POLİTİKA - 17 Kasım 2023 Cuma 16:45

Bakan Tunç: "40 günden bu yana Filistin’de bir insanlık suçu işleniyor"

A
A
A
Bakan Tunç: "40 günden bu yana Filistin’de bir insanlık suçu işleniyor"

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, AK Parti Kilis Teşkilatı bir araya geldiği programda, Gazze ve Filistin’deki İsrail zulmüne tepki göstererek, "40 günden bu yana Filistin’de bir insanlık suçu işleniyor. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Filistinli kardeşlerimizin destekçisi olmaya devam edeceğiz" dedi.


Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, çeşitli programlara katılmak ve temaslarda bulunmak üzere bulunduğu Kilis’te AK Parti Teşkilatı ile buluştu. Tunç, AK Parti Kilis İl Başkanlığında düzenlenen programda önemli açıklamalarda bulundu.



"AK Parti bir millet hareketi"


Partililerle buluşmasında AK Parti’nin millet için neden önemli olduğuna dair konuşan Bakan Tunç, "AK Parti il başkanımızın da ifade ettiği gibi AK Parti bir millet hareketi. AK Partimiz 2001 yılında kurulduğunda bir masa etrafında toplanan birkaç kişinin siyaset mühendisliği neticesinde kurulmuş bir partideyiz. Recep Tayyip Erdoğan ve arkadaşlarının hadi bir parti kuralım millete gidelim, oy isteyelim şeklinde kurulmuş bir parti değil. AK Parti milletin adeta zorlamasıyla hadi Erdoğan sen bir parti kur da şu parlamenter sistemin 90’lı yılların sıkıntılarından bu ülkeyi sen kurtarırsın, bu problemleri sen çözersin, bu demokrasi standartlarını sen yükseltirsin, temel hak ve özgürlükleri sen genişletirsin, bu ülkeyi sen kalkındırırsın, bu ülkeye adaleti sen getirirsin düşüncesiyle milletin talebiyle kurulmuş bir parti ve milletin kalemiyle kurulan bu partide kurulduğundan 14 ay gibi kısa bir süre sonra tek başına iktidara geldi. Millet kendi kurduğu partiyi hemen kısa süre içerisinde tek başına iktidara getirdi ve 21 yıldan bu yana da şimdi artık 22 yıla geçiyoruz. 22 yıldan bu yana iktidardan düşürmedi. Neden düşürmedi, neden AK Parti’den, neden Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dan bu millet vazgeçmedi? Onun önüne konulan engellerin aşılması noktasında milletimiz büyük bir mücadele verdi. Bu istikrar hamlesinin, bu kalkınma hamlesinin kesintiye uğramaması için milletimiz gerçekten hem her önüne konulan sandıkta hem de önüne konulan her engelde AK Partinin Cumhurbaşkanımızın önünü açtı ve açmaya da devam ediyor. Neden vazgeçmiyor? Çünkü 21 yılda, 22 yılda ülkemizin her alanda, 81 vilayetinin her bir köşesinde AK Parti’nin eserleri var. Cumhurbaşkanımızın hepimizin teşkilatımızın eserleri var. Nereden nereye geldiğimiz ortada. Her alanda insanımızı güçlendirmek için çalıştık ve çalışmaya devam ediyoruz. Biz hep önce insan dedik, insanı yücelt ki, devlet yücelsin, insanı yaşat ki devlet yaşasın. Bunu biz parti programımıza ilk cümlelerine koyduk ama hep uygulamalarımızda insanı öne aldık, insanı güçlendirmek için çalıştık. Eğitimden sağlığa, sosyal politikalardan bütün diğer alanlara varıncaya kadar her alanda güçlü insan dedik. Güçlü insan, güçlü aileyi oluştursun, güçlü aile, güçlü toplumu oluştursun dedik ve bundan sonra da inşallah insanımızı güçlendirme, onun refahını arttırmaya onun yaşadığı şehirleri daha müreffeh hale getirmeye çalışacağız inşallah. İstikrarlı kalkınma hamlelerinden vazgeçmeden yolumuza devam edeceğiz. Enerjide bağımsız savunma sanayinde tam bağımsız güçlü bir Türkiye" ifadelerine yer verdi.



"40 günden bu yana Filistin’de bir insanlık suçu işleniyor"


Konuşmasında, Gazze’de ve Filistin’de yaşanan İsrail zulmüne tepki gösteren Bakan Tunç, "İşte şu içinde bulunduğumuz ortamda güçlü Türkiye’ye ne kadar çok ihtiyaç olduğunu hepimiz görüyoruz değil mi? Dünyada adaleti savunmaya devam edeceğiz, hakkaniyeti savunmaya devam edeceğiz. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde mazlumun yanında olacağız. Hep hakkaniyetin yanında olacağız. Hep dünyada barışı, huzuru, adaleti savunmaya devam edeceğiz işte. Bugün Filistin’de görüyorsunuz. 40 günden bu yana Filistin’de bir insanlık suçu işleniyor. Gazze’de katliam var, çocuklar katlediliyor, 12 bin Filistinli şehit edildi, bunun 5 bine yakını çocuklardan oluşuyor. Bunun bine yakını bir yaşın altındaki bebekler, maalesef küvözdeki bebekler, insanlığın önünde can veriyor ve şehit edilenlerin yüzde 70’i de kadın ve çocuklardan oluşuyor. Maalesef mazlumların masum sivillerin üzerine bombalar yardırılıyor. Uluslararası sistem o devletler o büyük dediğimiz devletlerin devlet başkanları, hükümet başkanları mazlumun yanında değil, masumun yanında değil, o bombaları atanların yanında saf tutuyor maalesef. İşte Cumhurbaşkanımız dünya 5’ten büyüktür derken bu günlere bu sorunlara işaret ediyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin huzuruna getirilen ateşkes önergeleri, bir üyenin vetosuyla reddedildi. Dünya savaşına devam diyor. Böyle bir düzen olabilir mi? İnsani yardım önergeleri bile reddedilmişti. Birleşmiş Milletler Güvenlik Genel Kurulunda 121 ülke ateşkes olsun diyor. 14 ülke ateşkes olmasın, savaş olsun diyor. İşte biz buna itiraz ediyoruz. Hiçbir yaptırımı olmayan bir genel kurul kararı, birleşmiş milletlerin diğer kuruluşları da var. Uluslararası hukukun diğer kuruluşları da var. Maalesef uluslararası sistemin insanlığın sorunlarına cevap vermediğini hep beraber şu Filistin meselesinde de görmüş oluyoruz. İşte o nedenle biz dünya 5’ten büyüktür demeye devam edeceğiz. Dünyada hakkaniyeti, adaleti savunmaya devam edeceğiz. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Filistinli kardeşlerimizin destekçisi olmaya devam edeceğiz. Cumhurbaşkanımız gerek İslam İşbirliği Teşkilatı toplantılarında gerek Türk Devletleri Teşkilatı toplantılarında, Astana’da ve Riyad’daki toplantılarda güçlü bir şekilde ve en son grup toplantısında da mesajlarını bütün dünyaya verdi ve orada akan kanın durması noktasındaki mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz. İnşallah akan kan bir an önce durur ama sonrasında ve orada o savaş suçunu işleyenler soykırım yapanlar, bebekleri, çocukları katledenler, insanlık huzurunda Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde soykırım suçundan elbet bir gün yargılanacaklar ve insanlık da bunu görecek. Kardeşlerimize Allah’tan rahmet diliyorum, saldırganları da tekrar lanetliyorum, şiddetle kınıyorum" dedi.



"Vesayetçi, darbeci anlayışı milletimizin desteğiyle kırmayı başardık"


21 yıllık AK Parti iktidarında vesayetçi anlayışla da mücadele ettiklerini söyleyen Bakan Tunç, "Türkiye olarak dış politikada Türkiye eksenini oluşturarak artık Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında Türkiye inşası yolunda hız kesmeden devam edeceğiz. Türkiye’nin demokrasisini demokratik standartları 21 yılda yükselttik, yükseltmeye devam edeceğiz. Temel hak ve özgürlüklerin önündeki engelleri kaldırdık. Engel koymak isteyenlerle yine mücadelemize devam edeceğiz. Geçtiğimiz bu iktidardaki 21 yıllık geçen süre içerisinde milletimize hizmet yolunda icraat üstüne icraat yaparken, dünya projeleriyle milletimizi tanıştırırken vesayetçi darbeci anlayışını da hep direnişiyle karşı karşıya kaldık. Ama bu direnişleri milletimizin desteğiyle kırmayı başardık, işte gezi olaylarında sokaklara ateşe vermek isteyenler başarılı olamadılar ve ardından 17-25 yargı ve emniyet darbesiyle hükümeti değiştirmek isteyenler başarılı olamadılar. Ardından terörü azdırmak isteyenler, ardından 15 Temmuz hain FETÖ darbe kalkışmasıyla bu ülkenin kutlu yürüyüşünü durduracaklarını zanneden hainler başarılı olamadılar. Hepsi milletimizin desteği ile oldu. Biz milletimizin bu desteğini şükran boşluyoruz. Biz millete borcumuz var. Bu borcu yerine getirmek için gece gündüz çalışmaya devam edeceğiz inşallah. Hep beraber bunu yapacağız. Teşkilatlarımızla, kabinemizle, meclis grubumuzla, cumhur ittifakıyla hep beraber milletimizin emrinde Türkiye’yi daha güçlü yapmak, Türkiye yüzyılının inşasını çocuklarımızın, gençlerimizin huzurlu bir Türkiye’de yaşayabilmesi noktasındaki çalışmalarımızı tavizsiz sürdürmeye devam edeceğiz inşallah" ifadelerini kullandı.



Bakan Tunç: "40 günden bu yana Filistin’de bir insanlık suçu işleniyor"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Arnavutköy’de, ARKENT’le İmrahor’da kentsel dönüşüm hızlanıyor İstanbul’un Arnavutköy ilçesinde kentsel dönüşüm çalışmaları kapsamında İmrahor Mahallesi’nde hayata geçirilecek proje için protokol imzaları atıldı. 1-7 Mart Deprem Haftası’nda gerçekleştirilen imza töreniyle birlikte mahallede güvenli ve modern yaşam alanlarının inşa edilmesi hedefleniyor. Arnavutköy Belediyesi iştiraki Arkent A.Ş. tarafından yürütülen İmrahor Mahallesi Kentsel Yenileme Projesi’nin protokol imza töreni Nuri Pakdil Kültür ve Sanat Merkezi’nde düzenlendi. Programa Arnavutköy Belediye Başkanı Mustafa Candaroğlu, Arkent A.Ş. Genel Müdürü Fatih Çetindere ve hak sahipleri katıldı. İmrahor’da 119 bağımsız bölüm yapılacak İmzalanan protokol kapsamında İmrahor Mahallesi’nde bulunan 10367 ada 1 parselde önemli bir proje hayata geçirilecek. Toplam 8 bin 213 metrekare arsa alanı üzerinde yükselecek projede 17 bin 186 metrekare inşaat alanı bulunacak. Proje kapsamında 119 bağımsız bölüm inşa edilerek mahalleye güvenli ve modern yaşam alanları kazandırılacak. "Deprem değil, tedbirsizlik öldürür" Törende konuşan Arnavutköy Belediye Başkanı Mustafa Candaroğlu, Türkiye’nin deprem gerçeğiyle yaşadığını belirterek, "Bugün 1-7 Mart Deprem Haftası. Depremi en acı şekilde yaşayan toplumlardan biriyiz. Kısa süre önce Kahramanmaraş merkezli depremleri yaşadık. Ben yüksek mimar bir kardeşiniz olarak o depremde ikinci gün Hatay’ın Kırıkhan ilçesine gittim. Enkazdan hayatını kaybeden vatandaşlarımızı çıkardık, yardım çalışmalarına katıldık. Orada gördüğümüz şey şuydu: Deprem öldürmez, tedbirsizlik öldürür. Evlerimizi ve iş yerlerimizi yenileyerek depreme hazırlıklı olmak zorundayız" şeklinde konuştu. Kentsel dönüşümün hem can güvenliği hem de şehirlerin geleceği için önemli olduğunu ifade eden Candaroğlu, "Arnavutköy Belediyesi olarak yaklaşık bir buçuk yıl önce Arkent şirketimizi kurduk. Amacımız vatandaşlarımız ile müteahhitler, kurumlar ve kamu arasında köprü olmaktı. Bugün hamdolsun vatandaşlarımızın desteğiyle çığ gibi büyüyen bir süreç var. Yaklaşık 10 adada maliklerle yüzde yüz anlaşma sağladık. Hiçbir adada pay satışına gitmeden bu süreci yürütüyoruz" diye konuştu. Arnavutköy genelinde 13 adada bin 222 bağımsız bölüm Arnavutköy’de yürütülen kentsel yenileme çalışmalarının yalnızca İmrahor ile sınırlı olmadığını belirten Başkan Candaroğlu, "Bu proje mahallemize değer katacak. Hemşehrilerimize güvenli ve modern yaşam alanları sunacak ve geriden gelen vatandaşlarımıza da örnek olacak. İmrahor Mahallesi’nde sözleşmesini imzaladığımız 10 yapı adasında yaklaşık 763 konut ve 185 ticari bağımsız bölüm olmak üzere toplam 948 bağımsız bölüm üretimine başlanmış durumda. Bunun yanı sıra Haraççı Mahallesi’nde belediyemize ait alanlarda 3 yapı adasında yaklaşık 256 konut ve 18 ticari bağımsız bölüm planlanıyor. Böylece iki mahallede toplam 13 yapı adasında 1.019 konut ve 203 ticari alan olmak üzere toplam bin 222 bağımsız bölümü Arnavutköy’e kazandıracağız" dedi. "Vatandaş talebi her geçen gün artıyor" Projenin her geçen gün vatandaşların ilgisini çektiğini söyleyen Arkent A.Ş. Genel Müdürü Fatih Çetindere, "Bu çalışmalara öncelikle belediyemize ait arsalar üzerinde örnek projeler geliştirerek başladık. Bakanlık protokolü kapsamında ruhsat süreçleri yürütüldü. Daha sonra vatandaşlarla anlaşmalar yaptık. Yapılan projeleri ve inşaatların hızını gören vatandaşlarımızın talepleri arttı. Şu anda sürekli olarak ofisimize başvurular geliyor. Talep gelen bölgelerde çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bugün imzasını attığımız ada da talep gelen yerlerden biri" diye konuştu. "Van depremini yaşadım, dönüşüm önemli" Projede yer alan hak sahiplerinden Ahmet Çok ise geçmişte hissedarlar arasında mahkeme süreçleri yaşandığını ancak sürecin anlaşmayla sonuçlandığını belirterek, "Hisseler nedeniyle bir süredir mahkeme süreçleri vardı. Ancak çoğunluk sağlanınca dava geri çekildi. Bugün de imza töreni için bir araya geldik. Ben Van depreminde bulunmuş bir insanım. Depremi birebir yaşayan biriyim. Allah kimseye yaşatmasın. Bu yüzden bu tür dönüşümler çok önemli. Kendi dönüşümümüzün yapılması bizim için çok değerli" dedi. "Arnavutköy’e yeni bir vizyon kazandıracak" Projenin Arnavutköy için önemli bir adım olduğunu söyleyen hak sahiplerinden Mustafa Ateşoğlu ise, "Başkanımızın ve Arkent yönetiminin vizyonuyla ortaya çıkan bu proje bizim için çok değerli ve anlamlı. Arnavutköy’e yeni bir vizyon kazandıracak, yeni bir yol haritası oluşturacak bir çalışma. Böyle bir projenin parçası olduğumuz için memnunuz. Arnavutköy Belediyesi başta olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. Program, protokol imzalarının atılması ve hak sahipleriyle yapılan görüşmelerin ardından sona erdi.
Eskişehir Kalp hastalarının oruç tutarken dikkat etmesi gerekenler Acıbadem Eskişehir Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Kaplangöray, Ramazan ayında kalp hastalarının oruç kararı almadan önce mutlaka doktorlarına danışmaları gerektiğini belirterek, "Her kalp hastası için tek tip bir kural yok. Karar hastalığın tipi ve hastanın klinik durumuna göre verilmelidir" dedi. Ramazan ayının hem manevi hem de fiziksel disiplin gerektiren özel bir dönem olduğunu ifade eden Doç. Dr. Mustafa Kaplangöray, kalp-damar hastalıklarının geniş bir yelpazeye sahip olduğunu ve bu nedenle genel bir ’yasak’ ya da ’serbest’ yaklaşımının doğru olmadığını vurguladı. Uygun şartlarda ve hekim kontrolünde birçok kalp hastasının oruç tutabileceğini belirten Doç. Dr. Kaplangöray, özellikle tansiyonu ilaçla kontrol altında olan ve klinik olarak stabil seyreden hastaların dikkatli bir planlamayla bu süreci geçirebileceğini söyledi. Ancak bazı hasta gruplarında orucun risk oluşturabileceğine dikkat çeken Kaplangöray, "İleri evre kalp yetersizliği olanlar, son 6 ay içinde kalp krizi geçirenler, yeni stent veya bypass operasyonu yapılanlar, kontrolsüz hipertansiyonu bulunanlar ve ciddi ritim bozukluğu yaşayan hastalar doktorlarına danışmadan oruç tutmamalıdır" diyerek uyarıda bulundu. "İlaç düzeni mutlaka yeniden planlanmalı" Ramazan ayında en sık yapılan hatanın ilaç saatlerini rastgele değiştirmek olduğunu belirten Doç. Dr. Kaplangöray, bunun ciddi sonuçlar doğurabileceğini belirterek, "Oruç sürecinde ilaç saatleri mutlaka yeniden planlanmalıdır. Özellikle kan sulandırıcı kullanan hastalarda düzensiz kullanım pıhtı riskini artırabilir. Atriyal fibrilasyon, mekanik kapak ya da stent sonrası tedavi gören hastalar Ramazan öncesinde kardiyoloji kontrolünden geçmelidir" ifadelerini kullandı. Kalp hastaları için Ramazan önerileri Doç. Dr. Kaplangöray, oruç tutabilen kalp hastaları için şu önerileri paylaştı: "İftar, ara öğün ve sahur şeklinde üç öğün düzeni oluşturulmalı, lifli sebzeler, baklagiller, tam tahıllar ve protein ağırlıklı besinler tercih edilmeli. Aşırı yağlı, tuzlu ve şekerli yiyeceklerden kaçınılmalı. Sahura mutlaka kalkılmalı ve iftar ile sahur arasında yeterli su tüketilmeli." "Oruç kararı kişiye özeldir" Bireysel değerlendirme ile karar verilmesi gerektiğini vurgulayan Kaplangöray, "Ramazan ölçü ve denge ayıdır. Bu denge korunursa hem manevi hem de bedensel kazanç sağlanabilir. Ancak kalp sağlığı riske atılmamalıdır" dedi.
Ankara Pervin Buldan: "Bayram sonrası Adalet Komisyonu’nda yasa görüşmeleri başlayacak" DEM Parti İmralı heyeti üyesi Pervin Buldan, "Bayram sonrası Adalet Komisyonu’nda yasa görüşmeleri başlayacak. Adalet Komisyonu’nda görüşüldükten sonra da Genel Kurula gelir zaten" dedi. DEM Parti İmralı heyeti üyeleri Pervin Buldan ve Mithat Sancar, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ile Adalet Bakanı Akın Gürlek’e gerçekleştirdikleri ziyaretin ardından görüşmelere dair açıklamalarda bulundu. İki görüşmenin de önemli olduğunu belirten Buldan, "Yargıya güven meselesinde önemli bir görev üstlenen Adalet Bakanı Akın Gürlek’in bu dönemki bakanlık sürecinde kendisinden büyük bir beklenti içerisinde olduğumuzu kendisine bildirdik. Bu bir başlangıç olsun diye temenni ediyoruz. Bir güven tazeleme olsun Adalet Bakanlığı açısından. Çünkü gerçekten toplumun yüzünün en fazla dönük olduğu bir bakanlık. Birçok beklentinin olduğu, yine Anayasa Mahkemesi kararlarının son zamanlarda uygulanmadığı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanmadığı bir dönemde kendisi yeni bakanlığa geldi. Toplumun bu konuda büyük bir beklentisi var. İçişleri Bakanı Sayın Mustafa Çiftçi’nin de aynı şekilde son dönemlerde atanan kayyumlarla ilgili toplumun büyük bir beklentisi var. Bu konuları her iki bakanla da açık açık görüştük. Çok olumlu, çok verimli bir görüşme olduğunun altını önemle çizmek isterim. Şundan gerçekten umutluyum; her iki bakan da bu dönemde kendi üzerlerine düşen görev ve sorumluluğu en iyi şekilde yerine getirecekler izlenimini aldık diyebilirim. Hepimizin yolu açık olsun" şeklinde konuştu. "Bayram sonrası Adalet Komisyonu’nda yasa görüşmeleri başlayacak" Komisyon raporu baz alınarak hazırlanacak yasanın bayramdan sonra komisyonda görüşülmeye başlanacağını söyleyen Buldan, "Bir an önce meselenin tamamlanması için yasanın Adalet Komisyonu’na gitmesi konusundaki görüşümüzü ilettik. Onlar da bu yönlü bir hazırlık içerisinde olduklarını zaten ifade ettiler. Büyük bir ihtimal bayram sonrası hemen Adalet Komisyonu’nda yasa görüşmeleri başlayacak. Adalet Komisyonu’nda görüşüldükten sonra da Genel Kurula gelir zaten" dedi. "Adalet Bakanlığı hem hazırlık aşamasında hem de yasalar Meclisten çıktıktan sonra uygulama aşamasında önemli bir fonksiyon üstleniyor" Sancar ise yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: "Kendilerine hem hayırlı olsun demek için bu ziyaretleri gerçekleştirdik hem de süreçle ilgili ve toplumdaki hukuk devleti, adalet, demokrasi konusunda mevcut beklentileri aktardık. Sürecin temeli, hedefi barıştır. Barışın da şartı adalettir. Kalıcı barış için toplumun tümünü ayrımsız kapsayan bir adalete ihtiyaç var. Adalet Bakanlığı hem hazırlık aşamasında hem de yasalar Meclisten çıktıktan sonra uygulama aşamasında önemli bir fonksiyon üstleniyor. Bunun ne kadar acil ihtiyaçlar içerdiğini kamuoyuna da söylüyoruz, bakanlara da ilettik. Adalet ülkenin temeli, barışın temeli, demokrasinin de vazgeçilmez şartıdır diyerek görüşmeyi özetleyebiliriz." "Kayyum uygulaması anayasaya aykırıdır" İçişleri Bakanlığı tarafından Mardin Büyükşehir Belediyesi bünyesinde yürütülen kayyum görev süresinin 2 ay daha uzatılmasına değinen Sancar, "Kayyum uygulaması anayasaya aykırıdır. Daha önce olağanüstü hal döneminde çıkarılan kararnameye dayanıyor. O kararname kanunlaştı ama anayasaya aykırı. Umuyoruz ve bekliyoruz ki en kısa zamanda bu yanlış düzeltilir, bu hukuksuzluk giderilir" ifadelerini kullandı.
İstanbul CHP’li Tekin’den "uyuşturucu ve kayıp çocuklar" uyarısı Mahkeme kararıyla Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul İl Başkanlığı görevine getirilen Gürsel Tekin, "Uyuşturucu bağımlısı sayısı Türkiye açısından, 86 milyonluk bir ülkede bu sayı korkutucu bir sayı. Dehşet bir sayı. Milyonlarca uyuşturucu bağımlısı çocuklarımız var. Bu çocuklarımız bugün önlenemezse, bugün rehabilite edilemezse, bugün devletin, milletin eli bunların üstünde olmazsa şuna emin olun 3 yıl sonra burada başka bir hikaye konuşacağız" dedi. Tekin, CHP İstanbul İl Başkanlığı’nda dernek temsilcileriyle bir araya geldi. İstişare toplantısının ardından gazetecilerin karşısına geçen Gürsel Tekin, değerlendirmelerde bulundu. "Bu meseleleri ciddiye alabilseydik dün bir öğretmenimizi kaybetmemiş olacaktık" Tekin, uyuşturucu nedeniyle hiçbir ailenin huzurunun olmadığını savunarak, "Türkiye coğrafyasında, 2020’nin öncesini baz alırsak 150 bin kayıp çocuğumuz vardı. Bu 150 bin kayıp çocuğun içinde kaçı bulundu, kaçı bulunmadı? Hangi gerekçelerle gitti, nereye gitti, kimlerin eline düştü? Ne yazık ki bu verileri göremediğimiz için ancak dernek başkanlarımız ya da çeşitli yönetici arkadaşlarımızla el yordamıyla bu çalışmaları götürmeye çalışıyoruz. 2011 yılından itibaren eğer bu meseleleri ciddiye alabilseydik dün bir öğretmenimizi kaybetmemiş olacaktık. Ne yazık ki dün bir öğretmenimiz, tarihimizde hiç rastlamadığımız bir olaydır, bir öğrencisi tarafından katledildi. Çoğuna baktığımızda, bu çocuklarımızın hikayeleri ya suça bulaşmışlar; biraz önceki o kayıp çocuklar dediğim ya suça bulaşmışlardır ya da çocuk yaşta işlere başlamıştır. İş cinayetlerinde 8 bin ile 10 bin çocuğumuzun maalesef hayatlarını kaybettiğini görüyoruz. Sadece ailenizde çocuğunuz bağımlı değil, çocuğunuzun oluşturmuş olduğu iklimde ailenin tamamı sorunlu. Hiçbir ailenin huzuru yok. Hiçbir anne evladının kötülüğünü istemez. Eğer bugün annelerin yüzde 70’i, 80’i çocuğunu ihbar edebilecek duruma gelmişse nasıl bir iklimle karşı karşıya kaldığını siz tahmin edin. Nedeni de şu; ’Acaba çocuğum tutuklanırsa bu maddeden uzaklaşır mı?’ arayışı içinde olunca ne yazık ki cezaevine girip çıkanın da apayrı olarak çıktığını, hiçbirisinin ne ailesine ne de bağımlılıktan koptuğunu görebiliyorsunuz. Başka bir şeye dönüyorlar" dedi. "Milyonlarca uyuşturucu bağımlısı çocuk var" Milyonlarca uyuşturucu bağımlısı çocuğun olduğunu iddia eden Tekin, "Uyuşturucu bağımlısı sayısı Türkiye açısından, 86 milyonluk bir ülkede bu sayı korkutucu bir sayı. Dehşet bir sayı. Milyonlarca uyuşturucu bağımlısı çocuğumuz var. Bu çocuklarımız bugün önlenemezse, bugün rehabilite edilemezse, bugün devletin, milletin eli bunların üstünde olmazsa şuna emin olun 3 yıl sonra burada başka bir hikaye konuşacağız. Hiçbirimizin can güvenliği, mal güvenliği olmaz. Eğer bir bağımlı annesinin kafasını kesebiliyorsa, çocuğunu feda edebiliyorsa, ailede 6-7 kişi insanları katledebiliyorsa durumun ne kadar vahim olduğunu ne olursunuz siz düşünün ve ona göre bir toplumsal muhalefet oluşturalım. Bu sadece ailelerin imkanlarıyla olacak bir şey değil. Şimdi görüyoruz, hemen hemen bütün mahallelerde hangi sorunların yaşandığını hep beraber görüyoruz. Onun için bugün bir araya geldik" diye konuştu. Toplantının ardından, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kapsamında kadın hakları ve kadın emeğinin önemine vurgu yapılan bir kutlama programı düzenlendi.
Elazığ Fırat Üniversitesi’nde 6 Şubat depremi, sergi ve konferansla ele alındı Fırat Üniversitesi’nde ‘Zamanın Kırıldığı An 6 Şubat’ grafik tasarım sergisi ve ‘Afet Dönemlerinde Dezenformasyon’ konferansı düzenlendi. Elazığ Fırat Üniversitesi’nde 1-7 Mart Deprem haftası nedeniyle çeşitli etkinlikler düzenleniyor. Bu çerçevede İletişim Fakültesi’nde Mersin Üniversitesi Öğr. Gör. Dr. Hacı Mehmet Acar tarafından ‘Zamanın Kırıldığı An 6 Şubat’ adlı grafik tasarım sergisi düzenlendi. Aynı zamanda Öğr. Gör. Dr. Gülten Acar tarafından deprem konusunda toplumsal farkındalığın artırılması amacıyla ‘Afet Dönemlerinde Dezenformasyon’ konferansı verildi. Önce sergiyi gezen öğrenciler ve akademisyenler ardından konferansı dinledi. Deprem döneminde yaşanan dezenformasyonlar hakkında öğrencilere deneyimlerini ve çalışmalarını aktaran Acar, daha sonra öğrencilerden gelen soruları cevapladı. Öğr. Gör. Dr. Hacı Mehmet Acar, "Ben Fırat Üniversitesi’nin çok eski bir öğrencisiyim. Ön lisans ile başladığım üniversitede doktora yaparak tamamlamıştım. Mersin Üniversitesi’nde görev yapıyorum ama burada olmaktan dolayı çok mutluyum. Sergimiz 6 Şubat depremlerini konu edinen bir grafik tasarım sergisi. Tipografiyi ön plana alan bir sergi, teknik olarak ise karışık olarak yapıldı. Serginin amacı, bilindiği üzere deprem ülkesiyiz. Depremle alakalı bir farkındalık oluşturmak, yaşadığımız acıları unutmamak ve bundan sonra benzer acıları yaşamamak adına, bu konuya dikkat çekmek istedim" dedi. Depremle yıllardır karşı karşıya olduklarını aktaran Fırat Üniversitesi Öğretim Görevlisi Recep Bağcı, "Yılların birikimi bizim neslin üzerinde geçiyor. Deprem haftası münasebetiyle düzenlenen programda emeği geçen hocalarımıza teşekkür ederim" ifadelerini kullandı. Afetlerde dezenformasyon konusuna olan ilgisini anlatan Mersin Üniversitesi akademisyeni Dr. Gülcan Acar, "Doktora tezimde, afet dönemlerinde habercilik gündem belirleme kuramına çalıştım. Dezenformasyon süreciyle ilgili olarak da Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının düzenlediği ‘Eğiticilerin eğitim’ programlarına katıldım. Dezenformasyon konusunda çeşitli eğitimler aldım. Deprem konusu da dezenformasyonun çok yaygın olduğu bir alan olduğu için bu konuda bir farkındalık oluşturulması gerektiğini düşündüğüm için sizlerle bir araya geldim" sözlerini kullandı.