ÇEVRE - 02 Ağustos 2025 Cumartesi 22:06

Türkiye-Suriye Doğal Gaz Boru Hattı açıldı

A
A
A

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, "Türkiye-Suriye dostluğunun enerji alanındaki nişanesi olan Türkiye-Suriye Doğal Gaz Boru Hattı’nın açılışını gerçekleştiriyoruz" dedi.

Bir dizi program ve açılış törenlerine katılmak üzere Kilis’te bulunan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Türkiye-Suriye Doğal Gaz Boru Hattı Açılış Töreni’ne katıldı. Törende konuşan Bakan Bayraktar, "Bugün, ensar şehrimiz Kilis’te tarihi bir ana şahitlik ediyoruz. Yıllardır büyük acılar çekmiş Suriyeli kardeşlerimizle bağlarımızı daha da güçlendiriyoruz. Türkiye-Suriye dostluğunun enerji alanındaki nişanesi olan Türkiye-Suriye Doğal Gaz Boru Hattı’nın açılışını gerçekleştiriyoruz. Türkiye Cumhuriyeti Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı olarak konuşmamın başında bu uluslararası projede birlikte çalıştığımız Suriye, Azerbaycan ve Katar’a şükranlarımı sunuyorum. Bu doğal gaz boru Hattının, ülkelerimize ve halklarımıza bereket ve refah bölgemize de huzur getirmesini temenni ediyorum. Suriye’de başlayan yeni dönem ile birlikte ülkemizde misafir ettiğimiz Suriyeli kardeşlerimizin vatanlarına gönüllü ve güvenli bir şekilde dönmesi büyük önem taşıyor. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın da bizlere talimatı, Suriye’de yaşamı tekrar normale döndürecek adımların bir an önce atılması oldu. Biz de Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı olarak en temel evrensel ihtiyaç olan elektrik tedariki için özellikle enerji altyapısı noktasında neler yapabileceğimizi ele aldık. Bakanlığımızdan iki farklı uzman heyeti Şam’a gönderdik. Heyetlerimiz çalışmalarını çok kısa bir süre içerisinde tamamladı. Kısa, orta ve uzun vadede neler yapabiliriz bunları belirledik. Türkiye olarak, 2017 yılından bu yana Afrin, İdlib gibi bölgelerin enerji arz güvenliğini sağlıyoruz. Elektriği halihazırda 8 ayrı noktadan Suriye’ye ihraç ediyoruz. İhracat kapasitemizi ilk etapta yüzde 25 daha sonra da ekleyeceğimiz yeni bağlantı hatlarıyla iki katından fazla artırmış olacağız. Çalışmalarımız tamamlandığında bağlantı kapasitemiz 861 MW’a ulaşacak ve Suriye’deki 1,6 milyon hanenin elektrik ihtiyacını karşılıyor olacağız" dedi.

"Birazdan gaz akışını başlatacak vanayı çevirecek ve Azerbaycan’dan gelen doğal gazı, Kilis üzerinden Suriye’ye vereceğiz"

Bakan Bayraktar, "Kahramanmaraş’ın Türkoğlu ilçesinden gelen 36 inç çapında yaklaşık 93 kilometre uzunluğundaki boru hattını Suriye’ye doğru devam ettirdik. İşte bu hat, bugün bu töreni düzenlediğimiz Türkiye-Suriye sınırında bulunan ve Kilis’in Yavuzlu Köyü’nde yer alan Yavuzlu Ölçüm İstasyonu’na kadar geldi. BOTAŞ hattın Suriye bölümünün alt yapısının hazırlanması ile ilgili olarak Suriye Gaz Şirketi SGC’yle birlikte çalıştı kendilerine her türlü teknik desteği verdi. Birazdan gaz akışını başlatacak vanayı çevirecek ve Azerbaycan’dan gelen doğal gazı, Kilis üzerinden Suriye’ye vereceğiz" ifadelerini kullandı.

"Türkiye-Suriye sınırında teslimine yönelik bir swap anlaşması imzaladık"

Bakan Bayraktar, "Yavuzlu Ölçüm İstasyonu’ndan günde 6 milyon metreküplük kapasiteye kadar gaz sevkiyatı gerçekleştireceğiz. Allah’ın izniyle doğal gazı, Halep’e, Halep’ten de Humus’a kadar taşıyacağız. Bu sayede oradaki elektrik santralleri de yakın bir zaman içinde devreye alınacak. İlk aşamada Suriye’ye yılda 2 milyar metreküpe kadar doğal gaz ihracı sağlanabilecek. Bu doğal gaz ile yaklaşık bin 200 megavatlık elektrik santrali faal hale gelecek bu sayede 5 milyon hanenin elektrik ihtiyacını karşılayarak, Suriye’de hayatın normalleşmesine çok ciddi bir katkı yapacak" diye konuştu.

Açılışa, Suriye Enerji Bakanı Muhammed El-Beşir, Azerbaycan Ekonomi Bakanı Mikayıl Cabbarov ve Katar Kalkınma Fonu Başkanı Fahad Hamad Al-Sulaiti katıldı.

Muhammed Yasin Paşa

 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Türk firma, düşman İHA’larını avlayacak "avcı dron" geliştirdi Türk FPV dron şirketi, düşman İHA ve dronlarını havada imha edecek "avcı dron" geliştirdi. Avcı dronun yalnızca elde değil, farklı platformlardan da kullanılabileceğini belirten Mehmet Öztekin, "Bu sistem kara araçlarından, deniz platformlarından, hatta küçük bir bot üzerinden bile rahatlıkla kullanılabilir. Aynı zamanda hava platformlarından bırakılabilecek şekilde de tasarlıyoruz" dedi. Modern savaşın doğasını kökten değiştiren insansız sistemler, yeni nesil "avcı" (interceptor) dronlarla farklı bir boyuta taşınıyor. Özellikle Rusya-Ukrayna Savaşı ile birlikte düşük maliyetli, yüksek hızlı ve hedefe kilitlenebilen sistemlerin sahadaki etkisi artarken, Türk savunma sanayisi bu alanda da iddiasını ortaya koyuyor. Türkiye’nin ilk önleme (interceptor) dronu Skydagger tarafından geliştirildi. Hava tehditlerine karşı anlık reaksiyon göstererek imha edebilen avcı dron operasyonel kabiliyeti de artıracak. Avcı dron insansız hava araçlarını, kamikaze dronları veya mini/mikro dron sürülerini tespit edip, havada imha etmek için tasarlandı. Avcı dron, mühimmatlı olarak 10 dakika maksimum uçuş süresi ve saatte 320 km/s ulaşabilen yüksek sürati sayesinde hava tehditlerine karşı anlık reaksiyon gösterebiliyor. Bünyesinde çift kamera bulunduran avcı dron, 500 gramlık harp başlığıyla hedefe doğrudan çarparak yüksek imha gücü sağlıyor. "320 kilometre hıza ulaşan avcı dron geliştirdik" Skydagger Genel Müdürü Mehmet Öztekin, geliştirdikleri yeni nesil interceptor dron sistemine ilişkin detayları paylaştı. Öztekin, sistemin yüksek hız ve etkin hedef imha kabiliyetiyle öne çıktığını belirterek, "Sektörde benzer platformlar var ancak biz daha yüksek hız, daha fazla menzil ve daha büyük harp başlığına odaklandık. Düz uçuşta 320 kilometre hıza ulaşabiliyoruz. Hedefe dalış anında bu hız 350-360 kilometre seviyelerine çıkıyor" dedi. Dünyada benzer ölçekte yaklaşık 30-35 farklı platform bulunduğunu ifade eden Öztekin, geliştirdikleri sistemin özellikle performans değerleriyle ayrıştığını vurguladı. "Tüfek gibi elde ateşlenebilecek" Sistemin en dikkat çeken özelliklerinden birinin kullanım kolaylığı olduğunu belirten Öztekin, platformun elde taşınarak ateşlenebileceğini söyledi. Öztekin, "Bu sistemi adeta bir tüfek gibi düşünün. Personel, hedefi gördüğü anda yönlendirerek ateşleyebilecek. Kalkışı manuel olarak hedef doğrultusunda yapılıyor. Bu da sahada büyük esneklik sağlıyor" diye konuştu. Sistemin iki farklı çalışma prensibine sahip olduğunu belirten Öztekin, bu kabiliyetlerin sahadaki etkinliği artırdığını dile getirdi. "Hedefe kilitlenip otonom imha yapıyor" İlk kullanım senaryosunda operatörün görsel temasla hedefe kilitlenme sağladığını ifade eden Öztekin, şunları söyledi: "Yakın mesafede gördüğünüz hedeflerde hem gündüz hem termal kamerayla görüntü kilitleme yapıyorsunuz. Kilit atıldıktan sonra sistem tamamen otonom şekilde hedefe yöneliyor ve imha görevini gerçekleştiriyor. Kalkıştan itibaren süreci kendisi yönetebiliyor." "Radar destekli yönlendirme ile hedefe ulaşıyor" İkinci senaryoda ise sistemin radar verileriyle yönlendirildiğini belirten Öztekin, şu bilgileri verdi: "Radar, hava tehdidini algılıyor ve enlem, boylam, yükseklik bilgilerini yer istasyonuna aktarıyor. Bu veriler pilotun önüne düşüyor. Sistem, yönlendirici imleçlerle operatörü hedef bölgesine götürüyor. Görsel temas sağlandıktan sonra yine kilitleme yapılarak hedef etkisiz hale getiriliyor." "500 gramlık harp başlığıyla etkili imha gücü" Sistemin harp başlığına ilişkin de bilgi veren Öztekin, toplamda yaklaşık 500 gramlık bir mühimmat yapısına sahip olduğunu belirtti. Öztekin, "Bunun yaklaşık 100 gramı patlayıcı, 280 gramı ise bilya şeklinde tahrip unsurlarından oluşuyor. Bu yapı sayesinde hedef üzerinde yüksek etki oluşturabiliyoruz" dedi. "Her platformdan kullanılabilecek şekilde tasarlandı" Yeni nesil interceptor dronun yalnızca elde değil, farklı platformlardan da kullanılabileceğini belirten Öztekin, sistemin çok yönlü kullanımına dikkat çekti. Öztekin, "Bu sistem kara araçlarından, deniz platformlarından, hatta küçük bir bot üzerinden bile rahatlıkla kullanılabilir. Aynı zamanda hava platformlarından bırakılabilecek şekilde de tasarlıyoruz" ifadelerini kullandı. "Seri üretim hedefi yüz binler" Üretim süreçlerinde yüksek adetli imalata odaklandıklarını belirten Öztekin, enjeksiyon ve 3D üretim tekniklerini birlikte kullandıklarını söyledi. Öztekin, "Dünyada bu tür sistemler genelde 3D printer ile üretiliyor. Ancak biz seri üretim hedeflediğimiz için enjeksiyon yöntemine geçiyoruz. Tasarımlarımızı buna uygun hale getiriyoruz. Amacımız yüz binler seviyesinde üretim yapmak" diye konuştu.
İzmir Düğünlerde çeyrek altının yerini gram altın ve nakit para aldı Altın fiyatlarında yaşanan rekor yükseliş, düğünlerdeki takı geleneklerini önemli ölçüde değiştirdi. Vatandaşlar çeyrek altın yerine daha düşük gramajlı ürünlere ve nakit paraya yöneldi. Düğün sezonunun yaklaşmasıyla birlikte tüketici alışkanlıklarında ciddi bir dönüşüm yaşanıyor. Geçmiş yıllarda yoğun ilgi gören tam ve yarım altın satışları, yerini gram ve yarım gramlık ürünlere bıraktı. Genç çiftler yüksek işçilik maliyeti olan ağır setler yerine günlük kullanıma uygun minimalist tasarımları tercih ederken, yatırımcılar işçiliksiz bileziklere ilgi gösteriyor. Piyasada yaşanan bu değişimi değerlendiren kuyumcu esnafı İlhan Zorer, artan fiyatların sektöre etkilerini ve yeni dönem alışkanlıklarını anlattı. Maliyetler yüzde 80 arttı Geçen yıla oranla düğün takı maliyetlerinde yüzde 60 ile yüzde 80 arasında bir artış yaşandığını belirten İlhan Zorer, "Aileler fiyatların düşmesi beklentisiyle alışverişi son ana bırakıyor. Kredi kartına taksit imkanlarının daralması sebebiyle esnaf ve tanıdık müşteriler arasında elden taksit veya fiyat sabitleme gibi ödeme modelleri yeniden uygulanmaya başlandı. Düğün davetlileri için çeyrek altın ulaşılması güç bir noktaya geldi ve takı sandıklarında nakit para dönemi başladı. Gurbetçi vatandaşların sezon açılışıyla birlikte piyasayı hareketlendirmesini bekliyoruz" diye konuştu. Sahteciliğe karşı teknolojik önlem Fiyatların artmasıyla birlikte merdiven altı üretim ve sahtecilik vakalarında da artış gözlemlendiğine dikkat çeken İlhan Zorer, "Yeni nesil sahtecilikte ağırlık ve renk birebir kopyalanabiliyor. Tüketicinin sesi dinleyerek veya renge bakarak sahte altını ayırt etmesi artık çok zor. Sahteciler patent ve damgayı da kopyalayabiliyor" ifadelerini kullandı. Ürünün sertifikasına ve esnafın güvenilirliğine dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Zorer, modern kuyumcuların XRF cihazları ile altının saflık derecesini saniyeler içinde ölçerek güvenli işlem yaptığını kaydetti. Sahte altın şoku Piyasadaki sahtecilik olaylarına karşı vatandaşları uyaran İlhan Zorer, bir müşterinin yaşadığı mağduriyeti şu sözlerle anlattı: "Bir müşterimiz düğün takılarını bozdurmaya geldiğinde, kutudan çıkan bileziklerin sadece dışının altın kaplama, içinin ise bakır olduğunu anladık. Müşterinin yaşadığı o sessiz şok, emeğinin ve hayallerinin çalınmış olmasının verdiği üzüntü tarif edilemez." İnternet indirimlerine dikkat Altının değerinin altında satılamayacağını hatırlatan İlhan Zorer, "Eğer piyasadan çok daha ucuzsa o ürün kesinlikle altın değildir. Sertifikasız ürün almayın. İnternet üzerindeki inanılmaz indirimlere kanmayın. Düğün takılarınızı bozdurmadan önce mutlaka güvenilir bir ekspertizden, odaya kayıtlı kuyumculardan destek alın" dedi.