POLİTİKA - 03 Temmuz 2021 Cumartesi 15:38

Bakan Soylu: “Sadece geçen yıl yakaladığımız uyuşturucunun piyasa değeri 165 milyar liradır”

A
A
A
Bakan Soylu: “Sadece geçen yıl yakaladığımız uyuşturucunun piyasa değeri 165 milyar liradır”

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Türkiye’de geçen yıl ele geçirilen uyuşturucu maddelerin piyasa değerinin milyar lira değerinde olduğunu belirterek, “Sadece geçen yıl yakaladığımız uyuşturucunun piyasa değeri 165 milyar liradır” dedi.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Türkiye’de geçen yıl ele geçirilen uyuşturucu maddelerin piyasa değerinin milyar lira değerinde olduğunu belirterek, “Sadece geçen yıl yakaladığımız uyuşturucunun piyasa değeri 165 milyar liradır” dedi.


İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Kırıkkale ilinde bulunan Huzur Köy Bağımlılık Rehabilitasyon Merkezi’nde “Huzur Köy Bağımlılıkla Mücadele Merkezi, En İyi Narkotik Polis Anne ve STK Buluşmaları” programına katıldı. Bakan Soylu’ya Kırıkkale Valisi Yunus Sezer, Kırıkkale Belediye Başkanı Mehmet Saygılı ve diğer ilgililer eşlik etti. Programda, Türkiye’nin çok büyük bir medeniyete sahip olduğunu belirten Bakan Soylu, “İçişleri Bakanı olduktan sonra bu konuyla ilgili bana müracaatlar çok arttı. Bazen seçim için gittiğim mitinglerde, bazen yaptığım il, ilçe gezilerinde çok anne kolumdan tutmuştur ‘ne olur benim oğlumu kurtar’ diye. Defalarca onlara şahit olmuşumdur. Biz büyük ve zengin bir medeniyetin evlatlarıyız. Bizi musibetlerle karşı karşıya bırakmak isteyebilirler. Ayağa kalkmayalım, dünyaya sözümüzü söylemeyelim, medeniyetimizi anlatmayalım, kötülüklerden sakındırmayalım. Etrafımızdaki coğrafyada kadınlara, çocuklara, yaşlılara yapılanlara ‘dur ne yapıyorsunuz?’ demeyelim diye, bütün dünyaya bu ülkenin güçlülüğünü anlatmayalım diye ebetteki hep ayağımızın önüne baktırmak isteyebilirler. Biz bu tuzağa düşemeyeceğiz” diye konuştu.



“Güçlü ve büyük Türkiye’ye ihtiyacımız var”


Uyuşturucuyla mücadelede sadece narkotik raporlarına bağlı kalmadıklarını ifade eden Bakan Soylu, “Bizim yapacak çok işimiz var. Özellikle gençlerimize bırakacağız. Yarın daha fazla gaza basacakları ve etrafımızdaki coğrafyaya, medeniyetimizi nakşedecekleri bir güce ihtiyacımız var. Yavaş yavaş o güce kavuşuyoruz. Güçlü ve büyük Türkiye’ye ihtiyacımız var. Bu meselelerden bir tanesi de uyuşturucuyla mücadele etmek. Biz bu meseleyi sadece narkotik raporlarından takip ediyor değiliz. Tüm saha çalışmalarımızda, esnaf ziyaretlerimizde, evladı bu illetin pençesinde olan anne babaların şu kolumuza yapışmış; ‘ne olur evladımı kurtar’ diye haykırışını duymuş, gözyaşlarını görmüş, o sıkıntılarını hissetmiş insanlarız. Biz bu işin önünü arkasını boş bırakamayız” değerlendirmesinde bulundu.



“Dünyaca bilinen önemli hiçbir uyuşturucu maddenin ana uyuşturucusu ve üreticisi Türkiye değildir”


Türkiye’nin dünyada üretilen hiçbir uyuşturucunun üreticisi olmadığının altını çizen Bakan Soylu, “Uyuşturucu meselesi Türkiye’ye iki kanaldan zarar vermektedir. Birincisi gençlerimizi zehirliyor. İkincisi PKK terör örgütü başta olmak üzere tüm suç örgütlerini besliyor. Dolayısıyla biz uyuşturucu mücadelesini sağlıklı vermeden ne ülkedeki huzuru ve sükunu tam sağlayabiliriz ne de evlatlarımızı koruyabiliriz. Türkiye olarak bu meselede küresel bir baskı ve sorumluluk altındayız. Bu problem ithal bir problemdir. Dünyaca bilinen önemli hiçbir uyuşturucu maddenin ana uyuşturucusu ve üreticisi Türkiye değildir. Orta Doğu’dan Avrupa’ya doğal uyuşturucu giriyor. Avrupa’dan da Orta Doğu’ya sentetik uyuşturucu giriyor. PKK bunun en büyük sevkiyatçısıdır. Ne yazık ki bu zehirlerin bir kısmı da bizim ülkemizde, bizim gençlerimize sunulmaya çalışılmaktadır. İşte onun için biz bu işi oluruna bırakamayız. Sıfır rakamına ulaşana kadar işimiz bitti demeyiz. Türkiye uyuşturucu meselesinde coğrafi konumu dolayısıyla riski yüksek bir ülkedir. Sadece geçen yıl yakaladığımız uyuşturucunun piyasa değeri 165 milyar liradır” ifadelerini kullandı.



“Gençleri koruma da batıya oranla daha başarılıyız”


Türkiye’nin gençleri uyuşturucu batağından batıya göre daha iyi koruduğunu söyleyen Bakan Soylu, “Türkiye, Avrupa Birliği ülkelerinin uyuşturucu madde yakalamalarının toplamından fazlasını, hatta bazı başlıklarda iki üç katını tek başına yakalamaktadır. Bir yandan da küresel bir terör örgütünün kurduğu küresel bir uyuşturucu ticaret ağıyla mücadele etmektedir. Terör, kaçak göç ve uyuşturucu. Üçünün de kaynağı ve yararlanıcıları aynıdır. Biz bunun üçüyle de mücadele ediyoruz. Bunlara rağmen gençleri koruma da batıya oranla daha başarılıyız. Bunda hem kolluk birimlerimizin başarısı vardır. Hem de inancımızın, geleneklerimizin, maneviyatlarımızın, aile yapımızın payı vardır. Hedefimiz madde bağlantılı can kaybında da, uyuşturucu kullanımında da sıfır rakamına ulaşmaktır. Bu konuda ısrarcıyız” şeklinde konuştu.



“Terör örgütü oradan geçerken, bizimkiler keklik avlayacaklar”


Tendürek Dağı’na kurulacak olan üs bölgesi ile teröre bir darbe daha vurulacağını aktaran Soylu, “Arkadaşlarımızdan ve halktan öğrendim ne öğrendiysem. Doğudaki ve Güneydoğudaki dağları, tepeleri bu milletten öğrendim. Vatandaş bana dedi ki; ‘şurayı kesersen, terörü kesersin’, ‘şuraya karakol kurarsan, hiç merak etme bunlar buradan gelemez’ dedi. Onlar bana ne söylemişse, öğretmişse geldim, profesyonellerin olduğu masaya yatırdım, dedim ki böyle söylüyorlar, siz ne söylüyorsunuz? ‘evet doğru söylüyorlar’ dediler. Biz geçen hafta Tendürek Dağı’nın tepesindeydik. Bırakın Tendürek’in tepesine üst bölgesi yapmayı, orası terör örgütünün en iyi saklanmaya yerlerinden biriydi. Şimdi biz orada yolu yapıyoruz, tam tepesine üs bölgemizi kuruyoruz ekim ayına kadar. Ne olacak? Terör örgütü oradan geçerken, bizimkiler keklik avlayacaklar” dedi.



“Biz 81 ili, 42 kriterle ölçüyoruz”


Uyuşturucuyla mücadelede her ili 42 farklı kategoride incelediklerini belirten Soylu, “Biz 81 ili, 42 kriterle ölçüyoruz her ay. Bunun içerisinde kanalizasyonlardan aldığımız veriler de var. O ilde kaç uyuşturucu operasyonu yaptığımız da var. O ilde 112’ye kaç kişi müracaat etti, ihbarda bulundu o da var. 42 kriteri bir araya getiriyoruz. Her şeyi en ince ayrıntısına kadar değerlendiriyoruz. Bütün bu çalışmalarla uyuşturucuyla mücadelemizi topyekun başaran ve ülkemizi dünyaya modern, örnek bir ülke konumuna taşıyacağımıza inanıyorum” ifadelerine yer verdi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Emine Erdoğan: "Çocuklarımız için şiddeti özendiren ve sıradanlaştıran ne varsa, hangi mecrada ve ne kılıkta olursa olsun kararlılıkla mücadele etmek zorundayız" Emine Erdoğan, Antalya Diplomasi Forumu’nda yaptığı konuşmada Filistin ve Gazze için uluslararası topluma destek çağrısında bulunurken, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan okul saldırılarında hayatını kaybeden çocukların ailelerine başsağlığı diledi. Günümüz çocuklarının içine sürüklendiği şiddet sarmalına terk edilemeyeceğini vurgulayan Erdoğan, "Çocuklarımız için şiddeti özendiren ve sıradanlaştıran ne varsa, hangi mecrada ve ne kılıkta olursa olsun kararlılıkla mücadele etmek zorundayız" dedi. Antalya’da düzenlenen Antalya Diplomacy Forum kapsamında gerçekleştirilen "Filistin için Tek Yürek: Eğitimde Yıkıma Karşı Geleceği Korumak" başlıklı oturumda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan; BM Genel Sekreteri Çocuklara Yönelik Şiddet Özel Temsilcisi Najat Maalla M’jid, Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyi Başbakanı’nın eşi Mirela Bocirovic ve akademisyen Ilan Pappe ile bir araya geldi. "Vereceğimiz mesajlar savaş kurbanı olan çocuklar için yepyeni bir hayatın umut olsun" Oturumda konuşan Emine Erdoğan, "Bu sene 5’incisi düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu vesilesiyle sizlerle buluşmaktan büyük mutluluk duyduğumu ifade ediyorum. Dünyanın dört bir yanından katılım sağlayan kıymetli misafirlerimize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Bu buluşma, en ufak anlaşmazlıklarda dahi silahların konuştuğu dünyamızda, insanlık onuruna en çok yakışan değer olan diyalog ve diplomasiyi sürdürme kararlılığımızın bir göstergesidir. Temennim odur ki vereceğimiz mesajlar kalplere dokunsun, daha da önemlisi dünyanın dört bir yanında savaşların kurbanı olan çocuklar için yepyeni bir hayatın umut ışığı olsun" dedi. "Çocuklarımız için şiddeti normalleştiren her unsura karşı kararlı mücadele edeceğiz" Sözlerinin başında Şanlıurfa’da ve ardından Kahramanmaraş’taki okullarda meydana gelen silahlı saldırılardan dolayı duyduğu derin üzüntüyü ifade eden Erdoğan, "Saldırılarda hayatını kaybeden kıymetli öğretmenimize ve öğrencilerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Kederli ailelerine, yakınlarına ve eğitim camiamıza başsağlığı diliyorum. Hastanede tedavi gören evlatlarımızın bir an önce sağlıklarına kavuşmasını temenni ediyorum. Çocuklar ve gençler bir milletin ümidi ve yarınlarıdır. Onları içine düştükleri bu şiddet sarmalına terk edemeyiz. Şiddeti özendiren ve sıradanlaştıran ne varsa, hangi mecrada ve ne kılıkta olursa olsun kararlılıkla mücadele etmek zorundayız. Özellikle dijital dünyada ve kültür endüstrisinde yer alan kontrolsüz şiddet içeriklerinin çocuklar ve gençler üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat edilmelidir. Temennim odur ki hiçbir öğretmen, hiçbir öğrenci ve hiçbir aile böyle acılarla sınanmasın. Bir kez daha milletimize ve acılı ailelerimize başsağlığı diliyorum" şeklinde konuştu. "Filistin’de eğitim direnişin ve umudun adı oldu" Filistin halkının 1948’de öz vatanlarından sürgün edildiğinde, mülteci kamplarındaki ilk işlerinden birinin okul kurmak olduğunu dile getiren Erdoğan, "O günden bu yana eğitim, Filistin halkı için bir direniş ve varoluş cephesi olmuştur. Çocukların ve gençlerin ellerinden düşürmedikleri defter ve kalem, Filistin’in geleceğine dair umudun sembolüdür. 7 Ekim sonrasında Gazze’de yaşanan soykırım, bu gerçeği bir kez daha gözler önüne sermiştir. Gazze’nin dört bir yanında, harabeler ve çadırlar arasında, bombaların gölgesinde eğitim devam etmiştir. Öğretmenler ve eğitimciler sivil direnişin en önemli aktörleri olmuşlardır" ifadelerini kullandı. "Eğitim barışı beklerken durdurulamaz" Tam 78 yıldır süren abluka ve bitmeyen saldırılara rağmen eğitime ara vermeyen Filistinlilerin, dünyaya çok önemli bir mesaj verdiğini ifade eden Erdoğan, "Eğitim, barışı beklerken askıya alınabilecek bir faaliyet değildir. Filistinliler sadece bir savaşın içinde değil, yaklaşık bir asırdır sistematik bir kültür kırımı, eğitim kırımı ve soykırıma maruz kalmaktadır. Bugün Gazze’de okul ve üniversite binalarının yüzde 90’dan fazlasının yıkılmış olması bu stratejinin bir sonucudur. Bu, savaşın yan hasarı değildir. İsrail, kütüphaneleri ve yüzyılların mirası olan kültür varlıklarını kasten bombalayarak Filistin’in varlığını hedef almaktadır. Amaç, Filistin halkına ait tarihî ve kültürel izleri tamamen silmektir" dedi. Çocukların yaşadığı dram ve uluslararası çağrı 7 Ekim öncesinde dünyanın en yüksek okuryazarlık oranlarından birine sahip olan Gazze’de bugün yaklaşık 637 bin çocuğun yüzde 60’ı eğitime erişemediğini dile getiren Erdoğan, "Bunun yanı sıra 90 bin üniversite öğrencisi eğitimine devam edememektedir. 1 milyondan fazla çocuk ise ruhsal yaralarla acil psikososyal desteğe ihtiyaç duymaktadır. Geçtiğimiz günlerde Gazze’de 3-5 yaşlarındaki çocukların oyuncak bir bebeği şehit gibi taşıdığı cenaze oyunu, medyada geniş yankı uyandırmıştır. Oysa çocuk oyunları denildiğinde akla saklambaç, bebek oyunları gelir. Ancak Gazze’nin çocukları artık ölümün ötesinde bir hayal kuramamaktadır. Öyle ki orada oyuncak bebekler bile ‘ölmektedir.’ Buna rağmen Gazze’de eğitim sürdürülmekte, mezuniyetler yapılmakta ve kolektif öğrenme kültürü ayakta tutulmaktadır. Ne yazık ki sadece birkaç gün önce İsrail ordusunun Gazze Şeridi’nde çocukların eğitim aldığı çadırlara açtığı ateş sonucu 9 yaşındaki bir kız çocuğu hayatını kaybetmiştir. Annesinin sevgiyle büyüttüğü bir evladın ölümü tüm dünyayı ayağa kaldırmalıdır. Çocuklara karşı savaş yürütecek kadar akıl dışı, gayri insani ve hukuksuz bir şiddetle karşı karşıyayız. Uluslararası toplumun harekete geçmesi ve bu korkunç çocuk katliamına dur demesi için daha kaç çocuğun ölmesi gerektiğini bilmiyorum" şeklinde konuştu. Türkiye’nin yardım çalışmaları ve çağrı Türkiye olarak 7 Ekim’den bu yana Kızılay, AFAD ve Diyanet İşleri Başkanlığı gibi kurumlar ile Filistinli vatandaşlara destek olmak için insani yardım faaliyetleri yürüttüklerini ifade eden Erdoğan, "Bu süreçte 110 bin tondan fazla insani yardımı Gazze’ye ulaştırdık. Ancak 80-90 kilometrekarelik dar bir alana sıkışmış 2 milyon Filistinliye hâlâ yeterli insani yardım ulaştırılamamaktadır. Uluslararası yardımlar ise İsrail tarafından engellenmektedir. Bu vesileyle tüm ülkelerin Filistin halkının yanında durmasının ve gerekli siyasi ile finansal desteği vermesinin ne kadar önemli olduğunu vurgulamak istiyorum. Filistin halkı küllerinden doğacak bir Filistin’e inanıyor, biz de buna inanıyoruz. O yüzden gelin el ele verelim; medeniyet değerlerinin ve insanlık vicdanının dimdik ayakta olduğunu gösteren bir Filistin’i birlikte inşa edelim" dedi.
Antalya MHP’li belediyeler Manavgat’ta toplandı MHP’nin ’Belediye Başkanları İstişare ve Değerlendirme Toplantısı’ Manavgat’ta başladı. Toplantıda konuşan Yerel Yönetimlerden Sorumlu MHP Genel Başkan Yardımcısı Sadir Durmaz, "Günümüzde hemen her gün basına düşen, ekranlarda yer alan rüşvet, irtikap, görevi kötüye kullanma, imar rantı üzerinden menfaat temini gibi sorunlar, bize göre yalnızca hukuki değil aynı zamanda ahlaki ve milli bir beka sorunudur çünkü yolsuzluk, devletle millet arasındaki güven bağını çürüten ahlaksız bir ihanettir" dedi. Manavgat’taki toplantıya Yerel Yönetimlerden Sorumlu MHP Genel Başkan Yardımcısı Sadir Durmaz, parti yöneticileri ve belediye başkanları katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan toplantıda açılış konuşmasını gerçekleştiren Genel Başkan Yardımcısı Sadir Durmaz, son dönemde yaşanan olaylarla dünya çapında güç dengelerinin yeniden şekillendiğini söyledi. Devletler arasında ekonomik, siyasi ve askeri rekabetin belirginleştiğini söyleyen Durmaz, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli tarafından ortaya konulan ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da desteğiyle devlet projesine dönüşen ’Terörsüz Türkiye’ vizyonunun toplumsal huzurun, milli birlik ve dayanışmanın güçlendirilmesini hedefleyen kardeşlik projesi olduğunu ifade etti. Durmaz, Türkiye için en önemli olanın iç cepheyi tahkim etmek, milletin birlik ve beraberliğini güçlendirmek, terörün istismar alanlarını tamamen ortadan kaldırmak olduğunu söyleyerek köklü devlet geleneği ve sarsılmaz milli birliğiyle Türkiye Cumhuriyeti’nin bu fırtınalı coğrafyada emin adımlarla yoluna devam edeceğini, hiçbir emperyalist gücün yolundan döndüremeyeceğini belirtti. Türk kültür ve medeniyetinde şehircilik anlayışının, insan onurunun korunduğu, sosyal adaletin gözetildiği, çevrenin ve tüm canlıların muhafaza edildiği yaşam alanı olduğunu, MHP’nin de kadim Türk şehircilik geleneğinin en yetkin temsilcisi olduğunu vurgulayan Genel Başkan Yardımcısı Sadir Durmaz, belediyeler ve şehirlerin yeni ve çok boyutlu risklerle karşı karşıya bulunduklarını söyledi. Durmaz, büyükşehir belediyeleri ile ilçe belediyeleri arasında yetkilerin yeniden ve tam olarak belirlenmesi gerektiğini söyledi. Türkiye’de belediyelerdeki en önemli sorunlardan birinin ahlaki kavramların aşınması olduğunu anlatan Durmaz, "Belediye bütçeleri, bir siyasi partinin, bir zümrenin, bir çevrenin değildir. Doğrudan doğruya aziz milletimizin alın teriyle oluşmuş kamu kaynağıdır ancak bugün hepinizin malumu olduğu üzere birçok belediyede gösteriş odaklı projeler, ihtiyaç dışı harcamalar, şatafatlı ve bir o kadar pahalı organizasyonlar, verimsiz iştirakler, plansız yatırımlar sebebiyle ciddi bir kaynak israfı yaşanmaktadır. Belediye başkanı o şehrin emin kişisidir. Şehri bütün değerleriyle mukaddes bir emanet olarak görüp sahiplenmelidir. Günümüzde hemen her gün basına düşen, ekranlarda yer alan rüşvet, irtikap, görevi kötüye kullanma, imar rantı üzerinden menfaat temini gibi sorunlar, bize göre yalnızca hukuki değil aynı zamanda ahlaki ve milli bir beka sorunudur çünkü yolsuzluk, devletle millet arasındaki güven bağını çürüten ahlaksız bir ihanettir" ifadelerini kullandı. MHP Genel Başkan Yardımcısı Sadir Durmaz’ın konuşmasının ardından toplantı basına kapalı olarak devam etti.