EKONOMİ - 13 Haziran 2023 Salı 09:25

Kayalık arazilerde saksıda şifa kaynağı yaban mersini yetiştiriliyor

A
A
A
Kayalık arazilerde saksıda şifa kaynağı yaban mersini yetiştiriliyor

Dağlık ve kayalık alanlarda yetişen yaban mersini, Kırklareli’nde 40 dekarlık alanda 15 bin saksı içinde üretildi.

Dağlık ve kayalık alanlarda yetişen yaban mersini, Kırklareli’nde 40 dekarlık alanda 15 bin saksı içinde üretildi.


Kırklareli’nde topraksız tarım alanları her geçen gün artıyor. Bu çerçevede taşlık alanda saksı içinde üretilen şifa deposu yaban mersinine Kırklareli’nden yurt dışına ihraç edilmesi hedefleniyor.


Kırklareli’nde saksıda yetiştiricilik ön plana çıkmaya başladı. Merkeze bağlı Kayalı köyünde kayalık ve dağlık elverişsiz bölgede yaklaşık 40 dekarlık alanda 15 bin saksı içinde yaban mersini üretiliyor. Her geçen yıl verimi artırarak ihraç edilmesi hedefleniyor. Kırklareli Tarım ve Orman İl Müdürü Mehmet Aksoy, Kayalı köyünde saksı içinde ekili olan yaban mersini bahçesinde incelemelerde bulundu.



15 bin saksıda yaban mersini üretildi


Tarım ve Orman İl Müdürü Mehmet Aksoy, devletin verdiği destek sayesinde üreticinin 40 dekar alanda 15 bin saksı içinde yaban mersini ürettiğini ifade ederek, “Burada bizim üreticilerimiz devletimizin verdiği hibe desteklerle yaban mersini bahçesini kurdular. 15 bin saksı var 40 dekarlık alan ve bu sene 3’üncü senesi bu yıl 10 ton yaban mersini almayı hedefliyorlar. Gelecek yıllarda tabii 25, 30, 40 ve 50 ton gibi değişecek, biz de bu alanları artırmayı hedefliyoruz. Kırklareli’mizde 4 bin 700 dekardan daha fazla bağ alanımız var, bin 800 dekara yakın aronya ve yaban mersini alanımız var. Geçen yıl yaptığımız üzümsü meyveler projesi ile böğürtlen ve ahududu ile ilgili çalışmalar yapıyoruz. Kırklareli ilimiz üzümsü meyveler konusunda Türkiye’nin en şanslı illerinden bir tanesi çünkü coğrafya olarak, iklim olarak burası çok uygun. Bununla ilgili Bakanlığımız kırsal kalkınmada ve ekonomik kalkınmada destekler vermeye devam ediyor. Eğer üreticilerimiz böyle bir işe girmek istiyorlarsa il ve ilçe müdürlüklerimize başvursunlar elimizden gelen desteği yapmaya hazırız. Cumhurbaşkanımızın tarımı stratejik alan görmesinden sonra özellikle pandemi döneminde bu yatırımlar hızlı bir şekilde artmaya başladı” dedi.



Üzümsü meyve


Üzümsü meyveler konusunda Bursa ve Yalova’dan sonra Kırklareli’nin de ihracatının artması için çalıştıklarını vurgulayan Aksoy, “Üzümsü meyveler konusunda ülkemizde şu anda Bursa ve Yalova’da üretim yapılıyor. İnşallah biz de bu üretimi büyük bir kısmını Kırklareli’ne kaydırmayı planlıyoruz. Kendimize yeten ve ihraç eden bir duruma geleceğiz üzümsü meyveler konusunda” diye konuştu.



“Türkiye’de örnek proje”


Topraksız tarımda Türkiye’de örnek bir proje olduğu anlatan Aksoy, “Yaban mersini tıbbi aromatik bitkiler sınıfından da değerlendiriliyor. Antioksidan değeri yüksek olan bir bitki ve meyvesi çok faydalı olduğu için zaten pahalı bir bitki, katma değeri yani ekonomik anlamda yüksek bunu için yaban mersinin dikimine bir ağırlık vermeye başladık. Özellikle marjinal olan tarım arazilerinde saksıda üretim yapılıyor. Şu anda bu yapılan iş Türkiye’de örnek olacak projelerden birisi. Bununla ilgili Bakanlığımız gerekli desteği veriyor. Daha önce var mıydı yaban mersini; bir miktarda var belki yaban ancak şimdi kültüre alınmış, ıslah esilmiş çeşitlerle biz bu üretimi yapıyoruz. Kırklareli’nde yaklaşık olarak 500 dekardan fazla yaban mersini bulunuyor, geriye kalan kısımda aronya olarak dikimini bitirdik” şeklinde konuştu.



“Geçen sene 7 euro’dan ihraç ettik”


Yaban mersinin euro ile satıldığını anlatan Aksoy, geçen sene Demirköy ilçesinde 7 euro’dan ihraç ettiklerini belirterek, “Yaban mersinin şu anda piyasası çok yüksek euro ile satılıyor. 50 gramı pazarda 30 ila 40 lira arasında fiyatlarda satılıyor. Ancak yurt dışından geçen sene biz Demirköy ilçemizde yaptığımız hasatta 7 euro’ya ihraç ettik. Dolayısıyla fiyatı iyi üreticimiz buradan para kazanıyor. Ancak iklim önemli, yağış önemli kontrollü şartlar değil biliyorsunuz sonuçta açık havada çalışıyorsunuz. Bu sene iklim çok güzel ve düzgün gittiği için bereketli bir mevsim, bereketli bir yıl. Bakanlığımızın bir mottosu var ‘Sen üret yeter’ diyor. Üreticimiz üretsin, biz de elimizden gelen desteği vermeye çalışıyoruz” ifadelerine yer verdi.


Marjinal tarımın önemine değinen Aksoy, “Özellikle Istranca bölgemiz yani tepelik olan yüzde 8 eğimli olan, ve altı taş olan alanlarda saksıda üretimi teşvik ediyoruz. Seracılık alanında da aynı şeyi yapıyoruz. Ovaya kurmak yerine taş olan marjinal tarım alanlarında yapılmasını daha çok önemsiyoruz ve onlara da destek veriyoruz” ifadelerini kullandı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muğla İki Yaka Kültür Festivali’nde dostluk mesajları verildi Uluslararası İki Yaka Kültür Festivali kapsamında Yunan adalarından gelen misafirler Bodrum Cruise Port’ta coşkuyla karşılandı. Bodrum Belediye Başkanı Tamer Mandalinci, belediye meclis üyeleri ve organizasyon komitesi tarafından gerçekleştirilen karşılamada Ege’nin iki yakasından gelen dostluk mesajları dikkat çekti. Karşılama programında müzikler söylendi, folklor gösterileri gerçekleştirildi ve iki halk arasındaki iyi niyet ile kültürel bağların güçlenmesine yönelik anlamlı görüntüler ortaya çıktı. Festivale katılım sağlayan Kos Belediye Başkanı Theodosis Nikitaras, Nisyros Belediye Başkanı Christofis Koronaios, Leros Belediye Başkanı Michalis Kolias, Patmos Belediye Başkanı Konstantinos Mamakos, Kalymnos ve Lipsi belediye temsilcileri Bodrum’da dostluk mesajları verdi. Karşılama sırasında konuşan Bodrum Belediye Başkanı Tamer Mandalinci, iki yaka arasında yıllardır süren kültürel bağların bu festivalle daha da güçlendiğini belirterek tüm vatandaşları festival etkinliklerine davet etti. Mandalinci açıklamasında, Ege’nin iki yakasında yaşayan halkların tarih boyunca ortak bir kültürü paylaştığını vurgulayarak, "Bu festival sadece bir etkinlik değil, dostluğun, kültürün ve ortak hafızanın buluşmasıdır. Bodrum olarak komşularımızı ağırlamaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Tüm vatandaşlarımızı 8-10 Mayıs boyunca Kumbahçe Meydanı’nda gerçekleşecek etkinliklere davet ediyoruz" dedi. Uluslararası İki Yaka Kültür Festivali kapsamında konserler, halk dansları gösterileri, workshoplar, söyleşiler, sergiler ve gastronomi etkinlikleri üç gün boyunca Kumbahçe Meydanı’nda devam edecek.
İstanbul Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan CHP tepkisi: "Balıklar ürküyor diyenler gelip fuarımızı ziyaret ettiler" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Balıklar ürküyor diyenler gelip fuarımızı ziyaret ettiler" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenen SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı’nı ziyaret etti. Burada bir konuşma yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, savunma, havacılık ve uzay sektörlerinin en ileri teknolojilerinin sergilendiği SAHA 2026’nın anlamlı bir buluşma noktası olduğunu belirterek, "Bu sene 5’incisi tertiplenen fuarımızı, yeni rekorlarla, yeni anlaşmalarla ve yeni iş birlikleri ile taçlandırmanın haklı kıvancı içindeyiz. SAHA 2026’ya bin 500’ü yerli, 263’ü yabancı olmak üzere toplam bin 763 firma katıldı. Fuarda, sahip oldukları yeni özelliklerle göz dolduran 203 ürün ilk kez görücüye çıktı. 192 resmi heyet ve 108 alım heyeti, sektörümüzle doğrudan temas kurma imkanı buldu. İmzalanan 182 anlaşmayla toplam 8 milyar dolarlık iş hacmine ulaşıldı. Bu rakamın 6 milyar dolarlık kısmını doğrudan ihracata dönük mutabakatlar oluşturdu. Resmin bütününe baktığımızda karşılaştığımız manzara tam olarak şudur. Türk savunma sanayii artık yalnızca bölgesinde değil, dünya ölçeğinde rağbet gören güven veren ve tercih edilen bir ekosistem haline gelmiştir. Türkiye savunma, havacılık ve uzay alanında küresel düzeyde yıldızı ışıl ışıl parlayan ülkeler arasına adını gururla yazdırmıştır. Bu başarı tablosunun gerisinde şüphesiz on yılların emeği, gecesini gündüzüne katarak adanmış bir ruhla çalışan yüz bini aşkın vatan evladının gayreti, milletimizin desteği ve devletimizin iradesi vardır. İnşallah daha iyi yerlerde olacak, daha büyük başarı hikayelerini birlikte yazacak, savunma sanayinde tam bağımsız Türkiye hedefine ulaşıncaya kadar durmadan, duraksamadan çalışacağı" dedi. "Bu yeni dönemin kurucu aktörlerinden biri hiç kuşkusuz Türkiye’dir" Güvenliğin artık yalnızca tek bir alana, tek bir sahaya, tek bir sanayi koluna hapsedilemeyeceğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Dünyamız hızla değişirken, harp sanayimiz köklü bir dönüşüm sürecinden geçerken, bundan elbette güvenlik kavramı da nasibini alıyor. Bir defa şunu hepimiz görebiliyoruz. Bugün geldiğimiz noktada güvenlik, artık yalnızca tek bir alana, tek bir sahaya, tek bir sanayi koluna hapsedilemez. Fabrikadan test sürecine, veri merkezinden akademiye, tedarik zincirinden geri bildirime; güvenlik her yönüyle bütüncül bir konsepttir. Aynı şekilde, bugün bir ülkenin caydırıcılığı, sahip olduğu platformların sayısıyla ölçülecek eşiği de çoktan aşmıştır. Envanterinizdeki platformları hangi yazılımla yönettiğiniz, bunlarda hangi sensörleri kullandığınız, bu ürünler için hangi motorları geliştirdiğiniz ve hangi mühimmatı ne kadar sürede üretebildiğiniz önemlidir. Siber saldırılara, elektronik harp tehditlerine, insansız sistemlere ve hibrit savaş yöntemlerine karşı ne denli hazırlıklı olduğunuz belirleyicidir. Bölgemizde ve dünyada son dönemde meydana gelen savaş ve çatışma ortamlarında bu gerçeklere bir kere daha şahitlik ettik. Yapay zekadan insansız araçlara, otonom sistemlerden karar destek mekanizmalarına uzanan geniş bir yelpazede muharebe sahasının nasıl dönüştüğüne hep birlikte tanık olduk, olmaya da devam ediyoruz. Şunu bugün büyük bir gururla ifade etmek isterim. Konvansiyonel güç unsurlarının yerini çok katmanlı ve entegre sistemlerin aldığı bu yeni dönemin kurucu aktörlerinden biri hiç kuşkusuz Türkiye’dir. Bugün Türkiye yeni nesil Milli Muharip Uçağını, İnsansız Savaş Uçağını, helikopterini, İHA’sını, SİHA’sını üreten elektronik harp sistemlerini, uydu teknolojisini, harp savunma sistemini, radarını geliştiren tankını, roketini, füzesini, zırhlı araçlarını, savaş gemisini, insansız deniz araçlarını imal ve inşa eden velhasıl denizin derinliklerinden uzayın boşluğuna kadar her kademede kendi imzasını taşıyan yazılım, platform ve sistemleri kendi yapabilen bir ülkedir. Türkiye, istiklal ve istikbaline kastetme cüretini gösterecek her muhasım unsurun bileğini bükecek kudrete ve kuvvete ziyadesiyle sahip bir devlettir" diye konuştu. "Savunma ve havacılık ihracatımız 10 milyar doları aştı" Türkiye savunma sanayindeki başarısından söz eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Aynı iftihar tablosuyla ihracat tarafında da karşılaşıyoruz. Bakınız, biz göreve geldiğimizde savunma ve havacılık ihracatımız yılda sadece 248 milyon dolardı. Türkiye savunma sanayinde yüzde 80 oranında dışa bağımlı bir ülkeydi. Dışa bağımlılığımızı yıllar içerisinde azaltarak biz bunu tersine çevirdik. 2025 yılında savunma ve havacılık ihracatında tarihimizde ilk defa 10 milyar doların üzerine çıktık. Nisan ayı ihracat rakamları geçen yılki ivmenin devam ettiğini gösteriyor. Savunma ve havacılık ihracatımız nisanda 962 milyon dolara yükseldi. 2026’nın ilk dört ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 28 artış oldu. Böylece ilk dört ayda 2 milyar 871 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdik. Yani bundan 23 yıl önce senede 248 milyon dolar ihracat yapan Türkiye, bugün bu rakamı aşağı yukarı bir haftada gerçekleştiriyor. Kısa vadede hedefimiz 10 milyar doları aşarak bu alanda dünyada ilk 10 ülke arasına adımızı yazdırmaktır. İnşallah genişleyen uluslararası iş birliklerimiz, derinleşen ekosistemimiz ve artan üretim kapasitemiz ile bu hedefimize de vasıl olacağız. Burada şu gerçeğin de altını önemle çizmek istiyorum. Milletimizin göğsünü kabartan; dost, kardeş ve müttefiklerimize güven veren bu başarı hikayesini yazmamız elbette öyle kolay olmadı. Görünür görünmez nice engelle karşılaştık. Ambargolarla, kısıtlamalarla önümüz kesilmek istendi. Parasını ödediğimiz sistemlerin verilmediği günler oldu. Sadece dışarıdan, sadece dost bildiklerimizden değil; içeriden de ihanete, kumpasa, umutlarımızı kırmaya dönük operasyonlara maruz kaldık. İçimize yerleşmiş ve yerleştirilmiş, kimi zaman da suret-i haktan görünen Truva atlarının sabotajlarıyla mücadele ettik" diye konuştu. "’Balıklar ürküyor’ diyenler gelip fuarımızı ziyaret ettiler" Cumhurbaşkanı Erdoğan savunma sanayii hamlelerinin zaman zaman engellenmeye çalışıldığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şurası son derece dikkat çekicidir. Türkiye savunma sanayiinde ne zaman kabuğunu kırsa, ne zaman büyük bir adım atsa birileri hemen devreye girdi. ’Başımıza yeni icat çıkarmayın. Dışarıdan almak daha kolay. Ekonomik olarak fizibıl değil" dediler. Kimi zaman ekonomik verileri eğip bükerek, kimi zaman milli şirketlerimizi hedef alarak, kimi zaman küçümseyerek, kimi zaman da ’balıklar ürküyor’ gibi komik argümanlarla savunma sanayii hamlelerimizi engellemeye çalıştılar. Biz bunların hiçbirine kulak asmadık. ’Balıklar ürküyor’ diyenler gelip fuarımızı ziyaret ettiler ama balıkların herhalde ürkmediğini gördüler. Öğrenilmiş çaresizlik sendromuyla malul karakterlerin bizi de kendi ruhsuz, umutsuz, ufuksuz dünyalarına çekmelerine müsaade etmedik. ’Yapamazsınız’ diyenlere cevabımızı işte bugün SAHA 2024’te olduğu gibi yaptığımız, tamamladığımız, harp sahalarında başarıyla test edilmiş ürünlerle verdik. Vecihi Hürkuş’un havacılıkta yıllar önce yükselttiği bayrağı rahmetli Özdemir Bayraktar, insansız hava araçlarında doruklara çıkarmış; göklerde büyük bir gururla dalgalandırmıştı. İnanıyorum ki onun izinden gidenler bu emanete hakkıyla sahip çıkacak, Türk savunma sanayiinin şanını yüceltmeye devam edeceklerdir" dedi. "Hem devlet hem de millet olarak verdiğimiz her mücadeleyi iç cephemizi tahkim ederek kazandık" Konuşmasında milletin birlik ve beraberliğinin önemine değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Savunma sanayii ve caydırıcılığın yanı sıra ulusal güvenliğin bir diğer kritik halkası bizim iç cephe olarak tarif ettiğimiz milletin birlik ve beraberliğidir. Şurası bir hakikattir ki milli bünye ne kadar sağlam olursa bir ülkenin güvenliği de o derece kavi ve kuvvetli olur. Kader ve istikbal birliği yapmış, ortak değerler etrafında kenetlenmiş, aynı ideallere gönül vermiş bir halkı dışarıdan müdahalelerle teslim almak, böyle bir millete diz çöktürmek kolay değildir. Fakat içeride sızıntı varsa, iç cephede gedik açılmışsa, içerisi fokur fokur kaynıyor ve kanıyorsa böyle bir durumda millet ayakta kalamaz. Fakat içeride sızıntı varsa, iç cephede gedik açılmışsa, içerisi fokur fokur kaynıyor ve kanıyorsa; böyle bir durumda da millet ayakta kalamaz. Bunu istikbal ve istiklal harbimizin en hararetli günlerinde merhum Mehmet Akif, Nasrullah Camii’nde yaptığı konuşmada şöyle dile getirmişti. ’Milletler topla, tüfekle, zırhlı ile, ordularla, tayyarelerle yıkılmaz. Milletler ancak aralarındaki rabıtalar çözülerek kendi başının derdine, kendi havasına, kendi menfaatini temin etmek kaygısına düştüğünde yıkılır’ Dün olduğu gibi bugün de yarın da meselenin nirengi noktası işte budur. Bizim binlerce yıllık tarihimizin neredeyse her devri mücadeleyle geçmiştir. Hem devlet hem de millet olarak verdiğimiz her mücadeleyi iç cephemizi tahkim ederek kazandık. Yeri geldi top seslerini yavrularımıza ninni yaptık. Yeri geldi aç kaldık, susuz kaldık, silahsız kaldık, mühimmatsız kaldık ama hiçbir zaman inancımızı yitirmedik. Birlik ve bütünlüğümüzden ödün vermedik. Biz de iktidarlarımız boyunca maruz kaldığımız nice saldırıyı, nice darbe girişimini, bekamızı hedef alan nice kuşatmayı işte bu ruhla püskürttük" diye konuştu. "Terörsüz Türkiye menziline giden yolun mihmandarı aynı şekilde Cumhur İttifakı’dır" Terörsüz Türkiye sürecinden de söz eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Burada şunu büyük bir kararlılıkla ifade etmek durumundayım. Bugün iç kalemizi tahkim etme yolunda attığımız en stratejik adım, ’Terörsüz Türkiye’ süreci ve terörsüz bölge hedefidir. Terörsüz Türkiye süreci; Türkiye’yi ve komşu ülkeleri iç cepheleriyle birlikte güçlendirerek huzurlu, güvenli, müreffeh ve barışın egemen olduğu bir geleceğin inşasını hedefleyen büyük bir vizyonun adıdır. Terörsüz Türkiye, bölgemizde yürütülen paylaşım kavgası karşısında milletimizin bilincinde ve kalbinde kurulan müstahkem bir mevzidir. Bu mevzinin fikri ve siyasi müşterek karargahı elbette Cumhur İttifakı’dır. Terörsüz Türkiye menziline giden yolun mihmandarı aynı şekilde Cumhur İttifakı’dır. Sürecin katalizörü ise Türk milletinin ulaşmayı çoktan hak ettiği hedeflerdir. Bu hedefe ezber kalıplarla değil basiretli, cesaretli, büyük millet ve devlet olmanın sağladığı özgüvenli yaklaşım ile kararlı adımlarla varılabilir. Türkiye, devleti ve milletiyle yaklaşık yarım asırlık başarılı mücadelesinin ardından terörden kurtulma iradesini ortaya koymuş, terörsüz Türkiye için çok net bir duruş sergilemiştir. Bu iradenin temelinde vatanı ve milleti için canlarını feda eden kahramanların aziz hatırası, kutlu emaneti vardır. Bu iradenin temelinde ’Vatan sağ olsun’ diyerek evlatlarını kara toprağın bağrına veren, acısını kalbine gömen anne ve babaların metaneti vardır. Allah’ın izniyle bundan geriye dönüş yoktur ve olmayacaktır. Muhabbet iklimini çok sağlam bir şekilde tesis edip kardeşlik bilincini güçlendirerek, husumet duvarlarını tek tek yıkıp fitnelerin kökünü kurutarak, terörün kanlı ve karanlık gölgesini sebepleriyle birlikte bu toprakların üstünden tamamen kaldırarak; aziz şehit ve gazilerimizin fedakarlıklarının boşa gitmediğini tüm dünyaya inşallah hep birlikte göstereceğiz. İnanıyoruz, Allah’ın izniyle başaracağız. Kararlıyız, inşallah hedefimize ulaşacağız" ifadelerini kullandı.