. Skolyozun nedenleri arasında en sık neden idiopatik dediğimiz nedeni bilinmeyen faktörlerdir. Diğer nedenler ise genetik faktörler, omurga problemleri, travmalar ve kas hastalıkları olarak verilebilir. skolyozun yüzde 80’ini nedeni bilinmeyen idiopatik skolyoz oluşturur" dedi.


Hastalığın tanı ve tedavi yöntemlerini aktaran Yüksel; "Omuzlarda eşitsizlik olması, kürek kemiklerinde bir eşitsizlik olması, arkadan bakıldığı zaman kalçanın tekinde yükseklik oluşması, bacak boyu kısalığı varmış gibi omurganın yana doğru eğik olması gibi bulgularla hekime başvurulur. Hekim tarafından değerlendirilen hasta; skolyometre ile poliklinikte muayene edilir, ayrıntılı fizik muayene sonrası skolyometrede herhangi bir bozukluk olması durumunda röntgeni çekilir ve cobb açısına göre skolyoz tanısı konur. Skolyoz tanısı konduktan sonra 10 ila 20 derece arasında fizik tedavi egzersizleri, pozisyonlama ve egzersizlerle hasta takip edilir. 20 ila 40 derece arasındaki açılarda fizik tedavi egzersizleri, pozisyonlama ve korse tedavisi önerilir. 40 derecenin üstündeki eğriliklerde ise genellikle cerrahi sonrası ve öncesi rehabilitasyon şeklinde tedavi sağlanır" ifadelerini kullandı.



"Çocuklarımızı erken tanıyalım"


Hastalığın tedavisinde erken tanının çok önemli olduğunun altını çizen Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Hülya Yüksel; "Skolyozlu ebeveynler; özellikle çocuklarının ileride omurga yapısıyla ilgili çok endişeye kapılmakta. Bizler; skolyozun tedavisinin mümkün olduğunu söylemekteyiz. Skolyozu olan çocuklar; mutlaka uygun bir spor dalına yönlendirilmesi, çanta ve okul sıralarındaki ergonomisine dikkat etmesi konusunda mutlaka uyarılmalılar. Skolyoz; erken tanıyla omurgadaki problemlerin önüne geçilebilir ve tedavisi mümkündür. Skolyozlu çocuklarımızı erken tanıyalım ve tedavisini uygulayalım" diye konuştu.



Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gaziantep Doç. Dr. Evigen’den hantavirüse karşı kritik uyarı Medical Point Gaziantep Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ömer Evirgen, son günlerde Dünya Sağlık Örgütünce (DSÖ) farklı ülkelerde vakaları bildirilen hantavirüse karşı vatandaşlara önemli uyarılarda bulundu. Arjantin’den hareket eden "MV Hondius" isimli gemide doğrulanan ve 3 kişinin ölümüne neden olan hantavirüs vakalarının ardından konu gündeme geldi. Medical Point Gaziantep Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ömer Evirgen ise hantavirüs hakkında bilgi vererek, virüsün farelerin dışkı, idrar ve tükürüğü yoluyla insanlara bulaştığını söyledi. "İnsandan insana bulaşmıyor" Hastalığın ciddi sağlık sorunlarına ve ölüme yol açabileceğini belirten Evirgen, virüsün şu an için insandan insana bulaşmadığını ifade etti. Özellikle fare ve kemirgen temasının yoğun olduğu alanlarda hijyen kurallarına dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Evirgen, vatandaşlara önemli uyarılarda bulundu. "Karadeniz Bölgesi’nde zaman zaman rastlanabiliyor" Hantavirüsün yeni ortaya çıkan bir virüs olmadığını ve Türkiye’de geçmiş yıllarda da özellikle Karadeniz Bölgesi’nde nadiren görüldüğünü belirten Doç. Dr. Ömer Evirgen, "Bu aralar hantavirüs enfeksiyonu sosyal medyada sıkça gündeme geliyor. Hantavirüs enfeksiyonu ülkemizde de geçmişte nadiren görülen bir hastalık. Özellikle Karadeniz Bölgesi’nde zaman zaman rastlanabiliyor. Virüs, farelerin idrarı, dışkısı ve tükürüğünün toprağa veya gıdalara bulaşmasıyla yayılabiliyor. Bu atıkların bulunduğu ortamda oluşan tozun solunması ya da kirli yüzeylere temas ettikten sonra elin ağız, burun veya göze götürülmesiyle insanlara bulaşabiliyor" dedi. "Şu an için hantavirüse yönelik kesin bir tedavi bulunmuyor" Hastalığın ilk belirtilerinin grip benzeri şikayetlerle başladığını ifade eden Evirgen, "Bu hastalık genellikle ateş, kas ve eklem ağrıları, halsizlik ve ishal gibi belirtilerle başlıyor. İlerleyen süreçte ise iki farklı ağır tablo ortaya çıkabiliyor. Bunlardan biri solunum yetmezliği, diğeri ise böbrek yetmezliği ve kanamayla seyreden formdur. Ciddi ve hayati risk taşıyan bir hastalıktır. Şu an için hantavirüse yönelik kesin bir tedavi bulunmuyor. Hastalara yoğun bakım şartlarında destek tedavisi uygulanıyor" ifadelerini kullandı. "COVID dönemindeki gibi bir kapanma süreci beklemiyoruz" Korunma yöntemlerine ilişkin de açıklamalarda bulunan Evirgen, COVİD gibi bir kapanma süreci beklemediklerini de söyleyerek, "Bu virüsten korunmak için özellikle kırsal alanlarda ve farelerin yaşam alanlarının bulunduğu ortamlarda dikkatli olunması gerekiyor. Tozlu ortamlarda maske kullanılmalı, eller yıkanmadan gıdalara temas edilmemeli ve yüz bölgesine dokunulmamalıdır. Bu virüs COVID-19 gibi değil. Yakın temas ve enfekte tozların solunmasıyla bulaşıyor. Şu an için insandan insana bulaştığına dair net bir bilgi bulunmuyor. Bu nedenle COVID dönemindeki gibi bir kapanma süreci beklemiyoruz" diye konuştu.