POLİTİKA - 17 Kasım 2023 Cuma 11:53

Adalet Tunç: "750 günde bitecek dava 168 günde tamamlanacak, bölgeye dışarıdan bilirkişi atanabilecek"

A
A
A
Adalet Tunç: "750 günde bitecek dava 168 günde tamamlanacak, bölgeye dışarıdan bilirkişi atanabilecek"

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, bir dizi program için bulunduğu Kilis’te deprem bölgesine özel bir karar aldıklarını açıklayarak, idari yargılama usulü ve bilirkişilik kanunlarına geçici birer madde ilavesi sağladıklarını ve bunun da TBMM’den geçerek yürürlüğe girdiğini belirtti. Bakan Yılmaz Tunç, "Ek maddeler sonrası 750 günde bitecek dava 168 günde tamamlanmış olacak, bölgeye dışarıdan bilirkişi atanabilecek" dedi.


Bir dizi programa katılmak için Kilis’te bulunan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un, kentteki temasları çerçevesinde ilk durağı Kilis Valiliği oldu. Kilis Valisi Tahir Şahin ile bir araya gelen ve valilik şeref defterini imzalayan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, daha sonrasında ise basına kapalı toplantı yaptı. Bakan Yılmaz Tunç, toplantı sonrası basın mensuplarına önemli açıklamalarda bulundu.



"Kilis’te de yaraların sarılması mücadelesi devam ediyor"


Deprem sonrası yaraların sarılmaya çalışıldığını belirten Bakan Yılmaz Tunç, "Kilis’te yapılan yatırımlarla ilgili biraz önce gerçekleştirdiğimiz toplantıda değerlendirmelerde bulunduk. Deprem sonrası yapılan çalışmaları ve Adalet Bakanlığı’nın özellikle yargı hizmetleri ve adalete ilişkin yatırımlarla ilgili değerlendirme yapma fırsatı bulduk. Ben öncelikle valimize ev sahipliğinden dolayı çok teşekkür ediyorum. Çalışmalarında kolaylıklar diliyorum. 6 Şubat tarihinde meydana gelen dünya tarihinin en büyük depremi olarak tarihe geçen o felaketin ardından Kilis’te de yaraların sarılması mücadelesi devam ediyor. Her deprem bölgesi bizim, kabinemizin, Cumhurbaşkanımızın hep birinci önceliği oldu. Bütün kabine toplantılarında ilk önceliğimiz deprem bölgesinde gerçekleştirilen 11 vilayetimizde şehirlerimizin yeniden inşası ile ilgili yapılan çalışmalar hep gündemimizde oldu. Bu anlamda da depremden bu yana şehirlerimizin yeniden inşası süreci hızlı bir şekilde devam ediyor. 50 binden fazla canımızı kaybettik. Buradan bir kez daha Allah’tan rahmet diliyorum. Yaralılara acil şifalar diliyorum" dedi.



"Hasar gören kamu binaları ve adliye binalarımızın inşa süreçleri de devam ediyor"


Deprem sonrası devam eden kalıcı konut inşaatları ile ilgili de konuşan Bakan Yılmaz Tunç, "Tabii 680 bin konutun bir yıl içerisinde inşa edilip hak sahiplerine teslim edilmesi ile ilgili süreç başladı. Ve bu süreç bütün illerimizde kesintisiz bir şekilde, hızlı bir şekilde devam ediyor. Hasar gören kamu binalarımız, adliye binalarımızın inşa süreçleri de devam ediyor. Kilis’imizde de 4 bin 552 ağır hasar gören binamız vardı. Şuan itibariyle bu binaların yüzde 903’ü temizlenmiş durumda ve geri kalanda hızlı bir şekilde ağır hasarlı binalar yıkılarak yerlerine yenilerin yapılması ile ilgili süreçler devam ediyor. Kilis’te 11 vatandaşımız vefat etmişti. Yakınlarına bir kez daha başsağlığı diliyorum. Rabbim bir daha böyle acılar böyle felaketler ülkemize, milletimize yaşatmasın diyorum. Kilis’te de kalıcı konutların çalışmaları yoğun bir şekilde devam ediyor. Valimizden aldığımız bilgiye göre 700’e yakın konutun inşası önümüzdeki ay tamamlanacak ve Cumhurbaşkanımızın inşallah Kilis ziyaretiyle hak sahiplerine teslim edilecek. Bu konuda herhangi bir aksama olmadan süreç devam ediyor" dedi.



"Yargı hizmetlerinin aksamaması için bin hakim, 984 bilirkişi, 550 adli tıp personeli görev yaptı"


Deprem sonrası 11 vilayette yargı hizmetlerinin aksamaması için çalıştıklarını belirten Bakan Tunç, "Deprem anından itibaren Adalet Bakanlığımız da özellikle 11 vilayetimizde yargı hizmetlerinin aksamaması ile ilgili çalışmaları titizlikle sürdürdük. 120 sayılı olağanüstü hâl kararnamesi, cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile özellikle yargı hizmetleriyle ilgili yayınlanan kararname sonrası yargı hizmetlerinin aksamaması, vatandaşlarımızın bir hak kaybına uğramaması için gerekli tedbirleri ihtiva eden kararname doğrultusunda çalışmaları gerçekleştirmiştik. Adalet Bakanlığı olarak da depremin ilk andan itibaren gerek bilirkişilik konusunda gerek Adli Tıp’ımız gerekse delil tespitleri noktasında yoğun bir çalışma içerisine girmiştik. Bölgeye değişik illerden bin hâkim ve savcımız gelmişti. 984 bilirkişi görevlendirilmişti. Bölgede yine 550 civarında da Adli Tıp personeli deprem sonrasında görevler yapmıştı. Kardeş Adliye projesiyle de diğer illerimizden bölgeye toplamda 8 bin 951 adliye personelini göndermiştik. Buralarda gece gündüz konteynerlerde yaşayarak, buradaki hizmetleri, delil tespiti çalışmaları, soruşturmaların yürütülmesiyle ilgili çalışmaları aksamadan yerine getirmişlerdi" ifadelerine yer verdi.



"Deprem bölgesine ek 221 hâkim ve savcı ataması yapıldı"


Bölgede davaların aksamaması için yapılan çalışmalarla ilgili de bilgi veren Bakan Tunç, "Yine bölgede yeni mahkemelerin kurulmasını gerçekleştirmiştik. İkisi adli yargı istinaf mahkemesi olmak üzere ikisi de idari yargı istinat mahkemesi olmak üzere 4 adet bölge dairesi kurduk bölge adliye mahkemelerimizde. 131 tane de yeni mahkemenin kurulmasını sağladık. Yine bölgeye 174 ilave hâkim ve savcı atamasını hâkimler savcılar kurulumuz gerçekleştirdi. 47 ilave de idari yargıya toplamda 221 hâkim ve savcımız ilave olarak bölgede atamaları gerçekleştirilerek hizmete başladılar" ifadelerini kullandı.



"12 bin hükümlü başka illere nakledildi"


Depremde hasar gören cezaevleri ile ilgili çalışmaların da devam ettiğini belirten Tunç, "Depremde ağır hasar gören ceza infaz kurumlarımızdan 12 bin hükümlü başka illere nakledilmişti. O cezaevlerinin de inşa süreçleri devam ediyor. Deprem anında bizim infaz koruma memurlarından oluşan cezaevleri arama kurtarma ekiplerimiz de görev yaptı. Onlar da 326 kişilik özel ekiple özellikle Kahramanmaraş bölgesinde görev aldılar ve 49 vatandaşımızı enkaz altından canlı olarak kurtardılar" dedi.



"Özellikle yargı hizmetlerinin bölgede aksamaması için gerekli tedbirleri aldık"


Deprem sonrası özellikle yargı hizmetlerinin aksamaması için deprem bölgesinde yaptıkları çalışmalar hakkında bilgi veren Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "Yargı hizmetlerinin aksamaması için de bin 196 konteyner göndermiştik ve hızlı bir şekilde hasar gören Adalet binalarımızın onarımını gerçekleştirdik. Ağır hasarlı olan 15 adalet binamız vardı. Biz bunların hepsini yatırım programlarını alarak inşaat süreçlerini proje çalışmalarını başlattık. Bir kısmının ihalelerini gerçekleştirdik ve gecikmeksizin bu süreci de takip ediyoruz. Yine bölgede 253 adet adliye konutunun da yatırım programına alınmasını sağladık. Özellikle yargı hizmetlerinin bölgede aksamaması, yıkım kararlarından, hasar tespitlerinden doğan idari davaların tıkanmaya meydan vermemesi için gerekli tedbirleri aldık" şeklinde konuştu.



"750 günde bitecek dava 168 günde tamamlanmış olacak, bölgeye dışarıdan bilirkişi atanabilecek"


Deprem bölgesine özel bir karar aldıklarını da açıklayan Bakan Yılmaz Tunç, idari yargılama usulü ve bilirkişilik kanunlarına geçici birer madde ilavesini sağladıkların ve bunun TBMM’den geçerek yürürlüğe girdiğini belirtti. Bakan Tunç, "Gaziantep’te yargı mensuplarımızın katıldığı deprem bölge toplantısı yaptık. O toplantıda ortaya çıkan ihtiyaçlar ve görüşler doğrultusunda da yasal düzenleme gerektiren hususları Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin takdirlerine sunduk ve iki önemli konuda yasal düzenleme gerçekleşti ve geçen haftadan itibaren de yürürlüğe girdi. Hasar tespitlerinden ve yıkım kararlarından doğan idari davalarda yeni bir usul, sadece geçici madde, 6 Şubat depremlerinden etkilenen 11 ilimizde görülecek olan davalarla ilgili idari yargılama usulüne geçici bir madde ilavesini sağladı meclisimiz. Buradaki değerlendirmeler sonrasında çıkan görüş doğrultusunda normal süreçte 750 günde bitecek dava bu usulle 168 gün içerisinde tamamlanmış olacak. Dolayısıyla yargı hizmetlerinin özellikle idari davaların yıkım kararlarını geciktirmemesi, şehirlerimizin yeniden inşa sürecini gecikmemesi anlamında önemli bir düzenlemeydi. Bu konuda Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde görev yapan milletvekillerimize teşekkür ediyorum. Aynı düzenleme içerisinde bilirkişilikle ilgili özellikle bilirkişi raporlarının gecikmemesi yargılamanın aksamaması önemli. Bu nedenle de bölge dışından bilirkişi atanabilmesi ile ilgili olarak da yine bilirkişilik kanunumuza geçici bir madde ekleyerek özellikle mevzuat bakımından deprem bölgemizdeki devam eden davalarda bir tıkanıklığın olmaması için gerekli yasal düzenlemeleri hayata geçirdik. Tabii bu yasal düzenlemelerin uygulamasını gerçekleştirecek olan hakim ve savcılarımızla titiz bir şekilde çalışmalarını sürdürüyorlar. Ve burada şu ana kadar yargı hizmetlerinde herhangi bir aksama söz konusu değil" dedi.



"Kilis’e ek adalet binası ve 36 yeni adliye personel konutu yapılacak"


Depremden etkilenen Kilis’e özel çalışmalarla ilgili de bilgi veren Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "Özellikle Kilis ile ilgili ise yeni bir adliye binasına ihtiyacımız olduğu ortada. Bu anlamda bizim de önceden bir hazırlığımız bir çalışmamız vardı. Kilis’te 2012 yılında yapılan adalet binası artık artan nüfusa cevap veremez hale geldi. Şimdi Kilis’e 11 bin 329 metrekare büyüklüğünde ek adalet binasının 2024 yılı etüt proje programına ve ardından da inşaat programına alınması ile ilgili yatırım programına teklifimizi sunduk. Ayrıca 2024 yılında Kilis’te adliye personelimiz için 36 yeni ilave konut projemizi de yatırım programına teklif ettik. Ayrıca son atamalarla Kilis’e 65 yeni adliye personeli ataması gerçekleştirdik" diye konuştu.



Adalet Tunç: "750 günde bitecek dava 168 günde tamamlanacak, bölgeye dışarıdan bilirkişi atanabilecek"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Arnavutköy’de, ARKENT’le İmrahor’da kentsel dönüşüm hızlanıyor İstanbul’un Arnavutköy ilçesinde kentsel dönüşüm çalışmaları kapsamında İmrahor Mahallesi’nde hayata geçirilecek proje için protokol imzaları atıldı. 1-7 Mart Deprem Haftası’nda gerçekleştirilen imza töreniyle birlikte mahallede güvenli ve modern yaşam alanlarının inşa edilmesi hedefleniyor. Arnavutköy Belediyesi iştiraki Arkent A.Ş. tarafından yürütülen İmrahor Mahallesi Kentsel Yenileme Projesi’nin protokol imza töreni Nuri Pakdil Kültür ve Sanat Merkezi’nde düzenlendi. Programa Arnavutköy Belediye Başkanı Mustafa Candaroğlu, Arkent A.Ş. Genel Müdürü Fatih Çetindere ve hak sahipleri katıldı. İmrahor’da 119 bağımsız bölüm yapılacak İmzalanan protokol kapsamında İmrahor Mahallesi’nde bulunan 10367 ada 1 parselde önemli bir proje hayata geçirilecek. Toplam 8 bin 213 metrekare arsa alanı üzerinde yükselecek projede 17 bin 186 metrekare inşaat alanı bulunacak. Proje kapsamında 119 bağımsız bölüm inşa edilerek mahalleye güvenli ve modern yaşam alanları kazandırılacak. "Deprem değil, tedbirsizlik öldürür" Törende konuşan Arnavutköy Belediye Başkanı Mustafa Candaroğlu, Türkiye’nin deprem gerçeğiyle yaşadığını belirterek, "Bugün 1-7 Mart Deprem Haftası. Depremi en acı şekilde yaşayan toplumlardan biriyiz. Kısa süre önce Kahramanmaraş merkezli depremleri yaşadık. Ben yüksek mimar bir kardeşiniz olarak o depremde ikinci gün Hatay’ın Kırıkhan ilçesine gittim. Enkazdan hayatını kaybeden vatandaşlarımızı çıkardık, yardım çalışmalarına katıldık. Orada gördüğümüz şey şuydu: Deprem öldürmez, tedbirsizlik öldürür. Evlerimizi ve iş yerlerimizi yenileyerek depreme hazırlıklı olmak zorundayız" şeklinde konuştu. Kentsel dönüşümün hem can güvenliği hem de şehirlerin geleceği için önemli olduğunu ifade eden Candaroğlu, "Arnavutköy Belediyesi olarak yaklaşık bir buçuk yıl önce Arkent şirketimizi kurduk. Amacımız vatandaşlarımız ile müteahhitler, kurumlar ve kamu arasında köprü olmaktı. Bugün hamdolsun vatandaşlarımızın desteğiyle çığ gibi büyüyen bir süreç var. Yaklaşık 10 adada maliklerle yüzde yüz anlaşma sağladık. Hiçbir adada pay satışına gitmeden bu süreci yürütüyoruz" diye konuştu. Arnavutköy genelinde 13 adada bin 222 bağımsız bölüm Arnavutköy’de yürütülen kentsel yenileme çalışmalarının yalnızca İmrahor ile sınırlı olmadığını belirten Başkan Candaroğlu, "Bu proje mahallemize değer katacak. Hemşehrilerimize güvenli ve modern yaşam alanları sunacak ve geriden gelen vatandaşlarımıza da örnek olacak. İmrahor Mahallesi’nde sözleşmesini imzaladığımız 10 yapı adasında yaklaşık 763 konut ve 185 ticari bağımsız bölüm olmak üzere toplam 948 bağımsız bölüm üretimine başlanmış durumda. Bunun yanı sıra Haraççı Mahallesi’nde belediyemize ait alanlarda 3 yapı adasında yaklaşık 256 konut ve 18 ticari bağımsız bölüm planlanıyor. Böylece iki mahallede toplam 13 yapı adasında 1.019 konut ve 203 ticari alan olmak üzere toplam bin 222 bağımsız bölümü Arnavutköy’e kazandıracağız" dedi. "Vatandaş talebi her geçen gün artıyor" Projenin her geçen gün vatandaşların ilgisini çektiğini söyleyen Arkent A.Ş. Genel Müdürü Fatih Çetindere, "Bu çalışmalara öncelikle belediyemize ait arsalar üzerinde örnek projeler geliştirerek başladık. Bakanlık protokolü kapsamında ruhsat süreçleri yürütüldü. Daha sonra vatandaşlarla anlaşmalar yaptık. Yapılan projeleri ve inşaatların hızını gören vatandaşlarımızın talepleri arttı. Şu anda sürekli olarak ofisimize başvurular geliyor. Talep gelen bölgelerde çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bugün imzasını attığımız ada da talep gelen yerlerden biri" diye konuştu. "Van depremini yaşadım, dönüşüm önemli" Projede yer alan hak sahiplerinden Ahmet Çok ise geçmişte hissedarlar arasında mahkeme süreçleri yaşandığını ancak sürecin anlaşmayla sonuçlandığını belirterek, "Hisseler nedeniyle bir süredir mahkeme süreçleri vardı. Ancak çoğunluk sağlanınca dava geri çekildi. Bugün de imza töreni için bir araya geldik. Ben Van depreminde bulunmuş bir insanım. Depremi birebir yaşayan biriyim. Allah kimseye yaşatmasın. Bu yüzden bu tür dönüşümler çok önemli. Kendi dönüşümümüzün yapılması bizim için çok değerli" dedi. "Arnavutköy’e yeni bir vizyon kazandıracak" Projenin Arnavutköy için önemli bir adım olduğunu söyleyen hak sahiplerinden Mustafa Ateşoğlu ise, "Başkanımızın ve Arkent yönetiminin vizyonuyla ortaya çıkan bu proje bizim için çok değerli ve anlamlı. Arnavutköy’e yeni bir vizyon kazandıracak, yeni bir yol haritası oluşturacak bir çalışma. Böyle bir projenin parçası olduğumuz için memnunuz. Arnavutköy Belediyesi başta olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. Program, protokol imzalarının atılması ve hak sahipleriyle yapılan görüşmelerin ardından sona erdi.
Eskişehir Kalp hastalarının oruç tutarken dikkat etmesi gerekenler Acıbadem Eskişehir Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Kaplangöray, Ramazan ayında kalp hastalarının oruç kararı almadan önce mutlaka doktorlarına danışmaları gerektiğini belirterek, "Her kalp hastası için tek tip bir kural yok. Karar hastalığın tipi ve hastanın klinik durumuna göre verilmelidir" dedi. Ramazan ayının hem manevi hem de fiziksel disiplin gerektiren özel bir dönem olduğunu ifade eden Doç. Dr. Mustafa Kaplangöray, kalp-damar hastalıklarının geniş bir yelpazeye sahip olduğunu ve bu nedenle genel bir ’yasak’ ya da ’serbest’ yaklaşımının doğru olmadığını vurguladı. Uygun şartlarda ve hekim kontrolünde birçok kalp hastasının oruç tutabileceğini belirten Doç. Dr. Kaplangöray, özellikle tansiyonu ilaçla kontrol altında olan ve klinik olarak stabil seyreden hastaların dikkatli bir planlamayla bu süreci geçirebileceğini söyledi. Ancak bazı hasta gruplarında orucun risk oluşturabileceğine dikkat çeken Kaplangöray, "İleri evre kalp yetersizliği olanlar, son 6 ay içinde kalp krizi geçirenler, yeni stent veya bypass operasyonu yapılanlar, kontrolsüz hipertansiyonu bulunanlar ve ciddi ritim bozukluğu yaşayan hastalar doktorlarına danışmadan oruç tutmamalıdır" diyerek uyarıda bulundu. "İlaç düzeni mutlaka yeniden planlanmalı" Ramazan ayında en sık yapılan hatanın ilaç saatlerini rastgele değiştirmek olduğunu belirten Doç. Dr. Kaplangöray, bunun ciddi sonuçlar doğurabileceğini belirterek, "Oruç sürecinde ilaç saatleri mutlaka yeniden planlanmalıdır. Özellikle kan sulandırıcı kullanan hastalarda düzensiz kullanım pıhtı riskini artırabilir. Atriyal fibrilasyon, mekanik kapak ya da stent sonrası tedavi gören hastalar Ramazan öncesinde kardiyoloji kontrolünden geçmelidir" ifadelerini kullandı. Kalp hastaları için Ramazan önerileri Doç. Dr. Kaplangöray, oruç tutabilen kalp hastaları için şu önerileri paylaştı: "İftar, ara öğün ve sahur şeklinde üç öğün düzeni oluşturulmalı, lifli sebzeler, baklagiller, tam tahıllar ve protein ağırlıklı besinler tercih edilmeli. Aşırı yağlı, tuzlu ve şekerli yiyeceklerden kaçınılmalı. Sahura mutlaka kalkılmalı ve iftar ile sahur arasında yeterli su tüketilmeli." "Oruç kararı kişiye özeldir" Bireysel değerlendirme ile karar verilmesi gerektiğini vurgulayan Kaplangöray, "Ramazan ölçü ve denge ayıdır. Bu denge korunursa hem manevi hem de bedensel kazanç sağlanabilir. Ancak kalp sağlığı riske atılmamalıdır" dedi.
Ankara Pervin Buldan: "Bayram sonrası Adalet Komisyonu’nda yasa görüşmeleri başlayacak" DEM Parti İmralı heyeti üyesi Pervin Buldan, "Bayram sonrası Adalet Komisyonu’nda yasa görüşmeleri başlayacak. Adalet Komisyonu’nda görüşüldükten sonra da Genel Kurula gelir zaten" dedi. DEM Parti İmralı heyeti üyeleri Pervin Buldan ve Mithat Sancar, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ile Adalet Bakanı Akın Gürlek’e gerçekleştirdikleri ziyaretin ardından görüşmelere dair açıklamalarda bulundu. İki görüşmenin de önemli olduğunu belirten Buldan, "Yargıya güven meselesinde önemli bir görev üstlenen Adalet Bakanı Akın Gürlek’in bu dönemki bakanlık sürecinde kendisinden büyük bir beklenti içerisinde olduğumuzu kendisine bildirdik. Bu bir başlangıç olsun diye temenni ediyoruz. Bir güven tazeleme olsun Adalet Bakanlığı açısından. Çünkü gerçekten toplumun yüzünün en fazla dönük olduğu bir bakanlık. Birçok beklentinin olduğu, yine Anayasa Mahkemesi kararlarının son zamanlarda uygulanmadığı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanmadığı bir dönemde kendisi yeni bakanlığa geldi. Toplumun bu konuda büyük bir beklentisi var. İçişleri Bakanı Sayın Mustafa Çiftçi’nin de aynı şekilde son dönemlerde atanan kayyumlarla ilgili toplumun büyük bir beklentisi var. Bu konuları her iki bakanla da açık açık görüştük. Çok olumlu, çok verimli bir görüşme olduğunun altını önemle çizmek isterim. Şundan gerçekten umutluyum; her iki bakan da bu dönemde kendi üzerlerine düşen görev ve sorumluluğu en iyi şekilde yerine getirecekler izlenimini aldık diyebilirim. Hepimizin yolu açık olsun" şeklinde konuştu. "Bayram sonrası Adalet Komisyonu’nda yasa görüşmeleri başlayacak" Komisyon raporu baz alınarak hazırlanacak yasanın bayramdan sonra komisyonda görüşülmeye başlanacağını söyleyen Buldan, "Bir an önce meselenin tamamlanması için yasanın Adalet Komisyonu’na gitmesi konusundaki görüşümüzü ilettik. Onlar da bu yönlü bir hazırlık içerisinde olduklarını zaten ifade ettiler. Büyük bir ihtimal bayram sonrası hemen Adalet Komisyonu’nda yasa görüşmeleri başlayacak. Adalet Komisyonu’nda görüşüldükten sonra da Genel Kurula gelir zaten" dedi. "Adalet Bakanlığı hem hazırlık aşamasında hem de yasalar Meclisten çıktıktan sonra uygulama aşamasında önemli bir fonksiyon üstleniyor" Sancar ise yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: "Kendilerine hem hayırlı olsun demek için bu ziyaretleri gerçekleştirdik hem de süreçle ilgili ve toplumdaki hukuk devleti, adalet, demokrasi konusunda mevcut beklentileri aktardık. Sürecin temeli, hedefi barıştır. Barışın da şartı adalettir. Kalıcı barış için toplumun tümünü ayrımsız kapsayan bir adalete ihtiyaç var. Adalet Bakanlığı hem hazırlık aşamasında hem de yasalar Meclisten çıktıktan sonra uygulama aşamasında önemli bir fonksiyon üstleniyor. Bunun ne kadar acil ihtiyaçlar içerdiğini kamuoyuna da söylüyoruz, bakanlara da ilettik. Adalet ülkenin temeli, barışın temeli, demokrasinin de vazgeçilmez şartıdır diyerek görüşmeyi özetleyebiliriz." "Kayyum uygulaması anayasaya aykırıdır" İçişleri Bakanlığı tarafından Mardin Büyükşehir Belediyesi bünyesinde yürütülen kayyum görev süresinin 2 ay daha uzatılmasına değinen Sancar, "Kayyum uygulaması anayasaya aykırıdır. Daha önce olağanüstü hal döneminde çıkarılan kararnameye dayanıyor. O kararname kanunlaştı ama anayasaya aykırı. Umuyoruz ve bekliyoruz ki en kısa zamanda bu yanlış düzeltilir, bu hukuksuzluk giderilir" ifadelerini kullandı.
İstanbul CHP’li Tekin’den "uyuşturucu ve kayıp çocuklar" uyarısı Mahkeme kararıyla Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul İl Başkanlığı görevine getirilen Gürsel Tekin, "Uyuşturucu bağımlısı sayısı Türkiye açısından, 86 milyonluk bir ülkede bu sayı korkutucu bir sayı. Dehşet bir sayı. Milyonlarca uyuşturucu bağımlısı çocuklarımız var. Bu çocuklarımız bugün önlenemezse, bugün rehabilite edilemezse, bugün devletin, milletin eli bunların üstünde olmazsa şuna emin olun 3 yıl sonra burada başka bir hikaye konuşacağız" dedi. Tekin, CHP İstanbul İl Başkanlığı’nda dernek temsilcileriyle bir araya geldi. İstişare toplantısının ardından gazetecilerin karşısına geçen Gürsel Tekin, değerlendirmelerde bulundu. "Bu meseleleri ciddiye alabilseydik dün bir öğretmenimizi kaybetmemiş olacaktık" Tekin, uyuşturucu nedeniyle hiçbir ailenin huzurunun olmadığını savunarak, "Türkiye coğrafyasında, 2020’nin öncesini baz alırsak 150 bin kayıp çocuğumuz vardı. Bu 150 bin kayıp çocuğun içinde kaçı bulundu, kaçı bulunmadı? Hangi gerekçelerle gitti, nereye gitti, kimlerin eline düştü? Ne yazık ki bu verileri göremediğimiz için ancak dernek başkanlarımız ya da çeşitli yönetici arkadaşlarımızla el yordamıyla bu çalışmaları götürmeye çalışıyoruz. 2011 yılından itibaren eğer bu meseleleri ciddiye alabilseydik dün bir öğretmenimizi kaybetmemiş olacaktık. Ne yazık ki dün bir öğretmenimiz, tarihimizde hiç rastlamadığımız bir olaydır, bir öğrencisi tarafından katledildi. Çoğuna baktığımızda, bu çocuklarımızın hikayeleri ya suça bulaşmışlar; biraz önceki o kayıp çocuklar dediğim ya suça bulaşmışlardır ya da çocuk yaşta işlere başlamıştır. İş cinayetlerinde 8 bin ile 10 bin çocuğumuzun maalesef hayatlarını kaybettiğini görüyoruz. Sadece ailenizde çocuğunuz bağımlı değil, çocuğunuzun oluşturmuş olduğu iklimde ailenin tamamı sorunlu. Hiçbir ailenin huzuru yok. Hiçbir anne evladının kötülüğünü istemez. Eğer bugün annelerin yüzde 70’i, 80’i çocuğunu ihbar edebilecek duruma gelmişse nasıl bir iklimle karşı karşıya kaldığını siz tahmin edin. Nedeni de şu; ’Acaba çocuğum tutuklanırsa bu maddeden uzaklaşır mı?’ arayışı içinde olunca ne yazık ki cezaevine girip çıkanın da apayrı olarak çıktığını, hiçbirisinin ne ailesine ne de bağımlılıktan koptuğunu görebiliyorsunuz. Başka bir şeye dönüyorlar" dedi. "Milyonlarca uyuşturucu bağımlısı çocuk var" Milyonlarca uyuşturucu bağımlısı çocuğun olduğunu iddia eden Tekin, "Uyuşturucu bağımlısı sayısı Türkiye açısından, 86 milyonluk bir ülkede bu sayı korkutucu bir sayı. Dehşet bir sayı. Milyonlarca uyuşturucu bağımlısı çocuğumuz var. Bu çocuklarımız bugün önlenemezse, bugün rehabilite edilemezse, bugün devletin, milletin eli bunların üstünde olmazsa şuna emin olun 3 yıl sonra burada başka bir hikaye konuşacağız. Hiçbirimizin can güvenliği, mal güvenliği olmaz. Eğer bir bağımlı annesinin kafasını kesebiliyorsa, çocuğunu feda edebiliyorsa, ailede 6-7 kişi insanları katledebiliyorsa durumun ne kadar vahim olduğunu ne olursunuz siz düşünün ve ona göre bir toplumsal muhalefet oluşturalım. Bu sadece ailelerin imkanlarıyla olacak bir şey değil. Şimdi görüyoruz, hemen hemen bütün mahallelerde hangi sorunların yaşandığını hep beraber görüyoruz. Onun için bugün bir araya geldik" diye konuştu. Toplantının ardından, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kapsamında kadın hakları ve kadın emeğinin önemine vurgu yapılan bir kutlama programı düzenlendi.
Elazığ Fırat Üniversitesi’nde 6 Şubat depremi, sergi ve konferansla ele alındı Fırat Üniversitesi’nde ‘Zamanın Kırıldığı An 6 Şubat’ grafik tasarım sergisi ve ‘Afet Dönemlerinde Dezenformasyon’ konferansı düzenlendi. Elazığ Fırat Üniversitesi’nde 1-7 Mart Deprem haftası nedeniyle çeşitli etkinlikler düzenleniyor. Bu çerçevede İletişim Fakültesi’nde Mersin Üniversitesi Öğr. Gör. Dr. Hacı Mehmet Acar tarafından ‘Zamanın Kırıldığı An 6 Şubat’ adlı grafik tasarım sergisi düzenlendi. Aynı zamanda Öğr. Gör. Dr. Gülten Acar tarafından deprem konusunda toplumsal farkındalığın artırılması amacıyla ‘Afet Dönemlerinde Dezenformasyon’ konferansı verildi. Önce sergiyi gezen öğrenciler ve akademisyenler ardından konferansı dinledi. Deprem döneminde yaşanan dezenformasyonlar hakkında öğrencilere deneyimlerini ve çalışmalarını aktaran Acar, daha sonra öğrencilerden gelen soruları cevapladı. Öğr. Gör. Dr. Hacı Mehmet Acar, "Ben Fırat Üniversitesi’nin çok eski bir öğrencisiyim. Ön lisans ile başladığım üniversitede doktora yaparak tamamlamıştım. Mersin Üniversitesi’nde görev yapıyorum ama burada olmaktan dolayı çok mutluyum. Sergimiz 6 Şubat depremlerini konu edinen bir grafik tasarım sergisi. Tipografiyi ön plana alan bir sergi, teknik olarak ise karışık olarak yapıldı. Serginin amacı, bilindiği üzere deprem ülkesiyiz. Depremle alakalı bir farkındalık oluşturmak, yaşadığımız acıları unutmamak ve bundan sonra benzer acıları yaşamamak adına, bu konuya dikkat çekmek istedim" dedi. Depremle yıllardır karşı karşıya olduklarını aktaran Fırat Üniversitesi Öğretim Görevlisi Recep Bağcı, "Yılların birikimi bizim neslin üzerinde geçiyor. Deprem haftası münasebetiyle düzenlenen programda emeği geçen hocalarımıza teşekkür ederim" ifadelerini kullandı. Afetlerde dezenformasyon konusuna olan ilgisini anlatan Mersin Üniversitesi akademisyeni Dr. Gülcan Acar, "Doktora tezimde, afet dönemlerinde habercilik gündem belirleme kuramına çalıştım. Dezenformasyon süreciyle ilgili olarak da Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının düzenlediği ‘Eğiticilerin eğitim’ programlarına katıldım. Dezenformasyon konusunda çeşitli eğitimler aldım. Deprem konusu da dezenformasyonun çok yaygın olduğu bir alan olduğu için bu konuda bir farkındalık oluşturulması gerektiğini düşündüğüm için sizlerle bir araya geldim" sözlerini kullandı.