KÜLTÜR SANAT - 19 Ocak 2026 Pazartesi 13:56

Talas’ta edebiyat dünyası, Esat Ayata’yı anlattı

A
A
A
Talas’ta edebiyat dünyası, Esat Ayata’yı anlattı

Talas Belediye Başkanı Mustafa Yalçın, Kayseri’de kitap denince akla gelen ilk isimlerden biri olan Akabe Kitabevi sahibi Esat Ayata onuruna anlamlı bir gece düzenledi. ’Kitapla Geçen Bir Ömür’ temasıyla gerçekleştirilen program, edebiyat dünyasını ve kitapseverleri bir araya getirdi.


Programda konuşan Başkan Mustafa Yalçın; Esat Ayata ile yıllara dayanan dostluğuna vurgu yaparak, kitapla kurduğu derin bağın Kayseri kültürüne kattığı değeri samimi sözlerle anlattı. Başkan Yalçın konuşmasında şu ifadeleri kullandı;


"Esat ağabeyle biz beraber büyüdük. Ortaokuldan sonra tanıştık, o günden bugüne dostluğumuz devam ediyor. Sağ olsun bizim kahrımızı çekiyor. Ama şuna hâlâ akıl erdiremedim; dört sandalyede kırk kişiyi nasıl ağırlıyorsun diye her gelişimde sorarım. Hangi kitabı sorsanız, sanki o gece okumuş gibi hem konusunu anlatır hem de ‘şunu da mutlaka oku’ derdi. Aldığı bu ödül kendisi adına değil, Kayseri adına alınmış bir ödüldür. Kendisini gönülden tebrik ediyorum."


Talas Kaymakamı İlyas Memiş de programda yaptığı konuşmada, Kayseri’nin tarih boyunca ilim ve kültür merkezi olduğuna dikkat çekti. Böyle isimlerin hatırlanmasının toplumsal hafıza açısından önemine değinen Memiş, şunları söyledi;


"Böylesine anlamlı bir program için Sayın Başkanımıza teşekkür ediyorum. Kayseri, Selçuklu’dan Osmanlı’ya ilmin, medreselerin, âlimlerin ve şairlerin yetiştiği çok önemli bir merkez. Bu kültürel kimliğin yaşamasına katkı sunan Esat Bey gibi kıymetli şahsiyetlerin hatırlanması vefa duygusunun bir gereğidir. Burada görev yapalı 7 ay oldu; böyle güzel bir il ve ilçede görev yapmaktan büyük mutluluk duyuyorum."


Programda Dursun Çiçek, Mehmet Çetinkaya, Umut Türkmenoğlu, Prof. Dr. Faruk Karaaslan ve Prof. Dr. Celalettin Çetin, moderatör Mehmet Torun yönetiminde Esat Ayata’yı anlattı. Konuşmalarda Ayata’nın kitap sevgisi, yayıncılığa katkıları ve genç kuşaklara bıraktığı kültürel miras vurgulandı. Türkiye Yayıncılar Birliği tarafından 2025 Yayıncılık Özel Ödülü ve Kitabevi Emek Ödülüne layık görülen Esat Ayata’ya, program sonunda Başkan Mustafa Yalçın ve Kaymakam İlyas Memiş tarafından plaket takdim edildi. Kitapseverlerin ve edebiyat çevrelerinin yoğun ilgi gösterdiği onur gecesi, Talas Belediyesi 7/24 Kütüphane ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi.



Talas’ta edebiyat dünyası, Esat Ayata’yı anlattı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muğla Bodrum’da deniz çayırlarını korumak için proje başlatıldı Deniz Biyoloğu ve Sualtı Belgeselcisi Dr. Mert Gökalp, Bodrum’daki deniz çayırlarını korumak için "Yeşil Deniz Koruyucuları" adlı proje başlattıklarını söyledi. Eko Miras Derneği Kurucusu Deniz Biyoloğu Dr. Mert Gökalp, Bodrum çevresinde hayata geçirdiği Project Posidonia adlı çalışmayla kıyı ekosistemlerini tehdit eden yapılaşma tehdidi ve deniz çayırlarının önemi üzerine belgesel çekmiş, farkındalık çalışması yürütmüştü. Project Posidonia kapsamında "Bodrum Yarımadası Kıyıları ve Deniz Çayırları Analiz Raporu" da hazırlanarak, deniz çayırlarının tahribatı ortaya konuldu. Gökalp, tahrip olan çayırların yeniden yeşermesini sağlamak ve farkındalık çalışması yapmak için "Yeşil Deniz Koruyucuları-Green Rangers" adlı proje başlattıklarını duyurdu. Bugün Bodrum ODTÜ Mezunları Derneği’nde (BODTÜM) ilçede görev yapan basın mensuplarıyla bir araya gelen Dr. Gökalp, projeyle ilgili açıklamalarda bulundu. "Bodrum kıyılarının yüzde 50’si yapılaşmış" Bodrum’da deniz çayırlarının durumuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Gökalp, "Baktığımız zaman Bodrum’un yüzde 50’si kıyı anlamında yapılaşmış vaziyette ve önündeki deniz çayırları da bu yapılaşmanın etkisiyle direkt olarak veya endirekt olarak sökülmüş vaziyette. Ama bizim havadan yaptığımız analizler neticesinde gördük ki Bodrum’da ilk 10-15 metre içerisinde halen 2 bin 300 hektar deniz çayırı alanı var. Bunu deniz çayırlarının yaşadığı 40 metreye kadar koyarsak yaklaşık olarak 6 bin 500 hektar bir deniz çayırı alanı var. Bu alan ne sağlıyor biliyor musunuz bize? Bu alan oksijen sağlıyor, kıyıların korunmasını sağlıyor. Dalgaların enerjisinin azalmasını sağlıyor. Kumun çekilmemesini sağlıyor. Balıklara barınak sağlıyor, yavrulama alanı, üreme alanı sağlıyor. Birçok daha fazla etkisi var; karbon soğurulmasında, iklim değişikliğinde çok önemli birtakım etkileri var deniz çayırlarının. Şimdi bu elimizden alındığı zaman ne oluyor? Ekonomik olarak, ekolojik olarak kayıplar yaşıyoruz. Balıkçılığımız yavaş yavaş bitiyor aşırı balıkçılıkla beraber. Kirlilikle beraber denizlerin bereketi gidiyor, kimyası gidiyor. Siz zaten atıkları basıyorsunuz, bu deniz çayırları o atıkları da temizliyor, bakterileri ve virüsleri de temizliyor içerisinden. Turizm anlamında parlaklık azalıyor, yani görüş azalıyor. Deniz çayırı olmazsa eğer kirlilik anlamında partikül sayısı artıyor" dedi. Deniz çayırlarını korumanın turizmle doğrudan bağlantısı olduğunu dile getiren Gökalp, "E bu durumda ne yapmanız lazım? Sizin balığı korumak için, insanın yaşamını korumak için deniz çayırlarını korumanız gerekiyor. Bunu da nasıl yaparsınız? Koruma alanlarıyla yaparsınız. Bunu nasıl yaparsınız? İsterseniz 5 yıldızlı, 7 yıldızlı bir turizm tesisi olun, önünüzdeki deniz çayırlarını koruyarak yaparsınız. Çünkü bunu yapmazsanız 5-10 sene içerisinde, bunu bir bilim insanı olarak, belgeselci olarak söylüyorum, turizm tesisinize gelecek kimse kalmayacak. Neden? Ekoturizmi desteklemediğiniz için Yunanistan’daki, Hırvatistan’daki iyi, sorumlu, vicdanlı turizm sizi geçmiş olacak" diye konuştu. "Kaybı geriye getirme şansımız var" Deniz çayırlarını korumak ve bu konuda farkındalığı arttırmak için eğitim seferberliğinin bir üst noktaya ilerletilmesi gerektiğini anlatan Dr. Mert Gökalp, başlatılan projeye ilişkin şunları söyledi: "Bizim deniz koruyucuları yetiştirmemiz lazım. Yani denizinden, kıyısından, karasından, her tarafından sorumlu olan vicdanlı gençler, bilimciler, kamu personeli yetiştirmemiz lazım. Yani vatandaş olarak topluca korumak gerekiyor. Bunun için de biz ’Yeşil Deniz Koruyucuları-Green Rangers’ diye bir proje başlatıyoruz. Neden burada? Çünkü en fazla rantın olduğu yer, en fazla çatışmanın olduğu alan ama en fazla da potansiyelin olduğu alan. Çünkü sen bu deniz çayırını koruyabilirsen, eğer korumayı başarırsan çok ciddi potansiyeli var Bodrum’un. Bu giden kaybı geriye getirme şansımız var. Pozitif bakmalıyız her şeye. İşte bu Green Rangers ile beraber umarım bu kayıp alanlarda çayır restorasyonu yapacağız. Oradaki çayırları biraz daha geliştirmeye başlayacağız korumayla beraber. Çünkü koruma en önemli bölüm. Ardından hayalet ağlarını toplayacağız, plastikleri toplayacağız." Herkesi bu projeye katılmaya davet eden Dr. Mert Gökalp, şu çağrıyı yaptı; "Gelin Green Rangers olarak, Project Posidonia olarak, Bodrum ODTÜ Mezunları Derneği olarak, bu işe gönül vermiş insanlar olarak belediyemizle beraber, diğer STK’larla beraber, kurumlarla beraber gelin hep beraber ya bu işe bir el atalım. Beraber olalım; Türkiye’de hep ayrılır ya insanlar, ya biz birleşelim istiyorum. Gelen hep beraber şu işi bir değiştirelim. Çünkü eğer bunu yapmazsak 5 sene içerisinde, bakın en fazla 5 sene içerisinde Bodrum’un turizmi çökecek."